Özdemir,'Pazar Bağımlılığı İhracatçılarımız İçin Büyük Bir Risk Oluşturuyor'

Ana Sayfa » Gündem » Bedrettin Gündeş'ten Mersin'in açmazları ve çözüm önerileri

Bedrettin Gündeş'ten Mersin'in açmazları ve çözüm önerileri

Bedrettin Gündeş: Yerel yönetim uzmanı, sosyolog, yazar, sivil toplumcu.Yeni Güney Gazetesi'nden Nicolas Öztürkmen ile Mersin'in ana problemleri, geleceği, birlikteliği üzerine bir röportaj. Gündeş, verdiği ilginç mesajlarla Mersin’in içinde bulunduğu açmazları anlatarak çözüm önerilerini de sundu...

 
 
Bedrettin Gündeş'ten Mersin'in açmazları ve çözüm önerileri

Soru 1. Çeşmeli Taşucu otoyoluna ilişkin yüksek planlama kurulunun kararı ile ilgili ne düşünüyorsunuz?

Çeşmeli- Taşucu Otoyol bağlantısının, Yüksek Planlama Kurulunun onayından geçmesi Mersin için sevindirici bir gelişmedir. İl dışından tatile gelenler otobanı ancak çeşmeliye kadar kullanabiliyor. Sonrası ise bir felaket. 50 km lik yolu 2 saatte zor alabiliyorlar. Bu yolun faaliyete geçmesi durumunda hem Mersinin merkez ilçeleri hem de il dışından gelenler için büyük bir rahatlama olacak. Bu durumda otobanı kullanmaları halinde herhangi bir trafik sıkışıklığının yaşanmayacağı biliniyor. Bu proje yıllardır dillendiriliyordu. Hem yurttaşlar açısından hem de turizmciler açısından son derece olumlu bir karar. Bu bir dokunuştur. Bazen bir dokunuşla birçok sorunu birlikte çözebiliyorsunuz. Ödenek yokluğundan askıya alındığı söylenen bu yolun yapımı ile ilgili kararın alınması çok doğru olmakla birlikte, zaman geçirmeden ihale aşamasına getirilip yapımına başlanması çok daha olumlu bir gelişme olacaktır.

Soru 2. Tarsus kazanlı turizm projesi ile ilgili neler yapılmalı?

Kazanlı Turizm Projesi MESİAD’ın yıllardır üzerinde durduğu, çabaladığı, ciddi lobi çalışması yaptığı projeydi. Bu proje için yer tahsisleri yapıldı ve temel atmaları beklendi. Ancak, turizm girişimcileri kendilerine son derece cömertçe verilen bu tahsisleri bile yol bağlantılarının olmaması nedeniyle başlatmadılar. 14 km lik yolun 4 km’si yapılıp durdu. Nasıl durdu bu bağlantı yolları biliyormusunuz. Devlet hızlı kamulaştırmaya almadı, bunu fırsat bilen bazı vatandaşlar ve onların uzman avukatları yürütmeyi durdurma kararı aldırarak geri kalan kısmın tamamlanmasını engellediler. 5 yıl geçti temel atılmayınca tahsislerin süresi de bitti ve sil baştan işe yeniden başladılar. Yatırımcı büyük firmalar doyumsuz olunca, tahsisler yetmiyormuş gibi yolun da tamamlanmasını istediler. devlet ise hatasını anlayıp hızlı kamulaştırmayla yolun geri kalan kısmını da çözdü. 5 yıl aradan sonra yeniden tahsisler başladı ve artık herkes bahanesi kalmayan aç gözlü yatırımcıların işe başlamasını bekliyor. Bu konuda hükümet ya da ilgili bakanlık konuyu ciddiyetle ele alıp olayın takipçisi olmalı ve süreç başlatılmalıdır. Bu turizm alanlarının o bölgeye son derece olumlu katkısı olacaktır. İstihdam açısından, tarım üreticileri açısından, sanayi atıklarının disipline edilmesi açısından daha iyi sonuçlar elde edilecektir. Turizm kenti dememize rağmen, Mersin’in yeniceden Anamur’a kadar toplam yatak kapasitesi 8500 rakamında sayıklarken, Antalya’nın yatak kapasitesi sizce kaç biliyormusunuz? Şok olacaksınız belki ama tam 580.000. Evet kıyaslayın bu rakamları. Bu nedenle Mersin turizm kenti değil, tatil yapılabilecek mekânları olan, temiz sıfır kum sahilleri olan, artık ulaşımda bir problemi olmayan bir kongre kenti olabilir. Kazanlı projesinin tamamlanması durumunda tüm kongrelerin Mersin’de yapılması sağlanabilir. İlgili bakanlıkların yönlendirmesiyle bu alanda başarı da sağlanabilir. Bu arada, Mersin’in yatak kapasitesi Antalya’nın 10/1’ine ulaştığında o zaman turizm kenti diyebiliriz.

Soru 3. Havaalanı için mersinin bir lobisi var mı? Yeterli lobi yapılıyor mu?

Mersin havalimanı dediğiniz Çukurova halimanı olarak yapımı devam ediyor. Bu konuda Mersin’in ilgili bakanları bu konuda yoğun çaba gösterdiler. Bu projede MESİAD’ın girişim ve lobi çalışmasıyla ivme kazandı. Çukurova hava limanına karşı çıkan adana lobisini ikna etmek kolay olmadı. Bu konuda TÜRKONFED Başkanı Süleyman Onatça, Adana Sanayici iş adamları derneği Başkanı Süleyman Sönmez ve arkadaşlarının yoğun çabasıyla sonuç elde edildi. Adana- Mersin arasında ki anlamsız rekabet yerini dayanışmaya, birlikte hareket etmeye ve Çukurova havzasını birlikte geliştirmeye dönüştü. İlk ihalede öngörüsüz ihale koşulları, firmaların uluslararası finans kuruluşlarından kredi alamamaları inşaat sürecini durdurdu ve ihale iptal edildi. Devlet Çukurova havalimanını kendi yapmaya karar verdi ve yeni ihale süreciyle birlikte çalışmalar devam ediyor. 2018’in sonuna doğru açılışının yapılması bekleniyor. Çukurova havalimanı Tarımsal üretimin sertifikasyona geçişi, tarıma dayalı sanayinin gelişmesi, turizmin canlanması açısından son derece olumlu sonuçlar verecektir. Uluslar arası nitelikte ve kargo taşımacılığına uygun olarak yapılan Hava limanı aynı zamanda Türkiye’nin en büyük 2. Havalimanı olarak düşünülmüş.

SORU: 4. Mersin'in gerçekten kentsel dönüşüme ihtiyacı var mı?

Mersin’in kentsel dönüşüme ihtiyacı elbette var. Sadece Mersin’in değil bütün kentlerin bu dönüşüme ihtiyacı var. Çeşitli nedenlerle kentlere gelen yoğun göç karşısında hazırlıksız olan yöneticiler, kentin çevresinde çarpık gecekondulaşmayı adeta teşvik ettiler. Gelen vatandaşlara yeni mekânsal alanları planlayarak yönlendirecekleri yerde, onları yolsuz, elektriksiz, sosyal donatılardan yoksun alanlara sürdüler.

Bu plansız alanlarda vatandaşlarda barınma ihtiyaçlarını kedi kırsal kültürü ve ekonomik durumuna göre projesiz, ruhsatsız yapmaya başlayınca çarpık kentleşme bütün problemleriyle birlikte gelişmeye başladı.

Bu kadar öngörüsüz ve çapsız belediye yönetimleri, iş işten geçtikten sonra o mekânları daha çağdaş ve yaşanabilir mekânlar konumuna getirecekleri yerde, seçim öncesi yol, su, kaldırım götürerek oy avcılığına başladılar. Bu anlayış ise o yoksul ve çarpık yapılaşma içindeki vatandaşların aynı koşullarda yaşamalarına devam etmelerine vesile oldular.
Devletin şefkati, devletin babalığı, devletin koruyuculuğu sadece anayasanın sayfaları arasında kaldı. Ne insan hakkı, ne barınma hakkı, ne sağlık, nede eğitim hakkı istenilen düzeyde bu mekânlarda sürünerek yaşamlarını devam ettiren vatandaşlara ulaşamadı.

Devlet kentsel dönüşüm dedi, TOKİ diye bir kurum yarattı. Devletin sosyal yönünü ön plana çıkaran, yoksul vatandaşların barınma ihtiyacını gidermek üzere kurgulanan TOKİ, ilk dönemlerde bu konuda iyi bir mesafe kat etmesine rağmen, son yıllarda adeta aç gözlü kültürsüz kapitalistler gibi “tüccar” mantığıyla hareket etmeye başladı.

Vatandaşın elindeki gecekonduyu alıp onu borçlandırmaya başladı. Bankaya borçlanan dar gelirli, yoksul vatandaş 3 taksitini ödeyemeyince banka sırtına bindi. Daha önce gecekondu da zor ama mutlu olarak yaşamını sürdürmeye çalışan vatandaş, bankanın kıskacına girmenin hayal kırıklığıyla evinden de oldu.

TOKİ tüccar mantığıyla kar etmek istedi. Devletin vatandaşa sosyal devlet anlayışıyla konut üretmek için oluşturduğu TOKİ, vatandaşı evsiz bırakmaya başladı. TOKİ yoksul mahallelerde korkunun adı oldu. Kentsel dönüşüm denince vatandaş korkmaya başladı. TOKİ vatandaşın ekonomik, sosyal, kültürel konumuna bakmadan kentin dışında ucube binalar inşa ederek koloniler yaratmaya başladı.

Günlük yevmiyeli yoksul vatandaşı 12–15 katlı binalara yerleştirmeye başladı. Ucube binaların asansörü bozulunca bir daha tamir edilemedi. Bina da yoksul vatandaşlar aidat ödemekte bile zorlandılar. Eski gecekondularını arar duruma geldiler.

Devlet kentsel dönüşümü TOKİ aracılığıyla yapıyorsa, önce psikologların, mesleki odaların, mahalle halkının görüşlerini almalı, ekonomik, sosyo-kültürel, demografik yapıları üzerinde çok yönlü bir çalışma yaptıktan sonra ne yapabileceğine dair projeler geliştirmelidir.

Ankara’da oturarak kendi mantalitesi doğrultusunda adeta afet evleri tarzında projeler geliştirmek doğru bir mantık değil. Önce uzmanlar gelecek mahallenin kendi özgül koşullarına göre değerler tespiti yapacak, nasıl bir yapılaşma yapacağına dair bilgileri toplayacak, ilgili odalarla değerlendirme yapacak ve vatandaşı gözeterek, koruyarak karar verecek.

Sosyal devlet mantığından uzaklaştıkça kentlerin varoşlarındaki çarpıklığı önlemek çok zor olacaktır. Devlet TOKİ aracılığıyla vatandaşı borçlandırmadan, vatandaşın isteği doğrultusunda geliştireceği projelerle konut üretmelidir.

Çok katlı yapıların ötesinde, insan odaklı bir bakış açısıyla arsa üretip, 3 veya 4 katlı 4 daire üzeri tüm sosyal donatıları içinde olan bir yaşam alanı yaratmalıdır. Amaç kar değil, toplumsal süreci doğru temelde rayına oturtmaktır. Yoksul vatandaşa eziyet değil onun sosyalleşmesini sağlayacak insanca yaşam koşullarını yaratmaktır.

Bugün Mersin’in geneline baktığınız zaman 4/3’ü kentsel dönüşüme ihtiyaç duymaktadır. Merkez mahallerden Bahçe, Barış, Mahmudiye, Kiremithane, Turgut reis, Çay, Çilek, Özgürlük, Güneş, Yeni Pazar, Kurdali, Mevlana, Çukurova, Çavuşlu, Demirtaş, Alsancak, Turunçlu, 50.yıl, Çiftyol gibi döküntü halde olan bölgelerin iyi bir planlamayla dönüşümü sağlanabilir. Halkı esas alırsanız, işin içine rant, çıkar, kayırma, adaletsizlik katmazsanız iş kolay yürür. Aksi durumda 40 yıl da geçse bu mantıkla saydığım mahalleler yerinde sayar ve her türlü çarpıklığı, kargaşayı da bünyesinde sürdürmeye devam eder.

 

Soru 5. Sürekli mersin gelişiyor, turizm, sanayi, liman ve tarım şehri deniliyor. Bunların ne kadarı gerçeği yansıtıyor?

Evet, Mersin gelişiyor. Sanayide bir hareketlilik var, tarımda var, ticarette var, Turizmde var. Ancak şu anda hiçbir sektörde önde olduğumuzu, çok iyi olduğumuzu söyleyemeyiz. Sanayisi de, Turizmi de, Tarımı da, ticareti de istenilen düzeyde olmadığı gibi bu sektörlerle anılan kentlerle kıyaslanamayacak kadar gerideyiz. Tarımda hala ilkel yöntemlerle seracılık yapılıyor, Antalya’daki gibi modern seralar oluşturulamadı. Turizmde Antalya’yı İzmir’i, Muğla’yı, Karadenizi bırakın; Urfa, Antep, Eskişehir gibi denizi olmayan kentlerin bile gerisindeyiz.
Liman 10 kat büyütülürse, Hızlı tren güzergâhının Mersin ayağı tamamlanırsa, lojistik köy kurulursa, enerji ihtisas organize sanayi bölgeleri oluşturulursa ve yapımı devam eden Mersin – Antalya devlet karayolu, Çukurova hava limanı tamamlandığında Mersin gerçekten 2. Marmara havzası olabilir. Ancak bugünkü durumuyla hak etmediği yerde duran Mersin, zamanı, süreci hızlandırarak tüm bu yatırımların bir an evvel hizmete geçmesini beklemektedir.

 

Soru 6. Mersinin mozaiği yavaş yavaş bozuluyor mu? Farklı kültürlerin bir arada yaşadığı mersinde Suriyelilerin göçü bir kutuplaşma olabilirmi?

Mersin Türkiye’nin en önemli kentlerinden biridir. Birçok etkinlikte söylem olarak geliştirilmeye çalışılan bir belirleme vardı. “Biz Mersin’iz, Mersin Türkiye’dir” diye.
Evet Mersin tüm farklı kimliklerin bir arada barış içinde yaşadığı, birbirini anlama, kabullenme açısından saygıya dayalı bir yaklaşımın olgunluğunu sergileyen bir kent. Alevilerin her çeşidi, Kürtlerin her çeşidi, Türklerin her çeşidi, Arapların her çeşidi, Müslüman olmayan azınlıkların her çeşidi var. Mersin farklı, renklerin, kültürlerin, mezheplerin bir arada yaşadığı bir kent. İklimiyle, doğal yapısıyla, topoğrafik, coğrafik yapısıyla ve 321 kilometre deniz sahiliyle güzel bir şehir. Böyle doğal güzellikleri olan bir kente gelen savaş mağdurları istenilen oranda uyum sağlayamadılar. Farklı kültürlerin birbirini kabullenmesi, anlaşması, sindirmesi zamanla olacak durumdur. Halep’in kırsalından gelen çok geri bıraktırılmış suni Arapların birdenbire kent yaşamına ayak uydurmaları kolay değil. Güneş mahallesinde 3. Katta oturan bir Suriyeli vatandaşın tuvalet ihtiyacını evin içindeki tuvaletten değilde, sokakta gelişigüzel bir şekilde gideriyorsa buna çok kızmamak lazım. Anlatmak ve onları anlamak lazım. Suriye’de ilkel yaratıkların çıkar ilişkilerinden dolayı 450 bin insan yaşamını yitirdi. Hem de din adına, mezhep adına. Şu anda aramızdalar ve bunlar için istenilen bir şekilde altyapı oluşturulamadı. Kamplarda belli bir entegrasyondan geçirilmeden çaresizce sokaklara bırakıldılar. İş yok, dil yok, eğitim yok, sadece çaresizlik var. Acılarla donatılmış bir psikoloji vaka olarak aramızda gördük bunları. Hepsi travma geçirmiş birer insan. Çaresiz savaş mağdurlarını anlamak, yardımcı olmak ve acılarını paylaşmak lazım. Ancak şu anda Suriye de çatışmalar sınırlı bölgelerde devam ediyor. Bu acılı insanların tekrar kendi yurtlarına dönmeleri için her türlü girişim, önlem, teşvik ve destek sunulmalı. Ama her şeye rağmen onlar birer insan ve süreç içinde Türkiye’de kalanlar da her yönden alışmaya çalışacaklardır. Bizlerde onlarla birlikte yaşamaya alışacağız. İnsanlar bu dünyada adil paylaştıktan sonra, birbirini anlamaya çalıştıktan sonra her sorunun üstesinden gelebilirler.

Soru 7. Mersin’in önceliği ne olmalıdır?

Mersin’in önceliği sorunların üstesinden gelmek için ayrımcılığın, memleketçiliğin, siyasi cambazlığın, oyunbozanlığın bırakılması lazım. Kentin temel sorunları bellidir. Bu sorunların üstesinden gelebilecek kurumlar, mesleki örgütler ve STK’lar da bellidir. Siyasi hesaplaşmaların arkasında kıvrak danslar yapmadan kent için, bölge için, Türkiye için ne yapılabilirliğin hesapları yapılmalıdır. Mersin için olduğu kadar Türkiye için de kalkınma ve demokrasi kültürünün gelişmesi, demokratik değerlere sahip çıkılması için çok ciddi lobi ve birliktelikler oluşturulmalıdır. Büyükşehir bu kentin lokomotifidir. Büyük düşünür ve kenti her konuda dönüşüme hazır duruma getirebilirse çok hızlı değişimler yaşanabilir. 3,5 yıl geçmesine rağmen Mersin hala kaldırım, park bahçe, asfalt işleriyle uğraşıyor. 1,5 yıl sonra geriye dönüp baktığımızda 5 yıl içinde biraz kaldırım, biraz, asfalt 2 battı çıktının dışında tüm çarpık yapılaşma içindeki mahalleler yerinde saymış olacak. Peki, ne değişmiş olacak bu kentte? Hiç bir şey!

Nicolas ÖZTÜRKMEN Yeni Güney Gazetesi 14.09.2017

 

 
 
14 Eylül 2017 Perşembe 23:05
 
 
(0 Yorum Yapıldı)Yorumlar
<p>Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.</p>
 
Bu Kategorideki Diğer Haberler
 
KDV sistemi değişiyorToroslarda yüzme kursları başladıToroslar’da, Yapılandırma Başvuruları BaşladıGüneş Doğarken İşçilerle Sabah MesaisindeTarih, doğa, deniz, güneş, müzik ve dans kansere karşı birleştiİçel Soroptimist Kulübü, 'Obezite ile Savaş' semineri düzenledi.Bisiklet durursa hayat dururTarsus Sev’in Robotik Takımı’na İki Ödül BirdenMobbing ve Hukuksal Boyutu Ele AlındıGüzel Konuşma ve Diksiyon
MTSO’ya teşekkür belgesiMenderes Gönüllü Evi, Mezitli'nin Filizleri ailesine katıldı
 
 
Yazarlar
Yazarlar RSS Beslemesi
 
 
 
Gazete Manşetleri
 
 
Namaz Vakitleri
 
  • İmsak05:58
  • Güneş07:39
  • Öğlen12:47
  • İkindi15:19
  • Akşam17:34
  • Yatsı19:04
 
Anket
.
 
İddaa
 
Lig Puan Durumu
 
Takımlar
O
G
B
M
P
1
Galatasaray
15
10
2
3
32
2
Başakşehir
15
9
3
3
30
3
Fenerbahçe
15
8
5
2
29
4
Beşiktaş
15
7
6
2
27
5
Kayserispor
15
7
6
2
27
6
Göztepe
15
8
3
4
27
7
Trabzonspor
15
7
4
4
25
8
Bursaspor
15
7
3
5
24
9
Sivasspor
15
7
1
7
22
10
Akhisarspor
15
5
4
6
19
11
Kasımpaşa
15
5
3
7
18
12
Aytemiz Alanyaspor
15
5
2
8
17
13
Malatyaspor
15
4
4
7
16
14
Osmanlıspor
15
4
2
9
14
15
Konyaspor
15
4
2
9
14
16
Antalyaspor
15
3
5
7
14
17
Gençlerbirliği
15
3
3
9
12
18
Karabükspor
15
2
2
11
8
 
Şampiyonlar Ligi
 
UEFA Avrupa Ligi
 
Alt Lig
 
 
Tarihte Bugün
1819 - Alabama, ABD'nin 22. eyaleti oldu.
1900 - Bilim adamı Max Planck, kuantum teorisini Berlin Fizik Birliği'nde sundu.
1911 - Norveçli Roald Amundsen Güney Kutbu'na ulaştı.
1927 - Çin'de Çan Kay-Şek kuvvetleri Kanton'daki komünist ayaklanmayı bastırdı.
1936 - Ankara 19 Mayıs Stadı açıldı.
1936 - İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi kuruldu.
1939 - Sovyetler Birliği, Milletler Cemiyeti üyeliğinden çıkarıldı.
1954 - Kıbrıs sorunu Birleşmiş Milletler'de görüşüldü. Türk delegesi Selim Sarper, "Kıbrıs, Türk sahillerinden 40 mil ötededir. Yunanistan'a 600 mil mesafede olan bu ada Yunanistan'ın olamaz" dedi.
1955 - Arnavutluk, Avusturya, Bulgaristan, Kamboçya, Seylan (şimdiki Sri Lanka), Finlandiya, Macaristan, İrlanda, İtalya, Ürdün, Laos, Libya, Nepal, Portekiz, Romanya ve İspanya Birleşmiş Milletler Örgütü'ne dahil edildiler.
1959 - Başpiskopos Makarios Kıbrıs Cumhuriyeti'nin ilk devlet başkanı oldu.
1960 - Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (OECD) kuruldu. 9 Ortak Pazar üyesi ile Avrupa Serbest Ticaret Birliği EFTA'ya üye 7 ülke, Amerika Birleşik Devletleri ve Kanada tarafından kuruldu. Türkiye de anlaşmayı imzaladı.
1960 - İstanbul Boğazı'nda Yunan ve Yugoslav tankerleri çarpıştı; 52 kişi öldü.
1962 - NASA'nın Mariner-2 adlı uzay aracı Venüs gezegeninin yakınından geçti. Mariner-2 dünyaya Venüs hakkında bilgi yolladı.
1977 - Tunç Okan'ın yönettiği 'Otobüs' filmi gösterime girdi.
1977 - CHP'li Aytekin Kotil İstanbul Belediye Başkanı oldu.
1981 - İsrail, Suriye kontrolündeki Golan Tepeleri'ni ilhak etti.
1983 - İstanbulVaniköy'deki 100 yıllık Hasan Birinci Yalısı çıkan yangında tamamen yandı.
1989 - Şili'de ilk demokratik seçimler yapıldı.
1990 - Polonyalı futbolcu Koseçki 2 milyon dolara Galatasaray'a transfer oldu; bu rakam Türkiye'de o güne kadar ödenen en yüksek transfer ücretiydi.
1994 - Demokrasi Partisi (DEP) avukatlarından Av. Faik Candan öldürülmüş olarak bulundu.
1996 - Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu'nun (KESK) Ankara'da düzenlediği "Demokratik devlet, halk için bütçe" mitingine 100.000 kişi katıldı.
1999 - Fransa'dan Türkiye'ye iadesi kararlaştırılan organize suç örgütü lideri Alaattin Çakıcı Türkiye'ye getirildi.
2002 - DYP 7. olağan büyük kongresi'nde, Elazığ milletvekili Mehmet Ağar, Genel Başkan seçildi.
2002 - Irak`taki BM silah denetçileri şefi Hans Blix, Irak`tan geçmişte ve şu anda kimyasal, biyolojik ve balistik füze programlarıyla ilgili çalışan bilim adamlarının listesini istedi.
 
Arşiv
 
Bumerang - Yazarkafe
 
Süper Loto
07.12.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu010609114549
 
On Numara
11.12.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu05070811132122373843454647495157586163717879
 
Sayısal Loto
09.12.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu020711283246
 
Şans Topu
13.12.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu080911172306
 
 
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji