2017 Ocak ayında Mersin ve Türkiye'de kurulan/kapanan şirket istatistikleri

Ana Sayfa » Güncel » Bulvarlara, cadde ve sokaklara sanatçılarla ruh katmak... Abdullah Ayan yazdı

Bulvarlara, cadde ve sokaklara sanatçılarla ruh katmak... Abdullah Ayan yazdı

Caddeleri, bulvarları ruhsuz sayılarla değil, isimlerle sanatçılarla adlandırmak, anlamlandırmak...

 
 
Bulvarlara, cadde ve sokaklara sanatçılarla ruh katmak... Abdullah Ayan yazdı

Antep’ te doğmadım ama çocukluğum, gençliğim orada geçti.

İlkokullarında, lisesinde okudum.

Saf, çıkarsız tüm arkadaşlıkları, dostlukları orada edindim. Şehir büyütür mü çocuğu? Antep beni büyüttü…

Son yıllarda ortaya çıkan yeni bölgeleri, semtleri şaşkınlıkla izliyor, tanımaya çalışıyorum ama asıl ilgim çocukluğumun geçtiği, ilk gençlik sevdalarını kaldırımlarına döktüğüm eski Antep…

Bu konuda mütevazı olacak değilim, benim diyen Antepli kadar iyi bilirim eski dokuyu, tüm kokularına aşinalığım var.

Çocukluğum o zamanların Buğday arastası denilen şimdilerin restore edilmiş ve her gelen yabancının mutlaka ziyaret ettiği, etmeyenlerin de bir biçimde götürüldüğü Tahmis Kahvesinin bulunduğu alan ve civarı…

Elmacı pazarının tam karşısından girilen bu kadim yerleşkede Eski Hamam yanında, Boyacı Cami karşısında farklı evlerde oturduk.

Mardin’ den geldiğimizde de; ilkokul birinci sınıfı da şimdi Mevlevi Müzesi yapılan ve Buğday Arastasının ortasında yer alan İstiklal İlkokulunda okudum.

Okul dediğime bakmayın, Tekke Camii içinde yer alan eskiden büyük olasılıkla kendisini tasavvufa hasredenlere ayrılmış, çile doldurdukları odalardan devşirilen bir mekân…

1961’ de Hürriyet İlkokulu yapılınca biz öğrencileri oraya aktardılar, okul da kapandı. Asım Güzelbey döneminde Tekke Cami içinde yer alan o bölüm restore edilip Mevlevihane müzesi olarak şehre kazandırıldı, çok ta güzel bir mekân olmuş. Ziyaretçilerin orayı gezerken ne hissettiklerini bilmem ama benim için okuma, yazmayı ilerlettiğim ilk mektebim olarak çok özel bir yeri var. Her gidişimde avlusuna girer, gözlerimi kapatıp kokusunu içime çeker, o çocukluğumun geçtiği yıllara asude yolculuğa çıkarım.

Orada da kalmam, sokaklara, çıkmazlara vururum kendimi.

Artık taşlarına kadar hafızama kazındığını sandığım yollar, evler her seferinde ilk kez görüyormuşum gibi şaşırtır beni.

Şaşkınlıklarımdan biri Antebin her sokağa bile isim bulup verme geleneği… O gelenek benim için de zamanla oyun halini aldı. Kaybolduğum her sokağa girerken mutlaka hangi ismin verildiğine bakar, ismin çağrıştırdığı algıyla sokağı buluşturmaya çalışırım.

Ve yıllar sonra Halil Cıbran okurken şaşkınlıkla çocukluğumu bıraktığım ve yıllar sonra hayal bahçelerinde yeniden aramaya koyulduğum o caddeleri, evleri nasıl da duygularıma birebir tercüman olup anlattığını gördüm.

Tıpkı İlyas Halil’ in dizelerinde çocukluğunu aradığı, anlatırken de ağlayıp herkesi ağlattığı Mersin’ in eski sokaklarını, çocukluğunun hayal bahçelerinin üzerimde bıraktığı duygulara benzer bir tat, gizemli bir koku.

Ama Halil Cıbran ve İlyas Halil’ in yazdıklarının ruhumu yakan, hücrelerime nüfuz eden efsunlu bir başka yanı var: Çocukluğuma, çocukluğumun o kadim şehirlerine, sokaklarına, evlerine götürüyor, gözlerimi kapattığımda elimden tutup dolaştırıyorlar.

Bu kadar mı güzel tarif edilir o duygu? Halil Cıbran isen ve evinden, şehrinden, ülkenden koparılıp Beyrut’tan New York’a gitmek zorunda kalmışsan, evet:

“Bu caddelere ruhumdan o kadar çok parça saçtım ki, özlemimin o kadar çok çocuğu bu tepelerde çıplak dolaştı ki, sıkıntı ve ıstırap çekmeden onlardan kendimi ayıramam...

Bugün üstümden çıkardığım bir giysi değil, kendi ellerimle yırttığım derim, kabuğum...

Geride bıraktığım bir düşünce değil, açlık ve susuzlukla tatlandırılmış bir gönül...

Yine de daha fazla oyalanamam...

Her şeyi kendine çeken deniz beni de çağırıyor; yola çıkmalıyım...

Çünkü kalmak, saatler geceyle yanarken, donmak, kristallesmek ve bir kalıba dökülmek demek...”

Ve İlyas Halil isen ve evinden, şehrinden, ülkenden kopup sıcak, ak köpüklü masmavi denizi, dünyanın en büyük martılarının dolaştığı masmavi göğü bu topraklardan binlerce kilometre uzaklarda soğuk Kanada’ da özlemle hayal ediyorsan elbet oturur yazarsın;

“Kimse benim kadar Mersin’ e vurulmadı. Martılarını seyrederken yüzü rüzgârdan ıslanmadı.

Kent, sevgili değil, eli kırbaçlı haspa…

İnsafsız yazlarına karşın ince endamlı, sütü bacaklı gelindi, geceleri yatakta limon kokan…

Tüm gece anlatacak bir şey bulurdu, ağustos böcekleriyle…

…

Büyüdükçe ben, baharlar büyüdü benimle, bin kokulu mevsim oldu. Kulağının ardında, elma çiçeği saçında turunç kokuları bir kız…

Nisan, mayıs…”

Peki, Mersin’e böylesine vurgun bir sanatçıya, evrensel gözlemlerini kaleme alırken bile sözü önünde sonunda Mersin’e getirip, unuttuğumuz bir yerleri, silinmiş dokuları, sinmiş kokuları bize anlatan, hüzünlenip, hüzünlendiren İlyas Halil’ e biz ne verdik?

Bin bir çabayla Ortodoks kilisesi yanındaki sokağın başına güç bela adının yazılı olduğu küçücük plaketi çakma dışında ne yaptık?

Bu kentin numaralarla bezenmiş caddelerinden birine İlyas Halil adını vermek için ne bekliyoruz?

Hadi birileri bambaşka duygular, reflekslerle hayatı boyunca bu kentin adını anmamış, bu kente eli değmemiş birilerine ödül verip duruyor, onları veballeri, günahlarıyla bırakalım.

Ama bu kenti bir arada tutacak “ahde vefa” duygusunu gömüldüğü topraktan çıkarıp hepimize yaşatmakla yükümlü yerel yönetimleri cadde, sokakları numaralandırmaktan vazgeçip, tıpkı Antep gibi en küçük iz bırakanı bile unutmadan en azından önemli cadde ve bulvarlarını zaten ölümsüz sanatçılarına adayıp, o sanatçıların kentle olan bağını tüm dünyaya hatırlatamaz mı?

Sadece İlyas Halil değil, onun öykülerine sinmiş, her kitabında bir biçimde hatırlattığı; Nuri Abaç’ ları, Celal Çumralı’ ları, Haşmet Akal’ ları, Osman Özeren’ leri gecikmiş özürlerimizle yad etmek, isimlerini bu kentle yeniden buluşturmak…

Cadde, bulvar yapmak elbette bir şey ama mekânlara bulvar da olsa bir sanatçı adıyla ruh katmak…

Cadde için para olması yetiyor, oysa o caddeye, bulvara isim bulmak kentin sanatçı zenginliğiyle sınırlı...

Mersinin o zenginliğin farkında olmaması ne acı…                      

Abdullah Ayan

 

 
20 Haziran 2016 Pazartesi 08:40
 
 
(0 Yorum Yapıldı)Yorumlar
<p>Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.</p>
 
Bu Kategorideki Diğer Haberler
 
Tarih, doğa, deniz, güneş, müzik ve dans kansere karşı birleştiİçel Soroptimist Kulübü, 'Obezite ile Savaş' semineri düzenledi.Bisiklet durursa hayat dururTarsus Sev’in Robotik Takımı’na İki Ödül BirdenMobbing ve Hukuksal Boyutu Ele AlındıGüzel Konuşma ve Diksiyon
MTSO’ya teşekkür belgesiMenderes Gönüllü Evi, Mezitli'nin Filizleri ailesine katıldıMiniklerden Büyük Nağmeler Mezitli’de 26. Jakaranda koruluğu açıldı Çalgı Çengi’nin Ünlü Oyuncuları Forum Mersin’de Hayranlarıyla Buluşuyor Çocukların isteğiyle Mezitli'ye kar yağdı
 
 
Yazarlar
Yazarlar RSS Beslemesi
 
 
 
Get our toolbar!
 
Gazete Manşetleri
 
Bumerang - Yazarkafe
 
Namaz Vakitleri
 
  • İmsak05:40
  • Güneş07:14
  • Öğlen13:05
  • İkindi16:13
  • Akşam18:36
  • Yatsı20:01
 
Anket
.
 
İddaa
 
Lig Puan Durumu
 
Takımlar
O
G
B
M
P
1
Beşiktaş
21
14
5
2
47
2
Başakşehir
21
12
7
2
43
3
Galatasaray
21
12
4
5
40
4
Fenerbahçe
21
10
7
4
37
5
Antalyaspor
21
10
5
6
35
6
Trabzonspor
21
9
4
8
31
7
Osmanlıspor FK
21
7
9
5
30
8
Konyaspor
21
7
7
7
28
9
Bursaspor
21
8
4
9
28
10
K.D.Ç. Karabük
21
8
3
10
27
11
Gençlerbirliği
20
6
8
6
26
12
Kasımpaşa
21
7
4
10
25
13
Akhisar Bld.
21
6
6
9
24
14
Alanyaspor
21
6
4
11
22
15
Kayserispor
21
6
4
11
22
16
Ç. Rizespor
21
5
5
11
20
17
Adanaspor
21
4
5
12
17
18
Gaziantepspor
20
4
3
13
15
 
Şampiyonlar Ligi
 
UEFA Avrupa Ligi
 
Alt Lig
 
 
Tarihte Bugün
1653 - Batı Anadolu'daki şiddetli depremde, Denizli, Nazilli, Tire ve Uşak'ta evler yıkıldı, binlerce kişi öldü ve yaralandı.
1660 - XI. Karl, İsveç kralı oldu.
1893 - Rudolf Diesel, dizel motorun patentini aldı.
1898 - Émile Zola, Fransız hükümetini anti-semitist tutumundan dolayı eleştirdiği için hapse girdi.
1903 - Küba, Guantanamo Körfezini ABD'ye kiraladı.
1904 - ABD 10 milyon dolar karşılığında Panama Kanalı bölgesinin kontrolünü aldı.
1919 - Benito Mussolini İtalya'da Faşist Partisini kurdu.
1921 - Ardahan'ın Kurtuluşu.
1934 - III. Léopold, Belçika kralı oldu.
1940 - "Pinokyo" adlı animasyon filmi gösterime girdi.
1941 - Plütonyum, Dr. Glenn T. Seaborg tarafından ilk defa ayrıştırıldı ve üretildi.
1942 - Avusturyalı yazar Stefan Zweig, Brezilya'da karsıyla birlikte intihar etti.
1944 - Büyük Çeçen Sürgünü bu sürgünle 500 bin Çeçen-İnguş insan Anavatanlarından Orta Asya'ya sürüldü.
1945 - Türkiye Büyük Millet Meclisi, Almanya ve Japonya'ya savaş ilan etti.
1945 - Türkiye-ABD ikili yardım antlaşması imzalandı.
1945 - Sevr Antlaşmasının değiştirilmesi için Londra'da toplanan konferans (23 Şubat-12 Mart), bir anlaşmaya varılamadan dağıldı.
1945 - II. Dünya Savaşı Doğu Cephesi'nde Posen'deki Alman garnizonu teslim oldu.
1945 - II. Dünya Savaşı Pasifik Cephesi'nde Manila ABD'nin eline geçti.
1945 - II. Dünya Savaşı Pasifik Cephesi'nde Iwo Jima Muharebesi sırasında Suribachi Tepesine ABD bayrağı dikildi.
1947 - Uluslararası standardizasyon organizasyonu (ISO) kuruldu.
1954 - Çocuk felci enfeksiyonuna karşı Salk aşısıyla yapılan ilk kitlesel aşılama programı Pittsburgh'da başlatıldı (Sabin aşısı ise 1962'de gelecektir)
1955 - Edgar Faure, Fransa başbakanı seçildi.
1966 - Suriye'de askeri darbe oldu, hükümet devrildi.
1978 - Çağdaş Gazeteciler Derneği (ÇGD) kuruldu.
1980 - Ayetullah Humeyni, ABD elçiliğindeki rehinelerin akıbetine İran parlamentosunun karar vereceğini belirtti.
1981 - Yaklaşık 200 kişilik isyancı ordu mensubu paramilis güçler, Antonio Tejero Molina liderliğinde İspanya parlamentosunu bastı ve milletvekillerini rehin aldı.
1987 - Büyük Macellan Bulutu içinde bir süpernova gözlendi.
1991 - Körfez Savaşı: ABD kara kuvvetleri Suudi Arabistan sınırını geçerek Irak topraklarına girdiler.
1991 - Tayland'da general Sunthorn Kongsompong, kansız bir darbe ile başbakan Chatichai Choonhavan'ı görevden alarak yönetimi ele geçirdi.
1994 - Cep telefonu şebekeleri hizmete açıldı.
1997 - Rus uzay istasyonu Mir'de büyük bir yangın çıktı.
1997 - Genetik kopyalama yöntemiyle üretilen ilk memeli hayvan olan ve 14 Şubat 2003 tarihinde ölen Dolly adlı koyunun, İskoçya'daki Roslin Enstitüsü'nde klonlandığı duyuruldu.
1998 - Usame bin Ladin bir fetva yayımlayarak bütün yahudi ve haçlılara karşı cihad ilan etti.
1998 - Fazilet Partisi (FP) kuruldu.
1998 - İstanbul Üniversitesi rektörlüğü; sakallı, türbanlı ve kimliksiz öğrencilerin yerleşke ve binalara girişini yasakladı.
1999 - Avusturya'da Galtür köyüne çığ düştü: 31 kişi öldü.
632 - Muhammed Peygamber'in Veda Hutbesi
 
Arşiv
 
Süper Loto
16.02.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu061028294753
 
On Numara
20.02.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu04091215171926282932333540424546525559656976
 
Sayısal Loto
18.02.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu021828333640
 
Şans Topu
15.02.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu031112192409
 
 
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji