Mersin Uluslararası Narenciye Festivali Muhteşem Dönüşünü Gerçekleştirmeli.

Ana Sayfa » Gündem » Bankalar Mersin’e şaşı bakıyor... Abdullah Ayan yazdı

Bankalar Mersin’e şaşı bakıyor... Abdullah Ayan yazdı

Şimdi sağlam çürük olduğuna bakmadan tüm sektörü neredeyse kara deftere kaydediyor, günü gelmemiş kredileri geri çağırıyorlar.Para böyle toplanmaz. Bankalar bindikleri dalı keserek bir yere varamaz.

 
 
Bankalar Mersin’e şaşı bakıyor... Abdullah Ayan yazdı
12 Eylül darbe günleri…

Ekonominin dümenindeki tek adam sıfatıyla Özal’ ın başkanlığında Türkiye ihracatçıları, sanayicileri Ankara’ da bir araya gelmiştik. Herkes sektörünün ve kendisinin karşılaştığı sorunları dile getiriyor, Özal pratik çalışma yöntemiyle kimi problemi not ediyor, çözülebilecekler için de anında talimatlar veriyordu.

Derken şimdi rahmetli olan çok büyük bir tekstilci söz aldı. İşçileriyle ilgili karşılaştığı sorunları dile getirirken onca yıldır unutmadığım bir anekdot anlattı:

“12 Eylülden önce işçi temsilcisi sendika ile toplu sözleşme görüşmelerine oturduk. Haftalar süren müzakere sonucu ne istedilerse verdim. Son geldiler imzalanacak sözleşmeye ‘haftada bir gün bıldırcın eti’ koyulmasını istiyorlardı. Anladım ki dert başka, ipe un serip greve gidecekler. Sinirlendim birden ‘ağam ben avcıyım nereden bulayım bunca insana bıldırcın eti’… Sendika grev kararı aldı. Tam tezgah duracak, 12 Eylül oldu, grevler yasaklandı. Sendika dağıtıldı. O bıldırcın eti isteyenleri inadına bir süre kuru ekmeğe talim ettirdim.”

Özal dinledi, dinledi… Karşısındaki sözünü bitirince o sakin ama vurduğu yerden ses getiren tavrıyla hayatta unutmayacağım derslerden birini verdi hem de sadece o tekstilci büyüğümüze değil, salonda bulunan herkese:

“Bak … Ağa, sendika bıldırcın istemekle yanlış yapmış ama sen ekmeğe talim ettirerek daha büyük yanlış yapmışsın. Ne yazık ki ölçüyü bilmiyoruz, ifrat ile tefritten sakınmak lazım”

İfrat ile tefritten sakınma sözü o gün bugündür kulağıma küpe oldu. İki yönlü aşırılıktan kaçınma, daha mutedil olma, sorunları usulet, suhuletle çözmeye çalışma gibisinden düsturlar herkesin ama özellikle yöneticilerin en önemli ilkeleri olmalı.

Tüm bunları yazmamın sebebi günlerdir neresinden başlasam, nasıl anlatsam diye epeyi düşündüğüm bir konu…

Zorluğu yazmakta değil, konu hem hassas hem netameli. Bıçak sırtı bir dengeyi gözetmek gerekiyor ama sorun gün geçtikçe öylesine büyüyor ve karmaşıklaşıyor ki, yazmamak, uyarmamak hiç olmaz.

Mersin 80’lerde, 90’larda birkaç şiddetli deprem yaşadı. Kenti ayakta tutan kimi sektörlerde ciddi krizler oldu, iflaslar yaşandı ve tümünün bedelini firmalar, bankalar ama hepsinden önemlisi Mersin çok ağır biçimde ödedi.

2001 dibe vuruşundan sonra kentte ciddi sıkıntı yaşanmadı. Aksine kimi sektörlerde inanılmaz iş hacimlerine, büyüklüklere ulaşıldı. Özellikle bakliyat ağırlıklı gıda sektörünün Türkiye merkezi olmakla kalmadı dünya merkezi haline geldi. İşleme, paketleme, depolama tesisleriyle ve ulaşılan kapasiteyle 40 yıl önce başlayan yolculuk inanılmaz doruklara ulaştı.

Artık Türkiye sadece üretici değil, kimi ürünleri dünyanın dört bucağından getirip Mersin’de işleyen ve dünyaya ihraç eden çok önemli bir merkez. Başta bakliyat, dünya kuru gıda ürünlerinin kalbi Mersin’ de atıyor, fiyat dayatılan değil, fiyat oluşturan konumuna geldi kuruluşlarımız.

Milyar dolarlarla ifade edilecek yatırımlara da kavuştu Mersin bu arada.

Tüm bu olumlu tablo yanında son günlerde meydana gelen kimi gelişmeler hele önlem alınmazsa son on yılın tüm emeğini yerle bir edecek tehlikeye gebe…

İfrat ile tefriti hatırlatan da bu tehlikeli gidiş.

Bankalar son yıllarda 2001 tedirginliğini üzerlerinden atıp gittikçe artan rekabetin ve devlete para satıp paradan para kazanma döneminin sona ermesiyle, kimi sektörlere kredi verme yarışına girdiler, girmek ne kelime saldırdılar.

Likidite bolluğu para satmayı çılgınlık düzeyine getirdi. Rekabet nedeniyle bankalar girdikleri yarışta geriye düşmemek için şubelerine, müdür ve yöneticilerine kimi performans kriterleri dayattılar. Kendilerini o kriterleri tutturmak zorunda hisseden bankaların yerel aktörleri de geriye düşmeme, altta kalmama adına şimdi daha iyi ortaya çıkıyor ki, inanılmaz yanlışlara imza atmışlar.

Birinci ve en büyük yanlış sadece kağıt üzerinde kayıtlı bilançolara dayanarak hesapsız dağıtılan milyonlarca dolarlık krediler.

Yeterli istihbarat, sektör analizi, ciro ile kazanç arasındaki dengeyi analiz etmekten uzak, şirketlerin sermaye ile yıllık bilançolarıyla yetinen çapsız kriterlerle önlerine gelene ayrım yapmadan inanılması güç paralar dağıtmışlar.

Son bir ayda başlayan yaprak dökümüyle belli ki bu çakır keyif sarhoşluğun sonuna gelindi.

Panik halde kredi dağıtanlar şimdi çok daha panik halde toplamaya kalkıyorlar.

Burada da çok büyük bir yanlışa daha imza atıyorlar. Bankacılığın olmazsa olmazı “ketum olma” şartını unutup, dükkan dükkan, kurum kurum, şahıs şahıs dolaşıp kredi risklerini bire bin katarak yayıyorlar. Bunu sektörden birileri yapsa anlarım, kimi sırları namus niyetine saklaması gereken bankalar yapıyor bunu. Ayaklarına kurşun sıktıklarının farkına varmadan.

Arabanın gazına köküne kadar basıp uyarılara gülenler, şimdi kazık frene asılarak durdurmaya kalkıyorlar. Hiçbir araç öyle durmaz, ya devrilir, ya gider bir yere toslar.

Geçmiş yıllarda durumu sallantıda olanları saf dışı edeceklerine ek kredi enjekte ederek kanseri aspirinle tedavi edenler, şimdi sağlam çürük olduğuna bakmadan tüm sektörü neredeyse kara deftere kaydediyor, günü gelmemiş kredileri geri çağırıyorlar.

Para böyle toplanmaz. Bankalar bindikleri dalı keserek bir yere varamaz.

Aşırı dağıtmak ne kadar yanlışsa bu kez daha da aşırı tarzda risk kapatma histerisine kapılmak kimseye hayır getirmez.

Mersin neler atlatmadı ki, bugünleri de atlatır. Ölenleri gömdükten sonra daha sağlıklı devam eder yoluna.

Ama kimi yapılanlar da unutulmamalı, unutmamalıyız…

Klasik laftır ama hatırlatmakta fayda var: Herkesin içinde yer aldığı bu gemiyi batırmak kimseye hayır getirmez.

Sükunetle ve el ele vererek yaraları sarmanın, soluksuz koşuyu sürdürmenin zamanıdır.

Üstelik daha gidecek onca yol, yapılacak onca iş, varılacak o kadar güzel menzil varken…

 
 
23 Temmuz 2012 Pazartesi 09:32
 
 
(0 Yorum Yapıldı)Yorumlar
<p>Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.</p>
 
Bu Kategorideki Diğer Haberler
 
Çocukların festival coşkusuGüneş Doğarken İşçilerle Sabah MesaisindeTarih, doğa, deniz, güneş, müzik ve dans kansere karşı birleştiİçel Soroptimist Kulübü, 'Obezite ile Savaş' semineri düzenledi.Bisiklet durursa hayat dururTarsus Sev’in Robotik Takımı’na İki Ödül BirdenMobbing ve Hukuksal Boyutu Ele AlındıGüzel Konuşma ve Diksiyon
MTSO’ya teşekkür belgesiMenderes Gönüllü Evi, Mezitli'nin Filizleri ailesine katıldıMiniklerden Büyük Nağmeler Mezitli’de 26. Jakaranda koruluğu açıldı
 
 
Yazarlar
Yazarlar RSS Beslemesi
 
 
 
Get our toolbar!
 
Gazete Manşetleri
 
 
Namaz Vakitleri
 
  • İmsak04:07
  • Güneş05:50
  • Öğlen12:50
  • İkindi16:34
  • Akşam19:30
  • Yatsı21:02
 
Bumerang - Yazarkafe
 
Anket
.
 
İddaa
 
Lig Puan Durumu
 
Takımlar
O
G
B
M
P
1
Beşiktaş
27
18
7
2
61
2
Başakşehir
28
16
9
3
57
3
Fenerbahçe
28
15
8
5
53
4
Galatasaray
28
15
4
9
49
5
Trabzonspor
28
14
5
9
47
6
Antalyaspor
28
12
7
9
43
7
Gençlerbirliği
28
10
9
9
39
8
Konyaspor
28
10
9
9
39
9
Osmanlıspor FK
28
9
10
9
37
10
Kasımpaşa
28
10
7
11
37
11
K.D.Ç. Karabük
28
10
5
13
35
12
Bursaspor
28
10
5
13
35
13
Alanyaspor
28
10
4
14
34
14
Akhisar Bld.
28
9
6
13
33
15
Kayserispor
28
7
6
15
27
16
Gaziantepspor
28
7
4
17
25
17
Ç. Rizespor
28
6
6
16
24
18
Adanaspor
27
5
5
17
20
 
Şampiyonlar Ligi
 
UEFA Avrupa Ligi
 
Alt Lig
 
 
Tarihte Bugün
1512 - I. Selim tahta çıktı.
1830 - Osmanlı hükümeti, Yunan devletinin varlığını resmen kabul etti.
1877 - Rusya, Eflak ve Boğdan'a girerek Osmanlı'lara savaş açtı, böylece 93 Harbi olarak anılan Osmanlı-Rus savaşı başlamış oldu.
1898 - İspanyolların Küba adasının boşaltılması istemini reddederek ABD'ye savaş ilan etmesiyle İspanyol-Amerikan Savaşı başladı.
1909 - İstanbul'a gelen Hareket Ordusu, 31 Mart Ayaklanması'nı bastırdı.
1915 - İstanbul'da Ermeni topluluğunun önde gelen 2.345 kişi tutuklandı.
1916 - Patrick Pearse önderliğindeki gizli milliyetçi örgüt, İrlanda Cumhuriyetçi Kardeşliği, Postane Baskını ile, Dublin'de İngiliz egemenliğine karşı Paskalya Ayaklanması'nı başlattı.
1920 - Mustafa Kemal, Büyük Millet Meclisi Reisliğine seçildi.
1946 - Ulvi Cemal Erkin'in Birinci Senfonisi, Ankara Devlet Konservatuvarı'nda ilk kez seslendirildi.
1959 - Mısır Devlet Başkanı Cemal Abdül Nasır, Shell ve Anglo-Egyptian petrol şirketlerini kamulaştırma emri verdi.
1972 - TBMM, Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan'ın idam kararlarını yeniden onayladı.
1978 - Ereğli Kömür İşletmesi'nin Armutçuk üretim bölgesindeki grizu patlamasında 17 işçi öldü.
1980 - İran'da rehin tutulan 52 ABD'liyi kurtarmak için girişilen kurtarma operasyonu, rehineler kurtarılamadan sekiz ABD askerinin ölümüyle sonuçlandı.
2001 - Ankara DGM Cumhuriyet Başsavcılığı, Beyaz Enerji Operasyonu'na ilişkin soruşturmayı tamamlayarak dava açtı.
2004 - BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın Kıbrıs'ta çözüm için hazırladığı plana ilişkin referandum yapıldı. KKTC'de kabul edilen, ancak Kıbrıs Cumhuriyeti'nde reddedilen plan, her iki toplum tarafından kabul edilmediği için reddedilmiş oldu.
2007 - Recep Tayyip Erdoğan, Abdullah Gül'ü Cumhurbaşkanlığına aday olarak gösterdi.
 
Arşiv
 
Süper Loto
20.04.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu030622243337
 
On Numara
17.04.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu02030616202327282933434651526065717374757679
 
Sayısal Loto
22.04.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu051825283841
 
Şans Topu
19.04.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu091014303107
 
 
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji