Özdemir, 'Adana Mersin Bölgesi 3 yılda nasıl en yoksul bölge oldu?'

Ana Sayfa » Gündem » Her Şeye Rağmen Barış... Bedrettin Gündeş yazdı

Her Şeye Rağmen Barış... Bedrettin Gündeş yazdı

Birkaç pozitif dokunuş, birkaç pozitif mesaj, birkaç anlayışlı ve insan odaklı konuşma her şeyi tersine çevirebilir.

 
 
Her Şeye Rağmen Barış... Bedrettin Gündeş yazdı

Genç bedenler yere düşüyor, anaların yüreği sızlıyor, ülke huzursuz, siyaset kördüğüm…

Yaşamı anlamsız kılmak için, yönetenler ellerinden gelen her şeyi yapıyor. Gurur, kin, hoşgörüsüzlük, inkâr, çözümsüzlük kader gibi yapışmış yönetenlerin ruhlarına.

Vicdani muhasebe, insani refleks, ahlaki değerler yerlerde sürünüyor. Avrupa’nın yüzyıllar önce yaptığı hataları tekrarlıyoruz. Milyonlarca canların yok oluşundan hiç ders çıkaramadık. Artık biz de, insanların ölümünün çetelesini tutmaya başladık.

Kutsallara, değerlere, geleneklere, kültürlere saygı duyma, anlama, kabullenme, bir arada mutlu yaşama inancımızı yitirmiş durumdayız.

Benlik sevdaları, egolar, çıkarlar dorukta. Adeta hırs aklın önünde ortalığı yakıp yıkıyor.

Ekonomide ki belirsizlikler, alan kapma yarışı, kutuplaşma, pişkinlik almış başını gidiyor.

İktidar olma, yönetme, başkasına hayat hakkı tanımama, sadece ben döngüsü zarar veriyor bu ülkeye. Hem de ileride telafisi çok zor zararlar.

Oysa ne iyi başlamıştı her şey; Kişilik olarak beş para etmez Melih Gökçek bile, Avrupa kriterlerini sindirecek duruma gelmişti. 10 yıl önce Avrupa birliği sürecinin başlatılma kararını, Ankara sokaklarında görkemli bir şekilde kutlamıştı.

Oysa ne iyi başlamıştı her şey; Vatandaş devletin değil, devlet vatandaşın emrinde, hizmetinde olacaktı. Vesayet ortadan kalkacaktı. Bürokrasi azalacak yerel güçlendirilecekti. İleri demokrasi deniliyordu, özgürlük, adalet deniliyordu.

Oysa ne iyi başlamıştı her şey; Dersimde yapılan katliamlar araştırılsın, kardeşlik şarkıları daim olsun, geçmişten gelen hatalardan dolayı yapılan insanlık suçları araştırılsın deniliyordu. Özür dilenmesi gerekiyorsa, insanlık adına, demokrasi adına, vicdan adına gereği yapılsın deniliyordu.

Oysa ne iyi başlamıştı her şey; yıllardır örselenmiş, kıyıma uğramış, ibadetini bile yapamaz olmuş Alevi yurttaşlar umutlanmıştı. Dışlanma, sunni mezhep egemenliğinden kurtulma umudu doğmuştu. Cem evi ibadethane olacak ve kutsallara, kültürlere değer verilecekti.

Radikal Demokrasi denen, insanca yaşama koşulları hayata geçecekti. Milli gelir adaletli ve eşit paylaşılacaktı. Bazı sosyal alanlarda, Avrupa’nın bile ilerisine geçilecek umudu doğmuştu.

Allah kahretsin!

Bazı şeyler insanın istediği gibi gelişmiyor. Yüksek egolar, şan, şöhret, ihtişam, yaşanılan atmosfer insanı olumsuz etkiliyor. Bazen insan kendi iradesine yenik düşüyor. Gören görmez oluyor. Korkunun verdiği cesaret, insanları her türlü değerlerden uzaklaştırıyor.

Ben ben ben genleri ağır basıyor. İnsan kendi olmaktan çıkıyor. Paralel yapılarla mücadele edeyim derken, demokrasiden uzaklaşılıyor, benden başka herkes şeytan, düşman, ihanetçi denilerek, bir arada barış içinde yaşama şansı yok ediliyor.

Seçimler yapılıyor, sonuçlar hazmedilemiyor, birlikte yönetme kültürü gelişmediği için tüm köprüler yıkılıyor, tiyatro oyunu gibi sonucu belli görüşmeler ve pişkinlikler yurttaşı çileden çıkarıyor.

Hükümet, paralelin korkusundan ve tek başına yönetme alışkanlığından kurtulamadığı için, koltuklarını paylaşmak istemiyor. Tekrar arenaya dönmek istiyor. Yaralı olduğundan, kan kaybettiğinden bi haber gibi davranıyor. Adeta yenilgiyi kabullenemiyor.

Amerika’nın dümen suyunda okyanuslara açılmak isteniyor. Amerika gibi stratejik, taktiksel manevra alanları geniş olmadığından, onlar gibi A B C D planları devreye sokulamıyor. ABD, makas değiştirdiğinde, onunla hareket edenler hazırlıksız olunca ve açıkta kalınca da, gülünç ve zor durumda kalınıyor.

Suruç’ta 34 yürekleri temiz, vicdanları sağlam yiğit canlar yaşamlarını yitirirken, İŞID cellatlarına karşı göstermelik operasyonun yanında, içe dönük kaos yaratma planları da uygulamaya sokuluyor.

Tekrar makarayı başa sarma. Tekrar ileride çocuklarımızın bizlerden utanacakları, kirli senaryoların hayata akışı.

Şehit cenazeleri her iki tarafa da gidiyor. Acılar aynı, ağıtlar aynı, törenler aynı. İsyanda aynı. Yeterrr, yeter diye. Hepside yoksul aile evlatları. Yapılan törenler, kurulan taziye çadırları, 3 gün süren yas ve sönmeyen, yanmaya devam eden ana yüreği. Sonrası, herkes kendi evinde, herkes kendi dünyasında. Yanan ana yüreğinden çok ötelerde.

Peki, yarın tekrar barış ortamına girildiğinde, bu genç bedenleri kim getirip anasına, sevdiklerine geri verebilecek. Hiç kimse… Gitti babasının kesesinden. Peki niye gitti bu canlar diye sorulduğunda; biri idealleri uğruna, biri vatan uğruna, diğeri de ne zaman, nereden geleceği belli olmayan bir kör kurşuna.

HDP nin aldığı oy ve yarattığı başarının, Türkiye’nin demokrasisi, barışı, bir arada birlikte yaşaması için tarihsel bir fırsat olarak değerlendirilmeliydi.

HDP itibarsızlaştırılarak, terörle özdeşleştirilerek, saldırılarak yeniden tek başına iktidar olma tercihi, demokrasi adına, kardeşlik projesi adına yazık olmuş ve bütün emeklerin boşa çıkarılmasına yönelik bir girişim olmuştur.

Evet şiddet acımasızdır, şiddet kördür, şiddet insanlıkla bağdaşmaz. Bu şiddet ve terör ortamını yaratmak körlüğünde ötesinde ahmaklıktır. Terör ve şiddet ortamlarını ve nedenlerini yaratanlar, yitip giden genç bedenlerin sorumlusu olacaklardır. Bu körlük tarihe utanılacak kalın bir iz bırakacaktır.

Ama her şey yeniden şekillenebilir.  Yaşamı yeniden anlamlı kılmak için paradigmalar değiştirilip, dönüştürülebilinir.

Yurttaşlar artık yeter diyor. Kargaşanın, şiddet ortamının, kavganın, kutuplaşmanın olmamasını istiyor.

Bunun da bir tek ilacı var. O da, insanın insanca yaşayabileceği koşulların varlığında şekillenen, eksiksiz demokrasidir. Açıkçası, bunun ötesini düşünmek, kötü niyetin dışa vurumudur.

Birkaç pozitif dokunuş, birkaç pozitif mesaj, birkaç anlayışlı ve insan odaklı konuşma her şeyi tersine çevirebilir.

Yurttaşlar barış, huzur, istikrar, demokrasi istiyor. Yurttaşlar birlikte yaşamak istiyor. Yurttaşlar insanlık istiyor.

Büyük İskender, büyük filozof Aristo’ya bir mektup yazıp sorar:

"Zaptettiğim topraklardaki insanları tahakkümüm altında tutabilmek için neler yapmalıyım?"

1- Ülkenin ileri gelen insanlarını sürgüne mi göndereyim?

2- Ülkenin ileri gelenlerini hapse mi atayım?

3- Ülkenin ileri gelenlerini kılıçtan mı geçireyim?

Aristo’dan cevap gelir:

1- Sürgünde toplanıp sana karşı başkaldırırlar.

2- Hapishaneler militan yuvası olur, kontrolden çıkar.

3- Onlardan sonraki kuşak intikam hırsıyla büyür, tahtını sallar.

Aristo, çözüm olarak şu tavsiyede bulunur:

“İnsanların arasına nifak tohumları ekeceksin. Birbirleriyle savaşınca, hakem olarak kendini kabul ettireceksin. Ama anlaşmaya giden bütün yolları tıkayacaksın”!

Sözün özü bu. Aristo sistemin nasıl işlediğini anlatıyor.

Sıra geldi tercihe. Ya insanlık denilerek bütün sosyal yaşama uyarlanacak gerçek bir demokrasiyi tercih edeceksiniz, ya da Bugüne uyarlanabilecek Aristo’nun çözümsüzlük formülünü uygulayacaksınız…

 

BEDRETTİN GÜNDEŞ 

 
15 Ağustos 2015 Cumartesi 20:08
 
 
(0 Yorum Yapıldı)Yorumlar
<p>Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.</p>
 
Bu Kategorideki Diğer Haberler
 
KDV sistemi değişiyorToroslarda yüzme kursları başladıToroslar’da, Yapılandırma Başvuruları BaşladıGüneş Doğarken İşçilerle Sabah MesaisindeTarih, doğa, deniz, güneş, müzik ve dans kansere karşı birleştiİçel Soroptimist Kulübü, 'Obezite ile Savaş' semineri düzenledi.Bisiklet durursa hayat dururTarsus Sev’in Robotik Takımı’na İki Ödül BirdenMobbing ve Hukuksal Boyutu Ele AlındıGüzel Konuşma ve Diksiyon
MTSO’ya teşekkür belgesiMenderes Gönüllü Evi, Mezitli'nin Filizleri ailesine katıldı
 
 
Yazarlar
Yazarlar RSS Beslemesi
 
 
 
 
Gazete Manşetleri
 
Namaz Vakitleri
 
  • İmsak05:09
  • Güneş06:44
  • Öğlen12:37
  • İkindi15:46
  • Akşam18:11
  • Yatsı19:34
 
Anket
.
 
İddaa
 
Lig Puan Durumu
 
Takımlar
O
G
B
M
P
1
Galatasaray
8
7
1
0
22
2
Göztepe
8
5
1
2
16
3
Akhisarspor
8
5
1
2
16
4
Başakşehir
8
5
1
2
16
5
Fenerbahçe
8
4
2
2
14
6
Beşiktaş
8
4
2
2
14
7
Kayserispor
8
4
2
2
14
8
Bursaspor
8
4
0
4
12
9
Sivasspor
8
4
0
4
12
10
Aytemiz Alanyaspor
8
3
1
4
10
11
Trabzonspor
8
2
3
3
9
12
Karabükspor
8
2
2
4
8
13
Malatyaspor
8
2
2
4
8
14
Kasımpaşa
8
2
2
4
8
15
Konyaspor
8
2
1
5
7
16
Gençlerbirliği
8
2
1
5
7
17
Antalyaspor
8
1
3
4
6
18
Osmanlıspor
8
1
1
6
4
 
Şampiyonlar Ligi
 
UEFA Avrupa Ligi
 
Alt Lig
 
 
Tarihte Bugün
1448 - II. Kosova Savaşı; János Hunyadi komutasında ve çoğunluğu Macarlardan oluşan ordu, II. Murat'ın komutasındaki Osmanlı ordusuyla karşı karşıya geldi.
1777 - Amerikan kuvvetleri İngilizleri Saratoga muharebesinde yendi.
1912 - Bulgaristan, Yunanistan ve Sırbistan bir araya gelerek Osmanlı Devleti'ne karşı savaş açtı (I. Balkan Savaşı).
1918 - Yugoslavya Cumhuriyeti kuruldu.
1919 - Batı Trakya'daki İskeçe Kasabası, Yunanlılar tarafından işgal edildi.
1922 - Gökçeada'nın kurtuluşu
1929 - Nadir Han, Afganistan Kralı oldu.
1933 - Albert Einstein, Almanya'dan Amerika'ya kaçtı.
1938 - Atatürk ilk ağır komaya girdi.
1945 - Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi açıldı.
1945 - Juan Peron, Arjantin devlet başkanı oldu.
1950 - Türkiye'nin de Kore Savaşı'na katılmasıyla 500 kişilik ilk Türk askeri birliği Kore'ye ulaştı ve Pusan'da karaya çıktı.
1951 - Türkiye'nin NATO'ya katılmasıyla ilgili protokol, Londra'da imzalandı.
1956 - Türkiye ilk şeker ihracatını gerçekleştirdi.
1961 - Yaklaşık 200 (bazılarına göre 400) Cezayirli gösterici, Paris polisi tarafından öldürüldü.
1962 - Cumhurbaşkanı Cemal Gürsel, siyasi Af Kanunu'nu imzaladı; 258 Yassıada hükümlüsünün tahliyesi başladı.
1966 - Birlik Partisi kuruldu. Parti genel başkanlığına Hasan Tahsin Berkman getirildi. Partinin amblemi Ali'yi simgeleyen bir aslan ve onun çevresinde 12 imamı temsil eden 12 yıldız olarak belirlendi.
1967 - Kayserispor-Sivasspor futbol maçı sonrasında çıkan olaylarda 40 kişi öldü.
1967 - "Hair" müzikali New York'ta sahnelenmeye başlandı.
1970 - Quebec işçi bakanı Pierre Laporte, FKÖ militanlarınca öldürüldü.
1972 - Bülent Ersoy assolist olarak sahneye çıktı.
1972 - Türkiye İşçi Partisi davası sonuçlandı. 21 sanığa ağır hapis cezası verildi. Genel başkan Behice Boran 15 yıla mahkum oldu.
1973 - OPEC, bazı batılı ülkelere, Suriye ile olan savaşında İsrail'e yardım ettikleri gerekçesiyle petrol ambargosu uygulamaya başladı.
1976 - Tofaş'ın Murat 131 otomobilleri üretimine izin verildi.
1979 - Rahibe Teresa'ya Nobel Barış Ödülü verildi.
1984 - "60 Günlük Bir Şey" adlı kitabı sebebi ile Füsun Erbulak için 6-10 yıl hapis istendi.
1987 - Eski cumhurbaşkanı Fahri Korutürk, devlet töreninden sonra Devlet Mezarlığı'nda toprağa verildi.
1989 - Başbakan Turgut Özal, cumhurbaşkanlığına aday olduğunu açıkladı.
1989 - San Francisco'da 7,1 şiddetinde deprem.
1996 - Sanatçı Şanar Yurdatapan "bölücülük" yaptığı iddiasıyla tutuklandı.
2001 - İsrail-Filistin barış anlaşmalarına karşı çıkan Ulusal Birlik Partisi genel başkanı Rehavam Zeevi, uğradığı silahlı saldırıcı sonucu öldü. Saldırıyı Filistin Halk Kurtuluş Cephesi üstlendi.
2003 - Taipei'deki 101 katlı gökdelen, Kuala Lumpur'dakini 50 m geçerek dünyanın en yüksek binası oldu.
2008 - Türkiye 2009 2010 Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi geçici üyeliğine 151 oyla kabul edildi.
 
Get our toolbar!
 
Arşiv
 
Bumerang - Yazarkafe
 
Süper Loto
12.10.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu061328334448
 
On Numara
16.10.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu01061213141619273537384049515255646568697580
 
Sayısal Loto
14.10.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu040612333445
 
Şans Topu
11.10.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu080913303409
 
 
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji