MESİAD Başkanı Mehmet Deniz '2014 Yılı Mersin'in Kayıp Yılı Olmuştur'

Ana Sayfa » Gündem » AK Parti’ nin Mersin adayı kim olacak?... Abdullah Ayan yazdı

AK Parti’ nin Mersin adayı kim olacak?... Abdullah Ayan yazdı

AK Partinin Mersin'deki açmazı, dar kalıpların ötesine çıkamama sancısı...CHP’den adaylık şansı olan üç isme karşı Çağlayan’ ın şansı ne olur?..Erdoğan da ’git adayımızsın’ derse ne olur? ...Çağlayan ismi AK Partinin Mersini almasına yeter mi?

 
 
AK Parti’ nin Mersin adayı kim olacak?... Abdullah Ayan yazdı
Yerel seçimler öncesi kimi partiler istim üzerinde, kimisinde en küçük hareket yok. Özellikle 1999-2004 seçimlerinde merkezdeki Kürt oylarının ağırlığı nedeniyle dört parti arasında geçen Büyükşehir Başkanlık yarışı, 2009’ dan itibaren üç partiye indirgendi.

Büyükşehir sınırlarının il sınırına çıkarıldığı 2014’ te durum daha da belirgin hal aldı. 100-110 bin arasında çekirdek oyu olan BDP’ nin fazlaca iddiası yok. İl genelini esas alırsak, 1 milyon 100 bin civarında seçmene sahip Mersin’ de seçimi kazanmak için en az 300 bin oy gerekiyor ve BDP’ nin böyle bir oyu yok. Seçimlerde şansının olmaması BDP’ nin Mersin’ deki ağırlığını azaltmıyor. Aksine en önemli belirleyici dinamiklerden biri olarak çıkarıyor karşımıza...

Barış sürecinin başına bir kaza gelmezse zaten BDP dışındaki Kürtlerin oyunu alan ve Kürt mahallelerinde uzun zamandır BDP ile çekişen AK Parti yarışacağı CHP ve MHP’ ye karşı bu faktör itibariyle avantaj sağlar. Tabii AK Partinin Mersin özelinde gelişmeleri doğru okumasına ve dönemin ruhuna uygun aday belirlemesine bağlı. Bugün itibariyle en az 6 aday adayıyla kıyasıya bir yarışa hazırlanan CHP ve 3 aday adayının çekiştiği MHP’ye göre AK Parti hiç bir hareketin yaşanmadığı deyim yerindeyse üzerine ölü toprağı serpilmiş gibi sessiz. Sadece adayların ortaya çıkmamasıyla da sınırlı değil sessizlik. Mut ve Çamlıyayla gibi iki küçük beldeyi çıkarırsak Tarsus’tan Anamur’a hiç bir yerde Belediyenizin olmadığı Mersin gibi yerel muhalefet olduğunuz bir yerde o muhalif rolü de oynayamıyorsanız ortada ciddi bir sorun var demektir. O kadar ki, kimi CHP’li aday adayı seçim yarışına girmeye hazırlandığı siyasi kimliğini unutmuş, kendi partisinin Büyükşehir Belediye Başkanını en acımasız sözlerle eleştirirken, AK Parti suskunları oynuyor.

CHP’li Büyükşehir Başkanını "Aqua parkı bankaya borçlanıp faizli krediyle yaparken kime sordun?" diye soran da CHP’ li aday adayı olunca insan Mersin’in tersliği konusuna bir kez daha şapka çıkarmadan edemiyor. Üstelik "aqua park" eleştirisi CHP Genel Başkanının gelip o tesisi gururla açmasının hemen ardından yapılıyorsa, ortada siyaseten hayli ilginç bir tablo olduğu açık... CHP ve MHP’ ye, aday adaylığından adaylığa uzanacak ve belli ki çok daha renklenecek gelişmelere ileride başka yazılarda değiniriz, AK Parti ile sürdürelim...

AK Parti kurulduğu dönemde apayrı iki çizginin iki ayrı dünyaya ait insanının çekişmesine sahne oldu. Kısaca temel çarpık atıldı ve o çarpıklığın bedeli tüm yerel seçimlere yansıdı, parti açısından bedeli ağır oldu. İki çizgiden biri Ali Er’ in ANAP’ tan taşıyıp getirdiği siyaset yapma anlayışından kadrolarına kadar farklı bir mirastı. Diğer çizgi ise Ömer İnan’ ın türlü çeşitli operasyonlarla hâkim kılmaya çalıştığı dar ve cemaatçi (Burada Gülen Cemaati anlamı çıkarılmasın, genel bir sosyal tanımdan söz ediyorum) anlayıştı. 2011 seçimlerinde iki isim de sahne dışı kaldı. Ama özellikle Ömer İnan’ ın ruhu teşkilat üzerinde dolaşmaya devam ediyor. Bu nedenle parti bir türlü Mersin’e özgü hayli zengin yelpazeye açılamıyor, bırakın farklı düşünceleri sessiz çoğunluğun bile nefes alacağı bir iklimi yaratamıyor. Oysa AK Partinin Mersin’ de yerel seçimleri kazanması için dar kalıpların dışına çıkması, kendi gibi düşünmeyenlere de güven verecek söylem ve eylemlerde bulunması ve hepsinden önemlisi toplumun her kesimince itici bulunmayacak isabetli aday tercihi yapması gerekiyor.

Bakın seçimlere neredeyse 6 ay kaldı ve AK Partide ’evet ben adayım’ diyecek cesareti gösteren tek bir isim çıkmıyor. Çıkmıyor çünkü, herkes biliyor ki, teşkilatların önereceği, destekleyeceği isimlerle kamu oyu anketlerine yansıyan beklentiler arasında uçurum var. Ve yine geçmiş tecrübeler gösteriyor ki, sırf bu nedenle ortaya çıkmanın, çalışmanın, kamuoyu anketlerinde öne çıkmanın fazlaca kıymeti harbiyesi yok. Teşkilata hâkim olan anlayışla sokaktaki vatandaşın beklentisi o kadar farklı ki, genel merkez yıllardır ikilemde kalıyor ve o nedenle bir türlü Mersin’ e uygun aday bulunamıyor. Zaten geçmiş seçim sonuçları gösterilen adayların isabet derecesini yeterince ortaya koymuyor mu? Bu kez de gidişat geçmişten farklı değil, hatta bana Dejavu dedirtecek kadar izlemekten sıkıldığım bir filmi andıracak kadar yeknesak...

Ortada adaylık için adı dolaşanlara bir bakın. Potansiyel adayların neredeyse tümü ’ben aday değilim, ama Başbakan rica ederse, belki’ havasında. Oysa hiç bir parti genel başkanı öyle kolay kolay birine ’gel adayımız ol’ demez. Hele AK Parti ve özellikle de Erdoğan’ ın asla başvurmayacağı bir yöntem bu. Kaldı ki, ’ceketinizi atsanız, seçimi alırız’ iddiasının nelere mal olduğunu yaşayarak öğrenmiş bir liderden söz ediyoruz. O nedenle ’istemem yan cebime koy’ diyenlerin AK Parti Mersin adaylık sürecinde fazla şansı olduğuna inanmıyorum. DEJAVU dedim ya, her alanda aynı senaryoyla karşılaşmak benim için sürpriz değil ve çok sıkıcı. Hatırlayın, 2009’da onca aday varken ’bize seçimi Bakan Tüzmen kazandırır, başkasıyla asla’ diye tutturanlar kimlerdi? Şimdi aynı filmin benzer versiyonu Zafer Çağlayan üzerinden deneniyor. ’Bakanlık rüzgârını arkasına alan Çağlayan siler süpürür’ diyenlerin estirdiği rüzgâr o kadar etkili ki, bu kamuoyuna da yansıyor, hem de AK Parti Genel Merkezinin ilgisini çekecek kadar. Bu nedenle son günlerde, ’CHP’den adaylık şansı olan üç isme karşı Çağlayan’ ın şansı ne olur?’ sorusuna araştırmayla cevap arandığı bilgisi dolaşıyor kulislerde.

Soruya verilen cevaplar bir yana asıl yanıtlanması gereken çok daha ciddi bir soru var: Herkes gelin güvey oluyor da, Çağlayan adaylık konusunda ne düşünüyor? Yakın çevresi bir yana, özel ortamlarda o tür sorulara verdiği tepkiden biliyoruz ki, Çağlayan’ ın böyle bir düşüncesi de yok, beklentisi de... Aksine eğer Bakanlık görevi sona ererse, bir tatil yöresine yerleşip hayatının geriye kalanını sürdürme özlemi içinde...

Tablo böyle ama yanıtlanması gereken en kritik soru kalıyor geriye: Anketler, teşkilat yoklaması, genel merkez kanaati gibi unsurların tümü Çağlayan’ ı gösterir ve Erdoğan da ’git adayımızsın’ derse ne olur? Erdoğan böyle bir talepte bulunur, özel olarak Mersin için böyle bir tavır sergiler mi? Hadi Erdoğan önerdi, Çağlayan da kabul etti diyelim. Çağlayan ismi AK Partinin Mersini almasına yeter mi?

Özellikle Gezi olaylarından sonra farklı düşüncelerin ayrı cephelerde keskinleştiği, iki ay öncesine göre farklı kaygıların, korkuların körüklendiği Mersin’ de adayı Çağlayan da olsa AK Parti Büyükşehir’ i kazanabilir mi? Kesin cevabı olmayan hayli güç sorular bunlar...

Hele "Siyasette 24 saat uzun süredir" cümlesinin kulaklara küpe olduğu bir ülkede çok daha zor ve karmaşıktır soruların cevabı...
 
5 Ağustos 2013 Pazartesi 02:00
 
 
(0 Yorum Yapıldı)Yorumlar
<p>Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.</p>
 
Bu Kategorideki Diğer Haberler
Son 24 Saat
Haberler RSS Beslemesi
 
Cep telefonunuz suya düşerse ne yapmalısınız?Beşinci Yakın Doğu Üniversitesi Video Müzik Ödülleri Oylaması Tamamlandı..

WhatsApp'da görüntülü konuşma yakındaTwitter'de süper yenilikSamsung yeni Note ve Gear serilerini tanıttıYeni iPhone 6 'da jeton uygulamasıUçan otomobiller geliyorGoogle insansız aracını tanıttıLG G3 satış rekoru kırıyorŞeffaf DefileLamborghini mi, Ferrari mi?THY'nin duygulandıran Iğdır reklam filmi
 
Yazarlar
Yazarlar RSS Beslemesi
 
 
Get our toolbar!
 
Gazete Manşetleri
 
 
Namaz Vakitleri
 
  • İmsak05:03
  • Güneş06:41
  • Öğlen12:05
  • İkindi14:51
  • Akşam17:09
  • Yatsı18:36
 
iddaa
 
Anket
 
 
Lig Puan Durumu
 
Takımlar
O
G
B
M
P
1
Fenerbahçe
17
12
3
2
39
2
Beşiktaş
17
12
2
3
38
3
Galatasaray
17
12
2
3
38
4
Bursaspor
17
8
5
4
29
5
İstanbul Başakşehir
17
7
7
3
28
6
Trabzonspor
17
6
8
3
26
7
Gaziantepspor
17
7
3
7
24
8
Mersin İdman Yurdu
17
6
5
6
23
9
Kasımpaşa
17
6
5
6
23
10
Gençlerbirliği
17
5
7
5
22
11
Akhisar Bld.Spor
17
4
6
7
18
12
SAİ Kayseri Erciyesspor
17
3
8
6
17
13
Eskişehirspor
17
3
8
6
17
14
Torku Konyaspor
17
4
5
8
17
15
KDÇ Karabükspor
17
4
3
10
15
16
Çaykur Rizespor
17
3
5
9
14
17
Medicana Sivasspor
17
3
5
9
14
18
Balıkesirspor
17
3
3
11
12
 
Şampiyonlar Ligi
 
UEFA Avrupa Ligi
 
Alt Lig
 
Tarihte Bugün
1299 - Osmanlı Devleti kuruldu.
1695 - II. Ahmet'in ölümüyle II. Mustafa Osmanlı padişahı oldu.
1785 - Georgia Üniversitesi (Amerika Birleşik Devletleri) kuruldu.
1880 - Thomas Edison elektrik ampulünün patentini aldı.
1888 - National Geographic Society kuruldu.
1915 - Amerika Birleşik Devletleri deniz kuvvetleri Haiti'yi işgal etti.
1918 - ABD'li romancı Edgar Rice Burroghs'un yarattığı 'Tarzan'ı konu alan ilk film, 'Gorillerin Tarzan'ı' (Tarzan of the Apes) adıyla ABD'de gösterime girdi. Aktör Elmo Lincoln, beyazperdenin ilk Tarzan'ı oldu.
1923 - Almanya'da Nazi Partisi'nin ilk kongresi toplandı. Toplantıda konuşan Adolf Hitler, Versailles Antlaşması'nın iptal edilmesini istedi.
1923 - İzmir'e gelen Mustafa Kemal Paşa, Karşıyaka'da trenden inerek, Ege gezisine başladığı gün (14 Ocak) ölen annesinin kabrini ziyaret etti.
1926 - John Logie Baird ilk televizyon yayınını gerçekleştirdi.
1934 - İpek Film Stüdyosu senaryo yarışması açtı.
1934 - Fransa'da Camille Chautemps istifa etti, yeni hükümeti Edouard Daladier kurdu.
1937 - Cenevre'de Milletler Cemiyeti toplantısında Hatay'ın bağımsızlığı kabul edildi.
1940 - Milli Koruma Kanunu Resmi Gazete'de yayınlandı.
1943 - Varlık Vergisini ödemeyen mükellefler, borçlarını "bedenen çalışarak ödemeleri" için çalışma kamplarına gönderildi. Tümü İstanbullu gayrimüslimlerden oluşan 32 kişilik ilk kafile Aşkale'ye doğru yola çıktı.
1945 - Sovyetler Birliği'nin Kızıl Ordu birlikleri, Polonya'da Almanya'nın kurduğu Auschwitz ve Birkenau kamplarını ele geçirdi.
1947 - Öğretim kurumları dışında din eğitimine izin verildi.
1948 - İlk teyp satışa çıktı.
1954 - Köy enstitüleri ile ilk öğretmen okullarını "ilk öğretmen okulları" adı altında birleştiren yasa Meclis'te kabul edildi. Böylece Köy enstitüleri kapatıldı.
1954 - Millet Partisi kapatıldı; din esasına dayanan ve amacını gizleyen bir parti olduğu iddia edildi, yöneticileri de birer gün hapis ve 250'şer kuruş para cezasına çarptırıldı.
1958 - Kıbrıs'ta 10 bin Türk "taksim" lehinde gösteri yaptı. İngiliz askerleri topluluğun üzerine zırhlı araçlarla yürüdü, yaralananlar oldu.
1965 - Ord. Prof. Ali Fuat Başgil'in 5 yıl hapsi istendi. Ali Fuat Başgil İsviçre'de Fransızca olarak 27 Mayıs Askeri İhtilali adlı bir kitap yayınlamıştı.
1967 - Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi öğrencileri yeni yönetmelik hükümlerini protesto için boykota başladılar.
1967 - Apollo-1 uzay aracı, Kennedy uzay merkezinde test edildiği sırada yandı: Astronotlar Gus Grissom, Edward Higgins White ve Roger Chaffee hayatlarını kaybetti.
1969 - İstanbul Aksaray'daki Küçük Opera Tiyatrosu tamamen yandı.
1969 - Teksif Sendikası'na bağlı 5 fabrikada daha grev başladı. 7915 işçi işi bıraktı.
1971 - Türkiye İşçi Partisi Amasya İl Başkanı Şerafettin Atalay öldürüldü.
1972 - Süleyman Demirel, "Rejimi değiştirme gayreti siyasi suç değildir" dedi.
1973 - ABD ve Vietnam ateşkes anlaşması imzaladı.
1973 - Amerika Birleşik Devletleri ve Vietnam ateşkes anlaşması imzaladı.
1973 - Türkiye'nin Los Angeles Başkonsolosu Mehmet Baydar ve Konsolos Bahadır Demir Ermeni terör örgütü ASALA tarafından öldürüldü.
1980 - Beyoğlu'ndaki tarihi Markiz Pastanesi kapandı. Markiz, 23 Aralık 2003'te yeniden açıldı.
1983 - Dünyanın en uzun (53,9 km) denizaltı tüneli açıldı. Tünel Japonya'nın Honshu ve Hokkaido adalarını birbirine bağlıyor.
1984 - Ankara Cumhuriyet Savcı Yardımcısı Doğan Öz'ü öldürmekten sanık İbrahim Çiftçi hakkındaki ölüm cezası kararı yargıtayca bozuldu. Altı yıldır tutuklu bulunan İbrahim Çiftçi tahliye edildi.
1988 - Server Tanilli'nin Nasıl Bir Demokrasi istiyoruz adlı kitabı toplatıldı.
1991 - Somali diktatörü Muhammed Siyad Barre isyancıların başkent Mogadişu'yu ele geçirmesi üzerine ülkeden kaçtı.
1994 - İçişleri Bakanı Nahit Menteşe İstanbul Kumkapı Polis Karakolu'nda gözaltına alınan Vakkas Dost isimli vatandaşın polis memuru Nurettin Öztürk tarafından dövülerek öldürüldüğünü açıkladı.
1994 - Özgür Gündem gazetesinin Ankara temsilciliğinde patlama oldu. Gazetenin Ankara Haber Merkezi'ne de molotof kokteyli atıldı.
1995 - Eylül 1994'ten beri Paris'te cezaevinde bulunan Dev-Sol lideri Dursun Karataş 1995'te serbest bırakıldı. Dursun Karataş sahte kimlikle Fransa'ya giriş yaparken tutuklanmıştı.
1996 - Bodrum açıklarındaki Kardak kayalıklarına Yunan ve Türk gazetecilerin ayrı ayrı bayrak dikmeleri Türkiye ile Yunanistan arasında gerilim yarattı.
1996 - Çocuk Hakları Sözleşmesi Türkiye tarafından çekince koyularak kabul edildi.
2000 - Kamuoyunda, İkinci Manisa davası olarak bilinen 10'u tutuklu 14 sanığın yargılandığı ve Yargıtay tarafından iki kez usulden bozulan davada, sanıklar, 2 yıl 6 ay ile 15 yıl arasında değişen hapis cezalarına çarptırıldı.
 
Arşiv
 
Süper Loto
22.01.2015 Tarihli Çekiliş Sonucu050710135051
 
On Numara
26.01.2015 Tarihli Çekiliş Sonucu03131720272829303334374042434447505664707476
 
Sayısal Loto
24.01.2015 Tarihli Çekiliş Sonucu012124262842
 
Şans Topu
21.01.2015 Tarihli Çekiliş Sonucu050615172208
 
 
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji