Mersin hinterlandı Ocak-Kasım 2016 ekonomik verileri açıklandı

Ana Sayfa » Güncel » AK Partinin Mersin' deki temel sorunu, en can yakıcı soru... Abdullah Ayan yazdı

AK Partinin Mersin' deki temel sorunu, en can yakıcı soru... Abdullah Ayan yazdı

AK Parti Mersin' de yereldeki rant paylaşımının çocukluk hastalığından kurtulup yerel siyaset yapabilir mi?

 
 
AK Partinin Mersin' deki temel sorunu, en can yakıcı soru... Abdullah Ayan yazdı

13 yıldır bu konuda yazdıklarımı bir araya getirsem hacimli kitap olur.

Yazdım da ne oldu?

Hiç bir şey değişmedi, değişemezdi de...

Gömleği giyme hikâyesi...

İlk düğme yanlış düğümlenince son düğmeye kadar o yanlışın sürmesi mukadderdir, AK Parti açısından da öyle oldu. Mersin özelinde ilk taşlar yanlış koyulunca temelden çatıya aynı yanlış sürdü.

İlginçtir, o yanlışları her yenilgiden sonra düzeltelim diye gelenler ve gelenlerin gidip bilgilendirdiği genel merkezdekiler de nedense belli seslere kulak verdiler, belli isimlere itibar ettiler. Kısaca yanlış yanlışı besleyip durdu.

Aykırı bir sesi, tek eleştiriyi bugüne kadar bırakın dinlemeyi, o kendilerinden farklı düşünenleri rakip hatta düşman gördüler.

Uyarılara kulak verilse sonuç değişir miydi?

Soru subjektif o nedenle değişikliğin boyutunu ölçme şansım yok.

Ama bildiğim bir şey var bundan kötü olmazdı.

Bektaşi'nin "hangi şarap daha iyi?" sorusuna verdiği cevap misali bugüne kadar Mersin' de AK Partinin sandıkta elde ettiği sonuçların işi "bundan daha kötü olmaz ya" noktasına taşıması tesadüf olabilir mi?

Yerel seçimleri bir bir hatırlayalım: Hadi 2004 tesadüftü, 2009' da ne oldu? Ya 2014...

Anlatmaya çalıştığımı sonuçlar zaten her yanıyla yeterince özetliyor.

Bu parti özellikle de yerel seçimlerde dikiş tutturamıyor. Bu dün de böyleydi, bugün de böyle. Mersin' deki yanlış yapı yıkılıp çok farklı biçimde ve kentin dokusuna uygun biçimde yeniden kurulmadığı sürece şüpheniz olmasın yarın da aynı şeyleri konuşuyoruz olacağız, ben sıkıldım ama belli ki, AK Partiyi kuşatan Mersin' deki dar çevre sıkılmamış.

Her yerel seçimde yenilgi ardından birileri çıkıp bir süre hezimeti zafer diye yutturmaya kalkıyor, ardından faturalar kesiliyor, o üzerinden dozer geçmiş zafer sarhoşları! istifa ediyor, yerlerine birileri geliyor ve bu durmadan periyodik bir devinim gibi, sanki değişmez kadermiş gibi sürüp gidiyor.

Ne zamana kadar? Bir sonraki yerel seçime kadar. (Tabii bahsettiğim dönemler de arada kaynayan yol kazaları yaşanmıyor değil)

Eskiden daha sık yazar, sivri buldukları dilimle, kalemimle daha çok uyarmaya çalışırdım belli ki artık ben de umudumu yitirdim, kalem oynatmaya bile elim varmıyor.

Yeni il yönetimi nedeniyle arayan, yorumlarımı samimiyetle merak edenlere de aynı şeyleri söylüyorum. Hadi bir kez daha deneyeyim, son kez olması dileğiyle bir kez daha anlatmaya çalışayım:

Ben sadece AK Parti açısından değil, tüm partiler cephesinde siyasetin yerelleşmesinden yanayım. (yerelleşmeyi rant paylaşımında özleyenlerden farklı olarak ben katılımcılık anlamında yerelleşmeden söz ediyorum)

Ama AK Partiyi diğer siyasi oluşumlardan farklı kılan çok önemli bir faktör var: bu parti iktidarda...

Türkiye gibi ülkelerde iktidarın ne demek olduğunu sokakta zabıtayla kovalamaca oynayarak simit satan da bilir, devletten ihale alan müteahhit te...

Devlet kurumlarına malzeme satan, okul kantini işleten, hastanelere yemek veren, elektrik işletmesinde iş takip eden, pek çok kurumun bilgi işlem sistemini çalıştıran, her öğrenim yılı öncesinde öğrencilerin kitap dağıtım işini üstlenen herkes iktidar partisine yakın olmanın hele il yönetimine girmenin ne anlama geldiğini çok daha iyi bilir.

Bu AK Partiden önce de böyleydi, bugün de siyasi partiye yanaşma, yatırım yapma anlamında aynı oyun sürüyor. AK Parti gemisine binenler uzaydan gelmedi ki. Kimi su almış, kimi de batmış ANAP, MHP, DYP (AP) gemilerinden atlayıp umut dolu yeni gemiye doluştular.

Dün ANAP, DYP, MHP' de hangi duygusal oyunları sergiledilerse AK Parti' de aynı sahneleri izledik.

AK Parti' de başkanlar, yönetimler değişti, kısaca hamam, tas, kurna yenilendi, tellaklar değişmedi.

Bu Gültak döneminde de böyleydi, Salt döneminde de aynen sürdü. Bundan sonra nasıl mı olacak, bekleyip görelim diyeceksiniz, ben de aynı kanıdayım! Bekleyip görelim...

Salt çok iyi niyetliydi, başlarda tüm yönetiminde yer alanların devlet kurumlarından ayağını kesmişti de ne oldu?

Yakın çevresi doğrudan veya çeşitli kanallardan sızıp yine o kırtasiyeyi satmadı mı? Hastanelerin otomasyon sistemlerine, yemek işlerine karışmadı mı? (Şu Mersin ve tüm ilçelerinin otomasyon ihalelerini günün birinde biri derinlemesine araştırsa hepsinde dolaylı ve çoğu zaman doğrudan hangi isimle karşılaşırdı dersiniz?)

Bu partide Devlet kurumlarına taşeron işçi yerleştirme kontenjanları paylaşılmadı mı?

Pek çok yolsuzluğun, hırsızlığın üstü sırf partililik refleksiyle 'kol kırılır yen içinde' misali kapatılmaya çalışılmadı mı?

Hangi birini söyleyeyim? Yazmaya kalksam köşe yazısı değil kitap olur.

İl Başkanı ne yapsın? Yönetime alıp ta belli unvanlarla donattığı, payeler lütfettiği isimler bir süre sonra devlet kurumlarını kendi aralarında arazi paylaşır gibi parsellemediler mi?

Mekin Salt' ın il yönetiminde yer verdiği çocuklardan birinin istifa ederken adının altına imza niyetine yazdığı unvan gözlerimin önünden gitmiyor: "Ekonomiden sorumlu il başkan yardımcısı"

Çocuk kendisini yerel Bakan görüyor. Öyle olunca da kendisine bağlı sandığı kurum Müdürünün kapısını tekmeyle açmaya gidenlere tanık oldum bu kentte.

Gülmeyin, bu parti yönetimlerinde eğitim, sağlık, çevre, gençlik ve spor, tarımdan sorumlu olduğunu iddia eden isimlerle karşılaştı bu garip...

Sağlık, eğitim, gençlik, çevre, tarım dediysem, Mersin' in bu alanlardaki sorunlarını masaya yatırıp çözmeye çalışanlardan bahsetmiyorum -öyle bir derdi olana da rastlamadım zaten- her il müdürlüğünü kendi kapsama alanına alıp faaliyetini oraya yoğunlaştıranlardan söz ediyorum.

Üstelik durum o kadar vahim boyutlara ulaşmış öylesine dal budak salmış ki, il yanında ilçelerde de devlet dairelerine, müdürlerine hâkim olma, iş yaptırma temayülleri hızlı yayılan hastalık misali her yanı sarmış durumda.

Daha da kötüsü bu toplu delilik hali sadece kaptan köşkünde oturanlarla da kalmamış, umut niyetine iş ve aş için başvuran herkesi partiye üye yapma tutkusu bir süre sonra başka çılgın akımı çıkarıyor gün yüzüne.

Bir kurumda iş yapan taşeron yanına girip çalışmak bile ancak partiye kaydolmakla mümkün oluyor.

Çünkü taşeron işi alınca yanında çalıştıracağı garipleri parti önde gelenlerine üleştirdiği kontenjan çerçevesinde belirliyor. Diyelim ki Gençlik Spor veya Devlet Hastanesinin bir hizmet işini aldınız, 50 kişi çalıştıracaksınız, o 50 kişiyi 5 veya 10' arlı olmak üzere il başkanı veya yakın çevredeki isimler belirliyor.

Devletin kurumu işi birine verirken en iyiyi en ucuza yapacak olanı objektif kriterlerle seçmiyor ki, o işi alan yanında çalıştıracağı kişilerin çalışacakları alanda en uygun insanlar olduğuna baksın. (şeffaflık teranelerine inanan tek bir kişi kaldı mı bu ülkede?)

Al gülüm ver gülüm sistemi işletilince ne yazık ki hayatın her alanında liyakat değil, sadakat ilkesi çalışıyor.

İşte tam da bunun için AK Parti il başkanları çıkıp Mersin' de 137 bin* üyemiz var diye böbürleniyor. Onun için Akdeniz ilçe yönetimi bir ara 30 bin üyem var diye övünüp duruyordu. (30 bin kayıtlı üyeye sahip AK Parti Akdeniz'de 36 bin oy alınca 'takke düştü, kel göründü' diye birileri mahcup olur sandım ama öyle olmadı. Hezimet kimi bahanelere büründürülüp zafer tadında içildi, sunuldu)

Bunları anlattın da yeni yönetim nasıl oluşmalıydı? Hadi oluştu neyi nasıl yapmalı, başarı için hangi adımları atmalı derseniz?

Zaten köşemin sınırlarını yeterince zorladım. Onu da bir sonraki yazıda ele alayım...

*Demokrasi tarihinin en köklü ve örgütlü partileri deyince ilk akla gelen Alman Sosyal Demokrat Partinin tüm ülke genelindeki kayıtlı üye sayısı 2012 yılında 513 bin idi (Almanya' nın nüfusu 80,5 milyon)

Abdullah Ayan

 
7 Temmuz 2014 Pazartesi 08:04
 
 
(0 Yorum Yapıldı)Yorumlar
<p>Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.</p>
 
Bu Kategorideki Diğer Haberler
 
Son 24 Saat
Haberler RSS Beslemesi
 
 
Çalgı Çengi’nin Ünlü Oyuncuları Forum Mersin’de Hayranlarıyla Buluşuyor Çocukların isteğiyle Mezitli'ye kar yağdıAkdeniz İlçe Teşkilat İçi Eğitim Ve Referandum Hazırlık Toplantısını GerçekleştirdiÖzturan,10 Ocak Çalışan Gazeteciler Gününü KutladıMESİAD Başkan Vekili Hasan Engin, 10 Ocak Çalışan Gazeteciler gününü kutladıErcik, 'Güçlü Bir Demokrasi Güçlü Bir Basın İle Mümkündür'Facebook messenger'de sohbet odaları başlıyorBu bilgisayar saniyede 93 trilyon işlem yapıyorGalaxy S7 dört farklı versiyonla geliyorLamborghini mi, Ferrari mi?Facebook'un karı %52 artışla 5,84 milyar dolarDengede durarak felç olma riskinizi ölçün
 
Yazarlar
Yazarlar RSS Beslemesi
 
Bumerang - Yazarkafe
 
 
Get our toolbar!
 
Gazete Manşetleri
 
 
Namaz Vakitleri
 
  • İmsak06:06
  • Güneş07:46
  • Öğlen13:02
  • İkindi15:42
  • Akşam17:58
  • Yatsı19:27
 
Anket
.
 
Lig Puan Durumu
 
Takımlar
O
G
B
M
P
1
Başakşehir
17
11
6
0
39
2
Beşiktaş
17
11
5
1
38
3
Galatasaray
17
11
3
3
36
4
Fenerbahçe
17
9
5
3
32
5
Bursaspor
17
8
3
6
27
6
Osmanlıspor FK
17
6
8
3
26
7
Antalyaspor
17
7
4
6
25
8
Konyaspor
17
6
6
5
24
9
Gençlerbirliği
17
5
7
5
22
10
Trabzonspor
17
6
3
8
21
11
K.D.Ç. Karabük
17
6
3
8
21
12
Kasımpaşa
17
6
3
8
21
13
Akhisar Bld.
17
5
5
7
20
14
Alanyaspor
17
5
3
9
18
15
Ç. Rizespor
17
4
4
9
16
16
Kayserispor
17
3
3
11
12
17
Gaziantepspor
17
3
2
12
11
18
Adanaspor
17
2
5
10
11
 
Şampiyonlar Ligi
 
UEFA Avrupa Ligi
 
Alt Lig
 
Tarihte Bugün
1605 - Cervantes'in Don Kişot adlı romanı ilk kez yayımlandı. Romanın 2. bölümü ise tam 10 yıl sonra basılacaktır.
1685 - Viyana'da ilk kafe Johannes Diodato tarafından açıldı.
1819 - Simon Bolivar Kolombiya Cumhuriyeti'ni ilan etti.
1851 - Şirket-i Hayriye kuruldu
1852 - Sand River antlaşması ile BirleşikKrallık, Transvaal'deki (Güney Afrika) Boer kolonilerinin bağımsızlığını kabul etti.
1875 - Karaköy Beyoğlu arasındaki Tünel hizmete girdi. Tünel dünyanın en eski ikinci ve en küçük metrosuydu.
1904 - Anton Çehov'un yazdığı Vişne Bahçesi oyunu ilk kez Moskova Sanat Tiyatrosu nda sahnelendi.
1909 - Fenerbahçe ile Galatasaray ilk kez karşılaştı; FB:0, GS:2
1917 - ABD, Virgin Adaları karşılığında Danimarka'ya 25 milyon dolar ödedi.
1923 - Mustafa Kemal Paşa'nın İzmit'te düzenlediği ilk basın toplantısı, sabaha karşı sona erdi.
1929 - Elzie Crisler Segar tarafından yaratılan Temel Reis (Popeye) karikatürü ilk kez bir gazetede yayımlandı.
1942 - Ankara'da ekmek karneye bağlandı.
1944 - Monte Cassino Savaşı: II. Dünya Savaşı'nın en uzun ve kanlı çarpışmalarından biri başladı.
1945 - SSCB ve Polonya birlikleri Varşova'ya girdi.
1946 - BM Güvenlik Konseyi ilk toplantısını yaptı.
1960 - Yahya Kemal Müzesi açıldı. Müze Fatih Külliyesi'nin Baş Kurşunlu Medresesi'nde bulunuyor.
1961 - Kongo Başbakanı Patrice Lumumba öldürüldü.
1964 - Londra Konferansı'nda Kıbrıs Türk toplumunu temsil eden Rauf Denktaş konuştu. Rauf Denktaş, federal yönetime gidilmezse, ayrı bir hükümet kuracaklarını açıkladı.
1966 - Bir Amerikan B-52 bombardıman uçağı, İspanya üzerinde bir yakıt tanker uçağı ile yakıt ikmali sırasında çarpıştı ve dört hidrojen bombasını Palomares köyü civarına düşürdü. Palomares olayı olarak hatırlanan olayda çevrede radyasyon kirliliği oluştu.
1971 - Ortadoğu Teknik Üniversitesi Rektörü Erdal İnönü'nün evinin önüne dinamit atıldı.
1973 - Ferdinand Marcos, Filipinler'in "ömür boyu" başkanı oldu.
1974 - Resmî olarak son Anadolu parsı öldürüldü.1
1984 - Dolandırıcılıktan yargılanan Abidin Cevher Özden (Banker Kastelli) beraat etti.
1987 - Bülent Ecevit, Siyasi Partiler Kanunu'na aykırı davranmaktan 11 ay 20 gün hapse mahkum edildi. 12 Eylül darbesinden sonra Bülent Ecevit hakkında 80, Süleyman Demirel hakkında 55 dava açılmıştı.
1990 - Yazar Aziz Nesin, kendisine "vatan haini" dediği gerekçesiyle Cumhurbaşkanı Kenan Evren aleyhine tazminat davası açtı.
1991 - 2. Körfez Savaşı, müttefik uçaklarının Irak ve Kuveyt'teki hedefleri vurmalarıyla başladı. Irak, misilleme olarak İsrail'e 8 adet Scud füzesi yolladı.
1992 - İrlanda Cumhuriyet Ordusu (IRA) Kuzey İrlanda'da protestanlara ait bir binayı bombaladı, 7 işçi öldü.
1994 - Güney Kaliforniya'da 6,7 büyüklüğünde bir deprem meydana geldi: 61 kişi öldü, 20 milyar dolar hasar olduğu tahmin ediliyor.
1994 - 21 Ocak'ta fırlatılması planlanan ilk Türk uydusu Türksat 1A'yı taşıyacak Arien füzesi arızalandı. Fırlatma işlemi 10 gün ertelendi.
1995 - Avrupa Parlamentosu, Saharov Ödülü'nü cezaevinde bulunan eski DEP milletvekili Leyla Zana'ya verdi.
1995 - Japonya'nın Osaka-Kobe bölgesinde 7,2 büyüklüğünde bir deprem meydana geldi: 6 binden fazla kişi öldü.
2000 - İstanbul'da bir villaya operasyon düzenleyen polisle çıkan çatışmada, Hizbullah'ın elebaşı Hüseyin Velioğlu ölü ele geçirildi. Genişletilen operasyonda, mezar evler ortaya çıkarıldı ve çok sayıda Hizbullah mensubu yakalandı.
2005 - İstanbul'da 97 şehit asker ailesi ve malul gaziye Cumhurbaşkanlığı Devlet Övünç Madalyası ve Beratı verildi.
2007 - Kuzey Kore'nin nükleer denemesi üzerine Chicago Üniversitesindeki sembolik Kıyamet Günü Saati 11:55'e ayarlandı (12 Kıyamet demektir) Saat soğuk savaş boyunca 18 kez değiştirilmiştir.
 
Arşiv
 
Süper Loto
12.01.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu081315212246
 
On Numara
16.01.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu04060711131823272934414550515259676973747579
 
Sayısal Loto
14.01.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu052629343536
 
Şans Topu
11.01.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu020308202608
 
 
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji