Mersin Ticaret Borsası 90 yaşında

Ana Sayfa » Güncel » Almanya’nın mültecilere yaklaşımı, eğitim ve istihdam politikaları... Abdullah Ayan yazdı

Almanya’nın mültecilere yaklaşımı, eğitim ve istihdam politikaları... Abdullah Ayan yazdı

Yaşlanan ve azalan nüfusa karşı mültecileri taze kan olarak gören Almanya...

 
 
Almanya’nın mültecilere yaklaşımı, eğitim ve istihdam politikaları... Abdullah Ayan yazdı

Merkez sağda yer alan Hıristiyan Demokrat Partinin başında yer almasına rağmen Angela Merkel , bugüne kadar mültecilere karşı çoğu ülkenin sosyal demokratlarından daha ılımlı yaklaştı.

Gelinen noktada ülkesinde bile izlediği yol artık sorgulanır hale gelse de, her konuda olduğu gibi kendi içinde tutarlılığını sürdürdü ve anketlerde partisinin kan kaybettiği tespitlerine rağmen mülteci eylem planında taviz vermedi.

Türkiye üzerinden Yunanistan’ a oradan transit ülkeler olarak tanımlanan Macaristan, Hırvatistan, Slovenya ve Avusturya üzerinden gelen sığınmacıları ülkelerini terke zorlarken kapılarını ardına açan kadar açan Merkel’ in Almanya’sı en hoşgörülü ülke konumunda görüldü.

Ve tüm eleştirilere karşın Merkel bugün “Nobel barış ödülüne” yakın bir ‘güvercin’ konumundan “rezil olma” çizgisine savrulma arasındaki bıçak sırtı dengede sallanıp duruyor.

Mülteci göç dalgasının güzergâhı üzerindeki tüm ülkeler topraklarına ayak basan mağdurların bir an önce sınır dışına çıkması için zulme varan her yöntemi uygularken, Merkel’ in yönettiği Almanya neden kapılarını ardına kadar açtı ve bugün itibariyle 1,5 milyon mülteciyi buyur ederken acaba sadece insani saikle mi hareket etti? (Alman Federal İstatistik Dairesine göre 1,5 milyon mülteci yanında 500 bin farklı yabancının da ülkeye girmesiyle 2 milyon ilave insan söz konusu ve bu 1990’ da gerçekleşen Doğu Alman selinden sonraki en büyük dalga)

Almanya’ nın mültecilere diğer ülkelerden farklı yaklaşımı veya hoşgörüsüyle ilgili sorunun cevabı 2. Dünya savaşından sonra bozulan demografik yapıda ve gelecekle ilgili benzer bozulmaların yaratacağı yapısal sorunlarda gizli ve istatistiklere bakılırsa korku ve kaygılar boşuna değil.

Projeksiyonlara göre günümüzde 82 milyon olan Almanya nüfusu 2050 yılına kadar 17 milyon azalarak 65 milyona gerileyecek. Mesele burada da bitmiyor. Almanya çoğu Avrupa ülkesiyle benzer kaderi paylaşıyor ve hızla yaşlanıyor. Yaşlanmanın kaçınılmaz sorunu olarak yapılan tahminler gösteriyor ki, bugünkü trendin sürmesi halinde 2050 Almanyasında 65 yaş üstü emeklilerin oranı %30’ları aşacak. Kısaca nüfusun üçte biri sosyal güvenlik şemsiyesinden maaş ve sağlık hizmeti alacak…

Sorun da burada başlıyor çünkü sosyal güvenlik sistemleri tüm dünyada çalışma yaşındakilerin yatırdığı primlerle ayakta duruyor ve sistemlerin başarısı prim yatıranların emeklilere oranının yüksekliğiyle ölçülüyor. (Sistemin ideali altı çalışanın bir emeklinin toplam harcamasını primle finanse etmesi. Oran düştükçe sistem zayıflamakta ve risk artmakta)

Almanya iş alanına yeni genç çalışanları sokmadığı takdirde mevcut yapıyla yıllar içinde zora girecek ve genç nüfusun emeklilik sistemine yatırdığı prim bir süre sonra yetersiz kalacak, aktüer denge bozulacak, zaman içinde emeklilerin sağlık ve bakım giderleri başta olmak üzere aktarılacak kaynak değirmenin suyu çekildiğinden iflas edecek.

Merkel’ in tüm eleştirilere ve partisine oy veren muhafazakâr tabanın günlük yaklaşımlarına karşı ileriye yönelik mülteci akınına yaklaşımının temelinde biraz da bu hesapların yattığı sır değil.

İşte bu kaygılarladır ki, Alman anayasasının iltica hakkını güvence altına alan maddelerinin yeni mülteci dalgasıyla başa çıkılamaması gerçeği karşısında değiştirilmesi taleplerine de şiddetle direniyor.

Almanya’ nın bugün mültecilere bakışı geçmişte kucak açtığı ve teşvik ettiği kontrollü göç politikalarından çok farklı değil.

Ülkeye gelen ve çoğu zaman gelişleri gizli açık teşvik edilen Polonya, Romen, Bulgar ve Macar göçmenler nasıl entegrasyon programlarıyla üretim ve istihdama katıldıysa şimdi de ana hedef Suriye ağırlıklı mültecilerin aynı süreçten geçmelerini sağlamak…

2015 bütçesinde mülteciler için ayrılan yaklaşık 7 milyar dolarlık bütçenin içinde konaklama, gıda, tıbbi yardım da var ama ayrılan kaynağın en büyük dilimi gelen genç mültecilere dil ve mesleki eğitim verilmesine harcanması söz konusu. Ama bütçede mültecilere ayrılan kaynağın suyunu çektiği ve barınma, beslenme, sağlık gibi temel giderler yanında çocuk yuvaları, okul, almanca dil kursları ve idari işlemler hesaba katıldığında bu yıl hükümetin 17-22 milyar doları (15-20 milyar Euro) gözden çıkarması gerektiği uzmanlarca dile getiriliyor.

Alman Ekonomi Araştırmaları Enstitüsünün saha araştırmaları sonucu yaptığı hesaplamalara göre her sığınmacının devlete maliyeti yıllık 13-15 bin dolar civarında.

Bu nedenle de öncelik özellikle genç mültecilerin bir an önce istihdama yöneltilmesi ve sosyal güvenlik şemsiyesine dahil edilerek sisteme entegre edilmesine veriliyor.

Hedef bu olunca hızla uygulamaya koyulan düzenlemelerin bu hedefe uygun olma çabaları yetersiz kalsa da sürmekte…

Örneğin bir yıllık mesleki staja tabi tutulan mültecilerin asgari ücretten muaf tutulması, genç mültecilere dönük asgari ücretin, iş bulmalarını teşvik etmek amacıyla yaşa göre kademelendirilmesi.

Bunlar işin ekonomik açıdan da olumlu yanları ama çocukların eğitim başta olmak üzere ülkedeki akranlarıyla benzer koşullarda ve insanca yaşamlarını düzenleme sorunu var ki, tüm çabalara karşın sürecin en zor ve ağır işleyen bölümü tam da bu…

Yine DIW projeksiyonuna göre “mültecilerin ancak %10’u ilk bir yılda iş bulabilecek. Geri kalan %90’ nın öncelikle eğitimi gerekiyor.” Enstitünün hazırladığı olası senaryoya göre bugün ülkeye gelen sığınmacıların yarısı beş yıl, %80’i ise 10 yıl sonunda istihdam piyasasına girmiş olacak.

Senaryonun umut vaat eden yanına gelince: Gelenler çok genç yaştalar ve 40-50 yıl çalışma hayatında yer alacaklar. 5-6 yıl bu insanlara kaynak aktarılacak ama sonrasında ekonomiye sağlayacakları katkı bu 5-6 yıl içinde harcananın çok üzerinde olacak.

Tabii senaryonun Almanya adına mutlu sona ulaşması için özellikle bugün eğitim çağına gelmiş çocuklar başta olmak üzere genç mültecilerin eğitiminin, özellikle de dil sorununun aşılmasıyla birlikte mesleki eğitimlerinin başarıya ulaşması gerekiyor.

Türkiye’den farklı olarak Almanya mültecilerin eğitiminin önemini ve özellikle çocukların ana dilleri yanında ancak almanca öğrendikten sonra üretime katkı veren bireyler durumuna geleceğinin farkında ve tüm politikaları bu önceliğe göre belirliyor.

Ve bu nedenle gelen ‘zorunlu misafirleri’ yük olarak algılayan Türkiye’ den farklı olarak Almanya gelecek on yılları bu mülteciler sayesinde yaşlanmanın yaratacağı handikapları aşmanın en güçlü dinamiği olarak görmekte…

 

Abdullah Ayan

 

 

 

 
19 Kasım 2015 Perşembe 08:46
 
 
(0 Yorum Yapıldı)Yorumlar
<p>Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.</p>
 
Bu Kategorideki Diğer Haberler
 
KDV sistemi değişiyorToroslarda yüzme kursları başladıToroslar’da, Yapılandırma Başvuruları BaşladıGüneş Doğarken İşçilerle Sabah MesaisindeTarih, doğa, deniz, güneş, müzik ve dans kansere karşı birleştiİçel Soroptimist Kulübü, 'Obezite ile Savaş' semineri düzenledi.Bisiklet durursa hayat dururTarsus Sev’in Robotik Takımı’na İki Ödül BirdenMobbing ve Hukuksal Boyutu Ele AlındıGüzel Konuşma ve Diksiyon
MTSO’ya teşekkür belgesiMenderes Gönüllü Evi, Mezitli'nin Filizleri ailesine katıldı
 
 
Yazarlar
Yazarlar RSS Beslemesi
 
 
 
 
Gazete Manşetleri
 
Namaz Vakitleri
 
  • İmsak04:50
  • Güneş06:24
  • Öğlen12:44
  • İkindi16:08
  • Akşam18:43
  • Yatsı20:06
 
Anket
.
 
İddaa
 
Lig Puan Durumu
 
Takımlar
O
G
B
M
P
1
Galatasaray
6
5
1
0
16
2
Beşiktaş
6
4
1
1
13
3
Göztepe
6
4
1
1
13
4
Fenerbahçe
6
3
2
1
11
5
Kayserispor
6
3
2
1
11
6
Başakşehir
6
3
1
2
10
7
Akhisarspor
6
3
1
2
10
8
Bursaspor
6
3
0
3
9
9
Trabzonspor
6
2
2
2
8
10
Kasımpaşa
6
2
2
2
8
11
Malatyaspor
6
2
1
3
7
12
Alanyaspor
6
2
1
3
7
13
Konyaspor
6
2
0
4
6
14
Sivasspor
6
2
0
4
6
15
Karabükspor
6
1
2
3
5
16
Gençlerbirliği
6
1
1
4
4
17
Antalyaspor
5
0
3
2
3
18
Osmanlıspor
5
0
1
4
1
 
Şampiyonlar Ligi
 
UEFA Avrupa Ligi
 
Alt Lig
 
 
Tarihte Bugün
1396 - Yıldırım Bayezid, Niğbolu Zaferi'ni elde etti.
1561 - Şehzade Bayezid idam edildi.
1911 - İtalya, Osmanlı Devleti'ne savaş ilan etti.
1925 - İstanbul'da, tulumbacı teşkilâtının yerine, modern motorlu itfaiye teşkilâtı kuruldu.
1950 - Birleşmiş Milletler askerleri Kore'de Seul'u ele geçirdi. (Bkz. Kore Savaşı)
1956 - İstanbul'da geniş çaplı istimlâk çalışmaları başlatıldı.
1958 - Kemer Barajı ve Hidroelektrik Santrali işletmeye açıldı.
1960 - Yassıada'da tutuklu bulunan eski Cumhurbaşkanı Celâl Bayar, kemeriyle intihar girişiminde bulundu. Bayar, nöbetçi teğmen tarafından kurtarıldı.
1974 - Bilim adamları, aerosol spreylerin ozon tabakasını tahrip ettiği konusunda uyarıda bulundu.
1979 - Arjantin Devlet Başkanı Juan Peron'un eşi Eva Peron'un yaşam öyküsünü anlatan Evita müzikalinin prömiyeri, Broadway'de yapıldı.
1982 - Türkiye'nin ilk kadın Büyükelçisi Filiz Dinçmen, Amsterdam'da görevine başladı.
1993 - Karun Hazinesi Türkiye'ye geldi.
2001 - Tekel'in Küba ile ortak kurduğu TEKA Puro Fabrikası İstanbul'da açıldı.
 
Get our toolbar!
 
Arşiv
 
Bumerang - Yazarkafe
 
Süper Loto
21.09.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu060809172538
 
On Numara
18.09.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu07091013141517182426273136373847485663676875
 
Sayısal Loto
23.09.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu021931364248
 
Şans Topu
20.09.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu101828303204
 
 
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji