Haber Detayı
21 Ocak 2016 - Perşembe 09:58
 
Petrol çağının sonu -1... Abdullah Ayan yazdı
- Haberi
Petrol çağının sonu -1... Abdullah Ayan yazdı

1913’ te Ford’ un üretim bandıyla seri üretim düğmesine bastığı otomobil macerasıyla özdeşleşen dönem petrol çağı olarak geçti tarihe… Adı gibi tam yüz yıl süren, o yüz yıl içinde iki büyük, sayısız da küçük savaşa yol açan ve bugün küresel ısınmanın en önemli etkeni sayılan, önüne geçilmediği takdirde birkaç on yıl içinde dünyayı yok etmesi kaçınılmaz bir çağ bu… Kimi ülkeleri öne çıkarıp refah içinde yüzdüren, yokluğuyla hayatın durduğu petrol son 20 yılda izlediği akıl almaz fiyat dalgalanmaları sonunda bugün çok kritik bir yol ayrımında. 1970’lerde 1 dolarlardan 12 dolara fırladığı ve çok tüketen arabalarıyla ünlü ABD otomotiv endüstrisini yere seren dönemden çok farklı bir dönemdeyiz. 1998’ de 12 dolara düşen, Mayıs 2008’ de ise 138 doları gören ve on yıllık çılgın trendin ardından bu yazı kaleme alınırken 28 dolarlarda tutunmaya çalışan ama bu işlere aklı erenlere bakılırsa 20 dolarları görmesi de sürpriz sayılmayacak çılgın trendle ilgili bugün en çok merak edilen “sürecin ne yöne evrileceği?” sorusudur. Soruya cevap vermek için bugünleri geçmiş dalgalanmalardan, krizlerden ayıran, farklı kılan pek çok etken arasında dikkat çeken bir kaçının üzerinde durmak gerekiyor: Birincisi ve belki de petroldeki en büyük dalgalanmalara, çatışmalara, gizli açık savaşlara yol açan Ortadoğu etkisini ortadan kaldıran neden ABD’ nin üretim/tüketim dengesi… 2008’ lere kadar günde yaklaşık 19 milyon varil tüketen ve bunun ancak 6 milyon varilini üretebilen ABD, bugün aynı tüketime karşı 12 milyon varil petrol üretmekte. Arz fazlasını boru hatlarıyla zorunlu olarak ABD’ ye akıtmaktan başka çaresi olmayan Kanada’ yı da oyunun içine katarsak, neredeyse körfez petrolüne artık neredeyse ihtiyacı kalmamış bir dev bir ülke var karşımızda. Nereden nereye? Sorusunun cevabını Körfez ülkeleriyle ABD’ nin binlerce yıllık dünya tarihinde zerre kadar anlamı olmayan ama petrol çağındaki süreci anlatan 40 yıllık yol arkadaşlığıyla ilgili bir anekdot vermesi bakımından ilginç: 1973 Arap-İsrail savaşının ardından petrolü silah olarak kullanmayı düşünen petrol üreticisi Arap ülkeleri ve özellikle Suudi Arabistan İsrail’ in yanında yer alan batılılara petrol ambargosuyla karşılık verdiler. 1973 Ocak ayında 2,5 dolar/varil olan petrol fiyatı bir yılın sonunda 12 dolara çıktı. Yükselen sadece petrol fiyatı değildi, otomobile dayalı ABD tarzı yaşam da çok ciddi darbe yemiş, karneye bağlanacak kadar yokluğu çekilen akaryakıt nedeniyle panik dalgası tüm ülkeyi kaplamıştı. İşte o günlerde efsanevi dış işleri bakanı Kissinger Suudi Arabistan’ ın yolunu tuttu. İpleri koparmadan göz korkutmayı amaçlıyordu. Kral Faysal Kissinger’i sarayda değil çöl ortasındaki bedevi çadırında kabul etmiş ve ambargo sürdüğü takdirde petrol kuyularının bombalanma olasılığını dile getiren Kissinger’ e cevap vermişti: “Elbette kuyuları bombalayacak gücünüz var ama petrole bağımlı olan sizsiniz, biz gördüğün gibi çadırda yine çadırda yaşar, deve sütü ve hurmayla hayatımızı sürdürürüz, peki ya siz?” O sorunun zor cevabını bir yıl sonra verecekti ABD ve Kral Faysal yeğeninin eline tutuşturulan silahla öldürülecek, bir daha da hiçbir Suudi yönetici ne çadırı ağzına alacak, ne de dünyanın büyük efendisine kafa tutmayı aklından geçirecekti. Bugüne dönecek olursak, geçen zaman içinde ABD teknolojide her on yılda yüz yıla sığacak dev adımlar attı. Sadece yeni yöntemlerle kendi petrolünü çıkarma konusunda değil, petrol içen arabalardan koklayanları da geliştirdi. Bugün ise elektrikle çalışan hatta sürücülere bile ihtiyaç duymayacak yeni bir çağa geçmekte… Ya Suudi Arabistan? ABD petrol platformu olarak ta anılan ülke, halkının refahından çok iki elin parmaklarından az sayıda ailenin keyif çattığı, mezhep savaşlarını kışkırtıp iktidarını sürdürmekten başka yol bulamayan dünyanın en acımasız diktatörlüklerinden biri haline geldi. Petrol fiyatlarının henüz dibe vurmadığı 2015’ te bile 160 milyar dolarlık gelire karşı 260 milyar dolar gideri olan bir bütçe ve neredeyse tüm geliri petrole, gideri ise ABD’ den alınan silahlara dayalı bir hapishane… (aynı ülkenin 2013’te 345, 2014’te 305 milyar dolarlık petrol geliri olduğunu not etmekte yarar var) IMF’ in son uyarılarına göre Suudi Arabistan böyle giderse 5 yıl içinde iflas edecek ve petrol fiyatlarının 25-30 dolar civarında kalması halinde bugünkü 160 milyar dolarlık gelirin de hayal olduğu karanlık günler bekliyor ülkeyi. Ortalama akıl bile, geliri azalan ve bütçesi dev açık vermeye başlayan Suudi Arabistan’ın ayağını yorganına göre uzatıp tasarrufa yönelmesi gerekir diye düşünür değil mi? Hayır öyle yapmıyor kral ve avenesi… Yemen’ deki mezhep savaşına bodoslama dalarken, Suriye’ de at oynatıyor, İran’ la gerginliği savaş boyutuna taşımaktan kaçınmıyor. Daha petrol fiyatları böylesine düşmemişken 2015’te 650 milyar dolarlık döviz rezervinin 100 milyar dolarını tüketen yönetim bunca kötü gidişe rağmen silah alımını durdurmuyor. 280 milyar dolarlık bütçenin dörtte biri savunma harcamalarına ayrılmış durumda. Dışarıdaki agresif bunca hamleye karşı içeride geniş kesimleri bugüne kadar alışık olmadıkları sürprizler bekliyor. Ekonomik toparlanma planı adı altında bugüne kadar ücretsiz verilen eğitim ve sağlık hizmetleri sonlandırılırken, elektrik, su ve konutu neredeyse bedavaya getiren yardımlar kaldırılacak. Ve olası toplumsal tepkileri şimdiden sindirmek amacıyla her despot yönetimin yaptığını yapıyor Suud despotizmi: Masum gösterilere katılanların da içinde yer aldığı 50’ye yakın insanı astı yeni yılın ilk günlerinde. Sırada cellâdını bekleyen çok sayıda insanın olduğu da sır değil… Sadece Suudi Arabistan değil, iflasın eşiğine gelen… Başta Irak, İran ve diğer petrol ülkelerini anlatacağım ama bir sonraki yazıda… Abdullah Ayan
Kaynak: (İHA) - İhlas Haber Ajansı Editör:
Etiketler: Petrol, çağının, sonu, -1..., Abdullah, Ayan, yazdı,
Yorumlar
Haber Yazılımı