Nisan ayında Adana’da 2 493, Mersin’de 2 955 konut satıldı

Ana Sayfa » Güncel » Batı' nın Türkiye Düşmanlığını Ne Zaman Anlayacağız ?... Harun Arslan yazdı

Batı' nın Türkiye Düşmanlığını Ne Zaman Anlayacağız ?... Harun Arslan yazdı

Sahilde ölü Suriyeli çocuk Avrupa’nın acımasızlığını ve vicdansızlığını buna karşılık tüm sığınmacılara kucak açan Türkiye’nin büyüklüğünü göstermiyor mu ?.

 
 
Batı' nın Türkiye Düşmanlığını Ne Zaman Anlayacağız ?... Harun Arslan yazdı

Uzun yıllar Avrupa ülkelerinde kalıp onların dillerinin, kültürlerinin eğitimini aldıktan sonra batıyı daha iyi tanıma fırsatım oldu.

Avrupalılarda asırlar geçmesine rağmen Osmanlı ve Türk düşmanlığı ve korkusu hiçbir zaman dinmedi.

Hâlâ çocuklarını “Türkler Geliyor!” diye korkutan ülkelerden söz ediyoruz. Bugün birçok Avrupalıda ve özellikle Almanlarda ortaçağdan kalma katı bir Türk düşmanlığı ve korkusu toplumsal bilinçaltında sürmektedir.

Dünya savaşlarındaki onca ölümü, katliamı ve kini unutanların Türklere karşı düşmanlığı hiçbir zaman bitmeyecektir.

Bu korku onların Türkiye’nin gelişmesini engellemeye çalışan ve iç karışıklıkların çıkmasını destekleyen bir politika geliştirmelerini sağlamıştır.

Neredeyse on yıldır Türkiye’nin gelişmemesi için Batı’nın kullandığı yöntemleri yazıyorum;

  • Terörün desteklenmesi ve iç kargaşalıkların çıkmasının sağlanması;
  • Türkiye’nin bölünmesi ya da sürekli bu gerilimle yaşatılması;
  • Türkiye’nin özellikle enerji yatırımlarının engellenmesi.

Deniz sahillerini yok edin, denizi kirletin, ormanları yakın, tarım alanlarını kullanılmaz hale getirin, asırlık ağaçları kesin, kentleri betonlaştırın, doğayı katledin, tüm bunları yapsanız da hiçbir yabancı çevreci kuruluş ya da yabancı vakıf tepki göstermez.

Fakat Türkiye’ye enerji sağlayacak en küçük bir yatırım çevre duyarlılığı ile ilişkilendirilip büyük tepki ile karşılanır.

Ülkemizde uzun yıllardır- çözüm süreci sayesinde- terör olmaması onları yatırımları engelleme çalışmalarına yöneltti. Burada Alman Vakıfları önemli rol oynadılar.

Bugün Türkiye’nin Akdeniz’de en önemli ve stratejik yatırımı niteliğindeki SEKA Limanının tersane yapılmasının önlenmesinde Alman Vakıflarının doğrudan etkilerini görüyoruz.

Greenpeace çevre örgütü enerji yatırımlarının engellenmesi için ülkemizde ciddi bir çalışma yapıyor.

Yine Kondrad Adenauer Vakfı çevre yatırımlarını eleştiren Türk basın mensuplarına ödüller veriyor.

Tarsus kardeş şehri Langen’in Yeşiller Partisi’nden bir Meclis üyesinin ülkemizde yapılacak bir HESS ‘e karşı çıkmasını, Almanya’da bir lisenin öğrencilerinin Akkuyu’ya karşı yürüyüş yapmalarını hangi mantıkla izah edebiliriz?

Sık sık kargaşa ortamlarında Türkiye’ye gelen Yeşiller Partisi eş başkanı Claudia Roth’a ne demeli? 2011 yılında Silivri’ye geliyor; arkasından Kuzey Irak’a geçiyor daha sonra Şırnak Baro Başkanı’nı ziyaret ediyor.

Aynı günlerde Alman “Die Welt” gazetesi “Kürtler Kendi Devletlerini Kursunlar mı ?” başlıklı bir anket yayımlıyor.  

Önce Langen, şimdi Oberhausen, Silifke’nin Bergkamen, Anamur’un Bingen Alman “Kardeş (!) Şehirler”ini bir de bu açıdan ve yeniden düşünmekte yarar var…

İyi niyetli beklentilerle yaygınlaşan bu “Alman Kardeş Şehirler” üzerinden ulusal politikamıza ve ekonomik gelişmemize zarar verecek eylemler ve söylemler artık bir son bulmalıdır.

Biz tüm bu gerçeklere rağmen tutuyoruz bu “düşman-kardeş” şehirleri kentimize getirecek bir anlamsız Kardeş Şehir Festivali düzenleme planı yapıyoruz.

Taşucu SEKA tesislerindeki beton alanın tersane yapılmaması için bilirkişi tarafından verimli tarım arazisi raporu verildiği hafızalarımızda; keza burada engelleme çalışmalarının arkasında Alman Heinrich Böll Vakfı ve Greenpeace örgütünün olduğunu biliyoruz.

İlginçtir ki Bergama altın madenlerine karşı çıkan Alman Heinrich Böll Vakfı ve karşı açılan davanın bilirkişisi Taşucu Tersanesi’nde bilirkişilik yapan aynı kişi.

Bu kişinin Alman Vakıfları ile bağı mahkemede dava konusu olmuş ve şu anda bilime aykırı rapor vermesinden ve Vakıf ilişkilerinden 3 yıl hapis istemi ile yargılanıyor. Dava dosyasında şikayetçi konumundaki Alman Yeşiller Partisinin kurucularından, altın madenciliğine karşı olan tavrıyla bilinen ve Alman Vakıfları ile FIAN adına faaliyet gösteren temsilcinin bilirkişi ile daha önce görüştükleri ve altın madenini engellemeye yönelik tüm eylemleri organize ettiği, eylemler için maddi destek sağladığı belirleniyor.

Türkiye, Dünyada Güney Afrika’dan sonra ikinci büyük altın rezervine sahip ülke; Türkiye’nin 6.500 ton altın stoku var. Alman Vakfı FIAN’ın görevi Türkiye’deki altın madeni işletilmesini engellemektir. Tüm dünya siyanürle altın çıkarırken, Türkiye’de altın çıkarılması siyanür kullanıldığı gerekçesiyle engelleniyor.

Altın Madenleri, Taşucu Tersanesi, Akkuyu Nükleer Santrali ve HESS ‘ler… Bunlar Türkiye’nin 2023 hedeflerine ulaşmasını kolaylaştıracak, belki de o hedefleri aşmasını sağlayacak projelerdir.

Bu gün Türkiye Ortadoğu’da nükleer gücü olan bir ülke olsaydı, çok daha önemli, güçlü, sözü geçen bir ülke olurdu. Maalesef 40 yıl yabancılar ve içimizdeki korkak siyasetçiler tarafından geciktirildi.

MHP’nin programında nükleer enerjinin gerekliliği belirtilirken,   rahmetli Alparslan Türkeş’in de güçlü bir Türkiye için mutlaka nükleer güce sahip olunması hedefinin altını çizdiği unutulmamalıdır.

Yine CHP tüzüğünde nükleer enerjinin gerekliliği belirtilmektedir.

Buna rağmen her iki parti nükleere karşı çıkmaktadır.

Oysa, Türkiye’nin bölgede güçlü bir ülke olması hususunda en çok MHP’li çevrelerin memnun olacağından eminim.

Aynı çevreler Türkiye’yi kalkındıracak olan Havaalanı, Köprü, Tersane gibi bütün büyük temel yatırımların da karşısındalar.

90 yıl öncesinin şartlarında “Yurtta Sulh Dünyada Sulh” fikri sonunda Türkiye’yi “Yurtta halkına karşı sert ve otoriter, Dünyada ise pısırık” bir ülke haline getirmişti. Dramatik bir Kurtuluş savaşından sonra dış politikasını “Sulh “ odağında şekillendiren kurucu Cumhuriyet düşüncesini elbette anlıyor ve savunuyoruz. Bütün gücünü ve enerjisini kendi toplumsal kuruluşu için seferber eden bir devletin, komşuluk ilişkilerinde mutlak bir kayıtsızlığı ve tarafsızlığı gözetmesi gerekiyordu; ancak bu çizginin neredeyse seksen yıl aynen korunması ise bir sorundur. Şimdi Dünyanın koşulları dış politikada daha dinamik bir politikayı zorunlu kılmaktadır. Hele Ortadoğu’da her ülke bütün çevre ülkeler açısından dikkatle izlenmektedir ve bir ülkedeki politik kargaşa domino etkisiyle bütün komşu ülkeleri etkilemektedir. Öyleyse güçlü devlet, kendi içine kapanmayı bir zaaf sayarak, bölgede etkin olmak üzere geniş vizyonlu bir dış politika uygulamalıdır. Oysa son 15 yıla gelinceye kadar, kendisi tümüyle dış etkilere açık, ancak bölge politikasında sözü geçmeyen bir kalabalık ülke idik.

Son yıllarda bundan kurtulmaya başladık. “Yurtta güçlü, Dünyada Güçlü” olursak o zaman daha çok barıştan söz edebiliriz ve barışa daha yakın oluruz. Sorun günü doğru okuyabilmek ve 90 yıl öncesinin şartlarının değiştiğini anlayabilmek. Bu elbette dizginsiz bir savaş çığırtkanlığı anlamına gelmez; ama barışçı politikanın sessiz, etkisiz, dirayetsiz ve saygı duyulmayan bir pasif dış politika olmadığını da dünya bize öğretti. Son yıllarda etkin ve dirayetli bir dış politikanın içerde ve dışarda kimleri rahatsız ettiğine bakınız; öte yandan bu etkin politika olmasaydı hangi dış basınçlarla nasıl bir çember içine alınacak olduğumuzu düşününüz… Elbette barış ve elbette komşuluk ilişkilerinde iyi niyet. Ama bunun için gerekli sorumluluğu, etkin ve kararlı politikalarla omuzlamak gerekir. Büyük devlet olmak budur.

Mersin’de Batı ve özellikle Alman ulusal politikası yararına, bilmeden onlarla işbirliği içerisinde olan hemşerilerimizin ve ülkemizdeki kargaşalıkları destekleyen fahri konsoloslarımızın bütün bu söylediklerimizle ilgili ikna olmaları için, eğer iyi niyetli iseler, daha ileri olumsuz ve dramatik örneklere gerek olmayacağını ümit edelim.

Son olarak sahilde ölü Suriyeli çocuk Avrupa’nın acımasızlığını ve vicdansızlığını buna karşılık tüm sığınmacılara kucak açan Türkiye’nin büyüklüğünü göstermiyor mu ?.

Artık gerçekleri görerek Türkiye’nin güçlenmesinden korkan ve Türkiye’nin güçlenmesinin ancak terörün artması ve enerji yatırımlarının engellenmesi ile olacağını bilen yabancı güçlerin ve siyaset uğruna Türkiye’nin güçlenmesini istemeyen iç güçlerin oyununa gelmemeliyiz.

Yalnızca güncel bir örnek: Bu ülkede yaşayan her insanın içini kanatan terör saldırılarının Kürt meselemizle akla, mantığa, vicdana sığar bir ilişkisi var mı? Ama genel bölge politikası içinde böylesi kör şiddet odaklarının taşeronluk yaptığını biliyoruz; bu nedenle kendine en yakın siyasal partiyle bile ağız dalaşı yapmayı göze alarak ülkeye zarar verebiliyor. Bunun özünde bir dış politika meselesi olduğu gözden kaçmamalıdır ve bir yandan içerde güvenliği amaçlarken, dış bağlantıları ve beklentileri çökertecek bir dirayetli dış politikanın sürdürülme zorunluluğu vardır.

Türkiye’de Hükümet kurma çalışmalarının yapıldığı bir dönemde adeta bir yerden düğmeye basılmışçasına terörün başlaması anlamlı değil mi? Hiçbir mantıklı sebebi olmadan başlayan terör olaylarının ve terör örgütünün içinde olan Batılı ülke resmi yetkilileri ve silahları bize olayların kimin kışkırtıcılığı ile başladığını açıkça göstermiyor mu ?

Siyasi partilerimiz hep alışılageldiği gibi birbirlerini suçlarken Batı bir oyunu yavaş yavaş sahneye koymakla meşgul. Bugüne kadar Türkiye’de iç kargaşalıklar çıkarma ve Türkiye’yi parçalama denemelerine şimdi bir yenisi ekleniyor.

Umarım geç olmadan bu anlaşılır ve ülkemizde kargaşalık çıkarmaya çalışanlara, bölmek isteyenlere karşı bundan herkesin zarar göreceğinin bilinci ile güçlü bir şekilde birlik ve beraberliğimizi sağlarız. Bu bağlamda meselenin en geniş bağıntıda kavranması gerekiyor.

 

HARUN ARSLAN

 
 
3 Eylül 2015 Perşembe 16:37
 
 
(0 Yorum Yapıldı)Yorumlar
<p>Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.</p>
 
Bu Kategorideki Diğer Haberler
 
Yurt içinde ikamet eden 24 milyon 804 bin kişi seyahate çıktıTrafiğe kayıtlı araç sayısı Aralık ayı sonu itibarıyla 22 218 945 oldu
Ocak ayı enflasyon rakamları belli olduKDV sistemi değişiyorToroslarda yüzme kursları başladıToroslar’da, Yapılandırma Başvuruları BaşladıGüneş Doğarken İşçilerle Sabah MesaisindeTarih, doğa, deniz, güneş, müzik ve dans kansere karşı birleştiİçel Soroptimist Kulübü, 'Obezite ile Savaş' semineri düzenledi.Bisiklet durursa hayat dururTarsus Sev’in Robotik Takımı’na İki Ödül BirdenMobbing ve Hukuksal Boyutu Ele Alındı
 
 
Yazarlar
Yazarlar RSS Beslemesi
 
 
 
 
Gazete Manşetleri
 
Namaz Vakitleri
 
  • İmsak03:22
  • Güneş05:20
  • Öğlen12:49
  • İkindi16:40
  • Akşam19:58
  • Yatsı21:41
 
 
Anket
.
 
İddaa
 
Lig Puan Durumu
 
Takımlar
O
G
B
M
P
1
Galatasaray
34
24
3
7
75
2
Fenerbahçe
34
21
9
4
72
3
Başakşehir
34
22
6
6
72
4
Beşiktaş
34
21
8
5
71
5
Trabzonspor
34
15
10
9
55
6
Göztepe
34
13
10
11
49
7
Sivasspor
34
14
7
13
49
8
Kasımpaşa
34
13
7
14
46
9
Kayserispor
34
12
8
14
44
10
Malatyaspor
34
11
10
13
43
11
Akhisar Bld.Spor
34
11
9
14
42
12
Alanyaspor
34
11
7
16
40
13
Bursaspor
34
11
6
17
39
14
Antalyaspor
34
10
8
16
38
15
Konyaspor
34
9
9
16
36
16
Osmanlıspor
34
8
9
17
33
17
Gençlerbirliği
34
8
9
17
33
18
Karabükspor
34
3
3
28
12
 
Şampiyonlar Ligi
 
UEFA Avrupa Ligi
 
Alt Lig
 
 
Tarihte Bugün
1647 - Alse Young adındaki bir kadın Amerikan kolonilerinde cadılık suçlamasıyla idam edilen ilk şahıs olmuştur. Young Hartford, Connecticut'ta asılarak idam edilmişti.
1832 - Quebec'te Asya kolerası salgını: yaklaşık 6000 kişi öldü.
1889 - Eyfel Kulesi'nin ilk asansörü halka açıldı.
1894 - Rusya'nın son çarı II. Nikola taç giydi.
1926 - Milli Mücadele'ye katılmayan memurların görevlerine son verilmesine ilişkin kanun kabul edildi.
1938 - Amerikan Karşıtı Faaliyetleri İzleme Komitesi (HUAC)ilk oturumunu yaptı.
1938 - Atatürk, Ankara'dan son kez ayrıldı.
1946 - Belediye seçimleri olaylı geçti. Demokrat Parti, iktidarın seçimde yanlı davrandığı ve seçim güvenliği olmadığı gerekçesiyle seçimlere katılmadı.
1957 - Abant'ta meydana gelen 7,1 büyüklüğündeki depremde 52 kişi öldü.
1963 - İskenderun Gazeteciler Cemiyeti kuruldu.
1966 - Denizli' de gerçekleşen genel kurul toplantısında Çelik Yeşilspor Gençlik ve Pamukkale Gençlik kulüplerinin katılımlarıyla Denizlispor profesyonel futbol kulübü kuruldu.
1968 - Başbakan Süleyman Demirel, "düzeni değiştirmek isteyenler meczuptur, anarşisttir" dedi.
1970 - Sovyetler Birliği yapımı Tupolev Tu-144 süpersonik uçağı, Mach 2 hızını aşabilen ilk ticari hava taşıt aracı oldu.
1972 - ABD ve SSCB arasında balistik füzelerin sınırlandırılması antlaşması imzalandı.
1982 - Yılmaz Güney'in senaryosunu yazdığı Şerif Gören'in yönettiği 'Yol' filmi Cannes Film Festivali'nde büyük ödülü Costa Gavras'ın 'Kayıp' filmiyle paylaştı.
1983 - Sosyal Demokrasi Partisi (SODEP) kuruldu Genel Başkanlığa Erdal İnönü seçildi.
1993 - Salman Rüşdi'nin 'Şeytan Ayetleri' kitabını yayımlamaya başlayan Aydınlık gazetesi toplatıldı.
1997 - Susurluk'taki kazanın duruşmasında, kamyon şoförü Hasan Gökçe, 6 milyon 420 bin lira para cezası ile DYP Şanlıurfa Milletvekili Sedat Edip Bucak'ın ailesine 100 milyon lira manevi tazminat ödemeye mahkum edildi.
1999 - Danıştay Sekizinci Dairesi, başı açık görev yapmayı kabul etmeyen türbanlı memurların, uyarı cezası verilmeden işten çıkarılmasına karar verdi.
2003 - Ukrayna Havayolları'na ait uçak, Trabzon'un Maçka ilçesi yakınlarında düştü. İspanyol Barış Gücü askerlerini taşıyan uçakta 62 asker ile 13 kişilik mürettebat öldü.
2006 - 6.3 büyüklüğündeki Mayıs 2006 Cava Depremi meydana geldi. Depremde en az 5749 kişi öldü, 38,568 kişi yaralandı ve 600,000 kişi evsiz kaldı.
 
Arşiv
 
Bumerang - Yazarkafe
 
Süper Loto
24.05.2018 Tarihli Çekiliş Sonucu061134404950
 
On Numara
21.05.2018 Tarihli Çekiliş Sonucu01020406122428323341445153585965686973757678
 
Sayısal Loto
19.05.2018 Tarihli Çekiliş Sonucu030405212434
 
Şans Topu
23.05.2018 Tarihli Çekiliş Sonucu060910242712
 
 
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji