Özdemir,'İhracat Yarışında Mersin 20 Yıldır Geriliyor'

Ana Sayfa » Güncel » Batı' nın Türkiye Düşmanlığını Ne Zaman Anlayacağız ?... Harun Arslan yazdı

Batı' nın Türkiye Düşmanlığını Ne Zaman Anlayacağız ?... Harun Arslan yazdı

Sahilde ölü Suriyeli çocuk Avrupa’nın acımasızlığını ve vicdansızlığını buna karşılık tüm sığınmacılara kucak açan Türkiye’nin büyüklüğünü göstermiyor mu ?.

 
 
Batı' nın Türkiye Düşmanlığını Ne Zaman Anlayacağız ?... Harun Arslan yazdı

Uzun yıllar Avrupa ülkelerinde kalıp onların dillerinin, kültürlerinin eğitimini aldıktan sonra batıyı daha iyi tanıma fırsatım oldu.

Avrupalılarda asırlar geçmesine rağmen Osmanlı ve Türk düşmanlığı ve korkusu hiçbir zaman dinmedi.

Hâlâ çocuklarını “Türkler Geliyor!” diye korkutan ülkelerden söz ediyoruz. Bugün birçok Avrupalıda ve özellikle Almanlarda ortaçağdan kalma katı bir Türk düşmanlığı ve korkusu toplumsal bilinçaltında sürmektedir.

Dünya savaşlarındaki onca ölümü, katliamı ve kini unutanların Türklere karşı düşmanlığı hiçbir zaman bitmeyecektir.

Bu korku onların Türkiye’nin gelişmesini engellemeye çalışan ve iç karışıklıkların çıkmasını destekleyen bir politika geliştirmelerini sağlamıştır.

Neredeyse on yıldır Türkiye’nin gelişmemesi için Batı’nın kullandığı yöntemleri yazıyorum;

  • Terörün desteklenmesi ve iç kargaşalıkların çıkmasının sağlanması;
  • Türkiye’nin bölünmesi ya da sürekli bu gerilimle yaşatılması;
  • Türkiye’nin özellikle enerji yatırımlarının engellenmesi.

Deniz sahillerini yok edin, denizi kirletin, ormanları yakın, tarım alanlarını kullanılmaz hale getirin, asırlık ağaçları kesin, kentleri betonlaştırın, doğayı katledin, tüm bunları yapsanız da hiçbir yabancı çevreci kuruluş ya da yabancı vakıf tepki göstermez.

Fakat Türkiye’ye enerji sağlayacak en küçük bir yatırım çevre duyarlılığı ile ilişkilendirilip büyük tepki ile karşılanır.

Ülkemizde uzun yıllardır- çözüm süreci sayesinde- terör olmaması onları yatırımları engelleme çalışmalarına yöneltti. Burada Alman Vakıfları önemli rol oynadılar.

Bugün Türkiye’nin Akdeniz’de en önemli ve stratejik yatırımı niteliğindeki SEKA Limanının tersane yapılmasının önlenmesinde Alman Vakıflarının doğrudan etkilerini görüyoruz.

Greenpeace çevre örgütü enerji yatırımlarının engellenmesi için ülkemizde ciddi bir çalışma yapıyor.

Yine Kondrad Adenauer Vakfı çevre yatırımlarını eleştiren Türk basın mensuplarına ödüller veriyor.

Tarsus kardeş şehri Langen’in Yeşiller Partisi’nden bir Meclis üyesinin ülkemizde yapılacak bir HESS ‘e karşı çıkmasını, Almanya’da bir lisenin öğrencilerinin Akkuyu’ya karşı yürüyüş yapmalarını hangi mantıkla izah edebiliriz?

Sık sık kargaşa ortamlarında Türkiye’ye gelen Yeşiller Partisi eş başkanı Claudia Roth’a ne demeli? 2011 yılında Silivri’ye geliyor; arkasından Kuzey Irak’a geçiyor daha sonra Şırnak Baro Başkanı’nı ziyaret ediyor.

Aynı günlerde Alman “Die Welt” gazetesi “Kürtler Kendi Devletlerini Kursunlar mı ?” başlıklı bir anket yayımlıyor.  

Önce Langen, şimdi Oberhausen, Silifke’nin Bergkamen, Anamur’un Bingen Alman “Kardeş (!) Şehirler”ini bir de bu açıdan ve yeniden düşünmekte yarar var…

İyi niyetli beklentilerle yaygınlaşan bu “Alman Kardeş Şehirler” üzerinden ulusal politikamıza ve ekonomik gelişmemize zarar verecek eylemler ve söylemler artık bir son bulmalıdır.

Biz tüm bu gerçeklere rağmen tutuyoruz bu “düşman-kardeş” şehirleri kentimize getirecek bir anlamsız Kardeş Şehir Festivali düzenleme planı yapıyoruz.

Taşucu SEKA tesislerindeki beton alanın tersane yapılmaması için bilirkişi tarafından verimli tarım arazisi raporu verildiği hafızalarımızda; keza burada engelleme çalışmalarının arkasında Alman Heinrich Böll Vakfı ve Greenpeace örgütünün olduğunu biliyoruz.

İlginçtir ki Bergama altın madenlerine karşı çıkan Alman Heinrich Böll Vakfı ve karşı açılan davanın bilirkişisi Taşucu Tersanesi’nde bilirkişilik yapan aynı kişi.

Bu kişinin Alman Vakıfları ile bağı mahkemede dava konusu olmuş ve şu anda bilime aykırı rapor vermesinden ve Vakıf ilişkilerinden 3 yıl hapis istemi ile yargılanıyor. Dava dosyasında şikayetçi konumundaki Alman Yeşiller Partisinin kurucularından, altın madenciliğine karşı olan tavrıyla bilinen ve Alman Vakıfları ile FIAN adına faaliyet gösteren temsilcinin bilirkişi ile daha önce görüştükleri ve altın madenini engellemeye yönelik tüm eylemleri organize ettiği, eylemler için maddi destek sağladığı belirleniyor.

Türkiye, Dünyada Güney Afrika’dan sonra ikinci büyük altın rezervine sahip ülke; Türkiye’nin 6.500 ton altın stoku var. Alman Vakfı FIAN’ın görevi Türkiye’deki altın madeni işletilmesini engellemektir. Tüm dünya siyanürle altın çıkarırken, Türkiye’de altın çıkarılması siyanür kullanıldığı gerekçesiyle engelleniyor.

Altın Madenleri, Taşucu Tersanesi, Akkuyu Nükleer Santrali ve HESS ‘ler… Bunlar Türkiye’nin 2023 hedeflerine ulaşmasını kolaylaştıracak, belki de o hedefleri aşmasını sağlayacak projelerdir.

Bu gün Türkiye Ortadoğu’da nükleer gücü olan bir ülke olsaydı, çok daha önemli, güçlü, sözü geçen bir ülke olurdu. Maalesef 40 yıl yabancılar ve içimizdeki korkak siyasetçiler tarafından geciktirildi.

MHP’nin programında nükleer enerjinin gerekliliği belirtilirken,   rahmetli Alparslan Türkeş’in de güçlü bir Türkiye için mutlaka nükleer güce sahip olunması hedefinin altını çizdiği unutulmamalıdır.

Yine CHP tüzüğünde nükleer enerjinin gerekliliği belirtilmektedir.

Buna rağmen her iki parti nükleere karşı çıkmaktadır.

Oysa, Türkiye’nin bölgede güçlü bir ülke olması hususunda en çok MHP’li çevrelerin memnun olacağından eminim.

Aynı çevreler Türkiye’yi kalkındıracak olan Havaalanı, Köprü, Tersane gibi bütün büyük temel yatırımların da karşısındalar.

90 yıl öncesinin şartlarında “Yurtta Sulh Dünyada Sulh” fikri sonunda Türkiye’yi “Yurtta halkına karşı sert ve otoriter, Dünyada ise pısırık” bir ülke haline getirmişti. Dramatik bir Kurtuluş savaşından sonra dış politikasını “Sulh “ odağında şekillendiren kurucu Cumhuriyet düşüncesini elbette anlıyor ve savunuyoruz. Bütün gücünü ve enerjisini kendi toplumsal kuruluşu için seferber eden bir devletin, komşuluk ilişkilerinde mutlak bir kayıtsızlığı ve tarafsızlığı gözetmesi gerekiyordu; ancak bu çizginin neredeyse seksen yıl aynen korunması ise bir sorundur. Şimdi Dünyanın koşulları dış politikada daha dinamik bir politikayı zorunlu kılmaktadır. Hele Ortadoğu’da her ülke bütün çevre ülkeler açısından dikkatle izlenmektedir ve bir ülkedeki politik kargaşa domino etkisiyle bütün komşu ülkeleri etkilemektedir. Öyleyse güçlü devlet, kendi içine kapanmayı bir zaaf sayarak, bölgede etkin olmak üzere geniş vizyonlu bir dış politika uygulamalıdır. Oysa son 15 yıla gelinceye kadar, kendisi tümüyle dış etkilere açık, ancak bölge politikasında sözü geçmeyen bir kalabalık ülke idik.

Son yıllarda bundan kurtulmaya başladık. “Yurtta güçlü, Dünyada Güçlü” olursak o zaman daha çok barıştan söz edebiliriz ve barışa daha yakın oluruz. Sorun günü doğru okuyabilmek ve 90 yıl öncesinin şartlarının değiştiğini anlayabilmek. Bu elbette dizginsiz bir savaş çığırtkanlığı anlamına gelmez; ama barışçı politikanın sessiz, etkisiz, dirayetsiz ve saygı duyulmayan bir pasif dış politika olmadığını da dünya bize öğretti. Son yıllarda etkin ve dirayetli bir dış politikanın içerde ve dışarda kimleri rahatsız ettiğine bakınız; öte yandan bu etkin politika olmasaydı hangi dış basınçlarla nasıl bir çember içine alınacak olduğumuzu düşününüz… Elbette barış ve elbette komşuluk ilişkilerinde iyi niyet. Ama bunun için gerekli sorumluluğu, etkin ve kararlı politikalarla omuzlamak gerekir. Büyük devlet olmak budur.

Mersin’de Batı ve özellikle Alman ulusal politikası yararına, bilmeden onlarla işbirliği içerisinde olan hemşerilerimizin ve ülkemizdeki kargaşalıkları destekleyen fahri konsoloslarımızın bütün bu söylediklerimizle ilgili ikna olmaları için, eğer iyi niyetli iseler, daha ileri olumsuz ve dramatik örneklere gerek olmayacağını ümit edelim.

Son olarak sahilde ölü Suriyeli çocuk Avrupa’nın acımasızlığını ve vicdansızlığını buna karşılık tüm sığınmacılara kucak açan Türkiye’nin büyüklüğünü göstermiyor mu ?.

Artık gerçekleri görerek Türkiye’nin güçlenmesinden korkan ve Türkiye’nin güçlenmesinin ancak terörün artması ve enerji yatırımlarının engellenmesi ile olacağını bilen yabancı güçlerin ve siyaset uğruna Türkiye’nin güçlenmesini istemeyen iç güçlerin oyununa gelmemeliyiz.

Yalnızca güncel bir örnek: Bu ülkede yaşayan her insanın içini kanatan terör saldırılarının Kürt meselemizle akla, mantığa, vicdana sığar bir ilişkisi var mı? Ama genel bölge politikası içinde böylesi kör şiddet odaklarının taşeronluk yaptığını biliyoruz; bu nedenle kendine en yakın siyasal partiyle bile ağız dalaşı yapmayı göze alarak ülkeye zarar verebiliyor. Bunun özünde bir dış politika meselesi olduğu gözden kaçmamalıdır ve bir yandan içerde güvenliği amaçlarken, dış bağlantıları ve beklentileri çökertecek bir dirayetli dış politikanın sürdürülme zorunluluğu vardır.

Türkiye’de Hükümet kurma çalışmalarının yapıldığı bir dönemde adeta bir yerden düğmeye basılmışçasına terörün başlaması anlamlı değil mi? Hiçbir mantıklı sebebi olmadan başlayan terör olaylarının ve terör örgütünün içinde olan Batılı ülke resmi yetkilileri ve silahları bize olayların kimin kışkırtıcılığı ile başladığını açıkça göstermiyor mu ?

Siyasi partilerimiz hep alışılageldiği gibi birbirlerini suçlarken Batı bir oyunu yavaş yavaş sahneye koymakla meşgul. Bugüne kadar Türkiye’de iç kargaşalıklar çıkarma ve Türkiye’yi parçalama denemelerine şimdi bir yenisi ekleniyor.

Umarım geç olmadan bu anlaşılır ve ülkemizde kargaşalık çıkarmaya çalışanlara, bölmek isteyenlere karşı bundan herkesin zarar göreceğinin bilinci ile güçlü bir şekilde birlik ve beraberliğimizi sağlarız. Bu bağlamda meselenin en geniş bağıntıda kavranması gerekiyor.

 

HARUN ARSLAN

 
3 Eylül 2015 Perşembe 16:37
 
 
(0 Yorum Yapıldı)Yorumlar
<p>Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.</p>
 
Bu Kategorideki Diğer Haberler
 
Son 24 Saat
Haberler RSS Beslemesi
 
Facebook messenger'de sohbet odaları başlıyorBu bilgisayar saniyede 93 trilyon işlem yapıyorGalaxy S7 dört farklı versiyonla geliyorLamborghini mi, Ferrari mi?Facebook'un karı %52 artışla 5,84 milyar dolarDengede durarak felç olma riskinizi ölçünSamsung Galaxy S6 ve Galaxy S6 Edge'yi tanıttıDünyanın en çok turist alan şehirleriAvşar Kızı, Ilıcalı'ya Fark AttıTelefonlarda 'keşke yazmasaydım' mesajları geri alınabiliyor2014 en sıcak yıl olduMicrosoft’tan Windows 10.. İlk yıl ücretsiz
 
Yazarlar
Yazarlar RSS Beslemesi
 
Bumerang - Yazarkafe
 
 
Get our toolbar!
 
Gazete Manşetleri
 
 
Namaz Vakitleri
 
  • İmsak05:55
  • Güneş07:37
  • Öğlen12:45
  • İkindi15:18
  • Akşam17:33
  • Yatsı19:03
 
Anket
.
 
Lig Puan Durumu
 
Takımlar
O
G
B
M
P
1
Başakşehir
13
9
4
0
31
2
Beşiktaş
13
8
5
0
29
3
Galatasaray
13
8
2
3
26
4
Fenerbahçe
13
7
4
2
25
5
Bursaspor
13
7
3
3
24
6
Konyaspor
13
5
5
3
20
7
Osmanlıspor FK
13
4
7
2
19
8
Gençlerbirliği
13
4
6
3
18
9
Trabzonspor
14
5
3
6
18
10
K.D.Ç. Karabük
13
5
2
6
17
11
Akhisar Bld.
13
4
4
5
16
12
Antalyaspor
13
4
4
5
16
13
Alanyaspor
13
4
2
7
14
14
Kasımpaşa
13
3
3
7
12
15
Gaziantepspor
13
3
2
8
11
16
Ç. Rizespor
13
2
4
7
10
17
Kayserispor
13
2
3
8
9
18
Adanaspor
14
1
3
10
6
 
Şampiyonlar Ligi
 
UEFA Avrupa Ligi
 
Alt Lig
 
Tarihte Bugün
1774 - Kazak isyanı önderi Pugaçev idam edildi.
1817 - Mississippi, A.B.D. nin 20. eyaleti olarak birliğe katıldı.
1863 - Londra metrosu açıldı.
1898 - İspanyol-Amerikan savaşı sonrası Küba İspanya'dan bağımsızlığını kazandı.
1901 - İlk Nobel ödülleri verildi.
1902 - Mısır'da Nil nehri üzerinde inşa edilen Aswan Barajı hizmete girdi.
1906 - Theodore Roosevelt, Rus-Japon Savaşının sona ermesinde oynadığı arabuluculuk rolünden dolayı, Nobel Barış Ödülü'nü alan ilk Amerikalı oldu.
1923 - İrlandalı şair William Butler Yeats Nobel Edebiyat Ödülü'nü aldı.
1927 - Fransız filozof Henri Bergson Nobel Edebiyat Ödülü'nü aldı.
1929 - Alman yazar Thomas Mann Nobel Edebiyat Ödülü'nü aldı.
1941 - Malaya açıklarında Prince of Wales ve Repulse olmak üzere Kraliyet Donanmasına ait iki zırhlı Japon İmparatorluk Deniz Kuvvetleri'ne bağlı torpido bombardıman uçakları tarafından batırıldı.
1948 - Birleşmiş Milletler Meclisi, İnsan Hakları Bildirgesini kabul etti. Türkiye İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi'ne kabul oyu verdi.
1956 - Macaristan'da çatışmalar başladı, sıkıyönetim ilan edildi.
1964 - Martin Luther King Nobel barış Ödülü'nü aldı.
1970 - Rus yazar Aleksandr Soljenitsin Nobel Edebiyat Ödülü'nü aldı.
1971 - Aralarında Türkiye İşçi Partisi Genel Sekreteri Tarık Ziya Ekinci'nin de bulunduğu 26 sanıklı Devrimci Doğu Kültür Ocakları davasına Diyarbakır'da başlandı.
1975 - Rus bilim insanı Andrey Saharov Nobel Barış Ödülü'nü aldı.
1977 - Uluslararası Af Örgütü Nobel Barış Ödülü'nü aldı.
1977 - İstanbul Toptaşı Cezaevi'nden 9 siyasi tutuklu kaçtı.
1978 - Enver Sedat ve Menahem Begin Nobel Barış Ödülü'nü aldı.
1979 - Devlet Opera ve Balesi Genel Müdürü Gürer Aykal görevinden alınmıştı. 10 Aralık günü bu göreve İsmet Kurt'un atanması üzerine Devlet Opera ve Balesi çalışanları Carmina Burana'nın sahnelenmesine katılmama kararı aldı. Kurt iki gün sonra istifa etti.
1979 - Rahibe Teresa Nobel Barış Ödülü'nü aldı.
1982 - Günaydın gazetesi yayın hayatına başladı.
1983 - Arjantin'de askeri rejim sona erdi; Arjantin'in 8 yıldan sonra ilk sivil başkanı Raul Alfonsin oldu.
1983 - Polonyalı Dayanışma Sendikası lideri Lech Walesa Nobel Barış Ödülü'nü aldı.
1984 - Güney Afrika'lı Piskopos Desmond Tutu Nobel Barış Ödülü'nü aldı.
1987 - Sedat Simavi Basın Ödülü Uğur Mumcu'ya verildi.
1987 - İnsan Hakları Derneği "Genel Af ve Ölüm Cezalarının Kaldırılması" talepli 130 bin imzalı dilekçeyi Meclis Genel Sekreterliği'ne sundu.
1988 - Türkiye'de ilk karaciğer nakli ameliyatı yapıldı. Ameliyatı, Ankara Hacettepe Üniversitesi'nden Prof.Dr. Mehmet Haberal gerçekleştirdi.
1988 - Cumhurbaşkanı Kenan Evren'in veto ettiği öğrenci affı yasası Meclis'te tekrar kabul edildi. Yasa, üniversitelerde türbana izin veriyordu.
1988 - Mısırlı Necip Mahfuz Nobel Edebiyat Ödülü'nü aldı.
1989 - Aliağa'da çevre şenliği yapıldı.
1993 - Güvenlik kuvvetleri Özgür Gündem gazetesinin İstanbul Kadırga'daki merkezini bastı ve tüm çalışanları gözaltına aldı.
1994 - Yaser Arafat, Shimon Perez ve Yitzhak Rabin Nobel Barış Ödülü'nü aldılar.
1994 - TBMM TV ( Meclis Tv) kuruldu.
2002 - Stanford Üniversitesi insan embriyosu klonlayacağını açıkladı.
2002 - Eski Amerikan Başkanı Jimmy Carter, 1970 lerde Orta Doğu'da sürdürdüğü diplomatik arabuluculuklarından dolayı Nobel Barış Ödülü'nü aldı.
2002 - Kuzey Kore`den gelen Scud füzeleri taşıyan bir gemi Umman denizinde İspanyol donanması tarafından durduruldu.
2002 - Bangladeş gözaltına aldığı iki Avrupalı gazeteciyi serbest bıraktı.
2003 - İranlı Shirin Ebadi, Nobel Barış Ödülü'nü alan ilk müslüman kadın oldu.
2005 - 10 Aralık Hareketi ilk toplantısını İstanbul Dedeman Oteli'nde gerçekleştirdi.
 
Arşiv
 
Süper Loto
08.12.2016 Tarihli Çekiliş Sonucu040619233854
 
On Numara
05.12.2016 Tarihli Çekiliş Sonucu06071115171923242931323440435154596166737677
 
Sayısal Loto
03.12.2016 Tarihli Çekiliş Sonucu242636434446
 
Şans Topu
07.12.2016 Tarihli Çekiliş Sonucu061017243004
 
 
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji