Özdemir,'İhracat Yarışında Mersin 20 Yıldır Geriliyor'

Ana Sayfa » Güncel » AK Partinin Mersin' deki temel sorunu, en can yakıcı soru... Abdullah Ayan yazdı

AK Partinin Mersin' deki temel sorunu, en can yakıcı soru... Abdullah Ayan yazdı

AK Parti Mersin' de yereldeki rant paylaşımının çocukluk hastalığından kurtulup yerel siyaset yapabilir mi?

 
 
AK Partinin Mersin' deki temel sorunu, en can yakıcı soru... Abdullah Ayan yazdı

13 yıldır bu konuda yazdıklarımı bir araya getirsem hacimli kitap olur.

Yazdım da ne oldu?

Hiç bir şey değişmedi, değişemezdi de...

Gömleği giyme hikâyesi...

İlk düğme yanlış düğümlenince son düğmeye kadar o yanlışın sürmesi mukadderdir, AK Parti açısından da öyle oldu. Mersin özelinde ilk taşlar yanlış koyulunca temelden çatıya aynı yanlış sürdü.

İlginçtir, o yanlışları her yenilgiden sonra düzeltelim diye gelenler ve gelenlerin gidip bilgilendirdiği genel merkezdekiler de nedense belli seslere kulak verdiler, belli isimlere itibar ettiler. Kısaca yanlış yanlışı besleyip durdu.

Aykırı bir sesi, tek eleştiriyi bugüne kadar bırakın dinlemeyi, o kendilerinden farklı düşünenleri rakip hatta düşman gördüler.

Uyarılara kulak verilse sonuç değişir miydi?

Soru subjektif o nedenle değişikliğin boyutunu ölçme şansım yok.

Ama bildiğim bir şey var bundan kötü olmazdı.

Bektaşi'nin "hangi şarap daha iyi?" sorusuna verdiği cevap misali bugüne kadar Mersin' de AK Partinin sandıkta elde ettiği sonuçların işi "bundan daha kötü olmaz ya" noktasına taşıması tesadüf olabilir mi?

Yerel seçimleri bir bir hatırlayalım: Hadi 2004 tesadüftü, 2009' da ne oldu? Ya 2014...

Anlatmaya çalıştığımı sonuçlar zaten her yanıyla yeterince özetliyor.

Bu parti özellikle de yerel seçimlerde dikiş tutturamıyor. Bu dün de böyleydi, bugün de böyle. Mersin' deki yanlış yapı yıkılıp çok farklı biçimde ve kentin dokusuna uygun biçimde yeniden kurulmadığı sürece şüpheniz olmasın yarın da aynı şeyleri konuşuyoruz olacağız, ben sıkıldım ama belli ki, AK Partiyi kuşatan Mersin' deki dar çevre sıkılmamış.

Her yerel seçimde yenilgi ardından birileri çıkıp bir süre hezimeti zafer diye yutturmaya kalkıyor, ardından faturalar kesiliyor, o üzerinden dozer geçmiş zafer sarhoşları! istifa ediyor, yerlerine birileri geliyor ve bu durmadan periyodik bir devinim gibi, sanki değişmez kadermiş gibi sürüp gidiyor.

Ne zamana kadar? Bir sonraki yerel seçime kadar. (Tabii bahsettiğim dönemler de arada kaynayan yol kazaları yaşanmıyor değil)

Eskiden daha sık yazar, sivri buldukları dilimle, kalemimle daha çok uyarmaya çalışırdım belli ki artık ben de umudumu yitirdim, kalem oynatmaya bile elim varmıyor.

Yeni il yönetimi nedeniyle arayan, yorumlarımı samimiyetle merak edenlere de aynı şeyleri söylüyorum. Hadi bir kez daha deneyeyim, son kez olması dileğiyle bir kez daha anlatmaya çalışayım:

Ben sadece AK Parti açısından değil, tüm partiler cephesinde siyasetin yerelleşmesinden yanayım. (yerelleşmeyi rant paylaşımında özleyenlerden farklı olarak ben katılımcılık anlamında yerelleşmeden söz ediyorum)

Ama AK Partiyi diğer siyasi oluşumlardan farklı kılan çok önemli bir faktör var: bu parti iktidarda...

Türkiye gibi ülkelerde iktidarın ne demek olduğunu sokakta zabıtayla kovalamaca oynayarak simit satan da bilir, devletten ihale alan müteahhit te...

Devlet kurumlarına malzeme satan, okul kantini işleten, hastanelere yemek veren, elektrik işletmesinde iş takip eden, pek çok kurumun bilgi işlem sistemini çalıştıran, her öğrenim yılı öncesinde öğrencilerin kitap dağıtım işini üstlenen herkes iktidar partisine yakın olmanın hele il yönetimine girmenin ne anlama geldiğini çok daha iyi bilir.

Bu AK Partiden önce de böyleydi, bugün de siyasi partiye yanaşma, yatırım yapma anlamında aynı oyun sürüyor. AK Parti gemisine binenler uzaydan gelmedi ki. Kimi su almış, kimi de batmış ANAP, MHP, DYP (AP) gemilerinden atlayıp umut dolu yeni gemiye doluştular.

Dün ANAP, DYP, MHP' de hangi duygusal oyunları sergiledilerse AK Parti' de aynı sahneleri izledik.

AK Parti' de başkanlar, yönetimler değişti, kısaca hamam, tas, kurna yenilendi, tellaklar değişmedi.

Bu Gültak döneminde de böyleydi, Salt döneminde de aynen sürdü. Bundan sonra nasıl mı olacak, bekleyip görelim diyeceksiniz, ben de aynı kanıdayım! Bekleyip görelim...

Salt çok iyi niyetliydi, başlarda tüm yönetiminde yer alanların devlet kurumlarından ayağını kesmişti de ne oldu?

Yakın çevresi doğrudan veya çeşitli kanallardan sızıp yine o kırtasiyeyi satmadı mı? Hastanelerin otomasyon sistemlerine, yemek işlerine karışmadı mı? (Şu Mersin ve tüm ilçelerinin otomasyon ihalelerini günün birinde biri derinlemesine araştırsa hepsinde dolaylı ve çoğu zaman doğrudan hangi isimle karşılaşırdı dersiniz?)

Bu partide Devlet kurumlarına taşeron işçi yerleştirme kontenjanları paylaşılmadı mı?

Pek çok yolsuzluğun, hırsızlığın üstü sırf partililik refleksiyle 'kol kırılır yen içinde' misali kapatılmaya çalışılmadı mı?

Hangi birini söyleyeyim? Yazmaya kalksam köşe yazısı değil kitap olur.

İl Başkanı ne yapsın? Yönetime alıp ta belli unvanlarla donattığı, payeler lütfettiği isimler bir süre sonra devlet kurumlarını kendi aralarında arazi paylaşır gibi parsellemediler mi?

Mekin Salt' ın il yönetiminde yer verdiği çocuklardan birinin istifa ederken adının altına imza niyetine yazdığı unvan gözlerimin önünden gitmiyor: "Ekonomiden sorumlu il başkan yardımcısı"

Çocuk kendisini yerel Bakan görüyor. Öyle olunca da kendisine bağlı sandığı kurum Müdürünün kapısını tekmeyle açmaya gidenlere tanık oldum bu kentte.

Gülmeyin, bu parti yönetimlerinde eğitim, sağlık, çevre, gençlik ve spor, tarımdan sorumlu olduğunu iddia eden isimlerle karşılaştı bu garip...

Sağlık, eğitim, gençlik, çevre, tarım dediysem, Mersin' in bu alanlardaki sorunlarını masaya yatırıp çözmeye çalışanlardan bahsetmiyorum -öyle bir derdi olana da rastlamadım zaten- her il müdürlüğünü kendi kapsama alanına alıp faaliyetini oraya yoğunlaştıranlardan söz ediyorum.

Üstelik durum o kadar vahim boyutlara ulaşmış öylesine dal budak salmış ki, il yanında ilçelerde de devlet dairelerine, müdürlerine hâkim olma, iş yaptırma temayülleri hızlı yayılan hastalık misali her yanı sarmış durumda.

Daha da kötüsü bu toplu delilik hali sadece kaptan köşkünde oturanlarla da kalmamış, umut niyetine iş ve aş için başvuran herkesi partiye üye yapma tutkusu bir süre sonra başka çılgın akımı çıkarıyor gün yüzüne.

Bir kurumda iş yapan taşeron yanına girip çalışmak bile ancak partiye kaydolmakla mümkün oluyor.

Çünkü taşeron işi alınca yanında çalıştıracağı garipleri parti önde gelenlerine üleştirdiği kontenjan çerçevesinde belirliyor. Diyelim ki Gençlik Spor veya Devlet Hastanesinin bir hizmet işini aldınız, 50 kişi çalıştıracaksınız, o 50 kişiyi 5 veya 10' arlı olmak üzere il başkanı veya yakın çevredeki isimler belirliyor.

Devletin kurumu işi birine verirken en iyiyi en ucuza yapacak olanı objektif kriterlerle seçmiyor ki, o işi alan yanında çalıştıracağı kişilerin çalışacakları alanda en uygun insanlar olduğuna baksın. (şeffaflık teranelerine inanan tek bir kişi kaldı mı bu ülkede?)

Al gülüm ver gülüm sistemi işletilince ne yazık ki hayatın her alanında liyakat değil, sadakat ilkesi çalışıyor.

İşte tam da bunun için AK Parti il başkanları çıkıp Mersin' de 137 bin* üyemiz var diye böbürleniyor. Onun için Akdeniz ilçe yönetimi bir ara 30 bin üyem var diye övünüp duruyordu. (30 bin kayıtlı üyeye sahip AK Parti Akdeniz'de 36 bin oy alınca 'takke düştü, kel göründü' diye birileri mahcup olur sandım ama öyle olmadı. Hezimet kimi bahanelere büründürülüp zafer tadında içildi, sunuldu)

Bunları anlattın da yeni yönetim nasıl oluşmalıydı? Hadi oluştu neyi nasıl yapmalı, başarı için hangi adımları atmalı derseniz?

Zaten köşemin sınırlarını yeterince zorladım. Onu da bir sonraki yazıda ele alayım...

*Demokrasi tarihinin en köklü ve örgütlü partileri deyince ilk akla gelen Alman Sosyal Demokrat Partinin tüm ülke genelindeki kayıtlı üye sayısı 2012 yılında 513 bin idi (Almanya' nın nüfusu 80,5 milyon)

Abdullah Ayan

 
7 Temmuz 2014 Pazartesi 08:04
 
 
(0 Yorum Yapıldı)Yorumlar
<p>Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.</p>
 
Bu Kategorideki Diğer Haberler
 
Son 24 Saat
Haberler RSS Beslemesi
 
Facebook messenger'de sohbet odaları başlıyorBu bilgisayar saniyede 93 trilyon işlem yapıyorGalaxy S7 dört farklı versiyonla geliyorLamborghini mi, Ferrari mi?Facebook'un karı %52 artışla 5,84 milyar dolarDengede durarak felç olma riskinizi ölçünSamsung Galaxy S6 ve Galaxy S6 Edge'yi tanıttıDünyanın en çok turist alan şehirleriAvşar Kızı, Ilıcalı'ya Fark AttıTelefonlarda 'keşke yazmasaydım' mesajları geri alınabiliyor2014 en sıcak yıl olduMicrosoft’tan Windows 10.. İlk yıl ücretsiz
 
Yazarlar
Yazarlar RSS Beslemesi
 
Bumerang - Yazarkafe
 
 
Get our toolbar!
 
Gazete Manşetleri
 
 
Namaz Vakitleri
 
  • İmsak05:55
  • Güneş07:37
  • Öğlen12:45
  • İkindi15:18
  • Akşam17:33
  • Yatsı19:03
 
Anket
.
 
Lig Puan Durumu
 
Takımlar
O
G
B
M
P
1
Başakşehir
13
9
4
0
31
2
Beşiktaş
13
8
5
0
29
3
Galatasaray
13
8
2
3
26
4
Fenerbahçe
13
7
4
2
25
5
Bursaspor
13
7
3
3
24
6
Konyaspor
13
5
5
3
20
7
Osmanlıspor FK
13
4
7
2
19
8
Gençlerbirliği
13
4
6
3
18
9
Trabzonspor
14
5
3
6
18
10
K.D.Ç. Karabük
13
5
2
6
17
11
Akhisar Bld.
13
4
4
5
16
12
Antalyaspor
13
4
4
5
16
13
Alanyaspor
13
4
2
7
14
14
Kasımpaşa
13
3
3
7
12
15
Gaziantepspor
13
3
2
8
11
16
Ç. Rizespor
13
2
4
7
10
17
Kayserispor
13
2
3
8
9
18
Adanaspor
14
1
3
10
6
 
Şampiyonlar Ligi
 
UEFA Avrupa Ligi
 
Alt Lig
 
Tarihte Bugün
1774 - Kazak isyanı önderi Pugaçev idam edildi.
1817 - Mississippi, A.B.D. nin 20. eyaleti olarak birliğe katıldı.
1863 - Londra metrosu açıldı.
1898 - İspanyol-Amerikan savaşı sonrası Küba İspanya'dan bağımsızlığını kazandı.
1901 - İlk Nobel ödülleri verildi.
1902 - Mısır'da Nil nehri üzerinde inşa edilen Aswan Barajı hizmete girdi.
1906 - Theodore Roosevelt, Rus-Japon Savaşının sona ermesinde oynadığı arabuluculuk rolünden dolayı, Nobel Barış Ödülü'nü alan ilk Amerikalı oldu.
1923 - İrlandalı şair William Butler Yeats Nobel Edebiyat Ödülü'nü aldı.
1927 - Fransız filozof Henri Bergson Nobel Edebiyat Ödülü'nü aldı.
1929 - Alman yazar Thomas Mann Nobel Edebiyat Ödülü'nü aldı.
1941 - Malaya açıklarında Prince of Wales ve Repulse olmak üzere Kraliyet Donanmasına ait iki zırhlı Japon İmparatorluk Deniz Kuvvetleri'ne bağlı torpido bombardıman uçakları tarafından batırıldı.
1948 - Birleşmiş Milletler Meclisi, İnsan Hakları Bildirgesini kabul etti. Türkiye İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi'ne kabul oyu verdi.
1956 - Macaristan'da çatışmalar başladı, sıkıyönetim ilan edildi.
1964 - Martin Luther King Nobel barış Ödülü'nü aldı.
1970 - Rus yazar Aleksandr Soljenitsin Nobel Edebiyat Ödülü'nü aldı.
1971 - Aralarında Türkiye İşçi Partisi Genel Sekreteri Tarık Ziya Ekinci'nin de bulunduğu 26 sanıklı Devrimci Doğu Kültür Ocakları davasına Diyarbakır'da başlandı.
1975 - Rus bilim insanı Andrey Saharov Nobel Barış Ödülü'nü aldı.
1977 - Uluslararası Af Örgütü Nobel Barış Ödülü'nü aldı.
1977 - İstanbul Toptaşı Cezaevi'nden 9 siyasi tutuklu kaçtı.
1978 - Enver Sedat ve Menahem Begin Nobel Barış Ödülü'nü aldı.
1979 - Devlet Opera ve Balesi Genel Müdürü Gürer Aykal görevinden alınmıştı. 10 Aralık günü bu göreve İsmet Kurt'un atanması üzerine Devlet Opera ve Balesi çalışanları Carmina Burana'nın sahnelenmesine katılmama kararı aldı. Kurt iki gün sonra istifa etti.
1979 - Rahibe Teresa Nobel Barış Ödülü'nü aldı.
1982 - Günaydın gazetesi yayın hayatına başladı.
1983 - Arjantin'de askeri rejim sona erdi; Arjantin'in 8 yıldan sonra ilk sivil başkanı Raul Alfonsin oldu.
1983 - Polonyalı Dayanışma Sendikası lideri Lech Walesa Nobel Barış Ödülü'nü aldı.
1984 - Güney Afrika'lı Piskopos Desmond Tutu Nobel Barış Ödülü'nü aldı.
1987 - Sedat Simavi Basın Ödülü Uğur Mumcu'ya verildi.
1987 - İnsan Hakları Derneği "Genel Af ve Ölüm Cezalarının Kaldırılması" talepli 130 bin imzalı dilekçeyi Meclis Genel Sekreterliği'ne sundu.
1988 - Türkiye'de ilk karaciğer nakli ameliyatı yapıldı. Ameliyatı, Ankara Hacettepe Üniversitesi'nden Prof.Dr. Mehmet Haberal gerçekleştirdi.
1988 - Cumhurbaşkanı Kenan Evren'in veto ettiği öğrenci affı yasası Meclis'te tekrar kabul edildi. Yasa, üniversitelerde türbana izin veriyordu.
1988 - Mısırlı Necip Mahfuz Nobel Edebiyat Ödülü'nü aldı.
1989 - Aliağa'da çevre şenliği yapıldı.
1993 - Güvenlik kuvvetleri Özgür Gündem gazetesinin İstanbul Kadırga'daki merkezini bastı ve tüm çalışanları gözaltına aldı.
1994 - Yaser Arafat, Shimon Perez ve Yitzhak Rabin Nobel Barış Ödülü'nü aldılar.
1994 - TBMM TV ( Meclis Tv) kuruldu.
2002 - Stanford Üniversitesi insan embriyosu klonlayacağını açıkladı.
2002 - Eski Amerikan Başkanı Jimmy Carter, 1970 lerde Orta Doğu'da sürdürdüğü diplomatik arabuluculuklarından dolayı Nobel Barış Ödülü'nü aldı.
2002 - Kuzey Kore`den gelen Scud füzeleri taşıyan bir gemi Umman denizinde İspanyol donanması tarafından durduruldu.
2002 - Bangladeş gözaltına aldığı iki Avrupalı gazeteciyi serbest bıraktı.
2003 - İranlı Shirin Ebadi, Nobel Barış Ödülü'nü alan ilk müslüman kadın oldu.
2005 - 10 Aralık Hareketi ilk toplantısını İstanbul Dedeman Oteli'nde gerçekleştirdi.
 
Arşiv
 
Süper Loto
08.12.2016 Tarihli Çekiliş Sonucu040619233854
 
On Numara
05.12.2016 Tarihli Çekiliş Sonucu06071115171923242931323440435154596166737677
 
Sayısal Loto
03.12.2016 Tarihli Çekiliş Sonucu242636434446
 
Şans Topu
07.12.2016 Tarihli Çekiliş Sonucu061017243004
 
 
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji