Özdemir,'İhracat Yarışında Mersin 20 Yıldır Geriliyor'

Ana Sayfa » Yurt » Bu kez cüzdanı boş verin, vicdanınızın sesini dinleyin…Abdullah Ayan yazdı

Bu kez cüzdanı boş verin, vicdanınızın sesini dinleyin…Abdullah Ayan yazdı

Bu kez cüzdanı boş verin, vicdanınızın sesini dinleyin…

 
 
Bu kez cüzdanı boş verin, vicdanınızın sesini dinleyin…Abdullah Ayan yazdı

Bu ülkede yaşayan çoğu insan gibi hayatım hep derin kırılmalar, hayal kırıklıklarıyla geçti.

Kimlere umut bağlamadık, kimlerin ardına düşmedik ki?

1973 Ecevit’ i gençliğimize uygun, kurduğumuz hayalleri yeşertecek bir aktördü ama, kendi adıma itiraf edeyim, sanılandan çok önce 1974 Kıbrıs çıkarması diye lanse edilen bir başka ülkeyi işgal eden duruma düşmesiyle benim için ölmüştü.

Kişi olarak beğenmeme, hele şair kimliğini taşıyan hümanist kimliğiyle çok sevmeme rağmen 1970’lerin başında dağa taşa “umudumuz Ecevit” yazanlardan olmadım.

Ama Türkiye’de siyasetin insanları nasıl değiştirebildiğini, o gerçekten “yoksulların, ezilenlerin umudu” olabilecek barış güvercinini “Kıbrıs şahinine” dönüştürme sürecinde hüzünle izledim.

Eleştirdiği düzenin parçası haline nasıl gelinir? Sorusunun canlı örneğini Ecevit’ i izleyerek görmek yeterince hüzünlüydü ama daha da yıkıcı olan “insanca, hakça bir düzen” vaadiyle yola çıkıp barış türküleri söyleyen birinin peşine düşen kitlelerdeki değişimdi. Barışın sembolü maviyi gömlek niyetine sırtına geçirip, ömrünün sonuna kadar çıkarmayan Ecevit’ in uçurduğu güvercinleri hayranlıkla izleyenler bir süre sonra Kıbrıs Fatihi sloganlarını aynı meydanlarda haykırıyor, daha da ilgini onları dalgalandıran lider hayranlıkla izliyordu eserini…

**

1983’ te siyasete atılan Özal da statükoya karşı savaş ilan eden devrimciydi. Yıllarca ve yıllarca kurdukları yüksek duvarlı sömürge cennetinde, kendi halkına en tapon malları kakalayanlara karşı, o gümrük duvarlarını yıkan, kotaları kaldıran, “sığ bataklığınızda yeterince debelendiniz, yeterince semirdiniz, hadi bakalım denizlere açılın hatta okyanuslarda yüzmeyi öğrenin” tavrıyla “cam fanus sanayicilerini” küresel rekabetin ateş çemberine atan da aynı Özal’ dı…

Bürokrasi ve iş dünyasını masaların iki yanında oturan özelliğiyle yakından tanıyan, tüm dünyanın saygı duyduğu birikimde, teknoloji yanında siyasi gelişmeleri yakından izleyen ve yükselmeye başlayan küresel neoliberal politikaları da doğru okuyan birini Türkiye siyaset değirmeni 4 yılda öğütüp kendine ne kadar benzetebilirse sistem öylesine benzetmişti Özal’ ı kendine…

İzlemekle kalmayıp, bazı kesitlerinde içinde yer aldığım o Özallı yılları o Türk filmindeki replik ne de güzel anlatıyordu… Hani Anadolu’dan bindiği trenle İstanbul’ a gelen yağız delikanlı elde bavul Haydarpaşa’ da durur da karşı yakaya “ulan İstanbul ya ben seni yeneceğim, ya sen beni” der ya, Özal’ı en güzel o sahne anlatır aslında…

1984’ te Divan otelinde bir öğle vakti buluştuğu iş adamlarına başladığı yolculuğun geriye dönüşünün olmayacağını, gemileri yaktığını anlatırken, yedikleri lokmaların ağızlarında nasıl dizildiğini görürken şaka yapmıyordu.

“Beni halk seçti ve ben siyaseti ömür boyu yapacak değilim, dünya ekonomisiyle entegrasyonu birkaç yılda tamamlar, bırakır giderim” derken kendisi çok samimiydi ama kendini devletin asıl sahibi gören sistemin asıl oyuncularının da planları vardı.

Bir gün “ne kadar oy alırsan al, istediğin kadar kendini iktidar sahibi say, eğer 6 ayda Ankara’ yı düşündüğün çizgiye getiremezsen, yandığının resmidir, bir yıl sonra Ankara seni kendine benzetir” demişti de, o günlerin tatlı sarhoşluğu içinde pek anlamamıştım. Sadece ben mi? Kendisi de geminin değişen rotasının farkındaydı ama dümen kontrolden çıkmıştı.

1983’ ün liberal ekonomi alanındaki küresel devrimcisini, 1987’ de “Has bahçe papatyalarının” emir kuluna dönüştürmüştü bir avuç elite hizmet eden sistem…

**

Tüm bunları niye mi anlattım?

Arşivimi tararken biri 3 Kasım 2002 seçimlerinden önce biri de 3 Kasım 2002 seçimlerinin sonuçlandığı akşam, daha sandıklar doğru dürüst açılmamışken üstelik birilerinin yedirme riskini de göze alarak kaleme aldığım ve 4 Kasım günü “Bugün Mersin” gazetesinde yer alan iki yazıya ilişti gözüm. “Elinize sağlık” başlığını taşıyan makaleyi, 7 Haziran akşamı sonuç ne olursa olsun 8 Haziran pazartesi sabahı İmece’ de yayınlama düşüncesindeyim.

Ecevit’ ten Özal’ a yukarıda örneklerle anlatmaya çalıştığım yıllar içindeki savrulmaların çok daha dramatiğine ve Cumhuriyet tarihi boyunca eşine rastlanmayan, bundan sonra da rastlanması olanaksız bir Erdoğan figürünün,

13 yılda AK Partinin nasıl olup ta böylesine tanınması imkânsız çizgiye gelebildiğini anlamaya çalışanlara hayli yardımcı olacağına inandığım kaleme alan benim için de ibretlik derslerle dolu bir yazıdır bu…

Ama bir de o bizi bugünlere taşıyan 2002 seçimleri ve o seçimlerden 4 gün önce kaleme aldığım bir yazı var…

O yazıdan birkaç paragrafla noktalayalım 7 Haziran’ a götüren süreci… Bakın bakalım o günlere ayna tutmaya çalışan o cümleleri bugün okuduğunuzda neler hissedeceksiniz?

“Hırsızlığa, yolsuzluğa bulaşanları ve onlara çanak tutanları asla bağışlamayın…

Kurumların hafızası olur, toplumların asla diyenleri mahcup edin…

1995’ te 1,3 katrilyon iç borçla aldıkları ülkeyi 7 yıl içinde 140 katrilyon borç yükünün altına sokanlardan hesap sorun…

Birilerinin defterini sandıkta dürün, nasıl getirdiyseniz öyle gönderin…

Öyle bir ders verin ki, sandıktan dışarı başlarını çıkaracak mecalleri kalmasın…

“Kaybedersem Bodrum’ a giderim” diye sizinle kafa bulanlara son bir iyilik edin, hak ettikleri gerçek bodruma gönderin…

65 Milyon insan yoksullaşırken, çevreleriyle birlikte semirip gelişen “Büyük Türk Büyüklerine” ‘artık yeter’ demenin tek yolu bu seçimdir. Gereğini yapın…

Sorumlu olduğu devlet bankasının boşalmasına yol açıp 13 milyar doları 23 ahbap çavuş şirketine dağıtan gizli ortakların açık siyasi kimliklerini gözlerinizin önüne getirin…

Ülkeye hizmet diye “çocuklarına İstanbul’ un en gözde semtindeki Cami köşesine dondurmacı dükkanı açmaktan başka çivi çakmayanların, yeni vaatlerine asla kanmayın…

Elinizde tek silahınız, o silahta da tek merminiz var, o merminin kıymetini bilin, mutlaka doğru yerde doğru zamanda kullanın ve ne olur siz siz olun, son anda yanılıp sakın ayağınıza sıkmayın…”

3 Kasım 2002 akşamı ne mi yazdım?

Onu da 7 Haziran akşamı paylaşayım izninizle…

Ne demişti şair:

“Görelim Mevlam neyler, neylerse güzel eyler.”

Mevlamın güzel günlere erdirmesi dileği, umuduyla…

 Abdullah Ayan

 
4 Haziran 2015 Perşembe 13:51
 
 
(0 Yorum Yapıldı)Yorumlar
<p>Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.</p>
 
Bu Kategorideki Diğer Haberler
 
Son 24 Saat
Haberler RSS Beslemesi
 
Facebook messenger'de sohbet odaları başlıyorBu bilgisayar saniyede 93 trilyon işlem yapıyorGalaxy S7 dört farklı versiyonla geliyorLamborghini mi, Ferrari mi?Facebook'un karı %52 artışla 5,84 milyar dolarDengede durarak felç olma riskinizi ölçünSamsung Galaxy S6 ve Galaxy S6 Edge'yi tanıttıDünyanın en çok turist alan şehirleriAvşar Kızı, Ilıcalı'ya Fark AttıTelefonlarda 'keşke yazmasaydım' mesajları geri alınabiliyor2014 en sıcak yıl olduMicrosoft’tan Windows 10.. İlk yıl ücretsiz
 
Yazarlar
Yazarlar RSS Beslemesi
 
Bumerang - Yazarkafe
 
 
Get our toolbar!
 
Gazete Manşetleri
 
 
Namaz Vakitleri
 
  • İmsak05:56
  • Güneş07:37
  • Öğlen12:45
  • İkindi15:18
  • Akşam17:34
  • Yatsı19:03
 
Anket
.
 
Lig Puan Durumu
 
Takımlar
O
G
B
M
P
1
Başakşehir
14
9
5
0
32
2
Beşiktaş
14
9
5
0
32
3
Galatasaray
13
8
2
3
26
4
Fenerbahçe
13
7
4
2
25
5
Bursaspor
14
7
3
4
24
6
Konyaspor
13
5
5
3
20
7
Gençlerbirliği
14
4
7
3
19
8
Osmanlıspor FK
13
4
7
2
19
9
Trabzonspor
14
5
3
6
18
10
K.D.Ç. Karabük
13
5
2
6
17
11
Akhisar Bld.
13
4
4
5
16
12
Antalyaspor
13
4
4
5
16
13
Kasımpaşa
14
4
3
7
15
14
Alanyaspor
13
4
2
7
14
15
Gaziantepspor
13
3
2
8
11
16
Ç. Rizespor
14
2
4
8
10
17
Kayserispor
13
2
3
8
9
18
Adanaspor
14
1
3
10
6
 
Şampiyonlar Ligi
 
UEFA Avrupa Ligi
 
Alt Lig
 
Tarihte Bugün
1816 - Indiana 19.cu eyalet olarak ABD'ye katıldı.
1901 - İlk masa tenisi turnuvası Birleşik Krallık'ta düzenlendi.
1927 - Doğu illerinde Birinci Genel Müfettişlik kurulmasına karar verildi; müfettişliğe İbrahim Tali Bey (Öngören) atandı.
1928 - İkinci İktisat Şûrası toplandı.
1931 - Westminster Tüzüğü 1931 ile Birleşik Krallık dominyonlarına kendini yönetme hakkı verildi.
1936 - VII. Edward tahttan çekildiğini açıkladı.
1937 - II. İtalya-Habeşistan Savaşı: İtalya Milletler Cemiyeti'nden çekildi.
1941 - Adolf Hitler ve Benito Mussolini'nin açıklamasıyla Almanya ve İtalya, Amerika Birleşik Devletleri'ne savaş ilan etti.
1946 - Birleşmiş Milletler Çocuklara Yardım Fonu (UNICEF) kuruldu.
1949 - Birleşmiş Milletler, Filistinli mültecilerin kendi topraklarına dönme hakkını kabul etti.
1952 - Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu'nda ilk uygulama: Telif hakkı Yelpaze mecmuasına ait olan bir resimli romanı yayınlayan Hürriyet gazetesi aleyhine dava açıldı.
1962 - Türkiye'de Milli Güvenlik Kurulu Genel Sekreterliği kuruldu.
1962 - Kanada'da son kez bir mahkuma idam cezası uygulandı.
1964 - Che Guevara, New York'taki Birleşmiş Milletler Genel Kurulunda bir konuşma yaptı. Konuşma sırasında binaya dışarıdan havanla ateş edildi, faili bulunamadı.
1971 - İstanbul Televizyonu yayınlarını haftada iki günden dört güne çıkardı.
1972 - Genişletilmiş Komuta Konseyi, Türk Silahlı Kuvvetleri'nin Demokrat Parti'lilerin siyasi haklarının iadesine karşı olduğunu açıkladı.
1976 - Ankara Üniversitesi süresiz kapatıldı.
1976 - İstanbul'da Bebek Maksim Gazinosu yandı.
1977 - Yerel seçimler sonuçları: CHP 715, Adalet Partisi 710, MHP 58, Milli Selamet Partisi 46, Cumhuriyetçi Güven Partisi 7 ve bağımsızlar 171 belediye başkanlığı kazandılar.
1987 - Necatigil Şiir Ödülü Ahmet Oktay'a verildi. Şair ödülü, 'Yol Üstünde Semender' adlı yapıtıyla aldı.
1991 - Avrupa Birliği ülkeleri, 1999'un para birliği için son tarih olacağını açıkladı.
1993 - Türkiye'nin Bağdat Büyükelçiliği İdare Ataşesi Çağlar Yücel Bağdat'ta aracının içinde uğradığı silahlı saldırı sonucu şehit oldu.
1994 - Başbakan Tansu Çiller "Ne mutlu Türkiye vatandaşıyım diyene" dedi.
1994 - Tek yanlı olarak bağımsızlığını ilan eden Çeçenistan'a Sovyetler Birliği yüzlerce tank ve askerle girdi.
1997 - Susurluk olayı nedeniyle DYP milletvekilleri Mehmet Ağar ve Sedat Bucak'ın dokunulmazlıkları kaldırıldı.
1997 - Kyoto Protokolü imzaya açıldı
1999 - Avrupa Birliği Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi sona erdi. Sonuç belgesinde Türkiye'nin "adaylığı kesinleşti."
2001 - Çin Halk Cumhuriyeti, Dünya Ticaret Örgütü'ne katıldı.
2002 - Amerikan Temsilciler Meclisi ve Senatosu, istihbarat faaliyetlerinin eşgüdümünün daha iyi sağlanabilmesi için iç istihbarat örgütü kurulmasını tavsiye etti.
2004 - İstanbul Modern Sanat Müzesi açıldı.
2009 - Demokratik Toplum Partisi, Anayasa mahkemesi kararıyla kapatıldı.
 
Arşiv
 
Süper Loto
08.12.2016 Tarihli Çekiliş Sonucu040619233854
 
On Numara
05.12.2016 Tarihli Çekiliş Sonucu06071115171923242931323440435154596166737677
 
Sayısal Loto
10.12.2016 Tarihli Çekiliş Sonucu051011212730
 
Şans Topu
07.12.2016 Tarihli Çekiliş Sonucu061017243004
 
 
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji