CHP'nin Mersin adayları belli oldu

Ana Sayfa » Gündem » Adalet, hukuk, yargı... -2... Abdullah Ayan yazdı

Adalet, hukuk, yargı... -2... Abdullah Ayan yazdı

Siz yargıyla hukuku karıştırsanız da, hukukun evrensel uygulamaları sizin sandığınız gibi işlemiyor.

 
 
Adalet, hukuk, yargı... -2... Abdullah Ayan yazdı
Türkiye' de dışarı salınması imkânsız kimi sanığın tahliye edilirken bulunan gerekçelere de, suç vasfına bakıldığında tutuklanması çok zor nice insanın cezaevine koyulması için geliştirilen ve epey emek isteyen bahanelere hep şapka çıkarmışımdır.

Son örneği İstanbul'da iki bakan oğlunun tahliye edilirken "adreslerinin belli, kaçma şüphelerinin olmayışına dayandıran gerekçeye sırf bu nedenle şaşmam...

Ama kaderin garip tecellisine bakın ki, aynı gün Erdemli' de şikâyet üzerine bir bahçeden 250 kg limon çalan iki gencin tutuklanmasına neden gösterilen "kaçma şüphesi" açıkçası benim bile ufkumu zorlayan bir tabloyu getirip koydu önüme.

Bunca şeyi niye mi anlatıyorum: Adalet, hukuk, yargı derken vardığımız duraktaki çaresizliğimizle ilgili bir iki kelam etmek istiyordum, ama kafamdaki taslakla beynimin kıvrımlarından klavyeye dökülenler bazen uyumlu olmuyor.

Neylersin an geliyor, dili ısırıp sussan da vicdan kanıyor.

Hepimizin gözleri önünde cereyan etti:

İktidara her yanıyla açılmış kimi medyaya el altından sızdırılan bilgilere göre Erdoğan, hizmet hareketinin son operasyonlarından öylesine bizar olmuştu ki, Telefona sarılıp Obama' yı aramış, dert yandığı Obama da kendisine "mesaj alınmıştır" şıklığında cevap vermişti.

Sonradan Obama' ya yakın kaynaklar ikili arasında böylesi bir diyalogun hiç bir zaman geçmediğini söylese de, ne gam, tribünler gerekli mesajı almıştı.

Peki böyle bir görüşme olmuş mudur olmamış mıdır sorusundan önce daha önemli bir hususa cevap vermeye çalışalım.

Obama, Merkel, Cameron veya Hollande ile dilediği an görüşebilen Erdoğan bile olsa, bir lider başka demokrasiyle yönetilen başka bir ülke liderine böyle bir talepte bulunabilir mi?

Gelişmişleri bir yana koyalım ve başka bir örnek vereyim: Erdoğan bu ülkenin milyarlarca dolarını iç eden Uzan'ları açık adreslerine kadar yerleri belliyken Ürdün kralından veya Fransa Başkanından hediye ister gibi isteyebilir mi, isteyebildi mi?

Sorunun cevabı çok ciddi sorunları da barındırıyor içinde.

Önce bir ülkenin -hele bu ABD ise hukukun işlediği bir ülkeyse- başka bir ülkenin istemesi halinde birini hangi yasal prosedürler çerçevesinde iade edebileceğini hatırlamakta, hatırlatmakta yarar var.

Önce iadesini isteyeceğiniz kişi için güvenlik birimleri veya Savcılıkça bir suç dosyayı oluşturacak ve bu dosyaya dayanarak iddianame hazırlayacaksınız.

İddianame ve eklerini suçun niteliğine göre bir mahkemeye sevk edeceksiniz. Mahkeme delillere ve iddialara bakacak ve ciddiye alırsa iddianameyi kabul edip davayı başlatacak.

Ardından aynı Mahkeme sanıkları ifadeye çağıracak. Türkiye' de bulunanlar mahkeme heyetinin karşısına çıkıp ifade verecek. Çağrıldığı halde ifadeye gelmeyen hakkında yakalama kararı çıkarılacak. Sanık yakalanmazsa veya başka bir ülkede olduğu ortaya çıkarsa yakalanıp getirilmesi için kırmızı bülten hazırlanıp İnterpol Merkezine gönderilecek.

Kırmızı bülten de çetrefilli hukuki süreçler gerektiriyor ama işin orasına girecek değilim. Ergenekon davası sırasında Bedrettin Dalan ve AK Parti Milletvekili Turhan Çömez hakkında çıkarılan kırmızı bültenlerin ne kadar işe yaradığını sanırım hatırlatmama gerek yok.

Daha da sıcak ve Türkiye'deki yargının durumunu göstermesi bakımından en can sıkıcı örneği Pınar Selek davası...

Burada davayı da, akıl durduran süreci de anlatacak değilim. Ama sonuçta mahkemenin defalarca beraat verdiği Pınar, Yargıtay' ın ısrarıyla müebbet hapse mahkûm edildi. Kararın kesinleşmesiyle de yakalanıp iadesi için kırmızı bülten yayınlandı.

Peki, ne mi oldu?

Kırmızı bülteni Interpol öyle sizin göndermenizle hemen işleme koymuyor. Klasik ifadeyle Noter mercii değil. Dosyayı hukukçulardan oluşan bir komisyona inceletir. Selek davasında da öyle oldu ve sonuç gerçekten Türkiye' ye bir cevap niteliğindeydi. Interpol' ün tutuklamaya gerek görmediği kararın tarihi de öyle yıllar öncesine dayanmıyor. Çok taze ve 20 şubat 2014 günü açıklandı.

Hadi diyelim ki, Gülen dosyasında her şey kazasız, belasız tamamlandı, Türkiye' deki mahkeme yakalama kararı verdi bunu Interpol' de inceleme sonucu yerinde buldu ve yine diyelim ki Gülen hakkında dört başı mamur dosya eşliğinde, elinizde kırmızı bültenle Washington'un kapısına dayandınız!

Obama' nın "hoş geldiniz, biz çay içerken, çocuklar Pensilvanya' dan kapıp gelsin, paketleyip verelim" diyeceğini mi sanıyorsunuz?

Beyler kusura bakmayın ama ABD' de hukuk işliyor ve sizin kolay kolay anlamayacağınız çok ta meşakkatli yollardan geçiyor.

Ve o hukuku uygulayan yargıçlar, ne size ne de Obama' nın feriştahı olsa kimseye torpil yapmaz, bırakın torpili önlerine dosya geldiğinde gözleri Adalet Tanrıçası gibi kapalı olduğundan kimseyi tanımazlar da...

Kırmızı bültenli dosyanız pek çok aşamadan geçtikten sonra Hâkim önüne gelir. Hâkim de tüm iddialar, belgeler, deliller ışığında hâkimler inceler ve bir karara varır. O kararın temyiz aşamaları gibi yorucu ayrıntılara girecek değilim. Ama şu kadarını söyleyeyim bugüne kadar tüm provokasyon, operasyon, plan proje girişimine rağmen eline silah almamış, şiddete bulaşmamış birilerinden siz çete, örgüt yaratsanız da, Washington' da tek kaygısı hukuku ve o hukuku da adalet duygusu içinde gerçekleştirme olan yargıçlar sizin çok ciddiye aldığınız iddialarınıza gülüp geçerler...

Harfi harfine her canlı gibi yaşamanız mukadder bir o kadar da can sıkıcı olası süreci özetlemeye çalıştım...

Olacakları nereden mi biliyorum? Bugüne kadar benzer onlarca, yüzlerce hikâye okudum da oradan.

Bir başka ifadeyle söyleyeyim: Hukukun geçerli olduğu ülkelerde geçmişte olanlar geleceğe ışık tutar da ondan...

Eski bir siyasetçinin verdiği örnek aslında yeterince özetler her şeyi:

Sabahın köründe kapınız çalıyorsa demokratik ülkede sütçünün geldiğini bilir kapıyı ona göre açarsınız...

Diktatörlüklerde sabaha karşı kapınız çalmışsa gelen sivil polistir, alıp götüreceklerini bilirsiniz.

Ya çalan kapıyı sütçü geldi açtığınızda karşınızda polis görürseniz!

İşte o tip ülkelere de Türkiye ve benzeri diyarlar diyorlar...

Kimse bir anketdottan ne kapıp alınmasın ama özetle bu...

Kaldı ki birileri buluttan nem de kapmasın, hikâyenin yerli versiyonunun patenti bana ait değil... 6 kez gidip 7 kez geri gelmekle övünen Demirel çok daha güzel anlatır bunu.

Eminim şu yaşananlara baktıkça çok daha güzel anlatacaktır sütçü, bekçi hikâyesini...

 
 
17 Mart 2014 Pazartesi 08:41
 
 
(0 Yorum Yapıldı)Yorumlar
<p>Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.</p>
 
Bu Kategorideki Diğer Haberler
 
Yurt içinde ikamet eden 24 milyon 804 bin kişi seyahate çıktıTrafiğe kayıtlı araç sayısı Aralık ayı sonu itibarıyla 22 218 945 oldu
Ocak ayı enflasyon rakamları belli olduKDV sistemi değişiyorToroslarda yüzme kursları başladıToroslar’da, Yapılandırma Başvuruları BaşladıGüneş Doğarken İşçilerle Sabah MesaisindeTarih, doğa, deniz, güneş, müzik ve dans kansere karşı birleştiİçel Soroptimist Kulübü, 'Obezite ile Savaş' semineri düzenledi.Bisiklet durursa hayat dururTarsus Sev’in Robotik Takımı’na İki Ödül BirdenMobbing ve Hukuksal Boyutu Ele Alındı
 
 
Yazarlar
Yazarlar RSS Beslemesi
 
 
 
 
Gazete Manşetleri
 
Namaz Vakitleri
 
  • İmsak03:26
  • Güneş05:22
  • Öğlen12:49
  • İkindi16:39
  • Akşam19:55
  • Yatsı21:37
 
 
Anket
.
 
İddaa
 
Lig Puan Durumu
 
Takımlar
O
G
B
M
P
1
Galatasaray
34
24
3
7
75
2
Fenerbahçe
34
21
9
4
72
3
Başakşehir
34
22
6
6
72
4
Beşiktaş
34
21
8
5
71
5
Trabzonspor
34
15
10
9
55
6
Göztepe
34
13
10
11
49
7
Sivasspor
34
14
7
13
49
8
Kasımpaşa
34
13
7
14
46
9
Kayserispor
34
12
8
14
44
10
Malatyaspor
34
11
10
13
43
11
Akhisar Bld.Spor
34
11
9
14
42
12
Alanyaspor
34
11
7
16
40
13
Bursaspor
34
11
6
17
39
14
Antalyaspor
34
10
8
16
38
15
Konyaspor
34
9
9
16
36
16
Osmanlıspor
34
8
9
17
33
17
Gençlerbirliği
34
8
9
17
33
18
Karabükspor
34
3
3
28
12
 
Şampiyonlar Ligi
 
UEFA Avrupa Ligi
 
Alt Lig
 
 
Tarihte Bugün
1795 - Fransa'da kadınların toplantılara katılması yasaklandı.
1904 - FIFA'nın Paris'te kurulması.
1919 - İzmir'in İtilaf Devletleri tarafından işgalini protesto için Sultanahmet Mitingi yapıldı, mitinge 200 bin kişi katıldı.
1928 - Türk Vatandaşlığı Kanunu kabul edildi, tekke ve zaviyeler kapatıldı.
1938 - İstanbul Elektrik Şirketinin hükümetçe satın alınmasına ilişkin sözleşme Ankara'da imzalandı.
1945 - Nazi liderlerinden Himmler, müttefiklerin eline geçmemek için siyanür kapsülüyle intihar etti.
1949 - Sovyet lideri Josef Stalin, Berlin ablukasını kaldırdı ve II. Dünya Savaşı sonrası ikiye bölünen Almanya'nın batısında federal cumhuriyet ilan edildi.
1960 - İsrail ajanları, 6 milyon Yahudinin ölümünden sorumlu tutulan Adolf Eichmann'ı Arjantin'de ele geçirdi. Eichmann yargılanmak üzere İsrail'e götürüldü.
1965 - Adalet Partisi Antalya Milletvekili İhsan Ataöv, "milliyetçi öğretmenler ayaklandığı gün içim müsterih olacaktır. Ölenler şehit, kalanlar gazi sayılacaktır" dedi.
1971 - İstanbul'da sokağa çıkma yasağı kondu. 25 bin asker ve polis kentte arama yaptı.
1978 - İmralı Cezaevi'nden kaçan ABD'li Billy Hayes'in yazdığı roman 'Geceyarısı Ekspresi' adıyla sinemaya aktarıldı. Türkiye, filmi protesto etti.
1992 - İstanbul'a 117 yıl hizmet eden Galata Köprüsü yerinden sökülerek Haliç'e çekildi.
2002 - Ankara'nın en eski ve en büyük sinemalarından Akün, 1975 yılında Ertem Eğilmez'in unutulmaz filmi 'Hababam Sınıfı' ile açtığı perdelerini, yine aynı filmle bir daha açılmamak üzere kapattı.
2006 - Türk-Yunan F-16 uçakları çarpıştı.
 
Arşiv
 
Bumerang - Yazarkafe
 
Süper Loto
17.05.2018 Tarihli Çekiliş Sonucu071227304953
 
On Numara
21.05.2018 Tarihli Çekiliş Sonucu01020406122428323341445153585965686973757678
 
Sayısal Loto
19.05.2018 Tarihli Çekiliş Sonucu030405212434
 
Şans Topu
16.05.2018 Tarihli Çekiliş Sonucu050914263112
 
 
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji