İhracat Kasım ayında geçen yıla göre %5 artışla 11 milyar 952 milyon dolar oldu

Ana Sayfa » Gündem » Arslanköy' ün demokrasi mücadelesi... -10- Abdullah Ayan yazdı

Arslanköy' ün demokrasi mücadelesi... -10- Abdullah Ayan yazdı

Gerginlikten korkan Adalet Bakanlığı Davayı Konya' ya taşıyor, çoğu kadın tutuklular trenle sevk ediliyor...

 
 
Arslanköy' ün demokrasi mücadelesi... -10- Abdullah Ayan yazdı
93 Sanık ve 30’u aşkın avukat 4 Eylül duruşmasını iple çekerken, yoğun izleyici olasılığını da göz önünde bulunduran Mahkeme heyeti duruşmanın Güneş Sinemasında yapılması için Adalet Bakanlığından izin ister.

Ancak 30 Ağustos akşamı Bakanlıktan gelen telgraf herkesi şok eder. Bakanlık Yargıtay 3.dairenin aldığı karara istinaden davanın Konya Ağır Ceza Mahkemesine nakledildiğini gerekçesiyle bildirmektedir. Gerekçeye göre “hadisenin mahiyeti, işlenen suçun zabıta kuvvetlerine karşı yapılmış olması ve Mersin’ de yapılacak duruşmada herhangi bir hadisenin vukuunu önlemek maksadıyla” davanın başka yere naklini isteyen Adalet Bakanlığıdır. Talep Yargıtay tarafından da uygun bulunmuş, davanın kamu güvenliğini sekteye uğratacak mahiyette görüldüğünden duruşmanın Konya Ağır Ceza Mahkemesine nakline karar verilmiştir.

Savcılık bir yandan dosyayı Konya’ya gönderme hazırlıklarına başlarken, 47 tutuklu sanığın sevki için de Adalet Bakanlığından tahsisat ister.

Bakanlıktan istenen ödenek anında gönderilir. 20’si kadın 27 erkekten oluşan 47 kişi 4 Eylülü 5 Eylüle bağlayan gün sabaha karşı 3.45 treniyle Konya’ya doğru yola çıkar. Sanıklara Jandarma Bölük komutan vekili Servet Güneri komutasındaki 15 jandarma refakat etmektedir.

Acılarıyla dönemin yakın tanığı doktor Ahmet Arslan prangalarla Mersin' e oradan da Konya' ya uzanan çileli süreci şöyle anlatır anılarında:

"Okulun tatili nedeniyle İstanbul' dan köye gelmiştim. Köyde sonradan uçak mühendisi olacak arkadaşım Hüseyin Yeğin ile buluştuk. Köylünün tansiyonu yüksek, sinirleri gergindi. Seçimlerde uygulanan "açık rey, gizli tasnife" halk kızgındı. Köyün ileri gelen muhalifleri sandığa ne gerek var; "köy meydanına çıkalım, şu adayı isteyenler bu tarafa, diğer adayı isteyenler öteki tarafa toplansınlar, sonuç çıkar" teklifinde bulunuyorlardı.

Sandık kurulu, halk, fanatikler, gençler, zaman zaman yakın mesafede çekişip itişiyorlardı. Bazen biz mürekkep yalamışlar araya girip uzlaşmaya katkı vermeye çalışıyorduk. Halk şeffaflığı, çoğulculuğu, aleniyeti istiyordu ve de; "nerede gizlilik varsa, batsın!" diye feryat ediyorlardı.

Anlaşmazlık sonunda çoğunluğu teşkil eden demokratlar, isyan ithamıyla yaftalanarak sürüler halinde hapishanelere sevk edildiler. Bu isyankarların davaları bir süre sonra Konya' ya nakledildi.

Konya hapishanesine sevk edilenler arasında teyzemin kızı Toros dağlarını geçerken trende çocuğunu düşürmüş, ölümlerden ölüm beğenmişti. Diğer bir yeğenimin eşi de Konya hapishanesinde doğum yaptı. Çocuğun adını davayı yakından takip eden ve o günlerde Mersin' den Milletvekili seçilmiş olan Refik Koraltan ile Avukatlardan Kenan Öner ikilisi "Hadise" koydular...(Ahmet Arslan İbret ve Şahadet sayfa 55)

O yolculuğu şöyle anlatacaktır Mustafa Atalay kitabında:

“Adalet Bakanlığının gördüğü lüzum üzerine Arslanköylüler, Konya hapishanesine sevk edilmek üzere hazırlandırıldılar. Bu sefer ellerinde kelepçe, ayaklarında pranga yok. Arslanköylüler Konya’ya gidiyorlar. Akdeniz sahillerinden orta Anadolu’ya bir seyahat olacaktı bu. Arslanköylülerin hürriyet mücadelesinin üçüncü merhalesi böyle başladı.

Arslanköylüler hapishaneden istasyona götürülürken Mersin halkı yedisinden yetmişine kadar caddelerin iki tarafına birikerek, hadisenin kahramanlarını bir kere daha görmek istediler. Mersin sokaklarından Arslanköylülerin geçişleri ne kadar hazin oldu ise, teşhiye gelenlerin masumane akan gözyaşları o kadar hüzünlü oldu… Hadisenin kahramanları sırtlarında bağlı çocuklarıyla, elemli tablolar halinde halkın önünden bir sinema şeridi gibi gelip geçtiler. Şimdi istasyondayız. Mersin’den ayrılıyoruz artık, Arslanköylüler kendilerine ayrılan vagonlara yerleştiler. Lokomotif büyük homurtuyla hareket etti. Tren hareket ettikçe Mersin gerilerde kaldı, şehir küçüldü…

Vakit öğle, Arslanköylüler kendilerine verilen kuru tayın yanında ziyaretçilerinin getirdiği katıklarla öğlen yemeğini yediler. "

…

"Hapishanenin dört duvarı arasında aylarca kaldıktan sonra muvakkat bir zaman için de olsa, kısmen temiz havaya kavuşmuş emzikteki çocuklar hayli neşeli görünüyor."

…

"Karaman, Ereğli, Çumra’dan geçerken ray kenarına kadar gelen insanlar tezahürat arasında topladıkları çiçekleri uzatıyorlar trendeki Arslanköylülere. 6 Eylül günü Konya garında sona erer yolculuk, kucaklarında çocuklarıyla kadınlar önde, erkekler arkada cezaevine doğru yola koyulurlar. Hastalanan iki bebek hastaneye kaldırılır bu arada."

...

Mustafa Atalay' ın o günlerde tanıkları ve olayları bizzat yaşayanları dinleyerek kaleme aldığı yukarıdaki izlenimlerin ortaya koyduğu bir gerçek var: Anadolu halkı dönemin kısıtlı imkanlarına rağmen kara trenin taşıdığı insanlardan ve o insanların başına gelenlerden haberdardır. Üstelik gece gündüz fark etmeden trenin geçtiği her yerde gösterilen olağan üstü coşkudan anlıyoruz ki, tüm baskılara inat halk o treni deyim yerindeyse demokrasi kervanı olarak görmekte, kadın erkek içindekileri demokrasi kahramanı olarak bağrına basmaktadır.

**

Yol boyu ve Konya' da halkın gösterdiği ilgi Yargıyı da derinden etkilemiş, 'sanıkları' cezalandırmakla yükümlü olması gereken Savcı tam aksine artık mağdur gördüğü bu insanlara çok daha farklı yaklaşmaya başlamıştır.

8 Eylül 1947 pazartesi sabahı, tutukluları Konya Müddeiumumîsi (Başsavcısı) Nusret Tuncer cezaevinde ziyaret eder. İzlenimlerini kendisini kapıda bekleyen gazetecilere şöyle aktaracaktır:

-Ziyarette arkadaşları adına söz alan biri “ben Mersin’de düşmana ilk kurşunu atan Efrenk müfrezesi efradındanım. Biz kanuna ve onu temsil edenlere daima hürmet ettik. Burada da adaletin tecelli edeceğine inanıyoruz” dedi. Ardından kadınlar bölümüne geçtim. Kadınlar “bu iş bize zor geliyor, evvel Allah sonra kanun sayesinde tez günde köyümüze çocuklarımıza döneceğiz” dediler. Hepsinin ellerini sıkıp cezaevinden ayrıldım.

**

Mahkeme süreci:

Duruşma 8 Ekim 1947 günü Konya Ağır Ceza Mahkemesi salonunda başlar. Mahkeme heyetinin başkanı Şemsettin Kıcıman (Bir süre sonra Yargıtay 4.ceza dairesine atanacaktır) diğer iki üyesi Nuri Ocakçıoğlu, Hikmet Tüzer’dir. İddia makamında Başsavcı Nusret Tuncer yer alır. Davada sanıklara isnat edilen suç: Türk Ceza Kanunu 190, 149, 172 maddeleriyle bilfiil isyan ve buna iştirak iddiasıdır.

Davanın 47 sanığını*, hiç biri ücret almadan ülkenin dört yanından 30’a yakın çoğu ünlü avukat savunmuştur. Dava dosyasında yer alan bilgilere göre duruşmada yer alan avukatlar şu isimlerden oluşur:

İstanbul’dan; Kenan Öner, Emrullah Ültay, Süreyya Ağaoğlu, Fethi Tahir Bütün...

Ankara’dan; Hamit Şevket İnce, Zühtü Veli Beşe, İsmail Hakkı Evik, Osman Şevki Çiçekdağ, Samet Ağaoğlu, Nihat Akpınar, Meliha Gökmen…

Konya’dan; Fahri Ağaoğlu, Tarık Kozbek, Muammer Obuz, Sedat Dikmen, Ahmet Eşrefoğlu, Halis Sungur, Ziya Göktürk, Mustafa Kıray, Mehmet Ali Apalı, Mehmet Emin Bolay, Emin Agah Ünver… İzmir’den Osman Kapani, Rauf Onursal, Şekip İnal, Muhittin Erener, Pertev Aral, Nahit Özeren, Emin Değirmen, Refik Şevket İnce…

Adana’dan; Sait Nil, Kamil Tekerek, Mustafa Tunç, Memduh Bülbül…

Mersin’den Yakup Çukuroğlu, Hüsrev Eldem, Haydar Aslan, Mustafa Nuri…

Afyon’dan; Hasan Dinçer, Hazım Bozca, Kemal Özçoban,

Antakya’dan; Sırrı Hocaoğlu, Ömer Lütfi Arşoğlu, Abdullah Feyzi Ataman, Fevzi Kurtarel…

Samsun’dan; Hüseyin Fırat*…

Isparta’dan; Şefik Seren…

Kayseri’den; Kamil Gündeç ve Fikret Apaydın…

Muğla’dan; Nuri Özcan, Necati Erdem…

Ve davaya katılan bazı avukatlarla ilgili önemli bulduğum bilgiler:

Hüseyin Fırat; gazetelere Samsun barosuna kayıtlı Avukat olarak geçse de, aslında Fırat Samsun Savcısı iken istifa edip Avukatlığa başlamış ve baba evi Mersin'e dönüp mesleğini burada icra etmiştir. Evlerine yakın Mersin Cezaevine pişirilen yemekleri bizzat taşıyarak, mazlumlara yardım etmeye çalışmıştır. 1950 seçimlerinde Fırat DP' den Milletvekili olarak seçilecek üç dönem vekilliği 1960 darbesiyle Yassıada' da sona erecektir.

Samet Ağaoğlu; Tıpkı Fırat gibi Ağaoğlu' da 1946' da devlet hizmetinden ayrılıp Demokrat Partiye katılmış, 1950-60 arası Milletvekilliği, Devlet ve Sanayi Bakanlıkları yapmıştır.

Süreyya Ağaoğlu; Samet Ağaoğlu' nun ablası ve Türkiye' nin ilk kadın avukatıdır. Dünya hukukçuları arasında saygın bir yere sahiptir. Samet Ağaoğlu' nun 60 darbesi ardından Yassıada' da yargılanması sırasında avukatlığını üstlenmiştir.

Hamit Şevket İnce: Dönemin ünlü ceza avukatı, Demokrat Partinin kuruluşundan itibaren içinde yer alan önemli isimlerindendir. 1947' de toplanan DP Büyük kongresinde yaptığı konuşmada şunları söyleyecektir: 'Fesat yuvaları belki bizi idama mahkûm edecek, gidiş onu göstermektedir. Eğer böyle felaketlere muhatap olursak merak edilmesin. Vatan evlatları bir gün mezarlarımızı ziyaret edecektir.' İşte biz bunun için buradayız." Daha 1947' de Türkiye' de asıl iktidar sahiplerinin niyetini ve daha iktidara gelmemiş partinin başına gelecekleri yıllar öncesinden bilmesi önemlidir.

Kenan Öner: Demokrat Parti' nin İstanbul kurucu il başkanıdır. 1948' de Demokrat Partinin yeterince sert muhalefet yapmadığını gerekçe göstererek Osman Bölükbaşı ve bir grup partiliyle Millet Partisini kuracaktır.

Bir sonraki bölümde tutanaklardan yola çıkıp Konya' daki mahkeme sürecine ışık tutmaya çalışacağım...

 
27 Ocak 2014 Pazartesi 09:30
 
 
(0 Yorum Yapıldı)Yorumlar
<p>Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.</p>
 
Bu Kategorideki Diğer Haberler
 
Son 24 Saat
Haberler RSS Beslemesi
 
Facebook messenger'de sohbet odaları başlıyorBu bilgisayar saniyede 93 trilyon işlem yapıyorGalaxy S7 dört farklı versiyonla geliyorLamborghini mi, Ferrari mi?Facebook'un karı %52 artışla 5,84 milyar dolarDengede durarak felç olma riskinizi ölçünSamsung Galaxy S6 ve Galaxy S6 Edge'yi tanıttıDünyanın en çok turist alan şehirleriAvşar Kızı, Ilıcalı'ya Fark AttıTelefonlarda 'keşke yazmasaydım' mesajları geri alınabiliyor2014 en sıcak yıl olduMicrosoft’tan Windows 10.. İlk yıl ücretsiz
 
Yazarlar
Yazarlar RSS Beslemesi
 
Bumerang - Yazarkafe
 
 
Get our toolbar!
 
Gazete Manşetleri
 
 
Namaz Vakitleri
 
  • İmsak05:51
  • Güneş07:32
  • Öğlen12:42
  • İkindi15:17
  • Akşam17:33
  • Yatsı19:02
 
Anket
.
 
Lig Puan Durumu
 
Takımlar
O
G
B
M
P
1
Başakşehir
13
9
4
0
31
2
Beşiktaş
13
8
5
0
29
3
Fenerbahçe
13
7
4
2
25
4
Galatasaray
12
7
2
3
23
5
Bursaspor
12
6
3
3
21
6
Konyaspor
12
4
5
3
17
7
K.D.Ç. Karabük
12
5
2
5
17
8
Antalyaspor
13
4
4
5
16
9
Osmanlıspor FK
12
3
7
2
16
10
Gençlerbirliği
12
3
6
3
15
11
Alanyaspor
12
4
2
6
14
12
Akhisar Bld.
12
3
4
5
13
13
Trabzonspor
12
3
3
6
12
14
Kasımpaşa
12
3
3
6
12
15
Gaziantepspor
12
3
2
7
11
16
Ç. Rizespor
12
2
4
6
10
17
Kayserispor
12
2
3
7
9
18
Adanaspor
12
1
3
8
6
 
Şampiyonlar Ligi
 
UEFA Avrupa Ligi
 
Alt Lig
 
Tarihte Bugün
1791 - The Observer'ın (dünyanın ilk pazar günü gazetesi) ilk sayısı yayımlandı.
1859 - Mekteb-i Mülkiye kuruldu.
1881 - Los Angeles Times'ın ilk sayısı yayımlandı.
1897 - Osmanlı Devleti ile Yunanistan arasında barış anlaşması imzalandı.
1918 - ABD başkanı Woodrow Wilson, I. Dünya Savaşı barış görüşmeleri için Versay'a geldi. Başkanlığı sırasında Avrupa'ya gelen ilk ABD başkanı oldu.
1920 - Ankara'da maaşlarını alamayan öğretmenler ilk kez grev yaptı.
1927 - Cumhuriyet döneminin ilk kâğıt paraları tedavüle çıkarıldı.
1929 - Türk parasının değerini yükseltmek için alınacak önlemlerle her yerde yerli malı kullanılmasını hedefleyen bir kararname yayımlandı.
1933 - Eskişehir Şeker Fabrikası kuruldu.
1943 - İnönü-Churchill-Roosevelt arasında Kahire Konferansı yapıldı.
1945 - ABD Senatosu 65'e karşı 7 oyla BM'e katılma kararı aldı. (BM, 24 Ekim 1945'de kuruldu).
1945 - İstanbul'da komünizm karşıtı gösteride, Tan, La Turquie, Yeni Dünya matbaaları, Berrak ve ABC kitapevleri tahrip edildi.
1945 - Tan Olayı gerçekleşti. Tan gazetesi milliyetçi kesim tarafından saldırıya uğradı ve yağmalandı. Olaydan sonra gazete yayın hayatına son verdi.
1955 - Türkiye'de ilk elektrikli tren, İstanbul'da Sirkeci-Halkalı arasında çalışmaya başladı.
1961 - İngiltere'de doğum kontrol hapları serbestçe satışa çıkarıldı.
1980 - Rock grubu Led Zeppelin dağıldıklarını açıkladı.
1981 - ABD başkanı Ronald Reagan CIA'nın ülkedeki casusluk faaliyetlerine izin vererek örgütün yetkilerini genişletti.
1981 - Danışma Meclisi Başkanı Sadi Irmak "Askerler kışlaya dönmenin hasreti içinde" dedi.
2000 - Yatağan Termik Santrali'nde üretim durduruldu. Santral filtresiz çalıştırıldığı için Yatağan halkını zehirliyordu.
2002 - BM Güvenlik Konseyi Irak'ın "gıda karşılığı petrol" programını altı ay uzatma kararı aldı.
2009 - Hükümet kararnamesi ile Türkiye'ın İlaç fiyatları inecek. Orijinal ilaçlarda %40, jeneriklerde %20, KKİ nedeniyle %13 oranında inecek. Pazar payına göre ortalaması %50 civarı.
 
Arşiv
 
Süper Loto
01.12.2016 Tarihli Çekiliş Sonucu101823343650
 
On Numara
28.11.2016 Tarihli Çekiliş Sonucu03091114253336374045474851535459616465727880
 
Sayısal Loto
03.12.2016 Tarihli Çekiliş Sonucu242636434446
 
Şans Topu
30.11.2016 Tarihli Çekiliş Sonucu041011162601
 
 
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji