Hizmet sektörü güven endeksi 98,8 oldu

Ana Sayfa » Kültür & Sanat » Detachment (2011)... Özgün Serhat Gündeş yorumladı

Detachment (2011)... Özgün Serhat Gündeş yorumladı

Yaşadığımız dünyanın günden güne değiştiğini ve kaybolmakta olduğunu görüyoruz. Bu değişimin öneminin oldukça fazla olmasının sebebi, değiştikçe kaybolan ve kayboldukça değiştiremediğimiz değerlerimiz, yaşamışlığımız, anılarımız ve alışkanlıklarımız. Empati kültürünü içinde bolca barındıran Detachment, yönetmenin başarısıyla birlikte, derin pskolojik çözümlemelerle de bizi içine çekiyor.

 
 
Detachment (2011)... Özgün Serhat Gündeş yorumladı

Detachment (2011)

Yönetmen: Tony Kaye Senaryo: Carl Lund . Görüntü: Tony Kaye Müzik: The Newton Brothers Oyuncular: Adrien Brody, Marcia Gay Harden, James Caan, Christina Hendricks, Lucy Liu. 2011 ABD yapımı. 97 dakika.

 

 

American History X gibi oldukça başarılı bir filmin yönetmenliğini yapmış olan Tony Kaye, bu sefer Detachment filmi için yönetmen koltuğuna oturuyor. Film Amerika Birleşik Devletleri’ndeki eğitim sistemini, geniş bir çerçeveden eleştirerek, biz izleyicilere farklı pencerelerden, farklı hayatlara bakmamızı sağlıyor. Empati kültürünü içinde bolca barındıran Detachment, yönetmenin başarısıyla birlikte, derin pskolojik çözümlemelerle de bizi içine çekiyor. Birçok konuyu ele alan film çocuk istismarı, tecavüz, intihar ve kadınları cinsel obje olarak gören toplum yapısını ve bunun gibi önemli sosyal problemlerin üzerine eğiliyor. 

Yaşadığımız dünyanın günden güne değiştiğini ve kaybolmakta olduğunu görüyoruz. Bu değişimin öneminin oldukça fazla olmasının sebebi, değiştikçe kaybolan ve kayboldukça değiştiremediğimiz değerlerimiz, yaşamışlığımız, anılarımız ve alışkanlıklarımız. Her tarafımızda hissettiğimiz bu asimile, bütün benliğimizi kaplamış durumda. Herkesin sorunları var ve bu sorunları gece gündüz yanımızda taşıyoruz. Bu sorunların etrafımızdaki insanlara verdiği zararı göremeyecek kadar büyük bir sorunu göremiyoruz. Detachment( Kopuş ) bu asimile ortamında ki çarpık ilişkileri, eğitim sisteminin olumsuz durumunu, cinsiyet ayrımcılığını ve günümüzde kadına verilen değeri güzel bir şekilde işliyor. Aynı zamanda düşüncelerini düzgün yönetmek için dış yönlendiricilerin oyununa gelmemeyi ve bunun için okumanın öneminin oldukça büyük olduğundan bahsediyor.

Başrolde oynayan Audrey Brody, bir devlet okuluna geçici öğretmenlik yapmak için gitmiş bir eğitimci olan Henry Barthes’i rollüyor. İçine kapanık yapısı, hoşgörüsü ve anlayışlı davranışlarıyla çevresini ve bizi derinden etkileyen Henry, kendi iç çatışmalarıyla da baş etmeli. Audrey filmde o kadar güzel bir performans gösteriyor ki diğer çevreler tarafından, Piyanist filminden sonra oynadığı en iyi performansı olarak gösteriliyor.

İlmin başından sonuna kadar Henry için önemli olan tek şey gereksiz kişilerin bulunduğu ortamdan gitmesini istemesidir. Henry’nin bu yönünü Konfüçyüs’ün ‘’Aydınlatılabilecek birini aydınlatmamak, onu harcamak demektir; aydınlatılamayacak birini aydınlatmaya çalışmak, boşuna nefes tüketmek demektir. Akıllı insan ne insanları, ne nefesini boşa harcamaz.’’sözü en güzel biçimde anlatmaktadır.

Eğitim hava gibidir her yerdedir. Bilginin sonsuzluğu onunda sonsuzluğunu sağlar. Bilgiye ancak havayı istediğimiz kadar istersek ulaşırız. Eğitim ilk olarak ailede başlar. Sonra çevre ve okul aşamaları gelir. Hayatın zorlukları içinde, aldığımız eğitim de düzgün bir seviyede olmayabilir. Bu yüzden öğretmenlere bu noktada, ailesinden ve çevresinden yanlış eğitim almış insanları, topluma geri kazandırmak için büyük görev düşüyor. Bunun için bu mesleği icra eden insanların, her meslekte olması gerektiği gibi bulundukları mesleği sevmeleri ve dünyaya, dünyadan aldıklarından daha fazlasını vermeleri gerekmektedir.

Günümüzde öğretmenliğin, her zaman basit bir meslek olarak görülmesi, düz bir mantıkla insanların kafasına yerleşmiş durumda. Çünkü onlara göre, gelecek için en değerli varlıklar olan çocukların gelişimini sağlayacak bu öğretmenler, onların yarattığı kaostan, bozuk psikolojiden çocuklarını kurtaracak ve onlara yamalanmış bir bisiklet tekerleği gibi geri verecektir. Şu bir geçek ki, o tekerlek düzgün bir şekilde ilerliyor gibi görünsede, yamanın altındaki delik her zaman onla beraber yaşayacaktır. Filmimizin içindeki, ‘’İnsanlara ebeveyn olmadan önce bazı şartlar aranmalı ve onlara bu konuda eğitim verilmeli. Bunu evde deneyerek öğrenmemeliler’’ repliği bu konuyu çok güzel bir şekilde anlatıyor.

Filmin bir çözüme ya da kesin yargıya ulaşmak gibi bir sorunu yok. Bu yaklaşım izleyiciyi çözümün ne olduğunu sorgulamaya itiyor ve buda filmin olumlu yönlerinden birisi. Aynı zamanda Henry’nin de düzeni değiştirme gibi bir niyeti yoktur. Böyle bir talebi dile getirmemiştir. Diğer öğretmenlerde elinden gelen çabayı göstermektedirler. Ama sorun artık ‘’sorunlu öğrenciler’’ değildir. Onları bu kadar sorunlu hale getiren toplumsal çözülme ve çökmedir.

Filmde Adger Alen Poe ve Albert Camus’a olan saygı duruşları, filmin başlangıç ve bitiş bölümlerini oluşturuyor. Filmdeki başarılı sıçramalı kurguyla beraber, öğretmen – öğrenci ilişkisini pastel renkleri öne çıkaran çarpıcı görselliği eşliğinde işlenmiştir. Zaman zaman, öğretmenin kendini anlatması, zaman zaman da geçmişe dair flashbackler ile film, daha da girift bir hal alıyor. Filmde bol sayıda yakın plan çekimler mevcut ve aynı zamanda zoom-in’ler ve zoom-out’lar da oldukça kullanılmakta. The Newton Brothers’a ait olan müziklerin başarısı filmin etkileyiciliğini daha da üst bir seviyeye çıkarıyor. Bu etkileyiciliğiyle, baştan sona bizi kendine çeken bu muhteşem film, festivallerden 8 ödülle dönmüştür. Ayrıca 31. İstanbul Film Festivalinde gösterime sunulmuştur.

Audrey Brody’nin film hakkındaki düşünceleri: ‘’İnsanların, dünyada var olan bu korkunç ve dehşetli gerçekliğe dikkatini çekmek için korkunç ve acımasız bir resim çizmeniz gerekiyor. Bu korkusuz bir film değil. Oldukça üzücü bir yapısı var; fakat bütün bunun yanında bir umut ışığı unsurunu da içerisinde barındırıyor. Filmde insan ruhunun hayatta kalması ve bu şekilde zafer elde etmesi gerçekleri var. Gençlerin, gerçekten iyi bir eğitim sistemine ihtiyaçları var. Çok daha erken yaşta cesaretlendirilmeleri çok daha derin seviyede olmalı. Onlar kapatılmamalı ve oldukları gibi bireyler şeklinde yetişmelerine izin verilmeli.’’

Son yıllarda ülkemizde eğitim sistemiyle ilgili yapılmak istenen değişikliklerle ilgili tartışmaların sıcağında izlenmesinin gerekli olduğunu düşünüyorum. Hayatımızda yeri geldiği zaman öğrenci, yeri geldiği zaman öğretmen olan bizler ‘Detachment’ı izlemeliyiz, izlettirmeliyiz.

Özgün Serhat GÜNDEŞ


 
26 Temmuz 2014 Cumartesi 18:03
 
 
(0 Yorum Yapıldı)Yorumlar
<p>Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.</p>
 
Bu Kategorideki Diğer Haberler
 
Toroslarda yüzme kursları başladıToroslar’da, Yapılandırma Başvuruları BaşladıGüneş Doğarken İşçilerle Sabah MesaisindeTarih, doğa, deniz, güneş, müzik ve dans kansere karşı birleştiİçel Soroptimist Kulübü, 'Obezite ile Savaş' semineri düzenledi.Bisiklet durursa hayat dururTarsus Sev’in Robotik Takımı’na İki Ödül BirdenMobbing ve Hukuksal Boyutu Ele AlındıGüzel Konuşma ve Diksiyon
MTSO’ya teşekkür belgesiMenderes Gönüllü Evi, Mezitli'nin Filizleri ailesine katıldıMiniklerden Büyük Nağmeler
 
 
Yazarlar
Yazarlar RSS Beslemesi
 
 
Get our toolbar!
 
Gazete Manşetleri
 
 
Namaz Vakitleri
 
  • İmsak03:15
  • Güneş05:19
  • Öğlen12:55
  • İkindi16:47
  • Akşam20:13
  • Yatsı21:59
 
Anket
.
 
İddaa
 
Lig Puan Durumu
 
Takımlar
O
G
B
M
P
1
Beşiktaş
34
23
8
3
77
2
Başakşehir
34
21
10
3
73
3
Fenerbahçe
34
18
10
6
64
4
Galatasaray
34
20
4
10
64
5
Antalyaspor
34
17
7
10
58
6
Trabzonspor
34
14
9
11
51
7
Akhisar Bld.
34
14
6
14
48
8
Gençlerbirliği
34
12
10
12
46
9
Kasımpaşa
34
12
7
15
43
10
Konyaspor
34
11
10
13
43
11
K.D.Ç. Karabük
34
12
7
15
43
12
Alanyaspor
34
12
4
18
40
13
Osmanlıspor FK
34
9
11
14
38
14
Kayserispor
34
10
8
16
38
15
Bursaspor
34
11
5
18
38
16
Ç. Rizespor
34
10
6
18
36
17
Gaziantepspor
34
7
5
22
26
18
Adanaspor
34
6
7
21
25
 
Şampiyonlar Ligi
 
UEFA Avrupa Ligi
 
Alt Lig
 
 
Tarihte Bugün
1880 - Fransa Tahiti'yi topraklarına kattı.
1913 - Balkan Savaşı başladı.
1925 - Diyarbakır İstiklal Mahkemesi'nce idama mahkûm edilen Şeyh Said ile adamları idam edildi.
1934 - Bitlis'te yaşayan Zaro Ağa 157 yaşındayken yaşamını yitirdi. İç organları inceleme amacıyla alındı.
1938 - Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü kuruldu.
1939 - Hatay Devleti Meclisi, oybirliğiyle Türkiye'ye katılma kararı aldı.
1971 - TBMM'de çıkan bir yasayla Türkiye'de haşhaş ekimi yasaklandı.
1974 - Isabel Perón, Arjantin'in ilk kadın devlet başkanı olarak yemin etti. Kocası eski başkan Juan Peron sağlık durumunun bozulması üzerine görevlerini bırakmıştı. Zaten iki gün sonra da öldü.
1976 - Seyşel Adaları, Birleşik Krallık'tan bağımsızlığını kazandı.
1984 - Türkiye ile Sovyetler Birliği arasında karma ekonomik protokol imzalandı.
1986 - Arjantin, Batı Almanya'yı 3-2 yenerek Dünya Futbol Şampiyonu oldu.
1992 - Cezayir devlet başkanı Muhammed Budiaf suikaste uğrayarak yaşamını yitirdi.
1995 - Ankara Büyükşehir Belediyesi, amblemindeki Hitit Güneşi'ni; Kocatepe Camii'ni ve Atakule'yi simgeleyen bir tasvir ile değiştirdi.
1999 - Abdullah Öcalan, vatana ihanet suçundan idam cezasına çarptırıldı.
2000 - Endonezya'da yolcu taşıyan bir tekne 500 yolcusuyla birlikte battı. Kazadan kurtulan olmadı.
2002 - Türkiye, 2002 FIFA Dünya Kupası'nda 3. oldu.
2005 - Sezen Aksu Bahane Albümünün Remiks'ini çıkarttı.
2008 - Euro 2008 finalinde İspanya, Almanya'yı yenerek Avrupa şampiyonu oldu.
 
 
Arşiv
 
Bumerang - Yazarkafe
 
Süper Loto
22.06.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu030520374448
 
On Numara
26.06.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu01070814171819283031344145464851525559606575
 
Sayısal Loto
24.06.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu071022233045
 
Şans Topu
28.06.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu202123242909
 
 
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji