Özdemir,'İhracat Yarışında Mersin 20 Yıldır Geriliyor'

Ana Sayfa » Gündem » Abdullah Ayan, "Olimpiyatlar özellikle de Akdeniz Oyunları ülkelerin değil, kentlerindir."

Abdullah Ayan, "Olimpiyatlar özellikle de Akdeniz Oyunları ülkelerin değil, kentlerindir."

MESİAD Başkanının Akdeniz oyunlarıyla ilgili açıklamaları, eleştirileri tersten okumak...

 
 
Abdullah Ayan,
Akdeniz oyunları ardından yaptığı açıklamalara bakıp, "MESİAD Başkanı; hangi kaygılarla kimsenin pek üstlenmek istemediği bir role neden soyunur?" diye de sormak mümkün ama mesele bu kadar basit değil...

Akkurt' un Akdeniz Oyunlarıyla ilgili sergilediği tutum, bu kentte bir an önce oluşturulması gereken lobinin zorunluluğu yanında güçlüklerini de göstermesi bakımından üzerinde durulması gereken ibretlik örnek aslında.

MESİAD başkanı oyunlarla ilgili sürece şaşı bakmakla kalmıyor, eleştirilerle neyin anlatılmak istendiğinden de habersiz gibi davranıyor. O nedenle kendi cephesi dışında kalan eleştirileri ya anlayamıyor, ya da tarafsız iyi niyetliyi oynamayı tercih ediyor.

Onun içindir ki, şaşkın biçimde "ne olmuş ki?" gibisinden alışkın olmadığı sahaya dalıp, belli bir taraftar tribününden alkışlarla izlediği oyunun tarafsız hakemliğine soyunuyor.

Şu sözler Akkurt' un:

"Akdeniz Oyunlarını başarıyla tamamlamışken bunu başarısızlık gibi gösterme çabaları kime ne kazandıracak? Öyle olmuş, böyle olmuşları bırakalım biz sadece Mersinin imajına odaklanalım."

"Öyle olmuş, böyle olmuş" diye küçümsediği, "ben mesele yapmadım, siz de kafanıza takmayın" diye hepimize ayar vermeye kalktığı tavrı ortaya koyuyor ki, Akkurt' un meseleye bakışıyla bizim bakışımız arasında derin uçurumlar var.

Bugüne kadar dillendirilen eleştirilere, kendince cevap yetiştirme gayretinin yankı bulacağı hatta alkışlanacağı yerler mutlaka vardır, ama o tezahürat Akkurt' a geçici şeyler bahşetse de, Oyunlarla ortaya çıkan yapısal sorunların çözümüne ne yararı olur, ne katkısı...

Akkurt' u okurken AK Parti il başkanının bile girmekten geri durduğu kimi yanlışları savunma çabasına bakıp "neden?" diye sormak gerekiyor ama cevabını bildiğim sorularla vakit geçirmektense, gelin neler söylendiğine, o söylenenlerdeki mantık dışı düşüncelere göz atalım:

Örneğin Mersin Büyükşehir Belediye Başkanının açılışta dışlanmasını, iki kelimeyle de olsa gelen konuklara ev sahibi kimliğiyle "hoş geldiniz" deme olanağının verilmemesi eleştirilerine karşı bakın ne diyor Akkurt:

"Böylesi bir organizasyonda Büyükşehir Belediye Başkanının ev sahibi gibi kritik görevi olduğu herkes tarafından kabul edilirken, başkan yok sayıldı davet edilmedi diye olumsuz görüşler bildiriliyor. Ev sahibinin, davet edilip edilmemesi söz konusu bile olamaz. Kaldı ki, Büyükşehir Belediye Başkanımız Organizasyonun tam içindeydi ve bunu defalarca sözlü, basınla ve bilbordlarla yayınladı."

Açıklamadaki mantık hatalarına mı yanarsın, cümle bozukluklarının yarattığı anlamsızlıklara mı, üzerine farz olmayan bir konuda yüklendiği gönüllü avukat duruşuna mı?

"sözlü, basınla, bilboardlarla yayınladı" sözüyle ne demek istediğini kendisi dışında anlayan çıktı mı, emin değilim.

Ama Akkurt' un cevap yetiştirme gayretine karşı bu kent adına söylenmesi gereken şeyler var:

Macit Özcan' ı beğenirsiniz, beğenmezsiniz, siyasi görüşleriniz, hizmet bazında beklentileriniz hayli farklı olabilir. O farklı dünyalar nedeniyle Akkurt' un sesi, soluğu duyulmazken o eleştirileri dile getiren insanlarız zaten.

Ama bu kez durum farklı...

Çünkü söz konusu olan; Özcan' ın kişisel pozisyonu değil, hepimizin havasını soluduğu Mersin'in Büyükşehir Belediye Başkanı daha doğrusu kurumsal olarak Başkanlık makamı...

Saygıda kusur edilen de Özcan' ın kendisi değil, kurumsal kimliği itibariyle hepimizin simgesi olan ve her ne kadar üstüne alınmadıysa da MESİAD Başkanı dâhil kendini Mersinli sayan herkes...

Şu gerçeğin bilinmesinde yarar var: Olimpiyatlar özellikle de Akdeniz Oyunları ülkelerin değil, kentlerindir. Ve Kentlerin de sembolik anlamda temsilcisi Belediye Başkanlarıdır...

Bu evrensel kuralı ben koymadım. Akkurt "birilerini yıkama, aklama" derdine düşeceğine oturup araştırsa veya son gün kendisinin de gözleri önünde tanık olduğu gibi, Akdeniz Oyunları kapanış seremonisinin en önemli bölümünde bir sonraki oyunlarla ilgili bayrak devir teslim teatisi yapıldı.

Öyle olduğu için de kapanıştan iki gün önce altından kalkılmaz skandala yol açmama adına Spor Bakanı Kılıç, Mersin Büyükşehir Belediye Başkanını ziyaret edip, gönlünü aldı ve ilk günde yapılan yanlışı son telafi etmeye çalıştı...

Gerçekten açılışta söz verilmesi şöyle dursun, adının tek kelimeyle anılmamasını dert etmeyen ve ziyaret sonunda kapanış törenlerine katılan Özcan Mersin adına taşıdığı bayrağı 2017'deki Akdeniz Oyunlarına ev sahipliği yapacak İspanya'nın Tarragone Belediye Başkanına teslim etti. O devir teslimin yapılmasıyla da uluslararası bir skandalın önüne geçildi.

Akkurt' un, ne anlama geldiğinden ne kadar haberi olduğunu bilmiyorum ama açıklamasında yer verdiği, kendisininki dahil pek çok dile pelesenk olmuş "Marka Kent" olmanın yolu; öncelikle kente, kent adına da sembolik anlamda Mersin anahtarını taşıyan Belediye Başkanına kurumsal anlamda sahip çıkmaktan geçiyor.

Bunun için dünyaya bakmaya gerek yok. Etkinlikler Mersin yerine Gaziantep veya Kayseri' de düzenlenseydi o iki kentin Belediye Başkanları bu şekilde dışlanır mıydı?

Sorunun cevabını Akkurt kadar beş yaşındaki çocuk bile bilir de, diyorum ya, sorun başka...

Akkurt bununla da yetinmiyor...

Şu sözler de aynı açıklamadan:

"Oyunların başlamasına bir kaç hafta kala tesislerin yetişmeyeceğine, organizasyonun başarısız geçeceğine dair dedikodular yapılmasının motivasyonu bozacağı ve Mersin’e zarar vereceğinin bilinmesine rağmen neden bu şekilde davranıldığının iyi sorgulanması lazım."

Tamam, o zaman, stadyumun yetişmeme tehlikesini hem de bir kaç hafta öncesinde değil, ilk günden itibaren yazıp çizen biri olarak Akkurt' un bilmediği veya onu ilgilendirmediğini gördüğüm bir kaç küçük! detayla hatırlatmaya çalışayım:

-O ufak tefek bilgiler senin umurunda olmayabilir ama örneğin; hiç "stadyum kaç paraya mal oldu?" diye sormak aklına geldi mi? Mersin' den daha komplike 33 bin kişilik Kayseri Stadyumuyla 25 bin kişilik Mersin stadyumu arasında hiç fiyat mukayesesi yapma zahmetine giriştin mi?

Yoksa o ünlü toplumsal hastalığımızın emaresi olarak sıkça duyduğumuz: "kardeşim adamlar yapmış ya, gerisinden bana ne?" kafasıyla dolaşanlardan mısın?

-Süreç tam da korktuğumuz doğrularcasına gelişirken ve yapımcı havlu atıp giderken TOKİ ihalesiz, pazarlıksız çağırdığı yeni müteahhide yapım işini hangi koşullarda devretti? 61 trilyona verilen stadyumun 95 trilyona mal olduğundan haberin mi yok? Yoksa yukarıda tanımladığım "beni kazanılan tesis ilgilendiriyor, gerisi teferruat" diyenlerden misin?

Ve hepsinden önemlisine geldi sıra:

Onun tesislerin geleceğiyle ilgili söylediklerini biz Akdeniz Oyunlarının Mersin' de düzenleneceği ilk günden beri yazıp çiziyoruz...

Zaten temel mesele tam da bu, o geçmişteki Mersin' in unutulmuşluğunu sorgulayacağına, gelecek ufukların hayalini kuruyor.

Biz ise geçmişteki hatalardan gerekli dersleri çıkarıp, geleceği sağlıklı kurgulama derdindeyiz.

Onun eleştirilerimize kızarken, tümünü geleceğe ilişkin yol haritasına monte etmeye çalışmasını kendi ifadesiyle "sorgulayacak" değilim.

Ama isminde iş adamlarının yer aldığı MESİAD' ın; Mersin esnafı, işadamları Akdeniz Oyunlarında dışlanmasına bugüne kadar tepki vermeyen başkanına birinin hatırlatması gerekmiyor mu?

Başkanı olduğu kurum üyelerinin taşımacılıktan konaklamaya, reklamcılıktan güvenliğe, ağırlamaktan eşantiyona hiçbir işten pay almaması, bu kentte ayakta durmaya çalışan nice girişimcinin 300 trilyonluk organizasyon bütçesinden yararlanmamasını Akkurt içine sindiriyor mu?

Başka görevleri, şapkaları olabilir ama ben soruyu MESİAD Başkanı sıfatını taşıyan Akkurt' a soruyorum.

Umarım o sıfatın anlamını, giydiği şapkanın önemini kavrar da, bu tür açıklamalarda konumuna göre davranır. Böylece iş adamları ve esnafın dışlanmışlığına mazeret üreten tavrından vazgeçip, daha sağlıklı duruş sergiler.

Yok, eğer Oyunlarla ilgili açıklamasını AK Parti Yenişehir Meclis üyesi sıfatıyla yaptıysa iki şapka arasındaki farkı bundan sonra daha dikkatli gözetmeli...

Dilerim, 2009' daki Eyiceoğlu faciasının gizli kahramanlarından biri olarak yaşadığı hüsranı bu kez AK Parti Yenişehir Belediye Başkan adaylığıyla taçlandırır da, en azından öykünün sonu iyi biter.

 
11 Temmuz 2013 Perşembe 10:34
 
 
(0 Yorum Yapıldı)Yorumlar
<p>Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.</p>
 
Bu Kategorideki Diğer Haberler
 
Son 24 Saat
Haberler RSS Beslemesi
 
Facebook messenger'de sohbet odaları başlıyorBu bilgisayar saniyede 93 trilyon işlem yapıyorGalaxy S7 dört farklı versiyonla geliyorLamborghini mi, Ferrari mi?Facebook'un karı %52 artışla 5,84 milyar dolarDengede durarak felç olma riskinizi ölçünSamsung Galaxy S6 ve Galaxy S6 Edge'yi tanıttıDünyanın en çok turist alan şehirleriAvşar Kızı, Ilıcalı'ya Fark AttıTelefonlarda 'keşke yazmasaydım' mesajları geri alınabiliyor2014 en sıcak yıl olduMicrosoft’tan Windows 10.. İlk yıl ücretsiz
 
Yazarlar
Yazarlar RSS Beslemesi
 
Bumerang - Yazarkafe
 
 
Get our toolbar!
 
Gazete Manşetleri
 
 
Namaz Vakitleri
 
  • İmsak05:55
  • Güneş07:37
  • Öğlen12:45
  • İkindi15:18
  • Akşam17:33
  • Yatsı19:03
 
Anket
.
 
Lig Puan Durumu
 
Takımlar
O
G
B
M
P
1
Başakşehir
13
9
4
0
31
2
Beşiktaş
13
8
5
0
29
3
Galatasaray
13
8
2
3
26
4
Fenerbahçe
13
7
4
2
25
5
Bursaspor
13
7
3
3
24
6
Konyaspor
13
5
5
3
20
7
Osmanlıspor FK
13
4
7
2
19
8
Gençlerbirliği
13
4
6
3
18
9
Trabzonspor
14
5
3
6
18
10
K.D.Ç. Karabük
13
5
2
6
17
11
Akhisar Bld.
13
4
4
5
16
12
Antalyaspor
13
4
4
5
16
13
Alanyaspor
13
4
2
7
14
14
Kasımpaşa
13
3
3
7
12
15
Gaziantepspor
13
3
2
8
11
16
Ç. Rizespor
13
2
4
7
10
17
Kayserispor
13
2
3
8
9
18
Adanaspor
14
1
3
10
6
 
Şampiyonlar Ligi
 
UEFA Avrupa Ligi
 
Alt Lig
 
Tarihte Bugün
1774 - Kazak isyanı önderi Pugaçev idam edildi.
1817 - Mississippi, A.B.D. nin 20. eyaleti olarak birliğe katıldı.
1863 - Londra metrosu açıldı.
1898 - İspanyol-Amerikan savaşı sonrası Küba İspanya'dan bağımsızlığını kazandı.
1901 - İlk Nobel ödülleri verildi.
1902 - Mısır'da Nil nehri üzerinde inşa edilen Aswan Barajı hizmete girdi.
1906 - Theodore Roosevelt, Rus-Japon Savaşının sona ermesinde oynadığı arabuluculuk rolünden dolayı, Nobel Barış Ödülü'nü alan ilk Amerikalı oldu.
1923 - İrlandalı şair William Butler Yeats Nobel Edebiyat Ödülü'nü aldı.
1927 - Fransız filozof Henri Bergson Nobel Edebiyat Ödülü'nü aldı.
1929 - Alman yazar Thomas Mann Nobel Edebiyat Ödülü'nü aldı.
1941 - Malaya açıklarında Prince of Wales ve Repulse olmak üzere Kraliyet Donanmasına ait iki zırhlı Japon İmparatorluk Deniz Kuvvetleri'ne bağlı torpido bombardıman uçakları tarafından batırıldı.
1948 - Birleşmiş Milletler Meclisi, İnsan Hakları Bildirgesini kabul etti. Türkiye İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi'ne kabul oyu verdi.
1956 - Macaristan'da çatışmalar başladı, sıkıyönetim ilan edildi.
1964 - Martin Luther King Nobel barış Ödülü'nü aldı.
1970 - Rus yazar Aleksandr Soljenitsin Nobel Edebiyat Ödülü'nü aldı.
1971 - Aralarında Türkiye İşçi Partisi Genel Sekreteri Tarık Ziya Ekinci'nin de bulunduğu 26 sanıklı Devrimci Doğu Kültür Ocakları davasına Diyarbakır'da başlandı.
1975 - Rus bilim insanı Andrey Saharov Nobel Barış Ödülü'nü aldı.
1977 - Uluslararası Af Örgütü Nobel Barış Ödülü'nü aldı.
1977 - İstanbul Toptaşı Cezaevi'nden 9 siyasi tutuklu kaçtı.
1978 - Enver Sedat ve Menahem Begin Nobel Barış Ödülü'nü aldı.
1979 - Devlet Opera ve Balesi Genel Müdürü Gürer Aykal görevinden alınmıştı. 10 Aralık günü bu göreve İsmet Kurt'un atanması üzerine Devlet Opera ve Balesi çalışanları Carmina Burana'nın sahnelenmesine katılmama kararı aldı. Kurt iki gün sonra istifa etti.
1979 - Rahibe Teresa Nobel Barış Ödülü'nü aldı.
1982 - Günaydın gazetesi yayın hayatına başladı.
1983 - Arjantin'de askeri rejim sona erdi; Arjantin'in 8 yıldan sonra ilk sivil başkanı Raul Alfonsin oldu.
1983 - Polonyalı Dayanışma Sendikası lideri Lech Walesa Nobel Barış Ödülü'nü aldı.
1984 - Güney Afrika'lı Piskopos Desmond Tutu Nobel Barış Ödülü'nü aldı.
1987 - Sedat Simavi Basın Ödülü Uğur Mumcu'ya verildi.
1987 - İnsan Hakları Derneği "Genel Af ve Ölüm Cezalarının Kaldırılması" talepli 130 bin imzalı dilekçeyi Meclis Genel Sekreterliği'ne sundu.
1988 - Türkiye'de ilk karaciğer nakli ameliyatı yapıldı. Ameliyatı, Ankara Hacettepe Üniversitesi'nden Prof.Dr. Mehmet Haberal gerçekleştirdi.
1988 - Cumhurbaşkanı Kenan Evren'in veto ettiği öğrenci affı yasası Meclis'te tekrar kabul edildi. Yasa, üniversitelerde türbana izin veriyordu.
1988 - Mısırlı Necip Mahfuz Nobel Edebiyat Ödülü'nü aldı.
1989 - Aliağa'da çevre şenliği yapıldı.
1993 - Güvenlik kuvvetleri Özgür Gündem gazetesinin İstanbul Kadırga'daki merkezini bastı ve tüm çalışanları gözaltına aldı.
1994 - Yaser Arafat, Shimon Perez ve Yitzhak Rabin Nobel Barış Ödülü'nü aldılar.
1994 - TBMM TV ( Meclis Tv) kuruldu.
2002 - Stanford Üniversitesi insan embriyosu klonlayacağını açıkladı.
2002 - Eski Amerikan Başkanı Jimmy Carter, 1970 lerde Orta Doğu'da sürdürdüğü diplomatik arabuluculuklarından dolayı Nobel Barış Ödülü'nü aldı.
2002 - Kuzey Kore`den gelen Scud füzeleri taşıyan bir gemi Umman denizinde İspanyol donanması tarafından durduruldu.
2002 - Bangladeş gözaltına aldığı iki Avrupalı gazeteciyi serbest bıraktı.
2003 - İranlı Shirin Ebadi, Nobel Barış Ödülü'nü alan ilk müslüman kadın oldu.
2005 - 10 Aralık Hareketi ilk toplantısını İstanbul Dedeman Oteli'nde gerçekleştirdi.
 
Arşiv
 
Süper Loto
08.12.2016 Tarihli Çekiliş Sonucu040619233854
 
On Numara
05.12.2016 Tarihli Çekiliş Sonucu06071115171923242931323440435154596166737677
 
Sayısal Loto
03.12.2016 Tarihli Çekiliş Sonucu242636434446
 
Şans Topu
07.12.2016 Tarihli Çekiliş Sonucu061017243004
 
 
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji