Mersin'in Yeni Valisi Ali İhsan Su Oldu

Ana Sayfa » Güncel » 1961 Anayasa referandumu ve Mersin... Abdullah Ayan yazdı

1961 Anayasa referandumu ve Mersin... Abdullah Ayan yazdı

Türkiye özeti sayılacak Mersin basınının havası ve anayasa referandumuyla ilgili beklentileri böylesine kesin bir evet' in sandıktan çıkacağı yönündeydi. Evet ezici oranda çıkacaktı çıkmasına da, merak edilen katılım oranının ne olacağıydı? Tabii o dönem Türkiye' si henüz anketlerle tanışmamış.O nedenle beklentiler herkesin kendi mahallesindeki izlenimleriyle sınırlı...Ve gazetelerde yer alan görüşlerden anlıyoruz ki, yazar, çizerler seçmenin nabzından çok, sandıktan çıkacak olana değil, çıkmasını murat ettikleri sonuca bağlanmış durumdalardı...

 
 
1961 Anayasa referandumu ve Mersin... Abdullah Ayan yazdı

Halk oylamasına sunulan ilk anayasanın referandum sürecinde yaşananları ve "düşük, kuyruk" tartışmalarını önceki yazıda Türkiye genelindeki boyutuyla anlatmaya çalışmış, bir kaç çarpıcı makaleden örnekler vermiştim.

Tartışmaların ve referandum sürecindeki siyasi iklimin Mersin'e yansıması kaçınılmazdı.

Öncesindekileri bırakıp halkın sandığa gitmesine bir hafta kala yaşananları, yazılıp çizilenleri, tarihe not düşme adına özetlemeye çalışayım...

4 Temmuz 1961 günü Yeni Mersin gazetesinin "Haftalık Hoşbeş" köşesinde 'anayasaya, Mıstr referanduma, dürüte, gökçeyazına, pijamaya, şeftaliye dair' başlıklı yazı yayınlanır..

O günlerde yeni anayasa hakkındaki tartışmaları yansıtması bakımından yazının ilginç bulduğum bölümlerini olduğu gibi aşağıya alıyorum:

"(...) Türk devriminin ilk ve en verimli meyvesi olan anayasayı saygı ile selamlarım; milletimize hayırlı olsun!

Amma gel gör ki, herkes (ve dahî ) dostunuz gibi düşünmüyor. Anayasayı hor görenler de varmış. Bugün Türkiye'de vicdanî fikir ve kanaat hürriyeti vardır ve muhteremdir. Bunun tersini kimse iddia edemez. Bu hafta sonunda halk oyuna sunulacak anayasayı bir bütün halinde veya bazı hükümleri yönünden kendi kanaatine aykırı görenler olabilir. Bunlara bir şey diyemeyiz. Fakat sırf halk oyunu bulandırmak, devrim hükümetinin icraatını baltalamak, daha doğrusu bulanık suda balık avlamak isteyenler de vardır ki, bunlara karşı uyanık olmak, sözlerine aldanmamak lazım. Bilhassa kültürsüz vatandaşlar arasında ve köylerde bu çeşit propagandalara yeltenenler varmış.

Mesela bir (Mıstr referandum varmış ta eğer anayasaya (evet) dersek memleketi bu zatı nâşerif (eskiden şerefsiz anlamında kullanılan sözcük a.a.) idare edecekmiş. Bu zatı nâşerif de Moskof milletindenmiş...

Türk halkının bu martavallara inanacağını akıl kabul etmez. Amma yine de halkı ayartmak hepimizin en şerefli vazifemizdir.

Bu martavallara biri daha eklenmiş: Güya millet Anayasaya (evet) derse Yassıadada muhakeme edilenler asılacak, (hayır) derse asılmayacakmış. Şurasını iyice belirtelim ki, anayasanın Yassıadada muhakeme edilenlerle kıl kadar ilgisi yoktur. Biz anayasaya (evet) dersek te (hayır) desek te yüce divanlar kanunlar gereğince hükmünü verecek, adalet yürüyecektir.

Bütün bu saçma martavallara kulaklarımızı tıkayarak anayasaya (evet) dememiz lazım; evet diyeceğiz. Çünkü normale gidişimizin en esaslı teminatı budur. Ancak ondan sonradır ki, seçimler olacak ve ikinci Cumhuriyet kurulacaktır. Kaldı ki, uzun emeklerle meydana getirilen anayasamız dünya anayasalarının en güzel ve en iyisi, en uygunudur"

İşin ilginci; 61' de tanınan özgürlükleri kısıtlayan ve tüm özgürlükleri baskı altına alan 82 anayasa oylamasında da kullanılan "normale gidiş, dönüş için bu anayasayı kabul edin" söyleminin yıllar önce de argüman olarak kullanılması...

Ve tabii yukarıdaki makale ışığında o günlere damgasını vuran tartışmanın yanıtını aradığı soru daha bir önem kazanmakta...

Gerçekten halk hazırlanan anayasaya 9 Temmuz 1961 günü 'hayır' dese, 19 Eylül' de darbeciler Menderes, Polatkan ve Zorlu' yu asabilir miydi?

Makalede istendiği kadar "yüce divan, kanunlar çerçevesinde hüküm verecek" densin, o yüce divan heyetinin başında oturan Salim Başol' un tam o referandum dönemine denk gelen yargılama esnasında söylediği "sizi buraya tıktıran kuvvet, böyle istiyor" ifadesi gerçeği fazlasıyla anlatmakta.

1961 anayasasının içeriğini, DP iktidarının baskısına tepki olarak ortaya çıkışını tartışmıyorum.

Ama o günlerde öne sürülen, anayasa ile yargılamanın ne ilgisi var? sorusuna bugünün penceresinden baktığımızda benim yanıtım "çok ilgisi vardı ve gerçekten hayır çıksa o üç kişi asılmazdı, %38 oranında 'hayır' çıkmasa, idam kararı verilen 15 kişinin tamamı dar ağacına gönderilirdi" yönündedir.

Dönelim 9 Temmuz 1961 referandumundan önceki bir kaç gün boyunca yazılanlara...

5 Temmuz 1961 günü Yeni Mersin' in baş köşesinin konuğu Lütfi Oğuzcan' dır, "imtihana üç gün var" başlıklı makalede şöyle der;

"(...) Nihayet aklı selim galebe çalmış ve hepsinin de yurtseverliklerine inandığımız partilerimiz (evet) esası üzerinde birleşmişlerdir.

(...) Katılanların hepsi anayasaya müspet oy verecekler ve bu suretle yeni anayasamız yürürlüğe girmiş olacaktır. Fakat katılma oranı az olursa bu hal, içte ve dışta memleketimizin itibarı üzerinde müessir yorumlara yol açabilir. Kötü görüşlü düşünüşlüler (sandıklardan evet çıktı ama, çoğunluk sandığa gitmedi. Millet anayasayı beğenmiyor, istemiyor) şeklinde propagandalar yapabilirler. Halkımızı gelecek seçimlerden soğutmak için çeşitli propagandalara ve yer altı faaliyetlerine hız verebilirler. Katılma nispetinin azlığı, dış itibarımızı da zedeler. (...)"

Türkiye özeti sayılacak Mersin basınının havası ve anayasa referandumuyla ilgili beklentileri böylesine kesin bir evet' in sandıktan çıkacağı yönündeydi. Evet ezici oranda çıkacaktı çıkmasına da, merak edilen katılım oranının ne olacağıydı?

Tabii o dönem Türkiye' si henüz anketlerle tanışmamış.

O nedenle beklentiler herkesin kendi mahallesindeki izlenimleriyle sınırlı...

Ve gazetelerde yer alan görüşlerden anlıyoruz ki, yazar, çizerler seçmenin nabzından çok, sandıktan çıkacak olana değil, çıkmasını istedikleri sonuca bağlanmış durumdalar..

Peki Temmuz sıcağındaki o pazar günü yerelde Mersin, genelde Türkiye seçmeni sandığa nasıl bir irade yansıttı?

Sonuçların ardından Mersin basınında neler yazılıp çizildi?

Bir sonraki yazıda da onları anlatayım...

Abdullah Ayan

 

 
13 Nisan 2017 Perşembe 10:02
 
 
(0 Yorum Yapıldı)Yorumlar
<p>Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.</p>
 
Bu Kategorideki Diğer Haberler
 
Toroslarda yüzme kursları başladıToroslar’da, Yapılandırma Başvuruları BaşladıGüneş Doğarken İşçilerle Sabah MesaisindeTarih, doğa, deniz, güneş, müzik ve dans kansere karşı birleştiİçel Soroptimist Kulübü, 'Obezite ile Savaş' semineri düzenledi.Bisiklet durursa hayat dururTarsus Sev’in Robotik Takımı’na İki Ödül BirdenMobbing ve Hukuksal Boyutu Ele AlındıGüzel Konuşma ve Diksiyon
MTSO’ya teşekkür belgesiMenderes Gönüllü Evi, Mezitli'nin Filizleri ailesine katıldıMiniklerden Büyük Nağmeler
 
 
Yazarlar
Yazarlar RSS Beslemesi
 
 
 
Get our toolbar!
 
Gazete Manşetleri
 
 
Namaz Vakitleri
 
  • İmsak03:13
  • Güneş05:17
  • Öğlen12:55
  • İkindi16:46
  • Akşam20:12
  • Yatsı21:59
 
Anket
.
 
İddaa
 
Lig Puan Durumu
 
Takımlar
O
G
B
M
P
1
Beşiktaş
34
23
8
3
77
2
Başakşehir
34
21
10
3
73
3
Fenerbahçe
34
18
10
6
64
4
Galatasaray
34
20
4
10
64
5
Antalyaspor
34
17
7
10
58
6
Trabzonspor
34
14
9
11
51
7
Akhisar Bld.
34
14
6
14
48
8
Gençlerbirliği
34
12
10
12
46
9
Kasımpaşa
34
12
7
15
43
10
Konyaspor
34
11
10
13
43
11
K.D.Ç. Karabük
34
12
7
15
43
12
Alanyaspor
34
12
4
18
40
13
Osmanlıspor FK
34
9
11
14
38
14
Kayserispor
34
10
8
16
38
15
Bursaspor
34
11
5
18
38
16
Ç. Rizespor
34
10
6
18
36
17
Gaziantepspor
34
7
5
22
26
18
Adanaspor
34
6
7
21
25
 
Şampiyonlar Ligi
 
UEFA Avrupa Ligi
 
Alt Lig
 
 
Tarihte Bugün
1678 - Elena Cornaro Piscopia, Ph.D. (doktora) derecesi alan ilk kadın oldu.
1788 - Virjinya, Amerika Birleşik Devletleri anayasasını onaylayan 10. eyalet oldu.
1801 - Kahire'deki Fransız işgal orduları, Türk ordusuna teslim oldu.
1861 - Sultan Abdülmecit öldü, yerine Abdülaziz padişah oldu.
1876 - Little Bighorn muharebesinde kızılderililer ABD 7. Süvari Alayı'nı imha etti, komutanları yarbay George Armstrong Custer çatışmada öldü.
1903 - Marie Curie, Paris Üniversitesi'ne sunduğu tezde radyumun keşfini açıkladı.
1917 - Türkiye'de ilk Matbuat Cemiyeti kuruldu. Cemiyetin ilk başkanı Mahmut Sadık'tı.
1923 - Mustafa Kemal Paşa, İzmir'den milletvekili seçildi.
1925 - Yunanistan'da, General Thedoros Pangalos bir darbeyle iktidarı ele geçirdi.
1940 - Fransa, Nazilere teslim oldu.
1947 - 2. Dünya Savaşı sırasında Hollanda'da bir evin tavan arasında 2 yıl boyunca Nazilerden saklanan Yahudi kız Anne Frank'ın burada yazmış olduğu Anne Frank'ın Hatıra Defteri yayımlandı.
1948 - Berlin Ablukası'nı yarmak için Batı Berlin´e ABD uçaklarıyla bir hava köprüsü kuruldu.
1950 - Sovyetler Birliği'nce desteklenen Kuzey Kore orduları Güney Kore'ye saldırdı. Kore Savaşı başladı.
1963 - Anayasa Mahkemesi, ilk duruşmayla görevine başladı.
1967 - İlk küresel uydu televizyon programı olan ABD yapımı Our World (Bizim Dünyamız) yayına girdi.
1969 - Kırıkkale'de oynanan Kırıkkalespor Tarsus İdmanyurdu 3. Lig karşılaşmasında çıkan olaylarda, 4 kişi öldü, 100'den fazla kişi de yaralandı.
1971 - Gölcük tersanelerinde yapılan ilk Türk muhribi, törenle denize indirildi.
1975 - Mozambik bağımsızlığını ilan etti.
1982 - Yunanistan'da askere alınanların saçlarını kazıtmaları yasaklandı.
1985 - Eskişehir Uçak Fabrikası'nın temeli Cumhurbaşkanı Kenan Evren tarafından atıldı.
1991 - Hırvatistan ve Slovenya, Yugoslavya'dan bağımsızlıklarını ilan ettiler.
1993 - Tansu Çiller, Türkiye'nin ilk kadın başbakanı oldu.
1998 - Microsoft, Windows 98'i piyasaya sürüldü.
2007 - Yumurcak TV yayına başladı.
857 - Almanya , Berlin ,de Victoria ile Edward görüşmeye başladı ve Dünyanın yuvarlak olduğunu savunan ilk çift oldu.
 
 
Arşiv
 
Bumerang - Yazarkafe
 
Süper Loto
22.06.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu030520374448
 
On Numara
19.06.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu04050709101315243233344244484952606271737679
 
Sayısal Loto
24.06.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu071022233045
 
Şans Topu
21.06.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu030417193310
 
 
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji