'Sağlıklı Beslenme ve Sağlıklı Yaşam İçin Bakliyat'

Ana Sayfa » Ekonomi » Derviş, Avrupa'ya krizden çıkış yolunu gösterdi

Derviş, Avrupa'ya krizden çıkış yolunu gösterdi

Eski Devlet Bakanı Derviş, Euro Bölgesi'ndeki krizi kısa vadede durdurabilecek tek kurumun Avrupa Merkez Bankası olduğunu belirterek ''AMB ikincil piyasada İspanya ve İtalya'nın tahvillerini faizler daha makul bir düzeye ininceye kadar almalı. Bu 6 ay veya bir yıl sürebilir'' dedi.

 
 
Derviş, Avrupa'ya krizden çıkış yolunu gösterdi
Eski Devlet Bakanı Kemal Derviş, Avrupa'da yaşanan borç krizi, Yunanistan, İspanya ve İtalya'daki durum ve krizden çıkış yollarına ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Euro Bölgesi'ndeki krizin gerçekten çok ciddi boyutlara vardığını ve Yunanistan'la başlayıp başka ülkeleri de içine aldığını belirten Derviş, Avrupa'da izlenmesi gereken ekonomik politikayla ilgili ciddi bir tartışmanın olduğunu belirtti.

Kemal Derviş, şöyle devam etti: ''Gelişmekte olan ülkelerin çeşitli krizler yaşarken çok iyi öğrendikleri gibi, kriz anında, piyasalar aşırı tepki gösteriyor ve piyasaların karşısında ancak çok ciddi bir mali güçle durulursa krizin üstesinden gelinebiliyor. ABD'de bunu 2008'de gördük, Amerikan Merkez Bankası bütün gücüyle birden müdahale etti ve Hazine ile birlikte duruma hakim olabildi. Euro Bölgesi'ndeki ülkelerin ciddi bir sorunu var, aslında Merkez Bankalarını kaybetmiş durumdalar. Bugün İspanya'nın herhangi bir şekilde krize müdahale edebilecek bir İspanyol Merkez Bankası yok. Euro Bölgesi'ndeki ülkelerin Merkez Bankaları merkezileştirildi. Avrupa'nın merkezi bir mali politikası da merkezden ekonomik karar verme mekanizması da yok, ama merkezde bir Avrupa Merkez Bankası var. Piyasaların çok aşırı davrandığı kriz anlarında AMB bu krize yeterli ölçüde cevap veremiyor, konunun en önemli boyutu bu.''

Yunanistan'ın durumunun daha farklı olduğunu belirten Derviş, ''Yunanistan'ın borç yükü ödenemez boyutlarda, özel borcun önemli bir kısmının silinmesinden sonra bile Yunanistan'ın borcu olağanüstü boyutlarda ve ülkenin hiç kuşkusuz kamu sektöründen ek yardım alması, sadece yeni borç biçiminde değil, eski borçların azaltılması biçiminde yardım alması şart'' dedi.

İspanya ve İtalya gibi ülkelerin güçlü ekonomiye sahip ülkeler olduğunu belirten Derviş, ''Bence bu iki ülkenin hiçbir şekilde uzun vadede bu kadar zor durumda kalmaları için temel neden yok. Ama bu mali kriz ve spekülatif hareketler, korku, panik durumu yüzünden İspanya, 10 yıllık borçlanmayı ancak yüzde 7 gibi bir faiz oranıyla yapabiliyor, ekonomisi küçülüyor, bu hiçbir şekilde devam edemez. İşsizlik yüzde 25'lere yaklaşıyor, gençlerin işsizliği yüzde 50 civarında. Her ne kadar belki kayıt dışı sektörde bazı iş yerlerinde insanlar çalışıyorlarsa da işsizlik durumu gerçekten dayanılacak gibi değil'' diye konuştu.

Bu durum karşısında Fransa'nın yeni Cumhurbaşkanı François Hollande ve onun gibi düşünenlerin bulunduğunu, bunlara İtalya Başbakanı Mario Monti'nin de şimdi katıldığını anlatan Derviş, şöyle konuştu:

''Hollande'nin başını çektiği bu düşünce, 'sadece çok sert, hızlı ve aşırı kemer sıkma politikalarıyla bu iş hallolmaz, daha çok zamana ihtiyaç var, maliye politikalarına büyüme boyutunu katmamız lazım' diyor. Örneğin yatırım harcamasıyla cari harcama bir tutulmamalı. Tabii yapısal reformların da gerçekleştirilmesi lazım. Aslında her ülkenin durumu biraz farklı ama genelde, şu anda sadece 1 yıl değil, 2-4 yıldır bu kadar küçülen ekonomilerde büyüme yeniden başlayamazsa bütün bu borç sorununun hallolması mümkün değil. Neticede borcun yükü, milli gelire oranıyla ölçülür. Milli gelir düşmeye devam ederse, borç oranını indirmek çok zor olur.''

Bu kapsamda Türkiye'de 2001 yılındaki krizi anımsatan Derviş, ''Evet Türkiye'de 2001 yılında krizin Şubat ayında patlamasıyla çok ciddi bir milli gelir düşüşü yaşandı ama kurun serbest bırakılması ve yapısal reformların Meclis'ten hızla geçmesiyle, hemen ardından 2002 yılının ilkbahar aylarında büyüme başladı. Dolayısıyla 1 yıllık bir daralmayla 3-4 yıl süren daralmayı kıyasladığımızda, tabii insanlar ve toplumlar için uzun suren bir kriz çok daha zor. 1 yıl insan birçok zorluğa katlanabilir ama 3-4 yıl aynı veya artan zorluklara katlanmak çok daha güç'' ifadesini kullandı.

Türkiye'nin o dönemde kur ve ihracat araçlarından yararlandığını, özellikle 2002'de ihracatın Türkiye'de büyümeyi çok desteklediğini ifade eden Derviş, ''Maalesef Euro Bölgesi'ndeki ülkeler o kur aracına sahip değiller. Kur sabit ve krizden çıkmak için çok önemli bir araç olan esnek kuru kullanamıyorlar, dolayısıyla durum hiç kolay değil'' dedi.

'İLACI MAKUL BİR DOZLA VERMEK LAZIM'
Euro Bölgesi'nde çok ciddi bir mali politika takip edilmesi gerektiğini vurgulayan Derviş, şunları kaydetti:

''Güney Avrupa ülkelerinde belli bir kemer sıkma politikasına devam etmekten başka bir çare yok ama bunun dozajı ve zamanlaması çok önemli. İlaç fazla ağır olursa hasta ölür. İlaç iyi bir şey ama ilacı da makul bir dozla ve makul bir zamanlamayla vermek lazım. Aynı zamanda mutlaka büyümeyi destekleyen tedbirler almak lazım. Bu konuşuluyor şimdi, Avrupa Yatırım Bankasına ek sermaye sağlanması söz konusu. Eurobond'lar (ortak tahvil) Almanya tarafından kabul edilmiyor ama özel Avrupa çapında ortak proje yatırımları konusunda ilke olarak mutabık kalındı ve Fransa'nın öncülüğüyle Almanya ve diğer ülkeler de sanıyorum büyümeye daha çok önem veren bazı tedbirlerin devreye girmesini destekleyecekler. Bu desteğin tabii hızla yerine gelmesi lazım. Maalesef tedbirler eninde sonunda kabul ediliyor ama kriz çok ilerledikten, yeni boyutlar kazandıktan sonra oluyor, hemen hareket etmek yerine çok geç davranılıyor, bunun son 2 yılda birçok örneğini gördük.''

'AVRUPA MERKEZ BANKASI DEVREYE GİRMELİ'
''Kısa vadede daha hızlı hareket edebilen, daha büyük kaynakları hızla ortaya koyabilen AMB'nin desteğine ihtiyaç var'' diyen Derviş, ''AMB çok ciddi şekilde devreye girmeli ve ikincil piyasada İspanya ve İtalya'nın tahvillerini, faizler daha makul bir düzeye ininceye kadar almalı. O sayede İspanya için yüzde 7'yi aşmış olan faizleri, İtalya için yüzde 5,5-6 civarında olan faizleri çok daha makul seviyelere geri götürmek bence mümkün, böylece AMB, zor durumda olan bu iki ülkenin başlattığı yapısal reformların etkili olması için gereken zamanı sağlamış olur. Bu 6 ay veya 1 yıl sürebilir. Birçok yapısal reform aslında kabul edildi, fakat bu reformlar emek piyasasında olsun, kurumsal yapıların değişmesi açısından olsun, bunlar zaman alan şeyler ve neticeyi hemen veremezler. Dolayısıyla neticenin hemen alınması, yani bu faizlerin düşmesi için AMB'nin devreye girmesi bence çok önemli'' diye konuştu.

ALMANYA NE YAPABİLİR?
AMB'nin devreye girmesi kadar Almanya'nın ve bazı cari fazla veren Kuzey Avrupa ülkelerinin çok daha genişlemeci politikaları kabul etmesinin de son derece önemli bir diğer nokta olduğunu belirten Derviş, ''Ülkeler arasında cari işlemler dengesizliği olunca bütün yükü cari açık veren ülkelere yüklemek aslında hata. Cari fazla veren ülkelerin de bu cari fazlalarını azaltmaları için hareket etmesi gerekiyor'' dedi.

Almanya'nın cari fazlasının milli gelirinin yüzde 5,5'ini oluşturduğuna dikkati çeken Derviş, ''Mutlak miktar, Çin'in cari açığıyla aynı, ama gayrisafi milli hasılaya oran olarak baktığımız zaman Almanya iki misli fazla veriyor'' dedi.

Almanya'da ücretlerin çok yavaş arttığını ve ülkenin rekabetçi gücünün yüksek olduğunu belirten Derviş, ''Almanya'da ücretlerin yıllık yüzde 4-5 artması, bugün Avrupa'nın kendi içinde yeni bir dengeye ulaşması için büyük katkıda bulunur, çünkü Almanya'da ücretlerin bu şekilde artması ve Güney Avrupa'daki ücretlerin artmamasıyla birlikte aslında Euro Bölgesi içinde bir fiili devalüasyon gerçekleşmiş olacak. Almanya'da maliyetler artacak, Güney Avrupa'daki maliyetler daha az artacak veya hiç artmayacak. Almanya ve Almanya'ya yakın bazı Kuzey Avrupa ülkeleri, ücretlerini artırarak bu dengeye büyük katkıda bulunabilirler ve bunun da sonuçları 1-2 yıl içinde kendini gösterir. Böyle bir ayarlama, bütün yükü güneye veren ve güneyde deflasyon gerektiren bir stratejiden çok daha uygun olur'' dedi.

Almanya'da ücretlerin artmasının Alman halkının alım gücünü güçlendireceğini belirten Derviş, ''Bu Almanya için çok zor, zararlı bir şey değil. Ama Almanlar diyor ki 'bu bizim dünya içindeki rekabetçi gücümüzü azaltacak, örneğin Çin'e karşı.' Ama Almanya bu kadar büyük cari işlemler fazlası verdiği için, rekabetçi gücünün biraz azalması, ihracat-ithalat dengesinde biraz ithalat lehine gelişmenin olması, Almanya'yı zor durumda bırakmaz. Dolayısıyla bahsedilen tedbirlerin ötesinde ikinci olarak üzerinde durduğum konu, Almanya'da ücretlerin -tabii sorumsuzca, ekonominin kaldıramayacağı ölçüde değil- önümüzdeki 2-3 yıl içinde ciddi bir biçimde artması gerektiği'' görüşünü ifade etti.

KRİZDEN ÇIKIŞ YOLU
Kemal Derviş, krizden çıkış yolu hakkındaki değerlendirmesini ise şu şekilde özetledi:

''Dolayısıyla bu iki gelişme sağlanırsa krizin üstesinden gelinebilir. AMB'nin hakikaten hızla hareket etmesi gerekiyor ve bu sadece bankalara likidite vermekle olmuyor. Bunu gördük, 1 trilyon likidite verdi, birkaç hafta sonra bu likiditeyle bankalar devlet tahvili aldı, o devlet tahvillerinin değeri düşünce bütün likidite operasyonu aslında fazla bir şeye yaramadı. AMB ikincil piyasaya müdahale ederek faizleri düşürmezse diğer tedbirlerin (yapısal reformlar, Avrupa Yatırım Bankasının yatırımları gibi) yeterli olacağını pek olası görmüyorum. Yani AMB devreye girmeden bütün bu tedbirler yetmeyecek.

İkinci olarak yapısal reformların ve Euro Bölgesi'ndeki iç dengenin devalüasyonsuz, yani Güney Avrupa ülkelerinin Eurodan çıkmadan düzelmesi için Güney ülkelerinde belli bir kemer sıkma politikasının devamı gerekiyor. Ama bunun sertlik derecesi bence önemli, onun aşırı sert olması olumsuz sonuç veriyor. Aynı zamanda Almanya'nın ve onunla birlikte Avusturya, Hollanda ve İsveç gibi ülkelerin, yani Kuzey grubunun daha genişlemeci politika izlemeleri ve özellikle ücret politikasıyla, Avrupa içindeki bozulmuş dengeler yeniden yerine konabilir ve Euro işlemeye devam edebilir.

Ondan sonra bunun bir daha tekrarlanmaması için Euro Bölgesi çapında Bankalar Birliği'nin inşa edilmesi, tasarruf mevduat garantilerinin Avrupa tarafından üstlenmesi, çok daha federal bir yapının ve ortak bir maliye politikasının ortaya çıkması bence mutlaka gerekli. Ama bu yarın olamaz, haftaya da olmaz, bunun olması için aylar ve yıllar gerekecek. Parlamentolardan bir takım yasaların geçmesi gerekecek, bir sürü hukuki sorunun hallolması gerekecek. Kısa vadedeki krizi, yangını söndürebilecek tek kurum Avrupa Merkez Bankası.''
 
 
 
20 Haziran 2012 Çarşamba 23:00
 
 
(0 Yorum Yapıldı)Yorumlar
<p>Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.</p>
 
Bu Kategorideki Diğer Haberler
 
Yurt içinde ikamet eden 24 milyon 804 bin kişi seyahate çıktıTrafiğe kayıtlı araç sayısı Aralık ayı sonu itibarıyla 22 218 945 oldu
Ocak ayı enflasyon rakamları belli olduKDV sistemi değişiyorToroslarda yüzme kursları başladıToroslar’da, Yapılandırma Başvuruları BaşladıGüneş Doğarken İşçilerle Sabah MesaisindeTarih, doğa, deniz, güneş, müzik ve dans kansere karşı birleştiİçel Soroptimist Kulübü, 'Obezite ile Savaş' semineri düzenledi.Bisiklet durursa hayat dururTarsus Sev’in Robotik Takımı’na İki Ödül BirdenMobbing ve Hukuksal Boyutu Ele Alındı
 
 
Yazarlar
Yazarlar RSS Beslemesi
 
 
 
Gazete Manşetleri
 
 
Namaz Vakitleri
 
  • İmsak05:46
  • Güneş07:21
  • Öğlen13:06
  • İkindi16:09
  • Akşam18:32
  • Yatsı19:56
 
Anket
.
 
İddaa
 
Lig Puan Durumu
 
Takımlar
O
G
B
M
P
1
Galatasaray
21
14
2
5
44
2
Başakşehir
21
13
4
4
43
3
Beşiktaş
22
11
8
3
41
4
Fenerbahçe
21
11
8
2
41
5
Kayserispor
22
9
8
5
35
6
Sivasspor
22
10
4
8
34
7
Trabzonspor
21
8
9
4
33
8
Göztepe
21
9
6
6
33
9
Malatyaspor
21
7
6
8
27
10
Bursaspor
21
7
5
9
26
11
Kasımpaşa
21
7
5
9
26
12
Akhisarspor
21
6
6
9
24
13
Antalyaspor
22
6
6
10
24
14
Gençlerbirliği
21
5
7
9
22
15
Alanyaspor
21
6
3
12
21
16
Konyaspor
22
5
6
11
21
17
Osmanlıspor
22
5
4
13
19
18
Karabükspor
21
3
3
15
12
 
Şampiyonlar Ligi
 
UEFA Avrupa Ligi
 
Alt Lig
 
 
Tarihte Bugün
1864 - CSS H.L. Hunley denizaltısı, bir savaş gemisi batıran ilk denizaltı oldu.
1867 - Süveyş Kanalı'ndan ilk gemi geçti.
1895 - Müziğini Çaykovski'nin bestelediği Kuğu Gölü Balesi ilk gösterisini Saint Petersburg'da (Rusya) yaptı.
1915 - Barbaros Hayreddin ve Turgut Reis muharebe gemileri, savunmaya katılmak üzere Nara'ya geldi.
1916 - Doğu cephesinde Ruslar, Muş'u işgal etti.
1917 - Hicaz Seferi Kuvvetler Komutanlığı'na atanan Mustafa Kemal, bu görevi kabul etmedi.
1920 - Osmanlı Mebuslar Meclisi, kabul ettiği Misak-ı Milli'nin basında yayınlanmasını ve bütün yabancı parlementolara bildirilmesini kararlaştırdı.
1921 - Ankara dışındaki İstiklal Mahkemeleri kaldırıldı.
1923 - İzmir'de, Cumhuriyetin 1. iktisat kongresi olan İzmir İktisat Kongresi düzenlendi.
1923 - Mustafa Kemal ikinci defa Büyük Millet Meclisi Başkanlığı'na seçildi. Meclis'e 7 işçi, 1 çiftçi kadın katıldı. Kapanış konuşmasını Rukiye Hanım yaptı.
1924 - Johnny Weissmuller, 100 yarda (91.4 m) serbest stil yüzmede 52-2/5 saniye ile dünya rekoru kırdı.
1925 - Aşar Vergisi kaldırıldı. Basın, aşarın kaldırılmasını büyük bir devrim olarak sundu.
1926 - Ankara'da Devlet Resim Sergisi açıldı, Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal sergiyi ziyaret etti.
1926 - Medeni Kanun kabul edildi.
1930 - Türk Gazeteciler Birliği kuruldu.
1933 - Newsweek dergisi yayımlanmaya başlandı.
1934 - Avusturya'da sosyal demokratlar gösteri düzenlediler. Güvenlik güçleri göstericilere müdahale etti; birçok gösterici öldürüldü. Hükümet sıkıyönetim ilan etti.
1935 - İstanbul'da kartopu oynanması yasaklandı.
1936 - Kızılmaske Lee Falk tarafından yaratıldı ve ABD'de yayınlanmaya başladı.
1939 - Hatay Meclisi, Türkiye Cumhuriyeti kanunlarını, Hatay kanunları olarak kabul etti.
1949 - Türkiye, Avrupa Kalkınması İcra Konseyi'ne katıldı.
1956 - Çoruh ilinin adı Artvin olarak değiştirildi.
1957 - Missouri'de (ABD) bir yaşlılar evinde çıkan yangında 72 kişi öldü.
1957 - Ordular arası futbol karşılaşmalarında Türk takımı rekor kırdı; Amerikan ordu takımını 19-0 yendi.
1959 - Başbakan Adnan Menderes ve beraberindekileri Londra'ya götüren THY'nin SEV uçağı Gatwick havaalanı yakınlarında düştü; Menderes kurtuldu, aralarında Anadolu Ajansı Genel Müdürü Şerif Arzık'ın da bulunduğu 14 kişi öldü.
1961 - Türk ve Alman İş ve İşçi Bulma Kurumları arasında yapılan anlaşmaya göre; her yıl Almanya'ya çeşitli iş kollarında çalıştırılmak üzere 2-3 bir Türk işçisi gönderilmesi kararlaştırıldı.
1961 - Eski Sağlık Bakanı, İstanbul Valisi ve Belediye Başkanı Lütfi Kırdar, Yassıada'da ifade verirken kalp krizi geçirdi ve öldü.
1962 - Hamburg'ta çıkan fırtınada 300'den fazla kişi öldü.
1967 - Milli Eğitim Bakanlığı, Türkiye Öğretmenler Sendikası (TÖS) Genel Başkanı Feyzullah Ertuğrul'u Elazığ'ın bir köyüne atadı.
1967 - Kimi milletvekilleri Meclis'e gelen mini etekli kadınlardan şikâyetçi olduklarını bildirdiler.
1967 - Radyo sanatçılarının yürüyüş ve boykot olaylarından sonra TRT, sanatçı ücretlerine yüzde 150-200 arasında zam yaptı.
1968 - Türkiye İşçi Partisi (TİP) milletvekili Çetin Altan TBMM'de Adalet Partililere "Çoğunluğunuz var, ama ağırlığınız yok" dedi. Bunun üzerine kavga çıktı.
1973 - Petrol Ofisi genel müdürlüğüne bir kadın atandı. Şeyda Okyatmaz Türkiye'de ilk kez bu düzeye yükseltilen kadın yönetici oldu.
1977 - Ankara'da 50. Yıl Lisesi öğrencilerine ateş açıldı, bir kız öğrenci kalp krizi geçirip öldü.
1979 - İstanbul'da stokçulara baskınlar düzenlendi. Yüklü miktarda kahve, ampul, filtreli sigara ve margarin ele geçirildi.
1983 - Dört Filistinli gerilla Ankara 1. Ağır Ceza Mahkemesi'nce yeniden ikişer kez ölüme mahkum edildi. Filistinli gerillalar Mısır'ın Ankara Büyükelçiliği'ni basarak iki güvenlik görevlisini öldürüp içeridekileri 45 saat rehin tutmuşlardı.
1984 - İşyerlerinden işçi çıkarmak, Sıkıyönetim Komutanlığı'nın iznine bağlandı.
1984 - Avusturya'da yapılan Avrupa güzellik yarışmasını Türkiye güzeli Neşe Erberk kazandı.
1986 - Barış Derneği davasından tutuklu 6 kişi tahliye edildi. Tahliye edilenler arasında Reha İsvan ve Gencay Şaylan'ın da yer alıyordu. Ali Sirmen, Erdal Atabek, Ali Taygun, Ergun Elgin, Hüseyin Baş, Orhan Taylan'ın tahliye talebi ise reddedildi.
1986 - İstanbul'da ünlü Bebek Belediye Gazinosu, yeşil saha açılması için yıktırıldı.
1987 - 12 Eylül askeri darbesinden sonra toplatılan 39 ton ağırlığındaki kitap, dergi, günlük ve haftalık gazete SEKA'da imha edildi.
1993 - Dev-Sol ve TİKKO (Türkiye İşçi Köylü Kurtuluş Ordusu) üyesi 18 siyasi tutuklu, kazdıkları 35 metre uzunluğundaki tünelden yararlanarak Nevşehir E Tipi Kapalı Cezaevi'nden firar etti.
1993 - Somali'de görev yapan BM Barış Gücü UNISOM'un komutanlığına Korgeneral Çevik Bir atandı.
1994 - Demokrasi Partisi (DEP) Suruç İlçe Yönetim Kurulu Üyesi Ömer Akpolat kimliği belirsiz kişilerce öldürüldü.
1994 - Özgür Gündem gazetesi bölücü yayın yaptığı gerekçesiyle 1 ay süreyle kapatıldı.
1994 - TBMM Anayasa ve Adalet Komisyonu Refah Partili Hasan Mezarcı'nın dokunulmazlığının kaldırılmasını kararlaştırdı.
1996 - Cavit Çağlar'a ait Nergis, Yeşim ve Aksoylar Tekstil fabrikalarında çalışan 4 bin 600 işçiyi kapsayan toplu sözleşme imzalandı.
1996 - Cumhuriyet Halk Partisi İzmir Milletvekili Sabri Ergül, Manisa Emniyet Müdürlüğü'nün kapısına, "Bu işyerinde işkence vardır" yazılı bir tabela astı.
1996 - Dünya satranç şampiyonu Garry Kasparov, Deep Blue adlı bilgisayarı yendi.
1999 - Fransa'nın başkent Paris'in 50 km yakınındaki tarihi kraliyet köşkü Rambouillet'de Belgrad hükümeti ile Kosovalı Arnavutlar arasında barış görüşmeleri yapıldı.
2000 - Microsoft, Windows 2000 işletim sistemini piyasaya sürdü.
2001 - Fischer ve Deppler, G-20 toplantıları çerçevesinde Türkiye'ye geldi".
2008 - Kosova, Sırbistan'dan ayrılarak tek taraflı bağımsızlık ilan etti.
 
Arşiv
 
Bumerang - Yazarkafe
 
Süper Loto
15.02.2018 Tarihli Çekiliş Sonucu060719405354
 
On Numara
12.02.2018 Tarihli Çekiliş Sonucu02040912131524252636383940424356575868707479
 
Sayısal Loto
10.02.2018 Tarihli Çekiliş Sonucu020817333741
 
Şans Topu
14.02.2018 Tarihli Çekiliş Sonucu011125283006
 
 
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji