Özdemir,'Pazar Bağımlılığı İhracatçılarımız İçin Büyük Bir Risk Oluşturuyor'

Ana Sayfa » Gündem » Başkanlık sistemini bölgesel gelişmeler ışığında okumak.. Abdullah Ayan yazdı

Başkanlık sistemini bölgesel gelişmeler ışığında okumak.. Abdullah Ayan yazdı

Irak'taki Kürdistan bölgesi Bağdat'tan çok Türkiye'ye yakın. Suriye'de olası parçalanma kaçınılmaz sonuçları olacak.

 
 
Başkanlık sistemini bölgesel gelişmeler ışığında okumak.. Abdullah Ayan yazdı
Toplumu saran cepheleşmenin Başkanlık tartışmalarına yansıması doğal…
Üstelik Başkanlık sistemine karşı çıkanlar bugün Erdoğan üzerinden saf belirliyor ama Cumhuriyetin kuruluşundan beri bazı dönemlerde küllenen bazen de alevlenen ciddi bir tartışma konusudur bu.
Yeni değildir çünkü Çankaya’ ya ilk çıkan Mustafa Kemal’ in bile 1930’ larda kurallarını kendi koyduğu, belirlediği oyundan sıkıldığı bilinen bir gerçektir.
Cumhurbaşkanlığı yanında Başbakanlığı vekâleten üstlenme girişimi yakın çevresince bile çok fazla desteklenmeyince, zaman içinde rafa kaldırılmıştır ama ülke yönetimiyle ilgili alınan hayati önemdeki kararın Meclisten çok, Çankaya’ da kurulan sofrada tartışıldığı –çoğu zaman da alındığı- sır değil.
Mustafa Kemal’ in ardından başlayan İnönü döneminde sofra yakın çevresi yoktur ama yine de ülkeyi Cumhurbaşkanlığına oturan İnönü ve etrafındaki dar kadronun ağırlığı ortadadır.
Çok partili hayata geçişle iktidara gelen Demokrat Parti döneminde bu kez ipler güçlü Başbakan figürüne geçer. Bayar’ ı Çankaya’ ya çıkarsa da ülkenin direksiyonu Menderes’ in elindedir. Çankaya ile yetkiyi paylaşmak bir yana, Osmanlı hanedanının yurda dönüş yasağının kaldırılması düzenlemesini tartışalım diyen Bayar’ a, masadan kaptığı kağıda istifasını yazarak kapıyı çarpıp çıkması o günlere özgü anekdotlardan sadece biridir. (Bayar’ a konumunu hatırlatan önemli bir hamledir ve bir daha kimse konumunu gözden geçirmemiştir)
1960 darbesine yol açan pek çok neden sıralanabilir ama en önemlilerinden biri Menderes’ in fiili ve güçlü başkan olarak yönetim anlayışıdır.
Zaten o anlayışa karşı darbeciler iktidarın paylaşılmasını Milli Güvenlik Kurulu benzeri organizasyonlarla paylaşma formülünü geliştirmiş, o yöntem uzunca süre çok yüksek oy oranlarıyla iktidara gelmesine rağmen örneğin Demirel’ in Başkanlık veya yarı Başkanlık gibisinden sistem tartışmalarını aklına bile getirmemesine yol açmıştır.
1980 darbesinden sonra Başkanlık modelini en yüksek sesle dile getiren Özal’ dır. Özellikle Çankaya’ ya çıkarken en güvenilir yeddi emin olarak partiyi ve iktidarı teslim ettiği Akbulut’ la başlayan süreç ve kendi çocuğu gibi doğurup büyüttüğü Anavatan’ ın çok kısa sürede statükoya teslim oluşu Özal’ ı daha da bilemiştir.
Çankaya’ da eli kolu bağlı oturamayacağını görünce hem sistemi tartışmaya açmış hem de istifa ederek halk desteğiyle sistemi hayata geçireceği yeni parti arayışlarına girişmiştir. Özal ölmese -veya akla daha yakın deyimle öldürülmese- çok kısa zamanda istifa ederek aktif siyasete dönecek ve Başkanlık sistemi için kapıları zorlayacaktı. Bu sır değil.
1990’ larda kısır koalisyonlarla 10 yılını kaybeden, Kürt sorununda on binlerce insanın ölümü trilyon dolarlık kayıplarla krizden krize düşen, faili meçhullerin/darbeciliğin çamurlu yollarında debelenen ve 2001 kriziyle dibe vuran ülkenin o yıllarını anlatmaya, hatırlatmaya da gerek yok sanırım.
Ardından gelen AK Parti ve Erdoğan’ ın dış koşulların da avantajıyla Özal’ dan daha güçlü biçimde sürdürdüğü Başbakanlık veya Gül’ ün Çankaya’ ya çıkmasıyla ortaya çıkan fiili Başkanlık dönemi.
Şimdi 2014’ e doğru Gül’ ün Çankaya dönemi kapanırken Erdoğan’ ın kafasındaki stratejiyi koşullar elverdiği oranda ve Türkiye’ de ilk kez halkın seçeceği Başkan özelliğinin avantajı ve halk desteğinin rüzgarıyla hayata geçirmeye çalıştığı görülüyor.
Dünyada mükemmel sistem yok, en gelişmiş demokratik ülkelerde bile erkler arası çatışmalar, güçler paylaşımının nasıl yapılacağı konuları hep tartışılmıştır, tartışılmakta…
Başkanlık sisteminin en mükemmel işlediği ABD’ den, güçlü Başbakanların İngiltere ve Almanya’sına, yarı Başkanlık modeline örnek gösterilen Fransa’ ya kadar her modelin kendine özgü avantajları, dezavantajları var.
Türkiye cumhuriyetin kuruluşundan beri tartışıla gelen sistemle ilgili üstelik yeni ve sivil anayasanın yapılma şansının ortaya çıkmasıyla bu konuda ciddi bir fırsatı da yakalamış görünüyor ama konu makro düzeyde ve sistem üzerinden değil, ne yazık ki Erdoğan üzerinden ve kişiselleştirilerek tartışılıyor ve bu hiç te sağlıklı bir şey değil.
Başkanlık sistemine sırf Erdoğan Başkan olacak diye karşı çıkmayı akılla, mantıkla bağdaştırmak mümkün mü?
Tüm dengelerin değişmekte olduğu, güç eksenlerinin temelden sarsıldığı, yıkılıp yeniden kurulacak bir dünyada süreç Türkiye’ ye istese de istemese de yeni roller biçmekte.
Bu rollerden biri de büyük olasılıkla AB benzeri bir ekonomik ve sosyal, siyasal entegrasyona doğru evrilecek Ortadoğu’ nun liderliğindeki Türkiye’ nin olacak.
Fiilen dağılmakta olan ve Irak’ın merkezinden, Bağdat’ tan çok Türkiye’ ye yakın olmak durumundaki Kuzey Irak (söyleme çekindiğimiz gerçek adıyla Kürdistan bölgesi), parçalanmanın eşiğindeki Suriye’ nin dağılması halinde Türkiye ile birlikte olmayı tercih edecek sınır bölgesi, kaçınılmaz Benelüks modeline şans tanıdığı gün, nasıl bir strateji izlenecek?
Bunun başka topraklar üzerinde gizli açık hesaplarla ilgisi yok. Unutmayın kader veya koşullar Hatay fırsatını çıkardığında, kimse elinin tersiyle itmedi. Aksine “Anavatana kavuşma” olarak heyecanla karşılandı. Bu nedenle Büyük ülke, model ülke iddiasını yeri geldiğinde dile getirenlerin gelecekle ilgili bu büyüklüğe uygun stratejileri olması gerekiyor. Koşullar günün birinde böylesi fiili Federe yapıyı dayatır veya yaratırsa buna özgü nasıl bir hareket planı var ülkenin? Daha da önemlisi 50 yıl sonrasını öngören bir yol haritasına sahip mi Türkiye?
Sorulması gereken soru tam da burada düğümleniyor: Yakın zamanda kaçınılmaz olarak meydana gelecek gelişmelere mevcut yapı mı, Başkanlık sistemi mi daha uygun?
İşin birde gittikçe merkezileşen ve tüm ağırlığıyla bürokrasinin egemenliği altına giren yönetim anlayışının Başkanlık sistemiyle adem-i merkeziyetçiliğe, daha kolay ifadeyle Ankara’ dan atanmışlar eliyle yönetilen –her işi uhdesine alanların katkısıyla yönetilemeyen- ülkenin artık yerel seçilmişlerle yerinden yönetilmesi zamanı geldi de geçiyor.
Atılacak böylesi bir adımı en çok desteklemesi gereken Kürtlerin Başkanlık sistemini Erdoğan’ lı AK Partiden çok desteklemeleri gerekirken takındıkları tavır izah edilebilir mi derseniz?
Günlük hesapların, klişeleşmiş düşüncelerin, dar kalıpların ötesine nasıl geçeceğimiz zor sorularına da cevap aramak, konuyu tüm boyutlarıyla tartışmak gerekir diye düşünüyorum.

 
 
 
15 Mayıs 2012 Salı 09:22
 
 
(0 Yorum Yapıldı)Yorumlar
<p>Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.</p>
 
Bu Kategorideki Diğer Haberler
 
KDV sistemi değişiyorToroslarda yüzme kursları başladıToroslar’da, Yapılandırma Başvuruları BaşladıGüneş Doğarken İşçilerle Sabah MesaisindeTarih, doğa, deniz, güneş, müzik ve dans kansere karşı birleştiİçel Soroptimist Kulübü, 'Obezite ile Savaş' semineri düzenledi.Bisiklet durursa hayat dururTarsus Sev’in Robotik Takımı’na İki Ödül BirdenMobbing ve Hukuksal Boyutu Ele AlındıGüzel Konuşma ve Diksiyon
MTSO’ya teşekkür belgesiMenderes Gönüllü Evi, Mezitli'nin Filizleri ailesine katıldı
 
 
Yazarlar
Yazarlar RSS Beslemesi
 
 
 
Gazete Manşetleri
 
 
Namaz Vakitleri
 
  • İmsak05:57
  • Güneş07:39
  • Öğlen12:46
  • İkindi15:18
  • Akşam17:34
  • Yatsı19:04
 
Anket
.
 
İddaa
 
Lig Puan Durumu
 
Takımlar
O
G
B
M
P
1
Galatasaray
15
10
2
3
32
2
Başakşehir
15
9
3
3
30
3
Fenerbahçe
15
8
5
2
29
4
Beşiktaş
15
7
6
2
27
5
Kayserispor
15
7
6
2
27
6
Göztepe
15
8
3
4
27
7
Trabzonspor
15
7
4
4
25
8
Bursaspor
15
7
3
5
24
9
Sivasspor
15
7
1
7
22
10
Akhisarspor
15
5
4
6
19
11
Kasımpaşa
15
5
3
7
18
12
Aytemiz Alanyaspor
15
5
2
8
17
13
Malatyaspor
15
4
4
7
16
14
Osmanlıspor
15
4
2
9
14
15
Konyaspor
15
4
2
9
14
16
Antalyaspor
15
3
5
7
14
17
Gençlerbirliği
15
3
3
9
12
18
Karabükspor
15
2
2
11
8
 
Şampiyonlar Ligi
 
UEFA Avrupa Ligi
 
Alt Lig
 
 
Tarihte Bugün
1522 - Osmanlı padişahı I. Süleyman, Rodos'un teslimini istedi.
1642 - Hollandalı denizci Abel Tasman, Yeni Zelanda`yı keşfetti.
1754 - Osmanlı padişahı III. Osman'ın saltanatı başladı
1789 - Fransa'da Ulusal Muhafız Birliği (National Guard) kuruldu.
1805 - Sırp İsyanları ve Kara Yorgi'nin önderliği altında Sırpların Belgrad'ı ele geçirmesi.
1877 - 2. Meclis-i Mebusan çalışmalarına başladı.
1903 - İtalyan asıllı ABD'li dondurma satıcısı Italo Marcioni, ilk dondurma külahının patentini aldı.
1914 - Mesudiye zırhlısı, Çanakkale'de bir İngiliz denizaltısı tarafından batırıldı.
1937 - İlk seloteyp satışa sunuldu.
1937 - Japon İmparatorluk Kara Kuvvetleri, Çin Cumhuriyeti'nin başkenti Nankin'i ele geçirdi.
1939 - Kriegsmarine cep zırhlısı Admiral Graf Spee ile Kraliyet Donanması kruvazörleri HMS Exeter, HMS Ajax ve HMS Achilles arasında Río de la Plata Muharebesi başladı.
1942 - Çorum'da deprem: 25 kişi öldü, 589 ev yıkıldı.
1943 - İkinci Basın Kongresi, Ankara'da toplandı.
1945 - Filarmoni Derneği İstanbul'da ilk konserini verdi.
1949 - İsrail Kudüs'ü başkent ilan etti. Arap-İsrail Savaşı'ndan sonra, Eski Kent ve Doğu Kudüs Ürdün'de, Batı Kudüs de İsrail'de kaldı. Kent, BM kararlarına göre uluslararası kent ilan edilmişti.
1957 - İran'da deprem: 2 bin kişi öldü.
1959 - Başpiskopos Makarios bağımsız Kıbrıs Cumhuriyeti'nin cumhurbaşkanlığına seçildi
1960 - Ankara Sıkıyönetim Komutanlığı Yeni Gün ve Öncü gazetelerini 3 gün süreyle kapattı.
1960 - Fransa Cumhurbaşkanı Charles de Gaulle'ün Cezayir ziyareti olaylı geçti. Fransız milliyetçilerinin çıkardığı olaylarda 123 kişi öldü.
1967 - Yunanistan Kralı Konstantin'in cuntaya karşı darbe girişimi başarısız oldu. Albaylar Cuntası iktidarı devam etti. Kral ülkesini terk etmek zorunda kaldı.
1974 - Malta'da cumhuriyet ilan edildi
1980 - 17 yasındaki TDKO üyesi Erdal Eren idam edildi.KAWA örgütü genel sekreteri Hüseyin ASLAN ve 15 arkadaşı SURİYE sınır kasabası kamışlıda katledildiler.
1981 - Polonya'da General Wojciech Witold Jaruzelski sıkıyönetim ilan etti, 14 bin sendikalı işçi tutuklandı.
1983 - 45. Türkiye Cumhuriyeti Hükümet 1. Özal Hükümeti (13 Aralık 1983 21 Aralık 1987) göreve başladı.
1986 - Dünya ve Olimpiyat Şampiyonu Halterci Naim Süleymanoğlu Türkiye'ye iltica etti
1995 - Avrupa Parlamentosu, Türkiye ile imzalanan Gümrük Birliği anlaşmasını onayladı.
1996 - Kofi Annan Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri seçildi.
1998 - İtalya'da düzenlenen 5. Avrupa Kros Şampiyonası'nda Türk Genç Bayan Milli Takımı şampiyon oldu.
2002 - Avrupa Birliği Genişlemesi AB,10 yeni devletin 1 Mayıs 2004'ten itibaren üye olacağını açıkladı.
2003 - ABD askeri güçleri devrik Irak devlet başkanı Saddam Hüseyin'i Irak'ta saklandığı yerde yakaladı.
2004 - Şili'nin eski diktatörü Augusto Pinochet'nin, 1970 ve 1980'li yıllardaki Akbaba Operasyonu sırasında suç işlediği gerekçesiyle evinde gözetim altında tutulmasına ve hakkında yeni dava açılmasına karar verildi.
2005 - TMSF'nin satışa çıkardığı Telsim, 4 milyar 550 milyon dolarla dünyanın en büyük mobil telekomünikasyon operatörlerinden olan İngiltere'den Vodafone'un şirketi Vodafone Telekomünikasyon A.Ş'ye ihale edildi.
2006 - Dünya Rakı Günü kutlanmaya başlandı.
2007 - Galatasaray'ın İstanbul Aslantepe'ye inşa edeceği Ali Sami Yen Stadyumu'nun temeli atıldı.
2008 - Miss World 2008 Yapılacak.
 
Get our toolbar!
 
Arşiv
 
Bumerang - Yazarkafe
 
Süper Loto
07.12.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu010609114549
 
On Numara
11.12.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu05070811132122373843454647495157586163717879
 
Sayısal Loto
09.12.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu020711283246
 
Şans Topu
06.12.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu020510323401
 
 
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji