Milli İstihdam Seferberliği Mersin’de Başladı

Ana Sayfa » Gündem » Arslanköy' ün demokrasi mücadelesi -15..Abdullah Ayan yazdı

Arslanköy' ün demokrasi mücadelesi -15..Abdullah Ayan yazdı

Tutuksuz sanıklar ifadelerinin Mersin' de alınmasına neden karşı çıktılar? Mersin'deki duruşmada neler yaşanır?

 
 
Arslanköy' ün demokrasi mücadelesi -15..Abdullah Ayan yazdı
Tutukluların tahliyesinin ardından Mahkemenin ilerleyen safhaları:

Konya’da tahliye kararlarının alındığı duruşmadan önce Konya Ağır Ceza Mahkemesi başkanı davanın hızlı görülmesini teminen, kimi şahitlerin ifadesinin talimatla Mersin' de alınıp kendilerine gönderilmesi kararını da almıştır.

Mahkemeden gelen talep doğrultusunda daha önce celp çıkarılan 71 tanık ifade vermek üzere Mersin Ağır Ceza Mahkemesine çağrılır.

Daha Konya'daki duruşma başlamadan önce 4 Ekim 1947 günü Mersin Ağır Ceza Mahkemesinde Konya'ya sevk edilmiş tutuklular dışında kalan bazı sanıklarla, ifadesinin alınması talep edilen tanıkların ve dava savunmasını üstlenmiş avukatların da bulunduğu duruşma yapılır.

Heyet ve bazı müdahil avukatlar yerlerini aldıktan sonra tanık ifadeleri başlamadan ilk tartışma yaşanır. Kimi avukatlar Mersin ve Konya'daki iki mahkemenin davayla ilgili yetki konusunu, Yargıtay' ın dosyayı Konya' ya gönderme kararını eleştirir, itirazda bulunurlar. Konya Ağır Ceza Mahkemesinin talimatıyla da olsa, bugüne kadar isimleri tam olarak araştırmalara yansımamış olan ve kamuoyunun, basının dikkati Konya'daki tutukluların duruşmasına yoğunlaştığı için dikkatlerden kaçan Mersin' deki bu 4 Ekim 1947 duruşması gizli kalmış bazı ip uçları nedeniyle hayli önemlidir.

Duruşma Mersin' deki gazetelerde oldukça geniş yer bulmuştur.

Mersin Ağır Ceza duruşma salonundaki celseye savunma avukatları olarak; Adana' dan Abdulkadir Kemalî Öğütçü, Sait Nil, Kamil Tekerek, Antakya'dan Sırrı Kocaoğlu, Tarsus' tan Mustafa Nuri Gürkan ve Mersin' den Hüsrev Eldem, Yakup Çukuroğlu, Hüseyin Fırat katılır.

Tutuklu olarak Konya' ya sevk edilenlerin dışında kalan 45 tutuksuz sanık ta Mersin' deki bu duruşmada hazır bulunmuştur. İsimlerini burada bir daha unutulmamak üzere anmakta yarar var:

Sultan Yıldız, Fatma Yıldız, Mihriban, Hatice Cürger, Naile Yıldırım, Hafiza Yıldırım, Hayrullah Yıldırım, Mehmed Bozkurt, Ahmed Koç, Necmi Öztürk, Teslime Gürgah, Dürre Gürgah, Teslime Ertuğrul, Mustafa Ersoy, Halil Öngel, Bekir Yıldız, Ali Erkan, Hüseyin Habelli, Mehmed Özgür, Sadık Habib, Ali Özgür, Mustafa Dündar, Elife Yıldız, Mehmed Kutup, Hasibe Yavuz, Belkıse Bozkurt, Mehmed Özgür, Mustafa Er, İsmail Yıldız, Leyla Yıldız, Fatma Yıldız, İbrahim Torpil, Veli Yıldız, Hapa Koç, Osman Yıldırım, Mehmed İpek, Mehmed Ertuğrul, Süleyman Kublay, Mehmed Ay, Ayşe Kublay, Naciye Öztürk, Fatma Kurt, Fadime Yedigöz, Mehmed Göne, Şefik Yıldız (isimler duruşmaya konu olan sanık listesinde yazılı olduğu gibi ve o sıraya göre yazılmıştır. Listede iki kez Mehmed Özgür isimleri yer almaktadır. Büyük olasılıkla köyde aynı isim ve soyadını taşıyan iki ayrı kişi söz konusudur A.A)

Yeni Mersin gazetesinin Mersin'deki duruşmayla ilgili haberinde ilginç ayrıntılar yer alır:

Örneğin sanıklara yöneltilen suçlamanın "hükümet aleyhinde silahlı isyan" gibi cezası idama kadar gidecek iddia Konya'dan önce Mersin salonundaki ağır havayı kâbusa çevirecek kadar ciddidir.

Sanıklara ayrılan bölümde ilk dikkati çeken kucağında ağlayan bebekleriyle kadınlar ve saçlarına ak düşmüş ihtiyarlardır.

Ağır Ceza Heyeti Hukuk Hakimi Avni Deniz başkanlığında Hukuk Hakimi Niyazi ve Sulh Hakimi Celaleddin beylerden oluşmuştur.

İddia makamında Mersin Cumhuriyet Savcısı Ökmen yer almaktadır.

Duruşma sanıkların kimlik tespitiyle başlar. Tüm sanıkların getirilen adli sicillerinden bugüne kadar hiç bir suça bulaşmamış, sabıkasız kişiler olması gözden kaçmaz. Medeni durumları sorulduğunda çoğu evli ve 6-7 çocukludur. Soru üzerine 16 çocuğum var diyen ve isyanla suçlanan dedenin durumu izleyicileri duygulandırır.

Sıra sanıkların sorgularına gelince Avukat Hüseyin Fırat söz alır ve hukuk dersi anlamına gelecek sözlerinin tutanağa geçmesini talep eder:

"Sayın heyet; ceza davalarının nakline temas eden Türk Ceza Kanunu 14. maddesinin nakil sebeplerini tahdit eylediğini ve bu davanın amme emniyetinin ihlali mülahazasıyla Konya' ya naklolunduğunu ve bir ceza davasının nakli o davanın salahiyetli mahkemeden alınarak başka bir mahkemeye götürülmesi anlamına geleceğini, bu itibarla Mersin mahkemesinin salahiyetinin merfu (kalkma anlamında a.a.) olduğunu ve Mersin mahkemesinin bu davanın kısmen tahkikine girişmesinin bu sebeple kanunun sarih manasın uygun düşmeyeceğini, esasen müvekkillerinin de burada sorguya muvafakat etmediklerini beyanla talimatın mahalline iadesi gerekir" der.

Fırat' ın ardından Avukat Hüsrev Eldem söz alır;

"Bu dava amme emniyeti bakımından ve usulün 14. maddesine dayanılarak nakledilmiş ve bu sebeple mahkemenizin bu davaya bakması mahzurlu görülmüş, mahkemenizin salahiyeti refedilmiş bulunmaktadır. Delillerin toplanması bir davanın esas ve ruhunu teşkil eder.

Usulün 14. maddesinde mevzu hükümdeki (dava) tabirinin sanıkların sorgusu ve delillerin toplanması şeklinde tecezzi (cezalandırma) ve bu suretle de salahiyetin inkisam ettirilmesine (bölünmesi) mesağ görülemez (izin verilemez a.a.)

Eğer hakikaten ortada bir nakli dava sebebi mevcut ise ve işbu sebebe müsteniden yüksek dereceli mahkemece davanın nakline karar verilmişse ve netice olarak yüksek mahkemelerinin salahiyetleri refedilmişse şahitlerin dahi mahkemelerince dinlenmelerine kanunen cevaz bulunamaz. Arkadaşımın talebine şahitlerin de Konya mahkemesinde dinlenmesinin teşmil edilmesi talebimle iştirak ediyorum."

Bir kaç gün sonra Konya duruşmasında fırtınalar estirecek avukat Yakup Çukuroğlu da söz alır ve muhakeme usulünün ana prensiplerine göre şahitlerin de suçluların huzurunda dinlenmeleri gerektiğini, vicahda (yüz yüze) yapılacak şahadetin davayı gören mahkemede kıymetlendirilerek hükme esas tutulacağına ve vicdani kanaatin ancak bu suretle tahassül (elde etme) edebileceğine göre şahitlerin de Konya mahkemesince dinlenmelerinin zaruri olduğunu tutanaklara geçirir.

Diğer avukatlar da daha önce söz alan arkadaşlarımızın taleplerine iştirak ediyoruz deyince, Mahkeme heyeti talepleri değerlendirmek üzere ara ister ve müzakereye çekilir.

(Görüldüğü gibi tüm avukatlar sanıklar bir yana tanıkların dahi Mersin' deki mahkeme yerine daha uzak ve o günlerin şartlarına göre hayli meşakkatli Konya Ağır Ceza Mahkemesinde ifade vermelerini ısrarla talep etmektedir. Kanaatime göre müdafi avukatlar, savcısının "silahlı isyan" diye yola çıktığı davanın ağırlığı altında kalan Mersin adliyesinin davaya en küçük müdahalesini bile istememekte, şahitlerin bile Konya'da ifade vermesini istemektedir. Mersin' de görülen davanın ana savunma fikri, mümkün olduğunca Mersin' den uzaklaşılmasıdır. Aslında bunda şaşılacak yan yoktur. Mersin'deki Savcının idam istediği Arslanköy sanıklarını Konya'da cezaevinde ziyaret edip teselli eden, en kısa zamanda hürriyetlerine kavuşmaları için çaba göstereceğini söyleyen bir savcının yer aldığı mahkeme atmosferinin bile ne kadar önemli olduğunun avukatlar da farkındadır. Çabaları da bu nedenle önemli ve anlamlıdır.)

Duruşmayı izleyen ve en küçük ayrıntıyı bile not etmeye çalışan Yeni Mersin muhabiri heyetin karar için çekilmesinin ardından genel havayı şöyle anlatacaktır:

"Salon kaynaştı ve karıştı, yer yer grupçuklar teşekkül etti. Tıklım tıklım dolu salonun ağır havası, cehennemi sıcağı yetmezmiş gibi sigaralar tellendi ve hava adeta tüllendi. Gazeteci arkadaşlar duruşmayı takip etmekten bitap düşmelerine rağmen sanık köylülerin fırsattan istifade anlatmaya çalıştıkları dertlerini dinlemekteydiler."

Heyetin bir odaya kapandığı müzakere uzun sürmez. Celse yeniden açılır, duruşma kaldığı yerden başlar.

Mütalaasına başvurulan Cumhuriyet Savcısı talebini tutanağa geçirir:

"Hüviyetleri tespit edilen sanıkların talimat ile sorguya muvafakat etmemiş olmalarına göre bu talimatın mahalline (Konya'ya) iadesi ve sanık vekillerinin şahitler hakkındaki itirazlarını Konya mahkemesinde yapmış olsalardı ve Konya mahkemesince de şahitlerin celbine karar verilmiş olsaydı ortada mesele kalmayacaktı.

Mümessil hadiselerde de dava başka yere naklolunduğu halde şahitlerin yine ilk mahalli mahkemede dinlenmelerinin vaki olduğunu ve talimata riayetle şahitlerin ifadelerini tespit etmek gibi bir vazifemiz olduğu kanaatindeyim."

Savcının talebini sakin dinleyen sanıklar birden ayağa kalkarlar ve "şahitlerimizle Konya' da mahkeme huzurunda yüz yüze hesaplaşmak istiyoruz, bizi de şahitleri de Konya mahkemesi dinlesin" diye haykırmaya başlarlar.

Söz alan avukat Mustafa Kemal Gürkan "şahitlerin Konya' da dinlenmelerinin mahkemenin vicdani kanaati üzerindeki önem ve tesirini izah ederek, daha önce söz alan avukatların talebini destekler.

Avukat Sait Nil ve Kamil Tekerek te sanıkların "şahitlerimizle yüz yüze mahkemede hesaplaşmak isteriz" biçimindeki talepleri üzerinde durur ve bu talebin hem haklı hem de kanuni olduğunu bu nedenle mahkemece uygun bulunması gerektiğini" söyler.

Bundan sonra Avukat Hüsrev Eldem yeniden söz alır:

"Konya Ağır Ceza mahkemesince henüz duruşmaya başlanmamıştır. Mahkemenize gelen talepler duruşma hazırlığı sırasında mahkeme reisinin tensibiyle gönderilmiş olduğuna göre, bu cihet hakkında Konya Ağır Ceza Mahkemesinde itirazda bulunmanın ve mezkur mahkemeden şahitlerin Konya' ya celplerine karar alınmasının maddeten ve mantıken imkansız olmasına ve suimisalin emsal teşkil etmeyeceğine göre (yanlış örnek örnek teşkil etmez anlamında kullanılan deyim) iddia makamının öne sürdüğü faraziye ve teamül ile tatbikata dayanan mütalaasının yerine olmadığını ve esasen usulün 14.maddesindeki dava tabirinin bütünüyle mütalaa edilmesi gerektiğine ve tecezzisine (bölümlere cüzlere ayırma anlamında) imkan bulunmadığına ve davanın ise yüksek dereceli Yargıtay tarafından nakline karar verilmiş olması nedeniyle talimatların Konya Ağır Ceza Mahkemesine iadesinin zaruri olduğunu" zabıtlara geçirir.

Söz alan avukat Abdulkadir Kemalî Öğütçü de "teamül hukuki görüşleri değiştirebilir ancak kanun hükümlerini tadil edemez. Bu dava muhakeme usulü 14. madde gereğince Konya' ya nakledilmiş mahkemenizin salahiyeti ref olunmuştur. Yargıtayın dununda olan Konya Ağır Ceza Mahkemesinin bu salahiyeti iadeye yetkisi yoktur." diyerek genel savunma talebini yineler.

Son sözü Yakup Çukuroğlu alır ve daha önce dile getirilen sanıklarla, tanıkların yetkili olan Konya' daki mahkemede ifadelerinin alınması gerektiği yönünde karar alınması gerektiğini söyler.

Mahkeme reisi iddia ve savunma makamlarıyla sanık taleplerinin dinlendiğini söyledikten sonra "gereği düşünüldü" deyip kararı yazdırır:

"Sanıklar sorgularının Mahkememizce yapılmasına muhalefet etmiş ve davanın nakledildiği Konya mahkemesinde sorgularının yapılmasını istemiş olmalarına mebni (kurulmuş,inşa edilmiş) sorgularının burada yapılmamasına ve tanıkların da davanın nakli sebebiyle hakimler üzerinde dinlenilen şahitlerin tesiri ve sanıkların yüzüne karşı ifade vermeleri bakımından burada dinlenilmesine dair olan itiraza gelince;

"İstinabe varakasının Konya Mahkemesi duruşma hazırlığında ve usulün 216. maddesi gereğince ve duruşmadan evvel sanıkların dinlenmesi için talimatname göndermiş ve mahkememiz nakil sebebi ve mahzurunu düşünmek mevkiinde olmayıp bu hususa karar vermek istinabe varakasını gönderen Konya Ağır Ceza mahkemesine ait ve nakil sebebi salahiyetli hakim ve mahkeme heyetinin şahıslarının salahiyeti bakımından olmamasına binaen tanıkların mahkememizde dinlenip dinlenmeyeceği hakkında karar vermek Konya Ağır Ceza Mahkemesine ait ve mahkememize gönderdiği talimat mezkur mahkemece geri alınmadıkça muktezasının ifasına devam olunması zaruri bulunduğundan savcılığın mütalaası gibi tanıkların Konya Ağır Ceza Mahkemesinden gelen talimat geri alınıncaya kadar istimaına (dinlenmesine) ve talimatname dairesinde hareket olunmasına heyetimiz ekseriyetiyle karar verildi"

Karar böyle çıkınca Avukatlar şahitlerin ve tutuksuz sanıkların ifadelerini alması için tüm umutlarını Konya' da yapılacak duruşmaya ertelerler.

Zaten Mersin Ağır Ceza Mahkemesinin dinlenmesine karar verdiği kadın, erkek 71 şahidin duruşma günüyle, Konya' daki ilk dava tarihi kadere bakın ki, birbirini takip eden güne denk gelir.

Konya' da tutuklu sanıkların tahliyesiyle sonuçlanan ilk duruşmadaki gelişmeleri biliyoruz. Mahkeme aynı celsede bir karara daha varır: Tutuksuz 45 sanıkla, ifadeleri davayı hayati anlamda etkileyecek şahitlerin de Konya' da dinlenmesi gerektiğine hükmeder.

Sonrasında yaşananları bir sonraki bölümde anlatmaya devam edeceğim.



 
24 Şubat 2014 Pazartesi 09:53
 
 
(0 Yorum Yapıldı)Yorumlar
<p>Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.</p>
 
Bu Kategorideki Diğer Haberler
 
Bisiklet durursa hayat dururTarsus Sev’in Robotik Takımı’na İki Ödül BirdenMobbing ve Hukuksal Boyutu Ele AlındıGüzel Konuşma ve Diksiyon
MTSO’ya teşekkür belgesiMenderes Gönüllü Evi, Mezitli'nin Filizleri ailesine katıldıMiniklerden Büyük Nağmeler Mezitli’de 26. Jakaranda koruluğu açıldı Çalgı Çengi’nin Ünlü Oyuncuları Forum Mersin’de Hayranlarıyla Buluşuyor Çocukların isteğiyle Mezitli'ye kar yağdıAkdeniz İlçe Teşkilat İçi Eğitim Ve Referandum Hazırlık Toplantısını GerçekleştirdiÖzturan,10 Ocak Çalışan Gazeteciler Gününü Kutladı
 
 
Yazarlar
Yazarlar RSS Beslemesi
 
 
 
Get our toolbar!
 
Gazete Manşetleri
 
Bumerang - Yazarkafe
 
Namaz Vakitleri
 
  • İmsak05:43
  • Güneş07:18
  • Öğlen13:06
  • İkindi16:11
  • Akşam18:33
  • Yatsı19:58
 
Anket
.
 
İddaa
 
Lig Puan Durumu
 
Takımlar
O
G
B
M
P
1
Beşiktaş
20
13
5
2
44
2
Başakşehir
21
12
7
2
43
3
Galatasaray
21
12
4
5
40
4
Fenerbahçe
21
10
7
4
37
5
Antalyaspor
21
10
5
6
35
6
Osmanlıspor FK
21
7
9
5
30
7
Trabzonspor
20
9
3
8
30
8
Konyaspor
21
7
7
7
28
9
Bursaspor
21
8
4
9
28
10
K.D.Ç. Karabük
21
8
3
10
27
11
Gençlerbirliği
20
6
8
6
26
12
Kasımpaşa
21
7
4
10
25
13
Akhisar Bld.
20
6
6
8
24
14
Kayserispor
21
6
4
11
22
15
Alanyaspor
20
6
3
11
21
16
Ç. Rizespor
21
5
5
11
20
17
Adanaspor
21
4
5
12
17
18
Gaziantepspor
20
4
3
13
15
 
Şampiyonlar Ligi
 
UEFA Avrupa Ligi
 
Alt Lig
 
 
Tarihte Bugün
1600 - Peru'daki Huaynaputina yanardağı Güney Amerika tarihindeki en şiddetli patlamayla püskürdü.
1807 - ABD eski başkan yardımcısı Aaron Burr vatana ihanet iddiasıyla tutuklandı.
1861 - Rusya'da toprağa bağlı kölelik yasaklandı.
1878 - Thomas Edison fonografın patentini aldı.
1881 - Kansas'ta tüm alkollü içecekler yasaklandı.
1915 - I. Dünya Savaşı: Gelibolu muharebeleri başladı.
1915 - İtilaf devletleri'nin Çanakkale'ye denizden yaptıkları saldırı püskürtüldü.
1925 - Telsiz tesisi hakkındaki kanun çıktı. Türkiye'de radyonun kurulması TBMM'de kabul edildi.
1928 - Amacı yoksul kadınlara yardım etmek olan "Himaye-i Etfal Kadın Yardım Cemiyeti" kuruldu. Cemiyetin adı 1938'de Yardım Sevenler Derneği olarak değiştirildi. Mevhibe İnönü derneğin fahri başkanıydı.
1932 - Halkevleri kuruldu. 1951'de Demokrat Parti hükümeti tarafından kapatıldı.
1945 - II. Dünya Savaşı: Iwo Jima muharebesi. Yaklaşık 30.000 ABD askeri Batı Pasifik'teki Iwo Jima adasına çıktı. Japon ordusunun şiddetli direnişi ile karşılaşan ABD birlikleri adada kontrolü ancak bir ay sonra sağlayabildiler.
1947 - İstanbul'da et giderek pahalılaşıyor; İstanbul Belediyesi halkı et boykotuna çağırdı.
1956 - Türkiye-Macaristan milli futbol maçı Mithatpaşa Stadı'nda oynandı. Türkiye Macaristan'ı 3-1 yendi.
1957 - Türk Ordusu'nun ilk kadın doktor subayı Sema Aran göreve başladı.
1959 - Londra Konferansı sona erdi. İngiltere Kıbrıs'ın bağımsızlığını tanıdı. İngiltere, Türkiye ve Yunanistan, Kıbrıs'ta garantör devlet oldu. Bağımsızlığın resmi olarak ilan edilmesi 16 Ağustos 1960'da oldu.
1968 - Larnaka uluslararası havaalanındaki bir uçak kaçırma olayına, Kıbrıslı yetkililerden izin almaksızın müdahale etmeye kalkan Mısır komando birliğinin 15 üyesi, Kıbrıs milli muhafızları tarafından öldürüldü.
1972 - Güvenlik güçleri, sabaha karşı Fındıkzade ve Arnavutköy'de operasyonlar düzenledi. Türkiye Halk Kurtuluş Partisi-Cephesi (THKP-C ) üyesi Ulaş Bardakçı öldürüldü.
1975 - Devlet Sinema Televizyon Enstitüsü kuruldu.
1985 - İspanya havayollarına ait Boeing 747 tipi bir yolcu uçağı Oiz dağlarına (İspanya) çarparak düştü: 148 kişi öldü.
1985 - William J. Schroeder, yapay kalp takıldıktan sonra hastaneden taburcu edilip evine gönderilebilen ilk hasta oldu.
1985 - Türk aktör Haluk Bilginer'in de rol aldığı BBC pembe dizisi ünlü EastEnders'ın ilk bölümü İngiltere'de yayımlandı. Dizi halen devam etmektedir.
1985 - Cumhurbaşkanı Kenan Evren bozuk ilaç yapanlar için " Bu adamların kafasını koparmak lazım" dedi.
1986 - SSCB Mir uzay istasyonu'nu uzaya gönderdi.
1994 - Libya'da şeriat uygulamasına geçildi; İslami takvim uygulanmaya başlandı.
1994 - Haftalık Newroz gazetesi yayımlanmaya başladı.
1994 - Adalar Belediye Başkanı ANAP'lı Recep Koç Büyükada vapur iskelesinde uğradığı silahlı saldırıda öldürüldü. İki kişi de yaralandı. Recep Koç'u, kaçak yapısını yıktırdığı Osman Özgen adlı bir vatandaşın öldürdüğü bildirildi.
1997 - İran'ın Ankara Büyükelçisi Bagheri, Sincan'da düzenlenen Kudüs gecesindeki konuşmaların ardından, artan tepkiler nedeniyle ülkesine gitti.
1997 - Başbakan Tansu Çiller Meclis'te mal varlığı soruşturmasından aklandı.
1998 - Rusya'dan Türkiye'ye boru hattı ile doğalgaz getirecek Mavi Akım Projesi için müteahhit firmalar arasında anlaşma imzalandı.
2001 - Milli Güvenlik Kurulu'nun Çankaya Köşkü'nde yapılan şubat ayı toplantısında, Başbakan Bülent Ecevit, Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer ile yaşadığı tartışma nedeniyle toplantıyı terk etti.
2008 - Küba lideri Fidel Castro görevinden ayrıldığını açıkladı.
 
Arşiv
 
Süper Loto
16.02.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu061028294753
 
On Numara
13.02.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu04050717202627282938394244525456606572747578
 
Sayısal Loto
18.02.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu021828333640
 
Şans Topu
15.02.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu031112192409
 
 
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji