Nisan ayında Adana’da 2 493, Mersin’de 2 955 konut satıldı

Ana Sayfa » Gündem » Ağlama Haleb... Abdullah Ayan yazdı

Ağlama Haleb... Abdullah Ayan yazdı

Diren tüm şehirlere ilham veren en kadim, en kadir bilir şehir, diren ve dokunla, kokunla ayakta kal...Diren kalbimin en derin yarası.

 
 
Ağlama Haleb... Abdullah Ayan yazdı
Beyrut’a sesleniyordu Feyruz ama “ağlama Beyrut” teselliden çok ağıt gibi yüreğimi yaktı yıllarca.

Beyrut biraz da Feyruz’ du o aslında. Beyrut Feiruz ile sembolleşmiş, tek varlığa bürünmüştü.

Günlerdir Haleb’ in hem de kendi diktatörü tarafından bombalanışını izledikçe Haleb’ i en iyi kim anlatır, hangi cümle tanımlar diye düşünüyorum.

Evliya Çelebi’ nin “Evsaf-ı nazargah-ı enbiya, taht-ı hulefa, şehr-i azim, belde-i kadim” teşbihleri yeterince ifade eder mi?

Haleb’ in o kadar çok derin etkileri olmuş ki üzerimde, özellikle şu son günlerde yaşadığı trajediyi yüreğimde hissetmek hiç te şaşırtmıyor beni…

Genlerime işlediğini hissettiğim bir ilişkim var bu kadim şehirle…

Sanırım 1958’du. eski bir sinemasında Fransız katliamına direnen yiğit Leyla’ nın bir filmiyle uyanmıştım zulme isyan bayrağı açanlara.

Haleb her ayrı düşüldüğünde özlenen bir yâr, belki de hasretiyle yanıp tutuştuğum, beni emziren anneyi hatırlatan, sihriyle beni durmadan çağıran şehir, saf temiz Halib*…

Kokusunu sevdim, her gidişimde serin bilinmezlerinde kaybolduğum çarşısında soluklandım.

Bazen insanı ürperten, sanki önceki hayatında gördüğü bir anı yeniden yaşatan VUDAJU halleri vardır ya, ben Haleb’ in taş kokan sokaklarında kendimi kaybederken soludum her seferinde o duyguyu.

Sanırım önceki hayatımda bir Halebliydim ben…

Yıllar yıllar geçti, uzun ayrılıklar, hoyrat hayatın kopardığı sevgiler, anneye duyulana benzer hasrete rağmen o aşina olduğumuz kahrolası “erteleme, öteleme” gayretleri, günlük gaileler derken çok uzun bir ara…

2008’de bir daha koştum sevgiliye affeder mi diye hiç düşünmeden.

Biliyordum kucağına alıp hasretle saracaktı beni, benliğimi, belki birkaç sitem dolu söz, ardından soluklanıp konuşacaktık, eskilerden, günümüzden ve hepsinden önemlisi gelecekten.

Yüz yıllık kokusunu taşıyan eski vagonlarıyla beni ona götüren yorgun tren 12 saatlik yolculuğun ardından belki de vuslat heyecanım dinsin diye molalarla, aşina duraklarda soluklanarak sabah serinliğinde homurdanarak girmişti istasyona.

Trenden indiğimde sanki Abdulhamid selamlıyordu beni itinayla yaptırdığı muhteşem gar binasında. Yüksek tavanlı taş bina, genlerime işleyen şehre beni bağlayan köprülerden sadece biriydi.

Nasıl da umutla sarılmıştı, geçmişin yorgunluğunu güzelleştiren asil, kadim şehrim.

Kaleye çıkmıştım soluksuz, koşar adımlarla. Gelip geçenler halime bakıp gülüyordu “nerede tıkanıp çökecek” diye…

Dinlenmek ne kelime ışığa koşan kelebekler gibiydim, bir an önce tepeden Halebi seyretmek, içmek istiyordum. Sonrası umurumda değildi.

Tırmandım yukarılara, mazgallardan birinden kaleyi çevreleyen kurumuş su bendine daldım bir an.

Dünyanın en eski kalesi olarak anılsa da, zindanlarından şifa odalarına, kütüphanelerinden tapınaklarına dalmadan önce mazgallardan kurumuş su bendinde Timur’ un öldürdüğü on binlerce Haleb’ linin kafatasları** sanki oradaymış gibi canlanmıştı gözümde. O kale binlerce yıllık direnişi, teslim olmamayı anlatıyordu aslında.

En tepesine tırmanmış, surların üzerinden esmekte olan rüzgarla selam yollamıştım götürebildiği her yere…

Beriye***’de dedem duydu mu, serin esintinin taşıdığı hasretiyle gözü açık gittiği torun kokusunu? Soramadım, mezarlar duyar da bizi, ben duyamadım dedemi…

Çarşıya indim sonra, kaleye çıkışın heyecanı yerini dinginliğe bırakmıştı.

Yıllar öncesinde babamın hiçbir yere değişmediği kasap yerinde duruyordu, girdim içeri, tanımış mıydı bana mı öyle geldi, sipariş bile almadı eskiden olduğu gibi, sadece hazırladığı etleri pişirip getirdi koydu masaya.

Onca yorgunluğa rağmen otelde uyku tutmamıştı, yıllar süren hasretin ardından sevdiğiniz biriyle oturur sabaha kadar geçmişten konuşursunuz ya, Haleb ile dertleştik, havadan sudan konuştuk, sabahın ilk ışığıyla fırladım sokağa.

Ermeni mahallesi çağırıyordu beni, kiliseler bütün ihtişamıyla duruyordu karşımda. Sokaklar bomboştu henüz uyanmamıştı Haleb, tadını çıkardım yalnız başıma sorgusuz, sorusuz, korkusuz dolaşmanın.

Yavaştan uyandı Haleb ve ful yemeyi hatırlattı, teklifsiz ikram etti.

Yorgun Zekeriya caminin kapısında buldum kendimi.

Ayakkabılar elimde, girdim şadırvanların zikre durduğu kocaman avlusunda serinledim.

Ah genlerime işleyen kadim şehrim, dünyaya önceki gelişlerimde beni emzirdiğini hissettiğim nice şehre analık etmiş, Halebîm…

Hoyrat eller tarih boyunca kıydı, şimdi de kıyıyor sana…

Timur’dan beter yakıp yıkıyorlar binlerce yılın sabrıyla dokunmuş oya zarafetindeki tarihini…

“Ağlama Beyrut” diyordu Feyruz…

Ağlama Haleb, ağlama günün birinde ruhumu teslim etmeyi dilediğim, kendimi bildiğim, kendimi bulduğum ezeli dost, kadim şehir…

Nelere dayanmadın ki, bu da geçer, küllerinden doğarsın sen.

Daha hasretimiz dinmedi, yine geleceğim sana, yine sabahlayacağız serin kiliselerindeki ağaç gölgelerinde, cami avlularında, söz bir daha buluşmadan ölümden söz etmek yok…

Unuttun mu ne diyordu ruhunu sende yıkamış Nabi: “Seninçün ettiğimiz ah ü zarı biz bilürüz/ Firak içinde geçen rüzgârı biz bilürüz”

Diren tüm şehirlere ilham veren en kadim, en kadir bilir şehir, diren ve dokunla, kokunla ayakta kal…

Kal ki, dünya gözüyle bir kez daha göreyim seni, bir başka vuslata yelken açacaksak ta sonra düşelim yollara.

Sakın yıkılma… Hoyrat ayaklarıyla binlerce yıl kimler ezmeye kalkmadı ki seni…

Hiç biri yok, ama sen varsın, sadece sen.

Bu da geçer, geriye yine sen kalırsın, kiliselerin, camilerin, kalen, çarşın, kokun kalır…

Diren kalbimin en derin yarası ve sakın unutma…

Karanlığın en koyu anı aslında şafağın ışıdığı andır…

Ve yine hatırla Nabî’ yi; “Bağ-ı dehrin hem hazanın hem baharın görmüşüz/ Biz neşatın da gamın da rüzgârın görmüşüz”

Halib* Arapçada süt demektir, Haleb’ in adını buradan aldığı söylenir.

**Bugün bile anlatılır: Halep kalesini çepçevre saran su bendi Timur’u epeyi zorlamış, çok ta zayiat vermiş ordusu. Bakmış olacak gibi değil, Halep’te esir alınan tüm erkeklerin kafasını kestirip hendeğe doldurarak askerlerin kaleye girişi sağlanmış.

***Beriye; Mezopotamya ovası, Mardin’den başlar, günümüz Suriye toprakları boyunca uzanır. Dedemin mezarı tel örgülerle bölünen o toprakların Suriye tarafındadır.



 
 
 
2 Ağustos 2012 Perşembe 09:24
 
 
(0 Yorum Yapıldı)Yorumlar
<p>Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.</p>
 
Bu Kategorideki Diğer Haberler
 
Yurt içinde ikamet eden 24 milyon 804 bin kişi seyahate çıktıTrafiğe kayıtlı araç sayısı Aralık ayı sonu itibarıyla 22 218 945 oldu
Ocak ayı enflasyon rakamları belli olduKDV sistemi değişiyorToroslarda yüzme kursları başladıToroslar’da, Yapılandırma Başvuruları BaşladıGüneş Doğarken İşçilerle Sabah MesaisindeTarih, doğa, deniz, güneş, müzik ve dans kansere karşı birleştiİçel Soroptimist Kulübü, 'Obezite ile Savaş' semineri düzenledi.Bisiklet durursa hayat dururTarsus Sev’in Robotik Takımı’na İki Ödül BirdenMobbing ve Hukuksal Boyutu Ele Alındı
 
 
Yazarlar
Yazarlar RSS Beslemesi
 
 
 
 
Gazete Manşetleri
 
Namaz Vakitleri
 
  • İmsak03:24
  • Güneş05:21
  • Öğlen12:49
  • İkindi16:39
  • Akşam19:57
  • Yatsı21:39
 
 
Anket
.
 
İddaa
 
Lig Puan Durumu
 
Takımlar
O
G
B
M
P
1
Galatasaray
34
24
3
7
75
2
Fenerbahçe
34
21
9
4
72
3
Başakşehir
34
22
6
6
72
4
Beşiktaş
34
21
8
5
71
5
Trabzonspor
34
15
10
9
55
6
Göztepe
34
13
10
11
49
7
Sivasspor
34
14
7
13
49
8
Kasımpaşa
34
13
7
14
46
9
Kayserispor
34
12
8
14
44
10
Malatyaspor
34
11
10
13
43
11
Akhisar Bld.Spor
34
11
9
14
42
12
Alanyaspor
34
11
7
16
40
13
Bursaspor
34
11
6
17
39
14
Antalyaspor
34
10
8
16
38
15
Konyaspor
34
9
9
16
36
16
Osmanlıspor
34
8
9
17
33
17
Gençlerbirliği
34
8
9
17
33
18
Karabükspor
34
3
3
28
12
 
Şampiyonlar Ligi
 
UEFA Avrupa Ligi
 
Alt Lig
 
 
Tarihte Bugün
1844 - ABD'li mucit Samuel Morse, ABD Senatosu üyelerinin hazır bulunduğu bir deneyle ABD Kongre binasından Baltimore'da bir tren istasyonuna kendi icadı olan mors alfabesiyle ilk mesajı gönderdi.
1883 - Yapımı 14 yıl süren New York City'deki Brooklyn Köprüsü trafiğe açıldı.
1921 - Mustafa Kemal Paşa'ya suikast için Ankara'ya geldiği kanıtlanan İngiliz casusu Mustafa Sagir idam edildi.
1921 - ABD'de Sacco ve Vanzetti'nin yargılanmalarına başlandı.
1924 - Yabancı şirketlerce işletilen Anadolu Demiryolları Şirketi'nin millileştirilmesi için Anadolu-Bağdat Demiryolları Müdiriye-i Umumiyesi kuruldu.
1940 - Igor Sikorsky ilk başarılı tek rotorlu helikopter uçuşunu gerçekleştirdi.
1941 - Danimarka Kanalı Savaşı'nda, İngiliz zırhlısı Hood, Bismark tarafından batırıldı.
1943 - Polonya'daki Auschwitz toplama kampında ölüm meleği adıyla anılan doktor Josef Mengele göreve başladı. Mengele tutuklular üzerinde yaptığı korkunç deneylerle biliniyordu.
1945 - Krasnodar Kray'da Karadeniz kıyısındaki Şapsığ Ulusal Rayonu lağvedildi.
1956 - İlk Eurovision Şarkı Yarışması, İsviçre'nin Lugano kentinde düzenlendi. 7 ülkenin katıldığı yarışmayı evsahibi İsviçre'nin şarkısı kazandı.
1961 - İmralı Adası'ndaki 2 bin mahkumun barındığı cezaevinde çıkan isyan bastırıldı.
1963 - Afrika Birliği Teşkilatı kuruldu.
1964 - Peru'da bir futbol maçında kargaşa çıktı: 135 kişi öldü.
1976 - Londra'dan Washington, D.C.'ye ilk Concorde seferi başladı.
1978 - Kesire Yıldırım ile Abdullah Öcalan evlendi.
1979 - Yüzde 85'i yerli malzeme ile üretilen ilk Türk uçağı 'Mavi Işık 79-XA', Kayseri İkmal Merkezi'nde başarılı bir deneme uçuşu gerçekleştirdi.
1983 - Bulvar gazetesinin düzenlediği yarışmada Türkiye güzeli seçilen Hülya Avşar'ın evli olduğu ortaya çıkınca ikinci güzel Dilara Haraççı kraliçe ilan edildi.
1989 - Bulgaristan'dan Türkiye'ye zorunlu göç başladı.
1991 - İsrail, Süleyman Operasyonu adını verdiği bir askeri operasyonla Etiyopyalı Yahudileri İsrail'e getirmeye başladı.
1993 - Eritre, Etiyopya'dan bağımsızlığını kazandı.
1993 - Bingöl-Elazığ karayolunda pusu kuran PKK militanları 33 silahsız askeri kurşuna dizdi.
2000 - İsrail, Güney Lübnan'da 22 yıldır sürdürdüğü işgale son verdi.
2003 - Letonya'nın başkenti Riga'da gerçekleştirilen 48. Eurovision Şarkı Yarışması'nı Türkiye adına yarışan Sertab Erener kazandı.
2004 - Kuzey Kore'de cep telefonları yasaklandı.
2008 - Dima Bilan Eurovision'da Rusya'ya ilk 1. getirdi
 
Arşiv
 
Bumerang - Yazarkafe
 
Süper Loto
17.05.2018 Tarihli Çekiliş Sonucu071227304953
 
On Numara
21.05.2018 Tarihli Çekiliş Sonucu01020406122428323341445153585965686973757678
 
Sayısal Loto
19.05.2018 Tarihli Çekiliş Sonucu030405212434
 
Şans Topu
23.05.2018 Tarihli Çekiliş Sonucu060910242712
 
 
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji