2017 Ocak ayında Mersin ve Türkiye'de kurulan/kapanan şirket istatistikleri

Ana Sayfa » Gündem » Başbakan'dan suç duyurusu

Başbakan'dan suç duyurusu

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, MÜSİAD Genel Kurulu'nda katılımcılara hitap etti. Erdoğan konuşmasında, CHP ve BDP'ye göndermeler yaparken bakın nasıl bir suç duyurusunda bulundu?

 
 
Başbakan'dan suç duyurusu
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, 28 Şubat'ın, MÜSİAD'a, MÜSİAD'ın üyelerine karşı, o üyeler gibi nice başarılı iş adamının kolunu kanadını kırmak için yapılmış bir müdahale olduğunu belirterek, ''Gençler bunları tekrar yaşamasın diye, çocuklar böyle bir Türkiye'de yaşamasın diye, bizim bu süreçleri çok güçlü şekilde, cesaretle, kararlılıkla sorgulamamız, hakkımızı aramamız, o günlerin de hesabını, hukuk yoluyla sormamız gerekiyor 'İntikam' ve 'Cadı avı' söylemleriyle konuyu saptıranlara aldırmadan biz 28 Şubat'ı da, 12 Eylül'ü de, 27 Mayıs'ı da sorgulayacak, tarihin bu karanlık dönemlerini inşallah hep birlikte aydınlatacağız'' dedi.

Başbakan Erdoğan, Müstakil Sanayici ve İşadamları Derneği'nin (MÜSİAD) Haliç Kongre Merkezi'nde düzenlenen 21. Olağan Genel Kurulu'nda yaptığı konuşmada, 2011 yılında, Türkiye ekonomisinin yüzde 8,5 gibi çok yüksek bir büyüme oranı kaydettiğini, Türkiye'nin Çin'den sonra dünyanın en hızlı büyüyen ekonomisi olduğunu dile getirerek, bu başarının kazanılmasına, Türkiye'yi bu seviyelere ulaştırmasına, bu yüksek büyüme oranına katkı sağladıkları için MÜSİAD'a ve üyelerine şahsı, ülkesi ve milleti adına teşekkür ettiğini söyledi.

MÜSİAD'ın, kurulduğu günden itibaren Türkiye'nin demokratikleşmesinde, sivilleşmesinde, hak ve özgürlüklerin, demokratik standartların ilerletilmesinde her zaman dik, onurlu, ilkeli bir duruş sergilediğini vurgulayan Erdoğan, MÜSİAD ve üyelerine, özgürlüğün, hakkın ve hukukun yanında sarsılmadan durdukları için yine şükranlarını sunduğunu kaydetti.

Erdoğan, yine MÜSİAD, 30 Mart'ta çıkarmış oldukları kademeli eğitim sistemine, yaptıkları eğitim reformuna da en başından itibaren çok güçlü bir şekilde destek verdiğini aktararak, kesintisiz eğitimin acısını yaşamış, zararını görmüş; bundan dolayı da kademeli eğitim reformunu var gücüyle destekleyen, bu reforma sahip çıkan tüm MÜSİAD camiasına da yine bu vesileyle teşekkür ettiğini belirtti.

''Biz 75 milyonun hükümetiyiz'
''Biz, 75 milyonun hükümetiyiz. Bu hükümet, sadece kendisine oy verenlerin değil, 75 milyon Türkiye Cumhuriyeti vatandaşının hükümetidir'' diyen Erdoğan, bu ülkenin fertleri arasında ayrım yapmadıkları gibi bu ülkenin kurumları, sivil toplum örgütleri, dernekleri ve vakıfları arasında da asla ve asla bir ayrıma gitmediklerini vurguladı.

Erdoğan, hiçbir sivil toplum örgütünü, hiçbir dernek ve vakfı, diğerlerinden ayrı tutmadıklarını ve aralarında asla bir ayrımcılık yapmadıklarını ifade ederek, ancak sivil toplum örgütlerinin, dernek ve vakıfların, demokratikleşme noktasında, milletin talepleri ve tercihleri noktasında ortaya koydukları tavrı milletin ve milletle birlikte kendilerinin de çok yakından izlediklerine dikkati çekti.

MÜSİAD'ın her zaman milletin yanında olduğunu, milli iradenin ve demokratikleşmenin tarafında yer aldığını, MÜSİAD'ın statükonun değil, sırtını devlete dayamış sermayenin değil, her zaman milletin tarafında olduğunu dile getiren Erdoğan, MÜSİAD'ın 34 şubesi, 8 temsilciliğiyle, 6 bine yakın üyesiyle milletin örgütü olduğu kadar, 46 farklı ülkedeki 119 irtibat noktasıyla, 17 milyar dolarlık ihracatıyla, Türkiye'nin aynı zamanda dünyaya açılan penceresi olduğunu belirtti.
Başbakan Erdoğan, ''MÜSİAD'a, Türk Bayrağının asaletini tüm dünyada onurla ve şerefle dalgalandırdığı için de ayrıca teşekkür ediyor, ayrıca şükranlarımı iletiyorum. Ben, MÜSİAD'ın bu seviyelere nasıl geldiğini, nasıl ulaştığını çok iyi biliyorum'' şeklinde konuştu.

MÜSİAD'ın, bugünlere gelene kadar, hangi çileleri çektiğini, hangi badireleri atlattığını, hangi engelleri aştığını, yıldırmalara, baskılara nasıl göğüs gerdiğini çok ama çok iyi bildiğini vurgulayan Erdoğan, statükocuların ve sırtını devlete dayayan sermaye çevrelerinin, Anadolu'nun genç, dinamik, cevval iş adamlarını, sadece ve sadece bayi olarak görmek istediklerini kaydetti.

Erdoğan, onların buzdolabı, çamaşır makinesi, fırın, otomobil satan, tüp gaz bayiliği yapan iş adamlarından, esnaftan asla rahatsızlık duymadıklarına işaret ederek, konuşmasını şöyle sürdürdü:

''Ama ne zamanki, Anadolu sermayesi gücünü birleştirdi, Anadolu sermayesi heyecanını, coşkusunu, ideallerini hayata geçirdi, işte o zaman Anadolu'nun aslanlarından, Anadolu'nun kaplanlarından korkmaya başladılar. 'Ben artık fırın satmayacağım, ben fırın üreteceğim' diyen, 'Ben fırın ihraç edeceğim' diyen iş adamı, hesapları altüst etti. 'Ben Kayseri'ye, Çorum'a, Konya'ya, Denizli'ye, Gaziantep'e hapsolmayacağım, ben New York'a, Sidney'e, Pekin'e, Bişkek'e, Paris'e, Londra'ya açılacağım' diyen Anadolulu iş adamı, bütün pazarları bozdu. Hiç kimse kusura bakmasın: 28 Şubat, aynı zamanda Anadolu'nun işte bu başarılı iş adamlarına karşı yapılmış bir müdahaledir. 28 Şubat, MÜSİAD'a, MÜSİAD'ın üyelerine karşı, o üyeler gibi nice başarılı iş adamının kolunu kanadını kırmak için yapılmış bir müdahaledir. 'Şu markayı almayacaksınız', 'şu markayı şuraya sokmayacaksınız'... bunlar yaşandı''

Siyasetçiler olarak kendilerinin müdahalelerin siyasi yönüyle, sosyal yönüyle daha fazla ilgili olduklarını kaydeden Erdoğan, müdahalelerin ekonomik gerekçeleri ve ekonomik sonuçlarının, en az siyasi sonuçlar kadar, en az sosyal sonuçlar kadar önemli olduğunu ve bunların artık tartışılmak zorunda olduğunu bildirdi.

Başbakan Erdoğan, şöyle devam etti:

''Bugüne kadar, müdahalelerden, kimler, hangi rantı sağlamıştır? Müdahaleler kimlerin ekmeğine yağ sürmüştür? Müdahaleler, kimlerin önünü kesmiş, kimlerin ocağını söndürmüş, kimlerin kepengini kapatmış, kimleri de palazlandırmıştır? Bütün bunların artık Türkiye'de sorgulanması gerekiyor. MÜSİAD, 28 Şubat'ın hedeflerinden biri olurken, başka birileri neden 28 Şubat'a aleni destek verdi? O malum 5'li çete, 28 Şubat sürecinde nasıl oldu da, hangi gerekçeyle askeri müdahaleye çanak tuttu, askeri müdahalenin parçası haline geldi? Her konuda söz söyleyenler, her konuda siyaseti baskı altına almak isteyenler, nasıl oldu da, 28 Şubat'ta, 27 Nisan'da çıtlarını dahi çıkarmadılar?''

1997 yılında, MÜSİAD'ın üye sayısı 2 bin 825 iken 2002 yılına gelindiğinde, üye sayısının 1800'e gerilediğini anlatan Erdoğan, ''Neden? Çünkü cadı avı yaşanıyor. 'Ben MÜSİAD üyesi olursam yandım' diyor ve o nedenle kendileri istifa etti. Cadı avı mağdurları görmek isteyenler, 28 Şubat sürecine baksınlar, MÜSİAD'a baksınlar, MÜSİAD gibi Anadolu'nun, Trakya'nın, kendi yağıyla kavrulan iş adamlarına baksınlar'' şeklinde konuştu.

Bu iş adamlarının ''Yeşil sermaye'', ''İrticacı sermaye'' denilerek etiketlendiğini ve yaftalandığını dile getiren Başbakan Erdoğan, o dönemde bu şirketleri, kamu ihalelerine, özelleştirme ihalelerine almadıklarını, kamu ve özel sektör bankalarından kredi kullanmalarını engellediklerini söyledi.

Erdoğan, belli şirketlere, belli firmalara, keyfice vergi cezası, keyfice sigorta cezası kesildiğini, teşviklerin, keyfi bir şekilde iptal edildiğini kaydederek, konuşmasını şöyle sürdürdü:

''O kadar ki, şirketler, firmalar, ürünleri özellikle kara listeye alındı. Gazetelerde çarşaf çarşaf firma listeleri yayınlandı. Belli ürünlerin belli marketlere girmesi, belli yerlerde satılması yasaklandı. İzmir'de, bir kebapçıyı, köfte satan masum bir vatandaşı listeye aldılar, firmanın ismini gazetede yayımladılar ve bu vatandaşın ekmeğiyle oynadılar. Anadolu'da bunlar yaşanırken, her ne hikmetse, İstanbul'da büyük firmaların yönetimlerinde ekonominin e'sini bilmeyen enteresan isimler, enteresan emekli vatandaşlar görev aldılar. İşte bütün bunlar olurken, bütün bunlar yaşanırken, Anadolu'nun her karışında cadı avı yapılırken, siyasetin merkezi Ankara sustuğu kadar, iş dünyasının merkezi İstanbul da maalesef susmuştur. Bugün eğitim meselesinde statükoyu savunanlar, eğitim meselesinde kaplan kesilenler, bugün demokrasiyi hatırlayanlar, 28 Şubat'ta maalesef suspus olmuş, ellerini ovuşturmuştur. Türkiye'nin bu acı manzarayı, bu acı tabloyu tekrar yaşamaması için, işte bizim cesaretle bunları sorgulamamız gerekiyor. Gençler bunları tekrar yaşamasın diye, çocuklar böyle bir Türkiye'de yaşamasın diye, bizim bu süreçleri çok güçlü şekilde, cesaretle, kararlılıkla sorgulamamız, hakkımızı aramamız, o günlerin de hesabını, hukuk yoluyla sormamız gerekiyor. 'İntikam' ve 'Cadı avı' söylemleriyle konuyu saptıranlara aldırmadan biz 28 Şubat'ı da, 12 Eylül'ü de, 27 Mayıs'ı da sorgulayacak, tarihin bu karanlık dönemlerini inşallah hep birlikte aydınlatacağız. İşte onun için parlamentoda Darbeleri Araştırma Komisyonu'nu hamdolsun kurduk.''
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, ''27 Mayıs müdahalesi karşısında CHP dik dursaydı, milletin nezdindeki yeri bugün çok farklı olurdu. 28 Şubat karşısında, 27 Nisan bildirisi karşısında CHP dik durabilseydi, bugün millet nezdinde itibarı çok farklı olurdu. Ama hiçbir zaman dik durmadılar; müdahaleler karşısında eğildiler, müdahalelere alkış tuttular ve işte onun için de milletim bunlara tek başına iktidar vermedi ve ben inanıyorum milletime hiçbir zaman da vermeyecek'' dedi.

Erdoğan, Müstakil Sanayici ve İşadamları Derneği'nin Haliç Kongre Merkezi'nde düzenlenen 21. Olağan Genel Kurulu'nda yaptığı konuşmada CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun, 28 Şubat'la ilgili yargının ilk tasarrufunda, ''intikam'' kelimesini telaffuz ettiğini, ardından, kamuoyundan, kendi tabanından gelen tepkiyle çark ettiğini ve ''Ben darbelere karşıyım'' dediğini ifade ederek, sözlerine şöyle sürdürdü:

''Yargının son tasarrufları karşısında, yeniden çark etti, yeniden 'intikam' dedi, 'Cadı avı' dedi. Neden? Çünkü diyeti var, 28 Şubatçılara borcu var, 28 Şubat'ta kendisini SSK koltuğuna yeniden oturtanlara karşı diyet borcu var. 15 yıl önce 28 Şubat'ı yapanlar, bugün en azından yaptıklarının arkasında durmak gibi bir tutarlı duruş içindeler. Ama 28 Şubat'ın bürokratı, bugün de CHP'nin Genel Başkanı olan zat, bırakınız 15 yılı, 15 gün içinde tam 3 kez çark etme becerisini göstermiştir. Biliyorsunuz, televizyon kanallarında, ekranın altından borsa verileri, ekonomik veriler akar ve onlar saniye saniye güncellenir. Böyle giderse, CHP Genel Başkanı'nın o anki duruşunu, tavrını gösteren veri bantları yayınlanmaya başlanacak. CHP Genel Başkanı şu an demokrat, şimdi darbesever, şu anda Ergenekon'un avukatı, şimdi Anayasa Mahkemesi'ne gidiyor, şu saatte başörtüsünü savunuyor, şu saatte katsayı uygulamasının değiştirilmesini destekliyor. Çıkıyor, '28 Şubat müdahalesi, 27 Nisan bildirisi AK Parti'yi güçlendirmiştir, AK Parti'nin işine gelmiştir' diyor... Zulüm karşısında, onurunuzla, şerefinizle dik durursanız, kaybetmezsiniz, kazanırsınız. Onlar, işte bunu hiçbir zaman anlamadı ve anlamayacak.

27 Mayıs müdahalesi karşısında CHP dik dursaydı, milletin nezdindeki yeri bugün çok farklı olurdu. 28 Şubat karşısında, 27 Nisan bildirisi karşısında CHP dik durabilseydi, bugün millet nezdinde itibarı çok farklı olurdu. Ama hiçbir zaman dik durmadılar; müdahaleler karşısında eğildiler, müdahalelere alkış tuttular ve işte onun için de milletim bunlara tek başına iktidar vermedi ve ben inanıyorum milletime hiçbir zaman da vermeyecek. 27 Mayıs'ta bunu anlamadılar, bugün de bunu anlamış değiller. 27 Mayıs'ta nasıl ikircikli bir tutum sergiledilerse, işte bugün de, bir milim sapma göstermeden aynı ikircikli, aynı samimiyetsiz tavrı sergiliyorlar. Çünkü bunların zihniyetleri hiç değişmedi. Gen aynı gen. Dünyada genlerle oynuyorlar, bir de bunların genleri ile oynasalar... Çok şey değişir.''
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, ''28 Şubat sürecinde, bizim de sizlerin de neler yaşadığını bir biz biliyoruz, bir de Allah biliyor. Eğer bunu yapanlar, bunun mimarları, bunun mühendisleri, bunun kuklaları, piyonları deşifre olmazsa, eğer bunlardan hesap sorulmazsa, aynı felaketi biliniz ki çocuklarımız da yaşayacaktır, torunlarımız da yaşayacaktır'' dedi.

Erdoğan, Müstakil Sanayici ve İşadamları Derneği'nin (MÜSİAD) 21. Olağan Genel Kurulu Toplantısı'nda yaptığı konuşmada, son günlerde Cumhuriyet Halk Partisi'nin tarihine ilişkin son derece önemli belgeler, Dersim katliamıyla ilgili, Kürt meselesine ilişkin belgeler açıkladıklarını belirtti.

Kitapların yasaklanması, camilerin satılması, kapatılması, ahır haline getirilmesiyle ilgili belgeler açıkladıklarını hatırlatan Erdoğan, ''Biz, CHP'nin tarihini gündem oluşturmak, gündemi başka yerlere çekmek için değil, değişmeyen, bugün de varlığını idame ettiren bir zihniyeti deşifre etmek amacıyla gündeme getiriyoruz. Çünkü bugün yaşayan kuşak, aslında bu tarihi büyük ölçüde bilmiyor. Bunun bilinmesi lazım'' şeklinde konuştu.

28 Şubat süreci...
Konuşmasında 28 Şubat sürecine işaret eden Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:
''28 Şubat sürecinde, bizim de sizlerin de neler yaşadığını bir biz biliyoruz, bir de Allah biliyor. Eğer bunu yapanlar, bunun mimarları, bunun mühendisleri, bunun kuklaları, piyonları deşifre olmazsa, eğer bunlardan hesap sorulmazsa, aynı felaketi biliniz ki çocuklarımız da yaşayacaktır, torunlarımız da yaşayacaktır. Eğer, 28 Şubat sürecinde, emirle, talimatla yazı yazanlar, psikolojik operasyonlara ruhlarını satanlar deşifre olmazsa, biliniz ki ilk fırsatta bunlar bu ülkenin aydınlık geleceğini yeniden karartmak isteyecektir. İşte onun için dik durduk, ama dikleşmedik. Ve dik duruyoruz, dik duracağız. Allah'ın izniyle eğilmeyecek, bükülmeyecek, çocuklarımızın yakamıza yapışıp, 'bize böyle bir Türkiye mi miras bıraktınız?' demesine asla mahal vermeyeceğiz.''

''Kürt meselesinin temelinde tek parti CHP yönetimi vardır''
Bugün Türkiye'nin hangi kronik meselesine bakarsanız, altında 1940'lı yılların baskıcı rejiminin görüldüğünü ifade eden Erdoğan, şöyle konuştu:

''Kürt meselesinin temelinde tek parti CHP yönetimi vardır. Azınlıklar meselesinin temelinde, tek parti CHP yönetimi vardır. Sivilleşme, özgürleşme, demokratikleşme meselelerinin temelinde tek parti CHP yönetimi vardır. Dine, inanca, inanç özgürlüğüne yönelik kısıtlamaların altında aynı şekilde bir CHP zihniyeti vardır. Ekonomik meselelerin temelinde de işte o zihniyetin etkisi vardır. Bu zihniyetle hesaplaşılmadığı, bu zihniyetle yüzleşilmediği sürece Türkiye kronik meselelerini çözemez.''

''Bu zihniyeti her fırsatta hatırlatmak millete borcumuzdur''
Bugün hala 27 Mayıs'ın ilerici bir darbe olduğunu savunanların, hala Dersim katliamını savunanların, kitap yasaklamalarını meşrulaştırmaya çalışan, camilerin kapatılmasını, satılmasını inkar eden, bu gerçeği sulandırmaya çalışan bir zihniyetin var olduğunu söyleyen Erdoğan, şunları kaydetti:

''Devasa o muhteşem Sultanahmet Camii'ni 6 yıl kapatan zihniyeti biz anlatmayacak mıyız? Her milletin gururlandığı, övündüğü abide eserler vardır. Kaldı ki bunlar, bizim aynı zamanda dinimizin gereği olan ibadetlerimizi toplum olarak bir arada yerine getirdiğimiz o muhteşem eserler... Tıpkı 1940'larda olduğu gibi, tıpkı 28 Şubat sürecinde olduğu gibi bugün de devşirme, sahte ve sahtekar din adamlarıyla toplum ve inanç mühendisliği yapmaya çalışan bir zihniyet var. Özellikle Güneydoğu'da... Herhalde ne demek istediğimi anladınız.

Bugün hala, başörtüsü yasağını savunan, katsayı uygulamasını savunan, kesintisiz eğitime karşı çıkıp bunu Anayasa Mahkemesi'ne götüren, yasakçı, baskıcı, inanç düşmanı bir zihniyet var. Bu zihniyeti deşifre etmek, bizim boynumuzun borcudur. Bu zihniyeti milletimize, genç nesillere her fırsatta hatırlatmak, bizim millete borcumuzdur. Bir tarafta cuma namazı kılınıyor. Orada bir tane cambaz çıkmış, din adamlığı yapıyor. O da orada cuma kıldırıyor. İşte burada kılınıyor. Cuma, adı üzerinde birleşmektir. Sen halkı bölmek için orada ikinci bir cemaat oluşturuyorsun. Bunları deşifre etmeyelim mi? 'O devletin imamıymış'. O? 'Biz, diyor Kürtlerin imamıyız.' Bizim dinimizde Türk, Kürt, Laz, Çerkez, Abhaza var mı?''
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, 28 Şubat'ın hemen ertesinde gelen ekonomik krizlerin bir gecede Türkiye'yi yoksullaştırdığını hatırlatarak, ''Gecelik faizin bin 500'e çıktığı dönemi, 8 bine çıktığı anı hatırlayın. Buralara çıktı. Acaba kimler burada vurgunu vurdu? İşte o vurgunu vuranların aslında hesaba çekilmesi lazım. Suç duyurusu yapıyorum burada'' dedi.

Erdoğan, Müstakil Sanayici ve İşadamları Derneği'nin (MÜSİAD) 21. Olağan Genel Kurul Toplantısı'nda yaptığı konuşmada, siyasette, hukukta, ekonomide, dış politikada, ''jakobenlerin, seçkinlerin, elitlerin'' egemenliğinin artık sona erdiğini söyledi.

Bugün artık egemenliğin ''belli zümrelerin, baronların, Galata bankerlerinin, komitacıların, çetelerin, mafyanın, cuntanın'' değil, kayıtsız ve şartsız milletin olduğunu vurgulayan Erdoğan, Türkiye'de hangi müdahale dönemine bakılırsa bakılsın en büyük darbeyi ekonominin aldığının görüldüğüne dikkati çekti.

1960 müdahalesinin demokrasiyi kesintiye uğrattığı kadar, ekonomide telafisi yıllar alacak yaralar açtığını, 1971'de ve 1980'de Türkiye ekonomisinin aynı şekilde ağır darbe aldığını anımsatan Erdoğan, her müdahalede büyüme hızının yavaşladığını, faizlerin yükseldiğini, özellikle yatırımların on yıllar boyunca ertelendiğini ifade etti.

''(İyiyiz) diyoruz, ama buna rağmen darbeyi yedik''
Erdoğan, 28 Şubat'ın hemen ertesinde gelen ekonomik krizlerin bir gecede Türkiye'yi yoksullaştırdığını belirterek, şöyle konuştu:

''Gecelik faizin bin 500'e çıktığı dönemi, 8 bine çıktığı anı hatırlayın. Buralara çıktı. Acaba kimler burada vurgunu vurdu? İşte o vurgunu vuranların aslında hesaba çekilmesi lazım. Suç duyurusu yapıyorum burada. Bakın 26 Nisan 2007 Perşembe günü Borsa rekor kırıyor, 48 bin 33 puana ulaşıyor. 27 Nisan Cuma gecesi malum bildiri yayınlanıyor. 1 Mayıs'ta Borsa 43 bin 528 puandan kapanıyor. Toplam kayıp yüzde 9,4. Hisseleri işlem gören şirketlerin piyasa değeri, o üç gün içinde 20 milyar dolar azalıyor. Dolar, 1,32 liradan 1,39 liraya yükseliyor. Bono bileşik faizi, üç gün içinde yüzde 18,4'ten yüzde 19,5'e çıkıyor. 1 puanlık faiz artışının Türkiye'ye yıllık faturası ne biliyor musunuz? 2 milyar lira... Bitmedi. Üst üste 4 yıl yüzde 5'in üzerinde büyüyen Türkiye ekonomisi, 2007 yılının üçüncü çeyreğinde fren yapıyor, yüzde 2 büyüme gerçekleşiyor. Yüzde 4 hedeflediğimiz enflasyon, o yıl yüzde 8'e çıkıyor. Halbuki 'iyiyiz, iyi' diyoruz. Ama buna rağmen biz de o darbeyi yedik. Ben bunu ilgili çevrelerin hepsine özel görüşmelerimde de anlattım.

Allah aşkına soruyorum; buna kimin ne hakkı var? Türkiye'ye bu bedeli, bu faturayı ödetmeye kimin ne hakkı var? Bir bildirinin, Türkiye'ye sadece faiz maliyeti 2 milyar lira... Kimin cebinden çıkıyor bu para? Bu faturayı kim ödüyor? Milletim ödüyor, siz ödüyorsunuz, biz ödüyoruz. İşte bu bedeller ödenmesin diye demokrasiye sahip çıkacağız, özgürlüklere sahip çıkacağız, reformlara sahip çıkacağız ve kararlılıkla ilerleyeceğiz. Bundan rahatsız olanlar var ve bundan sonra da olacak. On yıllar boyunca sırtını statükoya dayayan, buradan nemalananlar bundan rahatsızlar ve rahatsız olmaya devam edecekler.''

''Süreci hep birlikte 2023'e taşıyacağız''
Başbakan Erdoğan, onlara aldırmadan, bu ülkenin fertleri, bu ülkenin iş adamları, sermayedarları arasında ayrımcılık yapmadan bu süreci hep birlikte 2023'e taşıyacaklarını vurgulayarak, milletin iradesine her zaman sahip çıktığını ve sahip çıkmaya devam edeceğini söyledi.

Hükümet olarak millet iradesine her zaman sahip çıktıklarını ve çıkmaya devam edeceklerini dile getiren Erdoğan, aynı şekilde iş adamlarının, sanayicilerin, esnafın, tüccarın, ihracatçının da hem milli iradeye, hem istikrara sahip çıkması, bunu en güçlü şekilde savunmasını beklediklerini ifade etti.

Erdoğan, ''MÜSİAD tavrını, biz bu ülkenin tüm iş adamlarında, tüm iş çevrelerinde görmek istiyoruz'' dedi.

sabah
 
 
28 Nisan 2012 Cumartesi 15:40
 
 
(0 Yorum Yapıldı)Yorumlar
<p>Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.</p>
 
Bu Kategorideki Diğer Haberler
 
İçel Soroptimist Kulübü, 'Obezite ile Savaş' semineri düzenledi.Bisiklet durursa hayat dururTarsus Sev’in Robotik Takımı’na İki Ödül BirdenMobbing ve Hukuksal Boyutu Ele AlındıGüzel Konuşma ve Diksiyon
MTSO’ya teşekkür belgesiMenderes Gönüllü Evi, Mezitli'nin Filizleri ailesine katıldıMiniklerden Büyük Nağmeler Mezitli’de 26. Jakaranda koruluğu açıldı Çalgı Çengi’nin Ünlü Oyuncuları Forum Mersin’de Hayranlarıyla Buluşuyor Çocukların isteğiyle Mezitli'ye kar yağdıAkdeniz İlçe Teşkilat İçi Eğitim Ve Referandum Hazırlık Toplantısını Gerçekleştirdi
 
 
Yazarlar
Yazarlar RSS Beslemesi
 
 
 
Get our toolbar!
 
Gazete Manşetleri
 
Bumerang - Yazarkafe
 
Namaz Vakitleri
 
  • İmsak05:42
  • Güneş07:17
  • Öğlen13:06
  • İkindi16:11
  • Akşam18:34
  • Yatsı19:59
 
Anket
.
 
İddaa
 
Lig Puan Durumu
 
Takımlar
O
G
B
M
P
1
Beşiktaş
21
14
5
2
47
2
Başakşehir
21
12
7
2
43
3
Galatasaray
21
12
4
5
40
4
Fenerbahçe
21
10
7
4
37
5
Antalyaspor
21
10
5
6
35
6
Osmanlıspor FK
21
7
9
5
30
7
Trabzonspor
20
9
3
8
30
8
Konyaspor
21
7
7
7
28
9
Bursaspor
21
8
4
9
28
10
K.D.Ç. Karabük
21
8
3
10
27
11
Gençlerbirliği
20
6
8
6
26
12
Kasımpaşa
21
7
4
10
25
13
Akhisar Bld.
21
6
6
9
24
14
Kayserispor
21
6
4
11
22
15
Alanyaspor
20
6
3
11
21
16
Ç. Rizespor
21
5
5
11
20
17
Adanaspor
21
4
5
12
17
18
Gaziantepspor
20
4
3
13
15
 
Şampiyonlar Ligi
 
UEFA Avrupa Ligi
 
Alt Lig
 
 
Tarihte Bugün
1547 - VI. Edward, İngiltere kralı oldu.
1622 - Genç Osman olarak da bilinen II. Osman katledildi.
1833 - Mısır'da çıkan isyanın bastırılması için Rus Filosu İstanbul'a geldi.
1835 - Şili'nin Concepción şehri depremle yerle bir oldu.
1872 - Metropolitan Museum of Art, New York'ta açıldı.
1887 - Almanya, İtalya ve Avusturya arasında 'Üçler Paktı' imzalandı.
1914 - İstanbul'da ilk elektrikli tramvay sefere başladı.
1919 - Afganistan'da Emir Habibullah Han'ın katledilmesi üzerine yerine geçen Amanullah Han, ülkesinin bağımsızlığını ilan etti.
1921 - "Mahşerin Dört Atlısı" filmi gösterime girdi. Başrolde Rudolph Valentino oynuyor.
1928 - İstanbul'da "Vatandaşları Türkçe konuşmaya teşvik" toplantısı yapıldı.
1930 - Türk Parasının Kıymetini Koruma Kanunu kabul edildi.
1938 - Adolf Hitler, Çekoslovakya ve Avusturya'daki Almanlar için kendi geleceklerini belirleme hakkı istedi.
1939 - Milli Eğitim Bakanlığı'nın yayınladığı 'İlköğretim' dergisinin ilk sayısı çıktı.
1941 - Yahudiler için transit vizesine ilişkin talimatname yayınlandı.
1944 - II. Dünya Savaşı: ABD bombardıman uçakları Nazi uçak üretim merkezlerini bombalıyor.
1947 - 5018 sayılı İşçi ve İşveren Sendikaları ve Sendika Birlikleri Hakkında Kanun ile Türkiye'de ilk kez sendikalara, özel bir kanun ile kurulma hakkı tanındı.
1962 - Astronot John Glenn, Friendship 7 uzay aracının içinde dünya etrafında 3 defa döndü. Olay 4 saat, 55 dakika sürdü.
1965 - Suat Hayri Ürgüplü'nün başkanlığında AP, CKMP, YTP ve MP'nin katılımıyla oluşan dördüncü koalisyon hükümeti kuruldu. Yeni hükümette AP Genel Başkanı Süleyman Demirel, başbakan yardımcısı olarak görev aldı.
1968 - Türkiye İşçi Partisi (TİP) milletvekilleri Çetin Altan ve Yunus Koçak 1968 yılında bugün Meclis'te Adalet Parti'lilerin saldırısına uğradılar.
1970 - Boğaziçi Köprüsü'nün temeli, Cumhurbaşkanı Cevdet Sunay ve Başbakan Süleyman Demirel tarafından törenle atıldı. Üç yılda tamamlanan köprü, 29 Ekim 1973'te açıldı.
1971 - Uganda'da İdi Amin kendini devlet başkanı ilan etti.
1975 - İstanbul Sıkıyönetim Komutanlığı İstanbul Elektrik Tünel Tramvay İşletmesi (İETT) grevini yasakladı.
1976 - Türkiye'deki 23 Amerikan üssünde grev kararı alındı.
1983 - British Petrol Şirketi, Türkiye'deki petrol arama faaliyetini durdurdu.
1990 - Dışişleri Bakanı Mesut Yılmaz, Cumhurbaşkanı Turgut Özal'ın müdahaleleri nedeniyle görevinden istifa etti. Mesut Yılmaz'ın Anavatan Partisi (ANAP) genel başkanlığını hedeflediği söyleniyor.
1991 - Slovenya Parlamentosu Yugoslavya devletinin dağıtılmasını önerdi.
1992 - İstanbul Ticaret Odası'na bırakılan çanta içindeki saatli bombanın patlaması sonucu 1 kişi öldü, 16 kişi yaralandı.
1992 - Vergi affı yasalaştı. Askerlik süresinin 12 aya indirilmesini öngören tasarı kabul edildi.
2001 - 7.3 milyar doların Merkez Bankası'na geri döndüğü açıklanırken, repo faizleri yüzde 3 binleri gördü. Fischer ve Deppler Başbakan ile yeniden birarayla geldi.
2002 - Mısır'da bir trende meydana gelen yangında 370 kişi öldü.
2003 - ABD'nin Rhode Island eyaletinde bir gece klubünde çıkan yangında 100 kişi öldü.
2004 - Fenerbahçe hisseleri İMKB'de işlem görmeye başladı.
 
Arşiv
 
Süper Loto
16.02.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu061028294753
 
On Numara
13.02.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu04050717202627282938394244525456606572747578
 
Sayısal Loto
18.02.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu021828333640
 
Şans Topu
15.02.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu031112192409
 
 
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji