Özdemir, 'Bakliyatta Üretim Odaklı Yeni Politikalar Geliştirmeliyiz'

Ana Sayfa » Kültür & Sanat » Çınarların Gölgesindeki Karacaoğlan Şehri Mut... Mehmet Mazak yazdı

Çınarların Gölgesindeki Karacaoğlan Şehri Mut... Mehmet Mazak yazdı

Çocukluk dimağımda Mut dendiği zaman bende çınarlar ve Karacaoğlan algısının oluşmasına vesile olmuştur bu göç yolları. Ben onun için “Çınarların Gölgesindeki Karacaoğlan Şehri Mut” diyorum bu şehre.

 
 
Çınarların Gölgesindeki Karacaoğlan Şehri Mut... Mehmet Mazak yazdı

1970’li yılların sonunda Erdemli Tırtar Köyü ilk okulunda okuduğum dönemde, köy okulları belde ve şehirlerdeki okullardan yaklaşık bir ay önce yaz tatiline başlar bu okullardan 15-20 gün sonra açılırdı hatırladığım kadarıyla. Kış döneminde Akdeniz kenarında bir köy okulunda okusam da yazları okul tatil olur olmaz ailem göç hazırlıklarına başlar Karaman’a çok yakın bir coğrafi konumu olan Mut ilçesi Ballı (Eleski) Köyü yukarı Tırtar mahallesine göçerdik. Yaz aylarında dört ay Torosların soğuk pınarlarından kana kana içer rüzgârından nasibimizi alır özgürlüğün tadını çıkarırdık.

 

Bir çocuk dimağı ve bakış açısı ile henüz 5-6 yaşlarımdan itibaren senede en az iki sefer Mut şehrinin içinden geçerek yaylamıza ve sahilimize yöresel ifade ile seyilimize ulaşırdık. Yayla yollarına çıkılan bu yolculuklarda ilk duyduğum yöresel türkülerden birinin sözlerini burada sizler ile paylaşmak isterim:

Yayla yollarında göç kater kater
Eşinden ayrılmış bir palaz öter
Ötme palaz ötme seni tutarlar
Tutarlar da dar kafese kaparlar

Aşıp aşıp gider yaylanın yolu
Sahile dayanmaz dağların gülü
Gayet güzel olsa yiğidin yari
O da gelir bin bir iki naz ilen

Bu yayla ve sahile olan göç yolumuz üzerindeki Mut şehri bana meydanındaki büyük büyük çınarları, çınarların gölgesini mesken tutmuş Karacaoğlan heykelini ve sanki bütün Mut şehrinde yaşayan insanların bir arada toplanmış hissi verdiği çınaraltı çay bahçeleri ve şırıl şırıl akan çeşmeleri ile hatıralarımda canlılığını korumaya devam ediyor. Onun için Mut’ta bir deyim vardır : "İki pınar, beş çınar, bunlar olmasa Mut, yanar"

 

Çocukluk dimağımda Mut dendiği zaman bende çınarlar ve Karacaoğlan algısının oluşmasına vesile olmuştur bu göç yolları. Ben onun için “Çınarların Gölgesindeki Karacaoğlan Şehri Mut” diyorum bu şehre.

Mut şehri üzerine bu makaleyi yazmayı düşündüğüm zaman bu yaz Mut ilçemizi bir şehir ve kültür tarihçisi gözü ile bu yaz faklı bir gözle inceledim ve gezdim. O çocukluğumdaki Çınarlar ve Karacaoğlan algısının yerleşmesine vesile olan meydanı ziyaret ettim, evet Mut Karacaoğlan’ın şehri olduğunu bana bir kez daha haykırdı. Kimdir bu Karacaoğlan? Şimdi onun hakkında size biraz bilgi vereyim.

 

Karacaoğlan; Etkileyici bir dil ve duygu evreni kurduğu şiirleriyle Türk halk şiiri geleneğinde çığır açmış bir ozandır. 1606'da doğduğu,1679'da ya da 1689'da öldüğü sanılmaktadır. 17.yy'da yaşamıştır. Nereli olduğu üstüne değişik görüşler öne sürülmüş olsa da o bir Çukurovalı ve Türkmendir. Mersin'in Silifke, Mut, Gülnar ilçelerinin köylerinde, o yöreden olduğu ileri sürülür. Özellikle Karacaoğlan Mut ile özdeşleşmiş bir isimdir.

Doğum yeri gibi, ölüm yeri de kesin olarak bilinmemektedir. Şiirlerinden, çok uzun yaşadığı anlaşılmaktadır. En son bulgulara göre ise mezarının Mersin'in Mut ilçesinin Çukur köyündeki Karacaoğlan Tepesi denilen yerde olduğu sanılmaktadır.

Çınarların Gölgesindeki Karacaoğlan Şehri Mut’taki çocukluk ve gençlik evrelerimizi yaşarken bize yol gösterici ve hayat basamaklarını tırmanırken dizeleri rehber olan Karacaoğlan’ın şiirlerinden bazılarını ve içerisinde barındırdığı duygu kervanını paylaşmak istiyorum.

Karacaoğlan 17. Asırdan seslenerek “Ağacın eyisi özünden olur,Yiğidin eyisi sözünden olur” diyerek hayata tutunmak için sağlam adımlar ile basarak, sözünün eri olmayı bizlere öğütlenmiştir.

Karacaoğlan, “Üryan geldim gene üryan giderim, Ölmemeye elde fermanım mı var” diyerek bizlere dünya malına tamah göstermemeyi , ahiret azığı hazırlamamızı tembihlemiştir şiirinde. “Neyleyeyim şu dünyanın ziynetin, Akibeti ölüm olduktan geri?” sözü ile yukarıdaki düşüncemizi pekiştirmektedir.

Karacaoğlan özgürlüğüne düşkün bir Türkmen Ozanı olarak Çukurova ve Toroslardaki yörüklere bu ruhu aşılayan bir halk şairi olarak bizlere ne diyor; “Bir sofra isterim kimse sermedik, Bir yayla isterim kimse konmadık, Bir güzel isterim yad el değmedik” diyerek büyük dedelerimizin sahilden Karaman sınırındaki Mut’a bağlı kimsenin konmadığı yaylalara kadar göç etmesini, sofralar sermesini sağlamıştır. Karlı dağlar, tozlu koyaklar aşılarak yapılan bu göç yolculuğu için ne diyor asırlar öncesinden Karacaoğlan; “Aşam dedim, karlı dağlar başından,Yüce dağlar koç yiğide dag m'olur”.

 

Torosların ve Çukurova’nın her dağını taşını, deresini tepesini, vadisini pınarını, karını boranını yaşamış gezmiş bir halk ozanı olarak buraları cennet ile özdeşleştirmiş olması vatan sevgisini bizlere aşılaması açısından çok önemlidir. “Çukurova bayramlığın geyerken, Çıplaklığın üzerinden soyarken, Şubat ayı kış yelini kovarken, Cennet dense sana yakışır dağlar”. Bizler yaylalarımızı, Mut’umuzu işte Karacaoğlan’ın şiirlerinden Türkülerinden edindiğimiz bir sevgi ile muhabbet ile sever olduk. Bir başka şiirinde Karacaoğlan “İndim seyran ettim Firengistan'ı, İlleri var, bizim ile benzemez, Levin tutmuş goncaları açılmış, Gülleri var, bizim güle benzemez” diyerek bölgemizin ne kadar güzel yaşanılası yer olduğunu belirtmektedir. Ayrıca Türk yurdunun, Anadolu’nun şehirlerin ecesi, insanların iyisinin harmanlandığı yerler olduğunu , çiçeklerin bile bu coğrafyada bir başka güzel açtığını söylemektedir. İşte biz Mut’umuzu Karacaoğlan ile birlikte özdeşleştirerek sevdik ve sevmeye devam edeceğiz.

 Çocukluk ve gençlik yıllarının ardından çeyrek asırlık İstanbul deneyimi ve yaşanmışlığı ile harmanlanmış bir düşünce dünyam ile “Çınarların Gölgesindeki Karacaoğlan Şehri Mut”a baktığım zaman farklı tarih, kültür ve medeniyet ve doğa izlerini görmekteyim günümüzde. Bugünkü hali Karamanoğulları devri karakterini gösteren Mut Kalesi, dikdörtgen şeklindeki dört burcu ve içinde iç kale diye adlandırılan bir kulesi ile sizi hemencecik selamlayıverir.

Kalenin ve çınarların yanındaki Karamanoğulları İbrahim Bey'in emirleri ile Laal Paşa tarafından. (1356-1390) yaptırılan Laal Paşa Camii sizi eskilere çok eskilere götürüverir. Kare planlı ve orta kubbeli olan cami düzgün kesme taşlarla inşa edilmiş Anadolu medeniyetimizin ayak izlerinden biri olarak hala görünürlülüğü ve ve kulanırlılığı devam etmektedir. Mut ilçemizin kültür ve medeniyet izlerinden ve kalıntılarından bazılarını burada zikre temek isterim. Bizim yayla yolumuz üzerindeki köylerde bulunan Kozlar Yaylasında Alaattin Keykubat'ın emri üzerine 1230 yıllarında yapılmış Mavga Kalesi, Antik ismi Corapissus olan Dağpazarı Kilisesi görülmesi gereken yerlerdir.

Evliya Çelebi'nin "Ustasının elinden yeni çıkmış gibi duruyor" diye anlattığı Alahan Manastırı UNESCO Dünya Miras Geçici Listesine 2000 yılında girmiş bir tarihi yapıdır. Mut’tan Karaman’a giderken anayoldan 3 km içeride bir dağın zirvesindeki Alahan Manastırı 440-442 yıllarında yapılmış olduğu tahmin edilmektedir. Torosların zirvesinden Mut ovasına ve Göksu vadisine bir kuş olsamda uçsan diyeceğiniz bir titizlik ve güzellikte inşa edilmiş yapı bloklarından oluşmuş, taş işleme ve süsleme sanatlarının en nadide örneklerinin hala canlılığını korunduğu bir mekandır.


Ayrıca Nure Sofi Türbesi, Baloğlu (Adrasos) Harabeleri, Sartavul Hanları, Dağ Camii, Alaoda Mağarası, Söğütözü Köprüsü, Sınobiç Kalıntıları, Kızıl Minare ve bir çok köydeki tarihi kaya kilise ve körüstenleri ile Mut gizemini koruyan kültürel birikime sahip bir şehrimizdir.

Ayrıca Mut doğal güzellikleride içinde barındıran bir coğrafyaya sahiptir. Kırkpınar, Karaekşi ve Yerköprü milli parkları sizi içine almak için bekler durur. Yerköprü Şelalesi ve Milli Parkı yeni keşf edilmiş olmasına rağmen çok hızlı bir şekilde Mut ilçemizin tanıtım yüzü olmaya aday gözükmektedir.

Mut şehri son yıllarda çınarların gölgesinden hızla sıyrılarak büyüme ve gelişimini sürdürmüş olsa da Karacaoğlan şehri olarak, Karacaoğlan’ın asırları aşıp gelen şiirlerinin ve deyişlerinin izinden yürümeye devam edecektir. Kim bilir ileride bir gün sadece “Karacaoğlan Şehri Mut” olarak anılacağı günler olacaktır.


Mehmet Mazak

 

 
 
23 Eylül 2017 Cumartesi 23:47
 
 
(0 Yorum Yapıldı)Yorumlar
<p>Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.</p>
 
Bu Kategorideki Diğer Haberler
Yurt içinde ikamet eden 24 milyon 804 bin kişi seyahate çıktıTrafiğe kayıtlı araç sayısı Aralık ayı sonu itibarıyla 22 218 945 oldu
Ocak ayı enflasyon rakamları belli olduKDV sistemi değişiyorToroslarda yüzme kursları başladıToroslar’da, Yapılandırma Başvuruları BaşladıGüneş Doğarken İşçilerle Sabah MesaisindeTarih, doğa, deniz, güneş, müzik ve dans kansere karşı birleştiİçel Soroptimist Kulübü, 'Obezite ile Savaş' semineri düzenledi.Bisiklet durursa hayat dururTarsus Sev’in Robotik Takımı’na İki Ödül BirdenMobbing ve Hukuksal Boyutu Ele Alındı
 
 
Yazarlar
Yazarlar RSS Beslemesi
 
 
Gazete Manşetleri
 
Namaz Vakitleri
 
  • İmsak03:30
  • Güneş05:28
  • Öğlen12:58
  • İkindi16:49
  • Akşam20:08
  • Yatsı21:50
 
Anket
.
 
İddaa
 
Lig Puan Durumu
 
Takımlar
O
G
B
M
P
1
Akhisar Bld.Spor
0
0
0
0
0
2
Alanyaspor
0
0
0
0
0
3
Ankaragücü
0
0
0
0
0
4
Antalyaspor
0
0
0
0
0
5
Erzurum BB
0
0
0
0
0
6
Beşiktaş
0
0
0
0
0
7
Bursaspor
0
0
0
0
0
8
Fenerbahçe
0
0
0
0
0
9
Galatasaray
0
0
0
0
0
10
Göztepe
0
0
0
0
0
11
Kasımpaşa
0
0
0
0
0
12
Kayserispor
0
0
0
0
0
13
Konyaspor
0
0
0
0
0
14
Çaykur Rizespor
0
0
0
0
0
15
Sivasspor
0
0
0
0
0
16
Trabzonspor
0
0
0
0
0
17
Malatyaspor
0
0
0
0
0
18
Başakşehir
0
0
0
0
0
 
Şampiyonlar Ligi
 
UEFA Avrupa Ligi
 
Alt Lig
 
 
Tarihte Bugün
1212 - İspanya Hristiyan krallıklarının Muhammad an-Nâsir komutasındaki müslümanları Las Navas de Tolosa savaşında yenmesi.
1394 - Fransa kralı VI. Charles Yahudilerin Fransa'dan kovulması için emir verdi.
1661 - Avrupa'da ilk banknot, Stockholms Banco adlı bir İsveç bankası tarafından bastırtılarak tedavüle verildi.
1782 - Wolfgang Amadeus Mozart'ın Saraydan Kız Kaçırma adlı operası ilk kez sahnelendi.
1880 - Dr. Emily Stowe, Kanada'nın ilk lisanslı kadın doktoru oldu.
1912 - Stokholm Olimpiyat'ları başlangıcı.
1935 - Dünyanın ilk parkmetresi Oklahoma City'de bir caddeye yerleştirildi.
1942 - Fransa'daki en büyük Yahudi tutuklanması: 12.884 Yahudi Auschwitz'e gönderilmek üzere tutuklandı.
1945 - Manhattan Projesi: Alamogordo, Yeni Meksika, Amerika Birleşik Devletleri yakınlarında ilk atom bombası denemesi Trinity testi yapıldı.
1965 - Fransa ve İtalya'yı birbirine bağlayan "Mont Blanc Tüneli" açıldı.
1969 - Apollo 11, Cape Kennedy uzay üssünden fırlatıldı.
1979 - Saddam Hüseyin, Irak devlet başkanı oldu.
1990 - Filipinler'de deprem: 1.450 ölü.
1994 - Shoemaker-Levy 9 kuyrukluyıldızının parçaları Jüpiter gezegenine çarptı.
1997 - İtalyan modacı Gianni Versace, Miami'deki evinin önünde Andrew Cunanan adlı bir Filipinli eşcinsel tarafından öldürüldü.
1999 - Eski ABD başkanı John F. Kennedy ve Jacqueline Kennedy Onassis'in oğulları John F. Kennedy, Jr.ın kullandığı küçük uçak Atlantik Okyanusu'na düştü. Kennedy, uçakta bulunan karısı ve baldızıyla birlikte hayatını kaybetti.
2005 - Irak'ın Musayyib kentinde bir intihar eylemcisi, kullandığı patlayıcı yüklü tanker kamyonu, benzinciye sürdü: 98 ölü, 100 yaralı.
2008 - Irak'ın Telafer kentindeki bir pazar yerinde, bomba yüklü bir araç infilâk etti: yedisi çocuk 11 kişi öldü, 90 kişi yaralandı
622 - Hicri takvimin başlangıcı.
 
Arşiv
 
Bumerang - Yazarkafe
 
Süper Loto
12.07.2018 Tarihli Çekiliş Sonucu041216303848
 
On Numara
09.07.2018 Tarihli Çekiliş Sonucu07142123253132373843444652536162697173757680
 
Sayısal Loto
14.07.2018 Tarihli Çekiliş Sonucu010513202539
 
Şans Topu
11.07.2018 Tarihli Çekiliş Sonucu172426333411
 
 
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji