İhracat Kasım ayında geçen yıla göre %5 artışla 11 milyar 952 milyon dolar oldu

Ana Sayfa » Gündem » Belediye Başkanına açık mektup... -1... Abdullah Ayan yazdı

Belediye Başkanına açık mektup... -1... Abdullah Ayan yazdı

Kenti birlikte yönetme slogan olarak iyi de, uygulamada halk bu yönetmenin neresinde olacak?

 
 
Belediye Başkanına açık mektup... -1... Abdullah Ayan yazdı

Yazacaklarımı fırsat bulup okuma zahmetine katlanan hiç bir Belediye Başkanı üzerine alınmasın, somut olarak kimseyi kast ediyor değilim.

Tersinden okursak her Belediye Başkanı da beni yazmış diye alınganlık gösterebilir, hatta gönül de koyabilir. Dert etmem, kim nasıl istiyorsa öyle algılar, isteyen önerilerimden yararlanır, isteyen ciddiye de almaz, çiçeği burnunda seçilmişlerin tepkisinden çok gün gelir lazım olur, hatırlanır, hatırlatılır diye buza çiziktirme adına bir şeyler söyleyeceğim.

Seçimin üzerinden neredeyse bir ay geçti. Sanırım Belediyenin yolunu, makam arabasının arka sağ koltuğunu, makam odanızda çaycıyı çağırmaya yarayan zilin yerini artık öğrenmişsinizdir.

Şu kapıların önünde yığılanların, bekleme odalarını dolduranların hayranlık dolu dokunma merakı biterse koltuğa da şöyle bir ağız tadıyla oturacak, şöyle bir soluklanacaksınız.

Gelen heyetler, hepimizin diline pelesenk olmuş ezberlemekten gına gelen sorunları yeni bir hastalıkmış gibi görüp, mucize kurtuluş reçetelerini size sunanlar...

Çiçekler, çelenkler, kutlama mesajları, destek niyetine neredeyse kent içi turizmi hareketlendirecek kadar çeşitli illerden, ilçelerden kalkıp ayağınıza gelen kişiler, gruplar, dernekler, oluşumlar, platformlar...

Gelenler az sayıdaysa bir masanın etrafına onlar toplanacak, başına siz geçeceksiniz. Onlar sorun ve çözüm önerilerini kapsayan dosyaları size sunacak, siz bir yandan gelenlerin sözcüsü konumundakini dinlerken, ayıp olmasın diye size sunduğu dosyaya okuyor gibi göz gezdirecek, sonra arkanızda hazır olda bekleyen emir erlerinizden bir veya bir kaçına dosyayı uzatıp, en ciddi yüz ifadesiyle "inceleyelim" talimatını vereceksiniz.

Eğer bir yerde önünü kesmez, "yetti gayri" diye isyan etmezseniz tecrübelerimden biliyorum, bu seremoniler 6 aydan önce bitmez, hele sizin de duygularınızı okşadığının, hoşunuza gittiğinin farkına varılırsa bir seneyi bile bulması bile mümkün.

Bir de durumdan vazife çıkaran, "hacıyatmazlar" gibi her dönem dört ayaküstüne düşen tipler var, eğer onlara yüz verirseniz, istedikleri astarlardan dolayı bırakın Belediyeyi, evin bile yolunu kaybetme ihtimali hayli yüksektir, demedi demeyin.

Diyelim ki siz MHP adayı olarak yarışı önde bitirip CHP'li birinin yerine Başkan oldunuz.

Düne kadar en keskin sosyal demokrat söylemleri hatmeden bazı yağadanlıkların bir gece içinde ülkücü olduklarını, ya da tersine ülkücülerin keskin solcu olduklarını göreceksiniz.

Bu tipler hep vardı, bundan sonra da olacak. Daha önceki dönemlerde ülkücü bıyıklarını kesip bir anda sol jargonlara merak salanları görmüştük, o nedenle tersi durumlar asla şaşırtmaz beni, sizi de şaşırtmasın...

Peki, bu durumda işlerin neresinden başlamalı, neyi nasıl yapmalı?

Eğer sıra bu en can alıcı soruya geldiyse, sakin kafayla oturup cevabını birlikte aramaya başlayalım.

Atanmışlarla seçilmişler arasındaki en önemli fark, birinciler bir yere gelirken hiç kimse halka "ne dersin, bu adamı feşmekan kurumun başına getireceğiz?" diye sormaz. Ama seçilmişlerin belirlenmesinde tüm dayatmalara, tepeden indirmelere rağmen, sonunda sandığa gidip iyi kötü bir tercih yapıyor, çoğu zaman kafamızdaki şablona, beklentilerimize uygun bir aday olmadığı için, ehveni şer birini seçiyoruz.

Ama sistemi, yöntemi eleştirsek te sonunda sandığa gidiyor, ve mevcutlardan birine idealimizdeki isim olmasa da oy veriyoruz.

Bu seçmen açısından ne kadar somut gerçekse, seçilen açısından da eninde sonunda gidip oyunu isteyeceği insanlara karşı söylemlerini, davranışlarını etkileyen, belirleyen önemli faktörlerden biri, belki de en önemlisi.

"Hesap verme durumları" deriz ya, en iyi bu cümle tanımlar durumu aslında...

Bu durumda son seçimde en küçük mahallenin muhtarından en büyük ilin Büyükşehir Belediye Başkan adayına kadar herkesin dilinden eksik etmediği şu "birlikte yöneteceğiz" sözünü, seçimlerin bittiği, bir başka ifadeyle beş yıl boyunca unutsanız da kimsenin başınıza fazla kakmayacağı tarihi vaadi çiçeği burnunda tüm seçilmişlere hatırlatmakta fayda var.

Gerçekten birlikte mi yöneteceğiz, yoksa birliktelik diye halkın verdiği beş yıllık tam teşekküllü umumi vekâletname görüp, "madem vekâleti verdiniz, ben sizin adınıza her şeyin en iyisini düşünür, en hesaplısını sizin yerinize ben alırım" mı diyeceksiniz?

Sorumu mazur görün, sizinle derdim yok, sözüm meclisten dışarı ama geçmişte hep aynı filmi izlemek zorunda kaldım da, korkum biraz ondan.

Kent insanına hangi toplu taşıma sistemini istediğini mi soracağız, yoksa minibüslerin duracağı durakların, otobüslerin rengiyle mi sınırlı kalacak katılımcılık?

Hatta bir adım ötesine geçip, her şeyi bilen siz ve yakın çevreniz halka en uygun gelecek modeli, giydirilecek elbiseyi zaten bildiğiniz için parklara dikilecek çiçekten, oturulacak banka kadar en ince ayrıntısına kadar gecesini gündüzüne katan ve 24 saat bizim adımıza düşünen fedakâr, cefakâr yöneticilerimiz olarak siz mi karar vereceksiniz?

Geçmişte bu birlikte yönetme iddiasıyla yola çıkanların zaman ilerledikçe öylesine trajikomik öykülerine, uygulamalarına tanık olduk ki, ne olur mazur görün, sormadan edemiyor insan...

Birlikte yöneteceğiz derken, kente en uygun taşımacılık sistemini nasılsa bizim adımıza en iyiyi düşünen Başkan ve adamları mı belirleyecek, yoksa sandığı önümüze koyup görüşümüze mi başvuracaksınız?

Raylı sistem mi, metrobus mu, otobüs mü, yoksa mevcut minibüslerin insafına terk edilmiş bir taşımacılık mı?

Hangisinin uygun olacağını mı soracaksınız halka, yoksa zaten kafanızda kurguladığınız bir sistem var da, payımıza sadece rengini belirlemek mi düşecek?

Bu konuda kentimizden, ülkemizden yeterince çarpıcı örnek var mı önümüzde...

Merak ettiğim bizim bahtımıza hangisinin düşeceği?

Konu derin, çiçeği burnunda yeni Belediye Başkanları okusa da okumasa da, geçmişten günümüze taşıyacağımız ve mutlaka anlatmamız gereken yeterince acı deneyimimiz var...

Devam edeceğiz, ama bir sonraki yazıda...

 

Abdullah Ayan

 
30 Nisan 2014 Çarşamba 23:43
 
 
(0 Yorum Yapıldı)Yorumlar
<p>Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.</p>
 
Bu Kategorideki Diğer Haberler
 
Son 24 Saat
Haberler RSS Beslemesi
 
Facebook messenger'de sohbet odaları başlıyorBu bilgisayar saniyede 93 trilyon işlem yapıyorGalaxy S7 dört farklı versiyonla geliyorLamborghini mi, Ferrari mi?Facebook'un karı %52 artışla 5,84 milyar dolarDengede durarak felç olma riskinizi ölçünSamsung Galaxy S6 ve Galaxy S6 Edge'yi tanıttıDünyanın en çok turist alan şehirleriAvşar Kızı, Ilıcalı'ya Fark AttıTelefonlarda 'keşke yazmasaydım' mesajları geri alınabiliyor2014 en sıcak yıl olduMicrosoft’tan Windows 10.. İlk yıl ücretsiz
 
Yazarlar
Yazarlar RSS Beslemesi
 
Bumerang - Yazarkafe
 
 
Get our toolbar!
 
Gazete Manşetleri
 
 
Namaz Vakitleri
 
  • İmsak05:49
  • Güneş07:30
  • Öğlen12:41
  • İkindi15:17
  • Akşam17:34
  • Yatsı19:02
 
Anket
.
 
Lig Puan Durumu
 
Takımlar
O
G
B
M
P
1
Başakşehir
12
9
3
0
30
2
Beşiktaş
12
8
4
0
28
3
Fenerbahçe
12
7
3
2
24
4
Galatasaray
12
7
2
3
23
5
Bursaspor
12
6
3
3
21
6
Konyaspor
12
4
5
3
17
7
K.D.Ç. Karabük
12
5
2
5
17
8
Osmanlıspor FK
12
3
7
2
16
9
Antalyaspor
12
4
3
5
15
10
Gençlerbirliği
12
3
6
3
15
11
Alanyaspor
12
4
2
6
14
12
Akhisar Bld.
12
3
4
5
13
13
Trabzonspor
12
3
3
6
12
14
Kasımpaşa
12
3
3
6
12
15
Gaziantepspor
12
3
2
7
11
16
Ç. Rizespor
12
2
4
6
10
17
Kayserispor
12
2
3
7
9
18
Adanaspor
12
1
3
8
6
 
Şampiyonlar Ligi
 
UEFA Avrupa Ligi
 
Alt Lig
 
Tarihte Bugün
1409 - Leipzig Üniversitesi kuruldu.
1804 - Napolyon Bonapart, Paris'teki Notre Dame Katedrali'nde, Papa'nın da katıldığı törende taç giydi ve Fransa İmparatoru oldu.
1848 - Fransuva Jozef, Avusturya imparatoru oldu.
1852 - III. Napolyon, Fransa'da İmparator ilan edildi.
1873 - Türkiye'nin ilk borsası sayılan Dersaadet Tahvilat Borsası açıldı.
1901 - King Camp Gillette tarafından jiletin patenti alındı.
1908 - Çin'de çocuk İmparator Pu Yi 2 yaşındayken tahta çıktı.
1909 - Fransız Baron Cathers, Osmanlı'daki ilk uçak gösterisini yaptı. Uçak, Şişli Hürriyeti Ebediye tepesinden Bulgar Hastanesine indi.
1909 - Leo Baekland ilk yapay plastik bakalitin patentini aldı.
1914 - Avusturya, Belgrad'ı işgal etti.
1918 - Ermenistan, Osmanlı devletinden bağımsızlığını ilan etti.
1920 - Türkiye ile Ermenistan arasında Gümrü Antlaşması imzalandı. Kars Ermenistan'dan alındı.
1928 - Celal Sahir Bey'in (Erozan) hazırladığı "İmla Lügatı" yayımlandı.
1940 - Kağıt sıkıntısı nedeniyle gazetelerin sayfa sayısına kısıtlama getirildi.
1942 - Chicago'lu bilim adamları ilk kontrollü zincirleme atomik reaksiyonu gerçekleştirdiler.
1943 - Yüzde 87'si gayri Müslüm azınlıklar olan Varlık Vergisi'ni ödeyemeyen mükellefler borçlarını "bedenen çalışarak ödemeleri" için çalışma kamplarına gönderilmişti. Kamplarda bulunanların serbest bırakılması karar verildi.
1949 - Yunanistan'dan gelen bir tiyatro topluluğu, İstanbul'da Cevat Fehmi Başkut'un Paydos adlı oyununu sahneledi.
1956 - Fidel Castro, Grama yatıyla Küba'ya çıktı.
1956 - Ankara'nın 120 km kuzeydoğusunda yer alan Sarıyar Barajı açıldı.
1961 - Küba lideri Fidel Castro, kendisini, Küba'yı komünizme taşıyacak bir Marksist-Leninist olarak ilan etti.
1963 - Karadeniz Teknik Üniversitesi Trabzon'da açıldı.
1963 - Türkiye'nin ilk koalisyon hükümetinin başkanı İsmet İnönü 24 yıl sonra ilk kez üstlendiği başbakanlık görevinden istifa etti.
1965 - Ankara'da hava kirliliği tehlikeli boyutlarda: Bilim çevreleri Ankara'da 20 yıl yaşayan birinin kanser riskinin çok yüksek olduğunu açıkladı.
1974 - Keban ve Gökçekaya santralleriyle, Seyitömer termik santralinin üç ünitesinin birden aynı anda arızalanması üzerine tüm Türkiye'de her gün 1.5 saatlik elektrik kısıtlamasına başlandı.
1981 - Hülya Koçyiğit, Fransa'da düzenlenen 3 Kıta Film Festivali'nde, "Kurbağalar" filmindeki rolüyle "En iyi kadın oyuncu" ödülünü aldı.
1981 - İstanbul Teknik Üniversitesi'nden 450 öğretim üyesi Yüksek Öğretim Kanunu'na karşı açıklama yaptı.
1982 - Dr. Robert K. Jarvik tarafından geliştirilen ilk yapay kalp, Barney Clark adlı hastaya takıldı.
1983 - Türkan Şoray ile Cihan Ünal evlendi.
1988 - Benazir Butto, Pakistan başbakanı olarak yemin etti.
1993 - Kolombiya'lı uyuşturucu taciri Pablo Escobar, Meddelin'de güvenlik güçlerince öldürüldü.
2002 - Yüksek Seçim Kurulu (YSK), 3 Kasım 2002'de Siirt'te yapılan milletvekili seçimini iptal etti. Seçim işlemlerindeki eksikliğin seçim sonuçlarında etkili olduğu sonucuna varan YSK, Siirt'teki seçimin yenilenmesine oybirliğiyle karar verdi.
2003 - Yargıtay 11. Ceza Dairesi kayıp trilyon davasında kapatılan RP'nin genel başkanı Necmettin Erbakan'a özel belgede sahtecilik suçundan verilen 2 yıl 4 ay hapis cezasını oybirliğiyle onayladı.
 
Arşiv
 
Süper Loto
01.12.2016 Tarihli Çekiliş Sonucu101823343650
 
On Numara
28.11.2016 Tarihli Çekiliş Sonucu03091114253336374045474851535459616465727880
 
Sayısal Loto
26.11.2016 Tarihli Çekiliş Sonucu052122262944
 
Şans Topu
30.11.2016 Tarihli Çekiliş Sonucu041011162601
 
 
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji