Mersin hinterlandı 2017 ilk çeyrek ekonomik rakamları açıklandı

Ana Sayfa » Gündem » Belediye Başkanına açık mektup... -1... Abdullah Ayan yazdı

Belediye Başkanına açık mektup... -1... Abdullah Ayan yazdı

Kenti birlikte yönetme slogan olarak iyi de, uygulamada halk bu yönetmenin neresinde olacak?

 
 
Belediye Başkanına açık mektup... -1... Abdullah Ayan yazdı

Yazacaklarımı fırsat bulup okuma zahmetine katlanan hiç bir Belediye Başkanı üzerine alınmasın, somut olarak kimseyi kast ediyor değilim.

Tersinden okursak her Belediye Başkanı da beni yazmış diye alınganlık gösterebilir, hatta gönül de koyabilir. Dert etmem, kim nasıl istiyorsa öyle algılar, isteyen önerilerimden yararlanır, isteyen ciddiye de almaz, çiçeği burnunda seçilmişlerin tepkisinden çok gün gelir lazım olur, hatırlanır, hatırlatılır diye buza çiziktirme adına bir şeyler söyleyeceğim.

Seçimin üzerinden neredeyse bir ay geçti. Sanırım Belediyenin yolunu, makam arabasının arka sağ koltuğunu, makam odanızda çaycıyı çağırmaya yarayan zilin yerini artık öğrenmişsinizdir.

Şu kapıların önünde yığılanların, bekleme odalarını dolduranların hayranlık dolu dokunma merakı biterse koltuğa da şöyle bir ağız tadıyla oturacak, şöyle bir soluklanacaksınız.

Gelen heyetler, hepimizin diline pelesenk olmuş ezberlemekten gına gelen sorunları yeni bir hastalıkmış gibi görüp, mucize kurtuluş reçetelerini size sunanlar...

Çiçekler, çelenkler, kutlama mesajları, destek niyetine neredeyse kent içi turizmi hareketlendirecek kadar çeşitli illerden, ilçelerden kalkıp ayağınıza gelen kişiler, gruplar, dernekler, oluşumlar, platformlar...

Gelenler az sayıdaysa bir masanın etrafına onlar toplanacak, başına siz geçeceksiniz. Onlar sorun ve çözüm önerilerini kapsayan dosyaları size sunacak, siz bir yandan gelenlerin sözcüsü konumundakini dinlerken, ayıp olmasın diye size sunduğu dosyaya okuyor gibi göz gezdirecek, sonra arkanızda hazır olda bekleyen emir erlerinizden bir veya bir kaçına dosyayı uzatıp, en ciddi yüz ifadesiyle "inceleyelim" talimatını vereceksiniz.

Eğer bir yerde önünü kesmez, "yetti gayri" diye isyan etmezseniz tecrübelerimden biliyorum, bu seremoniler 6 aydan önce bitmez, hele sizin de duygularınızı okşadığının, hoşunuza gittiğinin farkına varılırsa bir seneyi bile bulması bile mümkün.

Bir de durumdan vazife çıkaran, "hacıyatmazlar" gibi her dönem dört ayaküstüne düşen tipler var, eğer onlara yüz verirseniz, istedikleri astarlardan dolayı bırakın Belediyeyi, evin bile yolunu kaybetme ihtimali hayli yüksektir, demedi demeyin.

Diyelim ki siz MHP adayı olarak yarışı önde bitirip CHP'li birinin yerine Başkan oldunuz.

Düne kadar en keskin sosyal demokrat söylemleri hatmeden bazı yağadanlıkların bir gece içinde ülkücü olduklarını, ya da tersine ülkücülerin keskin solcu olduklarını göreceksiniz.

Bu tipler hep vardı, bundan sonra da olacak. Daha önceki dönemlerde ülkücü bıyıklarını kesip bir anda sol jargonlara merak salanları görmüştük, o nedenle tersi durumlar asla şaşırtmaz beni, sizi de şaşırtmasın...

Peki, bu durumda işlerin neresinden başlamalı, neyi nasıl yapmalı?

Eğer sıra bu en can alıcı soruya geldiyse, sakin kafayla oturup cevabını birlikte aramaya başlayalım.

Atanmışlarla seçilmişler arasındaki en önemli fark, birinciler bir yere gelirken hiç kimse halka "ne dersin, bu adamı feşmekan kurumun başına getireceğiz?" diye sormaz. Ama seçilmişlerin belirlenmesinde tüm dayatmalara, tepeden indirmelere rağmen, sonunda sandığa gidip iyi kötü bir tercih yapıyor, çoğu zaman kafamızdaki şablona, beklentilerimize uygun bir aday olmadığı için, ehveni şer birini seçiyoruz.

Ama sistemi, yöntemi eleştirsek te sonunda sandığa gidiyor, ve mevcutlardan birine idealimizdeki isim olmasa da oy veriyoruz.

Bu seçmen açısından ne kadar somut gerçekse, seçilen açısından da eninde sonunda gidip oyunu isteyeceği insanlara karşı söylemlerini, davranışlarını etkileyen, belirleyen önemli faktörlerden biri, belki de en önemlisi.

"Hesap verme durumları" deriz ya, en iyi bu cümle tanımlar durumu aslında...

Bu durumda son seçimde en küçük mahallenin muhtarından en büyük ilin Büyükşehir Belediye Başkan adayına kadar herkesin dilinden eksik etmediği şu "birlikte yöneteceğiz" sözünü, seçimlerin bittiği, bir başka ifadeyle beş yıl boyunca unutsanız da kimsenin başınıza fazla kakmayacağı tarihi vaadi çiçeği burnunda tüm seçilmişlere hatırlatmakta fayda var.

Gerçekten birlikte mi yöneteceğiz, yoksa birliktelik diye halkın verdiği beş yıllık tam teşekküllü umumi vekâletname görüp, "madem vekâleti verdiniz, ben sizin adınıza her şeyin en iyisini düşünür, en hesaplısını sizin yerinize ben alırım" mı diyeceksiniz?

Sorumu mazur görün, sizinle derdim yok, sözüm meclisten dışarı ama geçmişte hep aynı filmi izlemek zorunda kaldım da, korkum biraz ondan.

Kent insanına hangi toplu taşıma sistemini istediğini mi soracağız, yoksa minibüslerin duracağı durakların, otobüslerin rengiyle mi sınırlı kalacak katılımcılık?

Hatta bir adım ötesine geçip, her şeyi bilen siz ve yakın çevreniz halka en uygun gelecek modeli, giydirilecek elbiseyi zaten bildiğiniz için parklara dikilecek çiçekten, oturulacak banka kadar en ince ayrıntısına kadar gecesini gündüzüne katan ve 24 saat bizim adımıza düşünen fedakâr, cefakâr yöneticilerimiz olarak siz mi karar vereceksiniz?

Geçmişte bu birlikte yönetme iddiasıyla yola çıkanların zaman ilerledikçe öylesine trajikomik öykülerine, uygulamalarına tanık olduk ki, ne olur mazur görün, sormadan edemiyor insan...

Birlikte yöneteceğiz derken, kente en uygun taşımacılık sistemini nasılsa bizim adımıza en iyiyi düşünen Başkan ve adamları mı belirleyecek, yoksa sandığı önümüze koyup görüşümüze mi başvuracaksınız?

Raylı sistem mi, metrobus mu, otobüs mü, yoksa mevcut minibüslerin insafına terk edilmiş bir taşımacılık mı?

Hangisinin uygun olacağını mı soracaksınız halka, yoksa zaten kafanızda kurguladığınız bir sistem var da, payımıza sadece rengini belirlemek mi düşecek?

Bu konuda kentimizden, ülkemizden yeterince çarpıcı örnek var mı önümüzde...

Merak ettiğim bizim bahtımıza hangisinin düşeceği?

Konu derin, çiçeği burnunda yeni Belediye Başkanları okusa da okumasa da, geçmişten günümüze taşıyacağımız ve mutlaka anlatmamız gereken yeterince acı deneyimimiz var...

Devam edeceğiz, ama bir sonraki yazıda...

 

Abdullah Ayan

 
30 Nisan 2014 Çarşamba 23:43
 
 
(0 Yorum Yapıldı)Yorumlar
<p>Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.</p>
 
Bu Kategorideki Diğer Haberler
 
Güneş Doğarken İşçilerle Sabah MesaisindeTarih, doğa, deniz, güneş, müzik ve dans kansere karşı birleştiİçel Soroptimist Kulübü, 'Obezite ile Savaş' semineri düzenledi.Bisiklet durursa hayat dururTarsus Sev’in Robotik Takımı’na İki Ödül BirdenMobbing ve Hukuksal Boyutu Ele AlındıGüzel Konuşma ve Diksiyon
MTSO’ya teşekkür belgesiMenderes Gönüllü Evi, Mezitli'nin Filizleri ailesine katıldıMiniklerden Büyük Nağmeler Mezitli’de 26. Jakaranda koruluğu açıldı Çalgı Çengi’nin Ünlü Oyuncuları Forum Mersin’de Hayranlarıyla Buluşuyor
 
 
Yazarlar
Yazarlar RSS Beslemesi
 
 
Get our toolbar!
 
Gazete Manşetleri
 
Namaz Vakitleri
 
  • İmsak03:20
  • Güneş05:18
  • Öğlen12:49
  • İkindi16:40
  • Akşam20:00
  • Yatsı21:44
 
Bumerang - Yazarkafe
 
Anket
.
 
İddaa
 
Lig Puan Durumu
 
Takımlar
O
G
B
M
P
1
Beşiktaş
33
22
8
3
74
2
Başakşehir
33
20
10
3
70
3
Fenerbahçe
33
17
10
6
61
4
Galatasaray
32
18
4
10
58
5
Antalyaspor
33
16
7
10
55
6
Trabzonspor
33
14
9
10
51
7
Akhisar Bld.
33
14
6
13
48
8
Gençlerbirliği
33
11
10
12
43
9
Kasımpaşa
33
12
7
14
43
10
Konyaspor
33
11
10
12
43
11
Alanyaspor
32
12
4
16
40
12
K.D.Ç. Karabük
33
11
7
15
40
13
Osmanlıspor FK
33
9
11
13
38
14
Kayserispor
33
10
8
15
38
15
Bursaspor
33
10
5
18
35
16
Ç. Rizespor
33
9
6
18
33
17
Gaziantepspor
33
7
5
21
26
18
Adanaspor
33
6
7
20
25
 
Şampiyonlar Ligi
 
UEFA Avrupa Ligi
 
Alt Lig
 
 
Tarihte Bugün
1453 - Osmanlı Padişahı Fatih Sultan Mehmet İstanbul'u fethederek Bizans İmparatorluğu'nu (Doğu Roma'yı) sona erdirdi. Birçok tarihçi için İstanbul'un fethi, Orta Çağın sonudur.
1807 - Kabakçı Mustafa ayaklanmasında, isyancılar Şehzade Mustafa ve Mahmut'un kendilerine teslimini istedi. Sultan III. Selim tahttan indirildi, IV. Mustafa tahta çıktı.
1848 - Wisconsin, 30. eyalet olarak ABD'ye katıldı.
1913 - Ulviye Mevlan yönetiminde 'Kadınlar Dünyası' dergisi yayımlanmaya başlandı.
1913 - Igor Stravinsky'nin Le Sacre du Printemps (Bahar Ayini) adlı balesi ilk kez Paris'te sahnelendi.
1927 - Ankara-Kayseri demiryolu İsmet Paşa tarafından açıldı.
1936 - Türk Bayrağı hakkında kanun, TBMM'de kabul edildi.
1942 - Adolf Hitler, Nazi propaganda bakanı Joseph Goebbels'in tavsiyesiyle işgal altındaki Paris'te yaşayan tüm Yahudilerin sol göğüslerine sarı bir yıldız takmalarını emretti.
1953 - Yeni Zelandalı dağcı Edmund Hillary ile Nepalli şerpa Tenzing Norgay, Everest'e çıkan ilk insanlar oldu.
1954 - Bilderberg Toplantıları'nın ilki yapıldı.
1960 - Türk Silahlı Kuvvetleri'nin yönetime el koymasının ardından gözaltına alınan eski İçişleri Bakanı Namık Gedik intihar etti. Aynı gün gözaltına alınan 150 kişi Yassıada'ya getirildi.
1963 - Pakistan'ın doğusunda çıkan kasırgada 10 bin kişi öldü.
1977 - CHP Genel Başkanı Bülent Ecevit, İzmir Çiğli Havaalanı'nda bulunduğu sırada, bir silahtan çıkan mermi, CHP'li Mehmet İsvan'ın yaralanmasına yol açtı. Merminin bir polis memurunun ateş alan gaz tüfeğinden çıktığı açıklandı.
1985 - İstanbul Boğazı'nda ikinci boğaz köprüsünün (Fatih Sultan Mehmet) temeli atıldı.
1985 - Avrupa Kupası finali için Liverpool Juventus maçının yapıldığı Belçika'nın Heysel Stadı'nda çıkan olaylarda 4 kişi öldü, 350 kişi yaralandı.
1986 - Kamuoyunda 'Fak-Fuk-Fon' olarak bilinen Sosyal Dayanışma ve Yardımlaşmayı Teşvik Yasası, Meclis'te kabul edildi.
1988 - İstanbul Boğazı, Fatih Sultan Mehmet Köprüsü yapımı tamamlandı.
1990 - Sovyetler Birliği'nde, radikal reformcu Boris Yeltsin, Rusya Federasyonu Parlamentosu Başkanlığı'na seçildi.
1993 - Anadolu pop müziğin öncülerinden Moğollar grubu 17 yıllık aradan sonra yeniden sahneye çıktı.
1993 - Almanya'nın Solingen şehrinde Türklerin yaşadığı bir evin kundaklanması sonucu 5 kişi yaşamını yitirdi ve 2 kişi de yaralandı.
1995 - Cumhurbaşkanı Turgut Özal'ın oğlu Ahmet Özal için, karşılıksız çek verdiği iddiasıyla gıyabi tutuklama kararı çıktı.
1996 - Siverek halkı aralarında Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel'in de bulunduğu 13 politikacı hakkında tazminat davası açtı. Politikacılar Siverek'i il yapacakları vaadinde bulunup yerine getirmemekle suçlanıyordu.
 
 
Arşiv
 
Süper Loto
25.05.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu010313162345
 
On Numara
22.05.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu02030809101314192125303241475053546466737879
 
Sayısal Loto
27.05.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu051416183148
 
Şans Topu
24.05.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu222628293412
 
 
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji