10 Şubat’ta Dünya ‘Bakliyat Günü’nü Kutlayacak

Ana Sayfa » Güncel » Arslanköy' ün Demokrasi Mücadelesi -8... Abdullah Ayan yazdı

Arslanköy' ün Demokrasi Mücadelesi -8... Abdullah Ayan yazdı

Halkın sandığa gömdüğü muhtarı yeniden seçtirmenin devletin en önemli görevi gibi görüldüğü günler.

 
 
Arslanköy' ün Demokrasi Mücadelesi -8... Abdullah Ayan yazdı
Artık sıra, 24 Şubat günü sandığın açılması ve kazanamayacağını anlayan tek parti CHP’ nin muhtar adayı Tahir Şahin’in Mersin’e gelişi ve Vali Gür’ü bilgilendirmesiyle bambaşka safhaya geçen Arslanköy olaylarını gerçek yanlarıyla anlatmaya geldi.

Halkın sandığa gömdüğü Muhtar Tahir’in verdiği bilgileri dinleyen Vali Tevfik Sırrı Gür, seçim sonuçlarını gösteren resmi mazbatayı bile beklemeye gerek duymadan yeniden seçim yapılma kararını verir ve bu iş için Özel İdare Muhasebe Müdürü Hakkı Sümer ile Jandarma Yüzbaşı Sıtkı Dağgeçen’i görevlendirir.

Hemen yola koyulur komisyon ama mevsim kış, yollar kar kaplıdır. Kendilerini götüren otomobil kara saplanınca inip atlarla devam ederler zorlu yolculuğa. Yolda kazandığı seçimin mazbatasını Vilayete götürmekte olan yeni Muhtar Harun Yedigöz ve yanındaki grupla karşılaşırlar. Harun komisyona seçimin yapıldığını söyler ve mazbatasını gösterir ama Jandarma Komutanı seçimin yenileneceğini yapılan seçimin geçerli olmadığını ifade eder. Bunun üzerine yeniden sandık kurulsa da zaferinden emin Muhtar Harun mazbatayı Mersin’e götürmeleri için yanındaki iki köylüye vererek komisyon üyeleriyle köye döner.

25 Şubat günü komisyon köye gelir ve önceki seçime nezaret eden resmi yetkili sıfatını haiz Kuzucu Belen Bucak Müdürü Hilmi Levent’ e haber verir, Bucak Müdüründen seçimin yapılmadığına dair bir de belge alırlar.

Hakkı Sümer ilk seçimin kanunsuz olduğunu, yeni seçim yapılacağını ve bunun da Halkevinde gerçekleştirileceğini ilan eder.

Halk buna karşı çıkar ve yapılan seçimin iptal edildiğine dair Valinin yazılı emrini görmek ister.

Komisyon böyle bir yazılı emri tabii ki gösteremez ancak bir kez daha Halkevinde yapılacak seçimle ilgili duyuruyu yapmakta ısrar eder.

Ancak ortada yapılmış olan seçimin resmi belgesi olarak duran oyların saklı tutulduğu sandığın yok edilmesi gibi aşılması gereken ciddi bir handikap vardır.

Mersin'den gelmiş olan komisyonun derdi; adil bir seçimi gerçekleştirmekten ziyade, halkın vermediği muhtarlığı kendileriyle özdeş tek parti adayına kazandırma çabası olunca tüm girişimler bu hedefe uygun gelişir.

Örneğin komisyon "elimizde başka sandık yok, eskisini getirin oylama için onu kullanalım" bahanesiyle halk kandırılmaya çalışılır ancak Arslanköy' lüler bunu da red eder.

"Gerekirse biz yeni sandık yaptırırız ama kullandığımız oyların tutulduğu sandığı asla teslim etmeyiz" denir ve bir çırpıda yenisi çakılıp getirilir ama halk ile komisyon eski sandığın akibeti konusunda uzlaşamazlar.

Arslanköy' lüler sandığı çok güvendikleri öğretmen Mustafa Kubilay’ a teslim etmişlerdir. Komisyon Kubilay’ı sıkıştırır ancak beklemedikleri cevabı alırlar:

“ben sandığı halktan aldım, ancak onların mümessillerine imza mukabili teslim ederim."

Kuş uçmaz, kervan geçmez Arslanköy’ ü böylesine geren muhtarlık seçimi neden bu kadar önemli hale gelmiş ve olaylar çığırından çıkmıştır sorusunun sonradan yargıya intikal edecek pek çok gerekçesi olsa da, tek bir nedeni vardır, tek parti döneminin CHP’li adayı olan bir muhtarın seçim kaybetmesi…

Vali Gür’ü bu kadar müdahil eden gerçek te budur, eski muhtarı ne pahasına olursa olsun seçtiririm diyen Jandarma komutanını birazdan göreceğimiz gibi delirten ve olayları kontrol edilmekten çıkaran davranışlarının nedeni de...

Mersin’den gelen jandarma komutanı sonradan Konya Ağır Ceza Mahkemesi tutanaklarına geçecek tanık ifadelerine göre o gece eski Muhtar Tahir’in evinde sabaha kadar kafayı çekmiştir.

Sabahleyin de o mahmur kafayla ilk iş olarak başçavuş Celal ile Arslanköy karakol komutanı onbaşı Fahri Tuna ve yanlarındaki dört ere gerekirse kapısını da kırarak sandığı öğretmenin evinden alıp getirmelerini emreder.

Emir doğrultusunda ekip Kubilay’ın evine gider ancak halkın şiddetli direnişi üzerine boş ellerle geri döner. Başçavuş halkın sandığı vermeme konusundaki direnişini zabıtla tespit etmeyi önerir ancak komutan buna gerek görmez. Aksine bu kez bizzat kendisi belinde silah sandığın bulunduğu evin önüne gelir. Ama evin çevresini kuşatan halk infial içindedir. Özellikle kadınlar komutana yalvararak eski muhtarı seçtirmemesi için yalvarırlar.

Kadınlardan Zeynep Türkmen, Elife Dağdur, Ayşe Çelik yeniden Yüzbaşı Dağgeçen’ in ayaklarına kapanır, eski muhtarın 8 yıllık görevi boyunca kendilerine yapmadığını bırakmadığını, bu kendilerine her türlü kötülüğü yapan adamı yeniden başlarına bela etmemesi için dil dökerler.

Ancak sabaha kadar eski muhtarın evinde kafayı çeken yüzbaşının kadınları dinleyecek hali yoktur. “Eski muhtarı seçtireceğim, sizin de kafanızı keseceğim” diyerek ve dine imana küfrederek “sizi pataklar, bir kaçınızı da haklarım, bana kimse bir şey demez” ifadelerini kullanır.

İş bununla da kalmaz. İşi kendi yöntemiyle çözmeye kararlı komutan yanındaki askerlere “süngü tak” talimatı vererek, oy sandığının evden gerekirse zor kullanarak çıkarılmasını ister.

Başta kadınlar olmak üzere askerin üzerine sopalarla yürüyen halk ve havaya ateş açan askerler.

Bu sırada 9 aylık hamile Naime’nin “gebeyim yanıma sokulmayın” uyarıları da işe yaramaz. Tanıklar ve duruşma sırasında yayınlanan gazetelerde de yer alacak ifadelere göre Yüzbaşı silahını kadınlara doğrultur, öğretmenin evinin duvarları atılan mermilerle delik deşik olurken Jandarma komutanı ve başçavuş Celal ile onbaşı Fahri yaralanır (yaralanma haberlerinin Mersin’e nasıl yansıdığına dair gazete haberlerinden kimi alıntılara daha önceki bölümlerde yer vermiştim)

Yüzbaşının yaralanmasıyla ilgili rivayetler de çeşitlidir. Örneğin olayların kontrolden çıkması üzerine Vali Gür’ün görevlendirdiği Silifke Jandarma Okul komutanlığınca Arslanköy’e sevk edilen askeri gücün komutanı Mehmet Çağlar' ın Konya Ağır Ceza Mahkemesine verdiği ifadeye göre;

“Komutan Sıtkı Dağgeçen alkollü olduğundan köylülerin attığı taşlarla değil, yere düştüğü için yaralanmıştır”

Eski Muhtar Tahir Şahin ise aynı mahkemeye verdiği ifadede Jandarma Komutanının kadınlar tarafından 15 dakika taşlandığını ve kendisinin de taşlanmamak için olay mahallinden kaçmak zorunda kaldığı hikâyesini anlatır.

Duruşmaları Konya’da takip eden ve cezaevinde tutuklu Arslanköylülerle birebir sohbet ardından aldığı notları o günlerde kitaplaştıran Mustafa Atalay ise şöyle anlatacaktır o en sıcak çatışma anlarını:

“Komutan köy meydanında toplanan halka –biz yeni seçmiş olduğunuz muhtarı tanımıyoruz. Bu sebeple itimat pusulalarınızın içinde bulunduğu sandığı almaya geldik. Zira seçim vilayetçe bozulmuştur." Mealinde konuştu. Konuşurken hareketlerinde gayri tabii haller müşahede edilmekte idi. Başta kadınlar köy halkı ise "biz de size sandığı vermeyiz. Zira sandık bizim mukkades varlığımız ve namusumuzun teminatıdır" dediler.

Komutan "o halde zora başvuracağım" dedi...

Köylüler buna karşı "biz de kendimizi müdafaa edeceğiz" cevabını verdiler.

Bilhassa kadınlar; "Aman beyim, aman çavuşum, elini ayağını öpelim bu adamı yeniden muhtar yapmayın" diye yalvardılar.

Öğretmen de "ben sandığı tek başıma veremem, azalar gelsin onların huzurunda vereyim. " diye kararında ısrar etti.

Bir yandan sandığı ne pahasına olursa olsun almak isteyen silahlı müfreze, bir yanda da eski muhtarı seçtirmemek için sandığı vermek istemeyen halk, derken ortalık karışıverdi.

Hava açık güneş bütün haşmetiyle mavi gökte parlıyordu ama suhunet (sıcaklık) düşüktü. Yerler karla örtülüydü. Şimdi köyün methali (girişi) bir tarafta silahlı kuvvet, diğer tarafta ise yalnız sandığa giden yolları muhafazaya kalkışmış köy halkı ile dolu idi. İki taraf birbirine ilgili kaldılar. Birbirlerini gözleriyle sorguya çektiler. Tekrar bakıştı ve cevaplaştılar. Artık birbirlerine diyecek bir şey kalmamış olacak ki, mürettep kuvvetle Arslanköylüler arasında bir kaynaşma oldu. Bu sırada süngü şakırtıları ve silah sesleri havanın sükunetini yırtarak korkunç gürültüler husule getirdi. Vahim hareket karşısında kadınlardan biri

"–Arslanköylüler! Namusumuzu ve hürriyetimizi korumanın zamanı gelmiştir. Allah bizimle beraberdir" diye bağırdı.

Köyün içi bir anda daha karıştı. Kızılca kıyamet koptu. Bir yanda namus ve hürriyetlerini koruyan halka ve emzikteki çocuklarını sırtına bağlamış oldukları halde sandığı müdafaa eden kadınlara ve ninelere kurşun sıkılırken, diğer yanda aynı zihniyet tarafından kadınların kasıklarına tekmeler atılıyordu.

… Bir gün hürriyet güneşi behemehâl doğacak ve Türk kadınlarına kurşun sıkan bu zihniyet bütün işkence aletleriyle yerin dibine geçecektir. Bu arbede esnasında kadınlar kendilerini sopalarla müdafaa ettiler. Arbede devam ederken komutan sandığın bulunduğu eve doğru koştu. Lakin eve varamadan yaralanarak sokak kenarında birikmiş taşlığın üzerine yığılıp kaldı. Her iki taraftan yaralananlar kenara çekiliyor tedavileri yapılıyordu. Bir müddet düştüğü yerde kalan kumandan sonra kaldırılıp tedavi için kahveye getirildi. Kendi kendine mi, başkası tarafından mı yaralandığı bir türlü anlaşılmamıştır.

…Yaralı kadınlardan biri kendisine gelince başında bekleyen öğretmene sordu:

-Sandığı aldılar mı?

Öğretmen cevap verdi:

-Herhalde alacaklar.

Kadın inledi: -Yazıklar olsun, namus ve hürriyetimizin en büyük teminatı gitti …”

Mustafa Atalay' ın kitabında yer verdiği ifadelerle olayların kıvılcımı böylece tutuşturulur.

Farklı cephelerden derlenen bilgiler bu bilgilerle uyumludur...

Devam edeceğiz bu nefes kesen öyküye...



 
13 Ocak 2014 Pazartesi 08:30
 
 
(0 Yorum Yapıldı)Yorumlar
<p>Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.</p>
 
Bu Kategorideki Diğer Haberler
 
KDV sistemi değişiyorToroslarda yüzme kursları başladıToroslar’da, Yapılandırma Başvuruları BaşladıGüneş Doğarken İşçilerle Sabah MesaisindeTarih, doğa, deniz, güneş, müzik ve dans kansere karşı birleştiİçel Soroptimist Kulübü, 'Obezite ile Savaş' semineri düzenledi.Bisiklet durursa hayat dururTarsus Sev’in Robotik Takımı’na İki Ödül BirdenMobbing ve Hukuksal Boyutu Ele AlındıGüzel Konuşma ve Diksiyon
MTSO’ya teşekkür belgesiMenderes Gönüllü Evi, Mezitli'nin Filizleri ailesine katıldı
 
 
Yazarlar
Yazarlar RSS Beslemesi
 
 
Get our toolbar!
 
Gazete Manşetleri
 
 
Namaz Vakitleri
 
  • İmsak03:40
  • Güneş05:35
  • Öğlen12:58
  • İkindi16:48
  • Akşam20:03
  • Yatsı21:41
 
Anket
.
 
İddaa
 
Lig Puan Durumu
 
Takımlar
O
G
B
M
P
1
Akhisar Bld.
0
0
0
0
0
2
Antalyaspor
0
0
0
0
0
3
Konyaspor
0
0
0
0
0
4
Alanyaspor
0
0
0
0
0
5
Beşiktaş
0
0
0
0
0
6
Bursaspor
0
0
0
0
0
7
Evkur Yeni Malatyaspor
0
0
0
0
0
8
Fenerbahçe
0
0
0
0
0
9
Galatasaray
0
0
0
0
0
10
Gençlerbirliği
0
0
0
0
0
11
Göztepe
0
0
0
0
0
12
K.D.Ç. Karabük
0
0
0
0
0
13
Kasımpaşa
0
0
0
0
0
14
Kayserispor
0
0
0
0
0
15
Başakşehir
0
0
0
0
0
16
Osmanlıspor FK
0
0
0
0
0
17
Sivasspor
0
0
0
0
0
18
Trabzonspor
0
0
0
0
0
 
Şampiyonlar Ligi
 
UEFA Avrupa Ligi
 
Alt Lig
 
 
Tarihte Bugün
1795 - Galata Kulesi'nin ahşap kubbesi yandı.
1814 - George Stephenson'ın yaptığı lokomotif çalıştı.
1909 - Louis Blériot'nun uçağı ile ilk kez Manş denizi aştı.
1920 - Yunanistan, Edirne başta olmak üzere bütün Doğu Trakya'yı işgal etti.
1931 - Cumhuriyet döneminin ilk basın yasası olan Matbuat Kanunu kabul edildi.
1933 - Lev Troçki sığınmacı olarak Fransa'ya gitti.
1934 - Avusturya başbakanı Engelbert Dollfuss ülkesindeki Naziler tarafından Viyana'da öldürüldü.
1936 - Adolf Hitler İtalya'nın Habeşistan'ı ilhakını tanıdı.
1943 - Benito Mussolini'nin iktidardan düşürülmesiyle faşizm İtalya'da yasadışı ilan edildi.
1950 - Bakanlar Kurulu Kore'ye 4500 kişilik bir askeri birlik göndermeye karar verdi.
1951 - Atatürk Kanunu Meclis'te kabul edildi. Amaç, Atatürk devrimlerini korumak, Atatürk heykel ve anıtlarına saldırıların önüne geçmek.
1951 - Türk şair Nazım Hikmet'in Bakanlar Kurulu tarafından Türk vatandaşlığından çıkarılmasına karar verildi
1957 - Bursa'da askeri uçak düştü: 15 ölü, 19 yaralı.
1958 - Sovyetler Birliği Türkiye'ye nota verdi: "Türkiye'nin Irak'a girmesi kötü sonuçlar doğurur."
1959 - Türkiye Kerkük Türkmenleri için Irak'tan teminat istedi.
1967 - Anayasa Mahkemesi sosyalizmin Anayasa'ya aykırı olmadığına karar verdi.
1968 - İstanbul'da polis öğrencilere müdahale etti; 30 öğrenci ve 20 polis yaralı.
1973 - Türkiye Barolar Birliği Genel Başkanı Profesör Faruk Erem Üniversite özerkliğinin gasp edildiği gerekçesiyle öğretim üyeliğinden istifa etti.
1975 - Türkiye İncirlik dışındaki bütün Amerikan üslerine el koydu.
1978 - Dünyanın ilk tüp bebeği Louise Brown doğdu.
1981 - DİSK İlerici Deri-İş Sendikası Genel Başkanı Kenan Budak İstanbul Yedikule'de polisler tarafından vurularak öldürüldü.
1984 - Salyut 7 kozmonotu Svetlana Savitskaya, uzayda yürüyen ilk kadın ünvanını aldı.
1992 - Kürdistan Demokrat Partisi lideri Mesut Barzani ve Kürdistan Yurtseverler Birliği lideri Celal Talabani'ye diplomatik Türk pasaportu verildiği açıklandı.
1992 - Türkiye'de Atatürk Barajı'nın iki ünitesi açıldı.
1994 - Ürdün Kralı Hüseyin ile İsrail Başbakanı İzak Rabin savaş durumunu sona erdiren deklarasyonu imzaladılar.
2000 - Concorde uçağı Paris'ten kalkıştan kısa bir süre sonra düştü; 100 yolcu ve 9 mürettebattan kurtulan olmadı.
2009 - Kürdistan (Irak)ta Parlemento ve bölge başkanlık seçimleri yapıldı.
 
 
Arşiv
 
Bumerang - Yazarkafe
 
Süper Loto
20.07.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu020327515354
 
On Numara
24.07.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu07080911121314171924293133364447515356667278
 
Sayısal Loto
22.07.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu011314192930
 
Şans Topu
19.07.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu082224283006
 
 
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji