Özdemir, 'Adana Mersin Bölgesi 3 yılda nasıl en yoksul bölge oldu?'

Ana Sayfa » Güncel » Erdoğan'dan grup toplantısında Uludere yorumu

Erdoğan'dan grup toplantısında Uludere yorumu

Uludere ile ilgili tartışmaların ardından partisinin grubunda yapacağı konuşmayı adres gösteren Erdoğan beklenen konuşmasını yaptı. Erdoğan, ''Uludere ile ilgili hatanın olduğunu, Genelkurmay Başkanımız da şahsım da ilgili arkadaşlarım da ifade etmesine rağmen 'hala Başbakan Hata edilmiştir' deseydi. Dedik ya daha kaç kere diyeceğiz. Otomata mı bağlayacağız'' dedi.

 
 
Erdoğan'dan grup toplantısında Uludere yorumu
AK Parti Genel Başkanı, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, 19 Mayıs Atatürk'ü Anma Gençlik ve Spor Bayramını'nın bu yıl çok daha farklı bir heyecan ve coşkuyla kutlandığına işaret ederek, ''Bayramın anlamına, 19 Mayıs'ın ruhuna denk düşen ve bir haftaya yayılan etkinliklerle gerçekten ülkemize, milletimize, gençlerimize unutulmaz anlar yaşattık'' dedi.

Erdoğan, Partisinin TBMM grup toplantısında, milletvekillerine ve partililere hitap etti. İstanbul'un fetih yıl dönümünün milletçe coşkuyla kutlandığını belirten Erdoğan, ''Bundan 559 yıl önce, 29 Mayıs 1453'te, 21 yaşındaki Fatih Sultan Mehmet arkasında askerleri, yanında Akşemsettin gibi büyük şahsiyetler, üzerinde milletinin kalbi dualarıyla İstanbul'u fethederek bir çağı kapattı ve özellikle bizim tarihimizde yeni bir çağı başlattı. Fethi mübinin bu yıl dönümünde Sultan Fatih'i bir kez daha rahmetme, minnetle yad ediyoruz. Kendisine, tüm yol arkadaşlarına, tüm neferlerine Alah'tan rahmet niyaz ediyoruz'' diye konuştu.

Erdoğan, grup toplantısının ardından bir dizi program için İstanbul'a geçeceğini belirterek, İstanbul'da restorasyonu tamamlanan Fatih Camisi ve Birinci Mahmut Kütüphanesi'ni hizmete açacaklarını anlattı.

Deprem felaketinde Fatih Camisi'nin ''büyük sıkıntılar yaşadığına'' dikkati çeken Erdoğan, ''Adeta fay hattı Fatih Camisi'nin altından geçmek suretiyle orayı tehdit eder hale geldi. 2008'de onarım çalışmalarını başlattık. 4 yıl boyunca minarenin aleminden, inşaatta kullanılan çivilere kadar adeta her milimetresini büyük bir özenle, hassasiyetle elden geçirdik. Eski İstanbul depremlerinin de camiye verdiği hasarı tamir ettik. Yaklaşık 24 milyon bedelle gerçekleştirdiğimiz bu restorasyonu da İstanbul'un fetih yıl dönümünde açıyor olmaktan büyük gurur duyuyoruz'' şeklinde konuştu.

Erdoğan, Piriştine'de Fatih Sultan Mehmet'in bizzat yaptırdığı kendi adını taşıyan caminin restorasyonunu yaptıklarını anımsatarak, caminin açılışını yapmanın gururunu yaşadıklarını anlattı.

Önceki gün İstanbul'da Türk Telekom Arena'da partisinin il kongresini gerçekleştirdiklerini dile getiren Erdoğan, kongrenin muhteşem geçtiğini ve dünya siyaset tarihine örnek teşkil edeceğini vurgulayarak, emeği geçenlere ve stadyumu dolduran vatandaşlara teşekkür etti.

Cumartesi günü Ankara'da AK Parti Genel Merkez Kadın Kolları Üçüncü Kongresi'ni gerçekleştirdiklerini belirten Erdoğan, Türkiye içinden ve dışından kongreye gelen kadınlara teşekkür ederek, ''Büyük bir heyecan içinde muhteşem bir kongreyi tamamladık. Kadın Kolları Başkanımıza, ekibine ve tüm Türkiye kadın kolları teşkilatına teşekkür ediyor, yeni görev alana ekibe buradan başarılar diliyorum'' dedi.

Erdoğan, kongre konuşmasında verdiği mesajları hatırlatarak, şöyle devam etti:

''Ben kongre konuşmamda da ifade ettim; diğer partiler büyük kongrelerini dahi küçük salonlarda yaparken, o küçük salonları dahi dolduramazken, biz Kahramanmaraş, Rize ve en son İstanbul İl Kongremizi stadyumda yaptık. Bu milletle aramızdaki gönül bağının ne kadar güçlü olduğunun en somut göstergesidir. Bu aslında bir aşkın, bir sevdanın, millete hizmetkar olmanın getirdiği son derece tabii bir sonuçtur.

Elbette kıskananlar olacaktır. İşte onun için Allah nazardan saklasın diyorum; maşallah, mazallah diyorum. Birkaç arkadaş olarak çıktığımız bu yolda aşkla, sevda ile milletimizin duası ile yürüdük. Bundan sonra da aynı kararlıkta, aynı heyecanla durmadan yolumuza devam edecek, milletimizi ve ülkemizi hak ettiği seviyelere ulaştıracağız.''

Erdoğan, son grup toplantısından bu yana yurtiçinde ve yurtdışında önemli temaslarda bulunduğunu ifade ederek, Bulgaristan ziyareti hakkında bilgi verdi. Erdoğan, Bulgaristan Başbakanı ile iki ülke arasındaki bazı konuları ele aldıklarını söyledi.

19 Mayıs Atatürk'ü Anma Gençlik ve Spor Bayramını'nın bu yıl çok daha farklı bir heyecan ve coşkuyla kutlandığına işaret eden Başbakan Erdoğan, şunları söyledi:

''Bayramın anlamına, 19 Mayıs'ın ruhuna denk düşen ve bir haftaya yayılan etkinliklerle gerçekten ülkemize, milletimize, gençlerimize unutulmaz anlar yaşattık. 19 Mayıs'ta Gençlik Şurası'nın kapanış töreninde 905 milyon lira tutarındaki, yani 905 trilyon lira tutarındaki 30 stadyum, gençlik merkezi ve spor kompleksinin, bunun yanında 32 yurt binasının temel atma törenini de gerçekleştirdik.''

Pakistan'a yaptığı ziyaretle ilgili bilgi veren Erdoğan, Pakistan'da yaptığı temasları hakkında bilgi verdi. Türkiye-Pakistan Yüksek Düzeyli İşbirliği toplantısını gerçekleştirdiklerini söyledi.

Başbakan Erdoğan, partisinin TBMM Grup Toplantısı'nda yaptığı konuşmada, Pınarbaşı'na doğru, şüpheli bir aracı takip eden güvenlik görevlisinin gözüne daha önce öldürülen canların geldiğini belirtti. Erdoğan, şöyle konuştu:

''Hantepe'de şehit olan Üsteğmen Çetin Aylar'ı hatırladı. Belenoluk Karakolu'nda şehit düşen Önder Dursun'u hatırladı. Gediktepe'de, Üzümlü'de şehit olan askerleri hatırladı. Kastamonu'da bizim konvoyumuzda şehit edilen polis memuru Recep Şahin'i hatırladı. Aydın Nazilli'de, adeta bir barakada yaşayan, askerleri ve ambulansı görünce, 'Kara oğlum nerede?' diye feryat eden anneyi hatırladı. Isparta Yalvaç'ta, 'Yavrum, kuşum öldü mü? Şimdi bana kim kanat gerecek?' diye ağıt yakan anneyi hatırladı. Evine asılan Türk Bayrağı'nı görünce yere yığılan anneyi, 'eyvah ocağımız battı' diye feryat eden babayı, babasının ay yıldıza sarılmış tabutunu seyreden yavruları hatırladı.

Bakıyorum şimdi birileri diyor ki 'Uludere'de siz Türk Bayrağı mı götürdünüz de tabutlara Türk Bayrağı sarılmadı?' Lafa bak ya. Oranın bir kaymakamlığı var, böyle bir hassasiyet olduğu anda onlar sarılır ama siz bu yavruların Türk Bayrağı sarılmasına layık olduğunu düşünmüş olsanız, terör örgütünün bayrağını o tabuta sardırmazdınız.''

Başbakan Erdoğan, Şırnak'ta görev yapan şehit Astsubay Çavuş Serhat Gencer'in, bir akşam arkadaşına bir mektup uzatarak, ''Ben dedemi çok severdim. Bugün rüyamda gördüm, beni yanına çağırıyor. Eğer ben şehit olursam, bu mektubu aileme gönderin'' dediğini kaydetti.

Şehit Gencer'in, aynı gece bir askerine, ''Bugün Miraç Kandili, sen sivildeyken imamdın, hadi beraber iki rekat namaz kılıp, Yasin okuyalım' dediğini ifade eden Erdoğan, Serhat'ın o gece şehit düştüğünü söyledi.

-Şehitin mektubunu okudu-

Erdoğan, Serhat'ın şehit olacağını anlayarak yazdığı mektubunda şu satırların yer aldığını kaydetti:

''Bu mektup, ancak ben öldükten sonra elinize geçecektir. Beni asla unutmayın, hep kalbinizin bir köşesinde saklayın. Şunu asla unutmayın: Allah'ın verdiği canı, Allah'tan başkası alamaz. Bu yüzden üzülmeyin. Yalnız size söylemek istediğim bir şey var: Ben Burcu'yu çok seviyordum ve bu sevgimi de mezara götürüyorum. Ben burada öldüysem Allah yolunda, vatan, namus ve millet yolunda öldüm. Benimle aslında gurur duyun ve gülün, asla ağlamayın. Eğer ağlarsanız ben yattığım yerde rahat edemem. Dedeme de hepinizin selamını söylerim. Sizleri çok seviyorum, hepinizi çok özledim. Yazacak başka bir şey bulamıyorum. Oğlunuz Serhat.''

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun ''O araç Göksun'dan Pınarbaşı'na kadar nasıl gitti?'' diye sorduğunu belirten Erdoğan, CHP Genel Başkanı'nın bu tavrının son derece manidar bir tavır olduğunu; bu tavrın, terör konusundaki cehaletin, terör konusundaki aymazlığın, vurdumduymazlığın ve istismarın tarihi nitelikte itirafı olduğunu ifade etti.

Başbakan Erdoğan, Kemal Kılıçdaroğlu'ndan bahsederken salondan yuh sesleri duyuldu.

-Uludere'yi istismar edenler 40 bin canı hiç umursamazlar''-

Erdoğan, şunları kaydetti:

''Eğer o araç imha edilse, içinden siviller çıksa, aynı CHP Genel Başkanı çıkacak 'yargısız infaz' yapıldı diyecekti. Şimdi de çıkıyor, 'o aracı neden durduramadınız?' diyor. İşte bu dille, bu tavırla, terörle mücadele edilmez. Tam tersine bu dil, bu tavır; BDP ile birlikte teröre kan veren, can veren, güç veren bir tavırdır. Allah aşkına, buradan o medyaya, CHP'ye, MHP'ye, BDP'ye soruyorum ki MHP Genel Başkanı Sayın Bahçeli, bu düşünceleri aynen paylaştı. Daha 9 ay önce, Bitlis Güroymak'ta yaşanan acı hadiseyi kim hatırlıyor? En az Uludere kadar acı, en az Uludere kadar vahim, trajik o Güroymak saldırısını kim hatırlıyor? O saldırı neden unutuldu? Oradaki şehitler neden unutuldu? 5 Polis memurunu taşıyan zırhlı araca saldırdılar. 5 polisimiz de orada şehit oldu. Arkalarından gelen, bir ailenin tüm fertlerini taşıyan araç aynı şekilde tahrip oldu. 5 polisimizin yanında, 6 vatandaşımız hayatını kaybetti.

Şimdi bütün Türkiye'ye sesleniyorum: Ferit daha 13 yaşındaydı. Hiranur daha 4 yaşındaydı. Elif 12 yaşındaydı. Esra 14 yaşındaydı. Sadece vatandaşlar değil, şehit olan 5 polisin 3 tanesi de Kürt kökenliydi. Ben BDP'lilere farklı sıfatlar kullanınca, yaraları oldukları için gocunuyorlar. İstediğiniz yerde istediğiniz konuşun, tehditleriniz edebi adabı aşan, o kullandığınız diller hiç bir zaman AK Parti iktidarını yıldırmaz, yıldırmayacak. O sizin olmayan kalitenizi ortaya koyar. Güroymak'ta, Norşin'de 9'u Kürt 11 kişiyi katleden teröristin cesedi Malatya'ya gönderildi. Teröristin babası, Bitlis Valisi'ne gidip, 'Ben bu cesedi bu BDP'lilere vermek istemiyorum, alıp gizlice gömmek istiyorum, bana yardım edin' dedi. BDP'liler, biri de milletvekili, teröristin cesedini babasından almak için her türlü çirkinliği yaptılar ama o ceset babasına verildi ve babası da teröre lanet okuyarak gitti cenazesini gömdü. Bunlar ceset avcısı. Bunlar, Malatya morgunun önünden çıkan cesetleri; anaların, babaların, ailelerin elinden alıp kaçırmakla meşhurlar.

Uludere'yi dillerinden düşürmeyenler, Norşin'deki bu olayı hatırlamazlar. Uludere ile yatıp kalkanlar, 15 kadın teröristi yalnız bırakıp kaçan korkakları hiç gündeme getirmezler. Uludere'yi istismar edenler, çoğu Kürt kökenli vatandaşımız olan, 30 yılda verdiğimiz 40 bin canı hiç ama hiç umursamazlar.''

-''Hassas ve gerilimli bir iş''-

Başbakan Erdoğan, 24 Mayıs'ta, GATA'da uzman çavuş Burak Ulukaya'nın şehit olduğunu anımsattı.

Ulukaya'nın, 19 Mayıs'ta Uludere'de Gülyazı Köyü'ne 5 kilometre, Uludere olayının gerçekleştiği yere 3 kilometre yakında teröristlerin döşediği el yapımı bombayla yaralandığını belirten Erdoğan, ''O bölgede 16 el yapımı bomba daha ele geçirildi. Beyler, bu iş öyle anlatıldığı gibi kolay değil, çok zor. Fakat dikkat ederseniz, kaçakçıların hiç biri bu bombalara basmadı. Bu iş, çok büyük dikkat, çok büyük hassasiyet gerektiren bir iş. Harita kimlerin elinde? Bu haritayla beraber kaçakçılar bunların üzerine basmıyor, rahatlıkla gidip gelebiliyorlar. Bu iş siyasetin malzemesi olamayacak kadar, istismar malzemesi olamayacak kadar, medyanın elinde oyuncak olamayacak kadar hassas ve gerilimli bir iş'' diye konuştu.

Erdoğan, hep ''İnsanı yaşat ki devlet yaşasın'' dediklerini ifade ederek, bu sözün her zaman ilkeleri, rehberi, yollarının ışığı olduğunu söyledi.

Masum canlar kadar kandırılan, aldatılan, kullanılan canlar için de üzüldüklerini belirten Erdoğan, ''Devlet intikam duygusuyla, yok etme güdüsüyle hareket etmez. Biz böyle bir intikam duygusuna, böyle bir yok etme duygusuna asla müsamaha göstermeyiz. Daha başından beri Uludere ile alakalı olarak, burada bir hatanın olduğunu Genelkurmay Başkanımız da şahsım da ilgili arkadaşlarım da ifade etmemize rağmen hala Başbakan 'hata edilmiştir deseydi'... Dedik ya daha kaç kere diyeceğiz. Otomata mı bağlayacağız bu işleri. Kusura bakma bizim sürekli olarak sizleri arzularınız istikametinde hareket etmek suretiyle kaybedecek vaktimiz yok, bizim işimiz çok. Biz terörle mücadelede ne kadar kararlıysak, bu mücadeleyi insani ve hukuki hassasiyetlerde sürdürmekte de o kadar kararlıyız'' dedi.

Bütün zorluğuna, tehditlerine ve tehlikelerine rağmen, ''Yüzde yüz emin olun'' dediklerini belirten Erdoğan, ''Terörle mücadele demokrasiyi, hukuku, insan haklarını çiğneyemez'' dediklerini kaydetti.

***

AK Parti Genel Başkanı, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, terör örgütünün, BDP'nin istismarını anlayabileceklerini ama CHP'nin, medyanın, hatta uluslararası medyanın bu meseleyi istismar etmesini kabullenemeyeceklerini belirterek, ''Wall Street Journal. Sana ne ya? Sana ne oldu? Seni kim rahatsız etti? Olmayan bir şeyi varmış gibi göstermek senin neyine?'' dedi.

Erdoğan, partisinin TBMM Grup Toplantısı'nda yaptığı konuşmada, güvenlik güçlerinin hem büyük bir fedakarlıkla, canı pahasına terörle mücadeleyi sürdürdüğünü hem de demokratik bir toplumdaki açıklık ve şeffaflık içinde hareket ettiğini söyledi.

''Biz hiçbir hatayı örtmeye çalışmayız, ama hiçbir hata yüzünden de yargısız infaz yapmayız'' diyen Erdoğan, bu yüzden soruşturmaların nihayete ermesini beklemek gerektiğini kaydetti.

Uludere'nin terörle mücadelenin hassasiyetinden dolayı çok ciddi şekilde istismar edildiğini ifade eden Erdoğan, şöyle konuştu:

''Şimdi soruyorum: Silvan'da 13 şehit, Çukurca'da 26 şehit, Çukurca karayolunda 11 şehit, Reşadiye'de 7 şehit, Aktütün'de 15, Ulupınar'da 9, Güngören'de 18 - hani 'batı batı diyorlar' ya işte buyurun batıda da var - Dağlıca'da 12, 1990'lı yıllara gitmiyorum. Bu saydıklarımı niye konuşmuyorlar acaba? Niye bunlar gündeme getirilmiyor? Çünkü ucunun nereye dokunduğu belli de ondan. Ben milletimin hassasiyetine özellikle burada ifademle yaklaşmak istiyorum. Biz, terör örgütünün istismarını anlarız, işleri bu. BDP'nin de istismarını anlarız, çünkü onların zaten iradeleri yok, ipleri terör örgütünün elinde. Ama CHP'nin, medyanın, hatta uluslararası medyanın bu meseleyi istismar etmesi kabulleneceğimiz bir durum değildir. Bu işin uluslararası boyutu var. Neydi o, Wall Street Journal. Sana ne ya? Sana ne oldu? Seni kim rahatsız etti? Olmayan bir şeyi varmış gibi göstermek senin neyine? Biliyoruz ki şu anda ABD'de yaklaşan bir seçim var, bu seçimde o da bir yere çalışıyor. Bir yere çalıştığı için mevcut yönetimi sıkıntıya düşürmenin gayreti içerisinde. Niye? Mevcut yönetimin Türkiye ile münasebetleri iyiymiş de onun için, ondan rahatsız oluyorlarmış. Neden? Çünkü Yahudi lobisi de rahatsız. Bakın, tezgah içinde tezgahlar. Bunların hepsine evelallah Türkiye gerekli dersi, cevabı sandıkta her zaman verdi ve verecektir.''

 
 
 
29 Mayıs 2012 Salı 17:24
 
 
(0 Yorum Yapıldı)Yorumlar
<p>Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.</p>
 
Bu Kategorideki Diğer Haberler
 
KDV sistemi değişiyorToroslarda yüzme kursları başladıToroslar’da, Yapılandırma Başvuruları BaşladıGüneş Doğarken İşçilerle Sabah MesaisindeTarih, doğa, deniz, güneş, müzik ve dans kansere karşı birleştiİçel Soroptimist Kulübü, 'Obezite ile Savaş' semineri düzenledi.Bisiklet durursa hayat dururTarsus Sev’in Robotik Takımı’na İki Ödül BirdenMobbing ve Hukuksal Boyutu Ele AlındıGüzel Konuşma ve Diksiyon
MTSO’ya teşekkür belgesiMenderes Gönüllü Evi, Mezitli'nin Filizleri ailesine katıldı
 
 
Yazarlar
Yazarlar RSS Beslemesi
 
 
 
 
Gazete Manşetleri
 
Namaz Vakitleri
 
  • İmsak05:12
  • Güneş06:47
  • Öğlen12:37
  • İkindi15:42
  • Akşam18:06
  • Yatsı19:29
 
Anket
.
 
İddaa
 
Lig Puan Durumu
 
Takımlar
O
G
B
M
P
1
Galatasaray
8
7
1
0
22
2
Göztepe
9
5
2
2
17
3
Akhisarspor
8
5
1
2
16
4
Başakşehir
8
5
1
2
16
5
Fenerbahçe
8
4
2
2
14
6
Beşiktaş
8
4
2
2
14
7
Kayserispor
8
4
2
2
14
8
Bursaspor
8
4
0
4
12
9
Sivasspor
8
4
0
4
12
10
Aytemiz Alanyaspor
9
3
2
4
11
11
Trabzonspor
8
2
3
3
9
12
Antalyaspor
9
2
3
4
9
13
Karabükspor
8
2
2
4
8
14
Malatyaspor
8
2
2
4
8
15
Kasımpaşa
9
2
2
5
8
16
Konyaspor
8
2
1
5
7
17
Gençlerbirliği
8
2
1
5
7
18
Osmanlıspor
8
1
1
6
4
 
Şampiyonlar Ligi
 
UEFA Avrupa Ligi
 
Alt Lig
 
 
Tarihte Bugün
1520 - Ferdinand Magellan, Güney Amerika'nın güneyinde, kendi ismiyle anılan boğazı keşfetti.
1805 - Amiral Nelson komutasındaki İngiliz filosu, İspanya'nın güneybatısında Trafalgar'da Napolyon'un Birleşik Fransız-İspanyol Donanmasını yendi. Amiral Nelson da savaşta öldü.
1854 - Kırım Savaşı'nın başlaması üzerine modern hemşireliğin kurucusu Florence Nightingale, 38 başka hemşireyle birlikte Üsküdar'daki Selimiye Kışlası'na gönderildi.
1860 - İlk özel siyasi gazete Tercümanı Ahval çıkmaya başladı. Sahibi Yozgatlı Çapanoğlu Agah Efendiydi.
1879 - Thomas Edison, karbon filamanlı elektrik ampulünü icat etti.
1935Almanya, - Milletler Cemiyeti'nden resmen ayrıldı.
1938 - Japonlar, Çin'in Kanton şehrini işgal etti.
1940 - Ernest Hemingway'in Çanlar Kimin İçin Çalıyor kitabı New York'ta basıldı.
1945 - Fransa'da kadınlar, ilk kez oy kullanma hakkı elde etti.
1945 - Nüfus sayımı yapıldı. Türkiye nüfusunun 18.871.203 olduğu açıklandı. İstanbul il nüfusu ise 1.071.686.
1950 - Çin askerleri Tibet'i işgal etti.
1965 - İkeya seki kuyruklu yıldızı güneşin 450,000 kilometre yakınından geçti.
1969 - Federal Almanya'da sosyal demokrat Willy Brandt şansölyeliğe (başbakan) seçildi.
1971 - Pablo Neruda, Nobel Edebiyat Ödülü'nü aldı.
1972 - Profesör Mümtaz Soysal Ankara Sıkıyönetim Komutanlığı'nca, Anayasaya Giriş adlı ders kitabında komünizm propagandası yaptığı gerekçesiyle tutuklandı.
1973 - Necmettin Erbakan Milli Selamet Partisi Genel Başkanı seçildi.
1977 - Avrupa Patent Enstitüsü (EPI) kuruldu.
1981 - Atatürk Barajı'nın temeli, Devlet Başkanı Kenan Evren tarafından atıldı.
1983 - Uzunluk ölçüsü metre, ışık hızı üzerinden yeniden tanımlandı ama uzunluğu yine aynı kaldı. Buna göre 1 metre ışığın havasız ortamda saniyenin 1/299,792,458 'i süresince katettiği mesafedir.
1984 - Afşin-Elbistan Termik Santrali açıldı.
1985 - Alman gazeteci ve yazar Günter Wallraff'ın Türk işçisi kimliğiyle yaşadıklarını anlattığı En Alttakiler (Ganz Unten) adlı yapıtı piyasaya çıktı.
1987 - Türkiye'de montajı yapılan ilk savaş uçağı F-16 Savaşan Şahin resmi törenle uçuruldu.
1990 - Genel nüfus sayımı: Türkiye'nin nüfusu 56.473.035
1997 - Eda Deniz Çelik dünyaya geldi. Sayesinde türkiyedeki 16 farklı düşünce biçimi ile 2 yasa değiştirildi.
1997 - Anadolu Ajansı, uydu ile kesintisiz haber yayınını, Başbakan Mesut Yılmaz'ın da katıldığı toplantı ile başlattı.
1998 - TBMM, NATO'nun genişlemesini onayladı. Böylece 16 ittifak üyesi ülkenin de onayı tamamlandı ve genişleme kesinlik kazandı.
1999 - Çeçenistan'ın başkenti Grozni'de kalabalık bir alışveriş merkezine yapılan roket saldırısında 110 kişi öldü, 400 kişi yaralandı.
1999 - Ahmet Taner Kışlalı bombalı bir suikastle öldürüldü.
2005 - Finlandiyalı ünlü rock grubu Nightwish'in 9 yıllık vokalisti Tarja Turunen, grupla olan son konserinin ardından atıldı.
2007 - 2007 Sivil Anayasasının halk tarafında referandumla oylaması.
 
Get our toolbar!
 
Arşiv
 
Bumerang - Yazarkafe
 
Süper Loto
19.10.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu031217284748
 
On Numara
16.10.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu01061213141619273537384049515255646568697580
 
Sayısal Loto
14.10.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu040612333445
 
Şans Topu
18.10.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu010215162512
 
 
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji