Nisan ayında Adana’da 2 493, Mersin’de 2 955 konut satıldı

Ana Sayfa » Gündem » İktidar partisinde görev almanın dayanılmaz cazibesi... Abdullah Ayan yazdı

İktidar partisinde görev almanın dayanılmaz cazibesi... Abdullah Ayan yazdı

İktidar partisinin il/ilçe başkanları siyasetle mi, bürokrasiyle mi uğraşmalı?

 
 
İktidar partisinde görev almanın dayanılmaz cazibesi... Abdullah Ayan yazdı

Bir parti düşünün ki; görevden alınan il başkanının koltuğuna oturmak için 150 civarında aday yarışıyor olsun…

Durumun daha doğrusu sayının çarpıcılığını anlamak için basit bir karşılaştırma yapalım…

Mersin gibi 1,7 milyon nüfuslu bir ilde bu kadar aday çıktığına göre, 15 milyon nüfuslu İstanbul’ da aynı koltuk boşalsa kaç kişi talip olur koltuğa?

Koltuk bugün için iktidardaki AK Parti olunca sorunun cevabını tahmin etmek zor değil.

Ama asıl üzerinde durulması gereken soru bundan çok “neden insanlar aslında külfet olarak görülmesi gereken böylesi bir yükün altına girerler?” sorusu ve buna verilecek yanıttır.

Öyle ya, siyasi partide görev almak aslında madden ve manen durmadan bir şeyler vermek zorunda kalacağınız bir çarka kapılmak demektir.

Ama Türkiye ve benzeri ülkelerde öyle değil.

Tek parti döneminde de, çok partili hayata geçtiğimiz 1946’dan bugüne kadar geçen süre boyunca da siyasette yer almak külfetten çok nimet kapısı olarak görülmüş, hele bu yer kapma iktidar partileri söz konusu olduğunda neredeyse ölümüne bir kapışma alanı görüntüsü vermiştir.

CHP’ nin tek parti iktidarının bazı dönemlerinde illere atanan Valiler devleti temsil görevi yanında partinin il başkanlığını da yürüterek tüm gücü elinde toplarken, o il başkanlığını farklı isimlerin üstlendiği dönemlerde iktidar partisinin il başkanı yer yer Valiye bile hükmeden güce kavuşmuştur.

Çok partili seçimlerin sandık iradesini dürüstçe yansıttığı 1950 seçimleriyle bu iktidardan beslenen yapının kırılacağı zan edilse de, gerçek öyle olmamış, bu kez iktidara geçen Demokrat Partinin il teşkilatları başta il başkanları olmak üzere gücü ellerine geçirdikleri gün, geçmişe rahmet okutacak uygulamalarla sahnedeki yerlerini almışlardır.

1946’ da muhalefetteki Demokrat Parti Genel Başkanı Celal Bayar’ ı Mersin’ de konuşturmamak için akıllara ziyan gerekçeler üreten dönemin Valisi Tevfik Sırrı Gür’ den tutun da, aynı dönemde göz altına alınan bir grup milliyetçiye “"ulan öküzler, sizin milliyetçilikle komünizm'le ne işiniz var. Milliyetçilik lazımsa biz yaparız. Komünizm gerekirse onu da biz getiririz.” Vecizeleriyle ünlü Ankara Valisi Nevzat Tandoğan’a kadar, merak edenlere yeterince anekdotlarla doludur, kısacık ömürlü siyasi tarihimiz.

Demokrat Parti iktidar olur da bir şey değişir mi?

Tam aksine yılların ezilmiş mazlumları iktidara geçince, “nerede kalmıştık” tavrıyla otururlar koltuklara. (DP Haziran 1950’de henüz iktidarın ilk ayını doldurmamışken Mersin yöneticilerinden birinin il emniyet müdürünü Tüccar Kulübünün ortasında yüzlerce kişinin ortasında tokatlaması ve ardından tokatlayanın değil, tokatlananın görevden alınarak cezalandırılması sanırım o intikam günlerine iyi bir örnektir)

Ve bu “koltuğa oturma yarışı” bazen darbelerle kesintiye uğrasa da, neredeyse yüz yıldır bitmeyen şarkı gibi sürmekte.

Sistemin adı çok partili demokrasi diye tanımlansa da, uygulamada iktidar partisinin borusunun öttüğü, bir hemşirenin hastanede çalışacağı bölümü bile gerektiğinde o parti teşkilatından güçlü bir ismin belirlediği bir ülkede yaşadığımız gerçeği değişmiyor.

Geçtiğimiz günlerde CHP’ li bir Milletvekiliyle sohbet ederken yaşadığı çok çarpıcı bir öykü anlattı:

7 Haziran seçimlerinde koalisyon ihtimali belirince, Valisinden tüm önemli bürokratlarına varıncaya kadar kendisini arayıp hal hatır soranlar, bir isteği olup olmadığını soranlar, kentin sıkıntılarını paylaşma ihtiyacı duyanlar 1 Kasım seçimlerinin ardından deyim yerindeyse ‘sağır duvar’ olmuş, telefonları bile açmamaya başlamışlar.

Türkiye’ de 2001 kriziyle iflas eden sistem sayesinde iktidara gelen AK Parti, oligarşiye dayalı bozuk düzeni değiştirme fırsatını ne yazık ki uzun zamandır kaçırdı, muktedir olduğunu gördükçe adım adım çark etti.

2004 yılında merkezi idarenin çoğu kurumunu ve erkini yerele aktarma niyetini güçlü biçimde ortaya koyan o irade bugün yerini her şeyin kontrolünü elinde tutan ve geçmişi mum ışığında aratan yönetim tarzına evrilmiş durumda.
Bu ağırlığı gittikçe artan güç, o güç sürdüğü sürece iktidara yamanmayı büyük bir yetenekle sürdüren bürokrasiyi de gizli, açık müttefik olarak yanına alıyor ve partinin il hatta daha aşağıya indikçe ilçe, belde, mahalle temsilcilerine varıncaya kadar dünyada eşine zor rastlanır bir yönetim modeli olarak karşımıza çıkıyor.

Gençlik ve Spor il, ilçe müdürünün veya il/ilçe müftüsünün kim olacağı, o müdür ya da müftünün tüm faaliyetleri zaman içinde iktidar partisinin il, ilçe başkanlarının faaliyet alanı gibi görülmeye başlanıyor.

Devlet kurumlarından herhangi birinin çalıştıracağı taşeron işçi listesinin il teşkilatında belli kontenjan çerçevesinde paylaşıldığı, il iktidar milletvekillerine atanacak işçi kotalarının ayrıldığı, adı koyulmamış acayip sistemden söz ediyoruz.

Her gün partilerin faaliyetleriyle ilgili bültenler gelir elektronik postama. Ve fırsat buldukça tümünü de açar, okurum. Son dönemde iktidar partisinin bir ilçe başkanının övünç kaynağı saydığı çalışmalardan bu sayede haberdar oldum.

İlçe Başkanı haftanın bir gününü halk günü ilan etmiş, makamına gelenlerin derdini dinliyor, büyük olasılıkla da çözmeye çalışıyordur.

Sistemin oturduğu bir ülkede insanların şaşkınlıkla izleyecekleri, hatta inanmakta zorluk çekecekleri bir faaliyet bizde övünç kaynağı sayılıyor.

Bir zamanlar girmeyi hayal ettiğimiz hangi AB ülkesinde hangi anne oğluna iş bulması için iktidar partisinin yerel yöneticisine başvurur?

Veya hangi hasta, diyaliz makinesine bağlanmak için aynı iktidar partisinin il/ilçe başkanından medet umar?

Sistemin oturduğu ülkelerde istihdam yöntemleri de, hastaneden hizmet almanın yolları da bellidir ve asla iktidar partisinin yerel yöneticilerinin elinde değildir.

Bugün bu ülkede gelinen noktada ise; bürokrat oturduğu koltuğu kime borçlu olduğunun farkındadır ve liyakat yerine sadakat sayesinde işgal ettiği makamın bedelinin ne olduğunu gayet iyi bilmektedir.

Ne yazık ki, ufukta bu bozuk düzeni düzeltecek emare şöyle dursun, aksine her gün gittikçe bozulduğunu gösteren sayısız örnekle karşılaşıyoruz.

Kendisi de devlet çarkının tepelerinde bulunmuş Ziya Paşa 150 yıl önce ne diyordu?

“Kalkın ey Felah-ı Vatan dediler, kalktık

Onlar oturdu, biz ayakta kaldık”

 Abdullah Ayan

 
 
24 Mart 2016 Perşembe 08:50
 
 
(0 Yorum Yapıldı)Yorumlar
<p>Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.</p>
 
Bu Kategorideki Diğer Haberler
 
Yurt içinde ikamet eden 24 milyon 804 bin kişi seyahate çıktıTrafiğe kayıtlı araç sayısı Aralık ayı sonu itibarıyla 22 218 945 oldu
Ocak ayı enflasyon rakamları belli olduKDV sistemi değişiyorToroslarda yüzme kursları başladıToroslar’da, Yapılandırma Başvuruları BaşladıGüneş Doğarken İşçilerle Sabah MesaisindeTarih, doğa, deniz, güneş, müzik ve dans kansere karşı birleştiİçel Soroptimist Kulübü, 'Obezite ile Savaş' semineri düzenledi.Bisiklet durursa hayat dururTarsus Sev’in Robotik Takımı’na İki Ödül BirdenMobbing ve Hukuksal Boyutu Ele Alındı
 
 
Yazarlar
Yazarlar RSS Beslemesi
 
 
 
 
Gazete Manşetleri
 
Namaz Vakitleri
 
  • İmsak03:22
  • Güneş05:20
  • Öğlen12:49
  • İkindi16:40
  • Akşam19:58
  • Yatsı21:41
 
 
Anket
.
 
İddaa
 
Lig Puan Durumu
 
Takımlar
O
G
B
M
P
1
Galatasaray
34
24
3
7
75
2
Fenerbahçe
34
21
9
4
72
3
Başakşehir
34
22
6
6
72
4
Beşiktaş
34
21
8
5
71
5
Trabzonspor
34
15
10
9
55
6
Göztepe
34
13
10
11
49
7
Sivasspor
34
14
7
13
49
8
Kasımpaşa
34
13
7
14
46
9
Kayserispor
34
12
8
14
44
10
Malatyaspor
34
11
10
13
43
11
Akhisar Bld.Spor
34
11
9
14
42
12
Alanyaspor
34
11
7
16
40
13
Bursaspor
34
11
6
17
39
14
Antalyaspor
34
10
8
16
38
15
Konyaspor
34
9
9
16
36
16
Osmanlıspor
34
8
9
17
33
17
Gençlerbirliği
34
8
9
17
33
18
Karabükspor
34
3
3
28
12
 
Şampiyonlar Ligi
 
UEFA Avrupa Ligi
 
Alt Lig
 
 
Tarihte Bugün
1647 - Alse Young adındaki bir kadın Amerikan kolonilerinde cadılık suçlamasıyla idam edilen ilk şahıs olmuştur. Young Hartford, Connecticut'ta asılarak idam edilmişti.
1832 - Quebec'te Asya kolerası salgını: yaklaşık 6000 kişi öldü.
1889 - Eyfel Kulesi'nin ilk asansörü halka açıldı.
1894 - Rusya'nın son çarı II. Nikola taç giydi.
1926 - Milli Mücadele'ye katılmayan memurların görevlerine son verilmesine ilişkin kanun kabul edildi.
1938 - Amerikan Karşıtı Faaliyetleri İzleme Komitesi (HUAC)ilk oturumunu yaptı.
1938 - Atatürk, Ankara'dan son kez ayrıldı.
1946 - Belediye seçimleri olaylı geçti. Demokrat Parti, iktidarın seçimde yanlı davrandığı ve seçim güvenliği olmadığı gerekçesiyle seçimlere katılmadı.
1957 - Abant'ta meydana gelen 7,1 büyüklüğündeki depremde 52 kişi öldü.
1963 - İskenderun Gazeteciler Cemiyeti kuruldu.
1966 - Denizli' de gerçekleşen genel kurul toplantısında Çelik Yeşilspor Gençlik ve Pamukkale Gençlik kulüplerinin katılımlarıyla Denizlispor profesyonel futbol kulübü kuruldu.
1968 - Başbakan Süleyman Demirel, "düzeni değiştirmek isteyenler meczuptur, anarşisttir" dedi.
1970 - Sovyetler Birliği yapımı Tupolev Tu-144 süpersonik uçağı, Mach 2 hızını aşabilen ilk ticari hava taşıt aracı oldu.
1972 - ABD ve SSCB arasında balistik füzelerin sınırlandırılması antlaşması imzalandı.
1982 - Yılmaz Güney'in senaryosunu yazdığı Şerif Gören'in yönettiği 'Yol' filmi Cannes Film Festivali'nde büyük ödülü Costa Gavras'ın 'Kayıp' filmiyle paylaştı.
1983 - Sosyal Demokrasi Partisi (SODEP) kuruldu Genel Başkanlığa Erdal İnönü seçildi.
1993 - Salman Rüşdi'nin 'Şeytan Ayetleri' kitabını yayımlamaya başlayan Aydınlık gazetesi toplatıldı.
1997 - Susurluk'taki kazanın duruşmasında, kamyon şoförü Hasan Gökçe, 6 milyon 420 bin lira para cezası ile DYP Şanlıurfa Milletvekili Sedat Edip Bucak'ın ailesine 100 milyon lira manevi tazminat ödemeye mahkum edildi.
1999 - Danıştay Sekizinci Dairesi, başı açık görev yapmayı kabul etmeyen türbanlı memurların, uyarı cezası verilmeden işten çıkarılmasına karar verdi.
2003 - Ukrayna Havayolları'na ait uçak, Trabzon'un Maçka ilçesi yakınlarında düştü. İspanyol Barış Gücü askerlerini taşıyan uçakta 62 asker ile 13 kişilik mürettebat öldü.
2006 - 6.3 büyüklüğündeki Mayıs 2006 Cava Depremi meydana geldi. Depremde en az 5749 kişi öldü, 38,568 kişi yaralandı ve 600,000 kişi evsiz kaldı.
 
Arşiv
 
Bumerang - Yazarkafe
 
Süper Loto
24.05.2018 Tarihli Çekiliş Sonucu061134404950
 
On Numara
21.05.2018 Tarihli Çekiliş Sonucu01020406122428323341445153585965686973757678
 
Sayısal Loto
19.05.2018 Tarihli Çekiliş Sonucu030405212434
 
Şans Topu
23.05.2018 Tarihli Çekiliş Sonucu060910242712
 
 
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji