Mersin 6. Uluslararası Narenciye Festivali hazırlıkları sürüyor.

Ana Sayfa » Güncel » Hastayı müşteri gören anlayış ve verilen garantiler ışığında Mersin Şehir Hastanesi... Abdullah Ayan yazdı

Hastayı müşteri gören anlayış ve verilen garantiler ışığında Mersin Şehir Hastanesi... Abdullah Ayan yazdı

Mersin Şehir Hastanesi hizmet vermeye başladıktan sonra ister işletmeci, ister Sağlık bürokrasisinin sıkça giriş yapan hasta sayısından övünçle bahseden açıklamalar gelmesi de hem ilginç hem de kendi içinde sorunları yansıtması bakımından önemli.

 
 
Hastayı müşteri gören anlayış ve verilen garantiler ışığında Mersin Şehir Hastanesi... Abdullah Ayan yazdı

Bir önceki makalede Mersin Şehir Hastanesinin yanlış yer seçiminden kaynaklı ulaşım ve erişim sorunlarına değinmeye çalıştım.

Gelelim tıpkı Mersin gibi tüm Şehir Hastanelerinin aynı ortak kaderi paylaştığı işin ekonomik boyutuna…

Burada bazı temel sorunlar çıkıyor karşımıza…

Örneğin, Şehir Hastaneleri için yapımcı kuruluşlarca harcandığı iddia edilen ve tüm hesapların, devletin ödeyeceği kira ve bakım ücretlerinin bu yatırım tutarlarına endekslendiği akıl almaz büyüklükteki yatırım tabloları…

Devlet hastaneleri yapanlara işletme süresi olarak belirlenen 25 yıl boyunca %70 hasta garantisi veriyor.

Tıpkı Kamu Özel Ortaklığıyla (KÖO) yaptırılan köprüler için verilen araç geçiş garantisi gibi burada da hastaneyi yapan şirketlere tam 25 yıl boyunca %70 hastanın var olacağı garanti ediliyor ve "vatandaşın daha çok hastalanmasına" dayalı bir acayip sistem çıkıyor ortaya.

Sisteme göre eğer bu oran tutturulmazsa Sağlık Bakanlığı yardıma koşup, eksik hasta sayısı üzerinden doğacak farkı yapımcı/işletmeciye cebimizden alıp ödemek zorunda.

Belki de bu nedenle hastaneye daha çok hasta gelmesi neredeyse teşvik ediliyor. Deyim yerindeyse hasta duasına çıkılmış durumda. (24 Haziran seçimleri öncesinde Erdoğan katıldığı televizyon programında 'inşallah bu hastanelerin müşterisi daha çok artacak' dileğiyle aslında hastanelerin müşteri sayısına endeksli kâr/zarar formülasyonunu dile getirmekte)

Mersin Şehir Hastanesi hizmet vermeye başladıktan sonra ister işletmeci, ister Sağlık bürokrasisinin sıkça giriş yapan hasta sayısından övünçle bahseden açıklamalar gelmesi de hem ilginç hem de kendi içinde sorunları yansıtması bakımından önemli.

İl geneli nüfusu bile 1,8 milyon olan ve Mersin merkezi esas alırsak 1 milyon civarında (2017 nüfusu 1 milyon 5 bin) insanımızın yaşadığı kentte yaklaşık 15 ayda 3,5 milyon hastaya hizmet verilmesi bile başlı başına masaya yatırılması ve oturup üzerinde düşünmemiz, tartışmamız gereken bir tabloyu yansıtmıyor mu?

Peki, neden bürokrasi, iktidar ve işletmeci hasta sayısının çokluğuna seviniyor?

Çünkü sanki otel yaptırılır gibi hasta garantisi verilmiş. Hasta gelsin gelmesin yapımcı kuruluşa %70 doluluk oranına göre ücret ödenecek.

Gelmezse?

Müşteri (hasta) gelse de gelmese de devlet bu parayı 25 yıl boyunca ödemek zorunda. Hastane döner sermayesi ödeyecek, yetmezse Bakanlık, eğer onunda boyunu aşarsa Hazine…

Tıpkı AK Parti döneminde yaptırılan bazı köprüler, havaalanları vs. gibi…

Köprüyü ve oradaki kriterleri fahiş te olsa geçen araç sayısına, havaalanlarını da giden/gelen yolcu sayısına göre belirleyip, garanti edilenle aradaki farkı bulmak mümkün. İyi de hastanelerde bu nasıl ölçülecek? Yatan, ayakta tedavi gören, MR çektiren/çektirmeyen diye başlayıp yüzlerce kritere göre değişecek, içinden çıkılması olanaksız karmaşık hatta kaotik bir ucube sistem çıkıyor karşımıza.

O zaman asıl soruyu soralım…

Bu hastanelerle ilgili ekonomik anlamda temel sorun nedir ve neredeyse iflas noktasına gelmiş, sosyal güvenlik gelirlerine dayalı, hastaneyi işletme olarak gören, önceliği de işletmecinin para kazanmasına veren böylesi bir yöntem sürdürülebilir mi? Nereye kadar?

Öncelikle devasa boyutlarda inşaata, betona boğulmuş mümkün olduğunca kapalı alanın büyük tutulduğu tesislerle karşı karşıyayız.

Örneğin Mersin Şehir Hastanesinin 370 bin metrekare kapalı alana sahip olduğunu, açılışa hazırlanırken dönemin Sağlık Bakanının açıklamalarından öğreniyoruz…

Bir başka ifadeyle yatak başına 296 metrekare…

Oysa tüm dünyada yeni yapılan hastanelerde ortalama büyüklük 150 metrekare olarak hesaplanmakta. Büyük binalarıyla ünlü ABD' de yatak başı kapalı alanın ortalama 198 metrekare olduğu, bu büyüklüğün ise enerji kullanımında ciddi sorunlar ortaya çıkardığı ve işletme giderlerini arttırdığı raporlara yansımış durumda. (meraklısı linkten detaylı bilgilere erişebilir https://www.eia.gov/consumption/commercial/reports/2007/large-hospital.php )

Yatak başına düşen kapalı alanın böylesine devasa boyutlarda tutulduğu Mersin Şehir Hastanesinde doktor ve hemşirelerin kiyafetlerini değiştirebilecekleri oda, ya da çantalarını güven içinde koyabilecekleri dolaplarının olmayışından doğan şikayetleri de sıkça duyulmakta. (Mersin Tabip Odasının 18.3.2017 günü düzenlediği 'şehir hastaneleri' konulu etkinlik sonuç bildirgesi; http://www.ttb.org.tr/kollar/_sehirhastaneleri/haber_goster.php?Guid=72a3cbb4-d8f7-11e7-ab27-5e59a11fb42d )

İşlevsel anlamda eleştirilere yol açan hastanelerde kapalı mekanlar neden alabildiğine abartılı tutulmuş olabilir?

Kamu-Özel girişim modeliyle yaptırılan 1250 yataklı Mersin Şehir Hastanesinin yatırım bedeli 380 milyon Avro.. (yaklaşık 450 milyon dolar)

Rakamın büyük mü küçük mü olduğu, ne anlama geldiği sorularını basit bir karşılaştırma ile yanıtlamaya çalışayım…

Elimizde neredeyse Mersin ile neredeyse aynı büyüklüğe tekabül eden Erzurum Bölge Hastanesi örneği var.

Erzurum Bölge Araştırma ve İhtisas Hastanesine bakıp, Mersin Şehir hastanesiyle arasındaki yapım maliyet karşılaştırması yapalım ama bir sonraki yazıda…

Abdullah Ayan

 
11 Haziran 2018 Pazartesi 10:43
 
 
(0 Yorum Yapıldı)Yorumlar
<p>Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.</p>
 
Bu Kategorideki Diğer Haberler
 
Yurt içinde ikamet eden 24 milyon 804 bin kişi seyahate çıktıTrafiğe kayıtlı araç sayısı Aralık ayı sonu itibarıyla 22 218 945 oldu
Ocak ayı enflasyon rakamları belli olduKDV sistemi değişiyorToroslarda yüzme kursları başladıToroslar’da, Yapılandırma Başvuruları BaşladıGüneş Doğarken İşçilerle Sabah MesaisindeTarih, doğa, deniz, güneş, müzik ve dans kansere karşı birleştiİçel Soroptimist Kulübü, 'Obezite ile Savaş' semineri düzenledi.Bisiklet durursa hayat dururTarsus Sev’in Robotik Takımı’na İki Ödül BirdenMobbing ve Hukuksal Boyutu Ele Alındı
 
 
 
 
Yazarlar
Yazarlar RSS Beslemesi
 
 
Gazete Manşetleri
 
Namaz Vakitleri
 
  • İmsak05:11
  • Güneş06:45
  • Öğlen12:37
  • İkindi15:44
  • Akşam18:08
  • Yatsı19:32
 
Anket
.
 
İddaa
 
Lig Puan Durumu
 
Takımlar
O
G
B
M
P
1
Galatasaray
8
6
0
2
18
2
Başakşehir
8
4
3
1
15
3
Beşiktaş
8
4
3
1
15
4
Kasımpaşa
8
5
0
3
15
5
Trabzonspor
8
4
1
3
13
6
Antalyaspor
8
4
1
3
13
7
Konyaspor
8
3
3
2
12
8
Malatyaspor
8
3
3
2
12
9
Göztepe
8
4
0
4
12
10
Alanyaspor
8
4
0
4
12
11
Ankaragücü
8
3
1
4
10
12
Sivasspor
8
2
3
3
9
13
Kayserispor
8
2
3
3
9
14
Bursaspor
8
1
5
2
8
15
Fenerbahçe
8
2
2
4
8
16
Çaykur Rizespor
8
1
4
3
7
17
Akhisar Bld.Spor
8
1
2
5
5
18
Erzurum BB
8
1
2
5
5
 
Şampiyonlar Ligi
 
UEFA Avrupa Ligi
 
Alt Lig
 
 
Tarihte Bugün
1448 - Osmanlı padişahı II. Murat, Kosova Zaferi'ni kazandı.
1781 - Amerikan Bağımsızlık Savaşı, İngilizlerin George Washington'a teslim olmalarıyla sona erdi.
1782 - Lord Cornwall'in denetimindeki İngiliz Ordusunun yenilmesi ve Amerikan ordusunun Yorktown ve Virjinya'ya girmesiyle Amerikan Devrimi sona erdi.
1872 - Dünyanın en büyük altın külçesi (215 kilogram) Avustralya New South Wales'de bulundu.
1934 - Mübadele Komisyonu görevini tamamladı. Anadolu ve Trakya Rumları ile Yunanistan Müslümanlarının mübadelesini düzenlemekle görevli Komisyon 7 Ekim 1923'de kurulmuştu.
1934 - Turhal Şeker Fabrikası açıldı.
1945 - Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi açıldı.
1949 - Fahrettin Kerim Gökay, İstanbul valiliği ve belediye başkanlığı görevine atandı.
1951 - İngiliz askerleri, Süveyş Kanalı'nı ele geçirdi.
1960 - 6-7 Eylül Olayları ile ilgili dava başladı.
1962 - TBMM'de, Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu kabul edildi.
1962 - İlk James Bond filmi "Dr. No" gösterime girdi.
1982 - Milli Güvenlik Konseyinin son şeklini verdiği anayasa metni açıklandı. Geçici maddelerle eski parti yöneticilerine 10 yıl siyaset yasağı getiriliyor, anayasanın kabulüyle birlikte Kenan Evren cumhurbaşkanı oluyor.
1987 - Londra Borsası çöktü. Yaşanan büyük panik sonucunda 50 milyar sterlinlik değer kaybı yaşandı.
1988 - İngiltere, IRA mensuplarıyla yapılan röportajların yayımlanmasını yasakladı.
1995 - Avrupa Parlamentosu Yeşiller sözcüsü Claudia Roth, Devlet Bakanı Ayvaz Gökdemir aleyhine 3 milyar liralık manevi tazminat davası açtı.
 
Arşiv
 
Bumerang - Yazarkafe
 
Süper Loto
18.10.2018 Tarihli Çekiliş Sonucu041625283639
 
On Numara
15.10.2018 Tarihli Çekiliş Sonucu01081424253541464748495051535459606567737778
 
Sayısal Loto
17.10.2018 Tarihli Çekiliş Sonucu051726273038
 
Şans Topu
17.10.2018 Tarihli Çekiliş Sonucu061819262705
 
 
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji