İşsizlik oranı %9,7 seviyesinde gerçekleşti

Ana Sayfa » Güncel » Çevre düşmanı projelere karşı, yerel demokrasinin önemi... Abdullah Ayan yazdı

Çevre düşmanı projelere karşı, yerel demokrasinin önemi... Abdullah Ayan yazdı

Diyelim ki, kentiniz adına çok önemli bir sorun çıktı ortaya, o sorunu vekiliniz de tıpkı sizin gibi iliklerinde hissetse bile, çözümü konusunda gidip te derdi anlatabileceği eski anlamda artık bir Bakan kalmadı.

 
 
Çevre düşmanı projelere karşı, yerel demokrasinin önemi... Abdullah Ayan yazdı

Yunan Site' lerinde uygulanan katılımcı demokrasinin üzerinden neredeyse 2 bin 500 yıl geçti.

O dönemde de kadınlar ve özgür sayılmayanların söz hakkı olmasa da, bulunabilecek en iyi model olarak damgasını vurdu tarihe…

Ancak geçen zaman içinde tüm halkı bir meydana toplayıp yöneticinin kim olacağına ya da hayatı etkileyecek bir konuda herkesin görüşünün alınmasının olanaksızlığı ortaya çıktı ve katılımcılık yerine halkın seçeceği temsilciler üzerinden görüşlerini, iradesini ortaya koyacağı temsili demokrasi aldı.

Bu modeli anlatmama gerek yok, açmazları, başımıza açtığı binbir sorunla tanıyor, biliyoruz zaten.

Ama iş öylesine rayından çıktı ki, seçim sonunda vekil tayin ettiğimizi sandığımız kişilerle iki seçim arası bırakın sorun paylaşmayı, o isimlerin yüzlerini bile çok azımız görür hale geldik.

Hatta Türkiye' de iş öylesine rayından çıktı ki, tıpkı tek parti döneminde olduğu gibi aday gösterildiği kentin yerini harita üzerinden bulabilen isimler arasından tercih yapmak zorunda bırakıldı seçmen…

Çünkü sistem halkın temsilci seçmesine değil, Ankara' dan partilerin belirlediği isimlere oy vermeyi gerektiriyor.

Bir başka ifadeyle seçimlerde biz Milletvekili falan seçmiyoruz, sandığa gittiğimizde isimlerin kim olduğuna aldırmadan partilere oy veriyoruz.

O partiden Ali yerine Veli olsun diye tercih yapma şansımız da yok…

Tüm bunlar yetmezmiş gibi, 24 Haziran' dan sonra hayata geçen yeni rejimle o Milletvekilinin de gideceği parlamentoda yapabileceği hiçbir şey yok…

Diyelim ki, kentiniz adına çok önemli bir sorun çıktı ortaya, o sorunu vekiliniz de tıpkı sizin gibi iliklerinde hissetse bile, çözümü konusunda gidip te derdi anlatabileceği eski anlamda artık bir Bakan kalmadı.

Kalmadı çünkü, eskiden Bakan Meclisin içinden ve iktidar partisinin Milletvekilleri arasından seçiliyor, güven oyu alıyor, gerekirse de gensoru ile koltuğundan indirilebiliyordu. İktidar Milletvekili ile aynı iktidarın Bakanı arasında iyi kötü işleyen diyalog mekanizması yıllar içinde zaten yeterince erozyona uğramıştı son rejim değişikliğiyle artık YOK…

Güncel ve Mersin yerelinden bir örnek vereyim:

Mersin'in kurulması planlanan balık çiftlikleriyle ilgili imtihanı 2008' de başladı.

Sahillerin kurtulması adına oluşturulan yerel platform dayandığı kent dinamikleri itibariyle öylesine güçlüydü ki, muhalefet ve iktidar Milletvekilleri çiftliklere yüksek perdeden karşı çıkmak zorunda kaldı.

O kadar ki, düzenlenen bir etkinlikte söz alan AKP Milletvekillerinden birinin "balık çiftlikleri bu sahillere kurulmaya kalkılırsa, elimde bıçak dalar ağlarını parçalarım"* sözleri bugün gibi aklımda.

O sözleri cesaretle söyleyen AKP' li Ali Er yanında iktidarından muhalifine tüm Mersin Milletvekilleri balık çiftliklerine öylesine bir tavır sergiledi ki, Tarım Bakanı ve bürokrasisi geri adım attı. O geri adım 10 yıl kazandırdı Mersine…

Bir de bugüne bakalım…

Konu aynı balık çiftlikleri ve çiftliklerin Mersinle olan imtihanı…

Ne o dönemdeki 400' ü aşkın Sivil Toplum Örgütünün ortaklaşa iradesini ortaya koyduğu bir örgütlenme modeli söz konusu ne de o platformun oluşturduğu kamuoyu desteği/baskısıyla harekete geçip, çiftliklere meydan okuyan milletvekilleri…

Bir an için o platformu yeniden canlandırdığımızı,Milletvekillerini de uyandırdığımızı varsayalım...

Hangi Milletvekili, Meclisle ve partiyle bağı olmayan, Devlet Başkanınca atanmış hangi Bakana ulaşıp ta, ister oy kaygısı ister vicdani sorumluluk gereği kentin hassasiyetini dile getirebilecek?

Zaten gittikçe zayıflamış olan o bağlantı yöntemi artık tümüyle kopmuş durumda.

Balık çiftlikleri örneğinde son olarak tanık olduğumuz iktidar partisi il başkanının tüm kent duyarlılığına karşı çiftlikleri açıktan ve yüksek sesle savunmasının altında da bu kopan bağ var…

İş bu kadarla da sınırlı değil. Geldiğimiz nokta itibariyle sürecin asıl üzerinde durulup düşünülmesi gereken asıl vahim tablo ise şu:

Mersin' in 2008'den bugüne geçen zaman içinde lobi olarak adlandırılabilecek toplumsal tepki gücü artacağına zayıflarken, çiftlik yapmak isteyen yatırımcı gruplarının lobi gücü her türlü kaynağın da desteğiyle inanılmaz artmış…

2008' de bu kentin en önemli kurumlarından Mersin Sanayi Ticaret Odası Balık Çiftliklerine karşı oluşturulan platformun önemli paydaşlarından biriydi. Bugün o günkü çizgide midir? Yanıtını üç aşağı beş yukarı bildiğimiz bir soru bu…

Ben bugün MTSO örneğinden yola çıkarak pek çok kurumun balık çiftlikleri konusundaki sessizliğini, değişen görüşlerinden ya da kültür balıkçılığının zaman içinde çevreye daha az zarar verir hale gelmiş olmasından kaynaklandığını sanmıyorum.

Sessizliğin ve tepkisizliğin nedeni, ülkenin değişen demokratik iklimi ve iklimin yarattığı atmosferdir başka bir şey de değildir.

Bugün MTSO Meclisinde yer alan 99 üyenin hangisiyle konuşursanız konuşun, kahir çoğunluk balık çiftliklerinin yaratacağı sorunların bilincindedir ve projeye karşıdır. Ancak iş tepkiye gelince, birkaç istisna dışında görüşünü dile getirme cesaretini gösterene rastlayamıyoruz.

2008' de dönem sözcülüğünü üstlendiğim Çevre Platformu, balık çiftliklerine karşı eylem planı hazırlarken, MTSO ve Büyükşehir Belediyesi arasındaki alana ölüm orucu çadırı kurulmasını ve Bakanlık projeyi askıya alıncaya kadar platforma destek veren tüm katılımcı örgüt üyelerinin o çadırda oruca başlamasını öngörüyordu…

Nereden nereye mi geldik?

Geldiğimiz yer, sadece balık çiftlikleri anlamında değil, demokrasimiz adına da ibret verici…

Asıl ibret verici olan ise özellikle ana muhalefet CHP' nin ortaya çıkan tablodan habersizmiş gibi girdiği genel başkanlık ve genel merkezi ele geçirme kavgası…

İktidar Milletvekilinin bile yeni sistemde etkisi kalmamışken, muhalefet Milletvekili ne yapacak?

En çok gensoru önergesi verecek, onun da ne denli işe yaradığını, henüz Meclisin bu denli etkisizleştirilmediği geçmiş dönemde gördük.

CHP Milletvekilleri her sabah gazetelerde gördükleri sorunu gensoru ile Meclis Başkanlığına sunar, ardından da bizimle paylaşıp, gönül rahatlığıyla Meclis koridorlarına yönelirlerdi.

O gensoruların ne işe yaradığını bana değil, o günlerde gayet ciddi iş yaptığını sanan eski vekillere sorun, eğer farklı hesapları yoksa dürüstçe yanıt vereceklerdir…

 Abdullah Ayan

 
 
26 Temmuz 2018 Perşembe 09:35
 
 
(0 Yorum Yapıldı)Yorumlar
<p>Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.</p>
 
Bu Kategorideki Diğer Haberler
 
Yazarlar
Yazarlar RSS Beslemesi
 
 
 
 
Gazete Manşetleri
 
 
Namaz Vakitleri
 
  • İmsak04:10
  • Güneş05:54
  • Öğlen12:56
  • İkindi16:40
  • Akşam19:37
  • Yatsı21:08
 
 
Anket
.
 
İddaa
 
Lig Puan Durumu
 
Takımlar
O
G
B
M
P
1
Galatasaray
1
1
0
0
3
2
Malatyaspor
1
1
0
0
3
3
Kayserispor
1
1
0
0
3
4
Başakşehir
1
1
0
0
3
5
Kasımpaşa
1
1
0
0
3
6
Konyaspor
1
1
0
0
3
7
Beşiktaş
1
1
0
0
3
8
Fenerbahçe
1
1
0
0
3
9
Trabzonspor
2
1
0
1
3
10
Sivasspor
2
1
0
1
3
11
Erzurum BB
1
0
0
1
0
12
Çaykur Rizespor
1
0
0
1
0
13
Akhisar Bld.Spor
1
0
0
1
0
14
Bursaspor
1
0
0
1
0
15
Alanyaspor
1
0
0
1
0
16
Ankaragücü
1
0
0
1
0
17
Göztepe
1
0
0
1
0
18
Antalyaspor
1
0
0
1
0
 
Şampiyonlar Ligi
 
UEFA Avrupa Ligi
 
Alt Lig
 
 
Tarihte Bugün
1235 - Lozan'da büyük yangın.
1789 - Liège'de (Belçika) ihtilal.
1868 - Fransız astronom Pierre Jules César Janssen helyum elementini keşfetti.
1877 - Asaph Hall, Mars'ın uydusu Phobos'u keşfetti.
1917 - Büyük Selanik yangını: şehrin %30'dan fazlası harab oldu, 70.000 kişi evsiz kaldı.
1920 - ABD'de kadınlara oy hakkı tanındı.
1944 - Yahudiler Fransa'daki toplama kampı Drancy'den kurtuldular.
1950 - Belçika Komünist Partisi başkanı Julien Lahaut, suikast sonucu öldürüldü.
1958 - Vladimir Nabokov'un romanı Lolita ABD'de yayımlandı.
1964 - Türk güreşçiler Tokyo Olimpiyatları'nda 2 altın, 3 gümüş ve 1 bronz madalya kazandılar.
1971 - Vietnam Savaşı: Avustralya ve Yeni Zelanda, askerlerini Vietnam'dan çekme kararı aldılar.
1983 - Alicia kasırgası Texas sahillerini vurdu; 22 kişi öldü.
1989 - Tadeusz Mazowiecki Polonya'da Doğu Avrupa'nın komünist olmayan ilk hükümetinin ilk başbakanı oldu.
1998 - Ekonomik krize düşen Rusya bütün dış borç ödemelerini durdurma kararı aldı.
1999 - 17 Ağustos Depremi
2007 - Atlas Jet'e ait bir yolcu uçağı kaçırıldı. Hiçbir can ve mal kaybının olmadığı kaçırma eyleminin ABD' yi protesto etmek amacıyla yapıldığı belirlendi. Uçak Antalya Havalimanı'na indirildi.
 
Arşiv
 
Bumerang - Yazarkafe
 
Süper Loto
16.08.2018 Tarihli Çekiliş Sonucu091112354952
 
On Numara
13.08.2018 Tarihli Çekiliş Sonucu03051415182326273137384850515556586567697576
 
Sayısal Loto
15.08.2018 Tarihli Çekiliş Sonucu031015182543
 
Şans Topu
15.08.2018 Tarihli Çekiliş Sonucu032324263102
 
 
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji