Mersin hinterlandı 2017 ilk çeyrek ekonomik rakamları açıklandı

Ana Sayfa » Güncel » Arslanköy' ün demokrasi mücadelesi... -12... Abdullah Ayan yazdı

Arslanköy' ün demokrasi mücadelesi... -12... Abdullah Ayan yazdı

Olaylar sırasında üç gün önce doğum yaptığı raporla sabit kadının idamla yargılandığı davadaki ifadeler...

 
 
Arslanköy' ün demokrasi mücadelesi... -12... Abdullah Ayan yazdı
Gelelim ilk gün yapılan sorguda isyanla suçlanan zanlıların ifadelerine...

Sorguda zanlılar, Jandarma Komutanı ve yanındakilere; “8 yıldır kendi köyün başına bela kesilen eski şahsı seçmek istemiyoruz, biz sevdiğimiz adamı muhtar seçtik” diye yalvardıklarını ancak Yüzbaşının hiçbir şey dinlemeden sadece sandığı istediğini, kavganın da bu yüzden çıktığını ifade ederler.

Konya Ağır Ceza Mahkemesi esas defteri kayıtlarına göre ilk duruşmada sorgusu yapılan tutuklu 47 zanlının isimleri iddianamedeki sıralamaya göre şöyledir:

Abdulkadir Yavuz, Ahmet Kurt, Ali Durmuş Yıldız, Ayten Şen, Bilal Ay, Cemal Kurt, Durmuş Yıldız, Emin Dündar, Hacı Ali Yıldız, Hamza Özgür, Harun Yedigöz, Veli Yıldız, Hasan Koç, Hasan Yavuz, Hoca Muhittin Yıldırım, Hüseyin Yıldız, Kadir Gürbüz, Mehmet Gürbüz, Mehmet Uçar, Mustafa Kubilay, Osman Gürbüz, Osman Keçeli, Osman Öztürk, Osman Yavuz, Ömer Gürbüz, Sarı Ömer Gürbüz, Selim Gündüz, Tahir Bozkurt, Yahya Özgür, Cemile Gürbüz, Fatma İpek, Maviş Aydın, Ayşe Yavuz, Fatma Keçeli, Hatice Bozturt, Elife Bozdoğan, Ayşe Çelik, Ayşe Bozkurt, Havvana Koç, Mümine Koçak, Ümmü Kurt, Zeynep Türkmen, Elife Dağdur, Cennet Namlı, Medine Yıldız, Müslime Yazmış, Naime Arıkan...

47 kişinin en yaşlısı 60 yaşındaki Ayşe Yavuz, en genci ise 18 yaşındaki Fatma İpek ve 19 yaşındaki Ayşe Bozkurt' tur.

Mahkeme heyeti ilk olarak köyün başöğretmeni Mustafa Kubilay' ı sorgular. 5 Ekim 1947 günlü Vatan gazetesinde ayrıntılı olarak yer alan bilgilere göre Başkanla Kubilay arasındaki diyalog şöyledir:

Hâkim Şemsettin Kıcıman: "Siz ve arkadaşlarınız müştereken devlet kuvvetlerine aleyhine harekete geçip isyan etmişsiniz. Bu iddiaya karşı ne diyorsun, olay nasıl oldu anlat."

Mustafa Kubilay: Her şeyden önce şunu söylemek lazımdır ki, Mersin Sorgu hâkimi bitaraf değildir. Ben seçimle alakadar olmadım. Bu hususta kati bir malumatım da yoktur. O gün Hasan Koç vasıtasıyla nahiye müdürü beni odasına çağırttı, dersim vardı gidemedim. Birkaç defa daha çağırttı, bizzarure gittim. Bana ‘seçim yapılmış, sandık tasnif edilecektir. Sen de bulun’ dedi.

Sandık açıldı, üç kâtibin nezaretinde oylar tasnif edildi. Bunları kontrol ediyorduk. Aza seçimine ait pusulaları ben de gözden geçiriyordum. Bu işler bittikten sonra zabıt tutulacaktı. Fakat ben usul bilmediğim için seçim neticesinin ne suretle tespit edileceğini bilmediğimi bucak müdürüne söyledim. Bucak müdürünün çizdiği örneğe göre kaydetmeye başladık. 586 reyle köy muhtarlığını Demokrat Parti’den Harun Yedigöz’ ün kazandığı tespit edildi ve böylece mazbata tanzim oldundu. Bu mazbatayı hep birlikte imzaladık. Aradan iki gün geçti, 26 Şubat’ta ilköğretim müfettişinin köye geldiğini öğrendim. Okula beraber gittik. Bu sırada köy bekçisi vasıtasıyla beni karakola çağırdılar. Orada muhasebe-i hususiye müdürünü gördüm. Dışarıda bir takım sesler vardı. Tellallar yeni seçim yapılacağını haykırıyorlardı. Hâlbuki evvelce yapılan seçime ait rey pusulalarının içinde bulunduğu sandık yediemin sıfatıyla benim evimde bulunmaktaydı. Sandığı istediler. Ben içinde reyler var dedim. Fakat onlar almakta ısrar ettiler. Böylece eve geldik. Halk benim evimin önünde toplanmıştı. Jandarma yüzbaşı da oradaydı. Bu vaziyet karşısında baktım ki olacak gibi değil onlara şunu söyledim: Ben size tek başıma sandığı veremem. Azalar gelsin, onların huzurunda vereyim. Yüzbaşı, başçavuş ve birkaç jandarma sandığı getirmem için ısrarda bulundular. Oradaki kadınlardan Ayşe Çelik yüzbaşıya yalvarıyor ve şöyle diyordu: 'Biz seçimi yaptık yüzbaşım. Sevdiğimiz adamı muhtar seçtik. Bu işler bozulmasın. Sekiz senedir köyün başına bela olan muhtar yeniden seçilmesin. Bize acıyınız'

Fakat yüzbaşı hiç bir şey dinlemiyor ve benim elimden sandığın alınmasını istiyordu. Ne oldu, nasıl oldu pek farkında değilim, bir anda yüzbaşının tabancasını çektiğini ve jandarmaya ‘süngü tak, ateş’ emrini verdiğini gördüm. Jandarmalar hücum ettiler. Silahlar patladı ortalık karıştı, Ben de kaçtım. Mektebe girdim. Bildiklerim bundan ibaret.”

Mahkeme başkanı başöğretmene sorar:

“Sana müşevvik (teşvik eden) diyorlar. Kimseyi dövdün mü, halkta tabanca, bomba, dinamit gibi şeyler var mıydı?”

Başöğretmen, Başkan Kıcıman' ı cevaplar: “Bu köyde herkes işiyle gücüyle meşgul olur. Av meraklılarından başkasının evinde silah bulunmaz. Bu köy düşman işgalinde bile silah kullanmamış, düşman sürülerini taşla, sopayla kovalamıştır. Başımıza gelenlerin tek sebebi eski muhtar Tahir Şahin’in muhtarlık ihtirasıydı.”

Başöğretmenden sonra sırasıyla diğer zanlıların sorguları yapılır.

İfadeleri alınan sanıkların çoğu başöğretmenin ifadesine benzer şeyler anlatır.

Bazıları da olaylara sonradan şahit olduklarını, bazıları ise sırf Halk Partili olan eski muhtarla aralarındaki ihtilaftan dolayı başlarına bu hadisenin geldiğini söylerler.

İfadesi alınanlardan Muhittin Yıldırım’a başkan: “Bu işi senin hazırladığını ve başında senin bulunduğunu söylüyorlar” diye sorar.

Muhittin Yıldırım: “İsyan çıkarmaya hazırlanmadım. Eskiden beri misafirlerin gelip gitmesine mahsus odamız vardır. Ben oraya gelip gidenlerle daima konuşuyorum. Yoksa halkı hükümet kuvvetleri aleyhine ayaklanmaya sevk etmiş değilim.” der.

Başkan: “O halde seni ne diye bu işe sokuyorlar?”

Muhittin Yıldırım cevap verir: “Efendim beni öteden beri Halk Partililer arasında çekemeyenler var. Bu yüzden hakkımda bu iftiraları uydurmuşlardır"

Erkek sanıklardan kadın sanıkların sorgulanmasına gelir sıra.

İlk olarak Ayşe Şen ayağa kalkar ve reisin sualine karşı: “İftira efendim” diye bağırır.

Reis: “Sen kavga yerinde bulunmadın mı? Sandığı vermeyeceğim diye yüzbaşıya çatmadın mı?”

Ayşe Şen: “Yok, yok.”

Kimseyi yaralayıp yaralamadığı sualine de Ayşe Şen "hayır cevabını verir, yerine oturur.

Cemile Gürbüz’ün sorgulamasına geçilir.

Cemile Gürbüz: “Çocuğum hastaydı, sandığın başına gitmedim, yüzbaşıyı yaralamadım” der.

İfadesi alınan Ayşe Yavuz: “Ben kavgaya karışmadım. Hadise mahallinin üst kısmında kızımın evi vardı oraya vardım, silah patlayınca korkudan yere çıkamadım”

Reis: “Bana bak herkesi hükümet kuvvetlerinin aleyhine teşvike etmişsin”

Başkanın bu sualine boynunu bükerek cevap verir Ayşe Yavuz: “Benim kendime söz söyleyecek halim yok. Kime ne diyecekmişim?”

18 yaşında genç kız olan Fatma İpek'in ardından sıra Maviş Aydın'a gelir. Aydın kucağında çocuğuyla ayağa kalkıp olaylar sırasında sekiz buçuk aylık hamile olduğunu ve bu işle katiyen alakası olmadığını, adının bu işlere nasıl bulaştırıldığını da bilmediğini söyler.

Fatma Keçeli' nin ifadesi ise çok daha çarpıcıdır “ben o sırada yeni doğum yapmış, hasta yatıyordum katiyen kavga yerinde bulunmadım”.

Bu sırada avukatlardan biri hadiseden iki gün evvel Keçeli' nin çocuk doğurduğuna dair raporun dosyada olduğunu söyler. Gerçekten de zabıt katibinin okuduğu 25.07.1947 tarihli bir ilmühaberde Fatma Keçeli’nin iki günlük loğusa olduğu yazılıdır.

Daha sonra Ayşe Çelik adındaki sanığın ifadesi alınır. Ayşe Çelik ifadesinde şunları söyler:

“Aman çavuşum, aman beyim, elini ayağını öpeyim, bu adamı muhtar yapmayınız” diye yalvardım. Buna karşı jandarma zabiti ateş emri verdi. Bu sırada kendimi kaybettim, hangi tarafa gittiğimi bile bilmiyorum. Yüzbaşı ve başçavuşa öyle taş falan atmadım, bu hadisenin olacağını evvelden nereden bilebilirim? Ben kimseyi tahrik etmedim, telefon hattını da kimin kestiğini bilmiyorum"

Diğer kadın sanıklar da hemen hemen bu şekilde ifadeler verir ve kendilerinin yüzbaşıyı yaralamadıklarını ifade ederler.

Kadınların heyecanla sanık sandalyelerinin üzerine fırlayarak savunma yapmaları tüm salonu heyecanlandırır.

İlk duruşma detaylarını ve tüm sanıkların isyandan, mukavemete dönüşen suçlama ardından tahliyesine giden süreci anlatmayı bir sonraki bölümde anlatmayı sürdüreceğim.

 

 

 

 
10 Şubat 2014 Pazartesi 09:06
 
 
(0 Yorum Yapıldı)Yorumlar
<p>Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.</p>
 
Bu Kategorideki Diğer Haberler
 
Güneş Doğarken İşçilerle Sabah MesaisindeTarih, doğa, deniz, güneş, müzik ve dans kansere karşı birleştiİçel Soroptimist Kulübü, 'Obezite ile Savaş' semineri düzenledi.Bisiklet durursa hayat dururTarsus Sev’in Robotik Takımı’na İki Ödül BirdenMobbing ve Hukuksal Boyutu Ele AlındıGüzel Konuşma ve Diksiyon
MTSO’ya teşekkür belgesiMenderes Gönüllü Evi, Mezitli'nin Filizleri ailesine katıldıMiniklerden Büyük Nağmeler Mezitli’de 26. Jakaranda koruluğu açıldı Çalgı Çengi’nin Ünlü Oyuncuları Forum Mersin’de Hayranlarıyla Buluşuyor
 
 
Yazarlar
Yazarlar RSS Beslemesi
 
 
Get our toolbar!
 
Gazete Manşetleri
 
Namaz Vakitleri
 
  • İmsak03:20
  • Güneş05:19
  • Öğlen12:49
  • İkindi16:40
  • Akşam20:00
  • Yatsı21:43
 
Bumerang - Yazarkafe
 
Anket
.
 
İddaa
 
Lig Puan Durumu
 
Takımlar
O
G
B
M
P
1
Beşiktaş
32
21
8
3
71
2
Başakşehir
33
20
10
3
70
3
Fenerbahçe
33
17
10
6
61
4
Galatasaray
32
18
4
10
58
5
Antalyaspor
33
16
7
10
55
6
Trabzonspor
33
14
9
10
51
7
Akhisar Bld.
33
14
6
13
48
8
Kasımpaşa
33
12
7
14
43
9
Konyaspor
33
11
10
12
43
10
Gençlerbirliği
32
10
10
12
40
11
Alanyaspor
32
12
4
16
40
12
K.D.Ç. Karabük
32
11
6
15
39
13
Osmanlıspor FK
32
9
11
12
38
14
Kayserispor
32
10
7
15
37
15
Bursaspor
32
10
5
17
35
16
Ç. Rizespor
32
8
6
18
30
17
Gaziantepspor
32
7
5
20
26
18
Adanaspor
33
6
7
20
25
 
Şampiyonlar Ligi
 
UEFA Avrupa Ligi
 
Alt Lig
 
 
Tarihte Bugün
1812 - Osmanlı Devleti ve Rusya arasında Bükreş Antlaşması imzalandı, 1806-1812 Osmanlı-Rus Savaşı sona erdi.
1830 - ABD Başkanı Andrew Jackson, Amerikan Kızılderililerinin yurtlarından çıkarılmasına ve başka yerlere sürülmelerine olanak tanıyan Yerli İskân Yasası'nı imzaladı.
1862 - Sayıştay kuruldu.
1902 - Bilim adamı Thomas Edison pili buldu.
1913 - Osmanlı'da ilk feminist örgüt sayılabilecek Teali-i Nisvan kuruldu.
1918 - Azerbaycan Demokratik Cumhuriyeti kuruldu, 27 Nisan 1920'de SSCB tarafından ilhak edildi.
1919 - Mustafa Kemal Paşa, Havza'dan, sivil ve asker yüksek memur ve komutanlıklara, işgallere karşı çıkılan mitingler düzenlenmesini bildirdi.
1919 - İstanbul'da tutuklanan İttihat ve Terakki ileri gelenleri, Malta'ya sürgüne gönderildi. Bu ilk kafilede 66 kişi yer alıyordu. Sürgünler 20 Kasım 1920'ye kadar sürdü.
1928 - Bakanlar Kurulu, Millet Mektepleri açılmasını kararlaştırdı.
1930 - İnşası 2 yıl süren, New York City'nin önemli sembollerinden Chrysler Binası resmen açıldı.
1933 - Naziler Alman Komünist Partisi'nin bütün mallarına el koydu.
1937 - İngiltere'de Neville Chamberlain Başbakan oldu.
1952 - Yunanistan'da kadınlara seçme hakkı verildi.
1953 - Kore'de 28-29 mayıs savaşlarında Türk tugayı 155 şehit verdi.
1954 - Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü (Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü) en çok konuşulan diller arasına Türkçe'yi de aldı.
1959 - ABD tarafından uzaya gönderilen iki maymun sağ olarak Dünya'ya döndü.
1961 - Uluslararası Af Örgütü, Londra'da kuruldu.
1987 - Batı Alman pilot Mathias Rust küçük uçağıyla Sovyet hava koridorunu delerek Kızıl Meydan'a indi. Hava Kuvvetleri Başkomutanı Koldunov görevden alındı.
1992 - Türkiye ile Nahçıvan'ı birbirine bağlayan Ümit Köprüsü hizmete girdi.
1999 - 57'nci hükümet kuruldu. MHP, DSP ve Anavatan Partisi'nden oluşan koalisyon hükümetinde Başbakan Bülent Ecevit oldu.
1999 - Leonardo da Vinci'nin şaheseri Son Akşam Yemeği adlı tablo, 22 yıl süren restorasyon çalışmalarının sona ermesiyle İtalya'nın Milano kentinde yeniden sergilenmeye başlandı.
2002 - NATO, Rusya'yı sınırlı ortak ilan etti.
 
 
Arşiv
 
Süper Loto
25.05.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu010313162345
 
On Numara
22.05.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu02030809101314192125303241475053546466737879
 
Sayısal Loto
27.05.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu051416183148
 
Şans Topu
24.05.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu222628293412
 
 
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji