Mersin Ticaret Borsası'nda Abdullah Özdemir yeniden başkanlığa seçildi

Ana Sayfa » Güncel » Abant toplantısından AB sürecine destek

Abant toplantısından AB sürecine destek

28. Abant Platformu’nun ikinci gününde Avrupa Birliği (AB) müzakere sürecinde gelinen noktalar tartışıldı. AB, süreci zorlaştıran tutumu ve katı vize uygulamaları sebebiyle eleştirilirken Türkiye’nin üyelik konusunda eskisi kadar kararlı olmadığı vurgulandı.

 
 
Abant toplantısından AB sürecine destek
Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı tarafından düzenlenen 28. Abant Platformu’nun ikinci gününde “AB Müzakere Süreci-Gelinen Noktalar” konusu masaya yatırıldı. Moderatörlüğünü Today’s Zaman Gazetesi yazarı Nicole Pope’un yaptığı oturumda, Türkiye’nin Avrupa Birliği üyeliği fikri, ülkenin ekonomik birlikten ziyade bir değerler topluluğuna katılımı olarak yorumlanarak büyük destek gördü. Katılımcılar, gerek Brüksel’in gerekse Ankara’nın bu süreci zorlaştıran tutumlarına işaret etti. AB, halen birçok müzakere başlığında görüşmelerin veto ediliyor olması ve katı vize uygulamaları sebebiyle, Türk liderler ise birliğe üyelik konusunda eskisi kadar kararlılık göstermedikleri için eleştirildi. Ayrıca Türk yetkililerin yaptıkları açıklamalar ile ülkede katılım muhalifi bir kamuoyunun güçlenmesine yol açtıkları da dile getirildi.

Pope, son 20 yılda Türkiye-AB ilişkileri ve buradaki iniş çıkışların konuşulduğu kaç toplantıya katıldığını artık hatırlamadığını söyleyerek başladığı açılış konuşmasında son yapılan anketler Türkiye’de halkın yalnızca 3’te 1’inin AB müzakere sürecinin devam ettirilmesi gerektiğini düşündüğünün anlaşıldığını vurguladı.

Fatih Üniversitesi Öğretim Üyesi İhsan Yılmaz ise AB’ye yaklaşımda temel yanlışın muhtemel ekonomik faydaları öncelemek olduğunu söyledi: “AB paradan ziyade değerler demektir. Parayı başka yerlerden de temin edebilirsiniz. Bunu halka anlatma noktasında görev de entelektüellere düşüyor.” Gazeteci-yazar Mustafa Akyol da Batı’nın eskiden dünyanın geri kalanında demokrasi ve refah ile özdeşleşen imrenilen bir pozisyonu olduğunu ancak bunun son dönemde Doğu’da Çin ve Rusya gibi ülkelerin yakaladığı kuvvetli ekonomik ivme ile sınandığını söyledi. Akyol, “Eğer yalnızca zenginlik istiyorsanız Batı artık tek örnek değil ancak eğer demokrasiyi de umursuyorsanız Batı hâlâ tek seçenek.” dedi.

Gaziantep Zirve Üniversitesi Öğretim Üyesi Gökhan Bacık, Türkiye’deki tek AB taraftarı liderin Cumhurbaşkanı Abdullah Gül olduğunu savunurken, Fatih Üniversitesi’nden Savaş Genç ise “AB’ye ilgisizliğin yalnızca hükümette değil muhalefette de olduğunu” söyledi. Bacık ayrıca AB üyelerinin “yarı ırkçı” vize politikaları yüzünden Türkiye’de ciddi bir yılgınlık oluştuğunu söyledi. Bir doktora öğrencisinin yaptığı araştırmadan söz eden Bacık, akademisyenlerin sırf vize alma zorluğu yüzünden artık İngiltere’deki konferanslara gitmediğini söyledi.

Abant Platformu kurucu üyelerinden ve Medeniyetler İttifakı Eşgüdüm Komitesi  Başkanı ve Başbakan Müşaviri Bekir Karlığa ise bir ilahiyatçı olarak AB’ye katılımı savunduğu için bir dönem “haçlılarla ittifak yapmak ve vatan hainliği” ile suçlandığını söyleyerek başladığı sözlerine bir AB eleştirisi ile devam etti: “2005’ten itibaren AB’de büyük bir dönüşüm yaşandı. Yanlış bir rota takip edilmeye başlandı. AB değerler sistemini bir yerde terk etti. Başbakan’ın (Şanghay İşbirliği Örgütü’ne katılım hakkındaki) sözlerinde AB’yi reddetmek yok, birliği bir karar almaya çekme arzusu var.”

AB İÇERİSİNDE YENİ ÜYELİK TANIMI

Avrupa Parlamentosu eski üyesi Joost Lagendijk, AB içerisinde artık tam üyelikle ilgilenmeyen ve başını İngiltere’nin çektiği bir çeşit imtiyazlı üyelik taraftarlarının gruplaştığını söyledi. Lagendijk, “Türkiye’nin bu ikinci grup için AB içerisinde yapılacak yeni bir üyelik statüsünü kazanması daha kolay olacaktır.” diye konuştu. Lagendijk daha önceki konuşmacıların da temas ettiği Türkiye’de demokratikleşme süreci ve AB perspektifi ilişkisine vurgu yaparak şu şekilde konuştu: “Demokratiklikten bahsediyorsak, Türkiye’nin AB üyeliği dışında bir alternatifi yok... Bu sırada AB’nin şekli değişebilir. Türkiye için İngiltere gibi bir yol olabilir. Belki para birliğine ve Schengen’e katılmayacak. Ben her şeye rağmen süreçten ümitliyim.”

Cihan Haber Ajansı Genel Yayın Yönetmeni Abdülhamit Bilici ise AB’nin Türkiye’ye karşı izlemiş olduğu tavrın ‘kabul edilebilir olma sınırlarını çoktan aştığını’ dile getirdi.  Bilici, “Türkiye gibi bir ülke bu kadar süründürülmemeli, kapıda bekletilmemeli. Tabii bütün bunlar haklı olmakla beraber AB’nin de Türkiye için önemi bence hâlâ var. Hem ekonomik anlamda var. Türkiye dış ticaretinin yarısını AB ile yapıyor. Birçok Avrupalı öğrenci Türkiye’ye geliyor. Türkiye’den giden birçok öğrenci var. Ve Türkiye’ye gelen yabancı direkt yatırımların önemli bir kısmı Avrupa’dan. Teknoloji yatırımlarının büyük kısmı Avrupa’dan geliyor.” değerlendirmesini yaptı.

Meclis bu temsil kabiliyetiyle anayasa fırsatını kaçırmamalı

28. Abant Platformu Toplantıları’nın ikinci gününde öğleden sonraki oturumda yeni anayasa çalışmaları ele alındı. Darbe ürünü 1982 Anayasası’nın yapılan pek çok değişikliğe rağmen halen ruhunu koruduğu fikrinde ittifak eden katılımcılar mevcut meclisin sahip olduğu geniş temsil kabiliyetinin yapılacak yeni bir anayasaya büyük bir meşruiyet kazandıracağına dikkat çekerek, bu fırsatın kaçırılmaması gerektiğini vurguladı. Oturumda söz alan yerli ve yabancı konuşmacılar, bu yolla yapılacak bir sivil anayasada ne gibi konulara temas edilmesi gerektiği hususunda da fikirlerini paylaştı. Katılımcılar anayasa yazım sürecinin partilerin ya da kişilerin değil halkın menfaatleri öncelenerek kararlılıkla sürdürülmesi gerektiğinin altını çizdi. Oturumda dile getirilen görüşler özetle şöyle:

Prof. Dr. Hasan Tahsin Fendoğlu: Türkiye’nin çoğu yeni bir anayasa yapılması konusunda hemfikir. 1982 Anayasası’nın üçte ikisi değişti. Ancak kalan maddelerin ne zaman kriz çıkaracağı belli değil. Şu anki meclis halkın yüzde 95’ini temsil ediyor. Bu çok yüksek bir rakam. 2011 Haziran seçimlerinde katılımı da yüzde 87’ydi. Bu da çok yüksek. Bu meclis yeni anayasa yapabilir. 30 Mart’a kadar bir süre var. Çünkü Mart 2014’te mahalli seçimler, bir sene sonra cumhurbaşkanlığı, bir sene sonra da genel seçimler var. 30 Mart’tan sonra bunun görüşülmesi pek mümkün değil. Mahalli seçimlerden sonra çok zor olacak.

Today’s Zaman yazarı Yavuz Baydar: 1982 Anayasası, adil hukuk, kişilerin özgürlüğü gibi konuları hiçe sayan bir anayasa. Diğer anayasalara kıyasla Türkçülüğe, milliyetçiliğe, Atatürkçülüğe çok vurgu yapan, uluslararası hukuku hiçe sayan bir anayasa. Türkiye’nin gelişen ekonomisi de yeni anayasayı gerekli kılıyor. Maastricht ve Kopenhag kriterlerine uygun bir anayasa olmalı. Başörtüsü ile yapılan değişiklikler kapatma davası ile sonuçlandı. Bu yeni değişikliklerin önüne geçti. Yapılan değişiklikler yeterli olmadı. Kimlik gibi konular sorunlar teşkil etti. Laiklik, Alevi, Kürt meselesi gibi konularda uzlaşılmalı. Üç parti arasında bir uzlaşma çıkmazsa AKP ve BDP arasında bir uzlaşma görülebilir. Bu daha olası bir senaryo. Başbakan Erdoğan bir uzlaşma çıkmazsa AKP temelli bir anayasa taslağını götürebilir.

Taraf Gazetesi yazarı Ümit Fırat: Yeni anayasa bir toplum sözleşmesi olacak. Yeni demokratik bir anayasa istiyoruz. Şu an Türkiye’de yürürlükte olan diktatörlük dönemi anayasası var. Yeni anayasa yazmak kolay ama mevcut anayasayı ortadan kaldırmak zor. Çünkü çok kati hükümler koymuş bu anayasa. Demokratik bir ülkede bile yüzde 70’i, 80’i uzlaşmaya çekmek zor.

Sabah Gazetesi yazarı Nazlı Ilıcak: AK Parti 2002 seçimlerinden itibaren hiçbir zaman başkanlık sistemini söylemediği gibi programında da böyle bir öneri yoktu. Bir kere demokratik ülkelerde böyle köklü değişiklikler uzlaşma ve müzakere ile olur. Parlamenter sistemin daha da güçlendirilmesi parti programında varken birdenbire başkanlık sistemine geçeceğiz denildi. Başkanlık sistemi Türkiye’ye uyabilir. Ama biz AKP’ye uyuyor diye değil Türkiye’ye uyuyor diye seçmeliyiz.

 
 
 
10 Şubat 2013 Pazar 12:41
 
 
(0 Yorum Yapıldı)Yorumlar
<p>Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.</p>
 
Bu Kategorideki Diğer Haberler
 
Yurt içinde ikamet eden 24 milyon 804 bin kişi seyahate çıktıTrafiğe kayıtlı araç sayısı Aralık ayı sonu itibarıyla 22 218 945 oldu
Ocak ayı enflasyon rakamları belli olduKDV sistemi değişiyorToroslarda yüzme kursları başladıToroslar’da, Yapılandırma Başvuruları BaşladıGüneş Doğarken İşçilerle Sabah MesaisindeTarih, doğa, deniz, güneş, müzik ve dans kansere karşı birleştiİçel Soroptimist Kulübü, 'Obezite ile Savaş' semineri düzenledi.Bisiklet durursa hayat dururTarsus Sev’in Robotik Takımı’na İki Ödül BirdenMobbing ve Hukuksal Boyutu Ele Alındı
 
 
Yazarlar
Yazarlar RSS Beslemesi
 
 
 
Gazete Manşetleri
 
 
Namaz Vakitleri
 
  • İmsak04:09
  • Güneş05:52
  • Öğlen12:50
  • İkindi16:34
  • Akşam19:30
  • Yatsı21:01
 
Anket
.
 
İddaa
 
Lig Puan Durumu
 
Takımlar
O
G
B
M
P
1
Galatasaray
30
20
3
7
63
2
Başakşehir
30
19
5
6
62
3
Beşiktaş
29
17
8
4
59
4
Fenerbahçe
29
16
9
4
57
5
Trabzonspor
30
12
10
8
46
6
Sivasspor
30
13
5
12
44
7
Kayserispor
30
12
8
10
44
8
Göztepe
29
12
7
10
43
9
Kasımpaşa
29
11
7
11
40
10
Malatyaspor
29
10
8
11
38
11
Bursaspor
30
10
6
14
36
12
Antalyaspor
29
9
8
12
35
13
Akhisar Bld.Spor
29
9
7
13
34
14
Alanyaspor
30
9
5
16
32
15
Osmanlıspor
30
8
8
14
32
16
Gençlerbirliği
30
7
9
14
30
17
Konyaspor
29
7
8
14
29
18
Karabükspor
30
3
3
24
12
 
Şampiyonlar Ligi
 
UEFA Avrupa Ligi
 
Alt Lig
 
 
Tarihte Bugün
1912 - SSCB Komünist Partisi'nin yayın organı Pravda gazetesinin ilk sayısı yayımlandı.
1920 - İtilaf Devletleri, Osmanlı hükümetini Paris'te toplanacak sulh konferansına davet etti.
1924 - Türkiye Cumhuriyeti Devlet Demiryolları Genel Müdürlüğü kuruldu. Anadolu demiryollarının devletleştirilmesine ilişkin yasa benimsendi.
1933 - Türkiye ile Osmanlı Düyunu Umumiye Hamilleri arasında imzalanan antlaşmayla Osmanlı borçlarının tasfiyesi sağlandı.
1940 - Siirt'in güneyindeki Beşiri yakınlarındaki Raman Dağı'nda 1042 metre derinlikte petrol bulundu.
1947 - Türkiye'ye yabancı sermaye girişine izin veren yasa kabul edildi.
1962 - Anayasa Mahkemesi ve Yüksek Hakimler Kurulu'nun kurulmasına karar verildi.
1970 - Dünya Günü ilk kez kutlandı.
1975 - Barbara Walters, American Broadcasting Corporation adlı yayın kuruluşu ile beş yıllığına 5 milyon dolarlık anlaşma imzalayarak en yüksek ücreti alan televizyon haber sunucusu oldu.
1983 - Batı Almanya dergisi Der Stern, Hitler'in Günlükleri ni gün ışığına çıkardığını ileri sürdü ve bazı bölümlerini yayımladı. Sonradan bu günlüklerin sahte olduğu ortaya çıktı.
1987 - Dil Derneği kuruldu.
1992 - Meksika'nın ikinci büyük şehri Guadalajara'da, kanalizasyon sistemine karışan benzinin patlaması sonucu 206 kişi öldü, 500 kişi yaralandı, 15.000 kişi evsiz kaldı.
2004 - Kuzey Kore'de iki tren çarpıştı: 150 kişi öldü.
 
Arşiv
 
Bumerang - Yazarkafe
 
Süper Loto
19.04.2018 Tarihli Çekiliş Sonucu011228303945
 
On Numara
16.04.2018 Tarihli Çekiliş Sonucu02131417192730333742455253555760657072757780
 
Sayısal Loto
21.04.2018 Tarihli Çekiliş Sonucu050618414349
 
Şans Topu
18.04.2018 Tarihli Çekiliş Sonucu080919202510
 
 
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji