'Sağlıklı Beslenme ve Sağlıklı Yaşam İçin Bakliyat'

Ana Sayfa » Güncel » Arslanköy' ün demokrasi mücadelesi -16... Abdullah Ayan yazdı

Arslanköy' ün demokrasi mücadelesi -16... Abdullah Ayan yazdı

Halkın üzerine ateş açan sarhoş yüzbaşı kimdi? Vali Gür'ün "işi hallet" diye görevlendirdiği komutanın ipliği nasıl pazara çıktı?

 
 
Arslanköy' ün demokrasi mücadelesi -16... Abdullah Ayan yazdı
Konya’da görülmeye başlanan Arslanköy davasının tahliyelerle sona erdiği gibi bir genel kanaat vardır ama bu doğru değil.

23 Şubat 1947 günü oy verme işlemi ve ardından çığırından çıkan Arslanköy olaylarının yargı süreci 8 Ekim 1947' de Konya' daki ilk duruşmayla başlar ve 23 Haziran 1948 günü Mahkeme heyetinin verdiği kararla sona erer.

Aradan geçen zaman içinde tam 11 duruşma yapılmış, bu duruşmaların bazılarına sanık, tanık sıfatıyla katılanlar yanında asıl yükü Konya dışından tüm duruşmalara katılmak için onca meşakkate boyun eğen avukatlar çekmiştir.

Mahkemenin kimi celselerinde dikkat çeken ifade ve gelişmeleri de kısaca özetlemekte yarar var:

12 Kasım 1947 günü yapılan ikinci duruşmaya ilk duruşmada ifadeleri alınamayan ve Mersin' de çıkarıldıkları mahkemede talimatla ifade vermeyi red eden 43 tutuksuz sanık katılır.

Mersin DP’ liler tarafından sağlanan 3 otobüs aralarında doğuma birkaç gün kalmış kadınlardan birinin de yer aldığı köylüleri Konya duruşmasına taşır.

Yolda Arslanköy olaylarını daha da trajik hale sokacak bir gelişme yaşanacak sanıklardan Ahmet Özgür yolculuk sırasında geçirdiği kalp krizi sonucu hayata gözlerini yumacaktır.

O günlerde Konya' da yayınlanan ve Arslanköy olaylarına özel önem veren, haberleştiren Akyokuş gazetesine göre; Konya Demokrat Parti teşkilatı Mersin' den gelen zoraki misafirleri! bağrına basar, çeşitli lokantalarda akşam yemeği ikramında bulunur, gece de otellerde kalmalarını sağlar. (Akyokuş 12 Kasım 1947)

Tutuklu sanık olmadığı için ikinci duruşma ilki kadar ilgi çekmez, daha sınırlı sayıda avukat hazır bulunur.

Mahkeme tutanaklarına göre savunma makamında yer alan avukat isimleri şöyle: Kemalî Öğütçü (Adana), Yakup Çukuroğlu* (Mersin), Tarık Kozbek, Ahmet Efeoğlu, Muammer Obuz, Mehmet Emin Bolay (Konya Barosuna kayıtlı)

Duruşmada Mahkeme Başkanı sanıklara iddianamede onlara yöneltilen suçlamaları tek tek sayar ve "olayları alkışladıkları, laf atarak tahrik ettikleri" yönündeki iddiaları sorar. Tüm sanıklar iddiaları red eder, örneğin silah kullanıldığı yönündeki iddialara şiddetle karşı çıkarken bazı silah sesleri duyduklarını ama kimlerin silah kullandığını görmediklerini ve olayların mahiyeti hakkında bilgi sahibi olmadıklarını ifade ederler.

**

10 Aralık 1947 günkü üçüncü duruşmada bu kez olayın diğer tarafı olan Jandarma Komutanı ve ekibiyle, olayları bastırmak üzere giden ve detaylarıyla adeta yaşayan Mehmet Çağlar gibi pek çok tanığın ifadesine gelir sıra...

Önce Arslanköy karakol komutanı onbaşı Fahri Tuna söz alır. Tuna şunları söyler ifadesinde:

“Sandığı önce, muhtar ve bekçi vasıtasıyla öğretmen Kubilay’dan istettim. Fakat onlara vermediğini görünce kendim gittim. Önce vereceğini söylediği halde savuştu. Onu beklemek için kapının önünde durduk. Yüzbaşı gelince, ‘halkı dağıtın’ dedi. Halkın ellerinde sopa, eteklerinde taş dolu olduğunu gördüm. Dört-beş kişi bize hücum ettiler. İsteseler silahlarımızı alabilirlerdi.

Ben, halka hiç tecavüz etmedim, komutanın ‘ateş’ dediğini duymadım. Bana vuranları seçemedim, fakat sonradan yaptığım araştırmada kimler olduklarını öğrendim. Zeynep Türkmen’in yüzbaşıya yalvardığını duymadım ve hücum edenlerin ellerinde tabanca bomba gibi şeyler görmedim. Bucak Müdürünün seçim mazbatalarını yolda korkudan zorla imzaladığını duydum. Fakat bu hususta kati bir bilgim yoktur”.

Diğer tanık jandarma eri Şemsettin Yurtseven ise şöyle anlatır olayları:

“Bize sandığı alıp getirin diyen Özel Saymanlık Müdürü ve Komutanın talimatı üzerine öğretmenin evine gittik. Ancak çevrede toplanan köylüler sandığı vermek şöyle dursun taşla hücum ettiler. Taş atanları tanıyamadım, ama hepsinin ellerinde sopa gördüm. Biz havaya ateş ettik. Yüzbaşıya vuran adamı gördüm fakat ismini bilemiyorum”

Sonradan olayların en büyük müsebbibi ve tahrikçisi olduğu ortaya çıkacak olan Yüzbaşı Sıtkı Dağgeçen ise ifadesinde olaya siyaset boyutunu katar.

Bucak Müdürünün kendisine “DP tarafından yaptırılan seçime CHP’nin iştirak ettirilmediğini” söyledikten sonra şöyle devam eder;

“Erlere katiyen ateş emri vermedim. Sanık Kubilay’dan seçim sandığı istendi, getireceğini söyledi ve gitti. Ben, iki parti arasındaki kavgayı ve anlaşmazlığı önlemek için gittim. Eğer Kubilay, sandığı vereceğiz, diye bizi oyalamasa yine mesele çıkmayacaktı. O durumda seçim başka bir sandıkta yahut torbada yapılabilirdi. Köy halkının bu suretle hücum edeceğini ümit etmiyordum. Ben meşru müdafaamı yaptım. O günkü sahne, bu hareketi isyan telakki etmeme sebep oldu. İsyan olup olmadığını yüksek takdirlerinize bırakıyorum”.

Yüzbaşının ifadesinin alınması sırasında Mahkeme Başkanı ile Dağgeçen arasında hayli ilginç diyalog yaşanır:

Mahkeme başkanı yüzbaşıya sorar:

“Sizin göreviniz seçime yalnızca nezaret etmektir. Neden oy sandığını zorla almaya yeltendiniz? Mademki halk sandığı vermemekte ısrar etti, o halde siz neden daha ileri giderek sandığı zorla almaya kalktınız ve bunca hadiseye sebebiyet verdiniz?”.

Yüzbaşı cevap verir:

“Ben sandığı zorla almak istemedim ve vatandaşların da bana böyle muamele edeceklerini aklıma bile getirmemiştim”.

Mahkeme Başkanı yine sorar:

“Yeni sandık bulunduğu halde siz neden eski sandıkta ısrar ettiniz?”

Yüzbaşının cevabı karşısında heyet ve salondakiler şaşkınlık içinde kalır. Şöyle savunur kendisini Mersin'den Tevfik Sırrı Gür talimatıyla giden komutan:

“Gelen sandık delikti. Mustafa Kubilay, sandığı vereceğini söyledi. Ben de sandığı almaya gittim. Eğer benim sandığı zorla almam lazım gelse zorla da alırdım. Hem böyle bir niyetim olsa idi, meşru müdafaa zamanı gelmişti. Benim ve eratımın mevcut mermisi kadar adam öldürür yine de o sandığı alırdım”

O tarihte askerlik görevini yaptığı Silifke Jandarma Okulundan olaylara müdahale edecek askeri gücü oluşturup 150 civarında askerle Arslanköy’ e intikal eden Orman Mühendisi Mehmet Çağlar’ın ifadesi tarihe ışık tutması bakımından önemlidir. O nedenle Mahkeme tutanaklarından olduğu gibi aktarmakta yarar var:

“Silifke Jandarma Okulu’nda yedek subaydım. 25 Şubat 1947 günü Mersin Valiliğinden Jandarma Okul Komutanlığına bir telgraf geldi. Bu telgrafta, Arslanköy’de isyan çıktığı Yüzbaşı ve maiyetinin hadiseye kurban gittikleri, sağlıklarından hiçbir haber alınamadığı, telefon hatlarının kesilmiş olduğu ve acele müsellah (silahlı) bir bölüğün Mersin’e gönderilerek, valiliğin vereceği talimat üzerine hareket etmeleri yazılı idi. Bunun üzerine derhal bir bölük hazırlandı. Ben de başlarında olduğum halde 145 er 4 subaydan oluşan bölük kamyonlara binerek Mersin’e geldik ve oradan Vali Tevfik Gür de bize iltihak ederek Arslanköy’e hareket ettik. Vali Fındıkpınarı’na geldiğimizde hastalığını bahane ederek geri döndü. Biz Arslanköy’e geldik. Burada Mersin’den gelen ve başlarında Mersin Jandarma Alay Komutanı olan bir Jandarma Müfrezesi vardı. Biz orada hiçbir isyan alameti görmedik. Hatta halk bizleri büyük bir hüsnü kabulle karşıladı. 1 Mart’ta (26 Şubat olmalı) yeniden seçim yapıldı. Fakat Demokrat Partili köylüler gücenmiş olduklarından bu seçime iştirak etmediler. Benim edindiğim kanaate göre bütün hadiseye sebebiyet veren Yüzbaşı Sıtkı Dağgeçen’dir. Çünkü köye geldiği akşam, eski Muhtar Tahir Şahin’in evine giderek içki içmiş ve sabahleyin de yine sarhoşmuş. Zaten köylü saldırdığı için değil, fazla sarhoş olduğu için yere düşmüştür”.

Ve davaya damgasını vuracak şok eden açıklamalarla devam eder ifadesine:

“Başöğretmenin evinin planı, krokisini olay günü tutanak altına aldım, dosyasında mevcuttur. Kapıda kurşun izleri görüldü ve kurşun izleri adam boyundan daha aşağıda, kapısının sağ ve solunda yer almakta. Köyde tahkikat da yaptık. Evin arkasında 197 numaralı evin yanındaki dut ağacı siper edilerek, öğretmenin evine ve bu civardaki evlerin damlarında bulunan halka doğrudan ateş edilmiştir. Yüzbaşının, köylülerin üzerine ateş ettiğini köylüler anlattılar”

O güne kadar isyancı olarak damgalanan Arslanköylülerin üzerine jandarmanın hedef gözetmeden ateş ettiğini ve bunun köyde yaptıkları araştırmayla ortaya çıktığını dile getirenin, olaylara müdahale etmek üzere görevlendirilen tabur komutanı Mehmet Çağlar olması Mahkeme heyetini inanılmaz derecede etkiler.

Vali Gür' ün Silifke Jandarma Okulundan önce, Mersin' den "git işi hallet" diye yola çıkardığı Yüzbaşı Dağgeçen' in köye geldiği gece olayların müsebbibi sayılan eski muhtar Tahir Şahin' in evinde konakladığını, ikilinin sabaha kadar kafaları çektikleri iddiasını dile getiren olayların üstüne giden komutan olunca davanın seyri kaçınılmaz biçimde değişir.

Hele duruşma sırasında terhis olduğu için ifadesini korkusuz verecek konumdaki Çağlar' ın Dağgeçen hakkındaki "sarhoş halde köylülerin üzerine silahla saldırma, ateş emri verme ve halka silah doğrultan askerlerine tepki göstermek şöyle dursun "hüsnü kabulle karşıladığı" ifadesi heyetin davaya bakışını tümden değiştirecek önemdedir.

*Avukat Yakup Çukuroğlu 1948'den sonra soyadını mahkeme kararıyla Çukurova olarak düzeltecek, 1954 seçimlerinde Mersin Demokrat Parti listesinden Milletvekili seçilip Parlamento yolunu tutacak, 54-57 yılları arasında 10.dönem İçel Milletvekili olarak Mersin'i temsil edecektir.

10 Aralık 1947 günü yapılan 3. duruşmada yaşananlarla sürecek yazı dizisi...

 
 
6 Mart 2014 Perşembe 09:21
 
 
(0 Yorum Yapıldı)Yorumlar
<p>Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.</p>
 
Bu Kategorideki Diğer Haberler
 
Yurt içinde ikamet eden 24 milyon 804 bin kişi seyahate çıktıTrafiğe kayıtlı araç sayısı Aralık ayı sonu itibarıyla 22 218 945 oldu
Ocak ayı enflasyon rakamları belli olduKDV sistemi değişiyorToroslarda yüzme kursları başladıToroslar’da, Yapılandırma Başvuruları BaşladıGüneş Doğarken İşçilerle Sabah MesaisindeTarih, doğa, deniz, güneş, müzik ve dans kansere karşı birleştiİçel Soroptimist Kulübü, 'Obezite ile Savaş' semineri düzenledi.Bisiklet durursa hayat dururTarsus Sev’in Robotik Takımı’na İki Ödül BirdenMobbing ve Hukuksal Boyutu Ele Alındı
 
 
Yazarlar
Yazarlar RSS Beslemesi
 
 
 
Gazete Manşetleri
 
 
Namaz Vakitleri
 
  • İmsak05:45
  • Güneş07:19
  • Öğlen13:06
  • İkindi16:10
  • Akşam18:33
  • Yatsı19:57
 
Anket
.
 
İddaa
 
Lig Puan Durumu
 
Takımlar
O
G
B
M
P
1
Başakşehir
22
14
4
4
46
2
Galatasaray
21
14
2
5
44
3
Fenerbahçe
22
12
8
2
44
4
Beşiktaş
22
11
8
3
41
5
Kayserispor
22
9
8
5
35
6
Sivasspor
22
10
4
8
34
7
Trabzonspor
22
8
9
5
33
8
Göztepe
21
9
6
6
33
9
Malatyaspor
22
7
7
8
28
10
Bursaspor
22
7
6
9
27
11
Akhisarspor
22
7
6
9
27
12
Kasımpaşa
21
7
5
9
26
13
Antalyaspor
22
6
6
10
24
14
Gençlerbirliği
21
5
7
9
22
15
Konyaspor
22
5
6
11
21
16
Alanyaspor
22
6
3
13
21
17
Osmanlıspor
22
5
4
13
19
18
Karabükspor
22
3
3
16
12
 
Şampiyonlar Ligi
 
UEFA Avrupa Ligi
 
Alt Lig
 
 
Tarihte Bugün
1451 - Fatih Sultan Mehmet ikinci kez tahta çıktı.
1695 - Osmanlı donanması, Sakız Adası'nı Venedikliler'den geri aldı.
1856 - Islahat Fermanı yayınlandı
1878 - II. Abdülhamit Mebusan Meclisini süresiz olarak kapattı ve Meşrutiyet rejimine son vererek, yönetime tek başına egemen oldu.
1885 - Mark Twain'in Huckleberry Finn'in Maceraları adlı kitabı ilk kez yayımlandı.
1913 - Raymond Poincaré Fransa devlet başkanı oldu.
1930 - Clyde Tombaugh, Ocak ayında çekilen fotoğrafları incelerken Plüton gezegenini keşfetti.
1932 - Japon imparatoru, Manzhouguo'nun (Mançurya'nın eski Çince adı) Çin'den bağımsızlığını ilan etti.
1937 - İstanbul'da eşekle nakliyat yasaklandı.
1941 - 16 yaşın üzerindeki erkek çocukların maden ocaklarında, 12 yaşın üzerindekilerin tekstil sanayiinde çalıştırılmasına ilişkin kararname çıktı.
1941 - Anıtkabir için mimari yarışma açıldığı resmen ilan edildi.
1943 - Naziler Beyaz Gül hareketi üyelerini tutukladılar.
1952 - TBMM, Türkiye'nin NATO üyeliğini onayladı. Türkiye, 21 Şubat günü NATO üyesi oldu.
1957 - BM'de Kıbrıs görüşmelerine başlandı. BM, 26 Şubat'ta sorunun öncelikle ilgili taraflar arasında görüşülmesine karar verdi.
1965 - Gambiya İngiltere'den bağımsızlığını kazandı.
1967 - Milli Eğitim Bakanlığı bütçesi görüşüldü; 35.000 köyden 15.000'inde okul olmadığı açıklandı.
1971 - Elazığ Senatörü Profesör Celal Ertuğ, "Bir dikta ortamına adım adım yaklaşılmaktadır. Ordunun mesajı açıktır. Demirel derhal istifa etmelidir." dedi. Başbakan Süleyman Demirel ise, "Meşru yollardan geldim. Bulurlar 226'yı, bizi devirirler" dedi.
1974 - Kiss müzik grubu kendi adlarını taşıyan ilk albümlerini yayımladılar.
1977 - Uzay mekiği Enterprise, bir Boeing 747'nin üstünde ilk yolculuğuna çıktı.
1977 - İstanbul Yüksek Öğrenim Derneği (İYÖD) "amaç dışı faaliyet" gösterdiği gerekçesiyle süresiz kapatıldı. İstanbul Yüksek Öğrenim Derneği (İYÖD) Dev-Genç'in (Devrimci Gençlik Dernekleri Federasyonu) İstanbul Bölge Yürütme Kurulu'nu oluşturuyordu.
1985 - Bakanlar Kurulu ilk defa bir grev kararını erteledi. 1985 yılı bugün, Tarım Koruma İlaçları A.Ş'nin İstanbul Kartal ve İzmit Derince'deki işyerlerinde alınan grev kararının, 60 gün ertelenmesi kararlaştırıldı.
1985 - Başbakanlık Yüksek Denetleme Kurulu, Ziraat Bankası'nın hamamcılara tarım kredisi verdiğini saptadı.
1987 - Türkiye'de 12 Eylül sonrası yaşanan en büyük grev olan NETAŞ grevi bugün anlaşmayla sonuçlandı.
1988 - İstanbul'daki Spor ve Sergi Sarayı'nın adı, Lütfi Kırdar olarak değiştirildi.
1993 - Gazeteci Kemal Kılıç öldürüldü. Kemal Kılıç İnsan Hakları Derneği Urfa Şubesi Yönetim Kurulu üyesiydi.
1994 - Demokrasi Partisi'nin (DEP) Genel Merkezi bombalandı, bir kişi öldü, 2'si ağır 16 kişi yaralandı. Demokrasi Partisi (DEP) yılbaşından beri 4 kez saldırıya uğramıştı. Olayı İslami Cihat Örgütü üstlendi.
1995 - Sosyal Demokrat Halkçı Parti (SHP) ve Cumhuriyet Halk Partisi (CHP), CHP çatısı altında birleşti. SHP'li Hikmet Çetin oybirliğiyle genel başkan seçildi.
1997 - Tansu Çiller TEDAŞ ve TOFAŞ soruşturmalarından aklandı. Refah Partisi milletvekilleri Tansu Çiller'in aklanmasından yana oy kullandılar.
2003 - Güney Kore'nin Daegu metrosunda çıkan yangında yaklaşık 200 kişi öldü.
2004 - İran'ın Nişabur kenti yakınlarda kontrolden çıkan bir yük treninde meydana gelen patlama ve yangında 200'ü kurtarma personeli olmak üzere 295 kişi öldü. Tren kükürt, petrol ve gübre taşıyordu.
2005 - SEKA İzmit Fabrikası çalışanlarının, iş yerine kapanma eyleminin 30. gününde polis panzerlerle fabrika bahçesine girdi. İşçiler bu gelişme üzerine kendilerini mekanik atölyesine kilitledi.
2007 - NBA All Star 2007 maçı Las Vegas'ta yapıldı.
2008 - Amerika Birleşik Devletleri ve Afganistan, Kosovanın tek taraflı bağımsızlığını tanıdığını açıkladı.
2008 - Türkiye, Kosova'nın bağımsızlığını tanıdı.
 
Arşiv
 
Bumerang - Yazarkafe
 
Süper Loto
15.02.2018 Tarihli Çekiliş Sonucu060719405354
 
On Numara
12.02.2018 Tarihli Çekiliş Sonucu02040912131524252636383940424356575868707479
 
Sayısal Loto
17.02.2018 Tarihli Çekiliş Sonucu030508323536
 
Şans Topu
14.02.2018 Tarihli Çekiliş Sonucu011125283006
 
 
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji