Türkiye Tanıtım Grubundan Proje Çağrısı

Ana Sayfa » Avrupa Haber » AK Partinin Rektör adayı: Çamsarı... Abdullah Ayan yazdı

AK Partinin Rektör adayı: Çamsarı... Abdullah Ayan yazdı

AK Parti' nin Çamsarı' yı Rektör adayı olarak desteklemesi etik mi?

 
 
AK Partinin Rektör adayı: Çamsarı... Abdullah Ayan yazdı

İktidar da olsa bir partinin Rektör adayı mı olurmuş demeyin...

Rektörleri Üniversite akademisyenleri seçer diye de düşünmeyin.

Çünkü burası Türkiye; taraftarlığın, sadakatin, liyakati ezip geçtiği, kural tanımazlığın tek kural olarak işlediği ülke.

Bu dün de böyleydi, belli ki düzelteceğiz diye yola çıkanlar iktidar sürecinde muktedir olmayı başarınca geçmişte şikâyet ettikleri düzeni daha adil hale getirme çabasını çok ta ciddiye almıyorlar.

Ve il teşkilatları da yeni duruma kısa zamanda uyum göstermiş, muktedir olmanın yerel pastasından paylarına düşeni alma, çalışma alanlarını genişletmede beis görmüyorlar.

Spordan Milli Eğitime, sağlıktan tarıma il genelindeki tüm bürokratik mekanizmaları kontrol etme merakı belli ki tavan yapmış, varılan son merhale yaklaşmakta olan Mersin Üniversitesi Rektörlük seçimleri.

Son yönetim kurulunda çiçeği burnunda il başkanı Rektörlük seçimleriyle ilgili düşüncelerini, beklentilerini falan anlatmıyor. Çok net konuşuyor: "Ben ve dört Milletvekili bir araya geldik ve Mersin Üniversitesi Rektörlüğü için Ahmet Çamsarı' yı destekleme kararı aldık" diyor. Bununla da kalmıyor, yapılan istişarelerde Mersin sivil toplum örgütlerinin de benzer düşüncede olduğuna dair kanaatini de paylaşıyor.

Bu bir iddia falan değil, yönetim kurulunda dünya kadar tanığı var. Yani mızrağın çuvala sığmadığı durumla karşı karşıyayız.

Kaldı ki, kulaklarıma inanmayıp konu hakkında kendisinden bilgi almak için aradığımda da, bunun kendi içlerinde kalması gerektiğini, kamuoyuna deklare etmeyi düşünmediklerini söylüyor.

Özrü kabahatinden büyük derler ya, Taşpınar tam da deyime örnek veriyor sanki...

Soru şu: iktidar partisi ve partinin seçilmiş Milletvekilleri Mersin ortak beklentisinin, sivil toplum örgütlerinin, en azından sınırlı da olsa halkın nabzını tutmadan nasıl olur da bir adayı diğerlerinden ayrı tutup destekleme kararı alır?

Keşke Taşpınar çıkıp “Çamsarı’ yı destekleyen” sivil toplum örgütlerini çıkıp açıklasa…

Açıklayamaz çünkü Mersin’ de konuştuğum adı bilinen hiçbir sivil toplum örgütünün ne görüşü alınmış ne de düşüncesi sorulmuş. Bırakın STK’ ları kendi örgütünün görüşünü almayan biri mi, çıkıp kamuoyu nabzı yoklayacak?

Sakın Taşpınar örgüt diye; iktidar partilerinin çevresinde çöreklenen ve bugün de AK Partinin Mersin teşkilatı etrafında salınan ‘ağır ağbilerin’ kanaatini dillendiriyor olmasın.

Ahmet Çamsarı denilen öğretim üyesini tanımam, bilmem...

Kendisiyle ilgili hiç bir kanaate de sahip değilim. İyi bir doktor, çok yetenekli bir cerrah ta olabilir.

Ama bunların hiç biri Mersin Üniversitesi gibi 28 Şubat sürecinde kentle arasına duvarlar örmüş, kabuğuna çekilmiş bir bilim adasını, izole halinden kurtarıp Mersin' le buluşturmaya yeter mi?

Şahsen ben dört Milletvekilinin daha sandığın öğretim üyelerinin önüne koyulmadığı bir seçimde çıkıp ta şimdiden iradelerini bir kişi yönünde il başkanına deklare ettiklerine inanmak istemiyorum.

Bu kenti özellikle de Uğur Oral ve onun izinden yürüyen bugünkü Rektör Süha Aydın döneminin Üniversitesini neredeyse hatmetmiş, 28 Şubat sürecinde yaşanan ve kendilerine boyun eğmeyen muhafazakârlara çektirdikleri zulme karşı çıkan yazılar yazdım diye sayısını şaşırdığım nice davaya muhatap olmuş biri olarak Üniversiteyi de hayli yakından tanıdığımı sanıyorum.

Ama benim tanımadığım bir öğretim üyesini dört vekil hangi süreçte ve hangi yönleriyle bu kadar yakından tanıdı da, kendilerini bu kadar bağlayacak bir referans kartını il başkanına verebiliyorlar?

Üstelik AK Parti bu alanda hayli acıklı tecrübeye de sahip.

Geçmiş dönemde Mersin Milletvekili Prof. Ömer İnan' ın, tamamen angaje olduğu, dağarcığında ne kadar mermisi varsa ortaya sürdüğü ve deyim yerindeyse ölümüne desteklediği Tuğba Yanpar' ın girdiği Rektörlük seçiminde yaşanan hüsranı; bilmeyenlere, bilip te unutmaya çalışanlara hatırlatmama gerek var mı?

O dayatmaya inat, sandık başına giden öğretim üyelerinin, AK Parti adayı olarak lanse edilen Yanpar' a karşı, çok istemeseler de Süha Aydın etrafında kerhen nasıl bir blok oluşturduğunu ve o lobinin nasıl işi başarıya taşıdığını AK Partili vekillerin arşivleri tarayıp yeniden göz atmalarında yarar görürüm.

Altını çizerek tekrarlayayım Çamsarı' yı ismen, cismen tanımam. Belki de Rektörlüğe en uygun isimdir, onu da bilmem...

Ama AK Parti il başkanı daha seçimler yapılmadan ve YÖK' e bildirilecek 6 isim belirlenmeden adaylardan birine tüm desteğin verileceğini ve partilerinin adayı olduğunu deklare ederek Çamsarı' ya iyilik değil, kötülük ediyor.

İki nedenle kötülük ediyor: Birincisi; Mersin Üniversitesinin oy kullanacak delegasyonu dayatmayı, hele bu siyasiyse ve iktidardan geliyorsa kabul etmez, Çamsarı' ya oy verecekse de inadına vermez.

İkincisi; Diyelim ki Çamsarı gerçekten öğretim üyelerinin desteğiyle sandıktan çıktı ve YÖK tarafından Cumhurbaşkanına da önerilen üç isim arasında yer aldı, Erdoğan' da kendisini Rektör olarak atadı.

AK Partinin Rektörü yaftasını bugünden onun boynuna asmaya ne hakkınız var?

Aslında Çamsarı' yı Milletvekillerinin bazılarına ve il başkanına önerenlerin kim olduklarını tahmin etmek zor değil. İktidara yakın görünüp, gemisini yürüten, yürürken bile ağır ağbi pozlarındaki 3-5 isim. Ve aslında il başkanının Çamsarı’ yı desteklediğini iddia ettiği STK’ lar da bu kent dinamiklerini kendilerinden ibaret sanan tipler…

Bunlar siyasi çizgisi nedeniyle değil, konjonktür iktidara yakın olmayı gerektirdiği için bugün AK Parti yanında yer alır, yarın o güç gitsin, hemen yeni güç odağına tornistan eden tipler. Referans özelliği varken Hizmet hareketine gönülden bağlı olduklarını haykıranlarla, bugünlerde "paralelciler diye başlayıp en ağır küfürleri savuranların aynı simalar olmasına şaşırmayın.

Yerel seçimlerde AK Partili gibi görünüp seçilme ihtimali yüksek CHP'li Özcan' a destek verdiğini açıklayanları, seçimi MHP' li Kocamaz kazanınca gün doğmadan bağlılık temennaları da çakanları da Mersin yeterince tanıdı ama belli ki AK Parti' de bunlara "duygusal bağlar" nedeniyle bel bağlayanlar var.

Keşke AK Parti 2004 çizgisini ve AB ye giden demokratikleşme çizgisini sürdürseydi. Geçmişte Demirel ve Sezer' i Rektör atamaları nedeniyle yerden yere vuranların asıl yapması gereken Üniversiteleri özgür ilim vahaları ve idari yönden özerk kurumlar haline getirmesi değil mi?

Bir bilim adamını Rektör olarak atayıp tüm yönetim tasarrufunu, trilyonlarca bütçeyi emrine verenler, bu işlerin aslında yönetişimin apayrı uzmanlık dalı olan profesyonel yöneticilerin işi olduğunu bilmez mi?

Hayatı boyunca 10 kilo domatesi bir kerede almamış, akademik vahanın dışındaki acımasız dünyadan bihaber insanları getirip kurumların başına oturtarak aslında hem onlara ama en çok ta o üniversitelerin bulunduğu kentlere zulmedildiğini anlamak çok mu zor?

Ve çok basit son bir soru: İl Başkanı yönetimine "Çamsarı' yı destekliyoruz" demekle kalmayıp, destek için kendisini ziyaret etmek isteyen adaylardan birini "hocam biz dört vekilimizle birlikte adayımızı belirledik, aday olun ya da olmayın diyemem ama ona göre bir kez daha düşünün" diye uyardı mı?

AK Parti il başkanının maç sırasında dışarıdan oyuna müdahale tavrı beni ister istemez 28 Şubat sürecinin netameli günlerine götürdü ve o günleri anlattığım "Mersin Üniversitesi, kara kaplı kitap" yazı dizisini hatırlattı.

Yıllardan 1997, aylardan Eylül…

Çiçeği burnunda Mersin Üniversitesinin başında Vural Ülkü var, YÖK’ ün başında ise Gürüz…

Daha önce Gürüz’ ün uyarılarına rağmen görevden alınmayan Rektör yardımcısı nedeniyle gerilen ipler 19 Eylül günü Rektör Ülkü’ ye gelen telefonla kopar…

Ahizenin diğer ucundaki YÖK Başkanı Gürüz’ dür…

Söyledikleri 20 Eylül 1997 günlü Milliyet'in manşetine şöyle düşer:

“Sen insan mısın?, haysiyetsiz, şerefsiz”

“Laiklik, demokrasi size mi kalmış bunlar sizin tekelinizde mi zannediyorsunuz. Siz kim oluyorsunuz da bu konularda konuşuyorsunuz. Orada Rektör olarak birgün bile kalacağınızı mı sanıyorsunuz. Devlet sizin hesabınızı görecektir. Sizde namus, ahlak utanma duygusu yok mu? Yöneticiliğin ne olduğundan haberiniz bile yok. Sizin üniversitenin 'Ü'sünden bile haberiniz yok. Sizden bütün bunların hesabı sorulacaktır. Bundan sorasını göreceksiniz."

Gerçekten devlet adına birileri hesabı keser, ve yıllar sonra Ergenekon' dan yargılanacak Gürüz, müttefiki Oral ile birlikte vaadinin altında kalmaz, gösterir sonrasını…

Çok kısa bir süre sonra Çukurova Üniversitesinden getirilen Uğur Oral, kurulma aşamasındaki Tıp Fakültesine alınan 40 öğretim üyesinin oylarıyla Mersin Üniversitesine Rektör olur…

O ünlü seçimlerde Uğur Oral 47 (47 oyun 40'ının Oral tarafından odası bile olmayan Tıp Fakültesine alınan elemanların oyu olduğunu tahmin etmek zor değil), rakibi Onur bilge Kula ise 81 oy almış, ancak özel! 47’nin gücü 81’i yenmiştir.

Gürüz en yüksek oyu alan Kula' yı Cumhurbaşkanı Demirel'e sunacağı 3 kişilik listeye dahi koymaz, devre dışı bırakıp Oral' ın yanına seçimlere bile girmemiş iki ismi dolgu niyetine yazıp Demirel' e sunar.

Seçimin ardından Rektörlük koltuğuna oturan Uğur Oral’ ın ilk işi Gürüz ile el ele vererek solcu ve tehlikeli gördükleri Zafer Üskül, Türker Özsayar, Onur Bilge Kula ve sonrasında Ahmet Özer' in uzaklaştırılması olur…

Ya sonra?

Zafer Üskül kendisiyle ilgili yapılan işlemlerin hukuka aykırı olduğu gerekçesiyle mahkemeye başvurur…

2004 yılında Gürüz ve Vural Ülkü’ yü 6 milyar tazminata mahkûm eder…

Davanın sonuçlanması üzerine söyledikleri bugün gibi aklımda:

“Türkiye’ de adalet ağır işliyor ama işliyor”

**

Keşke o günlerden kurtulma adına verdiğimiz mücadele, demokratik bir ülkeye, o ülkenin şeffaf aydınlığına çıkarsaydı bizi...

Dünün Gürüz' lerinden kurtulduk derken bugün savrulduğumuz yere bakar mısınız?

Not: Bu yazı yayına hazırlanırken AK Parti Mersin Milletvekili Çiğdem Münevver Ökten ile görüştüm. Ökten il başkanının 4 Milletvekilinin adıyla girdiği angajmanın siyaseten kabul edilebilir yanı olmadığını, şahsen kendisinin Rektör adaylarının hiç birine diğerinden daha farklı yaklaşmadığını, asıl derdinin sevdasının Mersin olduğunu ve bu konuda kim Rektör seçilirse bu çerçevede işbirliği yapmaktan başka kaygı taşımadığını samimiyetle ifade etti.

Abdullah Ayan

 
 
29 Eylül 2014 Pazartesi 08:27
 
 
(0 Yorum Yapıldı)Yorumlar
<p>Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.</p>
 
Bu Kategorideki Diğer Haberler
 
KDV sistemi değişiyorToroslarda yüzme kursları başladıToroslar’da, Yapılandırma Başvuruları BaşladıGüneş Doğarken İşçilerle Sabah MesaisindeTarih, doğa, deniz, güneş, müzik ve dans kansere karşı birleştiİçel Soroptimist Kulübü, 'Obezite ile Savaş' semineri düzenledi.Bisiklet durursa hayat dururTarsus Sev’in Robotik Takımı’na İki Ödül BirdenMobbing ve Hukuksal Boyutu Ele AlındıGüzel Konuşma ve Diksiyon
MTSO’ya teşekkür belgesiMenderes Gönüllü Evi, Mezitli'nin Filizleri ailesine katıldı
 
 
Yazarlar
Yazarlar RSS Beslemesi
 
 
 
Gazete Manşetleri
 
 
Namaz Vakitleri
 
  • İmsak05:37
  • Güneş07:16
  • Öğlen12:37
  • İkindi15:21
  • Akşam17:39
  • Yatsı19:06
 
Anket
.
 
İddaa
 
Lig Puan Durumu
 
Takımlar
O
G
B
M
P
1
Galatasaray
12
8
2
2
26
2
Başakşehir
12
8
2
2
26
3
Beşiktaş
12
6
4
2
22
4
Kayserispor
11
5
4
2
19
5
Sivasspor
11
6
1
4
19
6
Bursaspor
12
5
3
4
18
7
Göztepe
12
5
3
4
18
8
Akhisarspor
12
5
3
4
18
9
Fenerbahçe
11
4
5
2
17
10
Aytemiz Alanyaspor
11
4
2
5
14
11
Malatyaspor
11
4
2
5
14
12
Trabzonspor
11
3
4
4
13
13
Antalyaspor
12
3
4
5
13
14
Kasımpaşa
11
3
3
5
12
15
Konyaspor
12
3
2
7
11
16
Karabükspor
11
2
2
7
8
17
Osmanlıspor
11
2
2
7
8
18
Gençlerbirliği
11
2
2
7
8
 
Şampiyonlar Ligi
 
UEFA Avrupa Ligi
 
Alt Lig
 
 
Tarihte Bugün
1583 - Galata'daki Saint Benoit Kilisesi'ne yerleşen Cizvitler, St. Benoit mektebini açtılar.
1601 - Tiryaki Hasan Paşa komutasındaki Osmanlı ordusu, Haçlı ordusunu yenerek Kanije zaferini kazandı.
1912 - İstanbul'da kolera salgını başladı.
1913 - Belkıs Şevket Hanım, tek motorlu üstü açık tayyareye binme cesareti gösteren ilk kadın oldu. Belkıs Hanım İstanbul üzerinde uçarken aşağı attığı kartlarda Osmanlı Müdafaa-i Hukuk-u Nisvan Derneği üyelerine selam yolluyordu.
1927 - Ankara Radyosu yayına başladı.
1928 - Walt Disney'in yarattığı çizgi film Mickey Mouse'un (Miki Maus) ilk gösterimi yapıldı.
1931 - Japonlar, Mançurya'yı işgal ettiler.
1933 - İstanbul Darülfünunu İstanbul Üniversitesi olarak açıldı.
1936 - Adolf Hitler ve Benito Mussolini,General Franco'nun İspanya'da kurduğu geçici hükümeti tanıdı.
1937 - Dersim İsyanı bastırıldı.
1940 - Bakanlar Kurulu, hava saldırılarına karşı bütün kent ve kasabalarda geceleri karartma yapılması kararı aldı.
1945 - Bulgaristan'da seçimleri Komünist Partisi öncülüğündeki Yurtsever Cephe kazandı.
1945 - Doğan Kardeş Sanat Müsamerelerinin ilki Tepebaşı Çocuk Tiyatrosu'nda yapıldı.
1951 - Perihan Sanerk, Emniyet Müdürlüğüne yükselen ilk kadın oldu.
1953 - İngiliz yazar ve karükatürist Alan Moore doğdu.
1967 - Türk jetleri Kıbrıs üzerinde alçaktan uçtu. BM Barış Gücü denetimindeki Erenköy bölgesinde Türkler ile Rumlar arasında çıkan çatışma 7 saat sürdü.
1976 - İspanya'da 37 yıllık diktatörlüğün ardından demokrasinin kurulması kararı alındı.
1983 - BM Güvenlik Konseyi, KKTC'yi tanımadı.
1990 - Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Konferansı (AGİK) toplandı; Paris Sözleşmesi imzalandı.
1992 - Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu kabul edildi.
1999 - İstanbul'daki Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı (AGİT) Zirvesi'nde, Bakü-Tiflis-Ceyhan Petrol Boru Hattı ve Hazar geçişli doğal gaz projelerine ilişkin anlaşmalar, ilgili ülkelerin devlet başkanlarınca imzalandı.
2007 - Zasyadko maden felaketi
 
Get our toolbar!
 
Arşiv
 
Bumerang - Yazarkafe
 
Süper Loto
16.11.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu121424303145
 
On Numara
13.11.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu10121315202532414344454653565759626465676874
 
Sayısal Loto
11.11.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu121420264048
 
Şans Topu
15.11.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu030508233211
 
 
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji