'Sağlıklı Beslenme ve Sağlıklı Yaşam İçin Bakliyat'

Ana Sayfa » Gündem » 1 Eylül Dünya Barış Günü... Bedrettin Gündeş yazdı

1 Eylül Dünya Barış Günü... Bedrettin Gündeş yazdı

1 Eylül Dünya Barış Gününde, insanoğlu nasıl kıtlığa, ölümcül hastalıklara çare bulduysa, savaşlara da bir çare bulacaktır diye düşünüyorum. Gelişen bilim, yazılım teknolojisi, doğayı ve çevreyi koruma bilinci bu savaşları da yok edecektir.

 
 
1 Eylül Dünya Barış Günü... Bedrettin Gündeş yazdı

Ne iyi bir savaş vardır ne de kötü bir barış.

Barışta oğullar babalarını, savaşta babalar oğullarını gömerler.

En kötü barış, en haklı savaştan daha iyidir.

Her savaş eninde sonunda barışa evrilmiştir.

Barışı korumanın en iyi yolu, savaşa giden yolu tıkamaktır.

Barış, savaşın olmaması demek değildir. O, bir erdem, bir ruh hali, güven ve asalettir.

Barış sosyal düzendir, güvenliktir, hukuk ve kazanılmış haklara saygıdır.

Bütün dinler barış dinidir. Onu kullananlar

Yukarıda belirtildiği gibi Bilge insanlar Barışı; insanın yaşamla, doğayla ilişkilerindeki sonuçlarını özetlemişler.

Evet, barış; insani, ahlaki, vicdani değerlerin ön planda tutulmasıdır.

Geçmişten günümüze süregelen savaşların temelinde yatan gerçek ise; hırs, bencillik, ganimet paylaşımı, egemen olma, sömürme anlayış ve yaklaşımlarıdır.

İnsanoğlu çoğunlukla acımasızdır, kişiliğinin olumsuz genlerine yenik düşebilir. Yönetme konumuna geldiğinde içindeki kötü ruhları kullanma tercihini yapar.

Tarih aslında savaşlar ve sonuçlarının yarattığı tahribat ve galip liderler tarihidir. Güçlü olan devlet ya da liderler kendi dogmalarını, ideolojilerini, dinlerini, kültürlerini hakim kılmışlardır.

İhtiras, kin, şan, şöhret, ego, nefret dolu dünyalarında avunan liderler, insanların yok oluşlarının gerekçelerini hazırlamış ve çeşitli entrikalarla sürdürmüş ve tarihi istedikleri gibi yorumlayıp yazdırmışlardır.

Ganimet paylaşımında kabilelerin birbirlerine saldırması, imparatorlukların oluşumunda saray dışı yoksul insanların savaşlara sürülerek yok oluşları, ulus devlet oluşumunda milliyetçiliğin yarattığı savaşlar günümüze kadar süregelmiştir.

Yine güçlü devletler, yönetimler; Ekonomik yarış içinde yer altı zenginliklerin ele geçirilmesi için, bugün Ortadoğu’da ve başka bölgelerde halkların birbirine düşürülmesi, kırdırılması insanlığın ayıpları ve günahları olarak tarihte yerini almaktadır.

Bu ayıplar ortada dururken; medeniyet çağı, bilim çağı, dinler ve kültürlerarası diyalog çağı denilmesine rağmen, mezhep savaşları, ganimet savaşları, emperyal savaşlar hala sürmekte ve acımasızca doğanın ve insanın yok oluşuna seyirci kalınmaktadır.

Batı medeniyeti denilerek yakın tarihte az gelişmiş ülkelerin halkları kırıma uğratılarak, (İran – Irak savaşında olduğu gibi) birbirine vurdurularak ülkelerinde zenginlik yaratmışlardır. Her iki tarafa da “Akıl “ ve silah satarak aldıkları payları kendi ülke insanlarına vererek, demokrasi havarisi kesilmişlerdir.

Kendi ülke insanlarının mutluluğunu, başka halkların mutsuzluğu üzerinde şekillendiren bir medeniyet!

Ruanda da 2 ay içinde iki kabile arasındaki sokak çatışmalarında 700 bin insanın hunharca can vermesi, Suriye’de 400 bin insanın iç savaş kurbanı olması, çaresiz göç zedeler, bitmeyen Filistin zulmü, Ezidilerin uğradıkları katliam hala belleklerde duruyor.

Arakan; Acının, zulmün yeni adı. Myanmar Hindistan'la Çin arasında kalan bir ülke. Arakan ise, Myanmar’ın Hint okyanusuna bakan Batı kıyısında bir bölge. 51 milyon nüfuslu bir ülke Myanmar. Ülkenin yüzde 98'i Budist, geri kalan kısmı ise Müslümanlardan oluşuyor. Yani bu ülkede sadece 1 milyon Müslüman var...

Zaten sorun da burada...

Anlatılanlar; Budistler Müslümanları sevmiyor - istemiyor, onları tehdit olarak görüyor... Bugün Myanmar da Müslümanlara karşı girişilen katlim, kötü ruhların nasıl bir oyunbazlık içinde olduğunun en açık ifadesidir.

Birileri yine din, mezhep, ırkçılık saçmalığının esiri olarak bir oyun oynuyor. Küçük bir azınlığın kendi diliyle, diniyle, kutsalıyla yaşamasını istemiyor. Çünkü işin içinde bir oyun oynanıyor. Halklar ya din, ya mezhep ya da ırkçılık gericiliğinde aşılanarak birbirine kırdırılmaya çalışılıyor.

Göç, ölüm, işkence…

Tarihsel süreç içinde acılar, yok oluşlar, yıkımlar hep yaşandı ve hala devam ediyor. 100 binlerce ölüm, savaşı yönetenler için sadece bir rakamdır. Sadece rakamın çetelesini tutarlar.

Onlar için 1 milyon, 700 bin, 200 bin, 5 bin gibi yok olup giden canlar, sadece birer rakamdan ibarettir. Ölen insanların anası, babası, yetim kalan çocukları, dul kalan kadınları hiçbir anlam ifade etmez.

İşte savaş bu denli kör, ruhsuz, bencil, ihtiras ve kötülüğün kaynağıdır. Bu nedenle Barış çok önemlidir. Barışın erdemini ahlakını, vicdanını, ruhunu yaşamaktır asıl olan.

Ama nafile!

Bugün Ortadoğu’da halklar arası, mezhepler arası, kültürlerarası çatışmalarda akıl almaz katliamlar sümektedir. Güçlü devletlerin planları sayesinde ortaya çıkan vahşi yaratıklar sağa sola saldırarak dinin temiz yüzünü de kirletmeye çalışmaktadırlar.

IŞİD, el Kaide ve türevleri baş keserek, kutsallara saldırarak ve ganimet paylaşımının piyonları olarak insanlığın yüz karası olarak, tarihe not tutulmasına vesile oluyorlar.

Rojava’da, Musul’da, Kerkük’te insanların başları kesilerek acılar, göçler yaşatıldı. Laleş’te savaştan uzak, kendi kültürleriyle hep barışık yaşamaya alışmış Ezidileri bile, katliamdan geçiren bir süreci yaşadık.

Ülkeler arası ganimet paylaşımı, halklar arası gerginlikler, yoksullarla zenginler arası adaletsizlikler, ırkçılık, sömürü sistemi, kin, nefret barışın önündeki engeller olarak hep var olmuş ve devam etmektedir.

Evet; 1 Eylül Dünya Barış günü her yıl çeşitli etkinliklerle kutlanır. Mitingler yapılır, gösteriler düzenlenir, etkinlikler sergilenir, basın duyurularıyla kamuoyu aydınlatılmaya çalışılır.

Bu etkinlikler, Halkların kardeşliğini pekiştirmeye, barışık yaşamalarına, insanlık onurlarıyla toplumsal düşünmelerine yöneliktir. Bu kardeşliği, onuru, toplumsal düşünmeyi amaçlayan eylemselliklerdir. Bunu yaygınlaştırmak barışa az da olsa katkıdır.

Türkiye’nin, Ortadoğu’nun, genelde Dünyanın barışa ihtiyacı vardır. Bu ihtiyacı gidermekte, tüm insanlığın görevidir. Türkiye kendi içinde çok daha gerçekçi, uzatmaları oynamadan, Barış sürecini tamamlayarak Ortadoğu’ya ve Dünya ya bir Örnek sunabilir.

Çok olumlu gelişmeler oldu. Ancak karanlık güçlerin devreye girmesiyle süreç tıkandı. Bu konuda tarafların olağanüstü bir irade göstermeleri, bu anlamsız kardeş kavgasını sonlandıracak ahlak ve vicdanı ortaya çıkarabilecek süreci tekrar başlatmaları, Dünya halkları açısından da çok önemlidir.

40 Yılda 50 bin can yok oldu. Acılar yaşandı, sürgünler yaşandı, yoksulluk, haksızlık, hukuksuzluk yaşandı. Toroslar’ın ücra tepesindeki yoksul bir annenin vatan, millet diyen evladı da, kimliği, kişiliği yok edilmeye çalışılan bir Kürt genci de bu bedeli canlarıyla ödediler. Bu yitik canlar geride barışa evrilecek bir süreç bıraktılar. Hem de kendi bedenlerini öne sürerek.

Geriye dönüp bakıldığında 800 milyar dolarlık bir ekonomik kayıp ve yitip giden bu ülkenin evlatları. Ne için yaşandı bu acılar ve maddi kayıplar? Bir birini anlamada, tanımada, insan kimliğini ön plana çıkarmada yaşanan yetmezliklerden başka bir şey olamazdı tabi!

Türkiye’nin barışını istemeyen egemen güçler ve yönetenlerin egemen olma sevdası, ilkel gurur ve kişisel çıkarları sürecin barışa evrilmesine engel oldu.

Yeni bir süreçteyiz. Ortadoğu’daki mezhep ve pay kapma savaşı, KDP’nin Bağımsızlık referandumu ve ilişkilerdeki yeni gelişmeler, İmralı – Hükümet arasında yeniden yaratılacak bir diyalog şansı, Türkiye’nin önünü açabilir.

Ortadoğu’ya Rol model olabilecek bir demokratik yaşam biçimini yerleştirmek ve Ortadoğu halklarının önünü açabilecek bir süreci başlatmak. Tarihsel süreç içinde Barış’a sunulabilecek en büyük kutsal görev bu olsa gerek.

Evet, Türkiye kendi bünyesinde ve uluslar arası alanda barış için hayli yol kat ettiği halde, son yıllarda bunu iyi değerlendiremedi. Komşularla problem, içte problem, dünyayla problem yaşar duruma geldi.

Türkiye arzu edilen barışı tekrar yakalaması durumunda; Ortadoğu Halkları içinde bir kurtuluş olabilir. 1 Eylül 2017 Dünya Barış gününde en büyük beklenti ve arzumuzdur bu.

Halklar arası dayanışma, barış, kalkınma, ekoloji ve çevre konusunda daha yaşanabilir bir dünya yaratma…

Bugünlerde Barışı, adaleti, huzuru arayan bir toplum durumuna geldik. Bu açmazlardan çıkmamız, kurtulmamız su kadar, hava kadar önemlidir.

Savaşların, kavgaların sonu hep barışa evrildiğine göre, bu süreci daha da uzatmanın bir anlamı da yok, faydası da.

İnsanoğlu tarih sürecinde üç korkutucu, acı verici yok oluşu getirici büyük belayla karşılaştı.

Bunlardan ilki; binlerce yıl süren kıtlık içinde yok olup giden insanlar. İkincisi; bu kıtlığın yarattığı tifo, veba, kolera, çiçek gibi hastalıkların yüz milyonlarca insan canının helak olmasına neden olması.

İnsanoğlu beyin mucizesiyle zekasını geliştirerek, aklını kullanarak bilimi olgunlaştırdı. Bu bilim sayesinde üretimi arttırarak kıtlığı önledi. Bugün açlıktan ölenlerin sayısı obezlikten ölenlerin sayısından daha az. Yine insanoğlu bu bilimi geliştirerek insanlığın içine girip kıran yaratan ölümcül hastalıklara dur diyebildi. Bugün çiçek aşısı bile artık kullanılmıyor.

Ve en son bela ise, dünyanın her tarafında süren soğuk ve sıcak savaşlar. Güçlü devletler mezhep uğruna, toprak uğruna, ganimet uğruna, enerji yatakları uğruna, devletleri kendi güdümüne bağlama uğruna amansız savaşlar çıkarmaya devam ediyor.

İşte bu nedenle 1 Eylül Dünya Barış Gününde, insanoğlu nasıl kıtlığa, ölümcül hastalıklara çare bulduysa, savaşlara da bir çare bulacaktır diye düşünüyorum.

Gelişen bilim, yazılım teknolojisi, doğayı ve çevreyi koruma bilinci bu savaşları da yok edecektir.

Yazılım teknolojisinin daha ileri boyutlara gitmesi durumunda, verilerin toplandığı data ları eline geçirenlerin dünyadaki tüm savaş teknolojilerini devre dışı bırakma gücüne de erişeceği ileri sürülmektedir.

Ve yaşasın Barış, yaşasın barış ve insanlık için elini taşın altına koyanlara, yaşasın 1 Eylül Gününün Dünya Barış Günü olarak kutlanmasına vesile olanlara.

Evet; “Niçin hep birlikte barış ve uyum içinde yaşamayalım?

“Hepimiz aynı yıldızlara bakıyoruz, aynı gezegenin üzerindeki yol arkadaşlarıyız ve aynı gökyüzünün altında yaşıyoruz. “

 

BEDRETTİN GÜNDEŞ 01. 09. 2017

 

 
 
1 Eylül 2017 Cuma 19:06
 
 
(0 Yorum Yapıldı)Yorumlar
<p>Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.</p>
 
Bu Kategorideki Diğer Haberler
 
Yurt içinde ikamet eden 24 milyon 804 bin kişi seyahate çıktıTrafiğe kayıtlı araç sayısı Aralık ayı sonu itibarıyla 22 218 945 oldu
Ocak ayı enflasyon rakamları belli olduKDV sistemi değişiyorToroslarda yüzme kursları başladıToroslar’da, Yapılandırma Başvuruları BaşladıGüneş Doğarken İşçilerle Sabah MesaisindeTarih, doğa, deniz, güneş, müzik ve dans kansere karşı birleştiİçel Soroptimist Kulübü, 'Obezite ile Savaş' semineri düzenledi.Bisiklet durursa hayat dururTarsus Sev’in Robotik Takımı’na İki Ödül BirdenMobbing ve Hukuksal Boyutu Ele Alındı
 
 
Yazarlar
Yazarlar RSS Beslemesi
 
 
 
Gazete Manşetleri
 
 
Namaz Vakitleri
 
  • İmsak05:46
  • Güneş07:21
  • Öğlen13:06
  • İkindi16:09
  • Akşam18:32
  • Yatsı19:56
 
Anket
.
 
İddaa
 
Lig Puan Durumu
 
Takımlar
O
G
B
M
P
1
Galatasaray
21
14
2
5
44
2
Başakşehir
21
13
4
4
43
3
Beşiktaş
22
11
8
3
41
4
Fenerbahçe
21
11
8
2
41
5
Kayserispor
22
9
8
5
35
6
Sivasspor
22
10
4
8
34
7
Trabzonspor
21
8
9
4
33
8
Göztepe
21
9
6
6
33
9
Malatyaspor
21
7
6
8
27
10
Bursaspor
21
7
5
9
26
11
Kasımpaşa
21
7
5
9
26
12
Akhisarspor
21
6
6
9
24
13
Antalyaspor
22
6
6
10
24
14
Gençlerbirliği
21
5
7
9
22
15
Alanyaspor
21
6
3
12
21
16
Konyaspor
22
5
6
11
21
17
Osmanlıspor
22
5
4
13
19
18
Karabükspor
21
3
3
15
12
 
Şampiyonlar Ligi
 
UEFA Avrupa Ligi
 
Alt Lig
 
 
Tarihte Bugün
1864 - CSS H.L. Hunley denizaltısı, bir savaş gemisi batıran ilk denizaltı oldu.
1867 - Süveyş Kanalı'ndan ilk gemi geçti.
1895 - Müziğini Çaykovski'nin bestelediği Kuğu Gölü Balesi ilk gösterisini Saint Petersburg'da (Rusya) yaptı.
1915 - Barbaros Hayreddin ve Turgut Reis muharebe gemileri, savunmaya katılmak üzere Nara'ya geldi.
1916 - Doğu cephesinde Ruslar, Muş'u işgal etti.
1917 - Hicaz Seferi Kuvvetler Komutanlığı'na atanan Mustafa Kemal, bu görevi kabul etmedi.
1920 - Osmanlı Mebuslar Meclisi, kabul ettiği Misak-ı Milli'nin basında yayınlanmasını ve bütün yabancı parlementolara bildirilmesini kararlaştırdı.
1921 - Ankara dışındaki İstiklal Mahkemeleri kaldırıldı.
1923 - İzmir'de, Cumhuriyetin 1. iktisat kongresi olan İzmir İktisat Kongresi düzenlendi.
1923 - Mustafa Kemal ikinci defa Büyük Millet Meclisi Başkanlığı'na seçildi. Meclis'e 7 işçi, 1 çiftçi kadın katıldı. Kapanış konuşmasını Rukiye Hanım yaptı.
1924 - Johnny Weissmuller, 100 yarda (91.4 m) serbest stil yüzmede 52-2/5 saniye ile dünya rekoru kırdı.
1925 - Aşar Vergisi kaldırıldı. Basın, aşarın kaldırılmasını büyük bir devrim olarak sundu.
1926 - Ankara'da Devlet Resim Sergisi açıldı, Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal sergiyi ziyaret etti.
1926 - Medeni Kanun kabul edildi.
1930 - Türk Gazeteciler Birliği kuruldu.
1933 - Newsweek dergisi yayımlanmaya başlandı.
1934 - Avusturya'da sosyal demokratlar gösteri düzenlediler. Güvenlik güçleri göstericilere müdahale etti; birçok gösterici öldürüldü. Hükümet sıkıyönetim ilan etti.
1935 - İstanbul'da kartopu oynanması yasaklandı.
1936 - Kızılmaske Lee Falk tarafından yaratıldı ve ABD'de yayınlanmaya başladı.
1939 - Hatay Meclisi, Türkiye Cumhuriyeti kanunlarını, Hatay kanunları olarak kabul etti.
1949 - Türkiye, Avrupa Kalkınması İcra Konseyi'ne katıldı.
1956 - Çoruh ilinin adı Artvin olarak değiştirildi.
1957 - Missouri'de (ABD) bir yaşlılar evinde çıkan yangında 72 kişi öldü.
1957 - Ordular arası futbol karşılaşmalarında Türk takımı rekor kırdı; Amerikan ordu takımını 19-0 yendi.
1959 - Başbakan Adnan Menderes ve beraberindekileri Londra'ya götüren THY'nin SEV uçağı Gatwick havaalanı yakınlarında düştü; Menderes kurtuldu, aralarında Anadolu Ajansı Genel Müdürü Şerif Arzık'ın da bulunduğu 14 kişi öldü.
1961 - Türk ve Alman İş ve İşçi Bulma Kurumları arasında yapılan anlaşmaya göre; her yıl Almanya'ya çeşitli iş kollarında çalıştırılmak üzere 2-3 bir Türk işçisi gönderilmesi kararlaştırıldı.
1961 - Eski Sağlık Bakanı, İstanbul Valisi ve Belediye Başkanı Lütfi Kırdar, Yassıada'da ifade verirken kalp krizi geçirdi ve öldü.
1962 - Hamburg'ta çıkan fırtınada 300'den fazla kişi öldü.
1967 - Milli Eğitim Bakanlığı, Türkiye Öğretmenler Sendikası (TÖS) Genel Başkanı Feyzullah Ertuğrul'u Elazığ'ın bir köyüne atadı.
1967 - Kimi milletvekilleri Meclis'e gelen mini etekli kadınlardan şikâyetçi olduklarını bildirdiler.
1967 - Radyo sanatçılarının yürüyüş ve boykot olaylarından sonra TRT, sanatçı ücretlerine yüzde 150-200 arasında zam yaptı.
1968 - Türkiye İşçi Partisi (TİP) milletvekili Çetin Altan TBMM'de Adalet Partililere "Çoğunluğunuz var, ama ağırlığınız yok" dedi. Bunun üzerine kavga çıktı.
1973 - Petrol Ofisi genel müdürlüğüne bir kadın atandı. Şeyda Okyatmaz Türkiye'de ilk kez bu düzeye yükseltilen kadın yönetici oldu.
1977 - Ankara'da 50. Yıl Lisesi öğrencilerine ateş açıldı, bir kız öğrenci kalp krizi geçirip öldü.
1979 - İstanbul'da stokçulara baskınlar düzenlendi. Yüklü miktarda kahve, ampul, filtreli sigara ve margarin ele geçirildi.
1983 - Dört Filistinli gerilla Ankara 1. Ağır Ceza Mahkemesi'nce yeniden ikişer kez ölüme mahkum edildi. Filistinli gerillalar Mısır'ın Ankara Büyükelçiliği'ni basarak iki güvenlik görevlisini öldürüp içeridekileri 45 saat rehin tutmuşlardı.
1984 - İşyerlerinden işçi çıkarmak, Sıkıyönetim Komutanlığı'nın iznine bağlandı.
1984 - Avusturya'da yapılan Avrupa güzellik yarışmasını Türkiye güzeli Neşe Erberk kazandı.
1986 - Barış Derneği davasından tutuklu 6 kişi tahliye edildi. Tahliye edilenler arasında Reha İsvan ve Gencay Şaylan'ın da yer alıyordu. Ali Sirmen, Erdal Atabek, Ali Taygun, Ergun Elgin, Hüseyin Baş, Orhan Taylan'ın tahliye talebi ise reddedildi.
1986 - İstanbul'da ünlü Bebek Belediye Gazinosu, yeşil saha açılması için yıktırıldı.
1987 - 12 Eylül askeri darbesinden sonra toplatılan 39 ton ağırlığındaki kitap, dergi, günlük ve haftalık gazete SEKA'da imha edildi.
1993 - Dev-Sol ve TİKKO (Türkiye İşçi Köylü Kurtuluş Ordusu) üyesi 18 siyasi tutuklu, kazdıkları 35 metre uzunluğundaki tünelden yararlanarak Nevşehir E Tipi Kapalı Cezaevi'nden firar etti.
1993 - Somali'de görev yapan BM Barış Gücü UNISOM'un komutanlığına Korgeneral Çevik Bir atandı.
1994 - Demokrasi Partisi (DEP) Suruç İlçe Yönetim Kurulu Üyesi Ömer Akpolat kimliği belirsiz kişilerce öldürüldü.
1994 - Özgür Gündem gazetesi bölücü yayın yaptığı gerekçesiyle 1 ay süreyle kapatıldı.
1994 - TBMM Anayasa ve Adalet Komisyonu Refah Partili Hasan Mezarcı'nın dokunulmazlığının kaldırılmasını kararlaştırdı.
1996 - Cavit Çağlar'a ait Nergis, Yeşim ve Aksoylar Tekstil fabrikalarında çalışan 4 bin 600 işçiyi kapsayan toplu sözleşme imzalandı.
1996 - Cumhuriyet Halk Partisi İzmir Milletvekili Sabri Ergül, Manisa Emniyet Müdürlüğü'nün kapısına, "Bu işyerinde işkence vardır" yazılı bir tabela astı.
1996 - Dünya satranç şampiyonu Garry Kasparov, Deep Blue adlı bilgisayarı yendi.
1999 - Fransa'nın başkent Paris'in 50 km yakınındaki tarihi kraliyet köşkü Rambouillet'de Belgrad hükümeti ile Kosovalı Arnavutlar arasında barış görüşmeleri yapıldı.
2000 - Microsoft, Windows 2000 işletim sistemini piyasaya sürdü.
2001 - Fischer ve Deppler, G-20 toplantıları çerçevesinde Türkiye'ye geldi".
2008 - Kosova, Sırbistan'dan ayrılarak tek taraflı bağımsızlık ilan etti.
 
Arşiv
 
Bumerang - Yazarkafe
 
Süper Loto
15.02.2018 Tarihli Çekiliş Sonucu060719405354
 
On Numara
12.02.2018 Tarihli Çekiliş Sonucu02040912131524252636383940424356575868707479
 
Sayısal Loto
10.02.2018 Tarihli Çekiliş Sonucu020817333741
 
Şans Topu
14.02.2018 Tarihli Çekiliş Sonucu011125283006
 
 
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji