Mersin Ticaret Borsası 90 yaşında

Ana Sayfa » Güncel » 'Eski kışla alanı halkın kullanımına açılmalı'

'Eski kışla alanı halkın kullanımına açılmalı'

TMMOB Mersin İl Koordinasyon Kurulu yaptığı basın açıklamasında eski kışla alanının doğal ve tarihi değerleri ile yerinde korunarak Mersin halkının kullanımına açılması gerektiğini ifade etti.

 
 
'Eski kışla alanı halkın kullanımına açılmalı'

TMMOB Mersin İl Koordinasyon Kurulu yaptığı basın açıklamasında eski kışla alanının doğal ve tarihi değerleri ile yerinde korunarak Mersin halkının kullanımına açılması gerektiğini ifade etti.
 

 

 

 

Açıklamayı TMMOB Mersin İl Koordinasyon Kurulu adına Şehir Plancıları Odası Mersin İl Temsilcisi Yaser Gündüz yaptı.

Açıklamada şöyle denildi:

Gün geçmiyor ki ortak yaşam alanlarımıza, tarihi ve çevresel değerlerimize yönelik kayıtsızlığın, kuralsızlığın, umursamazlığın ve yok etme güdüsünün hâkim olduğu yeni bir gündemle karşı karşıya gelmeyelim.

Son dönemlerde Mersin’de üretilen noktasal proje ve girişimlere dikkatlice bakıldığında; tüm doğal-kültürel değerlerimizi asla tekrar üretilemez ve paha biçilemez nitelikleriyle koruyarak gelecek kuşaklara aktarma sorumluluğumuzun tamamen unutulduğu, koruma-kullanma dengesinin gözetilmesinden çok, bu değerlerin en acımasız biçimde kullanılması ve tüketilmesi yolu seçildiği net bir biçimde görülmektedir. Bu seçimi, son olarak Mersin kent merkezinde ortak tarihi değerlerimizden birisi olan eski ‘Askeri Kışla’ (Hamidiye Kışlası) alanının, tarihi sit kararının Kültür ve Turizm Bakanlığı, “Kültür Varlıklarını Koruma Yüksek Kurulu” tarafından alınan iptal kararında açıkça okumak mümkündür.

“Kültür Varlıklarını Koruma Yüksek Kurulunun”, hiç bir bilimsel araştırmaya ve teknik gerekçeye dayanmayan 29.12.2016 gün ve 665 sayılı kararıyla, Hamidiye Mahallesinde yer alan eski “Askeri Kışla” alanı için daha önce “Adana Kültür ve Tabiat Varlıkları Koruma Kurulunun” 20.09.1995 tarih ve 2209 sayılı kararında belirlenen ‘tarihi sit sınırı’ iptal edilmiş, tescil kaydının kaldırılmasına karar verilmiştir. Söz konusu kararın, alanda yapımı planlanan rant projesinin hayata geçirilebilmesi için, süreçte engel olarak görünen unsurların ortadan kaldırılması dışında hiç bir kamusal amaca hizmet etmediği açıktır.

Eski Kışla Alanı hakkında ilk olarak 20.09.1995 tarihinde Adana Kültür ve Tabiat Varlıkları Koruma Kurulunca, geçmişteki anı değerleri itibariyle, alanın bütünüyle kültürel varlık olarak korunmasına ve alan içerisinde yer alan ağaç varlığı dikkate alınarak Tarihi ve Doğal Sit Alanı ilan edilmesine karar verilmiştir. Aynı Koruma Kurulu, 26.10.1995 tarihinde aldığı bir başka karar ile Tarihi ve Doğal Sit alanı olarak tescil edilen eski askeri kışla alanının doğal sit derecesini ‘2. Derece Doğal Sit Alanı’ olarak belirlemiştir. OYAK Genel Müdürlüğünün, Doğal ve Tarihi Sit alanı kararının iptali istemi ile Adana 1. İdare Mahkemesinde açmış olduğu dava, anılan Mahkemenin 1995/1718 sayılı kararı ile reddedilmiş, söz konusu yargı kararı Danıştayın 1998/6289 sayılı kararıyla da onanmıştır. Tüm bu gelişmelere rağmen OYAK Genel Müdürlüğünün, yukarıda anılan Koruma Kurulu kararlarının yeniden değerlendirilmesi yönündeki talebi, 27.05.2015 tarihinde, Adana Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu tarafından, alanın sit statüsünü değiştirecek yeni bir veri ya da yargı kararı olmaması gerekçeleri ile bir kez daha uygun görülmemiş, 1995 yılında alınan kurul kararlarının geçerli olduğuna karar verilmiştir. Adana Kültür Varlıkları Koruma Bölge Müdürlüğünün 28.01.2016 tarih ve 5925 sayılı kararı ile sayısallaştırılan sit alanı sınırı dâhilinde kalan parsellere “Tarihi Sit Alanıdır” şerhi verilmesi tekrar kararlaştırılmıştır.

Tüm bu bölge koruma kurulu ve yargı kararları sonrasında, OYAK Genel Müdürlüğü sahibi olduğu eski askeri kışla alanında, ayrıcalıklı imar hakkı sağlanması yolunda engel olarak gördüğü doğal ve tarihi sit alanı üzerindeki koruma kararlarının iptalini, Ankara’dan, Kültür Varlıklarını Koruma Yüksek Kurulundan alma yolunu seçmiştir.

Eski kışla alanı gibi korunması gerekli tüm doğal, kültürel ve tarihi değerlerimizin, toplumsal müzakere ve uzlaşma süreçlerinden geçmeden sadece idari otorite kararları ve yatırımcının niyeti üzerinden “kısa dönemli ekonomik getirilere” feda edilmesi kabul edilemez.

Söz konusu kışla alanı Mersin için tarihi ve doğal değerleriyle çok büyük önem taşımaktadır. Bu alanın sadece ticari bir kaynak olarak görülmesi, doğal yapısına uygun bir kamu kullanımına açılmak yerine, noktasal büyük bir proje girişimine ve yapılaşmaya konu edilmesi, kamu yararının ve doğa kanunlarının gözetilmediği anlamına gelecek ve kentimiz açısından büyük bir kayıp olacaktır. Şehircilik alanında geleceğe yönelik doğru hedeflere ve kararlara ulaşmak, başta tarihi, doğal ve kültürel varlıkların sağlıklı değerlendirilmesine bağlıdır. Burada sözü edilen; paylaşıma açıldığı oranda yeniden yorumlanan ve üretilen, ekonomik, toplumsal, kültürel ve mekânsal tarihimize ilişkin kamuya mal olmuş varlıkların korunarak değerlendirilmesidir.

Günümüzde Atatürk Caddesi olarak bilinen ve Gümrük Meydanından Müftü Deresine kadar Mersin’in ilk gelişme koridoru olarak dikkat çeken cadde, yüksek kurul tarafından sit kararı kaldırılan alanda yer alan kışla binası nedeniyle ilk olarak “Kışla Caddesi” olarak adlandırılmıştır. Alana ve bulunduğu bölgedeki ana caddeye adını veren Kışla Binası, dönemin kaymakamı Esat Bey ve Mutasarrıf Nazım Paşanın girişimleri ve kentlinin yardımı ile 1904 yılında inşa edilmiştir. Birinci Dünya Savaşında İngiliz donanması tarafından bombalanan ve zarar gören kışla, Fransız işgali sırasında onarılmış ve bu dönemde işgal kuvvetleri tarafından kullanılmıştır. Kışla, Cumhuriyet’in ilanından sonra bir süre 23. Piyade Alayı tarafından da kullanılmıştır. İstanbul’da (Heybeliada) bulunan Deniz Harp Okulu ve Lisesi, 2. Dünya Savaşı koşulları gereğince buraya taşınmış, Askeri Deniz Okulları 1941 ile 1946 yılları arası burada eğitim vermiştir. Kışla alanında korunmak üzere tescil edilen ağaç dokusu ile Atatürk Caddesi üzerinde bulunan palmiyeler bu dönemde dikilmiş, bu günlere kadar yaşatılarak kent merkezinde ender rastlanan imgesel yeşil alan varlığı olarak günümüze kadar korunabilmiştir.

Tarihi değerlerin yanı sıra kent merkezinde, Efrenk Vadisinin denize açıldığı bir konumda, kentin önemli bir havalanma koridoru, adeta akciğeri niteliğindeki yegâne yeşil alan niteliği bulunan eski kışla alanının, barındırdığı çevresel ve doğal değerleri de bu alanın korunmasını gerekli kılmaktadır. Alan içerisinde büyük çoğunluğu ‘okaliptüs’ ağaçlarından oluşan 100’e yakın tescilli ağaç varlığı bulunmaktadır. Bu yeşil alan ve ağaç varlığı kentleşmenin, insan etkilerinin, afetlerin, savaşların bütünüyle yok edemediği, bu güne kadar bozulmadan gelebilen, bir anlamda doğanın sunduğu ya da tarihi miras olarak bıraktığı değerlerdir.

Mersin’de gündeme gelen bir çok noktasal rant projesinin ve imtiyazlı imar hakkı taleplerinin bütünlüklü bir planlama anlayışının ürünü olmaktan uzak, ancak birbirini bütünleyen ve tesadüfi olmayan yalnızca “ekonomik değerlere odaklı” izlerini görmemek imkansız. Dün Tevfik Sırrı Gür Stadyumu ve bulunduğu alana ilişkin geliştirilen yapılaşma tehditi, bu gün bu alanın hemen doğusunda yer alan eski askeri kışla alanında bir kez daha ortaya çıkmaktadır.

Bir yanda, parçacı ve kent bütününe getireceği maliyetler düşünülmeksizin tasarlanan ve çoğu kez yatırımcı kuruluşların ya da kamu idarelerinin tercihleriyle acil ve öncelikli olarak yaşama geçirilmeye çalışılan, fayda ve maliyetleri derinlemesine analiz edilmesi gereken “büyük projeler” kentsel gündemleri işgal etmekte, öte tarafta ise küresel ısınma, sel ve diğer doğal afetler, yeşil alanın yetersizliği, kentin bütünlüklü mekânsal planlara olan ihtiyacı gibi uzun soluklu ancak öncelikli ve acil olarak masaya yatırılması gereken gerçek gündemler ihmal edilmektedir. Mersin’in acil ihtiyacı, kent merkezinde yegane kalmış yeşil alan niteliğindeki tarihi ve doğal sit alanı üzerinde yüksek yoğunluklu yapılaşmanın önünü açacak, kerameti kendinden menkul bir otel veya benzeri bir rant projesinin hayata geçirilmesi değildir. Mersin’in bu bölgedeki acil ihtiyacı, çok yakın zamanda yaşadığımız sel felaketinden gerekli dersleri çıkararak, vadi tabanlarını, taşkın alanlarını yapılaşma baskısından kurtarmak, bu alanları parçası olduğu bütünle birlikte, doğru kararlarla planlamak, yegâne karbondioksit yutağı yeşil alanlarımızı koruyarak ve artırarak gelecek nesillere aktarabilmemizi sağlayacak kararlar üretmektir.

Mersin’de halen yürürlükte bulunan üst ölçekli planlara aykırılık taşıyan ve bu planların temel strateji ve kararlarını uygulanamaz, kentsel sorunlara çözüm üretemez hale getiren, yine bu gün geçerli olan imar planlarıyla da bütünleşemeyecek, ekonomik değer kaygısı dışında derinlik oluşturamayan bu “pazarlama amaçlı proje”, gerekirse sit kararlarını kaldırabilmekte, koruma ve planlama kurumlarını “rantsal bölüşüme” dayanak yapabilmektedir. Mersin’in ve eski kışla alanının “kullanım değerini” görmezden gelen böylesi noktasal ve oldu-bittiye getirilmiş projeler ile tüm kentsel süreç ve sorunları algılamak bir yana, mekânsal, ekonomik ve sosyal alanda kent merkezi için yeni sorunlar yaratılacaktır.

Toplumsal, ekonomik ve kültürel ortamın korunup yaşatılmasında, insanın onurlu biçimde doğa ile uyumlu yaşamını sürdürmesinde, yaşanan çevreye sahip çıkılmasında, doğadaki adaletin toplumsal yaşama aktarılmasında ‘planlama’ vazgeçilmez ve önemli bir araçtır. Ancak şu an kentleri ve çevreyi biçimlendiren yaklaşım, tüm çevresel, kentsel, kültürel, tarihi, doğal varlık ve birikimlerin kullanım değerini tamamen unutturarak, sadece ekonomik değeri üzerinden algılatmaya çalışmakta, bu varlıkları satıp, pazarlayarak ekonomiye katkı sağlayacak “kaynak” olarak görmekte ve planlamayı da, bu ‘kirli’ ve ‘fütursuz’ eylemlerine alet etmeye çalışmaktadır. Planlamanın doğasına ve varlığına uygun olmayan, kentlerin eski kışla alanı gibi doğal ve tarihi değerlerini yok edecek eylemler ile toplumun her kesimine yönelik bir ekonomik katkı sağlanamayacağı gibi, yitirilen bu değerler yaşanamaz bir çevre ve asla geri dönüşü olmayacak tahribatlar yaratacaktır.

Telafisi mümkün olamayacak biçimde yitirdiğimiz değerler üzerinde baskı kuranların da, bu baskılara boyun eğen ya da kullanarak karar verenlerin de bu toplumun aktörleri olduğunu düşündüğümüzde, sürecin tümünde sorumluluğumuz bulunduğunu, sorunları da çözümleri de sahiplenmemiz gerektiğini daha kolay anlayabiliriz. Biz ancak ‘benim’ dediğimiz unsurları sahipleniyoruz. Oysa ‘kamusal alanı’ ve daha dar anlamda kentsel yaşam çevremizi bireysel mülkiyet duygularımızın ötesinde sahiplenmemizi gerektiren pek çok sebep var. Bugün yalnızca bazılarımızı etkilediği için duyarsızlaştığımız ya da kanıksadığımız sorunlar, yarın tüm bir neslin kendini içinde bulduğu ve çözmek için geç kaldığı boyutlara ulaşacaktır. Çevre sorunları ile mücadelenin maliyeti yüksek, ancak bu sorunları gidermek yolunda çaba göstermemenin maliyeti daha da yüksek olacaktır.

Sonuç olarak; “Kültür Varlıkları Koruma Yüksek Kurulunu”; 29.12.2016 tarihinde çeşitli baskılarla alınmış olma olasılığı çok yüksek, bilimsel gerekçelere dayanmayan, akıl almaz ve bir ‘koruma kararı’ olmadığı açıkça ortada olan kararından geri dönmeye, bölge kurul kararlarını ve alan hakkındaki alınmış yargı kararlarını sürdürmeye, alanın hak ettiği tarihi ve çevresel değerleri ile birlikte koruyacak sit alanı kararlarını yeniden tesis etmeye davet ediyoruz. Çok geç olmadan tarihi mirasımızın telafisi mümkün olmayacak şekilde yok olmasına neden olacak girişimlerin bir an önce önlenmesini, yaşadığımız kente ve gelecek kuşaklara yönelik sorumluluğumuz gereği talep ediyoruz.

Kent merkezi için stratejik önemi ve önceliği bulunan söz konusu alanın mevcut üst ölçek plan kararları doğrultusunda, parçası olduğu Efrenk Vadisi bütününde geliştirilecek proje kapsamında, doğal ve tarihi değerleri ile ön plana çıkartılmalı, Mersin halkının kullanımına açık yeşil alan, anı değerlerinin sergilendiği tema parkı ve diğer rekreasyon kullanımları ile işlevlendirilmelidir. Söz konusu alan ve yakın çevresi bütünlüğünde açılacak ulusal bir proje yarışması için ilgili meslek odalarımız gerekli destek ve katkıları sağlayacaktır.

TMMOB Mersin İl Koordinasyon Kurulu ve bağlı bileşenleri, Eski Askeri Kışla Alanının çevresel, tarihi ve kültürel değerlerini, yerinde, yerel sahiplerine ve gelecek kuşaklara ulaşmasının takipçisi olacak, bu ülkenin, Mersin’in eşsiz kültür ve tabiat varlıklarına sahip çıkmaya, sahip çıkanlara destek vermeye ve bu değerleri anlık rant beklentisi ve talepleriyle tüketmeye çalışanların yarattığı zararı teşhir etmeye devam edecektir.

 

Açıklamaya destek veren oda temsilcileri:

Çevre Müh. Odası Mersin İl Temsilciliği               

Elektrik Müh. Odası Mersin Şubesi

Gıda Müh. Odası Mersin Şubesi

İnşaat Müh. Odası Mersin Şubesi

Harita Müh. Odası Mersin İl Temsilciliği

Jeofizik Müh. Odası Mersin İl Temsilciliği

Jeoloji Müh. Odası Mersin İl Temsilciliği

Kimya Müh. Odası Mersin İl Temsilciliği

Maden Müh. Odası Mersin İl Temsilciliği

Makine Müh. Odası Mersin Şubesi

Mimarlar Odası Mersin Şubesi

Orman Müh. Odası Mersin İl Temsilciliği

Peyzaj Mimarları Odası Mersin İl Temsilciliği

Şehir Plancıları Odası Mersin İl Temsilciliği

Ziraat Mühendisleri Odası Mersin Şubesi

Fizik Mühendisleri Odası Mersin İl temsilciliği

İç mimarlar Odası Mersin İl Temsilciliği

 

 
14 Mart 2017 Salı 09:25
 
 
(0 Yorum Yapıldı)Yorumlar
<p>Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.</p>
 
Bu Kategorideki Diğer Haberler
 
KDV sistemi değişiyorToroslarda yüzme kursları başladıToroslar’da, Yapılandırma Başvuruları BaşladıGüneş Doğarken İşçilerle Sabah MesaisindeTarih, doğa, deniz, güneş, müzik ve dans kansere karşı birleştiİçel Soroptimist Kulübü, 'Obezite ile Savaş' semineri düzenledi.Bisiklet durursa hayat dururTarsus Sev’in Robotik Takımı’na İki Ödül BirdenMobbing ve Hukuksal Boyutu Ele AlındıGüzel Konuşma ve Diksiyon
MTSO’ya teşekkür belgesiMenderes Gönüllü Evi, Mezitli'nin Filizleri ailesine katıldı
 
 
Yazarlar
Yazarlar RSS Beslemesi
 
 
 
 
Gazete Manşetleri
 
Namaz Vakitleri
 
  • İmsak04:45
  • Güneş06:20
  • Öğlen12:45
  • İkindi16:13
  • Akşam18:50
  • Yatsı20:14
 
Anket
.
 
İddaa
 
Lig Puan Durumu
 
Takımlar
O
G
B
M
P
1
Galatasaray
5
4
1
0
13
2
Beşiktaş
5
4
1
0
13
3
Göztepe
5
3
1
1
10
4
Kayserispor
5
3
1
1
10
5
Başakşehir
5
3
1
1
10
6
Akhisarspor
5
3
1
1
10
7
Bursaspor
5
3
0
2
9
8
Fenerbahçe
5
2
2
1
8
9
Trabzonspor
5
2
2
1
8
10
Kasımpaşa
5
2
1
2
7
11
Sivasspor
5
2
0
3
6
12
Karabükspor
5
1
2
2
5
13
Malatyaspor
5
1
1
3
4
14
Alanyaspor
5
1
1
3
4
15
Konyaspor
5
1
0
4
3
16
Antalyaspor
5
0
3
2
3
17
Gençlerbirliği
5
0
1
4
1
18
Osmanlıspor
5
0
1
4
1
 
Şampiyonlar Ligi
 
UEFA Avrupa Ligi
 
Alt Lig
 
 
Tarihte Bugün
1187 - Selahaddin Eyyubi, Kudüs'ü kuşattı.
1519 - Portekizli kaşif Ferdinand Magellan, 270 kişi ve 5 gemiyle İspanya'dan yola çıktı.
1633 - Galileo Galilei, İspanyol engizisyon mahkemesinde, dünyanın güneşin etrafında döndüğünü söylediği için yargılandı.
1922 - Fransız ve İtalyan kuvvetleri Çanakkale'den çekildi.
1928 - İtalya'da "Yüksek Faşist Konsey" en yüksek yasama organı oldu.
1933 - Başbakan İsmet İnönü ve Dışişleri Bakanı Tevfik Rüştü Aras'ın, Sofya'yı ziyaretinde, 1929 Tarafsızlık Antlaşması'nın süresi uzatıldı.
1937 - İkinci Türk Tarih Kurultayı, Dolmabahçe Sarayı'nda toplandı.
1937 - Dolmabahçe Sarayı Veliaht Dairesi'nde, Atatürk'ün de isteğiyle, Türkiye'nin ilk resim ve heykel müzesi açıldı.
1942 - Ukrayna'nın Letiçiv kentinde, Alman SS birlikleri, iki gün çinde yaklaşık 3 bin yahudiyi öldürdüler.
1946 - Fransa'da Cannes Film Festivali başladı.
1946 - Basın Yasası TBMM'de kabul edildi.
1951 - Türkiye'nin NATO'ya katılması kabul edildi.
1969 - John Lennon, The Beatles'dan ayrıldı.
1974 - Honduras'da kasırga: 10 bin kişi öldü.
1977 - Kuzey Vietnam, Birleşmiş Milletler'e kabul edildi.
1980 - Başbakanlığa emekli Amiral Bülent Ulusu atandı.
1981 - İran 149 solcu militanı idam ettiğini açıkladı.
1984 - Beyrut'ta ABD elçiliğine patlayıcı yüklü kamyonla intihar saldırısı yapıldı; 22 kişi öldü.
1988 - Naim Süleymanoğlu, Seul Olimpiyat Oyunlarında halter dalında 6 dünya rekoru kırdı.
1990 - Güney Osetya, Gürcistan'dan bağımsızlığını ilan etti.
1994 - Bakü'de petrol anlaşması imzalandı. İngiliz BP, Amerikan Amaco, Penzol, Rus Lukoil ve TPAO, bir konsorsiyum oluşturdu.
1995 - Deniz Baykal, Necdet Menzir'in görevden alınma isteğini reddeden Başbakan Tansu Çiller'le yürüttüğü DYP-CHP koalisyon hükümetini bozdu. Tansu Çiller hükümetin istifasını Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel'e verdi.
2002 - İsrail askerleri, Filistin Devlet Başkanı Yaser Arafat'ın karargahındaki üç binayı havaya uçurdu.
622 - Muhammed ile Ebu Bekir, Medine'ye ulaştı.
 
Get our toolbar!
 
Arşiv
 
Bumerang - Yazarkafe
 
Süper Loto
14.09.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu121520253053
 
On Numara
18.09.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu07091013141517182426273136373847485663676875
 
Sayısal Loto
16.09.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu052036414546
 
Şans Topu
13.09.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu030923273207
 
 
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji