Özdemir, 'Adana Mersin Bölgesi 3 yılda nasıl en yoksul bölge oldu?'

Ana Sayfa » Gündem » Başkanlık sistemini bölgesel gelişmeler ışığında okumak.. Abdullah Ayan yazdı

Başkanlık sistemini bölgesel gelişmeler ışığında okumak.. Abdullah Ayan yazdı

Irak'taki Kürdistan bölgesi Bağdat'tan çok Türkiye'ye yakın. Suriye'de olası parçalanma kaçınılmaz sonuçları olacak.

 
 
Başkanlık sistemini bölgesel gelişmeler ışığında okumak.. Abdullah Ayan yazdı
Toplumu saran cepheleşmenin Başkanlık tartışmalarına yansıması doğal…
Üstelik Başkanlık sistemine karşı çıkanlar bugün Erdoğan üzerinden saf belirliyor ama Cumhuriyetin kuruluşundan beri bazı dönemlerde küllenen bazen de alevlenen ciddi bir tartışma konusudur bu.
Yeni değildir çünkü Çankaya’ ya ilk çıkan Mustafa Kemal’ in bile 1930’ larda kurallarını kendi koyduğu, belirlediği oyundan sıkıldığı bilinen bir gerçektir.
Cumhurbaşkanlığı yanında Başbakanlığı vekâleten üstlenme girişimi yakın çevresince bile çok fazla desteklenmeyince, zaman içinde rafa kaldırılmıştır ama ülke yönetimiyle ilgili alınan hayati önemdeki kararın Meclisten çok, Çankaya’ da kurulan sofrada tartışıldığı –çoğu zaman da alındığı- sır değil.
Mustafa Kemal’ in ardından başlayan İnönü döneminde sofra yakın çevresi yoktur ama yine de ülkeyi Cumhurbaşkanlığına oturan İnönü ve etrafındaki dar kadronun ağırlığı ortadadır.
Çok partili hayata geçişle iktidara gelen Demokrat Parti döneminde bu kez ipler güçlü Başbakan figürüne geçer. Bayar’ ı Çankaya’ ya çıkarsa da ülkenin direksiyonu Menderes’ in elindedir. Çankaya ile yetkiyi paylaşmak bir yana, Osmanlı hanedanının yurda dönüş yasağının kaldırılması düzenlemesini tartışalım diyen Bayar’ a, masadan kaptığı kağıda istifasını yazarak kapıyı çarpıp çıkması o günlere özgü anekdotlardan sadece biridir. (Bayar’ a konumunu hatırlatan önemli bir hamledir ve bir daha kimse konumunu gözden geçirmemiştir)
1960 darbesine yol açan pek çok neden sıralanabilir ama en önemlilerinden biri Menderes’ in fiili ve güçlü başkan olarak yönetim anlayışıdır.
Zaten o anlayışa karşı darbeciler iktidarın paylaşılmasını Milli Güvenlik Kurulu benzeri organizasyonlarla paylaşma formülünü geliştirmiş, o yöntem uzunca süre çok yüksek oy oranlarıyla iktidara gelmesine rağmen örneğin Demirel’ in Başkanlık veya yarı Başkanlık gibisinden sistem tartışmalarını aklına bile getirmemesine yol açmıştır.
1980 darbesinden sonra Başkanlık modelini en yüksek sesle dile getiren Özal’ dır. Özellikle Çankaya’ ya çıkarken en güvenilir yeddi emin olarak partiyi ve iktidarı teslim ettiği Akbulut’ la başlayan süreç ve kendi çocuğu gibi doğurup büyüttüğü Anavatan’ ın çok kısa sürede statükoya teslim oluşu Özal’ ı daha da bilemiştir.
Çankaya’ da eli kolu bağlı oturamayacağını görünce hem sistemi tartışmaya açmış hem de istifa ederek halk desteğiyle sistemi hayata geçireceği yeni parti arayışlarına girişmiştir. Özal ölmese -veya akla daha yakın deyimle öldürülmese- çok kısa zamanda istifa ederek aktif siyasete dönecek ve Başkanlık sistemi için kapıları zorlayacaktı. Bu sır değil.
1990’ larda kısır koalisyonlarla 10 yılını kaybeden, Kürt sorununda on binlerce insanın ölümü trilyon dolarlık kayıplarla krizden krize düşen, faili meçhullerin/darbeciliğin çamurlu yollarında debelenen ve 2001 kriziyle dibe vuran ülkenin o yıllarını anlatmaya, hatırlatmaya da gerek yok sanırım.
Ardından gelen AK Parti ve Erdoğan’ ın dış koşulların da avantajıyla Özal’ dan daha güçlü biçimde sürdürdüğü Başbakanlık veya Gül’ ün Çankaya’ ya çıkmasıyla ortaya çıkan fiili Başkanlık dönemi.
Şimdi 2014’ e doğru Gül’ ün Çankaya dönemi kapanırken Erdoğan’ ın kafasındaki stratejiyi koşullar elverdiği oranda ve Türkiye’ de ilk kez halkın seçeceği Başkan özelliğinin avantajı ve halk desteğinin rüzgarıyla hayata geçirmeye çalıştığı görülüyor.
Dünyada mükemmel sistem yok, en gelişmiş demokratik ülkelerde bile erkler arası çatışmalar, güçler paylaşımının nasıl yapılacağı konuları hep tartışılmıştır, tartışılmakta…
Başkanlık sisteminin en mükemmel işlediği ABD’ den, güçlü Başbakanların İngiltere ve Almanya’sına, yarı Başkanlık modeline örnek gösterilen Fransa’ ya kadar her modelin kendine özgü avantajları, dezavantajları var.
Türkiye cumhuriyetin kuruluşundan beri tartışıla gelen sistemle ilgili üstelik yeni ve sivil anayasanın yapılma şansının ortaya çıkmasıyla bu konuda ciddi bir fırsatı da yakalamış görünüyor ama konu makro düzeyde ve sistem üzerinden değil, ne yazık ki Erdoğan üzerinden ve kişiselleştirilerek tartışılıyor ve bu hiç te sağlıklı bir şey değil.
Başkanlık sistemine sırf Erdoğan Başkan olacak diye karşı çıkmayı akılla, mantıkla bağdaştırmak mümkün mü?
Tüm dengelerin değişmekte olduğu, güç eksenlerinin temelden sarsıldığı, yıkılıp yeniden kurulacak bir dünyada süreç Türkiye’ ye istese de istemese de yeni roller biçmekte.
Bu rollerden biri de büyük olasılıkla AB benzeri bir ekonomik ve sosyal, siyasal entegrasyona doğru evrilecek Ortadoğu’ nun liderliğindeki Türkiye’ nin olacak.
Fiilen dağılmakta olan ve Irak’ın merkezinden, Bağdat’ tan çok Türkiye’ ye yakın olmak durumundaki Kuzey Irak (söyleme çekindiğimiz gerçek adıyla Kürdistan bölgesi), parçalanmanın eşiğindeki Suriye’ nin dağılması halinde Türkiye ile birlikte olmayı tercih edecek sınır bölgesi, kaçınılmaz Benelüks modeline şans tanıdığı gün, nasıl bir strateji izlenecek?
Bunun başka topraklar üzerinde gizli açık hesaplarla ilgisi yok. Unutmayın kader veya koşullar Hatay fırsatını çıkardığında, kimse elinin tersiyle itmedi. Aksine “Anavatana kavuşma” olarak heyecanla karşılandı. Bu nedenle Büyük ülke, model ülke iddiasını yeri geldiğinde dile getirenlerin gelecekle ilgili bu büyüklüğe uygun stratejileri olması gerekiyor. Koşullar günün birinde böylesi fiili Federe yapıyı dayatır veya yaratırsa buna özgü nasıl bir hareket planı var ülkenin? Daha da önemlisi 50 yıl sonrasını öngören bir yol haritasına sahip mi Türkiye?
Sorulması gereken soru tam da burada düğümleniyor: Yakın zamanda kaçınılmaz olarak meydana gelecek gelişmelere mevcut yapı mı, Başkanlık sistemi mi daha uygun?
İşin birde gittikçe merkezileşen ve tüm ağırlığıyla bürokrasinin egemenliği altına giren yönetim anlayışının Başkanlık sistemiyle adem-i merkeziyetçiliğe, daha kolay ifadeyle Ankara’ dan atanmışlar eliyle yönetilen –her işi uhdesine alanların katkısıyla yönetilemeyen- ülkenin artık yerel seçilmişlerle yerinden yönetilmesi zamanı geldi de geçiyor.
Atılacak böylesi bir adımı en çok desteklemesi gereken Kürtlerin Başkanlık sistemini Erdoğan’ lı AK Partiden çok desteklemeleri gerekirken takındıkları tavır izah edilebilir mi derseniz?
Günlük hesapların, klişeleşmiş düşüncelerin, dar kalıpların ötesine nasıl geçeceğimiz zor sorularına da cevap aramak, konuyu tüm boyutlarıyla tartışmak gerekir diye düşünüyorum.

 
 
 
15 Mayıs 2012 Salı 09:22
 
 
(0 Yorum Yapıldı)Yorumlar
<p>Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.</p>
 
Bu Kategorideki Diğer Haberler
 
KDV sistemi değişiyorToroslarda yüzme kursları başladıToroslar’da, Yapılandırma Başvuruları BaşladıGüneş Doğarken İşçilerle Sabah MesaisindeTarih, doğa, deniz, güneş, müzik ve dans kansere karşı birleştiİçel Soroptimist Kulübü, 'Obezite ile Savaş' semineri düzenledi.Bisiklet durursa hayat dururTarsus Sev’in Robotik Takımı’na İki Ödül BirdenMobbing ve Hukuksal Boyutu Ele AlındıGüzel Konuşma ve Diksiyon
MTSO’ya teşekkür belgesiMenderes Gönüllü Evi, Mezitli'nin Filizleri ailesine katıldı
 
 
Yazarlar
Yazarlar RSS Beslemesi
 
 
 
 
Gazete Manşetleri
 
Namaz Vakitleri
 
  • İmsak05:12
  • Güneş06:47
  • Öğlen12:37
  • İkindi15:42
  • Akşam18:06
  • Yatsı19:29
 
Anket
.
 
İddaa
 
Lig Puan Durumu
 
Takımlar
O
G
B
M
P
1
Galatasaray
8
7
1
0
22
2
Göztepe
9
5
2
2
17
3
Akhisarspor
9
5
2
2
17
4
Başakşehir
8
5
1
2
16
5
Fenerbahçe
8
4
2
2
14
6
Beşiktaş
8
4
2
2
14
7
Kayserispor
8
4
2
2
14
8
Bursaspor
9
4
1
4
13
9
Sivasspor
9
4
1
4
13
10
Aytemiz Alanyaspor
9
3
2
4
11
11
Malatyaspor
9
3
2
4
11
12
Antalyaspor
9
2
3
4
9
13
Trabzonspor
9
2
3
4
9
14
Kasımpaşa
9
2
2
5
8
15
Karabükspor
9
2
2
5
8
16
Gençlerbirliği
9
2
2
5
8
17
Konyaspor
8
2
1
5
7
18
Osmanlıspor
9
2
1
6
7
 
Şampiyonlar Ligi
 
UEFA Avrupa Ligi
 
Alt Lig
 
 
Tarihte Bugün
1600 - Osmanlı ordusu, Macaristan'ın Kanije Kalesi'ni fethetti.
1746 - New Jersey Koleji kuruldu. Bu okulun adı 1896 yılında Princeton Üniversitesi olarak değişecektir.
1784 - Rusya, Alaska'nın Kodiak Adası'nda bir koloni kurdu.
1836 - Sam Houston törenlerle Texas Cumhuriyeti'nin ilk cumhurbaşkanı oldu.
1919 - Amasya'da, Mustafa Kemal Paşa ile İstanbul Hükümeti'nin Bahriye Nazırı Salih Hulusi Kezrak arasında Amasya Protokolü imzalandı
1931 - Amerikalı mafya lideri Al Capone vergi kaçakçılığı gerekçesiyle 11 yıl hapis cezası aldı.
1937 - Tunceli bölgesinde 21 Mart gecesi başlayan ayaklanma bastırıldı. Dört yıl için çıkarılan Tunceli'nin İdaresi Hakkında Kanun, çeşitli eklerle 1947'ye kadar sürdü.
1938 - Chester Carlson fotokopiyi icat etti.
1947 - ABD yardımının ilk partisi İskenderun Limanı'na geldi. İlk malzemelerle İstanbul-Ankara karayolunun yapımına başlanacağı açıklandı.
1953 - Laos Fransa'dan bağımsızlığını ilan etti.
1957 - ABD Vietnam'da ilk zaiyatlarını verdi.
1962 - ABD Başkanı John F. Kennedy, Küba'da Sovyet füzeleri olduğunu açıkladı. Amerikan donanması Küba'yı ablukaya aldı. Füze krizi dünyayı nükleer savaş tehlikesiyle karşı karşıya bıraktı.
1964 - Jean-Paul Sartre Nobel Edebiyat Ödülünü kazandı ama ödülü geri çevirdi.
1967 - Apollo 7 uzay aracı Dünya yörüngesinde 163 kez döndükten sonra güvenli bir şekilde Atlantik Okyanusu'na indi.
1972 - THY'nin Truva uçağı Sofya'ya kaçırıldı. Bir gün sonra yolcuları serbest bırakan 4 hava korsanı Bulgaristan'a iltica etti.
1976 - Hak İşçi Sendikaları Konfederasyonu (Hak-İş) kuruldu.
1980 - Yönetmen Ömer Kavur'un filmi Yusuf ile Kenan Milano'da altın madalya aldı.
1983 - Batı Almanya ve Fransa'da 1 milyon 500 bin kişi nükler karşıtı protesto gösterisi yaptı.
1988 - Barış Manço'nun televizyon programı 7'den 77'ye TRT'de başladı.
1988 - Eski Diyarbakır Askeri Cezaevi İç güvenlik Komutanı Binbaşı Esat Oktay Yıldıran İstanbul'da öldürüldü.
1993 - Diyarbakır'ın Lice ilçesinde çıkan çatışmada Diyarbakır Jandarma Bölge Komutanı Tuğgeneral Bahtiyar Aydın şehit oldu. İlçede sokağa çıkma yasağı ilan edildi.
1997 - Kültür Bakanlığı, Oscara gidecek film olarak Eşkıyayı seçti.
2005 - Eurovision Şarkı Yarışması'nın 50. yılı şerefine Danimarka'da en iyi 14 şarkının yarıştığı bir yarışma yapıldı. İsveçli ABBA grubunun 1974 yılında yarışan Waterloo şarkısı birinci seçildi.
2009 - Windows 7 resmi olarak piyasaya çıktı.
 
Get our toolbar!
 
Arşiv
 
Bumerang - Yazarkafe
 
Süper Loto
19.10.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu031217284748
 
On Numara
16.10.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu01061213141619273537384049515255646568697580
 
Sayısal Loto
21.10.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu071226293136
 
Şans Topu
18.10.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu010215162512
 
 
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji