Haber Detayı
22 Şubat 2016 - Pazartesi 08:38
 
Savaşın faturasını kimler öder?... Abdullah Ayan yazdı
- Haberi
Savaşın faturasını kimler öder?... Abdullah Ayan yazdı

Bugüne kadar Neandentallerin topluca savaştığına dair elle tutulur bilgi, bulguya ulaşılmış değil. Evet, bazı iskeletlerde yaralanma izlerine rastlandı ama bunların savaşlardan ziyade kişisel kavgalar, cinayetler sonucu ortaya çıktığına dair bilim insanları yaygın kanaate sahip. Gerçek anlamda savaş Homo Sapiens atalarımızın yer kürede arz-ı endam etmesiyle başlıyor ve birkaç grubun bir araya gelip başka gruplara saldırmasıyla ortaya çıkan güç, çıkar, paylaşım kavgalarıyla savaşların da tohumları ekilmeye başlanıyor. Yazılı tarihe konu ilk büyük kapışma M.Ö. 1274’ te Hititlerle Mısırlıları karşı karşıya getiren Kadeş savaşı. 2 bin savaş arabası ve 20 bin piyadeye sahip Mısırlılar ile 3 bin 500 savaş arabasıyla 37 bin piyadeye sahip Hititler arasındaki savaşın nedeni Mısırlıların Ortadoğudaki büyük ticaret yollarına hâkim olma isteği. Bilinmesinde fayda var: 3300 yıl önceki o acımasız savaşın günümüzde kan gölüne dönen Halep ve civarında cereyan ediyor. Bölgeye hâkim olma umuduyla binlerce km kat edip Halep önlerine gelen Mısırlılarla, Hititlerin kanlı savaşından geriye ne mi kalmış? Bugün New York’taki Birleşmiş Milletler binası girişinde bir örneği yer alan, yazılı tarihin ilk barış anlaşması… Savaş için yola çıktıklarında birbirlerinin kanını içmeye yemin etmiş iki kralın onca yıkım ardından yaptıkları anlaşma metni şu ibareyle başlar: ˮMısır ülkesi kralı, büyük kral, kahraman Mısır ülkesi kralı, büyük kral, kahraman Re-masesa-mai Amanaʹnın (II. Ramses), Hatti ülkesinin büyük kralı Hattuşili ile dostluklarının, kardeşliklerinin ve büyük krallıklarının devamı için yaptıkları antlaşmadır.ˮ Ve günümüzdeki tüm ittifakların temel kabul ettikleri ilke: “Ramses’in memleketine bir düşman girerse ve Hatti’den bir yardım isterse, Hatti hükümdarı onun yardımına koşacak, fakat eğer kendisi bizzat gitmezse ordusunu ve savaş arabalarını gönderecektir. … Eğer bir düşman, Hatti kralına karşı yürürse (ve Hattuşil) Ramses’ten bir yardım isterse, o yardıma gelecek ve düşmanı öldürecektir. Fakat eğer Ramses şahsen gelmek istemezse, O askerlerini ve savaş arabalarını gönderecektir.” Dostluk anlaşma metniyle de sınırlı kalmaz. Amansız hastalığa yakalanan Hattuşili için eşi Puduhepaʹ nın yardım için aklına gelen ilk isim kendisini kız kardeşi olarak gördüğünü tabletlere kazıtan 2. Ramses olur. Ramses’ te yardım isteyen kraliçeyi eli boş çevirmez. En iyi hekimleri bir zamanlar kanını içmeye çalıştığı ve sonraları kardeşim dediği Hitit kralı için Anadolu’ ya gönderir. Hikâye oldukça uzun ama her savaşın eninde sonunda son bulması ve her savaş sonunda gerçekleşecek barışın düşmanların masaya oturup, el sıkışarak kalkmaları gerçeğiyle noktalayıp 3200 yıl sonrasına ve günümüzden 100 yıl geriye gidelim. Çatırdamaya başlayan imparatorlukların yer altı ve yerüstü toprak zenginliklerini paylaşma uğruna o güne kadar dünyanın tanık olmadığı büyüklükteki güç kavgası. 10 milyon asker ve 7 milyon sivilin ölümüyle sonuçlanan birinci dünya savaşının sonucunda ne mi olur? Avusturya-Macaristan, Osmanlı imparatorlukları, Rus çarlığı yıkılır. Fransa’ yı ele geçirme hayalleri kuran Almanya Paris’ te buluşalım derken, Berlin’ i kaybetmeme derdine düşer. Filmi daha hızlı saralım… Bir kez daha Fransa ile Almanya’ nın kozları paylaşmaya kalkmasıyla başlayan ve tüm dünyayı kasıp kavuran 60 milyon insanın hayatına mal olan 2. Dünya savaşı… İki savaşın da kazananları, kaybedenleri var elbet ama her zaman olduğu gibi eninde sonunda kurulan bir barış masası var orta yerde. Savaş ve barış demişken canlı izlediğim Irak-İran savaşı geliyor gözlerimin önüne… İki ülke başkentinde ve savaşın en sıcak günlerine tanıklık ettiğim, on yıl boyunca petrol zengini iki ülkeyi yerle bir eden o büyük kapışma… Tam on yıl sürdü Irak-İran savaşı. Bittiği gün taraflar ne için savaştıklarını bile unutmuşlardı. Sonuç iki taraftan ölüp giden her birinin tırnağı dünyanın tüm topraklarından daha değerli genç ve çocuk tam bir milyon can, bir milyon insan ve savaşa, silaha akıtılacağına, refaha harcansa iki ülkeyi gelişmiş ülkeler kategorisine sıçratacak tam 1 trilyon dolar… Sonuç mu? İki ülkenin yıkımı ve tüm petrol zenginliğini kan ve gözyaşına dönüştüren baskıcı rejimler, yalanlarla halklarını ölüme gönderen diktatörlükler… ABD teşvikiyle İran’ a saldıran Saddam savaş bitince yaraları sarmaya, ülkesini ayağa kaldırmaya mı çalıştı diye düşünüyorsanız, ham hayale kapılırsınız. Kana doymaz diktatör daha İran’ ın bilançosu çıkarılmadan, ölüp giden yüz binlerce masumun matemi tutulmadan Kuveyt’ e saldırdı. Başta ses çıkarmayarak adeta onaylamış gibi yapan ABD, işgalden bir hafta sonra Saddam’ ın tepesine çöktü. Eski dostlar düşmandı artık. 1990’dan günümüze uzanan ve henüz tamamlanmamış bir öykü bu. Baba Bush’ un başlatıp, oğul Bush’ un sürdürdüğü ve dünyanın en kadim medeniyetlerine yataklık yapmış toprakların kanla sulandığı çeyrek asıra ulaşan en gelişmiş silahların, her türlü acımasız yöntemin denendiği yağma dönemi… Neo Con çığlıkları eşliğinde başlayan ve ‘teröre karşı küresel savaş’ olarak adlandırılan son 13 yıllık dönemin faturası ne kadar derseniz? Washington’ daki Özgürlük ve Demokrasi Enstitüsüne göre tam 1.6 trilyon dolar harcandı bugüne kadar. Sonuç, sıfıra sıfır elde var sıfır. Bugün dünya 2003’e göre çok daha kötü durumda ama tüm bölgeyi kaplayan büyük yangının kazananları da var elbet. Borç hanesine yazdığı Irakʹa 1,5 tonluk paletler üzerinde yüklü yüz milyarlarca dolar para indirdi kargo uçaklarıyla... Afganistan’ a ölüm kusan bomba, mayın olarak göklerden yağdırılanlar dışında, Irak’a fatura edilen 1 trilyon doları aşkın paranın bir kısmı Barzaniʹ ye, geri kalanı merkezi kukla hükümetlerin başındaki hırsızlarla ortak Bushʹun yardımcısı Dick Cheneyʹ nin Halliburton ve benzeri kandan beslenen şirketlere aktarıldı. Cheney daha 11 Eylül 2001ʹde ikiz kuleler vurulmadan ve Irak ile ilgili herhangi bir işgal gündeme gelmeden önce Halliburton şirketi üzerinden Amerikan Devleti arasında Irakʹta verilecek hizmetler üzerine anlaşma imzalamıştı. 2001, 2002 ve 2003 yıllarında aynı Dick Cheney’ nin bu şirkette yönetici konumunda gözükmemesine rağmen; kendisinin, eşinin ve çocuklarının hesaplarına milyonlarca dolarlık para transferi yaptığı daha Irak savaşının 3ʹüncü ayında ortaya çıktı. Bu ABD’nin herkese eşit uygulandığını söylediği yasalarına göre de çok ağır bir suçtu ve Başkan yardımcısının yargılanması gerekiyordu. Demokratların yargılama amaçlı tüm girişimleri Supreme Court tarafından reddedildi. (Reddedildi çünkü bizdeki Yüce Divan benzeri yetkiye sahip Yüksek Mahkeme üyelerinin çoğu baba Bush ve oğul Bush döneminde atanmışlardı ve Cumhuriyetçi damardan besleniyorlardı) Irak mı dediniz? Taş üstünde taş kalmayan ülkeyi işgal eden ABD tüm savaş faturasını ülkenin geleceğini ipotek altına alma pahasına Irak petrollerinden pay alma yöntemiyle kesti. Bugün Barzaniʹ nin başında olduğu Kürdistan dahil tüm Irak artık para da etmez petrol gelirleriyle ülkeyi inşa etmeyi maaş bile ödeyemiyor ve artık maydanozu bile yetiştirmediği için komşu ülkelerden ithal eden ülke dibe vurmuş durumda. Ya Cheney? Dick Cheney Irak savaşından yıllar sonra ve Obamaʹ nın kazandığı 2008 seçimlerinin ardından zorunlu emekliliğe ayrıldı. 2009ʹ da emekliliği sırasında İsrail Lobisiʹnin ABDʹdeki en aktif kuruluşlarından olan Neo-Con düşünceleriyle ünlü Amerikan Girişimcilik Enstitüsüʹnde (AEI, American Enterprise Institute) yaptığı konuşmada Irak ve Afganistan savaşlarının İsrailʹin güvenliği için hayati olduğunu iddia edecek ve Guantanamo hapishanesinin gerekli olduğunu belirtecektir. Cheney bugün küresel pek çok şirkete, o şirketlerin başındaki iş adamlarına danışmanlık yapmakta ve çarkını eskisinden farksız sürdürmektedir… Abdullah Ayan
Kaynak: (İHA) - İhlas Haber Ajansı Editör:
Etiketler: Savaşın, faturasını, kimler, öder?..., Abdullah, Ayan, yazdı,
Yorumlar
Haber Yazılımı