Hazar, 'Dünyadaki başarılarımızın mimarları çalışanlarımızdır'

Ana Sayfa » Gündem » Belediye Başkanına açık mektup... -1... Abdullah Ayan yazdı

Belediye Başkanına açık mektup... -1... Abdullah Ayan yazdı

Kenti birlikte yönetme slogan olarak iyi de, uygulamada halk bu yönetmenin neresinde olacak?

 
 
Belediye Başkanına açık mektup... -1... Abdullah Ayan yazdı

Yazacaklarımı fırsat bulup okuma zahmetine katlanan hiç bir Belediye Başkanı üzerine alınmasın, somut olarak kimseyi kast ediyor değilim.

Tersinden okursak her Belediye Başkanı da beni yazmış diye alınganlık gösterebilir, hatta gönül de koyabilir. Dert etmem, kim nasıl istiyorsa öyle algılar, isteyen önerilerimden yararlanır, isteyen ciddiye de almaz, çiçeği burnunda seçilmişlerin tepkisinden çok gün gelir lazım olur, hatırlanır, hatırlatılır diye buza çiziktirme adına bir şeyler söyleyeceğim.

Seçimin üzerinden neredeyse bir ay geçti. Sanırım Belediyenin yolunu, makam arabasının arka sağ koltuğunu, makam odanızda çaycıyı çağırmaya yarayan zilin yerini artık öğrenmişsinizdir.

Şu kapıların önünde yığılanların, bekleme odalarını dolduranların hayranlık dolu dokunma merakı biterse koltuğa da şöyle bir ağız tadıyla oturacak, şöyle bir soluklanacaksınız.

Gelen heyetler, hepimizin diline pelesenk olmuş ezberlemekten gına gelen sorunları yeni bir hastalıkmış gibi görüp, mucize kurtuluş reçetelerini size sunanlar...

Çiçekler, çelenkler, kutlama mesajları, destek niyetine neredeyse kent içi turizmi hareketlendirecek kadar çeşitli illerden, ilçelerden kalkıp ayağınıza gelen kişiler, gruplar, dernekler, oluşumlar, platformlar...

Gelenler az sayıdaysa bir masanın etrafına onlar toplanacak, başına siz geçeceksiniz. Onlar sorun ve çözüm önerilerini kapsayan dosyaları size sunacak, siz bir yandan gelenlerin sözcüsü konumundakini dinlerken, ayıp olmasın diye size sunduğu dosyaya okuyor gibi göz gezdirecek, sonra arkanızda hazır olda bekleyen emir erlerinizden bir veya bir kaçına dosyayı uzatıp, en ciddi yüz ifadesiyle "inceleyelim" talimatını vereceksiniz.

Eğer bir yerde önünü kesmez, "yetti gayri" diye isyan etmezseniz tecrübelerimden biliyorum, bu seremoniler 6 aydan önce bitmez, hele sizin de duygularınızı okşadığının, hoşunuza gittiğinin farkına varılırsa bir seneyi bile bulması bile mümkün.

Bir de durumdan vazife çıkaran, "hacıyatmazlar" gibi her dönem dört ayaküstüne düşen tipler var, eğer onlara yüz verirseniz, istedikleri astarlardan dolayı bırakın Belediyeyi, evin bile yolunu kaybetme ihtimali hayli yüksektir, demedi demeyin.

Diyelim ki siz MHP adayı olarak yarışı önde bitirip CHP'li birinin yerine Başkan oldunuz.

Düne kadar en keskin sosyal demokrat söylemleri hatmeden bazı yağadanlıkların bir gece içinde ülkücü olduklarını, ya da tersine ülkücülerin keskin solcu olduklarını göreceksiniz.

Bu tipler hep vardı, bundan sonra da olacak. Daha önceki dönemlerde ülkücü bıyıklarını kesip bir anda sol jargonlara merak salanları görmüştük, o nedenle tersi durumlar asla şaşırtmaz beni, sizi de şaşırtmasın...

Peki, bu durumda işlerin neresinden başlamalı, neyi nasıl yapmalı?

Eğer sıra bu en can alıcı soruya geldiyse, sakin kafayla oturup cevabını birlikte aramaya başlayalım.

Atanmışlarla seçilmişler arasındaki en önemli fark, birinciler bir yere gelirken hiç kimse halka "ne dersin, bu adamı feşmekan kurumun başına getireceğiz?" diye sormaz. Ama seçilmişlerin belirlenmesinde tüm dayatmalara, tepeden indirmelere rağmen, sonunda sandığa gidip iyi kötü bir tercih yapıyor, çoğu zaman kafamızdaki şablona, beklentilerimize uygun bir aday olmadığı için, ehveni şer birini seçiyoruz.

Ama sistemi, yöntemi eleştirsek te sonunda sandığa gidiyor, ve mevcutlardan birine idealimizdeki isim olmasa da oy veriyoruz.

Bu seçmen açısından ne kadar somut gerçekse, seçilen açısından da eninde sonunda gidip oyunu isteyeceği insanlara karşı söylemlerini, davranışlarını etkileyen, belirleyen önemli faktörlerden biri, belki de en önemlisi.

"Hesap verme durumları" deriz ya, en iyi bu cümle tanımlar durumu aslında...

Bu durumda son seçimde en küçük mahallenin muhtarından en büyük ilin Büyükşehir Belediye Başkan adayına kadar herkesin dilinden eksik etmediği şu "birlikte yöneteceğiz" sözünü, seçimlerin bittiği, bir başka ifadeyle beş yıl boyunca unutsanız da kimsenin başınıza fazla kakmayacağı tarihi vaadi çiçeği burnunda tüm seçilmişlere hatırlatmakta fayda var.

Gerçekten birlikte mi yöneteceğiz, yoksa birliktelik diye halkın verdiği beş yıllık tam teşekküllü umumi vekâletname görüp, "madem vekâleti verdiniz, ben sizin adınıza her şeyin en iyisini düşünür, en hesaplısını sizin yerinize ben alırım" mı diyeceksiniz?

Sorumu mazur görün, sizinle derdim yok, sözüm meclisten dışarı ama geçmişte hep aynı filmi izlemek zorunda kaldım da, korkum biraz ondan.

Kent insanına hangi toplu taşıma sistemini istediğini mi soracağız, yoksa minibüslerin duracağı durakların, otobüslerin rengiyle mi sınırlı kalacak katılımcılık?

Hatta bir adım ötesine geçip, her şeyi bilen siz ve yakın çevreniz halka en uygun gelecek modeli, giydirilecek elbiseyi zaten bildiğiniz için parklara dikilecek çiçekten, oturulacak banka kadar en ince ayrıntısına kadar gecesini gündüzüne katan ve 24 saat bizim adımıza düşünen fedakâr, cefakâr yöneticilerimiz olarak siz mi karar vereceksiniz?

Geçmişte bu birlikte yönetme iddiasıyla yola çıkanların zaman ilerledikçe öylesine trajikomik öykülerine, uygulamalarına tanık olduk ki, ne olur mazur görün, sormadan edemiyor insan...

Birlikte yöneteceğiz derken, kente en uygun taşımacılık sistemini nasılsa bizim adımıza en iyiyi düşünen Başkan ve adamları mı belirleyecek, yoksa sandığı önümüze koyup görüşümüze mi başvuracaksınız?

Raylı sistem mi, metrobus mu, otobüs mü, yoksa mevcut minibüslerin insafına terk edilmiş bir taşımacılık mı?

Hangisinin uygun olacağını mı soracaksınız halka, yoksa zaten kafanızda kurguladığınız bir sistem var da, payımıza sadece rengini belirlemek mi düşecek?

Bu konuda kentimizden, ülkemizden yeterince çarpıcı örnek var mı önümüzde...

Merak ettiğim bizim bahtımıza hangisinin düşeceği?

Konu derin, çiçeği burnunda yeni Belediye Başkanları okusa da okumasa da, geçmişten günümüze taşıyacağımız ve mutlaka anlatmamız gereken yeterince acı deneyimimiz var...

Devam edeceğiz, ama bir sonraki yazıda...

 

Abdullah Ayan

 
30 Nisan 2014 Çarşamba 23:43
 
 
(0 Yorum Yapıldı)Yorumlar
<p>Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.</p>
 
Bu Kategorideki Diğer Haberler
 
Tarih, doğa, deniz, güneş, müzik ve dans kansere karşı birleştiİçel Soroptimist Kulübü, 'Obezite ile Savaş' semineri düzenledi.Bisiklet durursa hayat dururTarsus Sev’in Robotik Takımı’na İki Ödül BirdenMobbing ve Hukuksal Boyutu Ele AlındıGüzel Konuşma ve Diksiyon
MTSO’ya teşekkür belgesiMenderes Gönüllü Evi, Mezitli'nin Filizleri ailesine katıldıMiniklerden Büyük Nağmeler Mezitli’de 26. Jakaranda koruluğu açıldı Çalgı Çengi’nin Ünlü Oyuncuları Forum Mersin’de Hayranlarıyla Buluşuyor Çocukların isteğiyle Mezitli'ye kar yağdı
 
 
Yazarlar
Yazarlar RSS Beslemesi
 
 
 
Get our toolbar!
 
Gazete Manşetleri
 
 
Namaz Vakitleri
 
  • İmsak05:36
  • Güneş07:10
  • Öğlen13:05
  • İkindi16:15
  • Akşam18:39
  • Yatsı20:04
 
Bumerang - Yazarkafe
 
Anket
.
 
İddaa
 
Lig Puan Durumu
 
Takımlar
O
G
B
M
P
1
Beşiktaş
21
14
5
2
47
2
Başakşehir
21
12
7
2
43
3
Galatasaray
21
12
4
5
40
4
Fenerbahçe
21
10
7
4
37
5
Antalyaspor
22
10
5
7
35
6
Trabzonspor
21
9
4
8
31
7
Osmanlıspor FK
21
7
9
5
30
8
Bursaspor
22
8
4
10
28
9
Konyaspor
21
7
7
7
28
10
Kasımpaşa
22
8
4
10
28
11
Akhisar Bld.
22
7
6
9
27
12
K.D.Ç. Karabük
21
8
3
10
27
13
Gençlerbirliği
20
6
8
6
26
14
Kayserispor
22
7
4
11
25
15
Alanyaspor
22
7
4
11
25
16
Ç. Rizespor
22
5
5
12
20
17
Adanaspor
22
4
5
13
17
18
Gaziantepspor
20
4
3
13
15
 
Şampiyonlar Ligi
 
UEFA Avrupa Ligi
 
Alt Lig
 
 
Tarihte Bugün
1836 - Samuel Colt, ürettiği silahın (Colt) patentini aldı.
1921 - Gürcistan'ın başkenti Tiflis, Bolşevik Rusya tarafından işgal edildi.
1925 - Hıyanet-i Vataniye Kanunu'nda değişiklik yapıldı; Din politikaya aletedilemeyecek ve bu suç vatan hıyaneti sayılacak.
1932 - Adolf Hitler Alman vatandaşlığına kabul edildi, böylelikle 1932 yılında yapılacak Weimar Cumhuriyeti'nin başkanlık seçimlerine katılması mümkün oldu.
1933 - Fransız Vagon-Li (Yataklı Vagonlar) şirketinin Belçikalı Müdürünün koyduğu Türkçe yasağına tepki gösterildi.
1933 - Uçak gemisi olarak imal edilen ilk ABD donanma gemisi USS Ranger denize indirildi.
1943 - Talat Paşa'nın Almanya'da tahnit edilen naaşı İstanbul'a getirildi. Aynı gün Hürriyet-i Ebediye tepesinde toprağa verildi.
1945 - Türkiye, Almanya'ya savaş ilan etti.
1952 - Başbakanlıkta kurulmuş olan "ilmi komisyon", Anayasa'daki antidemokratik maddeleri tespit etti; Anayasa'da antidemokratik 40 kanun var.
1954 - Cemal Abdülnasır, Mısır devlet başkanı oldu.
1954 - Çoruh ilinin ismi Artvin olarak değiştirildi.
1964 - Muhammed Ali (Cassius Clay), Miami Beach-Florida'daki maçta Sonny Liston'ı yenerek ağır siklet boks şampiyonu oldu.
1968 - İstanbul Taksim Meydanı'nda ikinci "Uyanış Mitingi "yapıldı. Mitingin amacı Türkiye İşçi Partisi milletvekillerine Meclis'te yapılan saldırıryı kınamaktı.
1980 - Bedelli askerlik kabul edildi. Yurt dışındaki işçiler 20 000 mark ödedikleri takdirde askerlik yapmayacaklar.
1984 - Hakkari'de Bir Mevsim adlı filmin gösterimi Sıkıyönetim Komutanlığınca yasaklandı.
1986 - Filipinler devlet başkanı Ferdinand Marcos, 20 yıllık yönetimin ardından ülkeden kaçtı. İktidara Corazon Aquino geldi.
1990 - Nikaragua'da yapılan seçimleri Başkan Daniel Ortega kaybetti.
1991 - Irak Kuveyt'ten çekilme kararını açıkladı. Böylece Amerikan birliklerive müttefik kuvvetlerin birlikte yürüttükleri "Çöl Fırtınası" harekatı sona erdi. 28 Şubat'ta ateşkes antlaşması imzalandı.
1991 - Varşova Paktı feshedildi.
1994 - Demokrasi Partisi (DEP) yerel seçimlere katılmama kararı aldı.
1994 - Almanya, RP'nin Bosna'ya yardım adı altında Almanya'ya gönderdiği paralar hakkında soruşturma başlattı
1998 - Fazilet Partisi (FP) kuruldu.
2000 - Carlos Santana 8 Grammy Ödülü birden kazandı. Daha önce Michael Jackson'ın "Thriller" albümüyle kırdığı bir seferde en çok Grammy alan sanatç rekorunu egale etti.
2003 - Irak krizi konusunda Türk Silahlı Kuvvetleri'nin yabancı ülkelere gönderilmesi ve yabancı silahlı kuvvetlerin Türkiye'de bulunması için hükümete yetki verilmesine ilişkin Başbakanlık Tezkeresi TBMM'ne sunuldu.
2009 - Türk Hava Yolları 1951 sefer sayılı uçuşu: İstanbul'dan 8:22 de havalanan uçak Schipol havaalanına inemeden düşerek 3 parçaya ayrıldı.
 
Arşiv
 
Süper Loto
23.02.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu051920293640
 
On Numara
20.02.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu04091215171926282932333540424546525559656976
 
Sayısal Loto
18.02.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu021828333640
 
Şans Topu
22.02.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu162027283105
 
 
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji