Hazar, 'Dünyadaki başarılarımızın mimarları çalışanlarımızdır'

Ana Sayfa » Gündem » CHP neden hep kaybediyor?

CHP neden hep kaybediyor?

CHP’nin bugün en temel sorunlarından biri, tabanındaki Kemalist müminlerden oluşan çekirdeğin dışına çıkıp, sosyal demokrasiyle ittifak kurmaya hazır kitlelere ulaşamamasıdır.

 
 
CHP neden hep kaybediyor?
Doç. Dr. TANJU TOSUN / Ege Üniversitesi Öğretim Üyesi

Yazının başlığı, reklamcı Ateş İlyas Başsoy’un Pegasus yayınlarından piyasaya yeni çıkan “AKP neden kazanır, CHP neden kaybeder?” isimli kitabının başlığından esinlenerek atıldı. Reklamcı Başsoy, çalışmasında bir siyasi analizci titizliğiyle AK Parti’nin kurulduğu günden bugüne her seçimde başarılı olma, CHP’nin ise başarısızlığa mahkum kalma nedenlerini Antalya yerel seçimleri örneğinden yola çıkarak analitik bir çerçevede okuyucuya sunuyor. Kendisi reklamcı olmasına rağmen, AK Parti ve CHP örneğinde seçim kazanma/kaybetmenin formülünü siyasi reklamlarla değil de algı yönetimiyle açıklaması, Türkiye’de iktidar beklentisi, özlemi içinde olan parti ve partililerin, özellikle CHP’lilerin dikkatle okumaları gereken bir çalışma. Antalya’da 2009 yerel seçimlerinde seçmenlerin algılarını yönetme temelli yürüttüğü kampanya ile, CHP adayı Mustafa Akaydın’ın belediye başkanlığını kazanmasında büyük payı olduğu anlaşılan Başsoy’un seçimlerde başarılı olmaya ilişkin tavsiye ve önerileri, günümüzde siyasetin, partilerin ve tercihlerin azımsanmayacak bir seçmen grubu için ne anlama geldiğini, neyi ifade ettiğini tasvir etmesi bakımından önemli. Başsoy’un Antalya kampanyası sırasında üreterek adını “Selim Türkhan” koyduğu siyasetsiz seçmen, ona göre siyasi partilere seçim kazandıran veya kaybettiren prototiptir. Yazarın “makul insanlar” olarak tanımladığı Türkhan ve benzerlerinin en önemli özelliği; seçimle ilgili kararları olsa dahi, bunlar siyasi olmayıp, söz konusu prototip verilen hizmetlere ve hissettirdiklerine bakarak parti tercihinde bulunan pragmatik bir kitledir.

Selim Türkhanlar’ın siyasi tercihi

Başsoy AK Parti’nin 2002’den beri girdiği tüm seçimleri kazanmasının formülünü siyasetsiz seçmeni cezbetmesine bağlıyor. CHP’nin hep kaybetmesini büyük ölçüde siyasetsiz seçmeni temsil eden hayali bir şahsiyet olarak takdim ettiği Selim Türkhanların tercihlerine mazhar olamamasıyla ilişkilendiriyor. Başsoy yazdıklarıyla haksız sayılmaz. Seçmenlerin parti tercihlerinin istatistiki, sayısal arka yüzüne özellikle konuya ilişkin yapılan çeşitli alan araştırmalarından elde edilen bulgularla baktığımızda, durum tam da kendisinin ifade ettiği gibi. Partilerin sosyal temelleri ya da oy tabanlarını kayısı örneğinden yola çıkarak, çekirdeği kemik seçmenler, çekirdeğin çevresindeki meyveyi ise partiye eklemlenen seçmenler ve özellikle de siyasetsiz seçmenlerle tasvir eden yazara göre, AK Parti’nin seçim başarılarının sırrı çekirdeğin çevresindeki meyveyi oluşturan siyasetsiz seçmen kitlesini kendine çekip, tutması, hatta büyütmesidir. Rakibi CHP ise her daim yüzde 20’lerde olan çekirdeğine en az her dört seçmenden birine denk gelen siyasetsiz seçmeni dahil edemediği için hep kaybeden parti durumunda.

Türkiye koşullarında herhangi bir partinin siyasetsiz seçmeni yanına çekerek seçim kazanma olasılığı çok yüksek olmamakla birlikte, CHP ve AK Parti bu “herhangi parti” tanımlamasının dışındadır. Potansiyel olarak CHP ve AK Parti’nin aynı kitlenin önemli bir kısmını yanına çekerek iktidar ya da yegane iktidar alternatifi olması mümkün. Nitekim AK Parti 9 yıldır uyguladığı politikalarla, kendisinin doğal tabanı dışında, siyasi akışkanlığı yüksek makul insanlardan oluşan siyasetsiz seçmenle “hizmet” üzerinden kurduğu organik bağ ile rakiplerini iktidara yaklaştırmamakta. Kuşkusuz seçim kazanmayı tek başına siyasetsiz seçmene bağlamak mümkün değil. Partilerin kemik ya da çekirdek tabanları, partileri sistemde kalıcı kılan yegane siyasi-demografik dinamikler. Fakat, AK Parti ve CHP örneğinde iktidara uzanabilme yolunda bu tabanın katkıları sınırsız da değil. Bütün mesele; doğal olana, değişken gündelik tercihleri, beklentileri olan makul insanları ekleyip, onların tercihleriyle iktidara uzanabilmek. AK Parti bugüne kadar girdiği her seçimde, çekirdek siyasi demografisini veri kabul ederek, onun yanıbaşına siyasetsiz seçmenleri eklemlemek suretiyle yüzde 50’lere ulaşmıştır. Yazımızın konusu CHP olduğu için, konuya CHP özelinde bakıp, “CHP neden kaybediyor?” sorusuna yanıt arayabiliriz.

Partilere tutarlılık dersi

Başsoy kitabında, yakın dönem seçimleri örneğinde CHP’nin neden kaybettiğini kampanyalardaki yanlış stratejilerden, algıyı yönetememesinden hareket ederek gayet güzel açıklıyor. Fakat kendisinin de ifade ettiği gibi, seçim kazanmak, iktidar olmak kampanya sürecindeki reklamlara indirgenecek kadar da basit değil. Mesele seçmenin algısını yönetme meselesi. Başsoy kendisinin Antalya başarısından yola çıkarak, hizmet üzerinden makul insanlar ya da siyasetsiz seçmenle irtibatlanmak suretiyle seçim kazanıp, iktidar olunabileceği iddiasında. Bu düşüncesinde haklılık payı olsa dahi, mesele CHP olunca seçim kazanma, iktidar olma konusu biraz karışık. Bir başka ifadeyle, CHP’nin siyasi kaderi salt hizmet dillendirerek, vadederek seçmenle irtibatlanmaya bağlı değil. AK Parti’nin güçten düşeceği herhangi bir dönemde (ki bu ucu bir hayli açık bir dönemdir) AK Parti’den ayrılacak makul insanların topyekun CHP’de buluşacağını söylemek o kadar kolay görünmüyor. Bunun nedeni yine CHP’nin kendisi.

CHP adına ve CHP lehine siyasette algı yönetimi, CHP anlayışı, siyaset birikimi, ideolojisi, örgüt yapıları, yönetim kadroları itibarıyla mevcut paradigmalarıyla bugün hiç de kolay değil. Siyasetsiz seçmenleri topyekun bir partiye, özellikle de CHP gibi bir partiye yöneltebilmenin önkoşulu; ideolojiden örgüte, siyaset yapma tarzına, yönetim kadrolarına kadar tutarlılığın tesis edilmesidir ki bugün CHP’nin en büyük eksikliği budur. Kılıçdaroğlu’nun genel başkanlığa seçilmesiyle birlikte işlemeye başlayan yeni dönemde partinin en temel sorunlarından biri tutarlılıktan yoksun olma halidir. Siyasette tutarlılığın önemi; kitle nezdinde sahiciliğin ve samimiyetin ancak tutarlılıkla test edilmesindendir. Tutarlılığın çekirdek seçmen için önemi çok fazla olmasa da, siyasetsiz seçmen nezdinde inandırıcı olabilme tutarlı olmaya bağlıdır. Aslında Türkiye’de partilerin tutarlılığı sorununun CHP kadar AK Parti’nin de sorunu olduğunu eklemek gerekir. Nitekim, Dersim katliamı nedeniyle Alevilerden devlet adına özür dileyen Erdoğan karşısında, Maraş katliamını zihinlerde diri tutmak amacıyla gösteri yapanlara kolluk kuvvetlerinin yaklaşımı, partilerin tutarsızlık hallerine ilişkin düşündürücü bir örnektir.

CHP’nin tutarlılık sorunu kaçınılmaz olarak partinin özellikle çekirdek seçmen kitlesi dışında inandırıcılığının sorgulanmasına neden oluyor. Aslında bugün partinin çekirdek kitlesi içinde azımsanmayacak orandaki bir seçmen grubu, gidecek siyasi adresleri olmadığı için, tutarlılık sorununa rağmen kerhen CHP’yi destekliyor. CHP’de Dersim katliamı vesilesiyle başlayan tartışmalarda parti içinde farklı sesler çıkması, Alevi kökenli Kılıçdaroğlu’nun konuyla ilgili yüksek sesle konuşmak yerine, adeta fısıldamayı yeğlemesi, üstelik farklı düşünen bir il başkanının tek seslilik adına görevden alınması, tutarlılık sorununa ilişkin bu partiye özgü düşündürücü örnekler olarak karşımızda durmakta.

CHP’nin bugün en temel sorunlarından biri de, tabanındaki Kemalist müminlerden oluşan çekirdeğin dışına çıkıp, sosyal demokrasiyle ittifak kurmaya hazır kitlelere ulaşma güçlüğüdür. Üstelik aynı Kemalist müminlerden müteşekkil taban, CHP’nin kitleselleşmesinin önündeki temel engellerden biri. Buradaki asıl mesele CHP’nin ideolojik olarak kimliğini halen netleştirememiş olmasıdır. Baykal sonrası yeni yönetimin oluşmasının üzerinden yaklaşık bir buçuk yıl geçtikten sonra, ancak bugünlerde Batılı sosyal demokrat partilerin metinlerini incelemeye karar vermiş olan CHP’de işlerin ne kadar ağır ilerlediğini vurgulamaya gerek bile yok. Üstelik Kılıçdaroğlu’nun ilk günlerinde “Yeni” sözcüğünü alçak sesle de olsa telaffuz eden CHP, bugün çekirdek kadro “ne der?” düşüncesiyle yenileşme konusunda fazlasıyla ürkek.

Geçmişte çekirdek kadrosunu cezbeden Cumhuriyetçi, katı laikçi reflekslerden 12 Haziran seçim sürecinde pek fazla beslenmeyen CHP, bu reflekslerin yerine özellikle siyasetsiz seçmeni yanına çekecek söylem, siyaset tahayyülü ve projelerle aynı kitleye yaklaşmayı başaramamıştır. AK Parti’nin 9 yıllık iktidar döneminde inşa etmeyi başardığı “hizmet partisi” algısı karşısında, seçmene umut vadetmek yerine, her koşulda AK Parti karşıtlığını tercih eden CHP aynı tutumu bugün de sürdürüyor. Siyaseti ekonomi, gelişme, kalkınma ile harmanlayıp, seçmene umut olma yerine, siyasi ajandasında halen Ergenokon davalarını önde tutan bir CHP’de siyasetsiz seçmen doğal olarak yeni bir şey göremiyor. Hal böyle olunca, AK Parti’de algıladığı siyaset-hizmet özdeşliği, konu CHP olunca belirsizleşmektedir. CHP’nin bugün yeni bir algı inşası yerine, dün olduğu gibi negatif siyasetten beslenmeyi sürdürdüğü sayısız örnek mevcut. AK Parti ile olan rekabetini siyasal olanın dışına, ekonomik alana taşıma, bu alanda hizmet, alternatif proje üzerinden yarışma konusunda CHP yeni yönetimi de yetersiz kaldı. Kılıçdaroğlu yönetimi “kutsal Cumhuriyetçi-katı laikçi” Baykalcı söylemi yeniden üretmese de, bunun yerine ikame herhangi bir şey koyamamış durumda. Bu nedenle, dün en azından rengi belli olan bir CHP karşısında bugün soluk, hatta renksiz bir CHP var karşımızda. Ne yapmak, nereye gitmek istediği belli olmayan, salt AK Parti karşıtlığı ile kitle nezdinde popüler olmaya çalışan bir siyasi aygıt, Türkiye’nin makul insanları için çok fazla anlam ifade etmiyor. CHP’nin Türkiye’nin demokratikleşme alanındaki aksaklık ve eksikliklerini dillendirmesi kadar doğal olan bir şey yok tabii ki. Fakat bu alanın dışına çıkıldığında, CHP makul insanlar için, onların umutlanması adına söylemesi gerekenler konusunda sessizliğe bürünmüş durumda.  Bu sessizlik sürdükçe, “CHP neden kaybediyor?” sorusuna her zaman kolay yanıt bulunabilir. Oysaki CHP için asıl olan; bizzat CHP’lilerin “CHP nasıl kazanabilir?” sorusuna yanıt bulmaları. Soruya,  AK Parti’nin “her yaptığına karşı çıkarak” şeklinde verilecek basit yanıtlar, AK Parti’yi Türkiye siyasetinde çok uzun yıllar hakim parti olarak kalıcı kılmaya yarayacaktır.

 

STAR

 
 
2 Ocak 2012 Pazartesi 09:00
 
 
(0 Yorum Yapıldı)Yorumlar
<p>Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.</p>
 
Bu Kategorideki Diğer Haberler
 
Tarih, doğa, deniz, güneş, müzik ve dans kansere karşı birleştiİçel Soroptimist Kulübü, 'Obezite ile Savaş' semineri düzenledi.Bisiklet durursa hayat dururTarsus Sev’in Robotik Takımı’na İki Ödül BirdenMobbing ve Hukuksal Boyutu Ele AlındıGüzel Konuşma ve Diksiyon
MTSO’ya teşekkür belgesiMenderes Gönüllü Evi, Mezitli'nin Filizleri ailesine katıldıMiniklerden Büyük Nağmeler Mezitli’de 26. Jakaranda koruluğu açıldı Çalgı Çengi’nin Ünlü Oyuncuları Forum Mersin’de Hayranlarıyla Buluşuyor Çocukların isteğiyle Mezitli'ye kar yağdı
 
 
Yazarlar
Yazarlar RSS Beslemesi
 
 
 
Get our toolbar!
 
Gazete Manşetleri
 
 
Namaz Vakitleri
 
  • İmsak05:33
  • Güneş07:08
  • Öğlen13:05
  • İkindi16:16
  • Akşam18:41
  • Yatsı20:05
 
Bumerang - Yazarkafe
 
Anket
.
 
İddaa
 
Lig Puan Durumu
 
Takımlar
O
G
B
M
P
1
Beşiktaş
21
14
5
2
47
2
Başakşehir
22
13
7
2
46
3
Galatasaray
21
12
4
5
40
4
Fenerbahçe
22
10
8
4
38
5
Antalyaspor
22
10
5
7
35
6
Trabzonspor
22
9
5
8
32
7
Osmanlıspor FK
22
7
9
6
30
8
K.D.Ç. Karabük
22
9
3
10
30
9
Konyaspor
22
7
8
7
29
10
Bursaspor
22
8
4
10
28
11
Kasımpaşa
22
8
4
10
28
12
Akhisar Bld.
22
7
6
9
27
13
Gençlerbirliği
21
6
8
7
26
14
Kayserispor
22
7
4
11
25
15
Alanyaspor
22
7
4
11
25
16
Ç. Rizespor
22
5
5
12
20
17
Adanaspor
22
4
5
13
17
18
Gaziantepspor
21
4
4
13
16
 
Şampiyonlar Ligi
 
UEFA Avrupa Ligi
 
Alt Lig
 
 
Tarihte Bugün
1594 - IV. Henry, Fransa kralı oldu.
1844 - Dominik Cumhuriyeti, Haiti'den bağımsızlığını ilan etti.
1863 - Türkiye'de bilinen ilk resim sergisi İstanbul Atmeydanı'nda açıldı. Serginin açılmasına Sultan Abdülaziz destek verdi.
1879 - Yapay tatlandırıcı sakarin keşfedildi.
1880 - Haydarpaşa-İzmit demiryolu işçileri greve çıktı.
1917 - Rus Çarlığı çöktü.
1918 - Çaykara'nın kurtuluşu.
1921 - Şavşat'ın kurtuluşu.
1932 - Halkevleri kuruldu.
1933 - Reichstag yangını
1937 - Özel teşebbüsçe inşa edilen ilk Türk gemisi Belkıs, Haliç'te törenle denize indirildi.
1942 - II. Dünya Savaşı: Amerika Birleşik Devletleri'nin ilk uçak gemisi USS Langley, Japon savaş uçakları tarafından batırıldı.
1943 - Amerika Birleşik Devletleri'nin Montana eyaletinde bir maden ocağında patlama meydana geldi: 74 işçi öldü.
1948 - Çekoslovakya'da komünist parti yönetimi ele aldı.
1955 - Türk boksör Garbis Zaharyan, Yunanlı rakibi Emanuel Zambidis'i sayıyla yendi.
1963 - Dominik Cumhuriyeti'nde ilk demokratik seçimler yapıldı: başkan Juan Bosch oldu. Rafael Trujillo'nun diktatörlüğü sona erdi.
1964 - Coca-Cola'nın dünya üzerindeki 1109'uncu fabrikası İstanbul'da açıldı. Tamamıyla yerli yatırımla kurulan şirketin sermayesi 14 milyon liraydı.
1971 - TRT bir açıklama yaparak, parasızlık nedeniyle radyo yayınlarını 18,5 saatten 8 saate indirmek zorunda kalacağını bildirdi.
1973 - MHP senatörü Kudret Bayhan 15 yıl hapse mahkûm oldu. Bayhan Fransa'ya uyuşturucu madde sokmaktan yargılanıyordu.
1975 - Tüm Öğretmenler Birleşme ve Dayanışma Derneği (Töb-Der) ve çeşitli devrimci kuruluşlar tarafından " Hayat Pahalılığı ve Faşizmi Protesto " mitingleri düzenlendi. Malatya, Tokat, Kahramanmaraş, Erzincan ve Adıyaman'da ki mitingler saldırıya uğradı.
1976 - Hayali mobilya ihracatı ve vergi iadesi yolsuzluğundan sanık Yahya Demirel için tutuklama kararı verildi. Gelişen olaylar üzerine Ecevit "Demirel'in siyasi hayatta kalma hakkı yoktur " dedi.
1978 - Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Kenan Evren Genelkurmay Başkanlığına atandı.
1985 - Bazı Ege illerindeki okulların "Devrim" olan adları değiştirildi.
1988 - Türkiye'de ilk yapay kalp ameliyatı, Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi İbni Sina Hastanesi'nde yapıldı. Hasta, gerçek kalp bulunamaması yüzünden bir süre sonra öldü.
1993 - İnsan Hakları Derneği Elazığ şubesi başkanı Avukat Metin Can ve Dr. Hasan Kaya öldürülmüş olarak bulundu.
1995 - Kuzey Irak'ın Zaho kentinde bir ticaret merkezinde bomba patladı; 76 kişi öldü, 83 kişi yaralandı.
1995 - Mercedes kaçakçılığından hükümlüyken yeniden yargılanan milli futbolcu Tanju Çolak "suçu ihbar ettiği" gerekçesiyle mahkeme tarafından serbest bırakıldı.
1999 - Olusegun Obasanjo, Nijerya'nın seçimle işbaşına gelen ilk başkanı oldu.
2001 - Başbakan Bülent Ecevit, Dünya Bankası Başkan Yardımcısı Kemal Derviş'i istişarelerde bulunmak üzere Türkiye'ye çağırdı.
2002 - Hindistan'da Müslümanların Hindu milliyetçileri taşıyan bir treni ateşe vermesi sonucu 60 kişi öldü.
2004 - Filipinler'de bir feribotta patlama meydana geldi: 116 kişi öldü.
2010 - Şili de 8.8 büyüklüğünde deprem oldu.
 
Arşiv
 
Süper Loto
23.02.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu051920293640
 
On Numara
20.02.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu04091215171926282932333540424546525559656976
 
Sayısal Loto
25.02.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu132025283048
 
Şans Topu
22.02.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu162027283105
 
 
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji