Mersin hinterlandı 2017 ilk çeyrek ekonomik rakamları açıklandı

Ana Sayfa » Gündem » Anamur Dönüşü : Biraz Nükleer; Biraz Yol;Biraz Turizm... Harun Arslan yazdı

Anamur Dönüşü : Biraz Nükleer; Biraz Yol;Biraz Turizm... Harun Arslan yazdı

40 yıldır bu güzelim sahillerden geçerim. Bu güne kadar buraya bir çivi dahi çakılmamıştır; neredeyse tek bir turistik tesis de yapılmamıştır

 
 
Anamur Dönüşü : Biraz Nükleer; Biraz Yol;Biraz Turizm... Harun Arslan yazdı

Geçtiğimiz hafta Kent Konseyi Başkanı Anamur’u ziyaret etmiş ve Türkiye ve Dünya politikasını ilgilendiren politik ve stratejik konularda beyanda bulunmuştu.

Hemen arkasından CHP İl Başkanı Anamur’u ziyaret etmiş ve o da nükleer ve Mersin’in projeleri konusunda bilimsel ve siyasideğeriyüksek bilgiler vermişti.

Ne rastlantı; bu hafta bende bir konuda (siyasi ve stratejik olmayan) Anamur’a gitmek durumunda kaldım. Dönüş yolunda, ben de iki değerli kurum temsilcisine özenerek, Anamur ziyareti sonrası kamuoyumuza değerli bir şeyler söyleyebilir miyim? Diye kıvranıp durdum.

Öyle ya; hızını alamayan soluğu Anamur’da alıyor ve bu şirin yöremizin onca yerel sorunu varken, büyük meselelere dair iri sözlerle hepimizi sarsıyor.

Hadi ben de izninizle “Anamur dönüşü” ruh halimi yitirmeden ve elbette kendimce meseleleri sizinle paylaşmak istiyorum.

Antalya sahil yolu bu haliyle bile gerçekten çok önemli bir ülke başarısıdır. Çift yol, tüneller, iyi kaliteli asfalt zaten yolu oldukça kolaylaştırmış ve çalışmalarda sona yaklaşılmış.Dağlar delinmiş, dev kayalıklar parçalanmış…Gördüğüm birçok Avrupa ülkesinden daha kaliteli yollarımızla övünmeliyiz.

Yolun eski güzergahı, turizm alanlarını olumsuz etkilememesi için değiştirildi ve mümkün olan yerlerde denizden uzaklaştırılmaya çalışılıyor. Bunun ödeneği de çıkarılmış ve şu anda yol çalışmaları sürüyor. Hatta gece ışıklandırarak çalışılıyor ki sahil yolunun geciktiğini yada yapılmadığını söyleyenler biraz ellerini vicdanlarına götürmelidir.

Gelelim Nükleer santral ve turizm konusuna…

Nükleer santrale karşı çeşitli bahaneler bulanlar hep “o güzelim sahiller, cennet koylar” diye başlarlar. Çoğu bu güzelim koyları hiç görmemiştir. Sadece nükleer karşıtlarının nutukları ve fotoğraflarüzerinden bir şeyler bilirler.

40 yıldır bu güzelim sahillerden geçerim. Bu güne kadar buraya bir çivi dahi çakılmamıştır; neredeyse tek bir turistik tesis de yapılmamıştır.

Önümüzdeki 40 yılda buraya turistik bir tesis yapılmayacağını,üzülerek de olsa kabul etmiştik.

Fakat ne ilginçtir, turizme zarar verecek denilen nükleer santral adeta bölgeye turizmi getirmiş!

Nükleer santralin yapılacağı yerden bir koy ilerisine tüm bölgenin en kapsamlı, en büyük turistik tesisi yapılmış durumda.

Yarım asırdır boş duran bir koya Gülnarlıkardeşlerden oluşanve büyük yurt dışı yatırımları da olan uluslararası bir şirket Ulu Resort Hotel tesisini kuruyor, bölge insanlarına istihdam yaratıyor, bölgenin ürünlerinin değerlendirilmesini sağlıyor…

Nükleer karşıtlarının mümkün olduğu kadar bu güzelim tesisi gündeme getirmek istemediklerini, gündeme gelirse de çeşitli asılsız eleştirilerle bir karalama kampanyasına giriştiklerini biliyorum.

Dönüş yolunda bu tesise uğrayarak son durumunu görmek istedim.

Kış ortasında sanki sezondaymış gibi tesis her şeyiyle tam olarak faaliyette… Isıtılmış kapalı havuzu, saunası, hamamı, bowling ve oyun salonları,fitnes salonu, bilgisayar ve oyun odaları, bilardo salonu, çocuk eğlence odaları, spa merkezi, sinema salonu, tenis kortları, spor alanları ile butik kalitedeki otel tüm personeli ile hizmette.

İşte yıllardır çırpınıp durduğumuz turizm yatırımları konusunda çok başarılı bir örnek…

Tesis sahibi ile görüştüğümde, ilave bir tesis daha yapmayı planladıklarını söylüyor ve şu anda firmanın temsilcileri Hollanda’da Utrecht fuarındalar. Orada trecking gruplarını bölgeye getirerek deniz turizmine ilave bir de dağ turizmi sağlayacaklar.

Bir grup insan sağda solda nutuklar atarak kendilerini tatmin ederken, bu kentin temel meseleleri arasında en önlerde yer alan turizmi kalkındırmak için iş insanlarımız çalışıyor, üretiyor, dünyayı dolaşıyor…

Özellikle Paris’i ve İspanya’yı görenler burada nükleer santrallerle turizmin nasıl iç içe olduğunu bilirler. Çevresindeki 5 nükleer santralle 50 milyon turist çeken Paris’e ve yıllarca Avrupa’nın turizm merkezi olan İspanya’ya zarar vermeyen nükleer santraller Mersin’e nasıl zarar verecek? anlamak güç.

Ermenistan, Bulgaristan, Rusya, İran, İsrail…çevremizdeki tüm ülkeler ve tüm Avrupa ve Amerika nükleer kullanırken ve şu anda dünyada yalnızca ömrünü tamamlayan santraller kapanırken ve 28 yeni santral inşa edilirken acaba Türkiye’nin bu güne kadar neden nükleer enerji ile tanışmadığının derin sebeplerini anlamaya çalışmalıyız.

Türkiye’nin her yıl % 8 ilave enerjiye ihtiyacı var. Güneş ve rüzgarın enerji ihtiyacını karşılayacağını iddia edenler bilimsel olarak incelediklerinde bunun ne kadar pahalı ve zor olduğunu göreceklerdir.

Genelde nükleer karşıtı lobinin destekçisinin Alman Vakıfları ve Greenpeace gibi yabancı örgütler olduğunu ve Batının hiçbir zaman güçlü bir Türkiye istemediği gerçeğini ne zaman göreceğiz?

Ortadoğu bataklığında ancak nükleere sahip olan güçlü bir ülke olarak ayakta kalınabileceğini ne zaman öğreneceğiz?

 

Suriye’deki kargaşalıklar başlamadan önce Suriye Hükümetinin nükleer santral yapılması için Paris Nükleer Fuarına bir heyet gönderdiğini biliyoruz. İç savaş olmasaydı şimdi hemen güney sınırımızda bir nükleer santral yapılmış olacaktı. Der Spiegel dergisine göre ise şu anda Suriye’de gizli nükleer ve uranyum tesisleri mevcut.

 

Taşucu’nda tersane yapılmasını engelleyerek, Türk deniz gücünün Akdeniz’de güçlenmesini ve en az 3 bin yöre insanının burada istihdamını engelleyen Alman Vakıfları, Greenpeace ve diğer yabancı oluşumlar bu defa başarılı olamayacaklar gibi görünüyor.

Bölgeye turizmi getiren nükleer santral, ülkeye gelen en büyük dış yatırımla, hem bölgenin zenginleşmesine hem de istihdam sorununun ortadan kalkmasına yarayacaktır.

Eh; işte Anamur dönüşünde ben de diğer değerli kurum temsilcilerine özenerek kendimce önemli bulduğum konulara değinmeye çalıştım. Bunların kimseye ve elbette başta bana politik bir faydası yoktur; kendimce öngördüğüm bir kişisel hesabım da yoktur. Ama lütfen bu kentin temel sorunlarına daha insafla, daha bilinçle yaklaşalım; her Mersinlinin faydasına olacak yatırımları görmezden gelmeyelim.

 

HARUN ARSLAN

 

 

 
17 Ocak 2015 Cumartesi 08:36
 
 
(0 Yorum Yapıldı)Yorumlar
<p>Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.</p>
 
Bu Kategorideki Diğer Haberler
 
Güneş Doğarken İşçilerle Sabah MesaisindeTarih, doğa, deniz, güneş, müzik ve dans kansere karşı birleştiİçel Soroptimist Kulübü, 'Obezite ile Savaş' semineri düzenledi.Bisiklet durursa hayat dururTarsus Sev’in Robotik Takımı’na İki Ödül BirdenMobbing ve Hukuksal Boyutu Ele AlındıGüzel Konuşma ve Diksiyon
MTSO’ya teşekkür belgesiMenderes Gönüllü Evi, Mezitli'nin Filizleri ailesine katıldıMiniklerden Büyük Nağmeler Mezitli’de 26. Jakaranda koruluğu açıldı Çalgı Çengi’nin Ünlü Oyuncuları Forum Mersin’de Hayranlarıyla Buluşuyor
 
 
Yazarlar
Yazarlar RSS Beslemesi
 
 
Get our toolbar!
 
Gazete Manşetleri
 
Namaz Vakitleri
 
  • İmsak03:20
  • Güneş05:18
  • Öğlen12:49
  • İkindi16:40
  • Akşam20:00
  • Yatsı21:44
 
Bumerang - Yazarkafe
 
Anket
.
 
İddaa
 
Lig Puan Durumu
 
Takımlar
O
G
B
M
P
1
Beşiktaş
33
22
8
3
74
2
Başakşehir
33
20
10
3
70
3
Fenerbahçe
33
17
10
6
61
4
Galatasaray
32
18
4
10
58
5
Antalyaspor
33
16
7
10
55
6
Trabzonspor
33
14
9
10
51
7
Akhisar Bld.
33
14
6
13
48
8
Gençlerbirliği
33
11
10
12
43
9
Kasımpaşa
33
12
7
14
43
10
Konyaspor
33
11
10
12
43
11
Alanyaspor
32
12
4
16
40
12
K.D.Ç. Karabük
33
11
7
15
40
13
Osmanlıspor FK
33
9
11
13
38
14
Kayserispor
33
10
8
15
38
15
Bursaspor
33
10
5
18
35
16
Ç. Rizespor
33
9
6
18
33
17
Gaziantepspor
33
7
5
21
26
18
Adanaspor
33
6
7
20
25
 
Şampiyonlar Ligi
 
UEFA Avrupa Ligi
 
Alt Lig
 
 
Tarihte Bugün
1453 - Osmanlı Padişahı Fatih Sultan Mehmet İstanbul'u fethederek Bizans İmparatorluğu'nu (Doğu Roma'yı) sona erdirdi. Birçok tarihçi için İstanbul'un fethi, Orta Çağın sonudur.
1807 - Kabakçı Mustafa ayaklanmasında, isyancılar Şehzade Mustafa ve Mahmut'un kendilerine teslimini istedi. Sultan III. Selim tahttan indirildi, IV. Mustafa tahta çıktı.
1848 - Wisconsin, 30. eyalet olarak ABD'ye katıldı.
1913 - Ulviye Mevlan yönetiminde 'Kadınlar Dünyası' dergisi yayımlanmaya başlandı.
1913 - Igor Stravinsky'nin Le Sacre du Printemps (Bahar Ayini) adlı balesi ilk kez Paris'te sahnelendi.
1927 - Ankara-Kayseri demiryolu İsmet Paşa tarafından açıldı.
1936 - Türk Bayrağı hakkında kanun, TBMM'de kabul edildi.
1942 - Adolf Hitler, Nazi propaganda bakanı Joseph Goebbels'in tavsiyesiyle işgal altındaki Paris'te yaşayan tüm Yahudilerin sol göğüslerine sarı bir yıldız takmalarını emretti.
1953 - Yeni Zelandalı dağcı Edmund Hillary ile Nepalli şerpa Tenzing Norgay, Everest'e çıkan ilk insanlar oldu.
1954 - Bilderberg Toplantıları'nın ilki yapıldı.
1960 - Türk Silahlı Kuvvetleri'nin yönetime el koymasının ardından gözaltına alınan eski İçişleri Bakanı Namık Gedik intihar etti. Aynı gün gözaltına alınan 150 kişi Yassıada'ya getirildi.
1963 - Pakistan'ın doğusunda çıkan kasırgada 10 bin kişi öldü.
1977 - CHP Genel Başkanı Bülent Ecevit, İzmir Çiğli Havaalanı'nda bulunduğu sırada, bir silahtan çıkan mermi, CHP'li Mehmet İsvan'ın yaralanmasına yol açtı. Merminin bir polis memurunun ateş alan gaz tüfeğinden çıktığı açıklandı.
1985 - İstanbul Boğazı'nda ikinci boğaz köprüsünün (Fatih Sultan Mehmet) temeli atıldı.
1985 - Avrupa Kupası finali için Liverpool Juventus maçının yapıldığı Belçika'nın Heysel Stadı'nda çıkan olaylarda 4 kişi öldü, 350 kişi yaralandı.
1986 - Kamuoyunda 'Fak-Fuk-Fon' olarak bilinen Sosyal Dayanışma ve Yardımlaşmayı Teşvik Yasası, Meclis'te kabul edildi.
1988 - İstanbul Boğazı, Fatih Sultan Mehmet Köprüsü yapımı tamamlandı.
1990 - Sovyetler Birliği'nde, radikal reformcu Boris Yeltsin, Rusya Federasyonu Parlamentosu Başkanlığı'na seçildi.
1993 - Anadolu pop müziğin öncülerinden Moğollar grubu 17 yıllık aradan sonra yeniden sahneye çıktı.
1993 - Almanya'nın Solingen şehrinde Türklerin yaşadığı bir evin kundaklanması sonucu 5 kişi yaşamını yitirdi ve 2 kişi de yaralandı.
1995 - Cumhurbaşkanı Turgut Özal'ın oğlu Ahmet Özal için, karşılıksız çek verdiği iddiasıyla gıyabi tutuklama kararı çıktı.
1996 - Siverek halkı aralarında Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel'in de bulunduğu 13 politikacı hakkında tazminat davası açtı. Politikacılar Siverek'i il yapacakları vaadinde bulunup yerine getirmemekle suçlanıyordu.
 
 
Arşiv
 
Süper Loto
25.05.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu010313162345
 
On Numara
22.05.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu02030809101314192125303241475053546466737879
 
Sayısal Loto
27.05.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu051416183148
 
Şans Topu
24.05.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu222628293412
 
 
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji