İhracat Kasım ayında geçen yıla göre %5 artışla 11 milyar 952 milyon dolar oldu

Ana Sayfa » Gündem » Arslanköy' ün demokrasi mücadelesi -19.. Abdullah Ayan yazdı

Arslanköy' ün demokrasi mücadelesi -19.. Abdullah Ayan yazdı

Arslanköy kadınlarının yaktığı kutsal isyan ateşini anlatmaya çalıştığım hikayenin bir başka ifadeyle 'prangalar devrinin' son perdesi...

 
 
Arslanköy' ün demokrasi mücadelesi -19.. Abdullah Ayan yazdı
Savcının tarihi mütalaasında altı çizilecek önemli görüşleri özetlersek;

Jandarma Komutanı Dağgeçen’ in asayişi sağlama ötesinde seçimle ilgisi olmadığı halde, doğrudan olaylara müdahil olduğu, yatıştırmak şöyle dursun tahrik ederek aksine körüklediği biçimindeki ifade...

Ve yine Savcının özellikle dikkat çektiği "Devletin verdiği her göreve koşarak gitmiş ve çağrıldıklarında yine gidecek köylülere isyan suçlamasının yüklenemeyeceği" yönündeki iddiaları dosyanın karar sürecini ve Mahkeme heyetini etkileyecek en önemli noktalar olarak öne çıkar.

9 Haziran 1948 günü açılan onuncu celsede son sözleri söyleme sırası artık savunmanındır.

Duruşmada sanıklardan Mustafa Kubilay, Osman Yavuz, Hasan Koç, Cemal Kurt, Cemil Dündar, Bahaaddin Yıldırım tutuksuz olarak hazır bulunurlar. Savunma avukatlardan Fahri Ağaoğlu, Muammer Obuz, Mehmet Emin Bolay, Abdulkadir Kemali, Emrullah Ulter, Pertev Arat, Yakup Çukuroğlu, Mustafa Nuri Gürkan ve Hüseyin Fırat' ta savunma bölümündeki yerlerindedir. İlk savunma için Avukat Abdulkadir Kemali söz alır. Şöyle der Kemali:

“Türk milleti kendi hükümetine karşı itaatte mübalağa eden, kendi hükümetine karşı silah kullanmasını asla bilmeyen ve kendi hükümetine karşı isyan ihtimali olmayan arz sakinleri arasında biricik millettir. Onun için millete isyan etti diyenler ya Türk değillerdir veya isyan kelimesinin ifade ettiği mananın cahilidirler”.

Diğer avukatlar da suç unsurunun oluşmadığını belirtilerek, Jandarma Yüzbaşısı Sıtkı ve arkadaşlarının Arslanköylüler tarafından âdiyen dövülmüş olduklarını ve bu suçun mahkemede görülebilmesi için de, şahsî şikâyetin gerekli olduğunu, oysa dosyada şahsî şikâyetle ilgili husus yer almadığı için yargılanan müvekkillerinin beraat talebini dile getirirler.

Savunmaların da tamamlanmasıyla artık son söz Mahkeme Heyetinindir. Reis kararın açıklanması için duruşmayı 23 Haziran gününe erteler.

**

Duruşmanın on birinci celsesi 23 Haziran 1948 günü açılır. İlginçtir bu son duruşmada sanıkların hiç biri bulunmamış bu nedenle Mahkeme heyeti kararını gıyaplarında (yokluklarında) açıklar:

"Sanıklarda tüfek vesair patlayıcı madde bulunmadığından, suç isyan mahiyetinde görülmemiş ancak toplu olarak vazife esnasında mukavemet ve yaralamaktan suçlu olduklarına, heyetimizce kanaat getirilmiştir"

Karar özetinin özeti yukarıdaki cümleden ibaret olsa da, sanıkların hiç birinin yer almadığı bu son duruşmada adli deyimle "tefhim edilen (anlaşılır şekilde anlatmak) cezalar tüm sanıkların mukavemet ve yaralama fiiline uygun biçimde cezalandırılmadıklarını ortaya koyar.

Örneğin ilk mahkeme sıfatıyla Mersin' de idamları istenen Arslanköylülere Konya ağır ceza mahkemesi; vazife esnasında görevli memura mukavemet ve yaralamaktan suçlu oldukları kanaatiyle bazı sanıklara çeşitli cezalar verirken, bazıları hakkında ise beraata hükmeder.

Buna göre, sanıklardan Hasan Koç, Osman Yavuz, Yahya Özgür, Tahir Bozkurt, Muhittin Yıldırım, Cemal Kurt, Osman Gürbüz, Selim Gündüz, Hamza Özgür, Harun Yedigöz, Ömer Gürbüz, Hacı Ali Yıldız, Abdulkadir Yavuz, Elife Dağdur, Elife Bozdoğan, Nedime Yıldız, Mehmet Uçar, Zeynep Türkmen, Ayşe Çelik’i altışar ay on birer gün hapisle cezalandırır.

Sanıkların bulunmadığı duruşmada Bilal Gün, Ahmet Kurt, Mehmet Gürbüz, Osman Öztürk, Ümmü Kurt, Mümine Koçak, Müslime Yazmış, Hasan Yavuz, Durmuş Yıldız, Emin Dündar ve Osman Keçeli’nin altışar ay süre ile hapislerine ve diğerlerinin beraatlarına karar verir ve 11 duruşma yapılarak görülen dava dosyası bir daha açılmamak üzere o gün kapanır böylece…

**

Özetlemek gerekirse:

Zulüm altında inleyen, her istenileni boynunu bükerek vermeye çalışan Arslanköy halkı, özellikle de sekiz yıldır kendilerine her türlü kötülüğü yapan zalim Muhtardan kurtulmak için 1947 şubat ayındaki mahalli seçimi kurtuluş fırsatı olarak görmüş, sandıkta hesaplaşmayı ve “yeter” demeyi onur meselesi haline getirmiştir.

Sandığa gömüldüğünü anlayan Muhtar soluğu Mersin’de almış ve tek parti döneminin yereldeki en güçlü devlet temsilcisi Tevfik Sırrı Gür’ den duruma müdahale etmesini istemiştir.

Gür bu işe en sert şekilde müdahale edecek Jandarma Komutanıyla İl Özel İdare Saymanını görevlendirmiş, asayişi sağlamakla yükümlü Jandarma komutanı ateşi söndüreceğine, yangına kürekle gidip, işlerin çığırından çıkmasını sağlamış, halkın üzerine silah doğrultacak kadar gözünü karartmıştır.

Çıkan arbede sonunda üç güvenlik görevlisinin yaralanmasının başlangıçta Gür’ü Menemen benzeri bir isyan duygusuna sevk etme olasılığı yüksektir. İlk anda Silifke Jandarma okuluna verdiği talimatlar ve 150 kişilik tam techizatlı taburu Mersin’e getirip kendisinin de yer aldığı heyetle Arslanköy seferine çıkarması tesadüf değildir. Üstelik olayı tek taraftan dinleyip, yapılmış seçimin sonucunu mazbataya başlamış Bucak Müdürünün görüşlerine başvurmaması dikkat çekicidir.

Ancak ne olduysa yarı yolda rahatsızlığını bahane ederek geri dönmesi ve güvenlik birimini sevk etmesi, büyük olasılıkla başlangıçtaki “olayları bizzat gidip bastırma” düşüncesinin yerini daha temkinli bir yolla çözme fikrinin aldığı kanaati oluştu bende.

Kadın, erkek köylülerin ayaklarına pranga, ellerine kelepçe vurulup 18 saat yürütülerek Mersin’e getirilmesi, devlet nezdinde işledikleri suçun nasıl algılandığını da gösteriyor. Mart 1947’de sadece ele başı olarak görülen ve tamamı erkeklerden oluşan 8-9 kişinin tutuklanması ardından gelen asıl büyük dalga ve bu dalgada kimi çocuk emziren 21 kadının tutuklanması, demokratik yolla da olsa sandığa sahip çıkan, demokrasi geldi diye artık boyun eğmeyeceğinden korkulan herkese ibretlik ders verme, burun sürtme projesidir.

Kucaklarında çocuklarıyla tek suçları oy sandığını namustan farksız korumak olan kadınları zindana koymak olayların tüm ülke tarafından öğrenilmesini sağlamış, Mersin’den götürüldükleri Konya’ya ve tahliye edildikleri güne kadar direnen bu insanlara karşı hukukçusundan, sokaktaki insanına kadar bir koruma zırhı yaratmıştır adeta.

Sonunda Savcılığın da suç vasfını değiştirmesiyle isyan diye başlayan ezme hareketi özellikle de Arslanköy kadınlarının kutsal direnişinin zaferiyle sonuçlanmıştır.

O günlerde "prangalar devrinin sonu, hürriyetler döneminin başlangıcı" olarak görülen Arslanköy davasının sonraları nasıl olup ta taşıdığı bu kutsal anlama rağmen unutturulmaya hatta unutulmaya çalışılması başlı başına üzerinde durulması hatta araştırılması gereken bir konu...

Araştırmalar sonunda tanık olduğum bu unutma, unutturma süreci samimi olarak itiraf etmem gerekirse olayların kendisi kadar sarstı beni...

Örneğin unutturma o kadar başarılı olmuştur ki, başta Arslanköy' ün yiğit kadınları olmak üzere köy halkına her türlü kötülüğü reva gören Muhtar Tahir Şahin’den başlayarak, başlangıçta Arslanköy' den Menemen çıkarma hayaliyle hop oturup hop kalkan Vali Tevfik Sırrı Gür ve görevlendirdiği 'elemanlar' ı bir sır gibi saklama gayretleri...

Büyük komployu derinlemesine sorgulamaktan özenle kaçınanların, olayları körükleyenleri itinayla yıkama gayretleri ve o devlet gücünü arkasına alanların yaptıklarından çok, 'olayları basit bir köy kavgasının büyütülmesi olarak yazıp çizenler' dışında Arslanköy' ün o günlerdeki trajik acılarından geriye dişe dokunur pek te bir şey kalmamış olması...

1947’de yaşanan Arslanköy vakasını “Arslanköy Faciası” adıyla 1950’ de ilk gününden itibaren tanık olanları dinleyerek ve bulduğu belgelere sadık kalarak kaleme alan Mustafa Atalay’ın kitabındaki son sözle tamamlayalım yürek burkan hikâyeyi:

“Rivayet olunur ki, her senenin 28 Şubat gece yarısı köyün methalinde bir takım esrarengiz gürültüler olur ve derinlerden gelen bir ses duyulurmuş:

"Ey Arslanköylüler!... Burada yaşanmış o hadiseleri sakın unutmayın"…

Kim bilir, belki de doğrudur. Fakat şurası muhakkak ki, Arslanköy’ de ikâ edilen korkunç mezalimlikler, müstakbel nesillerin önünde, bir ibret levhası olarak daima asılı kalacaktır”

Benimle yaşıt o kitabında Atalay' ın son cümlesine ve dileklerine katılmamak mümkün mü?

O ibret levhası kimilerinin utanç belgesi olarak boyunlarında asılı kalacak, kimilerinin kutsal isyan ateşi olarak yanacaktır asırlarca...

Ve elbette hepimizin hafızalarında silinmemek üzere yer etmeli, nesilden nesile anlatılmalıdır Arslanköy' ün ve illa da taş tutan öpülesi elleriyle o kadınlarının onurlu demokrasi mücadelesi;

Unutmama, unutturmama adına…



Abdullah Ayan

Mersin, Temmuz 2012

 
31 Mart 2014 Pazartesi 00:40
 
 
(0 Yorum Yapıldı)Yorumlar
<p>Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.</p>
 
Bu Kategorideki Diğer Haberler
 
Son 24 Saat
Haberler RSS Beslemesi
 
Facebook messenger'de sohbet odaları başlıyorBu bilgisayar saniyede 93 trilyon işlem yapıyorGalaxy S7 dört farklı versiyonla geliyorLamborghini mi, Ferrari mi?Facebook'un karı %52 artışla 5,84 milyar dolarDengede durarak felç olma riskinizi ölçünSamsung Galaxy S6 ve Galaxy S6 Edge'yi tanıttıDünyanın en çok turist alan şehirleriAvşar Kızı, Ilıcalı'ya Fark AttıTelefonlarda 'keşke yazmasaydım' mesajları geri alınabiliyor2014 en sıcak yıl olduMicrosoft’tan Windows 10.. İlk yıl ücretsiz
 
Yazarlar
Yazarlar RSS Beslemesi
 
Bumerang - Yazarkafe
 
 
Get our toolbar!
 
Gazete Manşetleri
 
 
Namaz Vakitleri
 
  • İmsak05:50
  • Güneş07:31
  • Öğlen12:42
  • İkindi15:17
  • Akşam17:33
  • Yatsı19:02
 
Anket
.
 
Lig Puan Durumu
 
Takımlar
O
G
B
M
P
1
Başakşehir
13
9
4
0
31
2
Beşiktaş
12
8
4
0
28
3
Fenerbahçe
12
7
3
2
24
4
Galatasaray
12
7
2
3
23
5
Bursaspor
12
6
3
3
21
6
Konyaspor
12
4
5
3
17
7
K.D.Ç. Karabük
12
5
2
5
17
8
Antalyaspor
13
4
4
5
16
9
Osmanlıspor FK
12
3
7
2
16
10
Gençlerbirliği
12
3
6
3
15
11
Alanyaspor
12
4
2
6
14
12
Akhisar Bld.
12
3
4
5
13
13
Trabzonspor
12
3
3
6
12
14
Kasımpaşa
12
3
3
6
12
15
Gaziantepspor
12
3
2
7
11
16
Ç. Rizespor
12
2
4
6
10
17
Kayserispor
12
2
3
7
9
18
Adanaspor
12
1
3
8
6
 
Şampiyonlar Ligi
 
UEFA Avrupa Ligi
 
Alt Lig
 
Tarihte Bugün
1818 - Illinois ABD'nin 21.ci eyaleti oldu.
1854 - Florence Nightingale Üsküdar'da.
1918 - I. Dünya Savaşı'ndan sonra Londra'da yapılan Müttefik Kongresi sona erdi; Almanya'nın savaş tazminatı ödemesine karar verildi.
1923 - Teşkilatı Esasiye Encümeni yeni anayasayı görüşmeye başladı.
1928 - Ekmek otuz para ucuzladı.
1934 - Dini kisvelerle ilgili yasaklar öngören "Bazı Kisvelerin Giyilemeyeceğine Dair Kanun" kabul edildi.
1942 - Zonguldak'ta bir maden ocağındaki kazada 63 işçi öldü.
1944 - Yunanistan'da komünistler ve kralcılar arasında Yunan İç Savaşı başladı.
1945 - İstanbul'da Tan Matbaası gericilerin saldırısıyla yıkıldı.
1956 - İngiltere ve Fransa, Süveyş'ten çekileceklerini açıkladılar.
1959 - Dr. Fazıl Küçük Kıbrıs Cumhurbaşkanı Yardımcısı oldu.
1967 - İlk kalp nakli ameliyatını, Güney Afrika'lı kalp cerrahı Dr. Christian Barnard, Cape Town'da yaptı; hasta 18 gün yaşayabildi.
1971 - Pakistan-Hindistan savaşı başladı.
1971 - Prof.Dr. Mümtaz Soysal 6 yıl 8 ay hapse mahkum edildi.
1979 - Fedai Dergisi sahibi, yazar Kemal Fedai Coşkuner İzmir'de öldürüldü.
1981 - Bülent Ecevit, dört aylık hapis cezasını çekmek üzere Ankara Merkez Kapalı Cezaevine konuldu.
1984 - Bhopal kazası: Union Carbide firmasının Hindistan'da Bhopal'de kurduğu böcek ilacı üreten fabrikadan yanlışlıkla 40 ton metil isosiyanat gazının sızması 18,000 kişinin ölümüne neden oldu.
1989 - Malta'da bir araya gelen ABD başkanı George Bush ve Sovyetler Birliği komünist partisi genel sekreteri Mikhail Gorbaçov, soğuk savaşın bittiğini resmen ilan ettiler.
1990 - TRT'nin Telegün adlı yayını başladı.
1999 - Bakanlar Kurulu, Bolu'ya bağlı Düzce ilçesinin il, Kaynaşlı ve Derince beldelerinin de Düzce'ye bağlı ilçe yapılmasına karar verdi.
2002 - BM silah denetçileri ilk kez, Irak Devlet Başkanı Saddam Hüseyin'in saraylarından birine önceden haber vermeksizin girdiler.
2002 - Dünya Gıda Programı Afrika'da 38 milyon kişinin açlıkla karşı karşıya olduğunu açıkladı.
2003 - Türk-İş'in 19. Genel Kurulunda Genel Başkanlığa Salih Kılıç seçildi.
 
Arşiv
 
Süper Loto
01.12.2016 Tarihli Çekiliş Sonucu101823343650
 
On Numara
28.11.2016 Tarihli Çekiliş Sonucu03091114253336374045474851535459616465727880
 
Sayısal Loto
26.11.2016 Tarihli Çekiliş Sonucu052122262944
 
Şans Topu
30.11.2016 Tarihli Çekiliş Sonucu041011162601
 
 
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji