Türkiye ekonomisi 2018 yılının ikinci çeyreğinde yüzde 5,2 büyüdü

Ana Sayfa » Gündem » Güney Kore, krizlerden dersler çıkarmak... Abdullah Ayan yazdı

Güney Kore, krizlerden dersler çıkarmak... Abdullah Ayan yazdı

Güney Kore’nin krizi bu kadar derinden hissetmesinin nedenlerinden biri de ‘chaeboller' denilen aile şirketi olarak kurulsa da sonradan devasa büyüklüğe ulaşan holdinglerdir…Güney Kore teşvik politikalarını yabancı kaynakların da beslemesiyle krizin ayak seslerinin duyulacağı günlere kadar bu aile holdinglerine akıtır.

 
 
Güney Kore, krizlerden dersler çıkarmak... Abdullah Ayan yazdı

Bir önceki makalede 1997 Temmuzunda ekonomik krize yakalanan Tayland' ın neden battığını anlatmaya çalıştım.

Kriz Tayland' ı vurmakla kalmadı, ormanı saran yangınlar gibi kısa zamanda benzer bir kalkınma modeli seçen ve yabancı sermaye girişiyle ihracat odaklı büyümeye çalışan Güney Kore' yi sarar.

Kısa zamanda da bölgesel olmaktan çıkıp tüm dünya piyasalarını etkilemeye başlar.

Güney Kore' de tıpkı Tayland gibi kendine yeni av sahaları arayan küresel sermayenin 1980' lerin son çeyreğinde ilgi odağı haline gelen ve dışarıdan ciddi kaynakların aktığı bir ülke görünümündedir.

1990-94 arası 5 yılda 10 milyar dolar sermaye akışına sahne olan Güney Kore, 1995' te 30,5 ve 1996' da 44 milyar dolar sermaye çeker, bu çılgınca akım 1997'de 26 milyar dolara gerileyip yavaşlasa sürer. Asıl darbe ise büyük kaçışın yaşandığı 1998' de gelir. 10 yıl boyunca artarak gelen sermaye 1998' de eksi değerlere düşer. 12 milyar dolara yakın (11,8) kaçış yaşanır.

Asıl darbeyi ise ülkenin bankacılık sektörü yer.

1995' te 22,2 ve 1996' da 28 milyar dolar kredi sağlayan bankalar 1998' de 33 milyar dolarlık kaçışla baş etmeye çalışmaktadır.

Bankaların sonunda diz çökmelerine yol açan asıl dramatik gelişme ise aldıkları borçların kısa vadeli olmasıdır.

Öyle ki bankalar arası borçlanmalar beş yıl içinde 14 milyar dolardan 43 milyar dolara çıkarken bu borçların üçte ikisinin bir yıldan kısa vadeli borçlar olması dikkat çekicidir.

Bankalar her krizde olduğu gibi topladıkları kısa vadeli borçları, uzun vadeyle ve üstelik gayrimenkul gibi, hafriyat ve inşaat gibi betona gömen sektörlere kredi olarak dağıtırken, kreditörler panik içinde verdikleri kredileri geri çekmeye başlayınca da, gelen dalgaya hazırlıksız yakalandıkları çıkar ortaya.

Bugün Türkiye, Brezilya, Arjantin, Güney Afrika, Hindistan gibi gelişmekte olan ülkeleri etkilemeye başlayan küresel dalganın neredeyse aynısıyla 1997-98 krizinde Asya kaplanları dediğimiz Tayland, Güney Kore ve diğer çevre ülkelerinin karşılaşmasının en önemli bir başka ve birebir benzer sebebi de; kendi ülkelerinde faizlerin düşük olması nedeniyle kısa zamanda daha büyük voliler vurma peşindeki uluslar arası sermayenin bir zaman sonra artık kazancını alıp gitme isteği…

Bu istek te boşuna değildir…

Japonya ve ABD başta olmak üzere gelişmiş ülkeler faizleri arttırmaya başlamıştır. Bu durumda yüksek faizle yeterince şişen yelkenlerini artık daha güvenli limanlara çevirme zamanının geldiğini görürler.

IMF verilerine göre 1990-1995 arasında Asya ülkelerine 320 milyar dolar net sermaye girişi olur. Bu rakam 1980’li yılların toplam sermaye girişinin iki katından fazladır.

Oysa 1997’den 1998’e iki yıl içinde aynı küresel yatırımcılar; Endonezya, Tayland, Güney Kore, Filipinler ve Malezya’dan tam 115 milyar doları çekip kaçar…

Güney Kore' nin başındaki sorunlar bununla da sınırlı değildir.

Güney Kore’nin krizi bu kadar çok hissetmesinin merkezinde bankalar ve bankaların dışarıdan sağladığı kısa vadeli fonlar yatmaktadır. Yabancı kredilerin büyük kısmı hükümet garantisi altındadır. Bu nedenle yabancılar kaçmaya başladığında bankalardan çekilen kaynaklar döviz rezervlerinin erimesine, bu ise yapısal sorunların derinleşmesine yol açar. Ülkeyi gelip vuran bu şiddetli depremin enkazı kaldırılırken Güney Kore hükümetleri en çok bu ödenemeyen kredilerle baş etmeye çalışan bankalarla uğraşmak, çöken finans sektörünü ayağa kaldırmaya çalışmış, benzer sorunların bir daha yaşanmaması için dersler içeren önlemler almaya yönelirler..

Güney Kore’nin krizi bu kadar derinden hissetmesinin nedenlerinden biri de ‘chaeboller' denilen aile şirketi olarak kurulsa da sonradan devasa büyüklüğe ulaşan holdinglerdir…

Güney Kore teşvik politikalarını yabancı kaynakların da beslemesiyle krizin ayak seslerinin duyulacağı günlere kadar bu aile holdinglerine akıtır.

Samsung, Kia, Hyundai, Sang Yang, Daewoo gibi şirketler, 1997' de Tayland' ta başlayıp kendi ülkelerine yayılan yangına başlangıçta aldırmazlar. Öyle ya, on binlerce işçiyi istihdam eden, ülkenin omurgası gördükleri kurumlarının önünde sonunda kurtarılacağından emindirler.

Ancak işler bu kez umdukları gibi yürümez.

Fedakarlık yaparak, kendini yenileyebilen şirketler gemilerini yüzdürürken, ayak uyduramayan nice efsane olmuş dev kuruluş batıp gider.

Örneğin KİA el değiştirirken, Daewoo gibi bir marka batıp tarihe karışır.

O güne kadar girdikleri her dar boğazı siyasi bağlantıları, bürokratlara dağıttıkları rüşvetlerle aşmaya alışmış chaeboller patronları, çaldıkları tüm kapıların yüzlerine kapanmasıyla, bundan böyle hiçbir şeyin eskisi gibi olmayacağını anlar.

Cazip iç piyasa, şişirilen gayrimenkul sektörü sayesinde ihracatı sendelemeye başlayan ve ilk kez 1996, 97 yıllarında dış ticaret açığı vermeye başlayan Güney Kore*, alınan önlemlerle kısa zamanda yeniden ihracat odaklı büyümeye başlar…

Kriz aynı zamanda siyasi açıdan da iktidarın el değiştirmesine yol açar. O güne kadar demokratik hakları baskılayan yönetimlerin yerini daha özgürlükçü politikaları savunan iktidar alır. Yeni iktidar bundan böyle büyük şirketlerin görmezden geldiği, işbirliğinden kaçındığı KOBİ' leri destekleyen ve KOBİ' lerle holdinglerin birlikteliğini teşvik eden politikaları hayata geçirir. Böylece kriz, ülke çapında teknoloji ağırlıklı ihracatın öne çıktığı ve ülke kalkınmasını ihracat odaklı hale getirecek çok önemli yapısal dönüşümün fırsatı olarak değerlendirilir.

Konu hem güncel hem de yeterince derslerle dolu…

Bu nedenle sürdürmeye çalışacağım…

*Güney Kore 1997-98 krizi öncesi ve sonrası ekonomik veri tablosu

 

Büyüme %

İhracat milyar $

İthalat milyar $

1990

9,5

63,7

66,1

1994

8,3

95

97,8

1995

8,9

124,6

129,1

1996

6,8

130

145

1997

5

138,6

141,8

1998

-6,7

132

90

1999

11

145,2

116,8

2000

9,3

176

159

2017

3,1

577,4

457,5

 

Abdullah Ayan

 

 
 
27 Ağustos 2018 Pazartesi 08:19
 
 
(0 Yorum Yapıldı)Yorumlar
<p>Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.</p>
 
Bu Kategorideki Diğer Haberler
 
Yazarlar
Yazarlar RSS Beslemesi
 
 
 
 
Gazete Manşetleri
 
 
Namaz Vakitleri
 
  • İmsak04:46
  • Güneş06:21
  • Öğlen12:45
  • İkindi16:13
  • Akşam18:49
  • Yatsı20:12
 
Anket
.
 
İddaa
 
Lig Puan Durumu
 
Takımlar
O
G
B
M
P
1
Galatasaray
5
4
0
1
12
2
Başakşehir
5
4
0
1
12
3
Kasımpaşa
5
4
0
1
12
4
Beşiktaş
5
3
1
1
10
5
Konyaspor
5
2
2
1
8
6
Kayserispor
5
2
2
1
8
7
Trabzonspor
5
2
1
2
7
8
Malatyaspor
5
2
1
2
7
9
Ankaragücü
5
2
1
2
7
10
Antalyaspor
5
2
1
2
7
11
Fenerbahçe
5
2
0
3
6
12
Göztepe
5
2
0
3
6
13
Alanyaspor
5
2
0
3
6
14
Sivasspor
5
1
2
2
5
15
Bursaspor
5
0
4
1
4
16
Çaykur Rizespor
5
0
3
2
3
17
Erzurum BB
5
0
2
3
2
18
Akhisar Bld.Spor
5
0
2
3
2
 
Şampiyonlar Ligi
 
UEFA Avrupa Ligi
 
Alt Lig
 
 
Tarihte Bugün
1792 - Devrimci Fransa'da Yasama Meclisi krallığı kaldırdı.
1858 - Babür İmparatorluğu yıkıldı.
1903 - İlk kovboy filmi Kit Carson'un prömiyeri ABD'de yapıldı.
1918 - Megiddo Savaşı sona erdi.
1924 - Mustafa Kemal Paşa, "Halk, köylüler bana her yerde iş programını şu iki kelime ile ihtar ettiler; Yol, mektep" dedi.
1932Himayei - Etfal Cemiyeti tarafından düzenlenen Alaturka Güreş müsabakaları Taksim Stadyumu'nda yapıldı.
1938 - İlk TV haber programı, BBC'de yayınlandı.
1938 - Polonya hükümeti, Çekoslavakya sınırına asker sevk etti. (bkz: Südet Krizi)
1943 - İnönü Ansiklopedisi'nin ilk fasikülü yayımlandı.
1947 - Zonguldak Kozlu kömür ocaklarında grizu patlaması: 48 işçi öldü.
1949 - Erzurum Hasankale demiryolu ulaşıma açıldı.
1958 - Başbakan Adnan Menderes , Cumhuriyet Halk Partisi'nin parti olmadığını, İsmet İnönü'nün siyaseti bırakması gerektiğini, basının istediğini yazamayacağını söyledi. Menderes, "Bize yumruk atan İsmet Paşa'yı alır layık olduğu muameleyi yaparız" dedi.
1960 - 27 Mayıs günü "Milli Birlik ve Hürriyet Bayramı" olarak kabul edildi.
1964 - Malta , İngiltere'den bağımsızlığını kazandı.
1977 - Türk Lirası devalüe edildi; Dolar 19,25 lira, Mark 8,27 lira oldu. Bu, Milliyetçi Cephe hükümetinin bir yılda yaptığı üçüncü devalüasyon oldu.
1980 - Orgeneral Haydar Saltık devlet başkanı genel sekreteri oldu. Aynı gün Başbakan Bülent Ulusu kabinesini açıkladı. (bkz:12 Eylül Darbesi)
1981 - Belize bağımsızlığını kazandı.
1995 - İzmir Buca Hapishanesi'ne düzenlenen operasyonda 3 siyasi tutuklu ve hükümlü yaşamını yitirdi. Olay, Buca Katliamı olarak tarihe geçti.
 
Arşiv
 
Bumerang - Yazarkafe
 
Süper Loto
20.09.2018 Tarihli Çekiliş Sonucu131735364146
 
On Numara
17.09.2018 Tarihli Çekiliş Sonucu02031113181926293438434451535459606465697279
 
Sayısal Loto
19.09.2018 Tarihli Çekiliş Sonucu103233374348
 
Şans Topu
19.09.2018 Tarihli Çekiliş Sonucu020306203001
 
 
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji