Bakan Elvan’dan Emeklilere TOKİ Müjdesi

Ana Sayfa » Ekonomi » Bağış: “AB’nin Türkiye’ye ihtiyacı Türkiye’nin AB’ye ihtiyacından daha az değildir”

Bağış: “AB’nin Türkiye’ye ihtiyacı Türkiye’nin AB’ye ihtiyacından daha az değildir”

Avrupa Birliği Bakanı ve Başmüzakereci Sayın Egemen Bağış’ın Litvanya’nın "Valstybe" adlı aylık dergisinde yayınlanan röportajı

 
 
Bağış: “AB’nin Türkiye’ye ihtiyacı Türkiye’nin AB’ye ihtiyacından daha az değildir”
Röportaj:Monika POSKAITYTE
Avrupa Birliği Bakanı ve Başmüzakereci Egemen Bağış ile, Türkiye’nin AB’ye katılım müzakerelerinde kat ettiği 6 yılı, Türkiye’deki değişimleri ve yeni bir Avrupa’nın ortaya çıkışını konuştuk. Bağış şunları ifade etti: “Türkiye, Avrupa barış projesinin gelişimine katkıda bulunmanın yanı sıra Avrupa’ya enerji kaynakları ve geniş bir pazar sunmaktadır. Ortak bir geçmişe sahibiz, ortak bir geleceğe de sahip olabiliriz”.  

VALSTYBE: 2011 yılında Türkiye’de bir AB Bakanlığı kurulmuş olsa da, analistler Türkiye’nin AB’ye katılım sürecinin iyi gitmediğini değerlendirmektedir: Müzakereye yeni fasıllar açılmamış ve hâlihazırda müzakere edilen fasıllarda da ilerleme kaydedilmemiştir.  Sizce, bunun nedeni nedir?

Şimdiye kadar 33 fasıldan 13’ünde müzakerelere başladık. 20 fasıl hâlâ müzakereye açılmamıştır, 17 tanesi bazı AB üyesi devletler veya Avrupa Birliği Zirvesi tarafından siyasi olarak bloke edilmektedir. Ancak bu durum, reformlara devam edilmediği şeklinde anlaşılmamalıdır. Doğruyu söylemek gerekirse, Türkiye’de reform süreci her zamankinden daha hızlı devam etmektedir. Bazı fasıllarda müzakerelerin açılmamasına rağmen, Komisyon tarafından hazırlanan bir raporda, Türkiye’nin 33 fasıldan 32’sinde büyük ilerleme gösterdiği kaydedilmiştir. Bu durumda sorun, Türkiye ile ilgili değil, AB ile ilgilidir. Burada kastettiğim, iç politikaları veya ikili ilişkileriyle ilgili konuları çözmek için Türkiye’nin AB’ye katılım sürecini kullanan bazı üye devletlerdir. Bu engelleri aşacağımızdan hiçbir şüphem bulunmamaktadır.

VALSTYBE: Bazı radikallere göre, AB’nin genişlemesini destekleyen ABD’nin, Türkiye’nin AB’ye katılım müzakerelerinde büyük etkisi bulunmaktadır; ancak, Avrupa’da daha etkili olmaya başlayan sağcı partilerden dolayı, Amerikalı diplomatların baskısı, müzakereleri durgunluk noktasından daha öteye götürememektedir. Bu konudaki görüşünüz nedir?

Ben, bunun ABD ile hiç ilgisi olmadığını düşünüyorum. Bu durum, daha ziyade birçok Avrupa hükümeti için öncelik haline gelen ekonomik kriz gibi AB’nin iç sorunları ile ilgilidir.  Türkiye konusu şu anda güncel değildir; ancak, Türkiye ile Avrupa arasındaki işbirliği çok sağlam temellere dayandığından, bunun geçici bir durum olduğunu tahmin ediyorum. Avrupa’nın ihtiyacı olan kaynakların %70’i Türkiye’de bulunmaktadır; Türkiye’de yaş ortalaması 28 iken, Almanya’da 45’tir. Ayrıca, Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (OECD) tahminlerine göre, son iki yıldır Avrupa'nın en hızlı büyüyen ekonomisine sahip olan Türkiye, üç yıl daha bu şekilde devam ettiği takdirde ve Yunanistan, İtalya ve Portekiz’in borçlarının Almanya tarafından ödenmemesi halinde, 2015 yılında Avrupa'nın ikinci en büyük ekonomisi olacaktır. Almanya'nın durumu kötüleşirse, Türkiye Avrupa'nın en büyük ekonomisi bile olabilir. Bu nedenle, Türkiye-AB ilişkilerinin karşılıklı yarara dayandığı ve Avrupa’nın Türkiye’ye ihtiyacının, Türkiye’nin Avrupa’ya ihtiyacından daha az olmadığı sonuçlarına ulaşılabilir.

VALSTYBE: Enerji sektöründen bahsettiniz. Türkiye’nin AB üyeliğine karşı olanlar bile, Türkiye’nin AB’nin enerji kaynaklarının çeşitlenmesini kolaylaştıracağını inkâr edemiyorlar. Bu alanda ne tür ilerlemeler kaydedilmiştir?
Doğalgaz alımı konusunda kısa bir süre önce Azerbaycan ile bir anlaşma imzaladık; İran, Irak, Lübnan, Mısır ve Türkmenistan ile bu konuda ilişkilerimiz iyi. Rusya, Ukrayna ve Gürcistan ile işbirliği içindeyiz. Türkiye’nin çok yakın bir gelecekte enerji kaynakları merkezi haline geleceğini düşünüyorum.  Bu amaç doğrultusunda adım adım ilerliyoruz.        

VALSTYBE:
Türkiye’nin AB’ye katılım sürecindeki en büyük engellerden biri Kıbrıs meselesidir. Güney Kıbrıs Rum Yönetimi (GKRY), enerji faslındaki müzakereleri bloke etme konusunda ısrar etmektedir. Uzmanlara göre, Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku Sözleşmesi’nin imzalanmasıyla ve limanların GKRY’ye açılmasıyla Türkiye’nin katılım müzakereleri içinde bulunduğu çıkmazdan kurtulabilir.  Bu yılın Temmuz ayından itibaren GKRY, AB dönem başkanlığını devralacağından bu durum daha da çıkmaza girecektir. Kıbrıs meselesini çözmek için olası senaryolar nelerdir?
Bu meselenin GKRY’nin AB’ye katılımı konusunda neden engel teşkil etmediğini anlamıyorum, günümüzde ise bu mesele Türkiye’nin üyeliği için çok önemli bir engel haline gelmiştir. Eğer bu mesele AB için çok önemliyse, neden GKRY AB’ye üye olurken hiçbir sorun yaşanmadı?
Türkiye’de 23 Nisan Çocuk Bayramıdır. Her yıl seçilen çocuklar bir gün boyunca ülkeyi yönetmek üzere Cumhurbaşkanı ve Başbakanımızın koltuklarına otururlar. Doğal olarak bu çocuklar uzun vadeli hedefleri, stratejileri değiştiremezler… Gelecek GKRY dönem başkanlığını da aynı bu şekilde telakki ediyorum: 6 aylık bir süre, uzun dönemli müzakerelerin sonuçlarını ve kaydedilen ilerlemeyi değiştiremeyecek kadar kısa bir süredir. Ayrıca, GKRY’nin dönem başkanlığının başlamasından önce “Birleşik Kıbrıs Cumhuriyeti” kurulacağına ve bu devletin, iyi niyet çerçevesinde, hangi kesimde yaşadıklarına bakılmaksızın Kıbrıslıları eşit biçimde temsil edecek tek yetkili devlet olacağına inanıyoruz. Halihazırda bu konu hakkında tartışmalar devam etmektedir. Avustralya eski Dışişleri Bakanı Alexander Downer, Kıbrıs Özel Danışmanı olarak atandı. Çok yakında bir toplantı düzenlenecek ve her iki taraf da 2008 yılında başlayan müzakerelerin sonuçlarını özetleme imkânına sahip olacaklar. Umuyorum ki Kıbrıs meselesinin çözümünü sağlayan bir anlaşmaya varılır.  
VALSTYBE: Toplumun bakış açısı da değişiyor. AB vatandaşlarının yanı sıra Türk vatandaşları da Türkiye’nin AB üyeliğine çok olumlu bakmıyor.
Belki de insanlar üyeliğin getireceği karşılıklı faydaların çok fazla bilincinde değiller, ancak tüm fasıllarda müzakereleri tamamladığımızda Türkiye şu andakinden farklı bir ülke olacak. Hâlihazırdaki Türkiye’nin katılım müzakerelerinin başladığı dönemdeki Türkiye’den farklı olduğu gibi.
Kamuoyu anketlerinde veriler değişiklik göstermektedir: Üyeliğe bazen olumlu yaklaşılmaktadır, bazen de olumsuz. Anketlere verilen yanıtlar, diğer hususların yanı sıra bazı Avrupalı liderlerin Türkiye hakkındaki beyanlarına göre değişebilmektedir. Türk vatandaşlarının % 70’den fazlasının AB üyeliğini desteklediğini gösteren anketler gördüm, ancak gelecekte bir gün Türkiye’de, AB’ye üyelik konusunda gerçek bir oylama yapılacaktır.

VALSTYBE:
Siyasi elitin AB üyeliğine bakışı nasıl değişmektedir?
Üyeliğe destek konusunda Parlamentoda bir ittifak bulunuyor. Diğer taraftan şunu vurgulamam gerekir ki, AB’ye katılım süreci Türkiye’de hiçbir zaman bir iç politika meselesi yapılmamıştır. Maalesef bazı AB ülkelerinde, Türkiye’nin AB üyesi olma isteğinin iç politika malzemesi yapılması eğilimlerine tanık olunmaktadır.

VALSTYBE:
Türkiye’nin çok büyük bir ülke olduğu, nüfusunun çoğunun Müslüman olduğu ve büyük bir bölümünün de Avrupa’ya ait olmadığı sıklıkla söylenir. Bu konulara ilişkin görüşleriniz nelerdir? Avrupa ve Türkiye kimlikleri birbirinden ne kadar uzaktadır?
Katılım müzakerelerine başladığımızda da şu anki kadar büyüktük ve bu durum hiçbir soruna yol açmadı. Ayrıca, Türkiye’nin büyüklüğünü bir avantaj olarak değerlendiriyorum – Avrupa’nın büyük pazarlara ihtiyacı var ve bizim de 74 milyon tüketicimiz var. Birkaç saat içinde AB’de üretilen ürünleri kullanmaya hazır ve istekli 1,5 milyar tüketiciye erişebilirsiniz.
2020 yılında Avrupa’da yaşayanların %10’unu Müslümanlar oluşturacaktır. Bu durumda Türkiye söz konusu azınlığın sözcülüğünü yapabilir. Ülkemizin bir kısmı Doğu Avrupa’da, bir kısmı ise Batı Asya’da yer almaktadır, bir başka ifadeyle kimliğimizde çeşitlilik söz konusudur. Son olarak, “Europe” sözcüğünün, günümüz Türkiye’sinin topraklarında yaşamış eski bir prensin isminden geldiğini ifade etmek isterim.    
AB’yi bir barış projesi olarak ele alırsak, Türkiye’nin üyeliği, AB’nin küresel bir projeye dönüşmesine katkıda bulunabilir: Refah, ifade özgürlüğü ve demokrasi idealleri Doğu’ya doğru yayılabilir. Dünyada vatandaşlarıyla birlikte camilerde ibadet edebilecek birçok Müslüman lider vardır. Demokrasi ve refahtan bahsedebilecek birçok laik batılı lider de vardır. Ancak, her ikisini de yapabilecek lider sayısı azdır. Türkiye Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Mart ayında yaptığı Mısır ziyaretinde, Mısırlılarla birlikte camide sabah namazını kıldıktan sonra, öğleden sonra yaptığı konuşmada şunları söyledi: “Sizinle birlikte namaz kıldım, zira biz aynıyız. Ancak, ben laik yönetimden korkmuyorum, çünkü laik bir yönetim dinden vazgeçmeyi değil, tam aksine herkesin kendi ibadetini istediği ölçüde yapmasını ister.” Bizler de en az sizin kadar Avrupalıyız, ortak bir geçmişimiz var ve ortak bir geleceğimiz olabilir.     

VALSTAYBE:
Geçtiğimiz Ekim ayında Türkiye’nin katılım müzakereleri başlayalı 6 yıl oldu. Türkiye’nin AB üyeliği için en iyimser ve en kötümser tahminleriniz nelerdir?
Türkiye’nin üyeliği önündeki hukuki meseleler 2014 yılı itibarıyla çözülmelidir. Bundan sonra her şey üye devletlerin mutabakatına bağlı olacaktır. Sanıyorum, günümüz Avrupa’sında tanık olduğumuz değişiklikler yeni bir Avrupa’nın zorlu ve sancılı doğuşuna işaret etmektedir. Türkiye’nin bu yeniden doğuş sürecinde var olması gerektiğine ve yeni Avrupa’nın tam üyesi olacağına eminim.

VALSTYBE:
Röportaj için teşekkürler.




 
 
16 Mart 2012 Cuma 13:17
 
 
(0 Yorum Yapıldı)Yorumlar
<p>Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.</p>
 
Bu Kategorideki Diğer Haberler
 
Tarih, doğa, deniz, güneş, müzik ve dans kansere karşı birleştiİçel Soroptimist Kulübü, 'Obezite ile Savaş' semineri düzenledi.Bisiklet durursa hayat dururTarsus Sev’in Robotik Takımı’na İki Ödül BirdenMobbing ve Hukuksal Boyutu Ele AlındıGüzel Konuşma ve Diksiyon
MTSO’ya teşekkür belgesiMenderes Gönüllü Evi, Mezitli'nin Filizleri ailesine katıldıMiniklerden Büyük Nağmeler Mezitli’de 26. Jakaranda koruluğu açıldı Çalgı Çengi’nin Ünlü Oyuncuları Forum Mersin’de Hayranlarıyla Buluşuyor Çocukların isteğiyle Mezitli'ye kar yağdı
 
 
Yazarlar
Yazarlar RSS Beslemesi
 
 
 
Get our toolbar!
 
Gazete Manşetleri
 
 
Namaz Vakitleri
 
  • İmsak04:58
  • Güneş06:33
  • Öğlen12:58
  • İkindi16:27
  • Akşam19:03
  • Yatsı20:28
 
Bumerang - Yazarkafe
 
Anket
.
 
İddaa
 
Lig Puan Durumu
 
Takımlar
O
G
B
M
P
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
 
Şampiyonlar Ligi
 
UEFA Avrupa Ligi
 
Alt Lig
 
 
Tarihte Bugün
1791 - Hollanda'lı kadın hakları savunucusu Etta Palm, Gerçeğin Dostları Konfederasyonu olarak bilinen kadın kulüplerini kurdu.
1801 - I. Aleksandr Rusya İmparatorluğunun çarı oldu.
1839 - OK sözcüğü ("oll korrect") Boston Morning Post gazetesinde ilk kez kayıtlara geçti.
1848 - Macaristan, Avusturya'dan bağımsızlığını ilan etti.
1855 - Dolmabahçe Camii ibadete açıldı.
1903 - Wright Kardeşler ilk sabit kanatlı uçakları için patent başvurusunda bulundular.
1919 - Benito Mussolini, İtalya'da Fasci italiani di combattimento (sonraki Nasyonal Faşist Parti)'yu kurdu.
1921 - II. İnönü Muharebesi başladı. Yunan birlikleri, Uşak ve Bursa üzerinden, Afyon ve Eskişehir'e doğru iki koldan taarruz başlattı.
1925 - Sessiz sinema döneminin en pahalı filmi, (3.9 milyon dolar) "Ben Hur" gösterime girdi.
1931 - Türk çocuklarının ilk öğrenimlerini Türk okullarında yapmalarını zorunlu kılan kanun kabul edildi.
1933 - Alman Milli Meclisi Reichstag, Adolf Hitler'e kararnamelerle ülkeyi yönetme yetkisi verdi.
1946 - Zekeriya Sertel ve Sabiha Sertel, Cami Baykut ve Halil Lütfi Dördüncü, çeşitli hapis cezalarına çarptırıldı. Daha sonra dava Yargıtayca bozuldu ve gazeteciler serbest bırakıldılar.
1949 - Büyük Doğu dergisi sahibi Necip Fazıl Kısakürek, kumar oynarken polis tarafından yakalandı.
1956 - Pakistan, ilk İslam cumhuriyeti oldu.
1959 - Ankara'da yayınlanan Öncü gazetesi süresiz olarak kapatıldı.
1960 - Said Nursi Mardin'de vefat etti.
1971 - Türkiye Halk Kurtuluş Ordusu liderlerinden Deniz Gezmiş'in arkadaşları Hüseyin İnan ve Mehmet Nakipoğlu yakalandı.
1972 - Cumhurbaşkanı Cevdet Sunay; Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan hakkında verilen idam cezalarını onayladı.
1974 - Hükümet, İmralı Adası'nda gömülü olan Adnan Menderes, Fatin Rüştü Zorlu ve Hasan Polatkan'ın mezarlarının başka bir yere taşınabilmesine izin verdi.
1977 - Liselerde okutulan "Felsefeye Başlangıç" adlı kitabın yazarı Prof. Nebahat Küyel, Aleviler'i küçük düşürme iddiasıyla yargılandı.
1979 - MSP eski milletvekili Halit Kahraman eroin kaçırırken Yunanistan'da yakalandı.
1989 - Utah Üniversitesi'nden Stanley Pons ve Martin Fleischmann, soğuk füzyon konusundaki buluşlarını açıkladılar.
1990 - Cizre'de binlerce kişi yürüyüş yaptı.
1992 - Şırnak'ın Cizre ilçesinde çıkan olaylarda, güvenlik güçleri ile göstericiler arasındaki çatışmaları izleyen Sabah Gazetesi muhabiri İzzet Kezer başından vurularak öldü.
1994 - Aeroflot tipi bir yolcu uçağı Sibirya'da düştü: 75 kişi öldü.
1994 - Meksika başkan adayı Luis Donaldo Colosio, seçim hazırlıkları sırasında düzenlenen bir suikast sonucu öldürüldü.
1996 - Ankara'da öğrenciler harçları protesto eylemi yaptılar. Çıkan olaylar sonrasında Dil Tarih Coğrafya Fakültesi binasına giren polis 127 öğrenciyi gözaltına aldı. Olaylarda 51 polis ve 100 öğrenci yaralandı.
1996 - Refah Partisi Genel Başkan Yardımcısı Oğuzhan Asiltürk, Türk Silahlı Kuvvetleri'ni din düşmanlığı yapmakla suçladı.
1998 - Bakanlar Kurulunda irticayla mücadelede alınması gereken önlemleri içeren yasa tasarılarının büyük bölümü imzalandı.
1999 - Paraguay Başkan yardımcısı Luis María Argaña suikast sonucu öldürüldü.
2000 - Galatasaray futbol takımı, Avrupa Futbol Birliği, UEFA Kupası çeyrek finalinde deplasmandaki ilk maçta 4-1 yendiği Mallorca'yı Ali Sami Yen Stadı'nda da yenip, yarı finalist oldu.
2001 - NATO, Kosova savaşında seyreltilmiş uranyum mermisi kullandığını itiraf etti.
2001 - Sovyet uzay istasyonu Mir'in görevi sonlandırıldı.
2004 - Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü'nce yürütülen Şehitler Coğrafyası projesi kapsamında yapılan araştırmalar sonucu, Gelibolu Yarımadası'nda iki bin askerin gömüldüğü gerçek şehitlik bulundu.
2008 - Ergenekon soruşturması kapsamında gözaltına alınan İlhan Selçuk, savcılık sorgusunun ardından serbest bırakıldı ve yurt dışına çıkışı yasaklandı.
625 - Arabistan'da Müslümanlarla Kureyşler arasında Uhud Savaşı başladı.
 
Arşiv
 
Süper Loto
16.03.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu010719404251
 
On Numara
20.03.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu02040506071012162021253038404556586372747577
 
Sayısal Loto
18.03.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu121628374649
 
Şans Topu
22.03.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu042426293111
 
 
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji