Mersin’de 23 Nisan Coşkusu

Ana Sayfa » Gündem » Başkanlık sistemini bölgesel gelişmeler ışığında okumak.. Abdullah Ayan yazdı

Başkanlık sistemini bölgesel gelişmeler ışığında okumak.. Abdullah Ayan yazdı

Irak'taki Kürdistan bölgesi Bağdat'tan çok Türkiye'ye yakın. Suriye'de olası parçalanma kaçınılmaz sonuçları olacak.

 
 
Başkanlık sistemini bölgesel gelişmeler ışığında okumak.. Abdullah Ayan yazdı
Toplumu saran cepheleşmenin Başkanlık tartışmalarına yansıması doğal…
Üstelik Başkanlık sistemine karşı çıkanlar bugün Erdoğan üzerinden saf belirliyor ama Cumhuriyetin kuruluşundan beri bazı dönemlerde küllenen bazen de alevlenen ciddi bir tartışma konusudur bu.
Yeni değildir çünkü Çankaya’ ya ilk çıkan Mustafa Kemal’ in bile 1930’ larda kurallarını kendi koyduğu, belirlediği oyundan sıkıldığı bilinen bir gerçektir.
Cumhurbaşkanlığı yanında Başbakanlığı vekâleten üstlenme girişimi yakın çevresince bile çok fazla desteklenmeyince, zaman içinde rafa kaldırılmıştır ama ülke yönetimiyle ilgili alınan hayati önemdeki kararın Meclisten çok, Çankaya’ da kurulan sofrada tartışıldığı –çoğu zaman da alındığı- sır değil.
Mustafa Kemal’ in ardından başlayan İnönü döneminde sofra yakın çevresi yoktur ama yine de ülkeyi Cumhurbaşkanlığına oturan İnönü ve etrafındaki dar kadronun ağırlığı ortadadır.
Çok partili hayata geçişle iktidara gelen Demokrat Parti döneminde bu kez ipler güçlü Başbakan figürüne geçer. Bayar’ ı Çankaya’ ya çıkarsa da ülkenin direksiyonu Menderes’ in elindedir. Çankaya ile yetkiyi paylaşmak bir yana, Osmanlı hanedanının yurda dönüş yasağının kaldırılması düzenlemesini tartışalım diyen Bayar’ a, masadan kaptığı kağıda istifasını yazarak kapıyı çarpıp çıkması o günlere özgü anekdotlardan sadece biridir. (Bayar’ a konumunu hatırlatan önemli bir hamledir ve bir daha kimse konumunu gözden geçirmemiştir)
1960 darbesine yol açan pek çok neden sıralanabilir ama en önemlilerinden biri Menderes’ in fiili ve güçlü başkan olarak yönetim anlayışıdır.
Zaten o anlayışa karşı darbeciler iktidarın paylaşılmasını Milli Güvenlik Kurulu benzeri organizasyonlarla paylaşma formülünü geliştirmiş, o yöntem uzunca süre çok yüksek oy oranlarıyla iktidara gelmesine rağmen örneğin Demirel’ in Başkanlık veya yarı Başkanlık gibisinden sistem tartışmalarını aklına bile getirmemesine yol açmıştır.
1980 darbesinden sonra Başkanlık modelini en yüksek sesle dile getiren Özal’ dır. Özellikle Çankaya’ ya çıkarken en güvenilir yeddi emin olarak partiyi ve iktidarı teslim ettiği Akbulut’ la başlayan süreç ve kendi çocuğu gibi doğurup büyüttüğü Anavatan’ ın çok kısa sürede statükoya teslim oluşu Özal’ ı daha da bilemiştir.
Çankaya’ da eli kolu bağlı oturamayacağını görünce hem sistemi tartışmaya açmış hem de istifa ederek halk desteğiyle sistemi hayata geçireceği yeni parti arayışlarına girişmiştir. Özal ölmese -veya akla daha yakın deyimle öldürülmese- çok kısa zamanda istifa ederek aktif siyasete dönecek ve Başkanlık sistemi için kapıları zorlayacaktı. Bu sır değil.
1990’ larda kısır koalisyonlarla 10 yılını kaybeden, Kürt sorununda on binlerce insanın ölümü trilyon dolarlık kayıplarla krizden krize düşen, faili meçhullerin/darbeciliğin çamurlu yollarında debelenen ve 2001 kriziyle dibe vuran ülkenin o yıllarını anlatmaya, hatırlatmaya da gerek yok sanırım.
Ardından gelen AK Parti ve Erdoğan’ ın dış koşulların da avantajıyla Özal’ dan daha güçlü biçimde sürdürdüğü Başbakanlık veya Gül’ ün Çankaya’ ya çıkmasıyla ortaya çıkan fiili Başkanlık dönemi.
Şimdi 2014’ e doğru Gül’ ün Çankaya dönemi kapanırken Erdoğan’ ın kafasındaki stratejiyi koşullar elverdiği oranda ve Türkiye’ de ilk kez halkın seçeceği Başkan özelliğinin avantajı ve halk desteğinin rüzgarıyla hayata geçirmeye çalıştığı görülüyor.
Dünyada mükemmel sistem yok, en gelişmiş demokratik ülkelerde bile erkler arası çatışmalar, güçler paylaşımının nasıl yapılacağı konuları hep tartışılmıştır, tartışılmakta…
Başkanlık sisteminin en mükemmel işlediği ABD’ den, güçlü Başbakanların İngiltere ve Almanya’sına, yarı Başkanlık modeline örnek gösterilen Fransa’ ya kadar her modelin kendine özgü avantajları, dezavantajları var.
Türkiye cumhuriyetin kuruluşundan beri tartışıla gelen sistemle ilgili üstelik yeni ve sivil anayasanın yapılma şansının ortaya çıkmasıyla bu konuda ciddi bir fırsatı da yakalamış görünüyor ama konu makro düzeyde ve sistem üzerinden değil, ne yazık ki Erdoğan üzerinden ve kişiselleştirilerek tartışılıyor ve bu hiç te sağlıklı bir şey değil.
Başkanlık sistemine sırf Erdoğan Başkan olacak diye karşı çıkmayı akılla, mantıkla bağdaştırmak mümkün mü?
Tüm dengelerin değişmekte olduğu, güç eksenlerinin temelden sarsıldığı, yıkılıp yeniden kurulacak bir dünyada süreç Türkiye’ ye istese de istemese de yeni roller biçmekte.
Bu rollerden biri de büyük olasılıkla AB benzeri bir ekonomik ve sosyal, siyasal entegrasyona doğru evrilecek Ortadoğu’ nun liderliğindeki Türkiye’ nin olacak.
Fiilen dağılmakta olan ve Irak’ın merkezinden, Bağdat’ tan çok Türkiye’ ye yakın olmak durumundaki Kuzey Irak (söyleme çekindiğimiz gerçek adıyla Kürdistan bölgesi), parçalanmanın eşiğindeki Suriye’ nin dağılması halinde Türkiye ile birlikte olmayı tercih edecek sınır bölgesi, kaçınılmaz Benelüks modeline şans tanıdığı gün, nasıl bir strateji izlenecek?
Bunun başka topraklar üzerinde gizli açık hesaplarla ilgisi yok. Unutmayın kader veya koşullar Hatay fırsatını çıkardığında, kimse elinin tersiyle itmedi. Aksine “Anavatana kavuşma” olarak heyecanla karşılandı. Bu nedenle Büyük ülke, model ülke iddiasını yeri geldiğinde dile getirenlerin gelecekle ilgili bu büyüklüğe uygun stratejileri olması gerekiyor. Koşullar günün birinde böylesi fiili Federe yapıyı dayatır veya yaratırsa buna özgü nasıl bir hareket planı var ülkenin? Daha da önemlisi 50 yıl sonrasını öngören bir yol haritasına sahip mi Türkiye?
Sorulması gereken soru tam da burada düğümleniyor: Yakın zamanda kaçınılmaz olarak meydana gelecek gelişmelere mevcut yapı mı, Başkanlık sistemi mi daha uygun?
İşin birde gittikçe merkezileşen ve tüm ağırlığıyla bürokrasinin egemenliği altına giren yönetim anlayışının Başkanlık sistemiyle adem-i merkeziyetçiliğe, daha kolay ifadeyle Ankara’ dan atanmışlar eliyle yönetilen –her işi uhdesine alanların katkısıyla yönetilemeyen- ülkenin artık yerel seçilmişlerle yerinden yönetilmesi zamanı geldi de geçiyor.
Atılacak böylesi bir adımı en çok desteklemesi gereken Kürtlerin Başkanlık sistemini Erdoğan’ lı AK Partiden çok desteklemeleri gerekirken takındıkları tavır izah edilebilir mi derseniz?
Günlük hesapların, klişeleşmiş düşüncelerin, dar kalıpların ötesine nasıl geçeceğimiz zor sorularına da cevap aramak, konuyu tüm boyutlarıyla tartışmak gerekir diye düşünüyorum.

 
 
 
15 Mayıs 2012 Salı 09:22
 
 
(0 Yorum Yapıldı)Yorumlar
<p>Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.</p>
 
Bu Kategorideki Diğer Haberler
 
Yurt içinde ikamet eden 24 milyon 804 bin kişi seyahate çıktıTrafiğe kayıtlı araç sayısı Aralık ayı sonu itibarıyla 22 218 945 oldu
Ocak ayı enflasyon rakamları belli olduKDV sistemi değişiyorToroslarda yüzme kursları başladıToroslar’da, Yapılandırma Başvuruları BaşladıGüneş Doğarken İşçilerle Sabah MesaisindeTarih, doğa, deniz, güneş, müzik ve dans kansere karşı birleştiİçel Soroptimist Kulübü, 'Obezite ile Savaş' semineri düzenledi.Bisiklet durursa hayat dururTarsus Sev’in Robotik Takımı’na İki Ödül BirdenMobbing ve Hukuksal Boyutu Ele Alındı
 
 
Yazarlar
Yazarlar RSS Beslemesi
 
 
 
Gazete Manşetleri
 
 
Namaz Vakitleri
 
  • İmsak04:04
  • Güneş05:48
  • Öğlen12:50
  • İkindi16:35
  • Akşam19:33
  • Yatsı21:04
 
Anket
.
 
İddaa
 
Lig Puan Durumu
 
Takımlar
O
G
B
M
P
1
Galatasaray
30
20
3
7
63
2
Beşiktaş
30
18
8
4
62
3
Başakşehir
30
19
5
6
62
4
Fenerbahçe
30
17
9
4
60
5
Trabzonspor
30
12
10
8
46
6
Göztepe
30
12
8
10
44
7
Sivasspor
30
13
5
12
44
8
Kayserispor
30
12
8
10
44
9
Kasımpaşa
30
11
7
12
40
10
Malatyaspor
30
10
8
12
38
11
Bursaspor
30
10
6
14
36
12
Akhisar Bld.Spor
30
9
8
13
35
13
Antalyaspor
30
9
8
13
35
14
Konyaspor
30
8
8
14
32
15
Alanyaspor
30
9
5
16
32
16
Osmanlıspor
30
8
8
14
32
17
Gençlerbirliği
30
7
9
14
30
18
Karabükspor
30
3
3
24
12
 
Şampiyonlar Ligi
 
UEFA Avrupa Ligi
 
Alt Lig
 
 
Tarihte Bugün
1719 - Daniel Defoe'nun ünlü romanı 'Robinson Crusoe' yayımlandı.
1859 - Kızıldeniz ile Akdeniz'i birbirine bağlayacak Süveyş Kanalı'nın kazılmasına, Mısır'ın Port Said kentinde başlandı.
1874 - Radyo dalgaları üzerinde çalışan ve bu yolla ilk haberleşmeyi sağlayan fizik bilgini Guglielmo Marconi doğdu.
1901 - New York, otomobiller plaka uygulamasını zorunlu hale getiren ilk eyalet oldu.
1914 - İngiliz Fransız kuvvetleri Çanakkale'ye çıkarma harekatı başlattı. Kara savaşları başladı.
1915 - Arıburnu Muharebeleri başladı.
1915 - Seddülbahir Muharebeleri başladı.
1918 - Türkiye'de, Kars ve Ardahan işgalden kurtuldu.
1925 - Mareşal Hindenburg, Almanya'nın halk oyuyla seçilen ilk cumhurbaşkanı oldu.
1926 - Türkiye İstatistik Kurumu (o dönemki adıyla Merkezi İstatistik Dairesi) kuruldu.
1926 - İran'da Rıza Han Pehlevi, kendisini şah ilan etti.
1941 - Başkomutan Mustafa Kemal'in yaveri Salih Bozok vefat etti.
1945 - 46 ülkeden gelen delegeler Milletler Cemiyeti'nin yerini alacak Birleşmiş Milletler'i kurmak üzere San Fransisco'da bir araya geldi.
1946 - İstanbul Ankara hattında yataklı tren seferleri başladı.
1953 - Cambridge Üniversitesi'nde iki bilim adamı, kalıtsal özellikleri ebeveynden çocuğa taşıyan deoksiribonükleik asit (DNA) adını verdikleri molekül yapısını buldular.
1957 - Antalya'nın Fethiye ilçesinde 7,1 büyüklüğünde bir deprem oldu: 67 kişi öldü.
1962 - Anayasa Mahkemesi kuruldu.
1974 - Portekiz'de Karanfil Devrimi: General Antonio Spinola'nın yönettiği askeri ayaklanmayla Salazar'ın faşist diktatörlüğü devrildi.
1976 - Portekiz'de faşist diktatörlük sonrasında yapılan ilk serbest seçimleri Mario Soares liderliğindeki Sosyalist Parti kazandı.
1983 - Pioneer 10, Plüton'un yörüngesini aştı.
1990 - ABD uzay mekiği Discovery'nin mürettebatı, ilk uzay teleskobu Hubble'ı yer çevresinde yörüngeye oturtmayı başardı.
2000 - TBMM'de grubu bulunan beş siyasi partinin genel başkanları, Anayasa Mahkemesi Başkanı Ahmet Necdet Sezer'i cumhurbaşkanlığına aday gösteren öneriyi imzalayarak TBMM'ye sundu.
2001 - Merkez Bankası'na özerklik getiren yasa TBMM'de kabul edildi.
2005 - Bulgaristan ve Romanya'nın, Avrupa Birliği'ne girişi için müzakereler başladı.
2005 - Japonya'da tren kazası: 107 ölü.
 
Arşiv
 
Bumerang - Yazarkafe
 
Süper Loto
19.04.2018 Tarihli Çekiliş Sonucu011228303945
 
On Numara
23.04.2018 Tarihli Çekiliş Sonucu02060811171824262933363940434652575960687278
 
Sayısal Loto
21.04.2018 Tarihli Çekiliş Sonucu050618414349
 
Şans Topu
18.04.2018 Tarihli Çekiliş Sonucu080919202510
 
 
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji