İhracat Kasım ayında geçen yıla göre %5 artışla 11 milyar 952 milyon dolar oldu

Ana Sayfa » Gündem » Demokrasi etiği üzerinden Silivri’ ye bakış.. Sibel Gazi Tabel yazdı.

Demokrasi etiği üzerinden Silivri’ ye bakış.. Sibel Gazi Tabel yazdı.

Şehir Plancısı Kentleşme ve Çevrebilim Uzmanı Sibel Gazi Tabel,yazısında önemli bir konuya değindi. Gazi, "Silivri'nin Türkiye’deki siyasi partiler için bir demokrasi etiği sınavı olduğu söylenebilir. Ama öncelikle “Hangi Silivri?” ve “Neden Silivri” sorularına yanıt verilmelidir." diyor

 
 
Demokrasi etiği üzerinden Silivri’ ye bakış.. Sibel Gazi Tabel yazdı.
Sokrates, topluma karşı tehdit olmakla suçlanarak, ölüm cezası istemi ile tutuklandığında, fikirlerinden vazgeçerse bağışlanacaktır. Ancak bunu kabul etmez. Ardından, dostları tarafından kendisine hapishaneden kaçma imkanı sağlanır. Hayatı boyunca, yasalara uymak gerektiğini savunduğu için, hapishaneden kaçarak kendisi ile çelişen bir davranışta bulunmayı reddeder. Neticede, baldıran zehiri ile öldürülür. Zehir hızla Sokrates’in vücuduna yayılırken, yanında bulunan arkadaşı ve öğrencisi Kriton’a söylediği son sözleri şunlardır:

“Asklepios’a bir horoz borcumuz var. Parasını ver, sakın unutma!”

Tüm yaşamını, gençlere kendileri dahil her şeyi sorgulamayı aşılamaya adayan Sokrates’in demokrasi etiğine aykırı bu yargılamaya, sorgulamadan boyun eğdiği düşünülemez. Bilakis, dünyada adaletin, özgür düşünmenin, felsefenin, kendi öğretisinin yolunu açmış ve bu yanlış zihniyetleri dünya tarihi boyunca unutulmaz biçimde ezmiş, geçmiştir. Yani, Sokrates’in trajik kaybı, bir yandan da en büyük kazancıdır. Dahası Sokrates kazanmak için her yolu mübah görmeyerek kendi etik duruşunu göstermiştir.

Buradan yola çıkarak, Silivri’nin Türkiye’deki siyasi partiler için bir demokrasi etiği sınavı olduğu söylenebilir. Ama öncelikle “Hangi Silivri?” ve “Neden Silivri” sorularına yanıt verilmelidir. Silivri’nin içinde iki Silivri mevcuttur. Birinci Silivri, derin devletin sona erdirileceği ümidini yeşerten, yıllarca bu ülkeyi karıştırmış; kirli işlere, faili meçhullere bulaşmış Veli Küçük, Levent Ersöz gibi isimlerin peş peşe tutuklandığı Silivri… Kürt meselesinin çözümünde önem taşıyan bir yapılanmanın çökertilmesi umudunu veren Silivri…

İkinci Silivri ise sadece gücün el değiştirdiğini gösterircesine, suçsuzların tutuklandığı, adaletin tüm dünyanın gözü önünde yerle bir edildiği Silivri... Tarihte hiçbir zehir yoktur ki altın kap içinde sunulmamış olsun. Haksız tutuklamalar, ülkeye demokrasi getiriliyor algısı yaratılarak adeta bir “demokrasi altın kabı” içinde tüm dünyaya sunuldu. Yaratılan psikolojik baskı, gözdağı ve yargıya güvensizlik ortamında, yaşanan haksızlıklar başlangıçta görmezden gelindi. Sesi çıkanlarsa demokrat olmamakla, statükoculukla, darbecilikle adeta taşlandı, cadı avlarıyla bastırıldı, basın mensupları işten atıldı, hatta tutuklandı.

İşte bu ikinci Silivri, bugün gelinen noktada, ülkenin hemen her yerinde yaşanan kimi adaletsizliklerin; Buca’da, Pozantı’daki tecavüz olaylarında, KCK’da hukuki değil, siyasi tutuklananlarda, HES protestolarında, üniversitelerde vb. yaşanan tüm adalet dışı uygulamalara karşı çıkışın sembolü haline gelmiştir. Bundan dolayıdır ki, son Silivri duruşması esnasında yaşananlar, tüm dünya medyasında yer almış, Avrupa ve Amerika basınında eleştirilmiştir.

Demokrat olmak ister KCK tutuklusu, ister asker, ister tarikatçı, isterse arkasında onu savunacak hiç kimsesi olmayan bir gariban diye ayırmadan haksızlık kime yapılırsa yapılsın bu haksızlığa karşı durmak değil midir? Kendi ailesine, ait olduğu gruba, ırkına vb. herkes arka çıkar. Bunun arkasında sevgi, vefa ile birlikte genişletilmiş bencillik de yatabilir. Kişinin demokratlığının, insanlığının ve asaletinin gerçek ölçüsü rakibine, düşmanına, çıkarı olmayan kişiye, zayıfa davranışı ile ölçülür. Düşman gördüğüne yapılan zulme sessiz kalmak, hatta alkış tutmak, örneğin bir araba yarışında rakibinin frenini bozmak veya savaşta esirine kötü davranmak gibi etik değildir.

Darbeciler iddiasına gelince, şahsen 12 Eylül’ü lanetle, öfkeyle, üzüntüyle anmaktan asla geri adım atamam. 12 Eylül’de gerek ailem, gerekse aile dostlarımız maddi ve manevi ciddi zararlar yaşadık. Bu ülkenin nice nice değerleri, ne işkenceler gördüler, faili meçhul biçimde hayatlarını kaybettiler, ülkesini terk etmek zorunda kaldılar. Demokrat duruş, intikam, öfke gibi duyguların sağduyuyu kör etmemesi ile olanaklıdır. Bu yazı, özünde yalnızca bir duruştur; kendime bile meydan okuyan bir duruş…

İlker Başbuğ, tutuklandığı gün çoğumuzun atladığı şu sözleri boşuna sarfetmemiştir: “Benim demokrasi anlayışımı başbakana, cumhurbaşkanına sorun”. Darbe tartışmalarının şifresi bu cümlenin dipnotlarında saklı. Bugünkü generallerin darbe yapma niyeti taşımadıklarını, sol yelpazedekilerin, liberallerin ve aydınların çoğu uzun zaman tahlil edemedi.

‘30 sene öncesinin zihniyetini aynen taşıyorlardır’ görüşüne inananlar ve Kürt meselesinde siyasal çözümü askerin engellediğini düşünenler, zaten kafalarında askerleri mahkum etmişlerdi. 12 Eylül’den intikam almak isterken, kendileri de 12 Eylül’den utanan, 12 Eylül’e karşı olan şimdiki bazı generalleri suçluyor olabileceklerine hiç ihtimal vermediler. Acaba 30 yılda asker hiç mi özeleştiri yapmamıştı, gözleri dünyaya kapalı mı yaşamıştı? Bu mümkün müydü? Orduyu teraziye koyarken hep göz ardı edilen şey, modernleşmenin en önemli sonuçlarından birisi olan DEĞİŞİMİN HIZI OLGUSUDUR… Dünyada her alanda yaşanan hızlı değişim, orduyu atlayıp da geçebilir miydi? Kanımca geçemezdi.

Ne Türkiye, ne dünya, ne de ordu 30 yıl öncesinde donup kalamazdı. Kendi içine kapalı bir ülke olmaktan çıkıp, tüm dünya ile ekonomik, bilimsel, kültürel ve hukuksal ilişki ağları kuran, AB’ye girme yolundaki bir Türkiye’de darbe devri zaten kapanmıştı. Gerçekten bir darbe ihtimali olsaydı, kanımca Türkiye Genel Kurmay Başkanı’nı tutuklamaya kimse cesaret edemezdi. Maalesef, kendisi gibi olaylara yaklaşmayan herkesi statükoculukla suçlayanlar, kendi kafalarındaki bu şablonun dışına çıkamadılar.

Amerikalı siyasetbilimci Samuel Huntington’ın “Medeniyetler Çatışması” kitabında (1996) ve ardından CIA Türkiye Masası eski şefi Graham Fuller tarafından Huntington’un tezine dayanarak yazılan “Yeni Türkiye Cumhuriyeti” adlı kitapda (2008) hakim olan görüşler ışığında Türkiye’de yaşanan gelişmeler değerlendirilebilir mi? Burak Bora, Politus Dergisi’nde (Sayı 6, Kış 2012) yer alan “Huntington, Fuller ve Türkiye” başlıklı makalesinde bu konuyu ele alır. Bunların ana savı, Sovyet tehlikesinin kalmadığı günümüz dünyasında müslüman ülkeleri dizginleyebilmek için Türkiye’ye ihtiyaç duyulacağıdır. Batının gözündeki yeni rolünü oynaması için Türkiye öncelikle müslüman ülkelerin lideri olmalıdır. Bunun için Huntington’un önerdiği reformların kalbini laiklik oluşturur. “Fazla laik” görülen Türkiye’nin laiklikten vazgeçerek “Ilımlı İslam” modeline dönüşmesini ve bunun için Atatürk’ün mirasını şiddetli bir biçimde reddetmesi gerektiğini savunur. Huntington’a göre, bunu Atatürk kalibresinde ve meşru bir lider gerçekleştirmelidir. Aynı teze sarılan Graham Fuller, halifeliğin kalkmasının bir hata olduğunu savunmaktadır.

İyi ama ülkedeki tutuklamalarla birlikte ülkeye demokrasi gelecekti! Demokrasinin beşiği, öncüsü, örneği olması gereken mecliste ve siyasi partilerde durum nedir? Milletvekilleri neden hala genel başkanların iki dudağı arasında? Siyasi Partiler Yasası, yüksek seçim barajı, eğitimde laiklikten uzaklaşmak, kuvvetler ayrılığının ayak bağı görülmesi neye işaret ediyor? Somut başka örnek vermek gerekirse koca bir Mersin halkı nükleeri istemiyor ve yıllardır bu konuda eylemler yapıyor. Sahi yerel halkın talepleri demokrasilerde önemsiz midir?

Şehir Plancısı Kentleşme ve Çevrebilim Uzmanı Sibel Gazi Tabel
 
16 Nisan 2013 Salı 13:01
 
 
(0 Yorum Yapıldı)Yorumlar
<p>Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.</p>
 
Bu Kategorideki Diğer Haberler
 
Son 24 Saat
Haberler RSS Beslemesi
 
Facebook messenger'de sohbet odaları başlıyorBu bilgisayar saniyede 93 trilyon işlem yapıyorGalaxy S7 dört farklı versiyonla geliyorLamborghini mi, Ferrari mi?Facebook'un karı %52 artışla 5,84 milyar dolarDengede durarak felç olma riskinizi ölçünSamsung Galaxy S6 ve Galaxy S6 Edge'yi tanıttıDünyanın en çok turist alan şehirleriAvşar Kızı, Ilıcalı'ya Fark AttıTelefonlarda 'keşke yazmasaydım' mesajları geri alınabiliyor2014 en sıcak yıl olduMicrosoft’tan Windows 10.. İlk yıl ücretsiz
 
Yazarlar
Yazarlar RSS Beslemesi
 
Bumerang - Yazarkafe
 
 
Get our toolbar!
 
Gazete Manşetleri
 
 
Namaz Vakitleri
 
  • İmsak05:51
  • Güneş07:32
  • Öğlen12:42
  • İkindi15:17
  • Akşam17:33
  • Yatsı19:02
 
Anket
.
 
Lig Puan Durumu
 
Takımlar
O
G
B
M
P
1
Başakşehir
13
9
4
0
31
2
Beşiktaş
13
8
5
0
29
3
Fenerbahçe
13
7
4
2
25
4
Galatasaray
12
7
2
3
23
5
Bursaspor
12
6
3
3
21
6
Konyaspor
12
4
5
3
17
7
K.D.Ç. Karabük
12
5
2
5
17
8
Antalyaspor
13
4
4
5
16
9
Osmanlıspor FK
12
3
7
2
16
10
Gençlerbirliği
12
3
6
3
15
11
Alanyaspor
12
4
2
6
14
12
Akhisar Bld.
12
3
4
5
13
13
Trabzonspor
12
3
3
6
12
14
Kasımpaşa
12
3
3
6
12
15
Gaziantepspor
12
3
2
7
11
16
Ç. Rizespor
12
2
4
6
10
17
Kayserispor
12
2
3
7
9
18
Adanaspor
12
1
3
8
6
 
Şampiyonlar Ligi
 
UEFA Avrupa Ligi
 
Alt Lig
 
Tarihte Bugün
1791 - The Observer'ın (dünyanın ilk pazar günü gazetesi) ilk sayısı yayımlandı.
1859 - Mekteb-i Mülkiye kuruldu.
1881 - Los Angeles Times'ın ilk sayısı yayımlandı.
1897 - Osmanlı Devleti ile Yunanistan arasında barış anlaşması imzalandı.
1918 - ABD başkanı Woodrow Wilson, I. Dünya Savaşı barış görüşmeleri için Versay'a geldi. Başkanlığı sırasında Avrupa'ya gelen ilk ABD başkanı oldu.
1920 - Ankara'da maaşlarını alamayan öğretmenler ilk kez grev yaptı.
1927 - Cumhuriyet döneminin ilk kâğıt paraları tedavüle çıkarıldı.
1929 - Türk parasının değerini yükseltmek için alınacak önlemlerle her yerde yerli malı kullanılmasını hedefleyen bir kararname yayımlandı.
1933 - Eskişehir Şeker Fabrikası kuruldu.
1943 - İnönü-Churchill-Roosevelt arasında Kahire Konferansı yapıldı.
1945 - ABD Senatosu 65'e karşı 7 oyla BM'e katılma kararı aldı. (BM, 24 Ekim 1945'de kuruldu).
1945 - İstanbul'da komünizm karşıtı gösteride, Tan, La Turquie, Yeni Dünya matbaaları, Berrak ve ABC kitapevleri tahrip edildi.
1945 - Tan Olayı gerçekleşti. Tan gazetesi milliyetçi kesim tarafından saldırıya uğradı ve yağmalandı. Olaydan sonra gazete yayın hayatına son verdi.
1955 - Türkiye'de ilk elektrikli tren, İstanbul'da Sirkeci-Halkalı arasında çalışmaya başladı.
1961 - İngiltere'de doğum kontrol hapları serbestçe satışa çıkarıldı.
1980 - Rock grubu Led Zeppelin dağıldıklarını açıkladı.
1981 - ABD başkanı Ronald Reagan CIA'nın ülkedeki casusluk faaliyetlerine izin vererek örgütün yetkilerini genişletti.
1981 - Danışma Meclisi Başkanı Sadi Irmak "Askerler kışlaya dönmenin hasreti içinde" dedi.
2000 - Yatağan Termik Santrali'nde üretim durduruldu. Santral filtresiz çalıştırıldığı için Yatağan halkını zehirliyordu.
2002 - BM Güvenlik Konseyi Irak'ın "gıda karşılığı petrol" programını altı ay uzatma kararı aldı.
2009 - Hükümet kararnamesi ile Türkiye'ın İlaç fiyatları inecek. Orijinal ilaçlarda %40, jeneriklerde %20, KKİ nedeniyle %13 oranında inecek. Pazar payına göre ortalaması %50 civarı.
 
Arşiv
 
Süper Loto
01.12.2016 Tarihli Çekiliş Sonucu101823343650
 
On Numara
28.11.2016 Tarihli Çekiliş Sonucu03091114253336374045474851535459616465727880
 
Sayısal Loto
03.12.2016 Tarihli Çekiliş Sonucu242636434446
 
Şans Topu
30.11.2016 Tarihli Çekiliş Sonucu041011162601
 
 
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji