MÜSİAD Mersin 18'inci Olağan Genel Kurulu gala programını gerçekleştirdi

Ana Sayfa » Gündem » Arslanköy' ün demokrasi mücadelesi -15..Abdullah Ayan yazdı

Arslanköy' ün demokrasi mücadelesi -15..Abdullah Ayan yazdı

Tutuksuz sanıklar ifadelerinin Mersin' de alınmasına neden karşı çıktılar? Mersin'deki duruşmada neler yaşanır?

 
 
Arslanköy' ün demokrasi mücadelesi -15..Abdullah Ayan yazdı
Tutukluların tahliyesinin ardından Mahkemenin ilerleyen safhaları:

Konya’da tahliye kararlarının alındığı duruşmadan önce Konya Ağır Ceza Mahkemesi başkanı davanın hızlı görülmesini teminen, kimi şahitlerin ifadesinin talimatla Mersin' de alınıp kendilerine gönderilmesi kararını da almıştır.

Mahkemeden gelen talep doğrultusunda daha önce celp çıkarılan 71 tanık ifade vermek üzere Mersin Ağır Ceza Mahkemesine çağrılır.

Daha Konya'daki duruşma başlamadan önce 4 Ekim 1947 günü Mersin Ağır Ceza Mahkemesinde Konya'ya sevk edilmiş tutuklular dışında kalan bazı sanıklarla, ifadesinin alınması talep edilen tanıkların ve dava savunmasını üstlenmiş avukatların da bulunduğu duruşma yapılır.

Heyet ve bazı müdahil avukatlar yerlerini aldıktan sonra tanık ifadeleri başlamadan ilk tartışma yaşanır. Kimi avukatlar Mersin ve Konya'daki iki mahkemenin davayla ilgili yetki konusunu, Yargıtay' ın dosyayı Konya' ya gönderme kararını eleştirir, itirazda bulunurlar. Konya Ağır Ceza Mahkemesinin talimatıyla da olsa, bugüne kadar isimleri tam olarak araştırmalara yansımamış olan ve kamuoyunun, basının dikkati Konya'daki tutukluların duruşmasına yoğunlaştığı için dikkatlerden kaçan Mersin' deki bu 4 Ekim 1947 duruşması gizli kalmış bazı ip uçları nedeniyle hayli önemlidir.

Duruşma Mersin' deki gazetelerde oldukça geniş yer bulmuştur.

Mersin Ağır Ceza duruşma salonundaki celseye savunma avukatları olarak; Adana' dan Abdulkadir Kemalî Öğütçü, Sait Nil, Kamil Tekerek, Antakya'dan Sırrı Kocaoğlu, Tarsus' tan Mustafa Nuri Gürkan ve Mersin' den Hüsrev Eldem, Yakup Çukuroğlu, Hüseyin Fırat katılır.

Tutuklu olarak Konya' ya sevk edilenlerin dışında kalan 45 tutuksuz sanık ta Mersin' deki bu duruşmada hazır bulunmuştur. İsimlerini burada bir daha unutulmamak üzere anmakta yarar var:

Sultan Yıldız, Fatma Yıldız, Mihriban, Hatice Cürger, Naile Yıldırım, Hafiza Yıldırım, Hayrullah Yıldırım, Mehmed Bozkurt, Ahmed Koç, Necmi Öztürk, Teslime Gürgah, Dürre Gürgah, Teslime Ertuğrul, Mustafa Ersoy, Halil Öngel, Bekir Yıldız, Ali Erkan, Hüseyin Habelli, Mehmed Özgür, Sadık Habib, Ali Özgür, Mustafa Dündar, Elife Yıldız, Mehmed Kutup, Hasibe Yavuz, Belkıse Bozkurt, Mehmed Özgür, Mustafa Er, İsmail Yıldız, Leyla Yıldız, Fatma Yıldız, İbrahim Torpil, Veli Yıldız, Hapa Koç, Osman Yıldırım, Mehmed İpek, Mehmed Ertuğrul, Süleyman Kublay, Mehmed Ay, Ayşe Kublay, Naciye Öztürk, Fatma Kurt, Fadime Yedigöz, Mehmed Göne, Şefik Yıldız (isimler duruşmaya konu olan sanık listesinde yazılı olduğu gibi ve o sıraya göre yazılmıştır. Listede iki kez Mehmed Özgür isimleri yer almaktadır. Büyük olasılıkla köyde aynı isim ve soyadını taşıyan iki ayrı kişi söz konusudur A.A)

Yeni Mersin gazetesinin Mersin'deki duruşmayla ilgili haberinde ilginç ayrıntılar yer alır:

Örneğin sanıklara yöneltilen suçlamanın "hükümet aleyhinde silahlı isyan" gibi cezası idama kadar gidecek iddia Konya'dan önce Mersin salonundaki ağır havayı kâbusa çevirecek kadar ciddidir.

Sanıklara ayrılan bölümde ilk dikkati çeken kucağında ağlayan bebekleriyle kadınlar ve saçlarına ak düşmüş ihtiyarlardır.

Ağır Ceza Heyeti Hukuk Hakimi Avni Deniz başkanlığında Hukuk Hakimi Niyazi ve Sulh Hakimi Celaleddin beylerden oluşmuştur.

İddia makamında Mersin Cumhuriyet Savcısı Ökmen yer almaktadır.

Duruşma sanıkların kimlik tespitiyle başlar. Tüm sanıkların getirilen adli sicillerinden bugüne kadar hiç bir suça bulaşmamış, sabıkasız kişiler olması gözden kaçmaz. Medeni durumları sorulduğunda çoğu evli ve 6-7 çocukludur. Soru üzerine 16 çocuğum var diyen ve isyanla suçlanan dedenin durumu izleyicileri duygulandırır.

Sıra sanıkların sorgularına gelince Avukat Hüseyin Fırat söz alır ve hukuk dersi anlamına gelecek sözlerinin tutanağa geçmesini talep eder:

"Sayın heyet; ceza davalarının nakline temas eden Türk Ceza Kanunu 14. maddesinin nakil sebeplerini tahdit eylediğini ve bu davanın amme emniyetinin ihlali mülahazasıyla Konya' ya naklolunduğunu ve bir ceza davasının nakli o davanın salahiyetli mahkemeden alınarak başka bir mahkemeye götürülmesi anlamına geleceğini, bu itibarla Mersin mahkemesinin salahiyetinin merfu (kalkma anlamında a.a.) olduğunu ve Mersin mahkemesinin bu davanın kısmen tahkikine girişmesinin bu sebeple kanunun sarih manasın uygun düşmeyeceğini, esasen müvekkillerinin de burada sorguya muvafakat etmediklerini beyanla talimatın mahalline iadesi gerekir" der.

Fırat' ın ardından Avukat Hüsrev Eldem söz alır;

"Bu dava amme emniyeti bakımından ve usulün 14. maddesine dayanılarak nakledilmiş ve bu sebeple mahkemenizin bu davaya bakması mahzurlu görülmüş, mahkemenizin salahiyeti refedilmiş bulunmaktadır. Delillerin toplanması bir davanın esas ve ruhunu teşkil eder.

Usulün 14. maddesinde mevzu hükümdeki (dava) tabirinin sanıkların sorgusu ve delillerin toplanması şeklinde tecezzi (cezalandırma) ve bu suretle de salahiyetin inkisam ettirilmesine (bölünmesi) mesağ görülemez (izin verilemez a.a.)

Eğer hakikaten ortada bir nakli dava sebebi mevcut ise ve işbu sebebe müsteniden yüksek dereceli mahkemece davanın nakline karar verilmişse ve netice olarak yüksek mahkemelerinin salahiyetleri refedilmişse şahitlerin dahi mahkemelerince dinlenmelerine kanunen cevaz bulunamaz. Arkadaşımın talebine şahitlerin de Konya mahkemesinde dinlenmesinin teşmil edilmesi talebimle iştirak ediyorum."

Bir kaç gün sonra Konya duruşmasında fırtınalar estirecek avukat Yakup Çukuroğlu da söz alır ve muhakeme usulünün ana prensiplerine göre şahitlerin de suçluların huzurunda dinlenmeleri gerektiğini, vicahda (yüz yüze) yapılacak şahadetin davayı gören mahkemede kıymetlendirilerek hükme esas tutulacağına ve vicdani kanaatin ancak bu suretle tahassül (elde etme) edebileceğine göre şahitlerin de Konya mahkemesince dinlenmelerinin zaruri olduğunu tutanaklara geçirir.

Diğer avukatlar da daha önce söz alan arkadaşlarımızın taleplerine iştirak ediyoruz deyince, Mahkeme heyeti talepleri değerlendirmek üzere ara ister ve müzakereye çekilir.

(Görüldüğü gibi tüm avukatlar sanıklar bir yana tanıkların dahi Mersin' deki mahkeme yerine daha uzak ve o günlerin şartlarına göre hayli meşakkatli Konya Ağır Ceza Mahkemesinde ifade vermelerini ısrarla talep etmektedir. Kanaatime göre müdafi avukatlar, savcısının "silahlı isyan" diye yola çıktığı davanın ağırlığı altında kalan Mersin adliyesinin davaya en küçük müdahalesini bile istememekte, şahitlerin bile Konya'da ifade vermesini istemektedir. Mersin' de görülen davanın ana savunma fikri, mümkün olduğunca Mersin' den uzaklaşılmasıdır. Aslında bunda şaşılacak yan yoktur. Mersin'deki Savcının idam istediği Arslanköy sanıklarını Konya'da cezaevinde ziyaret edip teselli eden, en kısa zamanda hürriyetlerine kavuşmaları için çaba göstereceğini söyleyen bir savcının yer aldığı mahkeme atmosferinin bile ne kadar önemli olduğunun avukatlar da farkındadır. Çabaları da bu nedenle önemli ve anlamlıdır.)

Duruşmayı izleyen ve en küçük ayrıntıyı bile not etmeye çalışan Yeni Mersin muhabiri heyetin karar için çekilmesinin ardından genel havayı şöyle anlatacaktır:

"Salon kaynaştı ve karıştı, yer yer grupçuklar teşekkül etti. Tıklım tıklım dolu salonun ağır havası, cehennemi sıcağı yetmezmiş gibi sigaralar tellendi ve hava adeta tüllendi. Gazeteci arkadaşlar duruşmayı takip etmekten bitap düşmelerine rağmen sanık köylülerin fırsattan istifade anlatmaya çalıştıkları dertlerini dinlemekteydiler."

Heyetin bir odaya kapandığı müzakere uzun sürmez. Celse yeniden açılır, duruşma kaldığı yerden başlar.

Mütalaasına başvurulan Cumhuriyet Savcısı talebini tutanağa geçirir:

"Hüviyetleri tespit edilen sanıkların talimat ile sorguya muvafakat etmemiş olmalarına göre bu talimatın mahalline (Konya'ya) iadesi ve sanık vekillerinin şahitler hakkındaki itirazlarını Konya mahkemesinde yapmış olsalardı ve Konya mahkemesince de şahitlerin celbine karar verilmiş olsaydı ortada mesele kalmayacaktı.

Mümessil hadiselerde de dava başka yere naklolunduğu halde şahitlerin yine ilk mahalli mahkemede dinlenmelerinin vaki olduğunu ve talimata riayetle şahitlerin ifadelerini tespit etmek gibi bir vazifemiz olduğu kanaatindeyim."

Savcının talebini sakin dinleyen sanıklar birden ayağa kalkarlar ve "şahitlerimizle Konya' da mahkeme huzurunda yüz yüze hesaplaşmak istiyoruz, bizi de şahitleri de Konya mahkemesi dinlesin" diye haykırmaya başlarlar.

Söz alan avukat Mustafa Kemal Gürkan "şahitlerin Konya' da dinlenmelerinin mahkemenin vicdani kanaati üzerindeki önem ve tesirini izah ederek, daha önce söz alan avukatların talebini destekler.

Avukat Sait Nil ve Kamil Tekerek te sanıkların "şahitlerimizle yüz yüze mahkemede hesaplaşmak isteriz" biçimindeki talepleri üzerinde durur ve bu talebin hem haklı hem de kanuni olduğunu bu nedenle mahkemece uygun bulunması gerektiğini" söyler.

Bundan sonra Avukat Hüsrev Eldem yeniden söz alır:

"Konya Ağır Ceza mahkemesince henüz duruşmaya başlanmamıştır. Mahkemenize gelen talepler duruşma hazırlığı sırasında mahkeme reisinin tensibiyle gönderilmiş olduğuna göre, bu cihet hakkında Konya Ağır Ceza Mahkemesinde itirazda bulunmanın ve mezkur mahkemeden şahitlerin Konya' ya celplerine karar alınmasının maddeten ve mantıken imkansız olmasına ve suimisalin emsal teşkil etmeyeceğine göre (yanlış örnek örnek teşkil etmez anlamında kullanılan deyim) iddia makamının öne sürdüğü faraziye ve teamül ile tatbikata dayanan mütalaasının yerine olmadığını ve esasen usulün 14.maddesindeki dava tabirinin bütünüyle mütalaa edilmesi gerektiğine ve tecezzisine (bölümlere cüzlere ayırma anlamında) imkan bulunmadığına ve davanın ise yüksek dereceli Yargıtay tarafından nakline karar verilmiş olması nedeniyle talimatların Konya Ağır Ceza Mahkemesine iadesinin zaruri olduğunu" zabıtlara geçirir.

Söz alan avukat Abdulkadir Kemalî Öğütçü de "teamül hukuki görüşleri değiştirebilir ancak kanun hükümlerini tadil edemez. Bu dava muhakeme usulü 14. madde gereğince Konya' ya nakledilmiş mahkemenizin salahiyeti ref olunmuştur. Yargıtayın dununda olan Konya Ağır Ceza Mahkemesinin bu salahiyeti iadeye yetkisi yoktur." diyerek genel savunma talebini yineler.

Son sözü Yakup Çukuroğlu alır ve daha önce dile getirilen sanıklarla, tanıkların yetkili olan Konya' daki mahkemede ifadelerinin alınması gerektiği yönünde karar alınması gerektiğini söyler.

Mahkeme reisi iddia ve savunma makamlarıyla sanık taleplerinin dinlendiğini söyledikten sonra "gereği düşünüldü" deyip kararı yazdırır:

"Sanıklar sorgularının Mahkememizce yapılmasına muhalefet etmiş ve davanın nakledildiği Konya mahkemesinde sorgularının yapılmasını istemiş olmalarına mebni (kurulmuş,inşa edilmiş) sorgularının burada yapılmamasına ve tanıkların da davanın nakli sebebiyle hakimler üzerinde dinlenilen şahitlerin tesiri ve sanıkların yüzüne karşı ifade vermeleri bakımından burada dinlenilmesine dair olan itiraza gelince;

"İstinabe varakasının Konya Mahkemesi duruşma hazırlığında ve usulün 216. maddesi gereğince ve duruşmadan evvel sanıkların dinlenmesi için talimatname göndermiş ve mahkememiz nakil sebebi ve mahzurunu düşünmek mevkiinde olmayıp bu hususa karar vermek istinabe varakasını gönderen Konya Ağır Ceza mahkemesine ait ve nakil sebebi salahiyetli hakim ve mahkeme heyetinin şahıslarının salahiyeti bakımından olmamasına binaen tanıkların mahkememizde dinlenip dinlenmeyeceği hakkında karar vermek Konya Ağır Ceza Mahkemesine ait ve mahkememize gönderdiği talimat mezkur mahkemece geri alınmadıkça muktezasının ifasına devam olunması zaruri bulunduğundan savcılığın mütalaası gibi tanıkların Konya Ağır Ceza Mahkemesinden gelen talimat geri alınıncaya kadar istimaına (dinlenmesine) ve talimatname dairesinde hareket olunmasına heyetimiz ekseriyetiyle karar verildi"

Karar böyle çıkınca Avukatlar şahitlerin ve tutuksuz sanıkların ifadelerini alması için tüm umutlarını Konya' da yapılacak duruşmaya ertelerler.

Zaten Mersin Ağır Ceza Mahkemesinin dinlenmesine karar verdiği kadın, erkek 71 şahidin duruşma günüyle, Konya' daki ilk dava tarihi kadere bakın ki, birbirini takip eden güne denk gelir.

Konya' da tutuklu sanıkların tahliyesiyle sonuçlanan ilk duruşmadaki gelişmeleri biliyoruz. Mahkeme aynı celsede bir karara daha varır: Tutuksuz 45 sanıkla, ifadeleri davayı hayati anlamda etkileyecek şahitlerin de Konya' da dinlenmesi gerektiğine hükmeder.

Sonrasında yaşananları bir sonraki bölümde anlatmaya devam edeceğim.



 
24 Şubat 2014 Pazartesi 09:53
 
 
(0 Yorum Yapıldı)Yorumlar
<p>Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.</p>
 
Bu Kategorideki Diğer Haberler
 
Miniklerden Büyük Nağmeler Mezitli’de 26. Jakaranda koruluğu açıldı Çalgı Çengi’nin Ünlü Oyuncuları Forum Mersin’de Hayranlarıyla Buluşuyor Çocukların isteğiyle Mezitli'ye kar yağdıAkdeniz İlçe Teşkilat İçi Eğitim Ve Referandum Hazırlık Toplantısını GerçekleştirdiÖzturan,10 Ocak Çalışan Gazeteciler Gününü KutladıMESİAD Başkan Vekili Hasan Engin, 10 Ocak Çalışan Gazeteciler gününü kutladıErcik, 'Güçlü Bir Demokrasi Güçlü Bir Basın İle Mümkündür'Facebook messenger'de sohbet odaları başlıyorBu bilgisayar saniyede 93 trilyon işlem yapıyorGalaxy S7 dört farklı versiyonla geliyorLamborghini mi, Ferrari mi?
 
 
Yazarlar
Yazarlar RSS Beslemesi
 
 
 
Get our toolbar!
 
Gazete Manşetleri
 
Bumerang - Yazarkafe
 
Namaz Vakitleri
 
  • İmsak06:04
  • Güneş07:42
  • Öğlen13:04
  • İkindi15:49
  • Akşam18:06
  • Yatsı19:34
 
Anket
.
 
Lig Puan Durumu
 
Takımlar
O
G
B
M
P
1
Beşiktaş
18
12
5
1
41
2
Başakşehir
18
11
6
1
39
3
Galatasaray
18
11
3
4
36
4
Fenerbahçe
18
10
5
3
35
5
Antalyaspor
18
8
4
6
28
6
Konyaspor
18
7
6
5
27
7
Bursaspor
18
8
3
7
27
8
Osmanlıspor FK
18
6
8
4
26
9
Trabzonspor
18
7
3
8
24
10
K.D.Ç. Karabük
18
7
3
8
24
11
Gençlerbirliği
17
5
7
5
22
12
Akhisar Bld.
18
5
6
7
21
13
Kasımpaşa
18
6
3
9
21
14
Alanyaspor
18
5
3
10
18
15
Ç. Rizespor
18
4
4
10
16
16
Adanaspor
18
3
5
10
14
17
Kayserispor
18
3
4
11
13
18
Gaziantepspor
17
3
2
12
11
 
Şampiyonlar Ligi
 
UEFA Avrupa Ligi
 
Alt Lig
 
 
Tarihte Bugün
1679 - İngiltere Kralı II. Charles parlamentoyu feshetti.
1848 - Kaliforniya'da altın bulundu.
1921 - Ankara-Sivas demiryolunun inşasına ilişkin yasa TBMM'de kabul edildi. Hattın inşası 1930 yılında tamamlandı.
1921 - Çerkez Ethem'in güçleri dağıtıldı.
1924 - Rusya'da St. Petersburg şehrinin adı, devrimci liderin (V.İ. Lenin) anısına Leningrad olarak değiştirildi.
1927 - Eczacılar ve eczaneler hakkında kanun Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde kabul edildi.
1927 - Alfred Hitchcock'un ilk filmi The Pleasure Garden Birleşik Krallık'ta gösterime girdi.
1935 - İlk kutu bira, Krueger Brewing Company tarafından Richmond, Virjinya'da (Amerika Birleşik Devletleri) satışa sunuldu.
1938 - İzmir Telefon Şirketi hükümetçe satın alındı.
1943 - II. Dünya Savaşı: Franklin D. Roosevelt ve Winston Churchill'in katıldığı Casablanca Konferansı sona erdi.
1946 - Birleşmiş Milletler, Uluslararası Atom Enerjisi Komisyonu'nu kurdu.
1946 - Cumhuriyet Halk Partisi Sanat Ödülü'nü 35 Yaş şiiriyle Cahit Sıtkı Tarancı kazandı.
1949 - Behçet Kemal Çağlar Cumhuriyet Halk Partisi'nden ve milletvekilliğinden istifa etti.
1955 - Zonguldak'ta, Ereğli Kömür İşletmelerine bağlı Gelik ocağındaki grizu patlamasında 52 madenci öldü, 19 madenci yaralandı.
1956 - Eskişehir Cezaevi'nde 388 mahkum ayaklandı.
1959 - İstanbul Küçükyalı'da Neşe Sineması çöktü; 37 kişi öldü, çok sayıda kişi yaralandı.
1961 - Yassıada duruşmalarında Başsavcı Altay Ömer Egesel, Adnan Menderes'in idamını istedi.
1961 - Marilyn Monroe ile Arthur Miller boşandılar. Çift beş yıldır evliydi.
1963 - Çatalca'da kara saplanan trenle ilgili haber yapmak için 23 Ocak'ta gazetelerinden ayrılan Hürriyet gazetesi yazarı Yüksel Kasapbaşı ile foto muhabiri Abidin Behpur ve aracın sürücüsü Yüksel Öztürk'ün donmuş cesetleri, Çatalca yakınlarında bulundu.
1966 - Hindistan havayolları'na ait Boeing 707 tipi bir yolcu uçağı, Bombay-New York seferini yaparken İsviçre'nin Cenova kentine inmeye hazırlandığı sırada, Alp dağlarının Mont Blanc tepelerine çarparak düştü: 117 kişi öldü.
1967 - Üniversite öğrencileri, Türkiye Milli Talebe Federasyonu'na karşı tutumu protesto ettiler. Ankara'da bir miting düzenlediler. Türkiye Milli Talebe Federasyonu 19 Ocak günü polis tarafından mühürlenmiş, 21 Ocak günü de beş yöneticisi tutuklanmıştı.
1972 - Mahir Çayan'a dedesinden kalan mirasa sıkıyönetim mahkemesi tarafından el konuldu.
1972 - İsmet İnönü "Siyasi suçlar için idam olmamalı" dedi ve sıkıyönetimin kaldırılmasını istedi.
1972 - Guam ormanlarında 2. Dünya Savaşı'ndan beri teslim olmamak için saklanan bir Japon askeri bulundu.
1978 - Sovyetler Birliği'ne ait nükleer reaktör taşıyan Cosmos 954 adlı uydu Dünya atmosferine girerken yanarak parçalandı, radyoaktif serpintileri Kanada'nın kuzeybatısına yayıldı. Dağılan parçaların ancak %1'i toplanabildi.
1980 - Başbakan Süleyman Demirel başkanlığındaki hükümetçe alınan ve 24 Ocak Kararları olarak bilinen ekonomik istikrar programı kamuoyuna açıklandı.
1983 - 1. Ordu ve İstanbul Sıkıyönetim Komutanlığı Cumhuriyet gazetesinin basımı, yayımı ve dağıtımını yasakladı. Nadir Nadi ve yazı işleri müdürü Okay Gönensin hakkında dava açıldı.
1984 - Macintosh bilgisayarlar piyasaya sürüldü.
1986 - Voyager 2 uydusu, Uranüs'ün 81.500 km yakınından geçti.
1989 - Seri katil Ted Bundy, 1978'de 12 yaşındaki Kimberley Leach'i kaçırıp öldürmek suçundan, Florida'da elektrikli sandalye ile idam edildi.
1993 - Milliyetçi Çalışma Partisi, adını Milliyetçi Hareket Partisi olarak değiştirdi.
1993 - Gazeteci ve yazar Uğur Mumcu, otomobiline yerleştirilen bombanın patlaması sonucu öldürüldü.
1994 - Türkiye'nin ilk haberleşme uydusu TÜRKSAT-1, fırlatıldıktan 12 dakika 12 saniye sonra okyanusa düştü.
2001 - Diyarbakır Emniyet Müdürü Gaffar Okkan, 4 koruması ve şoförü, uğradıkları silahlı saldırıda öldürüldü.
2004 - NASA'nın Opportunity adlı aracı, ikizi Spirit'ten iki hafta sonra Mars yüzeyine indi.
2006 - Kuveyt Parlamentosu, dokuz gün önce ölen Şeyh Cabir el Ahmed el Sabah'ın yerine geçen Emir Şeyh Saad el Abdullah'ı azletti. Parlamento, oybirliğiyle aldığı karara gerekçe olarak 75 yaşındaki Emir'in sağlık durumunun kötü olmasını gösterdi.
2006 - İran'ın güneybatısındaki Ahvaz kentinde meydana gelen iki patlamada 8 kişi öldü, 40'tan fazla kişi de yaralandı.
2008 - Gaziantep'te, terör örgütü El-Kaide'ye yönelik eş zamanlı on sekiz ayrı operasyonda bir polis şehit oldu, yedi polis ile bir vatandaş yaralandı. Operasyonda, dört kişi ölü ele geçirildi, on dokuz kişi gözaltına alındı.
41 - Caligula lakabıyla tanınan, zalimliği, despotluğu ve deliliği ile ünlü Roma İmparatoru Gaius Julius Caesar Augustus Germanicus muhafızları tarafından öldürüldü.
 
Arşiv
 
Süper Loto
19.01.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu010727325051
 
On Numara
23.01.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu05091020252627343839404447535562646670717480
 
Sayısal Loto
21.01.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu222331354348
 
Şans Topu
18.01.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu030419232908
 
 
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji