Özdemir, 'Adana Mersin Bölgesi 3 yılda nasıl en yoksul bölge oldu?'

Ana Sayfa » Kültür & Sanat » Bir Mersin Ve Sanat Sevdalısı-Savaşçısı“ Selma Merzeci Yağcı”

Bir Mersin Ve Sanat Sevdalısı-Savaşçısı“ Selma Merzeci Yağcı”

Sanatçısına sahip çıkan bir kent, marka kent olur, sanatçısına sahip çıkan bir ülkenin refah düzeyi artar. Sanatla uğraşan insan kavga etmez, molotof kokteyli atmaz. Yüreği sevgi doludur, paylaşım doludur. İşte bunun için sanat bir toplumun olmazsa olmazıdır.

 
 
Bir Mersin Ve Sanat Sevdalısı-Savaşçısı“ Selma Merzeci Yağcı”

Her kentte, “kente dokunan, yaptıklarıyla öne çıkan” insanlar vardır. Bir şeyleri başarmak için zorda kaldığınızda Hızır gibi yetişirler. Bu tür insanların yaşam felsefelerinde “olumsuzluk” yoktur. Hep üretmeye, başarıya, paylaşmaya ve ilerlemeye endekslidirler. Kentin simgeleri ve liderleridirler.

Bu söyleşimizde işte böyle biriyle birlikteyiz. Mersin’de sanata ve kültüre damgasını vurmuş, Mersin’in “Selma ablası” olarak tanınan Selma Merzeci Yağcı ile Mersin’i, sanatı, gençleri ve yaşamı konuştuk. Sayfalar dolusu olabilecek söyleşimizi, vurucu noktalarla kısaca yaptık.

Mehmet Tekkanat / MERSİN

MERSİN’İN SELMA ABLASI…

-Sevgili Selma Merzeci Yağcı, Mersinliler size kısaca “Selma Abla” diyorlar, Selma Ablamız bize SelmaMerzeci Yağcı’yı nasıl anlatır? Lütfen kısa olsun, çünkü biliyorum ki, sayfalar sürer!

SMY- Bir görünüş biçimi var Selma Merzeci Yağcı’nın. Görünüş biçimi biraz dominant. Çünkü senelerin verdiği deneyimle biliyor ki; hiçbir başarılı noktaya çok demokratik yollarla gelinemiyor ne yazık ki. Asıl Selma Yağcı’yı sorarsan; ailesinin dördüncü çocuğu, abisiyle arasında onaltı yaş olan, tesadüfen dünyaya gelmiş, sevilmeye muhtaç, şımarık biri. Bu halimi çok yakınlarımdan başka kimse bilmez. Üç yaşından beri şarkı söyleyen, evinin önüne oturup da defalarca aynı türküyü söyleyen, ‘’ah Nevit Kodallı ağabey beni duysa’’ diye düşünen bir çocuktum ben. İnan bana böyle insanlarda beden yaşı değildir önemli olan, yürek yaşıdır. Kaç yaşında olduğumu söylemeyeyim şimdi ama hala küçük bir çocuk yüreği taşıyorum gerçekten.

“SANAT; BARIŞTIR, PAYLAŞIMDIR”

-Köklü ve eğitimli bir aileden geliyorsunuz. Birikimlerinizi Mersin için bıkmadan usanmadan kullanıyorsunuz. Mersin’de sanattan bahsederken mutlaka sizin adınız geçer. Bir şehir için ve insanlar için sanat neden gereklidir?

SMY- Olmazsa olmazdır. Belli bir akıl seviyesine sahip herkes; bir avukat, mimar, doktor olabilir ama bunlardan kaç tanesi çok sesli koroda şarkı söyleme cesaretini gösterir ve başarır? Kaç tanesi bir enstrüman çalabilir? Kaç tanesi sizin yaptığınız gibi tiyatro sahnelerinde insanları kucaklayabilir? Sanatçılar tanrı tarafından ödüllendirilmiş insanlardır diye düşünüyorum ben. Sanatçısına sahip çıkan bir kent, marka kent olur, sanatçısına sahip çıkan bir ülkenin refah düzeyi artar. Sanatla uğraşan insan kavga etmez, molotof kokteyli atmaz. Yüreği sevgi doludur, paylaşım doludur. İşte bunun için sanat bir toplumun olmazsa olmazıdır.

-Bitmek tükenmek bilmeyen enerjinizi gençler için harcıyorsunuz. Onlara kapılar açıyorsunuz. Gençlere önerileriniz nelerdir?

SMY- Bunu yapıyorum çünkü ülkenin gençlere ihtiyacı olduğunu düşünüyorum, buna inanıyorum. Benim bir düşüncem var; hayatta tüm çocuklar, tüm gençler, tüm insanlar eşittir. Dolayısıyla her gencin hakkı da eşittir. Biri ekonomik koşulları daha rahat diye bazı şeylere daha rahat ulaşabiliyorsa, diğerlerinin suçu nedir diye düşündüm hep. Onun için bu konuda gerçekten duyarlıyım ve bunun böyle devam etmesi için son nefesime kadar her şeyi yapacağım.

“BİRAZ DOMİNANTIM”

-Birleştirici, kaynaştırıcı bir özelliğe sahipsiniz. İnsanlar size güveniyor ve inanıyor. Bu özelliğiniz sayesinde çok güzel oluşumlar oldu Mersin’de. Biraz da bunlardan bahsedelim.

SMY- Demiştim ya biraz dominantım diye. Ben bunu başka yönlerde kullanıyorum. Belli bir ölçü dahilinde tabii ki. O ölçüyü aşmamak lazım. Beni çok kızdırıp saçma sapan bir şey yapmışsan sen; ben sana kızabilirim, reaksiyon gösterebilirim, ama sen benim sevgimden o kadar emin olmalısın ki, iki dakika sonra biz kucaklaşıyor olmayı başarabilmeliyiz. Önemli olan sevgidir demiştim ya; sevginin gücünü kullandığımız sürece hayat daima aydınlık kalacaktır.

“AKADEMİK EĞİTİM, ÇOK GEREKLİDİR”

-Bir konuda ortak bir yönümüz var. Ben mesleğimde “alaylı” denilenlerdenim. Olanaklarım elvermediği için akademik bir eğitim alamadım. Fakat her hocam bir konservatuvar niteliğindeydi benim için. Bu yüzdendir ki, yıllardır, gençlerin mutlaka akademik bir eğitim almaları için çabalıyor, onlara yol göstermeye çalışıyorum. Siz de eğitime, özellikle akademik eğitime inanan bir insansınız. Ben biliyorum, ama bir de sizden duysun okurlarımız, neden akademik eğitim?

SMY- Akademik eğitim gerekli, çünkü alaylı eğitimde sadece bir yere kadar gidebiliyorsunuz. Özel yetilere sahip değilseniz orada kalıyorsunuz. Akademik eğitimin sana kazandırdığı en önemli şey de hızdır. Daha hızlı bir şekilde, daha sistemli bir yolla basamakları yukarı doğru çıkarsın. Tabii alaylıların da eğitim vermesine asla karşı değilim, alaylı bir şekilde iş yapılmasına da. Bu Allah vergisi bir iştir, içinden geliyorsa engelleyemezsin. Akademik eğitim mutlaka olsun ama alaylılar da çok çalışarak yollarına devam etsin diyorum.

“SANAT VE SANATÇI ÖZGÜR OLMALIDIR”

-Eski Belediye Başkanımız Sayın Macit Özcan döneminde, benim de içinde bulunduğum şehir Tiyatrosu’nda görev yaptınız. Amacınız, şehre yakışan, akademik düzeyi yüksek bir oluşum yaratmaktı, olmadı. O zamanlar dikkatimi çeken özelliklerden biri de, sembolik olarak aldığınız parayı, tiyatroda gönüllü emek veren ve gereksinimi olan gençler için harcadığınızdı. Hatta bir öğrencime eğitim verdirip konservatuvar kazandırdığınızı, şimdi o gencimizin başarılı bir sanatçı olma yolunda büyük yol aldığını söylemek zorundayım. Bunu söylemek zorundayım, çünkü biliyorum ki, siz yaptığınız iyilikleri anlatmazsınız.

Ülkemizde Mersin ayarındaki kentlerin (Eskişehir-Kocaeli gibi) mükemmel işleyişe sahip şehir tiyatroları var. Mersin’de bu neden gerçekleşemedi?

SMY- Bu para işini konuşmayı inan bana sevmiyorum fakat bu tür şeylerin dile getirilmesinden hoşnut insanlar da yaşıyor bu kentte maalesef. Yıllar önce dönemin Belediye Başkanı Macit Özcan; ‘’tiyatro kötü durumda, biraz destek olup, toparlar mısın?’’ dedi. Ben de kabul ettim fakat belli şartlarım vardı. Kesinlikle karışmaması gerektiğini söyledim. Biliyorsun ki sanatçının işine karışılmaması gerekir. Bir de böyle bir iş yapacaksam, bu kent için hizmet edeceksem asla para istemiyorum dedim. Bir ay sonra da bir adam geldi elinde bordroyla. Bu ne diye sorduğumda maaş bordrosu olduğunu söyledi, başkanı arayıp sorduğumda resmi olarak böyle olması gerektiğini, başka türlü görev yapılamayacağını söyledi. Sen de hatırlarsın, maaş geldiği zaman tiyatrodaki ihtiyacı olan öğrencilere zarfı verirdim. Kimin ne ihtiyacı varsa oradan karşılardı. Şu anda bunları söylemek bile inan bana acı veriyor. Söylenmemesi gereken şeyler bunlar aslında. Sonrasında bir kanun çıktı. Ya emekliliği kabul edecektim ya da işe devam edecektim. Benim için de fırsattı. Fakat gayrı resmi olarak destek olabileceğimi de söyledim. Biliyorsun ki her yere siyaset giriyor, yapmak istediklerinizi yapmanıza, başarmak istediklerinizi başarmanıza engel oluyor. Birçok şey de bu yüzden gerçekleşemedi. Ben de bu yüzden bıraktım.

“POLİFONİK MÜZİK, DEMOKRASİDİR”

-Haydi, biraz da Polifonik Korolar Derneği’nden bahsedelim. Sizin önderliğinizdeki bu güzide kurumu her etkinlikte görüyoruz. Polifonik müziği ve gerekliliğini biraz anlatır mısınız?

SMY- Polifonik biliyorsun ki çok sesli demek. Sene 1992, Devlet Sanatçısı Nevit Kodallı emekli edildi ve Mersin’e geldi. Bana göre o kalitedeki insanlar ölene kadar emekli edilmemeliler. Bize yemeğe davetlilerdi. Halinden sıkıldığını anlıyordum. Beraber bir şeyler yapalım dedi. Polifonik Korolar Derneği’nin kumu o gece atıldı. Hemen Mersin’deki müzik öğretmenleriyle toplantılar, görüşmeler yaptık. Tabii ki onlar maaş sıkıntılarından özel dersler vermeye başladılar ve bir süre sonra ayrılmak durumunda kaldılar. Şansımız şuydu ki Nevit Ağabey ve ondan sonra koro şeflerimiz hep Devlet Opera ve Bale’nin koro şefleri oldu. İki şefimiz Rus biri Bulgar’dı. Biz çok profesyonel bir şekilde yetiştirilme şansını elde etmiş olduk. Polifonik koronun özelliği nedir, gelelim buna. Aynı şarkıyı, değişik ses grupları ve melodilerle söyleme özelliğidir. Bunu söylerken o kadar dikkatli söyleyeceksin ki; senin sesin asla öne çıkmayacak. Önündekinin, arkandakinin ve iki yanındakinin sesini duyarak, dinleyerek söyleyeceksin ve çıkışını ona göre ayarlayacaksın. Ancak böyle olursa bir homojen yapı ortaya çıkar, insanları etkilersin ve ‘’ oh ne güzel söylediler’’ dedirtebilirsin.

“AVRUPA BİRLİĞİNE GİREMEDİK, AMA AVRUPA FESTİVALLER BİRLİĞİ ÜYESİYİZ”

-Şimdi çok önemli olarak gördüğüm, çok ses getiren (olumlu ve olumsuz) bir oluşumdan bahsedelim. MERSİN MÜZİK FESTİVALİ.   Sözü size bırakıyorum.

SMY- Mersin Müzik festivali bu kentin olmazsa olmazıdır. Kentimizi marka kent yapacak en önemli etkenlerden biridir. Şartlar ne olursa olsun 13. Yılı bitirip 14. Yıla geldik. Bu kenti ülkede tanıtmak, sonrasında dünyada duyurmak için yapılan bir çalışmadır. 2007 yılında EFA’ya (AVRUPA FESTİVALLER BİRLİĞİ) kabul edildik. Ülke olarak Avrupa Birliği’ne giremedik, ama Mersin Uluslar Arası Müzik Festivali olarak 2007 yılından beri AVRUPA FESTİVALLER BİRLİĞİ üyesiyiz. Birlik her sene toplantı yapıyor. Avrupa’nın çeşitli ülkelerinde toplanılıyor. Bu sene ya da önümüzdeki sene bu toplantıyı Mersin’de yapmak istiyor. Düşünebiliyor musun, elliye yakın ülkeden insanın Mersin’e gelip bu güzel şehri tanıdığını. Bu harika bir duygu olacaktır kent için. Mersin halkının onları kucakladığını, onları güneyden esen o sıcacık rüzgârla karşıladıklarını düşün. Bizim insanımızın kanı belki de bu yüzden sıcak, belki de bu yüzden sanata ihtiyacımız hep var. Dün Mersin Müzik Festivali’nin tanıtımı için hazırladığım, yazdığım bir yazıyı buldum okumak istiyorum.

‘’ Ah o eski günler diye düşünüp duruyordum yıllardır. Ne kadar da eskide kalmış insanların mutlu bir şekilde yaşadığı günler, hüznü ve sevinci paylaştıkları. Mersin’in kocaman bir aile gibi birlik içinde yaşadığı günler. Annemden, babamdan dinlediğim öyküler kalmıştı hatırımda. Celal Abaç’ın Mersin’de ilk tiyatro grubunu kurması gibi. O kadar gönül verdiler ki bu işe oyunlar sahneye koydular şehrimizde ve komşu illerde. İtfaiye müdürü, tapu müdürü ve nüfus müdürüyle birlikte. Grubun kostümcüsü ise Sahire Abaç’tı, Celal Abaç’ın eşi. Özel bir ödenek olmadığından, tabii ki tüm ödemeler de cepten oluyordu. Başka şeylerden kısarak ve hiç yakınmadan. Bir de o yıllarda kurulan Kahkaha Cemiyeti vardı. Bu gruba Fahri Amca, Fahri Merzeci de dahilmiş. Upuzun sopalar üzerine çanlar, çıngıraklar asar, Kuruçeşme’den şehrin içlerine doğru yürürlermiş. Ve daha kim bilir neler neler. Bunlar benim işittiklerimdi. Bir de yaşadıklarım vardı.’’

“ATA’NIN EMANETİ MERSİN’E SAHİP ÇIKIYORUZ.”

-Mersinimizi yönetenlere, şehrin iş adamlarına, şehrin dinamiklerine sanatı ve gerekliliğini anlatmak için büyük çaba harcıyorsunuz. Onlardan Mersin ve sanat için beklentileriniz nelerdir?

SMY- Yapıyorlar zaten. Bizim festivalimiz ülkede tek. Başbakanlık tanıtım fonu, Mersin Valiliği, Büyükşehir Belediyesi ve diğer ilçe belediyelerimiz, Deniz Ticaret Odası, Mersin Ticaret ve Sanayi Odası, Ticaret Borsası ve Mersin’in birçok işadamı artarak desteklerini sürdürüyorlar. Çalışma sistemimizde bir sanat kurulumuz var, bu sanat kurulumuz çalışma programımızı hazırlıyorlar ve yürütme kuruluna getiriyorlar. Yürütme kurulu ekleme ve çıkarmalar yapıyorlar, varsa istekler ve farklılıklar ekleniyor. Sonrasında ‘’SANAT ETKİNLİKLERİ DERNEĞİ’ne’’ geliyor. Kurumsal işleyiş bu şekilde çalışıyor. Biz Ata’nın emaneti Mersin’e bu şekilde sahip çıkmaya çalışıyoruz.

“KEŞKELERİNİZ AZ OLSUN”

-Mersin’e gençlere ve sanata katkılarınız için, yaptıklarınız ve yapacaklarınız için çok teşekkür ediyorum. Son olarak eklemek istediğiniz “bunu söylemezsem eksik kalır” dediğiniz neler var?

SMY-Önce sevgi vardı, lütfen bunu kimse unutmasın. Dünyaya gelmişseniz eğer, ihtiyacı olduğunuz kişilere mutlaka dokunun. Onlarda bir fark yaratmak için çalışın. Karşılık beklemeden paylaşmayı bilin. Eğer paylaşacak maddi bir imkanınız yoksa sevginizi ve gülüşünüzü paylaşın ve son nefesinize kadar lütfen üretin. Başka türlü dünyaya gelmenin hiçbir amacı yok. Bir an olur da geriye bakarsanız keşkeleriniz az olsun. Kendiniz için, anılarınızda lütfen iyi yaşayın.

 

 
 
7 Kasım 2014 Cuma 16:03
 
 
(1 Yorum Yapıldı)Yorumlar
<p>Vahap Kokulu</p> <p>2014-11-09 10:12:20</p> <p>Sn.Selma Yağcı’nın (benim Selma ablam)çalışmalarını yarım asırdır yakından izleyen ve aynı yollarda beraber yürümeğe çalışmış bir kardeşi olarak kendisine;ona emanet ablası Sn.Suna Tanaltay Merze’ye ; eşi Ahmet ağabeyime,evlatlarına ,gelinlerine ve torunlarına sağlıklı,huzurlu bir ömür diliyorum..Selma ablam ve onun gibi sanat emekçilerinin kentimizde çoğalmasını temenni ediyorum ve kentimizde çağdaş,evrensel sanatlara ilginin ivme kazanması yolundaki engellere izin verilmemesini ve Selma hanımın yaşam felsefesi olan “hoşgörü”nün kent yaşamına daha çok hakim olmasını diliyorum.</p>
 
Bu Kategorideki Diğer Haberler
 
KDV sistemi değişiyorToroslarda yüzme kursları başladıToroslar’da, Yapılandırma Başvuruları BaşladıGüneş Doğarken İşçilerle Sabah MesaisindeTarih, doğa, deniz, güneş, müzik ve dans kansere karşı birleştiİçel Soroptimist Kulübü, 'Obezite ile Savaş' semineri düzenledi.Bisiklet durursa hayat dururTarsus Sev’in Robotik Takımı’na İki Ödül BirdenMobbing ve Hukuksal Boyutu Ele AlındıGüzel Konuşma ve Diksiyon
MTSO’ya teşekkür belgesiMenderes Gönüllü Evi, Mezitli'nin Filizleri ailesine katıldı
 
 
Yazarlar
Yazarlar RSS Beslemesi
 
 
 
 
Gazete Manşetleri
 
Namaz Vakitleri
 
  • İmsak05:12
  • Güneş06:47
  • Öğlen12:37
  • İkindi15:42
  • Akşam18:06
  • Yatsı19:29
 
Anket
.
 
İddaa
 
Lig Puan Durumu
 
Takımlar
O
G
B
M
P
1
Galatasaray
8
7
1
0
22
2
Göztepe
9
5
2
2
17
3
Akhisarspor
9
5
2
2
17
4
Başakşehir
8
5
1
2
16
5
Fenerbahçe
8
4
2
2
14
6
Beşiktaş
8
4
2
2
14
7
Kayserispor
8
4
2
2
14
8
Bursaspor
9
4
1
4
13
9
Sivasspor
9
4
1
4
13
10
Aytemiz Alanyaspor
9
3
2
4
11
11
Malatyaspor
9
3
2
4
11
12
Antalyaspor
9
2
3
4
9
13
Trabzonspor
9
2
3
4
9
14
Kasımpaşa
9
2
2
5
8
15
Karabükspor
9
2
2
5
8
16
Gençlerbirliği
9
2
2
5
8
17
Konyaspor
8
2
1
5
7
18
Osmanlıspor
9
2
1
6
7
 
Şampiyonlar Ligi
 
UEFA Avrupa Ligi
 
Alt Lig
 
 
Tarihte Bugün
1600 - Osmanlı ordusu, Macaristan'ın Kanije Kalesi'ni fethetti.
1746 - New Jersey Koleji kuruldu. Bu okulun adı 1896 yılında Princeton Üniversitesi olarak değişecektir.
1784 - Rusya, Alaska'nın Kodiak Adası'nda bir koloni kurdu.
1836 - Sam Houston törenlerle Texas Cumhuriyeti'nin ilk cumhurbaşkanı oldu.
1919 - Amasya'da, Mustafa Kemal Paşa ile İstanbul Hükümeti'nin Bahriye Nazırı Salih Hulusi Kezrak arasında Amasya Protokolü imzalandı
1931 - Amerikalı mafya lideri Al Capone vergi kaçakçılığı gerekçesiyle 11 yıl hapis cezası aldı.
1937 - Tunceli bölgesinde 21 Mart gecesi başlayan ayaklanma bastırıldı. Dört yıl için çıkarılan Tunceli'nin İdaresi Hakkında Kanun, çeşitli eklerle 1947'ye kadar sürdü.
1938 - Chester Carlson fotokopiyi icat etti.
1947 - ABD yardımının ilk partisi İskenderun Limanı'na geldi. İlk malzemelerle İstanbul-Ankara karayolunun yapımına başlanacağı açıklandı.
1953 - Laos Fransa'dan bağımsızlığını ilan etti.
1957 - ABD Vietnam'da ilk zaiyatlarını verdi.
1962 - ABD Başkanı John F. Kennedy, Küba'da Sovyet füzeleri olduğunu açıkladı. Amerikan donanması Küba'yı ablukaya aldı. Füze krizi dünyayı nükleer savaş tehlikesiyle karşı karşıya bıraktı.
1964 - Jean-Paul Sartre Nobel Edebiyat Ödülünü kazandı ama ödülü geri çevirdi.
1967 - Apollo 7 uzay aracı Dünya yörüngesinde 163 kez döndükten sonra güvenli bir şekilde Atlantik Okyanusu'na indi.
1972 - THY'nin Truva uçağı Sofya'ya kaçırıldı. Bir gün sonra yolcuları serbest bırakan 4 hava korsanı Bulgaristan'a iltica etti.
1976 - Hak İşçi Sendikaları Konfederasyonu (Hak-İş) kuruldu.
1980 - Yönetmen Ömer Kavur'un filmi Yusuf ile Kenan Milano'da altın madalya aldı.
1983 - Batı Almanya ve Fransa'da 1 milyon 500 bin kişi nükler karşıtı protesto gösterisi yaptı.
1988 - Barış Manço'nun televizyon programı 7'den 77'ye TRT'de başladı.
1988 - Eski Diyarbakır Askeri Cezaevi İç güvenlik Komutanı Binbaşı Esat Oktay Yıldıran İstanbul'da öldürüldü.
1993 - Diyarbakır'ın Lice ilçesinde çıkan çatışmada Diyarbakır Jandarma Bölge Komutanı Tuğgeneral Bahtiyar Aydın şehit oldu. İlçede sokağa çıkma yasağı ilan edildi.
1997 - Kültür Bakanlığı, Oscara gidecek film olarak Eşkıyayı seçti.
2005 - Eurovision Şarkı Yarışması'nın 50. yılı şerefine Danimarka'da en iyi 14 şarkının yarıştığı bir yarışma yapıldı. İsveçli ABBA grubunun 1974 yılında yarışan Waterloo şarkısı birinci seçildi.
2009 - Windows 7 resmi olarak piyasaya çıktı.
 
Get our toolbar!
 
Arşiv
 
Bumerang - Yazarkafe
 
Süper Loto
19.10.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu031217284748
 
On Numara
16.10.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu01061213141619273537384049515255646568697580
 
Sayısal Loto
21.10.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu071226293136
 
Şans Topu
18.10.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu010215162512
 
 
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji