1. Türk Arap Ekonomi Zirvesi yoğun bir katılımla gerçekleşti.

Ana Sayfa » Güncel » Avrupa ilerlerken İslam coğrafyası neden geride kaldı? -1... Abdullah Ayan yazdı

Avrupa ilerlerken İslam coğrafyası neden geride kaldı? -1... Abdullah Ayan yazdı

Avrupa karanlıktan aydınlığa koşarken, İslam coğrafyası neden karanlığa gömüldü?

 
 
Avrupa ilerlerken İslam coğrafyası neden geride kaldı? -1... Abdullah Ayan yazdı

Son günlerde mültecilerle ilgili çoğu dramatik sonla biten olayları, rakamlar denizinde yüzmeyi sevenleri bile bunaltan istatistikleri, Avrupa merkezli batının, neredeyse tamamı Müslümanlardan oluşan göç dalgasına karşı başa çıkma girişimlerini izliyoruz da, sanırım yükselmekte olan yeni bir dalga arada kaynayıp gidiyor…

Avrupa’ ya özellikle de Yunan adalarının ötesine geçip, kalıcı yeni topraklara sığınanlar arasında başlayan Hıristiyanlığa yönelim akımı…

Almanya’ nın çeşitli kentlerinde çok sayıda sığınmacının kiliselere başvurmaya başlaması, toplu vaftiz törenleri, Avusturya’ da cemaat eksikliğinden kapanma noktasına gelen kimi kiliselerin çoğu düne kadar Müslüman olan yeni katılımcılarla hareketlenmesi son günlerde ciddi gazetelere makale konusu olmakta…

Başka dinlerden insanların Müslüman oluşuyla ilgili hikâyelere alışkınız da, bu yeni trendi anlamakta sanırım büyükçe bir kesim zorlanıyor.

Yanıtı güç sorular bununla sınırlı değil.

Ne oldu da, Avrupa taassupla boğuşurken refahı yakalayan, bilimin her alanında büyük gelişmeler elde eden İslam ülkeleri geri zaman içinde geriye düşerken, kilise bağnazlığını yenmeye başlayan Avrupa bugün de henüz hızını kesmeyen büyük adımlarla gelişme, ilerleme yolunu açtı ve o yolda yürümeyi sürdürüyor?

Geçtiğimiz günlerde medyada yer alan “Suriyeli doktorlara Türkiye’ de iş imkânı” haberi ardından aklı başında, entelektüel birikimi de olduğunu söyleyen dostun sosyal ağda paylaştığı, “Suriye’de doktor mu var ki?” küçümseyici cümlesi bile bu ve benzeri soruların yanıtının önemini ve bu alandaki cehaletin boyutlarını ortaya koymuyor mu?

Hadi bilmeyene sözümüz yok, onların aklına Suriye denince çöplüklerden atık toplayan ve kavşaklarda mendil satanlar geliyor diyelim. Ya kendini okumuş sayanlara ne diyeceğiz?

Haçlı seferleri sırasında Hıristiyan komutanların sırf tedavi olmak için o dönem dünyanın en gelişmiş hastanelerinin yer aldığı Şam’a kapağı atmak için gösterdikleri çabalar da gerilerde kaldığı ve öğrenmek için kitaplara başvurmak gibi zahmetli yollar gerektirdiği için kökleri oraya kadar götürmeyelim.

İyi de Ermeni tehciri dalgasıyla savrulan Osmanlı coğrafyasının neredeyse tüm tıp adamları, doktorları ilk durak olarak nereye gitti sanıyorsunuz?

Veya Ermenilerin ardından özellikle de 1930’ ların başında Anadolu’ dan ayrılmak zorunda kalan Süryani doktorlar, bu toprakların en iyi diş tabipleri nerede kök salmaya çalıştılar?

Tıptaki İbn-i Sina’ larla sınırlı değil anlatmaya çalıştıklarım…

Bir döneme damgasını vuran çeşitli alanlardaki ilim insanları, mucitler, kaşifler, düşünürler;

Cebir ilminin babası Harezmi, pozitif bilimleri sınıflandıran Farabi, astronomi dehası El Biruni, Kopernik’in yol göstericim, ilham kaynağım dediği Battani, Pascal üçgeninin ve X kavramının gerçek sahibi Ömer Hayyam, günümüz robotik ve sibernetik çağının asıl fikir babası ve icat ettiği aletlere bugün de insanlığın bakarken parmak ısırdığı El Cezeri (Adını doğduğu, yetiştiği bugün yerle bir edildiği için aşina olduğumuz Cizre’den alıyor), dünya merkezli bir kainat sisteminin mutlak olmadığını, uzayda daha başka sistemlerin de olabileceği tezini ortaya atan İbn-i Heysem…

Toplasanız 500 yıllık bir döneme sığdırılan altın dönemin aklımdaki birkaç ismini sıralamaya çalıştım sadece.

O zaman durmadan sorduğumuz, sormaktan korktuğumuzda da içe vurduğumuz meselenin en can alıcı noktasına dokunalım; Ne oldu da o muhteşem çağ sanki hiç yaşanmamış gibi koca bir coğrafya birden karanlığa büründü?

Aslında üç semavi dinin de dönemlerine özgü politik açıdan devrimci yanları olduğu yadsınamaz gerçek.

Musa Mısır’ daki hegemonyaya meydan okudu, İsa yıkılmaz sanılan Roma imparatorluğuna kafa tuttu.

Hz. Muhammed gelir adaletsizliğine, zengini daha zengin, yoksulu daha yoksul yapan mevcut düzene karşı çıkmakla kalmadı, İslamiyet doğup yayılmaya başladığı topraklarda ticaretin gelişmesi ve refahın artmasıyla birlikte “ilim ve fen” de çok kısa zamanda çok büyük gelişmelerin de yaşanmasına katkı yaptı.

Ancak zamanla İslam coğrafyasının etkin olduğu ipek/baharat yolunun jeostratejik avantajıyla hızlanan zenginlik süreci birkaç nedenle akamete uğradı.

Örneğin, sermaye birikiminin paylaşım ve dağılımında başlangıçta gayet hakkaniyetli ve adil tutum takınan yöneticiler, zaman içinde ayak bağı gördükleri fikri alanı kurutmaya başladılar. Ve başlangıçta geniş halk kesimlerinin yanında yer alan, fetvaları adalet terazisiyle tartıp veren din adamları da zamanla baskıcı güce dönüşen iktidar sahiplerini tercih etti.

Başlangıçta ticaretin ve düşüncenin, fikriyatın özgürce dolaştığı topraklarda bir süre sonra ticaret nispeten engelsiz devam etti de, düşünce her zaman olduğu gibi muktedirlerin iktidarları açısından tehlike olarak görmeleriyle baskılanmaya, boğulmaya başlandı.

Çoğunluğu rahatsız eden her türlü düşünce yasaklar hanesine eklendi, tıpkı kilisenin kurduğu düzene karşı tehlike gördüğü en küçük hareketi yasaklaması ve bin yıl boyunca en ağır biçimde cezalandırması gibi, bir zamanların her türlü fikriyata ve düşünceye açık iklim, iktidarları rahatsız edecek her türlü düşüncenin ölümlerden boğulmaya kalkışıldığı cendereye dönüştü. Güç ve iktidar savaşları fetvalarla yürütülmeye başlandı.

Özellikle Emevî yönetiminin o güne kadar şura (danışma) ile götürdüğü sistemi saltanata dönüştürmesiyle, zaman içinde fikrî alanı zenginleştiren danışma, tartışma yöntemleri yerini artık tek doğruyu hazineye yani sermaye birikiminin büyük kısmına hâkim olan Sultan ve onun yanında yer alan ulemanın tartışılamaz fetvalarına bıraktı.

Sorunsuz yaşamın da, ticaretin de, varlıklı olma ve varlığı korumanın da yolu sultana sorgusuz, sualsiz biat etmekten geçiyordu. Sultan ve etrafında iktidarı oluşturan diğer güç sahipleri, çıkabilecek tüm ihtilafları ulema fetvalarıyla çözerken en başta iktidarın bekasını gözetiyor, düşüneni biçmeye yönelik her türlü silahı kuşanıyor veya üretmekte beis görmüyorlardı artık.

Günümüzdeki küresel çatışmanın şiddetlenmesiyle daha da önem kazanan konuyu bir sonraki yazıda irdelemeyi sürdüreceğim.

 Abdullah Ayan

 
 
14 Temmuz 2016 Perşembe 08:07
 
 
(0 Yorum Yapıldı)Yorumlar
<p>Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.</p>
 
Bu Kategorideki Diğer Haberler
 
KDV sistemi değişiyorToroslarda yüzme kursları başladıToroslar’da, Yapılandırma Başvuruları BaşladıGüneş Doğarken İşçilerle Sabah MesaisindeTarih, doğa, deniz, güneş, müzik ve dans kansere karşı birleştiİçel Soroptimist Kulübü, 'Obezite ile Savaş' semineri düzenledi.Bisiklet durursa hayat dururTarsus Sev’in Robotik Takımı’na İki Ödül BirdenMobbing ve Hukuksal Boyutu Ele AlındıGüzel Konuşma ve Diksiyon
MTSO’ya teşekkür belgesiMenderes Gönüllü Evi, Mezitli'nin Filizleri ailesine katıldı
 
 
Yazarlar
Yazarlar RSS Beslemesi
 
 
 
Gazete Manşetleri
 
 
Namaz Vakitleri
 
  • İmsak06:06
  • Güneş07:46
  • Öğlen13:02
  • İkindi15:41
  • Akşam17:57
  • Yatsı19:26
 
Anket
.
 
İddaa
 
Lig Puan Durumu
 
Takımlar
O
G
B
M
P
1
Başakşehir
17
11
3
3
36
2
Galatasaray
17
11
2
4
35
3
Fenerbahçe
17
9
6
2
33
4
Beşiktaş
17
8
6
3
30
5
Kayserispor
17
8
6
3
30
6
Göztepe
17
9
3
5
30
7
Trabzonspor
17
8
5
4
29
8
Sivasspor
17
8
2
7
26
9
Bursaspor
17
7
4
6
25
10
Malatyaspor
17
6
4
7
22
11
Kasımpaşa
17
5
4
8
19
12
Akhisarspor
17
5
4
8
19
13
Aytemiz Alanyaspor
17
5
3
9
18
14
Osmanlıspor
17
5
2
10
17
15
Antalyaspor
17
4
5
8
17
16
Konyaspor
17
4
3
10
15
17
Gençlerbirliği
17
3
5
9
14
18
Karabükspor
17
2
3
12
9
 
Şampiyonlar Ligi
 
UEFA Avrupa Ligi
 
Alt Lig
 
 
Tarihte Bugün
1547 - Rus Çarı Korkunç İvan taç giydi.
1556 - Philip II, İspanya'nın kralı olur.
1795 - Fransa, Hollanda'nın Utrecht şehrini işgal etti.
1846 - İlk Ziraat Bakanlığı (Nazırlığı) kuruldu.
1914 - Altay Spor Kulübü kuruldu.
1925 - Sovyetler Birliği'nde Lev Troçki savaş komiserliği görevinden alındı.
1928 - Sovyetler Birliği'nde 30 muhalefet lideri Almanya'ya sürgüne gönderildi. Sürgüne gidenler arasında Lev Troçki de vardı.
1928Cemal - Reşit Rey'in "12 Anadolu Türküsü" adlı ses ve piyano için yapıtı ilk kez seslendirildi.
1928 - Doktor Şefik Hüsnü Değmer ve arkadaşlarının Türkiye Komünist Partisi davası başladı.
1929 - Josef Stalin'le anlaşmazlığa düşen Nikolay Buharin, Komünist Enternasyonal'in başkanlığından istifa etti.
1952 - Gazeteci ve yazar Ercüment Ekrem Talu'ya Fransız "Légion d'honneur" nişanı verildi. Yazar bu ödüle Türk-Fransız kültür ilişkilerine katkılarından dolayı layık görüldü.
1956 - Uluslararası Basın Enstitüsü Türkiye'de basına baskı yapıldığını açıkladı.
1960 - İşçi Sigortalıları Kurumu İstanbul Hastanesi Cumhurbaşkanı Celal Bayar tarafından hizmete açıldı.
1961 - ABD Türkiye'ye 43 milyon Dolar yardımda bulundu.
1969 - Metroliner treni hizmete girdi
1970 - Muammer Kaddafi Libya başkanı oldu.
1979 - Şah Muhammed Rıza Pehlevi, ailesi ile birlikte İran'ı terk ederek Mısır'a yerleşti.
1980 - Bilim insanları interferon üretmeyi başardı.
1983 - Türk Hava Yolları'nın "Afyon" uçağı Ankara'da düştü: 47 kişi öldü.
1985 - Halkçı Parti (HP) milletvekili Bahriye Üçok, zina yapan erkeklerin de cezalandırılmasını öngören yasa önerisi vermişti. TBMM yasa önerisini reddetti.
1986 - İnternet mühendislik özel kuvvetinin ilk toplantısı.
1986 - New York'ta toplanan Uluslararası PEN Kongresi, Türk hükümetini yazarlarla ilgili tutumunu gözden geçirmeye çağırdı.
1987 - 1 Ocak'ta Pekin'de Tiananmen Meydanı'nda öğrencilerin başlattığı gösteriler sonunda Komünist Partisi lideri Hu Yaobang istifa etti; yerine Zao Ziyang getirildi.
 
Arşiv
 
Bumerang - Yazarkafe
 
Süper Loto
11.01.2018 Tarihli Çekiliş Sonucu042327365154
 
On Numara
15.01.2018 Tarihli Çekiliş Sonucu07091217192123293839444750525456626669707380
 
Sayısal Loto
13.01.2018 Tarihli Çekiliş Sonucu021427313245
 
Get our toolbar!
 
Şans Topu
10.01.2018 Tarihli Çekiliş Sonucu091216192609
 
 
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji