Özdemir,'İhracat Yarışında Mersin 20 Yıldır Geriliyor'

Ana Sayfa » Güncel » Avrupa ilerlerken İslam coğrafyası neden geri kaldı? -2... Abdullah Ayan yazdı

Avrupa ilerlerken İslam coğrafyası neden geri kaldı? -2... Abdullah Ayan yazdı

Batı karanlıktan aydınlığa koşarken, islam coğrafyasının karanlığa gömülmesi.

 
 
Avrupa ilerlerken İslam coğrafyası neden geri kaldı? -2... Abdullah Ayan yazdı

Aykırı görüldüğü için derisi yüzülen, kellesi günlerce şehir şehir dolaştırılan ve yakılan düşünce ve fikir sahibinin aslında cezalandırılmasının temelinde iktidarın varlığına tehdit görülmeleri gerçeğidir ve tüm cezalar fetva sahiplerinin gerekçelerine dayanılarak verilmiştir.

Tıpkı Hıristiyan âleminde paraların suyunu çekmesiyle Cennet tapularını, anahtarlarını para karşılığı satmaya başlayan kilisenin doymazlığı sistemin sonunu getirdiyse, sultanların da hazineleri doldurma hırslarının doymazlığı sonlarını getirdi.

Hıristiyanlıkta engizisyon zulmüne ve bin yıl süren Avrupayı Hıristiyanlaştırma dönemi Protestanlıkla çatırdamaya başladı ama bir süre sonra aynı dine mensup yeni mezhebin de pratikte eskisinden çok ta farklı olmadığı ortaya çıktı.

Katolik kilisesine karşı çıkan Protestan Calvin’ in çağrıldığı Cenevre’de kendi yönetimini kurarken nasıl bir cehennem yarattığını Stephan Zweig “köleliğe karşı özgür düşünce –Calvin’ e karşı Castello-“ kitabında çarpıcı dille anlatır.

Şiir yazmanın, geceleri mum yakmanın, müzik dinlemenin, şarkı söylemenin, ıslık çalmanın, perde arkasından dışarı bakmanın ağır cezalara maruz kaldığı ve artık tımarhaneden farksız Cenevre’ yi Zweig anlatıyordu da, diğer Avrupa şehirleri çok mu farklıydı? Hayır, tüm Avrupa en küçük kasabasından, kadim şehrine kadar biri diğerinden bin beter durumdadır.

Sultanların İslam coğrafyasından, kralların Hıristiyan Avrupasına…

O karanlık dönem en azından Avrupa adına nasıl mı sona erer?

Önce Müslümanların kontrolündeki ipek yolu/baharat yollarına ve dağıtım ağına alternatif yolların keşfiyle Avrupa şöyle bir doğrulur, Colomb’ un Amerikaya ayak basması ve Vasco Da Gama’ nın Portekiz adına Hindistan’a ulaşması sayesinde zenginliğin İslam coğrafyası dışında yeni güzergâhları yeni rotaları şekillenmeye başlar.

Resmi tarihimiz Fatihin Bizans’ ı fethiyle yeni bir çağın başladığını anlatır ya, aslında İstanbul’ un fethi zaten güzergâh üzerindeki yol geçişleri nedeniyle fiyatları yüksek uzak doğu mallarının özellikle de baharat maliyetlerini daha da arttırınca batıyı arayışlara yöneltmiş ve iki önemli yolculuk yeni bir çağın kapısını aralamıştır.

Özellikle o dönem veba gibi çeşitli ölümcül salgınlarla baş etmek için baharatın sihirli gücüne inanılan batı, hayli zahmetli ve riskli İpek yolu yerine Hindistan’ a denizden ulaşmaya çabalarken önce Colomb’ un Hindistan niyetine Amerika kıtasına çıkması ve hemen ardından Vasco Da Gama’ nın gerçekten Hindistan’ a ulaşması…

Portekiz’ in doğu, İspanya’ nın batıya başlattığı seferlerin bir süre sonra getirdiği rekabetin körüklediği savaşı durdurmak ve oluşmakta olan yeni dünya düzenini iki ülkeye göre dizayn etmek te Vatikan’ daki Papa hazretlerine düşecektir kısa süre sonra.

Ve resmi tarihimiz bize Osmanlı imparatorluğunun çöküşünü Kanuni sonrasına dayandırsa da, gerçek zenginliğin anahtarı, doğu ile batı arasında köprü İstanbul’ un fethinin hemen ardından ve zorunluluktan doğan yeni güzergâhların ortaya çıkmasıyla gerilemenin başladığı yönündedir.

İspanya, Portekiz derken yeni rotalarla yazılan yeni dünya düzeni ve İspanya kadar güçlü olmayan Portekiz’ in getirilen malları Avrupa’ ya dağıtmak için Hollanda’ yı ortak alması…

İslam coğrafyasının hâkim olduğu monopolün dağılmasıyla zaten yaşanmakta olan gerileme çöküşe dönüşürken, Hıristiyan Avrupa’ nın yeni kıta Amerika ve uzak doğuya doğrudan erişim sayesinde zenginleşmeye başlaması ve zenginlikle başlayan yeni Çağ…

Yeniçağın zengin ikliminde bir zamanlar İslam coğrafyasına egemen olan özgür düşüncenin filizlenmeye başlaması, düşüncenin önüne dikilen tüm engellerin ortadan kalkmasıyla her alanda başlayan akıl almaz gelişim ve icatlar çağına damgasını vuran buhar ve makineleşme akıl almaz hızda hayatın her alanına hâkim olur…

Buhar gücünün makinelerde kullanılmasını sağlayan buluş tüm dünya dengelerini baştan aşağı değiştirir. Yaklaşık 250 yıl kol gücü kuvvetiyle çalışan büyük gemiler sayesinde okyanus ötesi ticarete hakim olan ve Amerika ile uzak doğuyu paylaşan İspanya ve Portekiz/Hollanda ikilisinin egemenliğine geçmeye başlamış deniz aşırı hegemonya, bu kez buhar gücüyle çalışan ve daha az mürettebat ile gideceği uzak diyarlara çok daha hızlı ulaşan İngiltere’ ye geçer.

Buhar tirbünleri sayesinde gemiler küreklere asılan insan gücü yerine buhar gücüyle 2 yıl süren ve yolculuk sonunda yola çıkan mürettebattın neredeyse %80’ nin telef olduğu uzak doğu ve uzak batı seferleri kısalmakla kalmaz. O güne kadar eski gücünde olmasa bile baharat/ipek yolu sayesinde ayakta duran İslam coğrafyası zenginliği yitirmeye başlar.

Buharlı gemiler sayesinde çok daha ucuza ve çok daha fazla malın ipek yolu dışında denizden gelmeye başlamasıyla İngiltere “üzerinde güneş batmayan imparatorluk” haline gelir, dünyanın iki ucunu güçlü donanması sayesinde hâkimiyeti altına alırken, başta Osmanlı imparatorluğu olmak üzere tüm İslam coğrafyası ekonomik çöküşe yol alır. Çöküş hayatın her alanını köreltir.

Batı zenginleşmekle kalmadı. Buhar gücünün tüm üretim dallarına sirayet etmesiyle, sanayileşme çağının kapıları açılır, açılan kapılardan keşiflerle dolu bir altın dönem beklemektedir dünyayı.

Her çağ kendi dinamiklerini yaratır.

Keşiflerle hayatın her alanını değiştirip dönüşmeye başlayan sanayileşme de tarımda dönüşümü, kaderine razı kırsal kesimin şehirlere akmasını sağlar.

Dönüşüm düne kadar kilisenin vaat ettiği, hatta pazarladığı cennetin anahtarını almaya başlayan büyük kitlelerin sorgulamaya başlamasını bu ise kilisenin gücünü yitirmesine yol açar. Sanayileşme ile birlikte batı aydınlanması kol kola yürümektedir artık…

Sanayi devrimi entelektüel aydınlanmayı, aydınlanma siyasal ve toplumsal devrimleri yarattı.

Gelelim günümüzün en önemli meselesine:

Başlangıçta devrimci olan ve her türlü bilimsel gelişmeye kucak açan zengin ve müreffeh İslami düşünce duraklar hatta gerilerken, ne oldu da dünün karanlık bataklıklarında boğulan Hıristiyan âlemiyle sembolize olan batının koşmaya başladı?

Pek çok dinamik bir araya geldi. Konuya kafa yoran herkes oturup bir sürü neden sıralayabilir. Ama bana göre sanayileşme ile başlayan dönüşümün geleneksel Hıristiyan yorumunun da çağa uyarlanması ihtiyacını doğurması fikriyat alanının önünün açılmasında çok önemli rol oynadı.

İsa’ nın insanı temel alan düşüncesi daha Saint Paul’ un koyduğu doktirinel ilkelerle sapmalara uğramış ve özellikle de Vatikan’ ın gücü korumaya çalışması ve siyasallaşmanın öne çıkmasıyla birçok akıl dışı unsur işin içine girmeye başlamıştı.

Özellikle reform öncesi Hıristiyanlığın durumu, aşağılanmış ve lanetlenmiş bir dünya yorumu, hatta her an kopacak kıyametin korkusuyla dünyevi günah işletecek işlerden uzak durup cennette felaha ulaşma hali, çalışmanın ve üretmenin önüne geçiyordu ve bunun kırılması sanayileşmenin ihtiyaç duyduğu emek gücü için olmazsa olmaz itici dinamikti.

Sanayi çağı ihtiyacı, İncil’in yeniden kavramlaştırılması, tanrı anlayışlarının yeniden tanımlanması, düşünceye zincir vuran her türlü kuramın sekülerleşme olgusuyla kırılması sayesinde karşılanabilirdi, öyle de oldu.

Bunu sağlayan en önemli faktör, incilin tartışılır kılınmasıyla dogmalardan kurtulmasıdır.

Hıristiyanlık kilisenin de elden gitmekte olan gücü yitirmeme adına, evrimleştirilip modernize edilmesine rıza göstermesiyle gelişmenin yolunu açarken, bir zamanlar ortadoğu’ da filizlenip, denizleri aşarak Endülüs’ e kadar mimariyi, sanatı, bilimi, özgür düşünceyi getiren İslami fikriyat tartışmalara kapalı dogmalarla statükoya mahkûm edilmiş, yönetici erkler eliyle kader olgusuna terk edilmiştir.

Ortaçağ karanlığında kilisenin feodalite ile birlikte baskı kurduğu Batı’ ya karşın, aynı ortaçağ’ da kalkınma, gelişmenin dinamizmiyle bilim, düşünce, felsefenin gelişip serpildiği İslam coğrafyasından, baskıcı sultanların elinde gittikçe boğulan ve düşünmenin, yeniliğin bile cezalandırıldığı yeni bir çağa…

Her türlü düşüncenin tartışılabildiği yeni fikirlerin yeni ürünleri yarattığı o iklimden farklı düşünenin yok edildiği günümüze uzanan acılı bir süreç…

Artık katliamlarla, bombalı intiharlarla, cana kıymalarla, bırakın farklı dinleri hatta aynı dine bağlı mezhepleri, aynı din ve mezhepteki insanların birbirini boğazladığı günlerdeyiz.

Çıkış, özgürlükleri, fikriyatı hükümran baskılardan kurtarıp yeni bir fikriyat iklimini hakim kılmaktan geçiyor…

Ufukta böyle bir umut var mı?

Yanıtı çok zor bir soru bu ve umudun öldüğü kanlı yollarda geçecek acılı yıllara gebe…

Abdullah Ayan

 
21 Temmuz 2016 Perşembe 15:12
 
 
(0 Yorum Yapıldı)Yorumlar
<p>Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.</p>
 
Bu Kategorideki Diğer Haberler
 
Son 24 Saat
Haberler RSS Beslemesi
 
Facebook messenger'de sohbet odaları başlıyorBu bilgisayar saniyede 93 trilyon işlem yapıyorGalaxy S7 dört farklı versiyonla geliyorLamborghini mi, Ferrari mi?Facebook'un karı %52 artışla 5,84 milyar dolarDengede durarak felç olma riskinizi ölçünSamsung Galaxy S6 ve Galaxy S6 Edge'yi tanıttıDünyanın en çok turist alan şehirleriAvşar Kızı, Ilıcalı'ya Fark AttıTelefonlarda 'keşke yazmasaydım' mesajları geri alınabiliyor2014 en sıcak yıl olduMicrosoft’tan Windows 10.. İlk yıl ücretsiz
 
Yazarlar
Yazarlar RSS Beslemesi
 
Bumerang - Yazarkafe
 
 
Get our toolbar!
 
Gazete Manşetleri
 
 
Namaz Vakitleri
 
  • İmsak05:55
  • Güneş07:37
  • Öğlen12:45
  • İkindi15:18
  • Akşam17:33
  • Yatsı19:03
 
Anket
.
 
Lig Puan Durumu
 
Takımlar
O
G
B
M
P
1
Başakşehir
13
9
4
0
31
2
Beşiktaş
13
8
5
0
29
3
Galatasaray
13
8
2
3
26
4
Fenerbahçe
13
7
4
2
25
5
Bursaspor
13
7
3
3
24
6
Konyaspor
13
5
5
3
20
7
Osmanlıspor FK
13
4
7
2
19
8
Gençlerbirliği
13
4
6
3
18
9
Trabzonspor
14
5
3
6
18
10
K.D.Ç. Karabük
13
5
2
6
17
11
Akhisar Bld.
13
4
4
5
16
12
Antalyaspor
13
4
4
5
16
13
Alanyaspor
13
4
2
7
14
14
Kasımpaşa
13
3
3
7
12
15
Gaziantepspor
13
3
2
8
11
16
Ç. Rizespor
13
2
4
7
10
17
Kayserispor
13
2
3
8
9
18
Adanaspor
14
1
3
10
6
 
Şampiyonlar Ligi
 
UEFA Avrupa Ligi
 
Alt Lig
 
Tarihte Bugün
1774 - Kazak isyanı önderi Pugaçev idam edildi.
1817 - Mississippi, A.B.D. nin 20. eyaleti olarak birliğe katıldı.
1863 - Londra metrosu açıldı.
1898 - İspanyol-Amerikan savaşı sonrası Küba İspanya'dan bağımsızlığını kazandı.
1901 - İlk Nobel ödülleri verildi.
1902 - Mısır'da Nil nehri üzerinde inşa edilen Aswan Barajı hizmete girdi.
1906 - Theodore Roosevelt, Rus-Japon Savaşının sona ermesinde oynadığı arabuluculuk rolünden dolayı, Nobel Barış Ödülü'nü alan ilk Amerikalı oldu.
1923 - İrlandalı şair William Butler Yeats Nobel Edebiyat Ödülü'nü aldı.
1927 - Fransız filozof Henri Bergson Nobel Edebiyat Ödülü'nü aldı.
1929 - Alman yazar Thomas Mann Nobel Edebiyat Ödülü'nü aldı.
1941 - Malaya açıklarında Prince of Wales ve Repulse olmak üzere Kraliyet Donanmasına ait iki zırhlı Japon İmparatorluk Deniz Kuvvetleri'ne bağlı torpido bombardıman uçakları tarafından batırıldı.
1948 - Birleşmiş Milletler Meclisi, İnsan Hakları Bildirgesini kabul etti. Türkiye İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi'ne kabul oyu verdi.
1956 - Macaristan'da çatışmalar başladı, sıkıyönetim ilan edildi.
1964 - Martin Luther King Nobel barış Ödülü'nü aldı.
1970 - Rus yazar Aleksandr Soljenitsin Nobel Edebiyat Ödülü'nü aldı.
1971 - Aralarında Türkiye İşçi Partisi Genel Sekreteri Tarık Ziya Ekinci'nin de bulunduğu 26 sanıklı Devrimci Doğu Kültür Ocakları davasına Diyarbakır'da başlandı.
1975 - Rus bilim insanı Andrey Saharov Nobel Barış Ödülü'nü aldı.
1977 - Uluslararası Af Örgütü Nobel Barış Ödülü'nü aldı.
1977 - İstanbul Toptaşı Cezaevi'nden 9 siyasi tutuklu kaçtı.
1978 - Enver Sedat ve Menahem Begin Nobel Barış Ödülü'nü aldı.
1979 - Devlet Opera ve Balesi Genel Müdürü Gürer Aykal görevinden alınmıştı. 10 Aralık günü bu göreve İsmet Kurt'un atanması üzerine Devlet Opera ve Balesi çalışanları Carmina Burana'nın sahnelenmesine katılmama kararı aldı. Kurt iki gün sonra istifa etti.
1979 - Rahibe Teresa Nobel Barış Ödülü'nü aldı.
1982 - Günaydın gazetesi yayın hayatına başladı.
1983 - Arjantin'de askeri rejim sona erdi; Arjantin'in 8 yıldan sonra ilk sivil başkanı Raul Alfonsin oldu.
1983 - Polonyalı Dayanışma Sendikası lideri Lech Walesa Nobel Barış Ödülü'nü aldı.
1984 - Güney Afrika'lı Piskopos Desmond Tutu Nobel Barış Ödülü'nü aldı.
1987 - Sedat Simavi Basın Ödülü Uğur Mumcu'ya verildi.
1987 - İnsan Hakları Derneği "Genel Af ve Ölüm Cezalarının Kaldırılması" talepli 130 bin imzalı dilekçeyi Meclis Genel Sekreterliği'ne sundu.
1988 - Türkiye'de ilk karaciğer nakli ameliyatı yapıldı. Ameliyatı, Ankara Hacettepe Üniversitesi'nden Prof.Dr. Mehmet Haberal gerçekleştirdi.
1988 - Cumhurbaşkanı Kenan Evren'in veto ettiği öğrenci affı yasası Meclis'te tekrar kabul edildi. Yasa, üniversitelerde türbana izin veriyordu.
1988 - Mısırlı Necip Mahfuz Nobel Edebiyat Ödülü'nü aldı.
1989 - Aliağa'da çevre şenliği yapıldı.
1993 - Güvenlik kuvvetleri Özgür Gündem gazetesinin İstanbul Kadırga'daki merkezini bastı ve tüm çalışanları gözaltına aldı.
1994 - Yaser Arafat, Shimon Perez ve Yitzhak Rabin Nobel Barış Ödülü'nü aldılar.
1994 - TBMM TV ( Meclis Tv) kuruldu.
2002 - Stanford Üniversitesi insan embriyosu klonlayacağını açıkladı.
2002 - Eski Amerikan Başkanı Jimmy Carter, 1970 lerde Orta Doğu'da sürdürdüğü diplomatik arabuluculuklarından dolayı Nobel Barış Ödülü'nü aldı.
2002 - Kuzey Kore`den gelen Scud füzeleri taşıyan bir gemi Umman denizinde İspanyol donanması tarafından durduruldu.
2002 - Bangladeş gözaltına aldığı iki Avrupalı gazeteciyi serbest bıraktı.
2003 - İranlı Shirin Ebadi, Nobel Barış Ödülü'nü alan ilk müslüman kadın oldu.
2005 - 10 Aralık Hareketi ilk toplantısını İstanbul Dedeman Oteli'nde gerçekleştirdi.
 
Arşiv
 
Süper Loto
08.12.2016 Tarihli Çekiliş Sonucu040619233854
 
On Numara
05.12.2016 Tarihli Çekiliş Sonucu06071115171923242931323440435154596166737677
 
Sayısal Loto
03.12.2016 Tarihli Çekiliş Sonucu242636434446
 
Şans Topu
07.12.2016 Tarihli Çekiliş Sonucu061017243004
 
 
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji