Mersin hinterlandı 2017 ilk çeyrek ekonomik rakamları açıklandı

Ana Sayfa » Gündem » Ergenekon Mersin' in ne yanına düşer? -2.. Abdullah Ayan yazdı

Ergenekon Mersin' in ne yanına düşer? -2.. Abdullah Ayan yazdı

Mersin' in sancılı döneminin perde arkasında yaşananların farklı öyküsü...

 
 
Ergenekon Mersin' in ne yanına düşer? -2.. Abdullah Ayan yazdı
Nedenlerinin sorgulanması bir yana, Arenada matadorları izleyen seyirciler gibi, Pamuk’un görevden alınması için hep birlikte tempo tutulan akılların dışlanıp duyguların öne çıkarıldığı netameli bir o kadar da netameli dönem...
Turgay Pamuk’un görevden alınmasını prestij kazancı olarak görmeye hazır, popülist rüzgarlara kapılmaya zaten meyilli kamuoyu penceresinden bakıldığında "işlediği suç!" gerçekten affedilecek cinsten değildi.
Emniyet müdürünün oğlu, yanında bir arkadaşıyla gece yarısı ehliyetsiz ters yola girmiş, onları enseleyen trafik ekibine, olayı öğrenen Pamuk' un telsizden tüm büyük kulakların duyacağı biçimde hakaret ettiği gazete manşetlerine bomba gibi düşmüştü.
Arenadaki alkışları duyan Yücelen fırsatı kaçırmadı, müdürü merkeze alıp, yerine Ankara’da günlerdir konusu “çok farklı ama homojen Mersin yaratma derslerine çalışan” akın Küçükbarak’ ı Emniyet Müdürü vekili olarak görevlendirdi.
Bu tayin operasyonu sırasında ufak ama hayli ilginç bir ayrıntı da dikkatlerden kaçmış, toplumsal isteriğe uygun olarak göz ardı edilmişti.
Ters yola giren Pamuk’un yanındaki arkadaşının Vali Akif Tığ’ın oğlu olması gerçeği...
Madem çocukların cezasını babalar ödeyecekti, Tığ’ın “suç ve cezada” Pamuk’tan farkı yoktu.
Müdür memurlarını azarladı diye görevden alınıyorsa gece yarısı polisleri makamına çağırıp fırça atan Tığ' ın da ödemesi gereken daha büyük fatura olmalıydı.
21 Şubat 2002 tarihli Milliyet’teki haber, bu gerçeği yorum gerektirmeyecek kadar açıktı, hep birlikte okuyalım:
“İçel Valisi Akif Tığ’ın oğlu Atilla ile Emniyet Müdürü Turgay Pamuk’un oğlu Çağlar’ın içinde bulunduğu ve ters yönde giden otomobili durduran polislerin başına gelmeyen kalmadı. Üzerlerinden ehliyet ve kimlik çıkmayan çocukları karakola götürmek isteyen 3 polis memuru, gece saat 01.00’de valiliğe çağrılarak "makamda fırça yerken", amirleri de başka bir karakola sürüldü.”
Haberden anlaşılacağı gibi görevli memurları makama çağırıp fırça atan Müdür Pamuk değil Vali Tığ' dı ama gönderilen Tığ değil, Pamuk olacaktı nedense...
O günlerde Pamuk' u yiyecek operasyon öyle ince kurgulanmıştı ki, aynı gece oğlu ile Tığ' ın oğlu Atilla' nın ters yola girdikleri noktaya gelip, çağırdığı Trafik ekibine bizzat ceza yazdırması bile Emniyet Müdürünün işlediği bağışlanamaz! günahın hafifletici nedenleri arasına koyulmamıştı.
Memurlara reva görülenlerin faturasını Pamuk öderken, Tığ ileride büyük işlere birlikte imza atacağı müdür vekili Küçükbarak’ ı dört gözle bekliyordu. (Kimi söylentilere göre Tığ ve Küçükbarak' ın ataması Milli Güvenlik kurulunda alınan Mersin'e özgü bir karar çerçevesinde yapılmıştı. O MGK dönemine ilişkin tutanaklar yayınlanmadığı sürece söylenti iddiadan ibaret kalacaktır. Ama örneğin aynı dönemde Kürt bölgesi Kuzey Irak' a yapılan ihracata aracılık eden Mersin Serbest Bölgesinin Gıda ithalat ve transit işlemlerine yasal hiçbir dayanağı olmayan yine yarı gizli kararnameyle yasaklanması böyle bir MGK kararının olabileceği ihtimalini güçlendiriyor. Ve bir başka gerçek Küçükbarak' ın Mersin' de göreve geldiği dönemin tüm Resmi Gazete arşivlerini taradım, Küçükbarak' ın Müdür muavini sıfatıyla da olsa atandığına dair herhangi bir kararnameye rastlamadım)
Bu türden basit! ayrıntıları bir yana bırakıp konuya dönecek olursak;
Nedeni pek anlaşılmayan tayin furyalarından kafası karışan kamuoyu, Vali ve emniyet müdürlerinin Yücelen’ in İç İşleri Bakanı oluşuyla birlikte hızlanan bürokrat değiştirme trafiğini sorgulamadı.
Örneğin, göreve hızlı başlayan Emniyet müdür vekili Akın Küçükbarak’ ın yüklendiği, üzerine farz olmayan misyonunun gerçek yüzünü, perde arkasını sorgulamak bir kaç haddini bilmez benim gibi insanın aklına düşecekti.
O günlerde neler göz ardı edilmiyordu ki?…
Türkiye' nin en büyük akaryakıt depolama çiftliğini Mersin Karaduvar' da kurarken istim arkadan gelsin misali ruhsat işlerini çözmeye çalışan Fikret Öztürk' ün büyük ortağı olduğu TV kanalında sahnelenen bir başka ince operasyonla uzaklaştırdığı genel yönetmen Mirza Turgut ve söyleşiler yapan benim gibilere kapanan ekranın arka yüzünde dönenlerin gerçek yüzünü öğrenmemiz için epeyi zaman gerekecekti... (Burada açtığım parantez içinde kalmak üzere küçük bir detay daha: dönemin İç İşleri Bakanı ve Mersin Milletvekili Rüştü Kazım Yücelen 6 Haziran 2001 yılında getirildiği Bakanlığa 6 Ağustos 2002 tarihinde veda etti. 2Kasım 2002 seçimlerinde de kendisi ve partisi Meclis dışı kaldı. Kadere bakın ki, aynı Yücelen İş Bankasında müfettiş yardımcılığından aldığı ücretle yaşamaya çalışan oğlu Ali ile Ankara' da bir akaryakıt istasyonu açacak, OPET şapkası giydirilen milyonlarca dolarlık istasyonu işletecek şirket ve istasyona FİKRET Petrol adı verilecekti.)
Yerel TV konusunun nefes kesen bir kaç el değiştirme öyküsünü ve Yücelen ile iki oğlunun sigaradan akaryakıta uzanan hikâyesini ileride anlatmak üzere biz yeniden 2002 Mart ayına ve Akif Tığ-Akın Küçükbarak Mersin' ine dönelim...
Olacakların ilk işareti 8 Mart 2002 Dünya Kadınlar günü öncesinde verildi. Yıllardır sorun yaşanmayan o anlamlı günün kutlaması için yapılan müracaat geri çevrildi, o günden sonra Mersin' in nasıl yasaklar şehri olacağının habercisiydi bu.
8 Martın aslında yaklaşmakta olan 21 Mart Nevruz kutlamaları için sahneye koyulacak planın girizgah bölümü olduğunu kısa zamanda çok acı deneyimlerle tanık olacak, yaşayacaktık...
Küçükbarak hızlı başladı işe.
21 Mart yaklaşırken de ilk radikal adım geldi. O güne kadar kimi şikayetlere neden olsa da, Güneydoğudan göç eden nice yoksulun, mağdurun, mazlumun tek ekmek teknesi olduğu için hoş görülen seyyar satıcıların el arabaları bir sabah yasaklandı, yasağı delmeye kalkışanların arabaları araçlara doldurulup belirlenen bir alanda parçalandı.
Yasağı sorgulayanlara verilen resmi cevap Mersin Cadde ve kaldırımlarını yürünecek hale getirmekti ama kapalı kapılar ardında kulaklara, neredeyse tamamı Güneydoğu'dan göç etmiş Kürtlerden oluşan satıcıların arabalarını silah zulası olarak kullandıkları, terör örgütüne lojistik destek verdikleri fısıldanıyordu...
Alternatif üretmeden, Belediyelerle ortak çözüm geliştirmeden bir sabah ekmek tekneleri ellerinden alınan insanların trajedisine tepki göstermek şöyle dursun, çoğu insan ve kent dinamikleri için alkışlanacak girişim olarak yansıdı o operasyonlar...
Belediyeleri yok sayan, -Akif Tığ’ ın o günlerde övündüğü kendi söylemiyle mahallenin tek horozu edasıyla- sergilenen, el arabalarına el koyulurken incitilen, horlanan insanların çaresiz bakışlarıyla ezildiğimiz o günlerde ne kadar yalnız olduğumuz, kaldığımız anlatılır gibi değildi.
Sadece potansiyel örgüt mensubu gibi algılanan seyyar satıcılar nasibini almadılar, kendini kentin tek hâkimi gören Müdürün uygulamalarından…
Gün geldi Küçükbarak arkasına düşen Fikret Öztürk' ün büyük ortağı olduğu yerel televizyonun yetkilisi  iş adamları eşliğinde Belediye Başkanı edasıyla kaldırım teftişlerine çıktı...
O televizyon kameralarının eşliğinde sadece seyyar satıcıların fatura ibraz edemediği mallarına el koymuyordu, dükkânının önünde sakatat sergileyen kasaplara attığı fırçaları akşam o televizyon ekranlarında nutkumuz tutulmuş izliyorduk...
İster inanın ister inanmayın, kafasına göre koyduğu ölçülerle bağdaşmayan kimi tabelaları bile söktürmeye kalkışacak kadar yerel yöneticiliğin havasına girip benimsemişti bu kent teftişini.
Büyüğünden küçüğüne hiç bir Belediye Başkanı ve yöneticisi dur demediği için de değneksiz köy misali çıtayı her gün biraz daha yükseltti.
Ankara' dan kendisine verilen yetkilendirme sınırının nerede başlayıp nerede bittiğini bilmeyen benim gibi bir kaç saf insan dışında kendisine dur diyen çıkmayınca önce Nevruz, ardından 1 Mayıs ve sonunda seçmen listelerini düzenleyen muhtarlara düzenlenen operasyonlara gelecekti sıra...
Hepsini tek tek anlatacağım ama bir sonraki yazıda...



 
11 Mart 2013 Pazartesi 10:52
 
 
(0 Yorum Yapıldı)Yorumlar
<p>Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.</p>
 
Bu Kategorideki Diğer Haberler
 
Güneş Doğarken İşçilerle Sabah MesaisindeTarih, doğa, deniz, güneş, müzik ve dans kansere karşı birleştiİçel Soroptimist Kulübü, 'Obezite ile Savaş' semineri düzenledi.Bisiklet durursa hayat dururTarsus Sev’in Robotik Takımı’na İki Ödül BirdenMobbing ve Hukuksal Boyutu Ele AlındıGüzel Konuşma ve Diksiyon
MTSO’ya teşekkür belgesiMenderes Gönüllü Evi, Mezitli'nin Filizleri ailesine katıldıMiniklerden Büyük Nağmeler Mezitli’de 26. Jakaranda koruluğu açıldı Çalgı Çengi’nin Ünlü Oyuncuları Forum Mersin’de Hayranlarıyla Buluşuyor
 
 
Yazarlar
Yazarlar RSS Beslemesi
 
 
Get our toolbar!
 
Gazete Manşetleri
 
 
Namaz Vakitleri
 
  • İmsak03:23
  • Güneş05:20
  • Öğlen12:49
  • İkindi16:40
  • Akşam19:58
  • Yatsı21:40
 
Bumerang - Yazarkafe
 
Anket
.
 
İddaa
 
Lig Puan Durumu
 
Takımlar
O
G
B
M
P
1
Beşiktaş
32
21
8
3
71
2
Başakşehir
32
19
10
3
67
3
Fenerbahçe
32
17
9
6
60
4
Galatasaray
32
18
4
10
58
5
Antalyaspor
32
15
7
10
52
6
Trabzonspor
32
14
8
10
50
7
Akhisar Bld.
32
13
6
13
45
8
Kasımpaşa
32
12
7
13
43
9
Konyaspor
32
11
10
11
43
10
Gençlerbirliği
32
10
10
12
40
11
Alanyaspor
32
12
4
16
40
12
K.D.Ç. Karabük
32
11
6
15
39
13
Osmanlıspor FK
32
9
11
12
38
14
Kayserispor
32
10
7
15
37
15
Bursaspor
32
10
5
17
35
16
Ç. Rizespor
32
8
6
18
30
17
Gaziantepspor
32
7
5
20
26
18
Adanaspor
32
6
7
19
25
 
Şampiyonlar Ligi
 
UEFA Avrupa Ligi
 
Alt Lig
 
 
Tarihte Bugün
1571 - İspanya Kralı, Venedik ve Papa, Osmanlı Devleti aleyhine ittifak kararı aldı...
1924 - Türk Milli Futbol Takımı, Olimpiyat Oyunları kapsamındaki ilk milli maçında, Çek Milli Futbol Takımı'na 5-2 yenildi.
1944 - Nuri Demirağ'ın fabrikasında yapılan ilk Türk yolcu uçağı İstanbul'dan Ankara'ya uçtu.
1953 - ABD, Nevada'da bulunan deneme bölgesinde, topçu birlikleri tarafından atılan ilk ve tek nükleer bomba denemesini yaptı.
1954 - Tokyo'da yapılan Dünya Serbest Güreş Şampiyonası'nda Türkiye birinci oldu.
1954 - Türkiye, Osmanlı borçlarının son taksitini ödedi.
1961 - ABD Başkanı John F. Kennedy ABD Kongresi'nde yaptığı bir konuşmada 1960'lı yıllar sona ermeden önce mutlaka Ay'a ayak basacaklarını ilan etti.
1963 - 30 Afrika ülkesi bir araya gelerek Afrika Birliği Örgütü'nü kurdu.
1977 - Yıldız Savaşları filmi gösterime girdi.
1982 - Falkland Savaşı sırasında İngilizlerin HMS Coventry adlı destroyeri Arjantin uçakları tarafından batırıldı.
1983 - Milli Güvenlik Konseyi kürtaj yasa tasarısını kabul etti.
1988 - Irak Basra'yı İran'dan geri aldı.
1989 - Mihail Gorbaçov, Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği Devlet Başkanı oldu.
1997 - Afganistan'dan kaçan General Raşid Dostum, Türkiye'ye sığındı.
2001 - 32 yaşındaki Coloradolu Erik Weihenmayer, Everest Dağı'nın zirvesine ulaşan ilk görme özürlü insan ünvanını aldı.
2003 - Nuri Bilge Ceylan'ın 'Uzak' adlı filmi 56'ncı Cannes Film Festivali'nde 'Elephant' filmiyle birlikte En İyi Film ödülünü paylaştı.
2005 - Azeri petrolünü Türkiye üzerinden dünya pazarına ulaştırması amaçlanan Bakü-Tiflis-Ceyhan (BTC) boru hattına ilk petrol verildi.
2005 - UEFA Şampiyonlar Ligi 2004-2005 sezonu finali Atatürk Olimpiyat Stadı'nda yapıldı. Normal süresi 3-3 biten maçı Liverpool penaltılarla 6-5 Milan'ı yendi.
2008 - 61. Cannes Film Festivali'nde En İyi Yönetmen ödülünü Nuri Bilge Ceylan aldı. Ceylan ödülünü kucaklarken, 'Benim yalnız ve güzel ülkeme ithaf ediyorum' dedi. Ceylan, üçüncü kez Cannes'da ödül alarak bir rekora da imza attı..
2010 - Samandıra'da eğitim uçuşu yapan bir askeri uçak, sokağın ortasına düştü. 3 personel hafif yaralandı.
 
 
Arşiv
 
Süper Loto
18.05.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu050611154147
 
On Numara
22.05.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu02030809101314192125303241475053546466737879
 
Sayısal Loto
20.05.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu091128293337
 
Şans Topu
24.05.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu222628293412
 
 
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji