10 Şubat’ta Dünya ‘Bakliyat Günü’nü Kutlayacak

Ana Sayfa » Güncel » Anayasa değişikliğiyle önerilen sistem ve zurnanın zırt deliği... Abdullah Ayan yazdı

Anayasa değişikliğiyle önerilen sistem ve zurnanın zırt deliği... Abdullah Ayan yazdı

Her şeyin tek merkezde çözüldüğü ülkede Milletvekili kanalının tıkanması...

 
 
Anayasa değişikliğiyle önerilen sistem ve zurnanın zırt deliği... Abdullah Ayan yazdı

"Zurnanın zırt deliği" ile ilgili bir sürü darb-ı mesel anlatılır da, bana göre en somut ve doyurucu tanım Türk Dil Kurumu'na ait...

TDK "sürdürülmekte olan bir işin en can alıcı noktası" olarak özetliyor deyimin anlamını...

O zaman ülkeyi aylardır geren ve halk oylamasının yapılacağı güne kadar da gereceği gün gibi aşikar şu anayasa değişikliklerinin pek konuşulmayan zırt deliği ya da sürdürülmekte olan işin en can alıcı meselesine değinmeye çalışalım.

Türkiye 16 Nisanda referanduma gidip, 17 maddelik anayasa değişikliklerine "evet" ya da "hayır" diyecek...

Diyecek demesine de, özellikle evet cephesinin "güçlü Türkiye", "istikrar", "birlik, beraberlik" gibi kitleleri havaya sokan soyut kavramlardan çıkıp, gerçekten değişikliklerin getirip, götürecekleri konusunu tam olarak anladığı, ciddi bir sorunsal olarak orta yerde duruyor.

Duruyor çünkü, Türkiye' nin en çok eleştirilen ve sistemin işlemediğinin temelindeki hastalık anlamına da gelen asıl derdinin bu değişikliklerle çözüleceği konusunda ciddi kaygılar var.

Bu kaygıları hayırcılar ve kararsızlar değil, "evet" cephesindekiler de duyuyor.

Kaygının ya da, konuşulmayan sancının temelinde, yerele nefes alma şansı bırakmayan ve her gün biraz daha yerelin elinde kalmış ne varsa kendinde toplayan merkezdeki iktidarın, yönetme biçiminin değişecek olması...

Bir iki örnekle anlatmaya çalışayım: Tek parti döneminde bile Belediye ya da il özel idareleri eliyle yönetilen Hastanelerin adı "memleket hastaneleri" idi ve merkezi idarenin bütçeye para aktarması dışında personel, yönetim vs konularında tasarruf yerel yönetimlerdeydi.

Sonra ne mi oldu? Memleket Hastaneleri, Devlet hastaneleri olarak tanımlanmaya, bırakın uzman bir doktoru, hemşire kadrosuna kaç kişinin hatta kimlerin atanacağı bile Ankara' nın uhdesinde toplandı.

O kadarla da kalmadı. Zaman içinde durumdan öylesine vazifeler çıkarıldı ki, bu garip bir hastane hemşiresinin çalıştığı bölümden bir başka bölüme geçmek için Milletvekiline, Vekilin de Bakan veya en azından müsteşar, genel müdüre rica telefonu açtığına tanık oldu.

Örneği sağlıktan verdiğime bakmayın...

Bu gözler bir yandan nüfus itibariyle orta boy bir kent olan Mersinin merkezde bile 4 ilçeye bölünüp, Müftü deresinin doğu, batı, kuzeyinde birbirlerine uzaklıkları 100 metreyi geçmeyen üç ayrı Belediye ihdas edildiğini de gördü, o Belediye sınırları içinde kaymakamlıklar oluşturulduğunu da...

Ve o kaymakamlıklara her konuda örneğin müftülüklerde bile il müftüsü yanında 4 merkez ilçe müftülük kadroları verildiğini... (örnekleri ; tarımdan spora, eğitimden sosyal dayanışmaya varıncaya kadar çoğaltmak mümkün)

Bugün ülkenin tek muktediri haline gelen ve her şeyi elinde tutması yetmezmiş gibi, daha da fazlasına talip olan AK Parti, 2004' te yerel yönetimler reformunu hayata geçirmeye kalktığında, güvenlik/eğitim ve dış politika gibi alanlar dışında kalan ne varsa yerele devretme niyetindeydi.

O günlerde o yerel yönetimler reformu anlatılırken "hangi sporu nerede yapacağınıza, hangi tesisin gerekli olduğuna neden Ankara karar versin?" diyen AK Parti' nin sonradan gücünü pekiştirdikçe bırakın hangi spor tesisinin yapılacağına, belediyelerin dişe dokunur en ciddi etkinlik alanı olan kent imar planlarını bile dolaylı yollarla Çevre ve Şehircilik Bakanlığına bağladığını gördük.

Böylesine bir güçlendirme ve tahkimle hayatın her alanında irade Ankara'da toplanırken, derdini yerelde çözme olanağı kalmayan vatandaş, her başı ağrıdığında iktidar Milletvekilini bulup onun üzerinden sorun çözme yolunu en geçerli yöntem olarak benimsedi.

Çalıştığı bölümü beğenmeyen hemşire, çocuğuna iş arayan anne, diyalize bağlanmak için sıra bekleyen hasta, cami bakımı için kaynak arayan imam, köyüne gölet bekleyen muhtar; iktidara mensup vekile, vekil; Bakan veya Müsteşara sorunu ileterek çözme yolunu seçiyordu bugüne kadar.

Bugüne kadar diyorum çünkü; eğer anayasa değişiklik paketi onaylanırsa, artık Bakanların ne partiyle, ne Meclisle, ne de Milletvekilleriyle organik bağı kalmayacak.

Bakanları Başkan (Cumhurbaşkanı) seçecek. Bugüne kadar istisnai haller dışında Meclis içindeki iktidar Milletvekilleri arasından seçilen ve güvenoyu mekanizması dahil her bakımdan TBMM denetim ve gözetimi altında faaliyet gösteren Bakanlar değişikliklerin yürürlüğe girmesiyle Meclise değil, Başkana karşı sorumlu olacak...

Ne Bakanlar Kurulunun güvenoyu alması, ne gensoru, ne başka bir mekanizma...

Bakanın kendisini o göreve getiren Başkan dışında hiç kimseye karşı sorumluluğu da yok, kimseyi dinleme zorunluluğu da...

Ön görülen sistem bu haliyle ABD' yi andırıyor ama orada neredeyse tüm yetkiler eyaletlere aktarılmış durumda.

O kadar ki, Başkanlık koltuğuna oturduğu günden beri, bazı İslam ülke vatandaşlarına giriş yasağıyla ilgili kararname yayınlayıp duran Trump' ın tüm girişimleri gidip gidip eyaletlerin yargı duvarlarına çarpıyor.

Orada tüm yönetim erki eyaletlere, eyaletler üzerinden de kademe kademe en alt yerleşim birimlerine kadar inmiş durumda.

Örneğin bin nüfuslu kasabanın okuluna alınacak öğretmeni ne Washington, ne ülkenin Eğitim Bakanı belirlemiyor. Eyalet Valisi, Belediye başkanı da karışmıyor. Belediye Meclisinin eğitim komitesi yönetiyor okulu...

Bakan makro politikalara bakıyor, kasaba okuluna...

Yetkiler alabildiğine paylaşılmış, sorumluluklar belirlenmiş, sistem tabandan, tavana oturmuş ve 150 yıldır güç aktarım mekanizması yerelden merkeze doğru değil, merkezden yerele doğru çalışıyor.

Yönetim erkini yerelle paylaşmak şöyle dursun, tüm gücü zaten elinde toplayan merkezin, bu gücü çekirdek nüvesinin içine çekip saraya hapsetmesi ve her konuda anahtar bulma derdine düşen vatandaşın o anahtarı konumundaki Milletvekillerini tümüyle devreden çıkarması...

Bugüne kadar iktidar dışındaki Milletvekillerinin pek işlevi kalmamıştı, değişiklikle Bakan üzerindeki etkisini yitirecek iktidar Milletvekillerinin de hükmü kalmıyor...

İyi mi oluyor, kötü mü?

Soruyu en küçük bir konuda bile sorun yaşayan ve sorunu ancak Milletvekiline ulaşarak çözebilen vatandaşa sormak lazım...

Tabandan tavana doğru sistemi oturtmadan ve çağdaş ülkelerin seviyesine çıkarma, hayatın her alanındaki her sorunu tek kişinin iradesine bağlayan değişikliğin getireceklerini yaşayarak göreceğiz...

 Abdullah Ayan

 

 
20 Mart 2017 Pazartesi 08:12
 
 
(0 Yorum Yapıldı)Yorumlar
<p>Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.</p>
 
Bu Kategorideki Diğer Haberler
 
KDV sistemi değişiyorToroslarda yüzme kursları başladıToroslar’da, Yapılandırma Başvuruları BaşladıGüneş Doğarken İşçilerle Sabah MesaisindeTarih, doğa, deniz, güneş, müzik ve dans kansere karşı birleştiİçel Soroptimist Kulübü, 'Obezite ile Savaş' semineri düzenledi.Bisiklet durursa hayat dururTarsus Sev’in Robotik Takımı’na İki Ödül BirdenMobbing ve Hukuksal Boyutu Ele AlındıGüzel Konuşma ve Diksiyon
MTSO’ya teşekkür belgesiMenderes Gönüllü Evi, Mezitli'nin Filizleri ailesine katıldı
 
 
Yazarlar
Yazarlar RSS Beslemesi
 
 
Get our toolbar!
 
Gazete Manşetleri
 
 
Namaz Vakitleri
 
  • İmsak03:41
  • Güneş05:35
  • Öğlen12:58
  • İkindi16:48
  • Akşam20:02
  • Yatsı21:40
 
Anket
.
 
İddaa
 
Lig Puan Durumu
 
Takımlar
O
G
B
M
P
1
Akhisar Bld.
0
0
0
0
0
2
Antalyaspor
0
0
0
0
0
3
Konyaspor
0
0
0
0
0
4
Alanyaspor
0
0
0
0
0
5
Beşiktaş
0
0
0
0
0
6
Bursaspor
0
0
0
0
0
7
Evkur Yeni Malatyaspor
0
0
0
0
0
8
Fenerbahçe
0
0
0
0
0
9
Galatasaray
0
0
0
0
0
10
Gençlerbirliği
0
0
0
0
0
11
Göztepe
0
0
0
0
0
12
K.D.Ç. Karabük
0
0
0
0
0
13
Kasımpaşa
0
0
0
0
0
14
Kayserispor
0
0
0
0
0
15
Başakşehir
0
0
0
0
0
16
Osmanlıspor FK
0
0
0
0
0
17
Sivasspor
0
0
0
0
0
18
Trabzonspor
0
0
0
0
0
 
Şampiyonlar Ligi
 
UEFA Avrupa Ligi
 
Alt Lig
 
 
Tarihte Bugün
1552 - Temeşvar kalesi Osmanlı ordusu tarafından fethedildi
1581 - Utrecht Birliği'ne bağlı Kuzey Hollanda eyaletleri (Güney Hollanda, Zeeland, Utrecht, Gelderland, Overijssel, Groningen ve Friesland) İspanya kralı II. Felipe'den bağımsızlıklarını ilan ettiler.
1788 - New York, ABD Anayasası'nı onaylayarak ABD'nin 11. eyaleti oldu.
1882 - Richard Wagner'in Parsifal adlı operası ilk kez Almanya'nın Bayreuth kentinde sahnelendi.
1891 - Fransa Tahiti'yi ilhak etti.
1914 - Sırbistan ve Bulgaristan diplomatik ilişkilerini kestiler.
1919 - Balıkesir Kongresi başladı (30 Temmuz'a değin).
1923 - İskoç mühendis John Logie Baird, ilk mekanik televizyonun patentini aldı.
1933 - Adolf Hitler görme, duyma gibi sorunları olan engelli Almanların kısırlaştırılacağını açıkladı.
1934 - Avusturya Şansölyesi Engelbert Dollfuss bir suikast sonucu öldürüldü.
1944 - II. Dünya Savaşı: Sovyet ordusu batı Ukrayna'ya girerek Nazi işgaline son verdi.
1944 - II. Dünya Savaşı: İlk Alman V-2 roketi İngiltere topraklarına düştü.
1945 - Britanyalı İşçi Partisi seçimleri kazandı: Clement Attlee başbakan oldu. Winston Churchill kaybetti.
1948 - André Marie, Fransa başbakanı oldu.
1951 - Türkiye'deki ilk petrol Raman dağı yöresinde bulundu.
1952 - Mısır Kralı I. Faruk, Hür Subaylar Örgütü tarafından tahtından indirildi. (oğlu II. Fuat'a devretti).
1953 - Moncada kışlası baskınıyla Küba devrimi başladı. Devrimcilerin lideri Fidel Castro tutuklandı.
1956 - Dünya Bankası'nın Assuan Barajı'nın inşasını desteklemekten vazgeçmesi üzerine Mısır devlet başkanı Cemal Abdül Nasır, Süveyş Kanalı'nı millileştirdi.
1957 - Guatemala devlet başkanı Carlos Castillo Armas, bir suikast sonucu öldürüldü.
1963 - Yugoslavya, Üsküp'te deprem: 1.100 ölü, 100 bin insan sokakta.
1967 - Tunceli'nin Pülümür ilçesinde Richter ölçeğine göre 6 büyüklüğünde deprem: 95 ölü, 127 yaralı.
1974 - Yedi yıl süren askeri rejimden sonra, Yunanistan'da Konstantin Karamanlis'in başbakanlığında sivil hükümet kuruldu.
1974 - Kıbrıs için ateşkes görüşmelerine Dışişleri Bakanı Turan Güneş katıldı. Güneş, 'Ateşkes belli haklarımızı kullanmamamız manasına gelmez' dedi.
1994 - Rusya Devlet Başkanı Boris Yeltsin, Rus askerlerinin Estonya'dan çekilmesini onayladı.
1995 - İstanbul Altın Borsası açıldı.
2009 - ABD'li Pro Güreşçi Jeff Hardy Uzun Zamandır Kazanmak İçin Uğraştığı World Heavyweight Kemerini Night Of Championsa'ta CM Punk'tan Aldı.
 
 
Arşiv
 
Bumerang - Yazarkafe
 
Süper Loto
20.07.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu020327515354
 
On Numara
24.07.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu07080911121314171924293133364447515356667278
 
Sayısal Loto
22.07.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu011314192930
 
Şans Topu
19.07.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu082224283006
 
 
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji