Mersin Ticaret Borsası 90 yaşında

Ana Sayfa » Güncel » Avrupa ilerlerken İslam coğrafyası neden geride kaldı? -1... Abdullah Ayan yazdı

Avrupa ilerlerken İslam coğrafyası neden geride kaldı? -1... Abdullah Ayan yazdı

Avrupa karanlıktan aydınlığa koşarken, İslam coğrafyası neden karanlığa gömüldü?

 
 
Avrupa ilerlerken İslam coğrafyası neden geride kaldı? -1... Abdullah Ayan yazdı

Son günlerde mültecilerle ilgili çoğu dramatik sonla biten olayları, rakamlar denizinde yüzmeyi sevenleri bile bunaltan istatistikleri, Avrupa merkezli batının, neredeyse tamamı Müslümanlardan oluşan göç dalgasına karşı başa çıkma girişimlerini izliyoruz da, sanırım yükselmekte olan yeni bir dalga arada kaynayıp gidiyor…

Avrupa’ ya özellikle de Yunan adalarının ötesine geçip, kalıcı yeni topraklara sığınanlar arasında başlayan Hıristiyanlığa yönelim akımı…

Almanya’ nın çeşitli kentlerinde çok sayıda sığınmacının kiliselere başvurmaya başlaması, toplu vaftiz törenleri, Avusturya’ da cemaat eksikliğinden kapanma noktasına gelen kimi kiliselerin çoğu düne kadar Müslüman olan yeni katılımcılarla hareketlenmesi son günlerde ciddi gazetelere makale konusu olmakta…

Başka dinlerden insanların Müslüman oluşuyla ilgili hikâyelere alışkınız da, bu yeni trendi anlamakta sanırım büyükçe bir kesim zorlanıyor.

Yanıtı güç sorular bununla sınırlı değil.

Ne oldu da, Avrupa taassupla boğuşurken refahı yakalayan, bilimin her alanında büyük gelişmeler elde eden İslam ülkeleri geri zaman içinde geriye düşerken, kilise bağnazlığını yenmeye başlayan Avrupa bugün de henüz hızını kesmeyen büyük adımlarla gelişme, ilerleme yolunu açtı ve o yolda yürümeyi sürdürüyor?

Geçtiğimiz günlerde medyada yer alan “Suriyeli doktorlara Türkiye’ de iş imkânı” haberi ardından aklı başında, entelektüel birikimi de olduğunu söyleyen dostun sosyal ağda paylaştığı, “Suriye’de doktor mu var ki?” küçümseyici cümlesi bile bu ve benzeri soruların yanıtının önemini ve bu alandaki cehaletin boyutlarını ortaya koymuyor mu?

Hadi bilmeyene sözümüz yok, onların aklına Suriye denince çöplüklerden atık toplayan ve kavşaklarda mendil satanlar geliyor diyelim. Ya kendini okumuş sayanlara ne diyeceğiz?

Haçlı seferleri sırasında Hıristiyan komutanların sırf tedavi olmak için o dönem dünyanın en gelişmiş hastanelerinin yer aldığı Şam’a kapağı atmak için gösterdikleri çabalar da gerilerde kaldığı ve öğrenmek için kitaplara başvurmak gibi zahmetli yollar gerektirdiği için kökleri oraya kadar götürmeyelim.

İyi de Ermeni tehciri dalgasıyla savrulan Osmanlı coğrafyasının neredeyse tüm tıp adamları, doktorları ilk durak olarak nereye gitti sanıyorsunuz?

Veya Ermenilerin ardından özellikle de 1930’ ların başında Anadolu’ dan ayrılmak zorunda kalan Süryani doktorlar, bu toprakların en iyi diş tabipleri nerede kök salmaya çalıştılar?

Tıptaki İbn-i Sina’ larla sınırlı değil anlatmaya çalıştıklarım…

Bir döneme damgasını vuran çeşitli alanlardaki ilim insanları, mucitler, kaşifler, düşünürler;

Cebir ilminin babası Harezmi, pozitif bilimleri sınıflandıran Farabi, astronomi dehası El Biruni, Kopernik’in yol göstericim, ilham kaynağım dediği Battani, Pascal üçgeninin ve X kavramının gerçek sahibi Ömer Hayyam, günümüz robotik ve sibernetik çağının asıl fikir babası ve icat ettiği aletlere bugün de insanlığın bakarken parmak ısırdığı El Cezeri (Adını doğduğu, yetiştiği bugün yerle bir edildiği için aşina olduğumuz Cizre’den alıyor), dünya merkezli bir kainat sisteminin mutlak olmadığını, uzayda daha başka sistemlerin de olabileceği tezini ortaya atan İbn-i Heysem…

Toplasanız 500 yıllık bir döneme sığdırılan altın dönemin aklımdaki birkaç ismini sıralamaya çalıştım sadece.

O zaman durmadan sorduğumuz, sormaktan korktuğumuzda da içe vurduğumuz meselenin en can alıcı noktasına dokunalım; Ne oldu da o muhteşem çağ sanki hiç yaşanmamış gibi koca bir coğrafya birden karanlığa büründü?

Aslında üç semavi dinin de dönemlerine özgü politik açıdan devrimci yanları olduğu yadsınamaz gerçek.

Musa Mısır’ daki hegemonyaya meydan okudu, İsa yıkılmaz sanılan Roma imparatorluğuna kafa tuttu.

Hz. Muhammed gelir adaletsizliğine, zengini daha zengin, yoksulu daha yoksul yapan mevcut düzene karşı çıkmakla kalmadı, İslamiyet doğup yayılmaya başladığı topraklarda ticaretin gelişmesi ve refahın artmasıyla birlikte “ilim ve fen” de çok kısa zamanda çok büyük gelişmelerin de yaşanmasına katkı yaptı.

Ancak zamanla İslam coğrafyasının etkin olduğu ipek/baharat yolunun jeostratejik avantajıyla hızlanan zenginlik süreci birkaç nedenle akamete uğradı.

Örneğin, sermaye birikiminin paylaşım ve dağılımında başlangıçta gayet hakkaniyetli ve adil tutum takınan yöneticiler, zaman içinde ayak bağı gördükleri fikri alanı kurutmaya başladılar. Ve başlangıçta geniş halk kesimlerinin yanında yer alan, fetvaları adalet terazisiyle tartıp veren din adamları da zamanla baskıcı güce dönüşen iktidar sahiplerini tercih etti.

Başlangıçta ticaretin ve düşüncenin, fikriyatın özgürce dolaştığı topraklarda bir süre sonra ticaret nispeten engelsiz devam etti de, düşünce her zaman olduğu gibi muktedirlerin iktidarları açısından tehlike olarak görmeleriyle baskılanmaya, boğulmaya başlandı.

Çoğunluğu rahatsız eden her türlü düşünce yasaklar hanesine eklendi, tıpkı kilisenin kurduğu düzene karşı tehlike gördüğü en küçük hareketi yasaklaması ve bin yıl boyunca en ağır biçimde cezalandırması gibi, bir zamanların her türlü fikriyata ve düşünceye açık iklim, iktidarları rahatsız edecek her türlü düşüncenin ölümlerden boğulmaya kalkışıldığı cendereye dönüştü. Güç ve iktidar savaşları fetvalarla yürütülmeye başlandı.

Özellikle Emevî yönetiminin o güne kadar şura (danışma) ile götürdüğü sistemi saltanata dönüştürmesiyle, zaman içinde fikrî alanı zenginleştiren danışma, tartışma yöntemleri yerini artık tek doğruyu hazineye yani sermaye birikiminin büyük kısmına hâkim olan Sultan ve onun yanında yer alan ulemanın tartışılamaz fetvalarına bıraktı.

Sorunsuz yaşamın da, ticaretin de, varlıklı olma ve varlığı korumanın da yolu sultana sorgusuz, sualsiz biat etmekten geçiyordu. Sultan ve etrafında iktidarı oluşturan diğer güç sahipleri, çıkabilecek tüm ihtilafları ulema fetvalarıyla çözerken en başta iktidarın bekasını gözetiyor, düşüneni biçmeye yönelik her türlü silahı kuşanıyor veya üretmekte beis görmüyorlardı artık.

Günümüzdeki küresel çatışmanın şiddetlenmesiyle daha da önem kazanan konuyu bir sonraki yazıda irdelemeyi sürdüreceğim.

 Abdullah Ayan

 
14 Temmuz 2016 Perşembe 08:07
 
 
(0 Yorum Yapıldı)Yorumlar
<p>Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.</p>
 
Bu Kategorideki Diğer Haberler
 
KDV sistemi değişiyorToroslarda yüzme kursları başladıToroslar’da, Yapılandırma Başvuruları BaşladıGüneş Doğarken İşçilerle Sabah MesaisindeTarih, doğa, deniz, güneş, müzik ve dans kansere karşı birleştiİçel Soroptimist Kulübü, 'Obezite ile Savaş' semineri düzenledi.Bisiklet durursa hayat dururTarsus Sev’in Robotik Takımı’na İki Ödül BirdenMobbing ve Hukuksal Boyutu Ele AlındıGüzel Konuşma ve Diksiyon
MTSO’ya teşekkür belgesiMenderes Gönüllü Evi, Mezitli'nin Filizleri ailesine katıldı
 
 
Yazarlar
Yazarlar RSS Beslemesi
 
 
 
 
Gazete Manşetleri
 
Namaz Vakitleri
 
  • İmsak04:49
  • Güneş06:24
  • Öğlen12:44
  • İkindi16:09
  • Akşam18:44
  • Yatsı20:07
 
Anket
.
 
İddaa
 
Lig Puan Durumu
 
Takımlar
O
G
B
M
P
1
Galatasaray
5
4
1
0
13
2
Beşiktaş
6
4
1
1
13
3
Fenerbahçe
6
3
2
1
11
4
Göztepe
5
3
1
1
10
5
Kayserispor
5
3
1
1
10
6
Başakşehir
6
3
1
2
10
7
Akhisarspor
6
3
1
2
10
8
Bursaspor
5
3
0
2
9
9
Trabzonspor
6
2
2
2
8
10
Kasımpaşa
5
2
1
2
7
11
Alanyaspor
6
2
1
3
7
12
Konyaspor
6
2
0
4
6
13
Sivasspor
5
2
0
3
6
14
Karabükspor
5
1
2
2
5
15
Malatyaspor
5
1
1
3
4
16
Gençlerbirliği
6
1
1
4
4
17
Antalyaspor
5
0
3
2
3
18
Osmanlıspor
5
0
1
4
1
 
Şampiyonlar Ligi
 
UEFA Avrupa Ligi
 
Alt Lig
 
 
Tarihte Bugün
1396 - Niğbolu Zaferi
1566 - On birinci Osmanlı Padişahı II. Selim tahta çıktı.
1852 - Fransız Henri Giffard ilk kez zeplinle uçtu.
1882 - İstanbul Beyazıt Kütüphanesi kuruldu.
1940 - II. Dünya Savaşı içinde 129 İngiliz bombardıman uçağı Berlin'deki endüstriyel hedefleri bombaladı, ama sis sebebiyle bombaların 6sı dışında hepsi boşa gitti.
1947 - Hindistan'da Müslüman mültecileri taşıyan tren, Pencap sınırında durduruldu. Sihler, 1200 mülteciyi kurşuna dizdi.Şablon:Kaynak-lazım
1956 - Türk Dil Kurumu En İyi Yapıt Ödülünü, Ali adlı romanıyla Orhan Hançerlioğlu kazandı.
1960 - Yüksek Adalet Divanı kuruldu.
1980 - İran Irak Savaşı başladı.
1981 - Ermeni militanlar Türkiye'nin Paris Başkonsolosluğu'nu bastılar; güvenlik görevlisi Cemal Özen öldü, Başkonsolos Kaya İnal yaralandı.
1987 - Süleyman Demirel, DYP Olağanüstü Kongresinde oy birliğiyle genel başkan seçildi. Demirel, 12 Eylül askeri darbesi sonrası, siyasete resmen döndü.
 
Get our toolbar!
 
Arşiv
 
Bumerang - Yazarkafe
 
Süper Loto
21.09.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu060809172538
 
On Numara
18.09.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu07091013141517182426273136373847485663676875
 
Sayısal Loto
23.09.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu021931364248
 
Şans Topu
20.09.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu101828303204
 
 
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji