İhracat Kasım ayında geçen yıla göre %5 artışla 11 milyar 952 milyon dolar oldu

Ana Sayfa » Gündem » CHP neden hep kaybediyor?

CHP neden hep kaybediyor?

CHP’nin bugün en temel sorunlarından biri, tabanındaki Kemalist müminlerden oluşan çekirdeğin dışına çıkıp, sosyal demokrasiyle ittifak kurmaya hazır kitlelere ulaşamamasıdır.

 
 
CHP neden hep kaybediyor?
Doç. Dr. TANJU TOSUN / Ege Üniversitesi Öğretim Üyesi

Yazının başlığı, reklamcı Ateş İlyas Başsoy’un Pegasus yayınlarından piyasaya yeni çıkan “AKP neden kazanır, CHP neden kaybeder?” isimli kitabının başlığından esinlenerek atıldı. Reklamcı Başsoy, çalışmasında bir siyasi analizci titizliğiyle AK Parti’nin kurulduğu günden bugüne her seçimde başarılı olma, CHP’nin ise başarısızlığa mahkum kalma nedenlerini Antalya yerel seçimleri örneğinden yola çıkarak analitik bir çerçevede okuyucuya sunuyor. Kendisi reklamcı olmasına rağmen, AK Parti ve CHP örneğinde seçim kazanma/kaybetmenin formülünü siyasi reklamlarla değil de algı yönetimiyle açıklaması, Türkiye’de iktidar beklentisi, özlemi içinde olan parti ve partililerin, özellikle CHP’lilerin dikkatle okumaları gereken bir çalışma. Antalya’da 2009 yerel seçimlerinde seçmenlerin algılarını yönetme temelli yürüttüğü kampanya ile, CHP adayı Mustafa Akaydın’ın belediye başkanlığını kazanmasında büyük payı olduğu anlaşılan Başsoy’un seçimlerde başarılı olmaya ilişkin tavsiye ve önerileri, günümüzde siyasetin, partilerin ve tercihlerin azımsanmayacak bir seçmen grubu için ne anlama geldiğini, neyi ifade ettiğini tasvir etmesi bakımından önemli. Başsoy’un Antalya kampanyası sırasında üreterek adını “Selim Türkhan” koyduğu siyasetsiz seçmen, ona göre siyasi partilere seçim kazandıran veya kaybettiren prototiptir. Yazarın “makul insanlar” olarak tanımladığı Türkhan ve benzerlerinin en önemli özelliği; seçimle ilgili kararları olsa dahi, bunlar siyasi olmayıp, söz konusu prototip verilen hizmetlere ve hissettirdiklerine bakarak parti tercihinde bulunan pragmatik bir kitledir.

Selim Türkhanlar’ın siyasi tercihi

Başsoy AK Parti’nin 2002’den beri girdiği tüm seçimleri kazanmasının formülünü siyasetsiz seçmeni cezbetmesine bağlıyor. CHP’nin hep kaybetmesini büyük ölçüde siyasetsiz seçmeni temsil eden hayali bir şahsiyet olarak takdim ettiği Selim Türkhanların tercihlerine mazhar olamamasıyla ilişkilendiriyor. Başsoy yazdıklarıyla haksız sayılmaz. Seçmenlerin parti tercihlerinin istatistiki, sayısal arka yüzüne özellikle konuya ilişkin yapılan çeşitli alan araştırmalarından elde edilen bulgularla baktığımızda, durum tam da kendisinin ifade ettiği gibi. Partilerin sosyal temelleri ya da oy tabanlarını kayısı örneğinden yola çıkarak, çekirdeği kemik seçmenler, çekirdeğin çevresindeki meyveyi ise partiye eklemlenen seçmenler ve özellikle de siyasetsiz seçmenlerle tasvir eden yazara göre, AK Parti’nin seçim başarılarının sırrı çekirdeğin çevresindeki meyveyi oluşturan siyasetsiz seçmen kitlesini kendine çekip, tutması, hatta büyütmesidir. Rakibi CHP ise her daim yüzde 20’lerde olan çekirdeğine en az her dört seçmenden birine denk gelen siyasetsiz seçmeni dahil edemediği için hep kaybeden parti durumunda.

Türkiye koşullarında herhangi bir partinin siyasetsiz seçmeni yanına çekerek seçim kazanma olasılığı çok yüksek olmamakla birlikte, CHP ve AK Parti bu “herhangi parti” tanımlamasının dışındadır. Potansiyel olarak CHP ve AK Parti’nin aynı kitlenin önemli bir kısmını yanına çekerek iktidar ya da yegane iktidar alternatifi olması mümkün. Nitekim AK Parti 9 yıldır uyguladığı politikalarla, kendisinin doğal tabanı dışında, siyasi akışkanlığı yüksek makul insanlardan oluşan siyasetsiz seçmenle “hizmet” üzerinden kurduğu organik bağ ile rakiplerini iktidara yaklaştırmamakta. Kuşkusuz seçim kazanmayı tek başına siyasetsiz seçmene bağlamak mümkün değil. Partilerin kemik ya da çekirdek tabanları, partileri sistemde kalıcı kılan yegane siyasi-demografik dinamikler. Fakat, AK Parti ve CHP örneğinde iktidara uzanabilme yolunda bu tabanın katkıları sınırsız da değil. Bütün mesele; doğal olana, değişken gündelik tercihleri, beklentileri olan makul insanları ekleyip, onların tercihleriyle iktidara uzanabilmek. AK Parti bugüne kadar girdiği her seçimde, çekirdek siyasi demografisini veri kabul ederek, onun yanıbaşına siyasetsiz seçmenleri eklemlemek suretiyle yüzde 50’lere ulaşmıştır. Yazımızın konusu CHP olduğu için, konuya CHP özelinde bakıp, “CHP neden kaybediyor?” sorusuna yanıt arayabiliriz.

Partilere tutarlılık dersi

Başsoy kitabında, yakın dönem seçimleri örneğinde CHP’nin neden kaybettiğini kampanyalardaki yanlış stratejilerden, algıyı yönetememesinden hareket ederek gayet güzel açıklıyor. Fakat kendisinin de ifade ettiği gibi, seçim kazanmak, iktidar olmak kampanya sürecindeki reklamlara indirgenecek kadar da basit değil. Mesele seçmenin algısını yönetme meselesi. Başsoy kendisinin Antalya başarısından yola çıkarak, hizmet üzerinden makul insanlar ya da siyasetsiz seçmenle irtibatlanmak suretiyle seçim kazanıp, iktidar olunabileceği iddiasında. Bu düşüncesinde haklılık payı olsa dahi, mesele CHP olunca seçim kazanma, iktidar olma konusu biraz karışık. Bir başka ifadeyle, CHP’nin siyasi kaderi salt hizmet dillendirerek, vadederek seçmenle irtibatlanmaya bağlı değil. AK Parti’nin güçten düşeceği herhangi bir dönemde (ki bu ucu bir hayli açık bir dönemdir) AK Parti’den ayrılacak makul insanların topyekun CHP’de buluşacağını söylemek o kadar kolay görünmüyor. Bunun nedeni yine CHP’nin kendisi.

CHP adına ve CHP lehine siyasette algı yönetimi, CHP anlayışı, siyaset birikimi, ideolojisi, örgüt yapıları, yönetim kadroları itibarıyla mevcut paradigmalarıyla bugün hiç de kolay değil. Siyasetsiz seçmenleri topyekun bir partiye, özellikle de CHP gibi bir partiye yöneltebilmenin önkoşulu; ideolojiden örgüte, siyaset yapma tarzına, yönetim kadrolarına kadar tutarlılığın tesis edilmesidir ki bugün CHP’nin en büyük eksikliği budur. Kılıçdaroğlu’nun genel başkanlığa seçilmesiyle birlikte işlemeye başlayan yeni dönemde partinin en temel sorunlarından biri tutarlılıktan yoksun olma halidir. Siyasette tutarlılığın önemi; kitle nezdinde sahiciliğin ve samimiyetin ancak tutarlılıkla test edilmesindendir. Tutarlılığın çekirdek seçmen için önemi çok fazla olmasa da, siyasetsiz seçmen nezdinde inandırıcı olabilme tutarlı olmaya bağlıdır. Aslında Türkiye’de partilerin tutarlılığı sorununun CHP kadar AK Parti’nin de sorunu olduğunu eklemek gerekir. Nitekim, Dersim katliamı nedeniyle Alevilerden devlet adına özür dileyen Erdoğan karşısında, Maraş katliamını zihinlerde diri tutmak amacıyla gösteri yapanlara kolluk kuvvetlerinin yaklaşımı, partilerin tutarsızlık hallerine ilişkin düşündürücü bir örnektir.

CHP’nin tutarlılık sorunu kaçınılmaz olarak partinin özellikle çekirdek seçmen kitlesi dışında inandırıcılığının sorgulanmasına neden oluyor. Aslında bugün partinin çekirdek kitlesi içinde azımsanmayacak orandaki bir seçmen grubu, gidecek siyasi adresleri olmadığı için, tutarlılık sorununa rağmen kerhen CHP’yi destekliyor. CHP’de Dersim katliamı vesilesiyle başlayan tartışmalarda parti içinde farklı sesler çıkması, Alevi kökenli Kılıçdaroğlu’nun konuyla ilgili yüksek sesle konuşmak yerine, adeta fısıldamayı yeğlemesi, üstelik farklı düşünen bir il başkanının tek seslilik adına görevden alınması, tutarlılık sorununa ilişkin bu partiye özgü düşündürücü örnekler olarak karşımızda durmakta.

CHP’nin bugün en temel sorunlarından biri de, tabanındaki Kemalist müminlerden oluşan çekirdeğin dışına çıkıp, sosyal demokrasiyle ittifak kurmaya hazır kitlelere ulaşma güçlüğüdür. Üstelik aynı Kemalist müminlerden müteşekkil taban, CHP’nin kitleselleşmesinin önündeki temel engellerden biri. Buradaki asıl mesele CHP’nin ideolojik olarak kimliğini halen netleştirememiş olmasıdır. Baykal sonrası yeni yönetimin oluşmasının üzerinden yaklaşık bir buçuk yıl geçtikten sonra, ancak bugünlerde Batılı sosyal demokrat partilerin metinlerini incelemeye karar vermiş olan CHP’de işlerin ne kadar ağır ilerlediğini vurgulamaya gerek bile yok. Üstelik Kılıçdaroğlu’nun ilk günlerinde “Yeni” sözcüğünü alçak sesle de olsa telaffuz eden CHP, bugün çekirdek kadro “ne der?” düşüncesiyle yenileşme konusunda fazlasıyla ürkek.

Geçmişte çekirdek kadrosunu cezbeden Cumhuriyetçi, katı laikçi reflekslerden 12 Haziran seçim sürecinde pek fazla beslenmeyen CHP, bu reflekslerin yerine özellikle siyasetsiz seçmeni yanına çekecek söylem, siyaset tahayyülü ve projelerle aynı kitleye yaklaşmayı başaramamıştır. AK Parti’nin 9 yıllık iktidar döneminde inşa etmeyi başardığı “hizmet partisi” algısı karşısında, seçmene umut vadetmek yerine, her koşulda AK Parti karşıtlığını tercih eden CHP aynı tutumu bugün de sürdürüyor. Siyaseti ekonomi, gelişme, kalkınma ile harmanlayıp, seçmene umut olma yerine, siyasi ajandasında halen Ergenokon davalarını önde tutan bir CHP’de siyasetsiz seçmen doğal olarak yeni bir şey göremiyor. Hal böyle olunca, AK Parti’de algıladığı siyaset-hizmet özdeşliği, konu CHP olunca belirsizleşmektedir. CHP’nin bugün yeni bir algı inşası yerine, dün olduğu gibi negatif siyasetten beslenmeyi sürdürdüğü sayısız örnek mevcut. AK Parti ile olan rekabetini siyasal olanın dışına, ekonomik alana taşıma, bu alanda hizmet, alternatif proje üzerinden yarışma konusunda CHP yeni yönetimi de yetersiz kaldı. Kılıçdaroğlu yönetimi “kutsal Cumhuriyetçi-katı laikçi” Baykalcı söylemi yeniden üretmese de, bunun yerine ikame herhangi bir şey koyamamış durumda. Bu nedenle, dün en azından rengi belli olan bir CHP karşısında bugün soluk, hatta renksiz bir CHP var karşımızda. Ne yapmak, nereye gitmek istediği belli olmayan, salt AK Parti karşıtlığı ile kitle nezdinde popüler olmaya çalışan bir siyasi aygıt, Türkiye’nin makul insanları için çok fazla anlam ifade etmiyor. CHP’nin Türkiye’nin demokratikleşme alanındaki aksaklık ve eksikliklerini dillendirmesi kadar doğal olan bir şey yok tabii ki. Fakat bu alanın dışına çıkıldığında, CHP makul insanlar için, onların umutlanması adına söylemesi gerekenler konusunda sessizliğe bürünmüş durumda.  Bu sessizlik sürdükçe, “CHP neden kaybediyor?” sorusuna her zaman kolay yanıt bulunabilir. Oysaki CHP için asıl olan; bizzat CHP’lilerin “CHP nasıl kazanabilir?” sorusuna yanıt bulmaları. Soruya,  AK Parti’nin “her yaptığına karşı çıkarak” şeklinde verilecek basit yanıtlar, AK Parti’yi Türkiye siyasetinde çok uzun yıllar hakim parti olarak kalıcı kılmaya yarayacaktır.

 

STAR

 
 
2 Ocak 2012 Pazartesi 09:00
 
 
(0 Yorum Yapıldı)Yorumlar
<p>Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.</p>
 
Bu Kategorideki Diğer Haberler
 
Son 24 Saat
Haberler RSS Beslemesi
 
Facebook messenger'de sohbet odaları başlıyorBu bilgisayar saniyede 93 trilyon işlem yapıyorGalaxy S7 dört farklı versiyonla geliyorLamborghini mi, Ferrari mi?Facebook'un karı %52 artışla 5,84 milyar dolarDengede durarak felç olma riskinizi ölçünSamsung Galaxy S6 ve Galaxy S6 Edge'yi tanıttıDünyanın en çok turist alan şehirleriAvşar Kızı, Ilıcalı'ya Fark AttıTelefonlarda 'keşke yazmasaydım' mesajları geri alınabiliyor2014 en sıcak yıl olduMicrosoft’tan Windows 10.. İlk yıl ücretsiz
 
Yazarlar
Yazarlar RSS Beslemesi
 
Bumerang - Yazarkafe
 
 
Get our toolbar!
 
Gazete Manşetleri
 
 
Namaz Vakitleri
 
  • İmsak05:51
  • Güneş07:32
  • Öğlen12:42
  • İkindi15:17
  • Akşam17:33
  • Yatsı19:02
 
Anket
.
 
Lig Puan Durumu
 
Takımlar
O
G
B
M
P
1
Başakşehir
13
9
4
0
31
2
Beşiktaş
13
8
5
0
29
3
Fenerbahçe
13
7
4
2
25
4
Galatasaray
12
7
2
3
23
5
Bursaspor
12
6
3
3
21
6
Konyaspor
12
4
5
3
17
7
K.D.Ç. Karabük
12
5
2
5
17
8
Antalyaspor
13
4
4
5
16
9
Osmanlıspor FK
12
3
7
2
16
10
Gençlerbirliği
12
3
6
3
15
11
Alanyaspor
12
4
2
6
14
12
Akhisar Bld.
12
3
4
5
13
13
Trabzonspor
12
3
3
6
12
14
Kasımpaşa
12
3
3
6
12
15
Gaziantepspor
12
3
2
7
11
16
Ç. Rizespor
12
2
4
6
10
17
Kayserispor
12
2
3
7
9
18
Adanaspor
12
1
3
8
6
 
Şampiyonlar Ligi
 
UEFA Avrupa Ligi
 
Alt Lig
 
Tarihte Bugün
1791 - The Observer'ın (dünyanın ilk pazar günü gazetesi) ilk sayısı yayımlandı.
1859 - Mekteb-i Mülkiye kuruldu.
1881 - Los Angeles Times'ın ilk sayısı yayımlandı.
1897 - Osmanlı Devleti ile Yunanistan arasında barış anlaşması imzalandı.
1918 - ABD başkanı Woodrow Wilson, I. Dünya Savaşı barış görüşmeleri için Versay'a geldi. Başkanlığı sırasında Avrupa'ya gelen ilk ABD başkanı oldu.
1920 - Ankara'da maaşlarını alamayan öğretmenler ilk kez grev yaptı.
1927 - Cumhuriyet döneminin ilk kâğıt paraları tedavüle çıkarıldı.
1929 - Türk parasının değerini yükseltmek için alınacak önlemlerle her yerde yerli malı kullanılmasını hedefleyen bir kararname yayımlandı.
1933 - Eskişehir Şeker Fabrikası kuruldu.
1943 - İnönü-Churchill-Roosevelt arasında Kahire Konferansı yapıldı.
1945 - ABD Senatosu 65'e karşı 7 oyla BM'e katılma kararı aldı. (BM, 24 Ekim 1945'de kuruldu).
1945 - İstanbul'da komünizm karşıtı gösteride, Tan, La Turquie, Yeni Dünya matbaaları, Berrak ve ABC kitapevleri tahrip edildi.
1945 - Tan Olayı gerçekleşti. Tan gazetesi milliyetçi kesim tarafından saldırıya uğradı ve yağmalandı. Olaydan sonra gazete yayın hayatına son verdi.
1955 - Türkiye'de ilk elektrikli tren, İstanbul'da Sirkeci-Halkalı arasında çalışmaya başladı.
1961 - İngiltere'de doğum kontrol hapları serbestçe satışa çıkarıldı.
1980 - Rock grubu Led Zeppelin dağıldıklarını açıkladı.
1981 - ABD başkanı Ronald Reagan CIA'nın ülkedeki casusluk faaliyetlerine izin vererek örgütün yetkilerini genişletti.
1981 - Danışma Meclisi Başkanı Sadi Irmak "Askerler kışlaya dönmenin hasreti içinde" dedi.
2000 - Yatağan Termik Santrali'nde üretim durduruldu. Santral filtresiz çalıştırıldığı için Yatağan halkını zehirliyordu.
2002 - BM Güvenlik Konseyi Irak'ın "gıda karşılığı petrol" programını altı ay uzatma kararı aldı.
2009 - Hükümet kararnamesi ile Türkiye'ın İlaç fiyatları inecek. Orijinal ilaçlarda %40, jeneriklerde %20, KKİ nedeniyle %13 oranında inecek. Pazar payına göre ortalaması %50 civarı.
 
Arşiv
 
Süper Loto
01.12.2016 Tarihli Çekiliş Sonucu101823343650
 
On Numara
28.11.2016 Tarihli Çekiliş Sonucu03091114253336374045474851535459616465727880
 
Sayısal Loto
03.12.2016 Tarihli Çekiliş Sonucu242636434446
 
Şans Topu
30.11.2016 Tarihli Çekiliş Sonucu041011162601
 
 
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji