İhracat Kasım ayında geçen yıla göre %5 artışla 11 milyar 952 milyon dolar oldu

Ana Sayfa » Gündem » Başkanlık sistemini bölgesel gelişmeler ışığında okumak.. Abdullah Ayan yazdı

Başkanlık sistemini bölgesel gelişmeler ışığında okumak.. Abdullah Ayan yazdı

Irak'taki Kürdistan bölgesi Bağdat'tan çok Türkiye'ye yakın. Suriye'de olası parçalanma kaçınılmaz sonuçları olacak.

 
 
Başkanlık sistemini bölgesel gelişmeler ışığında okumak.. Abdullah Ayan yazdı
Toplumu saran cepheleşmenin Başkanlık tartışmalarına yansıması doğal…
Üstelik Başkanlık sistemine karşı çıkanlar bugün Erdoğan üzerinden saf belirliyor ama Cumhuriyetin kuruluşundan beri bazı dönemlerde küllenen bazen de alevlenen ciddi bir tartışma konusudur bu.
Yeni değildir çünkü Çankaya’ ya ilk çıkan Mustafa Kemal’ in bile 1930’ larda kurallarını kendi koyduğu, belirlediği oyundan sıkıldığı bilinen bir gerçektir.
Cumhurbaşkanlığı yanında Başbakanlığı vekâleten üstlenme girişimi yakın çevresince bile çok fazla desteklenmeyince, zaman içinde rafa kaldırılmıştır ama ülke yönetimiyle ilgili alınan hayati önemdeki kararın Meclisten çok, Çankaya’ da kurulan sofrada tartışıldığı –çoğu zaman da alındığı- sır değil.
Mustafa Kemal’ in ardından başlayan İnönü döneminde sofra yakın çevresi yoktur ama yine de ülkeyi Cumhurbaşkanlığına oturan İnönü ve etrafındaki dar kadronun ağırlığı ortadadır.
Çok partili hayata geçişle iktidara gelen Demokrat Parti döneminde bu kez ipler güçlü Başbakan figürüne geçer. Bayar’ ı Çankaya’ ya çıkarsa da ülkenin direksiyonu Menderes’ in elindedir. Çankaya ile yetkiyi paylaşmak bir yana, Osmanlı hanedanının yurda dönüş yasağının kaldırılması düzenlemesini tartışalım diyen Bayar’ a, masadan kaptığı kağıda istifasını yazarak kapıyı çarpıp çıkması o günlere özgü anekdotlardan sadece biridir. (Bayar’ a konumunu hatırlatan önemli bir hamledir ve bir daha kimse konumunu gözden geçirmemiştir)
1960 darbesine yol açan pek çok neden sıralanabilir ama en önemlilerinden biri Menderes’ in fiili ve güçlü başkan olarak yönetim anlayışıdır.
Zaten o anlayışa karşı darbeciler iktidarın paylaşılmasını Milli Güvenlik Kurulu benzeri organizasyonlarla paylaşma formülünü geliştirmiş, o yöntem uzunca süre çok yüksek oy oranlarıyla iktidara gelmesine rağmen örneğin Demirel’ in Başkanlık veya yarı Başkanlık gibisinden sistem tartışmalarını aklına bile getirmemesine yol açmıştır.
1980 darbesinden sonra Başkanlık modelini en yüksek sesle dile getiren Özal’ dır. Özellikle Çankaya’ ya çıkarken en güvenilir yeddi emin olarak partiyi ve iktidarı teslim ettiği Akbulut’ la başlayan süreç ve kendi çocuğu gibi doğurup büyüttüğü Anavatan’ ın çok kısa sürede statükoya teslim oluşu Özal’ ı daha da bilemiştir.
Çankaya’ da eli kolu bağlı oturamayacağını görünce hem sistemi tartışmaya açmış hem de istifa ederek halk desteğiyle sistemi hayata geçireceği yeni parti arayışlarına girişmiştir. Özal ölmese -veya akla daha yakın deyimle öldürülmese- çok kısa zamanda istifa ederek aktif siyasete dönecek ve Başkanlık sistemi için kapıları zorlayacaktı. Bu sır değil.
1990’ larda kısır koalisyonlarla 10 yılını kaybeden, Kürt sorununda on binlerce insanın ölümü trilyon dolarlık kayıplarla krizden krize düşen, faili meçhullerin/darbeciliğin çamurlu yollarında debelenen ve 2001 kriziyle dibe vuran ülkenin o yıllarını anlatmaya, hatırlatmaya da gerek yok sanırım.
Ardından gelen AK Parti ve Erdoğan’ ın dış koşulların da avantajıyla Özal’ dan daha güçlü biçimde sürdürdüğü Başbakanlık veya Gül’ ün Çankaya’ ya çıkmasıyla ortaya çıkan fiili Başkanlık dönemi.
Şimdi 2014’ e doğru Gül’ ün Çankaya dönemi kapanırken Erdoğan’ ın kafasındaki stratejiyi koşullar elverdiği oranda ve Türkiye’ de ilk kez halkın seçeceği Başkan özelliğinin avantajı ve halk desteğinin rüzgarıyla hayata geçirmeye çalıştığı görülüyor.
Dünyada mükemmel sistem yok, en gelişmiş demokratik ülkelerde bile erkler arası çatışmalar, güçler paylaşımının nasıl yapılacağı konuları hep tartışılmıştır, tartışılmakta…
Başkanlık sisteminin en mükemmel işlediği ABD’ den, güçlü Başbakanların İngiltere ve Almanya’sına, yarı Başkanlık modeline örnek gösterilen Fransa’ ya kadar her modelin kendine özgü avantajları, dezavantajları var.
Türkiye cumhuriyetin kuruluşundan beri tartışıla gelen sistemle ilgili üstelik yeni ve sivil anayasanın yapılma şansının ortaya çıkmasıyla bu konuda ciddi bir fırsatı da yakalamış görünüyor ama konu makro düzeyde ve sistem üzerinden değil, ne yazık ki Erdoğan üzerinden ve kişiselleştirilerek tartışılıyor ve bu hiç te sağlıklı bir şey değil.
Başkanlık sistemine sırf Erdoğan Başkan olacak diye karşı çıkmayı akılla, mantıkla bağdaştırmak mümkün mü?
Tüm dengelerin değişmekte olduğu, güç eksenlerinin temelden sarsıldığı, yıkılıp yeniden kurulacak bir dünyada süreç Türkiye’ ye istese de istemese de yeni roller biçmekte.
Bu rollerden biri de büyük olasılıkla AB benzeri bir ekonomik ve sosyal, siyasal entegrasyona doğru evrilecek Ortadoğu’ nun liderliğindeki Türkiye’ nin olacak.
Fiilen dağılmakta olan ve Irak’ın merkezinden, Bağdat’ tan çok Türkiye’ ye yakın olmak durumundaki Kuzey Irak (söyleme çekindiğimiz gerçek adıyla Kürdistan bölgesi), parçalanmanın eşiğindeki Suriye’ nin dağılması halinde Türkiye ile birlikte olmayı tercih edecek sınır bölgesi, kaçınılmaz Benelüks modeline şans tanıdığı gün, nasıl bir strateji izlenecek?
Bunun başka topraklar üzerinde gizli açık hesaplarla ilgisi yok. Unutmayın kader veya koşullar Hatay fırsatını çıkardığında, kimse elinin tersiyle itmedi. Aksine “Anavatana kavuşma” olarak heyecanla karşılandı. Bu nedenle Büyük ülke, model ülke iddiasını yeri geldiğinde dile getirenlerin gelecekle ilgili bu büyüklüğe uygun stratejileri olması gerekiyor. Koşullar günün birinde böylesi fiili Federe yapıyı dayatır veya yaratırsa buna özgü nasıl bir hareket planı var ülkenin? Daha da önemlisi 50 yıl sonrasını öngören bir yol haritasına sahip mi Türkiye?
Sorulması gereken soru tam da burada düğümleniyor: Yakın zamanda kaçınılmaz olarak meydana gelecek gelişmelere mevcut yapı mı, Başkanlık sistemi mi daha uygun?
İşin birde gittikçe merkezileşen ve tüm ağırlığıyla bürokrasinin egemenliği altına giren yönetim anlayışının Başkanlık sistemiyle adem-i merkeziyetçiliğe, daha kolay ifadeyle Ankara’ dan atanmışlar eliyle yönetilen –her işi uhdesine alanların katkısıyla yönetilemeyen- ülkenin artık yerel seçilmişlerle yerinden yönetilmesi zamanı geldi de geçiyor.
Atılacak böylesi bir adımı en çok desteklemesi gereken Kürtlerin Başkanlık sistemini Erdoğan’ lı AK Partiden çok desteklemeleri gerekirken takındıkları tavır izah edilebilir mi derseniz?
Günlük hesapların, klişeleşmiş düşüncelerin, dar kalıpların ötesine nasıl geçeceğimiz zor sorularına da cevap aramak, konuyu tüm boyutlarıyla tartışmak gerekir diye düşünüyorum.

 
 
15 Mayıs 2012 Salı 09:22
 
 
(0 Yorum Yapıldı)Yorumlar
<p>Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.</p>
 
Bu Kategorideki Diğer Haberler
 
Son 24 Saat
Haberler RSS Beslemesi
 
Facebook messenger'de sohbet odaları başlıyorBu bilgisayar saniyede 93 trilyon işlem yapıyorGalaxy S7 dört farklı versiyonla geliyorLamborghini mi, Ferrari mi?Facebook'un karı %52 artışla 5,84 milyar dolarDengede durarak felç olma riskinizi ölçünSamsung Galaxy S6 ve Galaxy S6 Edge'yi tanıttıDünyanın en çok turist alan şehirleriAvşar Kızı, Ilıcalı'ya Fark AttıTelefonlarda 'keşke yazmasaydım' mesajları geri alınabiliyor2014 en sıcak yıl olduMicrosoft’tan Windows 10.. İlk yıl ücretsiz
 
Yazarlar
Yazarlar RSS Beslemesi
 
Bumerang - Yazarkafe
 
 
Get our toolbar!
 
Gazete Manşetleri
 
 
Namaz Vakitleri
 
  • İmsak05:51
  • Güneş07:33
  • Öğlen12:43
  • İkindi15:17
  • Akşam17:33
  • Yatsı19:02
 
Anket
.
 
Lig Puan Durumu
 
Takımlar
O
G
B
M
P
1
Başakşehir
13
9
4
0
31
2
Beşiktaş
13
8
5
0
29
3
Galatasaray
13
8
2
3
26
4
Fenerbahçe
13
7
4
2
25
5
Bursaspor
12
6
3
3
21
6
Konyaspor
13
5
5
3
20
7
Osmanlıspor FK
13
4
7
2
19
8
Gençlerbirliği
13
4
6
3
18
9
K.D.Ç. Karabük
13
5
2
6
17
10
Akhisar Bld.
13
4
4
5
16
11
Antalyaspor
13
4
4
5
16
12
Alanyaspor
13
4
2
7
14
13
Kasımpaşa
13
3
3
7
12
14
Trabzonspor
12
3
3
6
12
15
Gaziantepspor
13
3
2
8
11
16
Ç. Rizespor
12
2
4
6
10
17
Kayserispor
12
2
3
7
9
18
Adanaspor
13
1
3
9
6
 
Şampiyonlar Ligi
 
UEFA Avrupa Ligi
 
Alt Lig
 
Tarihte Bugün
1492 - Kristof Kolomb, Haiti'yi keşfetti.
1904 - Japonlar Port Arthur'da Rus donanmasını yok etti.
1920 - TBMM'de "Anadolu ve Rumeli Müdafaai Hukuk Grubu" kuruldu; Mustafa Kemal grup başkanlığına seçildi.
1921 - Büyük Britanya ve İrlanda Birleşik Krallığı, İrlanda devrimci grubu Sinn Fein ile anlaşmaya vardı ve İrlanda'nın güneyi bağımsız bir devlet oldu.
1927 - Türkiye Cumhuriyeti'nin ilk Vaşington Büyükelçisi Ahmet Muhtar Bey güven mektubunu sundu.
1927 - Cumhuriyet döneminin ilk kâğıt paraları tedavüle çıkarıldı. 1, 5, 10, 50, 100, 500 ve 1000 liralık olmak üzere 7 ayrı değerde çıkarılan banknotlar eski Türkçe ve Fransızca bastırıldı.
1932 - Almanya doğumlu İsviçreli fizikçi Albert Einstein Amerikan vizesi aldı.
1933 - Birleşik Devletler'de 14 yıldır devam eden içki yasağı kalktı.
1933 - Eskişehir Şeker Fabrikası açıldı.
1934 - Türkiye'de kadınlara milletvekili seçme ve seçilme hakkı tanıyan kanun kabul edildi.
1941 - Birleşik Krallık; Finlandiya, Macaristan ve Romanya'ya savaş ilan etti.
1942 - Erbaa ve Niksar'da meydana gelen depremde 500 kişi öldü.
1945 - Bermuda Şeytan Üçgeni'nde bir uçak kayboldu.
1950 - Türkiye Cumhuriyeti Millî Savunma Bakanlığı, Kore'deki askerlerin %10'unun öldüğünü açıkladı. Radyo Gazetesi'ne göre, 150 asker öldü, 150 kayıp, 200 ile 300 yaralı var.
1953 - Bektaşi Şeyhi Sırrı Baba, Bakanlar Kurulu kararıyla sınırdışı edildi.
1957 - Sukarno tüm Hollandalıları Endonezya'dan sınırdışı etti.
1970 - İstanbul Çapa Yüksek Öğretmen Okulu'nda 2 öğrenci vuruldu.
1978 - Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği, Afganistan ile 20 yıllık dostluk anlaşması imzaladı.
1981 - Türkiye Millî Basketbol Takımı, Sofya'da Yunanistan'ı 93-80 yenerek Balkan Şampiyonu oldu.
1986 - Pınar Kür'ün "Bitmeyen Aşk" adlı romanı "müstehcenlik" gerekçesiyle toplatıldı.
1987 - Cibali Tütün Fabrikası yandı.
1987 - Türkiye İşçi Partisi (TİP) genel Sekreteri Nihat Sargın ve Türkiye Komünist Partisi (TKP) Genel Sekreteri Nabi Yağcı (Haydar Kutlu) tutuklandı.
1989 - TGV Atlantique, 482,4 km/h sürate erişerek demiryolu hız rekorunu kırdı.
1995 - MHP Genel Başkanı Alparslan Türkeş, "Cumhuriyetimizin ilk dönemlerinde olduğu gibi ezan Türkçe okunsun" diyen eski Devlet Güvenlik Mahkemesi başsavcısı Nusret Demiral'ın istifasını istedi.
2002 - Oslo'da yapılan barış görüşmelerinde Sri Lanka'da 19 yıl süren savaştan sonra Tamil gerillaları ile hükümet arasında federal iktidar paylaşımı konusunda gelişme sağlandı.
2003 - İntihar bombacıları güney Rusya'da bir trene saldırdılar: en az 46 kişi öldü.
2003 - Türk Telekomünikasyon AŞ hızlı internet uygulaması ADSL'yi, kullanıma açıldı.
 
Arşiv
 
Süper Loto
01.12.2016 Tarihli Çekiliş Sonucu101823343650
 
On Numara
28.11.2016 Tarihli Çekiliş Sonucu03091114253336374045474851535459616465727880
 
Sayısal Loto
03.12.2016 Tarihli Çekiliş Sonucu242636434446
 
Şans Topu
30.11.2016 Tarihli Çekiliş Sonucu041011162601
 
 
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji