Hizmet sektörü güven endeksi 98,8 oldu

Ana Sayfa » Gündem » Belediye Başkanına açık mektup... -1... Abdullah Ayan yazdı

Belediye Başkanına açık mektup... -1... Abdullah Ayan yazdı

Kenti birlikte yönetme slogan olarak iyi de, uygulamada halk bu yönetmenin neresinde olacak?

 
 
Belediye Başkanına açık mektup... -1... Abdullah Ayan yazdı

Yazacaklarımı fırsat bulup okuma zahmetine katlanan hiç bir Belediye Başkanı üzerine alınmasın, somut olarak kimseyi kast ediyor değilim.

Tersinden okursak her Belediye Başkanı da beni yazmış diye alınganlık gösterebilir, hatta gönül de koyabilir. Dert etmem, kim nasıl istiyorsa öyle algılar, isteyen önerilerimden yararlanır, isteyen ciddiye de almaz, çiçeği burnunda seçilmişlerin tepkisinden çok gün gelir lazım olur, hatırlanır, hatırlatılır diye buza çiziktirme adına bir şeyler söyleyeceğim.

Seçimin üzerinden neredeyse bir ay geçti. Sanırım Belediyenin yolunu, makam arabasının arka sağ koltuğunu, makam odanızda çaycıyı çağırmaya yarayan zilin yerini artık öğrenmişsinizdir.

Şu kapıların önünde yığılanların, bekleme odalarını dolduranların hayranlık dolu dokunma merakı biterse koltuğa da şöyle bir ağız tadıyla oturacak, şöyle bir soluklanacaksınız.

Gelen heyetler, hepimizin diline pelesenk olmuş ezberlemekten gına gelen sorunları yeni bir hastalıkmış gibi görüp, mucize kurtuluş reçetelerini size sunanlar...

Çiçekler, çelenkler, kutlama mesajları, destek niyetine neredeyse kent içi turizmi hareketlendirecek kadar çeşitli illerden, ilçelerden kalkıp ayağınıza gelen kişiler, gruplar, dernekler, oluşumlar, platformlar...

Gelenler az sayıdaysa bir masanın etrafına onlar toplanacak, başına siz geçeceksiniz. Onlar sorun ve çözüm önerilerini kapsayan dosyaları size sunacak, siz bir yandan gelenlerin sözcüsü konumundakini dinlerken, ayıp olmasın diye size sunduğu dosyaya okuyor gibi göz gezdirecek, sonra arkanızda hazır olda bekleyen emir erlerinizden bir veya bir kaçına dosyayı uzatıp, en ciddi yüz ifadesiyle "inceleyelim" talimatını vereceksiniz.

Eğer bir yerde önünü kesmez, "yetti gayri" diye isyan etmezseniz tecrübelerimden biliyorum, bu seremoniler 6 aydan önce bitmez, hele sizin de duygularınızı okşadığının, hoşunuza gittiğinin farkına varılırsa bir seneyi bile bulması bile mümkün.

Bir de durumdan vazife çıkaran, "hacıyatmazlar" gibi her dönem dört ayaküstüne düşen tipler var, eğer onlara yüz verirseniz, istedikleri astarlardan dolayı bırakın Belediyeyi, evin bile yolunu kaybetme ihtimali hayli yüksektir, demedi demeyin.

Diyelim ki siz MHP adayı olarak yarışı önde bitirip CHP'li birinin yerine Başkan oldunuz.

Düne kadar en keskin sosyal demokrat söylemleri hatmeden bazı yağadanlıkların bir gece içinde ülkücü olduklarını, ya da tersine ülkücülerin keskin solcu olduklarını göreceksiniz.

Bu tipler hep vardı, bundan sonra da olacak. Daha önceki dönemlerde ülkücü bıyıklarını kesip bir anda sol jargonlara merak salanları görmüştük, o nedenle tersi durumlar asla şaşırtmaz beni, sizi de şaşırtmasın...

Peki, bu durumda işlerin neresinden başlamalı, neyi nasıl yapmalı?

Eğer sıra bu en can alıcı soruya geldiyse, sakin kafayla oturup cevabını birlikte aramaya başlayalım.

Atanmışlarla seçilmişler arasındaki en önemli fark, birinciler bir yere gelirken hiç kimse halka "ne dersin, bu adamı feşmekan kurumun başına getireceğiz?" diye sormaz. Ama seçilmişlerin belirlenmesinde tüm dayatmalara, tepeden indirmelere rağmen, sonunda sandığa gidip iyi kötü bir tercih yapıyor, çoğu zaman kafamızdaki şablona, beklentilerimize uygun bir aday olmadığı için, ehveni şer birini seçiyoruz.

Ama sistemi, yöntemi eleştirsek te sonunda sandığa gidiyor, ve mevcutlardan birine idealimizdeki isim olmasa da oy veriyoruz.

Bu seçmen açısından ne kadar somut gerçekse, seçilen açısından da eninde sonunda gidip oyunu isteyeceği insanlara karşı söylemlerini, davranışlarını etkileyen, belirleyen önemli faktörlerden biri, belki de en önemlisi.

"Hesap verme durumları" deriz ya, en iyi bu cümle tanımlar durumu aslında...

Bu durumda son seçimde en küçük mahallenin muhtarından en büyük ilin Büyükşehir Belediye Başkan adayına kadar herkesin dilinden eksik etmediği şu "birlikte yöneteceğiz" sözünü, seçimlerin bittiği, bir başka ifadeyle beş yıl boyunca unutsanız da kimsenin başınıza fazla kakmayacağı tarihi vaadi çiçeği burnunda tüm seçilmişlere hatırlatmakta fayda var.

Gerçekten birlikte mi yöneteceğiz, yoksa birliktelik diye halkın verdiği beş yıllık tam teşekküllü umumi vekâletname görüp, "madem vekâleti verdiniz, ben sizin adınıza her şeyin en iyisini düşünür, en hesaplısını sizin yerinize ben alırım" mı diyeceksiniz?

Sorumu mazur görün, sizinle derdim yok, sözüm meclisten dışarı ama geçmişte hep aynı filmi izlemek zorunda kaldım da, korkum biraz ondan.

Kent insanına hangi toplu taşıma sistemini istediğini mi soracağız, yoksa minibüslerin duracağı durakların, otobüslerin rengiyle mi sınırlı kalacak katılımcılık?

Hatta bir adım ötesine geçip, her şeyi bilen siz ve yakın çevreniz halka en uygun gelecek modeli, giydirilecek elbiseyi zaten bildiğiniz için parklara dikilecek çiçekten, oturulacak banka kadar en ince ayrıntısına kadar gecesini gündüzüne katan ve 24 saat bizim adımıza düşünen fedakâr, cefakâr yöneticilerimiz olarak siz mi karar vereceksiniz?

Geçmişte bu birlikte yönetme iddiasıyla yola çıkanların zaman ilerledikçe öylesine trajikomik öykülerine, uygulamalarına tanık olduk ki, ne olur mazur görün, sormadan edemiyor insan...

Birlikte yöneteceğiz derken, kente en uygun taşımacılık sistemini nasılsa bizim adımıza en iyiyi düşünen Başkan ve adamları mı belirleyecek, yoksa sandığı önümüze koyup görüşümüze mi başvuracaksınız?

Raylı sistem mi, metrobus mu, otobüs mü, yoksa mevcut minibüslerin insafına terk edilmiş bir taşımacılık mı?

Hangisinin uygun olacağını mı soracaksınız halka, yoksa zaten kafanızda kurguladığınız bir sistem var da, payımıza sadece rengini belirlemek mi düşecek?

Bu konuda kentimizden, ülkemizden yeterince çarpıcı örnek var mı önümüzde...

Merak ettiğim bizim bahtımıza hangisinin düşeceği?

Konu derin, çiçeği burnunda yeni Belediye Başkanları okusa da okumasa da, geçmişten günümüze taşıyacağımız ve mutlaka anlatmamız gereken yeterince acı deneyimimiz var...

Devam edeceğiz, ama bir sonraki yazıda...

 

Abdullah Ayan

 
30 Nisan 2014 Çarşamba 23:43
 
 
(0 Yorum Yapıldı)Yorumlar
<p>Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.</p>
 
Bu Kategorideki Diğer Haberler
 
Toroslarda yüzme kursları başladıToroslar’da, Yapılandırma Başvuruları BaşladıGüneş Doğarken İşçilerle Sabah MesaisindeTarih, doğa, deniz, güneş, müzik ve dans kansere karşı birleştiİçel Soroptimist Kulübü, 'Obezite ile Savaş' semineri düzenledi.Bisiklet durursa hayat dururTarsus Sev’in Robotik Takımı’na İki Ödül BirdenMobbing ve Hukuksal Boyutu Ele AlındıGüzel Konuşma ve Diksiyon
MTSO’ya teşekkür belgesiMenderes Gönüllü Evi, Mezitli'nin Filizleri ailesine katıldıMiniklerden Büyük Nağmeler
 
 
Yazarlar
Yazarlar RSS Beslemesi
 
 
Get our toolbar!
 
Gazete Manşetleri
 
 
Namaz Vakitleri
 
  • İmsak03:15
  • Güneş05:19
  • Öğlen12:55
  • İkindi16:47
  • Akşam20:13
  • Yatsı21:59
 
Anket
.
 
İddaa
 
Lig Puan Durumu
 
Takımlar
O
G
B
M
P
1
Beşiktaş
34
23
8
3
77
2
Başakşehir
34
21
10
3
73
3
Fenerbahçe
34
18
10
6
64
4
Galatasaray
34
20
4
10
64
5
Antalyaspor
34
17
7
10
58
6
Trabzonspor
34
14
9
11
51
7
Akhisar Bld.
34
14
6
14
48
8
Gençlerbirliği
34
12
10
12
46
9
Kasımpaşa
34
12
7
15
43
10
Konyaspor
34
11
10
13
43
11
K.D.Ç. Karabük
34
12
7
15
43
12
Alanyaspor
34
12
4
18
40
13
Osmanlıspor FK
34
9
11
14
38
14
Kayserispor
34
10
8
16
38
15
Bursaspor
34
11
5
18
38
16
Ç. Rizespor
34
10
6
18
36
17
Gaziantepspor
34
7
5
22
26
18
Adanaspor
34
6
7
21
25
 
Şampiyonlar Ligi
 
UEFA Avrupa Ligi
 
Alt Lig
 
 
Tarihte Bugün
1880 - Fransa Tahiti'yi topraklarına kattı.
1913 - Balkan Savaşı başladı.
1925 - Diyarbakır İstiklal Mahkemesi'nce idama mahkûm edilen Şeyh Said ile adamları idam edildi.
1934 - Bitlis'te yaşayan Zaro Ağa 157 yaşındayken yaşamını yitirdi. İç organları inceleme amacıyla alındı.
1938 - Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü kuruldu.
1939 - Hatay Devleti Meclisi, oybirliğiyle Türkiye'ye katılma kararı aldı.
1971 - TBMM'de çıkan bir yasayla Türkiye'de haşhaş ekimi yasaklandı.
1974 - Isabel Perón, Arjantin'in ilk kadın devlet başkanı olarak yemin etti. Kocası eski başkan Juan Peron sağlık durumunun bozulması üzerine görevlerini bırakmıştı. Zaten iki gün sonra da öldü.
1976 - Seyşel Adaları, Birleşik Krallık'tan bağımsızlığını kazandı.
1984 - Türkiye ile Sovyetler Birliği arasında karma ekonomik protokol imzalandı.
1986 - Arjantin, Batı Almanya'yı 3-2 yenerek Dünya Futbol Şampiyonu oldu.
1992 - Cezayir devlet başkanı Muhammed Budiaf suikaste uğrayarak yaşamını yitirdi.
1995 - Ankara Büyükşehir Belediyesi, amblemindeki Hitit Güneşi'ni; Kocatepe Camii'ni ve Atakule'yi simgeleyen bir tasvir ile değiştirdi.
1999 - Abdullah Öcalan, vatana ihanet suçundan idam cezasına çarptırıldı.
2000 - Endonezya'da yolcu taşıyan bir tekne 500 yolcusuyla birlikte battı. Kazadan kurtulan olmadı.
2002 - Türkiye, 2002 FIFA Dünya Kupası'nda 3. oldu.
2005 - Sezen Aksu Bahane Albümünün Remiks'ini çıkarttı.
2008 - Euro 2008 finalinde İspanya, Almanya'yı yenerek Avrupa şampiyonu oldu.
 
 
Arşiv
 
Bumerang - Yazarkafe
 
Süper Loto
22.06.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu030520374448
 
On Numara
26.06.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu01070814171819283031344145464851525559606575
 
Sayısal Loto
24.06.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu071022233045
 
Şans Topu
28.06.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu202123242909
 
 
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji