Nisan ayında Adana’da 2 493, Mersin’de 2 955 konut satıldı

Ana Sayfa » Güncel » AK Partinin Mersin' deki temel sorunu, en can yakıcı soru... Abdullah Ayan yazdı

AK Partinin Mersin' deki temel sorunu, en can yakıcı soru... Abdullah Ayan yazdı

AK Parti Mersin' de yereldeki rant paylaşımının çocukluk hastalığından kurtulup yerel siyaset yapabilir mi?

 
 
AK Partinin Mersin' deki temel sorunu, en can yakıcı soru... Abdullah Ayan yazdı

13 yıldır bu konuda yazdıklarımı bir araya getirsem hacimli kitap olur.

Yazdım da ne oldu?

Hiç bir şey değişmedi, değişemezdi de...

Gömleği giyme hikâyesi...

İlk düğme yanlış düğümlenince son düğmeye kadar o yanlışın sürmesi mukadderdir, AK Parti açısından da öyle oldu. Mersin özelinde ilk taşlar yanlış koyulunca temelden çatıya aynı yanlış sürdü.

İlginçtir, o yanlışları her yenilgiden sonra düzeltelim diye gelenler ve gelenlerin gidip bilgilendirdiği genel merkezdekiler de nedense belli seslere kulak verdiler, belli isimlere itibar ettiler. Kısaca yanlış yanlışı besleyip durdu.

Aykırı bir sesi, tek eleştiriyi bugüne kadar bırakın dinlemeyi, o kendilerinden farklı düşünenleri rakip hatta düşman gördüler.

Uyarılara kulak verilse sonuç değişir miydi?

Soru subjektif o nedenle değişikliğin boyutunu ölçme şansım yok.

Ama bildiğim bir şey var bundan kötü olmazdı.

Bektaşi'nin "hangi şarap daha iyi?" sorusuna verdiği cevap misali bugüne kadar Mersin' de AK Partinin sandıkta elde ettiği sonuçların işi "bundan daha kötü olmaz ya" noktasına taşıması tesadüf olabilir mi?

Yerel seçimleri bir bir hatırlayalım: Hadi 2004 tesadüftü, 2009' da ne oldu? Ya 2014...

Anlatmaya çalıştığımı sonuçlar zaten her yanıyla yeterince özetliyor.

Bu parti özellikle de yerel seçimlerde dikiş tutturamıyor. Bu dün de böyleydi, bugün de böyle. Mersin' deki yanlış yapı yıkılıp çok farklı biçimde ve kentin dokusuna uygun biçimde yeniden kurulmadığı sürece şüpheniz olmasın yarın da aynı şeyleri konuşuyoruz olacağız, ben sıkıldım ama belli ki, AK Partiyi kuşatan Mersin' deki dar çevre sıkılmamış.

Her yerel seçimde yenilgi ardından birileri çıkıp bir süre hezimeti zafer diye yutturmaya kalkıyor, ardından faturalar kesiliyor, o üzerinden dozer geçmiş zafer sarhoşları! istifa ediyor, yerlerine birileri geliyor ve bu durmadan periyodik bir devinim gibi, sanki değişmez kadermiş gibi sürüp gidiyor.

Ne zamana kadar? Bir sonraki yerel seçime kadar. (Tabii bahsettiğim dönemler de arada kaynayan yol kazaları yaşanmıyor değil)

Eskiden daha sık yazar, sivri buldukları dilimle, kalemimle daha çok uyarmaya çalışırdım belli ki artık ben de umudumu yitirdim, kalem oynatmaya bile elim varmıyor.

Yeni il yönetimi nedeniyle arayan, yorumlarımı samimiyetle merak edenlere de aynı şeyleri söylüyorum. Hadi bir kez daha deneyeyim, son kez olması dileğiyle bir kez daha anlatmaya çalışayım:

Ben sadece AK Parti açısından değil, tüm partiler cephesinde siyasetin yerelleşmesinden yanayım. (yerelleşmeyi rant paylaşımında özleyenlerden farklı olarak ben katılımcılık anlamında yerelleşmeden söz ediyorum)

Ama AK Partiyi diğer siyasi oluşumlardan farklı kılan çok önemli bir faktör var: bu parti iktidarda...

Türkiye gibi ülkelerde iktidarın ne demek olduğunu sokakta zabıtayla kovalamaca oynayarak simit satan da bilir, devletten ihale alan müteahhit te...

Devlet kurumlarına malzeme satan, okul kantini işleten, hastanelere yemek veren, elektrik işletmesinde iş takip eden, pek çok kurumun bilgi işlem sistemini çalıştıran, her öğrenim yılı öncesinde öğrencilerin kitap dağıtım işini üstlenen herkes iktidar partisine yakın olmanın hele il yönetimine girmenin ne anlama geldiğini çok daha iyi bilir.

Bu AK Partiden önce de böyleydi, bugün de siyasi partiye yanaşma, yatırım yapma anlamında aynı oyun sürüyor. AK Parti gemisine binenler uzaydan gelmedi ki. Kimi su almış, kimi de batmış ANAP, MHP, DYP (AP) gemilerinden atlayıp umut dolu yeni gemiye doluştular.

Dün ANAP, DYP, MHP' de hangi duygusal oyunları sergiledilerse AK Parti' de aynı sahneleri izledik.

AK Parti' de başkanlar, yönetimler değişti, kısaca hamam, tas, kurna yenilendi, tellaklar değişmedi.

Bu Gültak döneminde de böyleydi, Salt döneminde de aynen sürdü. Bundan sonra nasıl mı olacak, bekleyip görelim diyeceksiniz, ben de aynı kanıdayım! Bekleyip görelim...

Salt çok iyi niyetliydi, başlarda tüm yönetiminde yer alanların devlet kurumlarından ayağını kesmişti de ne oldu?

Yakın çevresi doğrudan veya çeşitli kanallardan sızıp yine o kırtasiyeyi satmadı mı? Hastanelerin otomasyon sistemlerine, yemek işlerine karışmadı mı? (Şu Mersin ve tüm ilçelerinin otomasyon ihalelerini günün birinde biri derinlemesine araştırsa hepsinde dolaylı ve çoğu zaman doğrudan hangi isimle karşılaşırdı dersiniz?)

Bu partide Devlet kurumlarına taşeron işçi yerleştirme kontenjanları paylaşılmadı mı?

Pek çok yolsuzluğun, hırsızlığın üstü sırf partililik refleksiyle 'kol kırılır yen içinde' misali kapatılmaya çalışılmadı mı?

Hangi birini söyleyeyim? Yazmaya kalksam köşe yazısı değil kitap olur.

İl Başkanı ne yapsın? Yönetime alıp ta belli unvanlarla donattığı, payeler lütfettiği isimler bir süre sonra devlet kurumlarını kendi aralarında arazi paylaşır gibi parsellemediler mi?

Mekin Salt' ın il yönetiminde yer verdiği çocuklardan birinin istifa ederken adının altına imza niyetine yazdığı unvan gözlerimin önünden gitmiyor: "Ekonomiden sorumlu il başkan yardımcısı"

Çocuk kendisini yerel Bakan görüyor. Öyle olunca da kendisine bağlı sandığı kurum Müdürünün kapısını tekmeyle açmaya gidenlere tanık oldum bu kentte.

Gülmeyin, bu parti yönetimlerinde eğitim, sağlık, çevre, gençlik ve spor, tarımdan sorumlu olduğunu iddia eden isimlerle karşılaştı bu garip...

Sağlık, eğitim, gençlik, çevre, tarım dediysem, Mersin' in bu alanlardaki sorunlarını masaya yatırıp çözmeye çalışanlardan bahsetmiyorum -öyle bir derdi olana da rastlamadım zaten- her il müdürlüğünü kendi kapsama alanına alıp faaliyetini oraya yoğunlaştıranlardan söz ediyorum.

Üstelik durum o kadar vahim boyutlara ulaşmış öylesine dal budak salmış ki, il yanında ilçelerde de devlet dairelerine, müdürlerine hâkim olma, iş yaptırma temayülleri hızlı yayılan hastalık misali her yanı sarmış durumda.

Daha da kötüsü bu toplu delilik hali sadece kaptan köşkünde oturanlarla da kalmamış, umut niyetine iş ve aş için başvuran herkesi partiye üye yapma tutkusu bir süre sonra başka çılgın akımı çıkarıyor gün yüzüne.

Bir kurumda iş yapan taşeron yanına girip çalışmak bile ancak partiye kaydolmakla mümkün oluyor.

Çünkü taşeron işi alınca yanında çalıştıracağı garipleri parti önde gelenlerine üleştirdiği kontenjan çerçevesinde belirliyor. Diyelim ki Gençlik Spor veya Devlet Hastanesinin bir hizmet işini aldınız, 50 kişi çalıştıracaksınız, o 50 kişiyi 5 veya 10' arlı olmak üzere il başkanı veya yakın çevredeki isimler belirliyor.

Devletin kurumu işi birine verirken en iyiyi en ucuza yapacak olanı objektif kriterlerle seçmiyor ki, o işi alan yanında çalıştıracağı kişilerin çalışacakları alanda en uygun insanlar olduğuna baksın. (şeffaflık teranelerine inanan tek bir kişi kaldı mı bu ülkede?)

Al gülüm ver gülüm sistemi işletilince ne yazık ki hayatın her alanında liyakat değil, sadakat ilkesi çalışıyor.

İşte tam da bunun için AK Parti il başkanları çıkıp Mersin' de 137 bin* üyemiz var diye böbürleniyor. Onun için Akdeniz ilçe yönetimi bir ara 30 bin üyem var diye övünüp duruyordu. (30 bin kayıtlı üyeye sahip AK Parti Akdeniz'de 36 bin oy alınca 'takke düştü, kel göründü' diye birileri mahcup olur sandım ama öyle olmadı. Hezimet kimi bahanelere büründürülüp zafer tadında içildi, sunuldu)

Bunları anlattın da yeni yönetim nasıl oluşmalıydı? Hadi oluştu neyi nasıl yapmalı, başarı için hangi adımları atmalı derseniz?

Zaten köşemin sınırlarını yeterince zorladım. Onu da bir sonraki yazıda ele alayım...

*Demokrasi tarihinin en köklü ve örgütlü partileri deyince ilk akla gelen Alman Sosyal Demokrat Partinin tüm ülke genelindeki kayıtlı üye sayısı 2012 yılında 513 bin idi (Almanya' nın nüfusu 80,5 milyon)

Abdullah Ayan

 
 
7 Temmuz 2014 Pazartesi 08:04
 
 
(0 Yorum Yapıldı)Yorumlar
<p>Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.</p>
 
Bu Kategorideki Diğer Haberler
 
Yurt içinde ikamet eden 24 milyon 804 bin kişi seyahate çıktıTrafiğe kayıtlı araç sayısı Aralık ayı sonu itibarıyla 22 218 945 oldu
Ocak ayı enflasyon rakamları belli olduKDV sistemi değişiyorToroslarda yüzme kursları başladıToroslar’da, Yapılandırma Başvuruları BaşladıGüneş Doğarken İşçilerle Sabah MesaisindeTarih, doğa, deniz, güneş, müzik ve dans kansere karşı birleştiİçel Soroptimist Kulübü, 'Obezite ile Savaş' semineri düzenledi.Bisiklet durursa hayat dururTarsus Sev’in Robotik Takımı’na İki Ödül BirdenMobbing ve Hukuksal Boyutu Ele Alındı
 
 
Yazarlar
Yazarlar RSS Beslemesi
 
 
 
 
Gazete Manşetleri
 
Namaz Vakitleri
 
  • İmsak03:23
  • Güneş05:20
  • Öğlen12:49
  • İkindi16:40
  • Akşam19:58
  • Yatsı21:40
 
 
Anket
.
 
İddaa
 
Lig Puan Durumu
 
Takımlar
O
G
B
M
P
1
Galatasaray
34
24
3
7
75
2
Fenerbahçe
34
21
9
4
72
3
Başakşehir
34
22
6
6
72
4
Beşiktaş
34
21
8
5
71
5
Trabzonspor
34
15
10
9
55
6
Göztepe
34
13
10
11
49
7
Sivasspor
34
14
7
13
49
8
Kasımpaşa
34
13
7
14
46
9
Kayserispor
34
12
8
14
44
10
Malatyaspor
34
11
10
13
43
11
Akhisar Bld.Spor
34
11
9
14
42
12
Alanyaspor
34
11
7
16
40
13
Bursaspor
34
11
6
17
39
14
Antalyaspor
34
10
8
16
38
15
Konyaspor
34
9
9
16
36
16
Osmanlıspor
34
8
9
17
33
17
Gençlerbirliği
34
8
9
17
33
18
Karabükspor
34
3
3
28
12
 
Şampiyonlar Ligi
 
UEFA Avrupa Ligi
 
Alt Lig
 
 
Tarihte Bugün
1571 - İspanya Kralı, Venedik ve Papa, Osmanlı Devleti aleyhine ittifak kararı aldı...
1924 - Türk Milli Futbol Takımı, Olimpiyat Oyunları kapsamındaki ilk milli maçında, Çek Milli Futbol Takımı'na 5-2 yenildi.
1944 - Nuri Demirağ'ın fabrikasında yapılan ilk Türk yolcu uçağı İstanbul'dan Ankara'ya uçtu.
1953 - ABD, Nevada'da bulunan deneme bölgesinde, topçu birlikleri tarafından atılan ilk ve tek nükleer bomba denemesini yaptı.
1954 - Tokyo'da yapılan Dünya Serbest Güreş Şampiyonası'nda Türkiye birinci oldu.
1954 - Türkiye, Osmanlı borçlarının son taksitini ödedi.
1961 - ABD Başkanı John F. Kennedy ABD Kongresi'nde yaptığı bir konuşmada 1960'lı yıllar sona ermeden önce mutlaka Ay'a ayak basacaklarını ilan etti.
1963 - 30 Afrika ülkesi bir araya gelerek Afrika Birliği Örgütü'nü kurdu.
1977 - Yıldız Savaşları filmi gösterime girdi.
1982 - Falkland Savaşı sırasında İngilizlerin HMS Coventry adlı destroyeri Arjantin uçakları tarafından batırıldı.
1983 - Milli Güvenlik Konseyi kürtaj yasa tasarısını kabul etti.
1988 - Irak Basra'yı İran'dan geri aldı.
1989 - Mihail Gorbaçov, Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği Devlet Başkanı oldu.
1997 - Afganistan'dan kaçan General Raşid Dostum, Türkiye'ye sığındı.
2001 - 32 yaşındaki Coloradolu Erik Weihenmayer, Everest Dağı'nın zirvesine ulaşan ilk görme özürlü insan ünvanını aldı.
2003 - Nuri Bilge Ceylan'ın 'Uzak' adlı filmi 56'ncı Cannes Film Festivali'nde 'Elephant' filmiyle birlikte En İyi Film ödülünü paylaştı.
2005 - Azeri petrolünü Türkiye üzerinden dünya pazarına ulaştırması amaçlanan Bakü-Tiflis-Ceyhan (BTC) boru hattına ilk petrol verildi.
2005 - UEFA Şampiyonlar Ligi 2004-2005 sezonu finali Atatürk Olimpiyat Stadı'nda yapıldı. Normal süresi 3-3 biten maçı Liverpool penaltılarla 6-5 Milan'ı yendi.
2008 - 61. Cannes Film Festivali'nde En İyi Yönetmen ödülünü Nuri Bilge Ceylan aldı. Ceylan ödülünü kucaklarken, 'Benim yalnız ve güzel ülkeme ithaf ediyorum' dedi. Ceylan, üçüncü kez Cannes'da ödül alarak bir rekora da imza attı..
2010 - Samandıra'da eğitim uçuşu yapan bir askeri uçak, sokağın ortasına düştü. 3 personel hafif yaralandı.
 
Arşiv
 
Bumerang - Yazarkafe
 
Süper Loto
24.05.2018 Tarihli Çekiliş Sonucu061134404950
 
On Numara
21.05.2018 Tarihli Çekiliş Sonucu01020406122428323341445153585965686973757678
 
Sayısal Loto
19.05.2018 Tarihli Çekiliş Sonucu030405212434
 
Şans Topu
23.05.2018 Tarihli Çekiliş Sonucu060910242712
 
 
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji