Mersin hinterlandı Ocak-Kasım 2016 ekonomik verileri açıklandı

Ana Sayfa » Gündem » İktidar partisinde görev almanın dayanılmaz cazibesi... Abdullah Ayan yazdı

İktidar partisinde görev almanın dayanılmaz cazibesi... Abdullah Ayan yazdı

İktidar partisinin il/ilçe başkanları siyasetle mi, bürokrasiyle mi uğraşmalı?

 
 
İktidar partisinde görev almanın dayanılmaz cazibesi... Abdullah Ayan yazdı

Bir parti düşünün ki; görevden alınan il başkanının koltuğuna oturmak için 150 civarında aday yarışıyor olsun…

Durumun daha doğrusu sayının çarpıcılığını anlamak için basit bir karşılaştırma yapalım…

Mersin gibi 1,7 milyon nüfuslu bir ilde bu kadar aday çıktığına göre, 15 milyon nüfuslu İstanbul’ da aynı koltuk boşalsa kaç kişi talip olur koltuğa?

Koltuk bugün için iktidardaki AK Parti olunca sorunun cevabını tahmin etmek zor değil.

Ama asıl üzerinde durulması gereken soru bundan çok “neden insanlar aslında külfet olarak görülmesi gereken böylesi bir yükün altına girerler?” sorusu ve buna verilecek yanıttır.

Öyle ya, siyasi partide görev almak aslında madden ve manen durmadan bir şeyler vermek zorunda kalacağınız bir çarka kapılmak demektir.

Ama Türkiye ve benzeri ülkelerde öyle değil.

Tek parti döneminde de, çok partili hayata geçtiğimiz 1946’dan bugüne kadar geçen süre boyunca da siyasette yer almak külfetten çok nimet kapısı olarak görülmüş, hele bu yer kapma iktidar partileri söz konusu olduğunda neredeyse ölümüne bir kapışma alanı görüntüsü vermiştir.

CHP’ nin tek parti iktidarının bazı dönemlerinde illere atanan Valiler devleti temsil görevi yanında partinin il başkanlığını da yürüterek tüm gücü elinde toplarken, o il başkanlığını farklı isimlerin üstlendiği dönemlerde iktidar partisinin il başkanı yer yer Valiye bile hükmeden güce kavuşmuştur.

Çok partili seçimlerin sandık iradesini dürüstçe yansıttığı 1950 seçimleriyle bu iktidardan beslenen yapının kırılacağı zan edilse de, gerçek öyle olmamış, bu kez iktidara geçen Demokrat Partinin il teşkilatları başta il başkanları olmak üzere gücü ellerine geçirdikleri gün, geçmişe rahmet okutacak uygulamalarla sahnedeki yerlerini almışlardır.

1946’ da muhalefetteki Demokrat Parti Genel Başkanı Celal Bayar’ ı Mersin’ de konuşturmamak için akıllara ziyan gerekçeler üreten dönemin Valisi Tevfik Sırrı Gür’ den tutun da, aynı dönemde göz altına alınan bir grup milliyetçiye “"ulan öküzler, sizin milliyetçilikle komünizm'le ne işiniz var. Milliyetçilik lazımsa biz yaparız. Komünizm gerekirse onu da biz getiririz.” Vecizeleriyle ünlü Ankara Valisi Nevzat Tandoğan’a kadar, merak edenlere yeterince anekdotlarla doludur, kısacık ömürlü siyasi tarihimiz.

Demokrat Parti iktidar olur da bir şey değişir mi?

Tam aksine yılların ezilmiş mazlumları iktidara geçince, “nerede kalmıştık” tavrıyla otururlar koltuklara. (DP Haziran 1950’de henüz iktidarın ilk ayını doldurmamışken Mersin yöneticilerinden birinin il emniyet müdürünü Tüccar Kulübünün ortasında yüzlerce kişinin ortasında tokatlaması ve ardından tokatlayanın değil, tokatlananın görevden alınarak cezalandırılması sanırım o intikam günlerine iyi bir örnektir)

Ve bu “koltuğa oturma yarışı” bazen darbelerle kesintiye uğrasa da, neredeyse yüz yıldır bitmeyen şarkı gibi sürmekte.

Sistemin adı çok partili demokrasi diye tanımlansa da, uygulamada iktidar partisinin borusunun öttüğü, bir hemşirenin hastanede çalışacağı bölümü bile gerektiğinde o parti teşkilatından güçlü bir ismin belirlediği bir ülkede yaşadığımız gerçeği değişmiyor.

Geçtiğimiz günlerde CHP’ li bir Milletvekiliyle sohbet ederken yaşadığı çok çarpıcı bir öykü anlattı:

7 Haziran seçimlerinde koalisyon ihtimali belirince, Valisinden tüm önemli bürokratlarına varıncaya kadar kendisini arayıp hal hatır soranlar, bir isteği olup olmadığını soranlar, kentin sıkıntılarını paylaşma ihtiyacı duyanlar 1 Kasım seçimlerinin ardından deyim yerindeyse ‘sağır duvar’ olmuş, telefonları bile açmamaya başlamışlar.

Türkiye’ de 2001 kriziyle iflas eden sistem sayesinde iktidara gelen AK Parti, oligarşiye dayalı bozuk düzeni değiştirme fırsatını ne yazık ki uzun zamandır kaçırdı, muktedir olduğunu gördükçe adım adım çark etti.

2004 yılında merkezi idarenin çoğu kurumunu ve erkini yerele aktarma niyetini güçlü biçimde ortaya koyan o irade bugün yerini her şeyin kontrolünü elinde tutan ve geçmişi mum ışığında aratan yönetim tarzına evrilmiş durumda.
Bu ağırlığı gittikçe artan güç, o güç sürdüğü sürece iktidara yamanmayı büyük bir yetenekle sürdüren bürokrasiyi de gizli, açık müttefik olarak yanına alıyor ve partinin il hatta daha aşağıya indikçe ilçe, belde, mahalle temsilcilerine varıncaya kadar dünyada eşine zor rastlanır bir yönetim modeli olarak karşımıza çıkıyor.

Gençlik ve Spor il, ilçe müdürünün veya il/ilçe müftüsünün kim olacağı, o müdür ya da müftünün tüm faaliyetleri zaman içinde iktidar partisinin il, ilçe başkanlarının faaliyet alanı gibi görülmeye başlanıyor.

Devlet kurumlarından herhangi birinin çalıştıracağı taşeron işçi listesinin il teşkilatında belli kontenjan çerçevesinde paylaşıldığı, il iktidar milletvekillerine atanacak işçi kotalarının ayrıldığı, adı koyulmamış acayip sistemden söz ediyoruz.

Her gün partilerin faaliyetleriyle ilgili bültenler gelir elektronik postama. Ve fırsat buldukça tümünü de açar, okurum. Son dönemde iktidar partisinin bir ilçe başkanının övünç kaynağı saydığı çalışmalardan bu sayede haberdar oldum.

İlçe Başkanı haftanın bir gününü halk günü ilan etmiş, makamına gelenlerin derdini dinliyor, büyük olasılıkla da çözmeye çalışıyordur.

Sistemin oturduğu bir ülkede insanların şaşkınlıkla izleyecekleri, hatta inanmakta zorluk çekecekleri bir faaliyet bizde övünç kaynağı sayılıyor.

Bir zamanlar girmeyi hayal ettiğimiz hangi AB ülkesinde hangi anne oğluna iş bulması için iktidar partisinin yerel yöneticisine başvurur?

Veya hangi hasta, diyaliz makinesine bağlanmak için aynı iktidar partisinin il/ilçe başkanından medet umar?

Sistemin oturduğu ülkelerde istihdam yöntemleri de, hastaneden hizmet almanın yolları da bellidir ve asla iktidar partisinin yerel yöneticilerinin elinde değildir.

Bugün bu ülkede gelinen noktada ise; bürokrat oturduğu koltuğu kime borçlu olduğunun farkındadır ve liyakat yerine sadakat sayesinde işgal ettiği makamın bedelinin ne olduğunu gayet iyi bilmektedir.

Ne yazık ki, ufukta bu bozuk düzeni düzeltecek emare şöyle dursun, aksine her gün gittikçe bozulduğunu gösteren sayısız örnekle karşılaşıyoruz.

Kendisi de devlet çarkının tepelerinde bulunmuş Ziya Paşa 150 yıl önce ne diyordu?

“Kalkın ey Felah-ı Vatan dediler, kalktık

Onlar oturdu, biz ayakta kaldık”

 Abdullah Ayan

 
24 Mart 2016 Perşembe 08:50
 
 
(0 Yorum Yapıldı)Yorumlar
<p>Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.</p>
 
Bu Kategorideki Diğer Haberler
 
Son 24 Saat
Haberler RSS Beslemesi
 
 
Çalgı Çengi’nin Ünlü Oyuncuları Forum Mersin’de Hayranlarıyla Buluşuyor Çocukların isteğiyle Mezitli'ye kar yağdıAkdeniz İlçe Teşkilat İçi Eğitim Ve Referandum Hazırlık Toplantısını GerçekleştirdiÖzturan,10 Ocak Çalışan Gazeteciler Gününü KutladıMESİAD Başkan Vekili Hasan Engin, 10 Ocak Çalışan Gazeteciler gününü kutladıErcik, 'Güçlü Bir Demokrasi Güçlü Bir Basın İle Mümkündür'Facebook messenger'de sohbet odaları başlıyorBu bilgisayar saniyede 93 trilyon işlem yapıyorGalaxy S7 dört farklı versiyonla geliyorLamborghini mi, Ferrari mi?Facebook'un karı %52 artışla 5,84 milyar dolarDengede durarak felç olma riskinizi ölçün
 
Yazarlar
Yazarlar RSS Beslemesi
 
Bumerang - Yazarkafe
 
 
Get our toolbar!
 
Gazete Manşetleri
 
 
Namaz Vakitleri
 
  • İmsak06:06
  • Güneş07:45
  • Öğlen13:02
  • İkindi15:43
  • Akşam17:59
  • Yatsı19:28
 
Anket
.
 
Lig Puan Durumu
 
Takımlar
O
G
B
M
P
1
Başakşehir
17
11
6
0
39
2
Beşiktaş
17
11
5
1
38
3
Galatasaray
17
11
3
3
36
4
Fenerbahçe
17
9
5
3
32
5
Bursaspor
17
8
3
6
27
6
Osmanlıspor FK
17
6
8
3
26
7
Antalyaspor
17
7
4
6
25
8
Konyaspor
17
6
6
5
24
9
Gençlerbirliği
17
5
7
5
22
10
Trabzonspor
17
6
3
8
21
11
K.D.Ç. Karabük
17
6
3
8
21
12
Kasımpaşa
17
6
3
8
21
13
Akhisar Bld.
17
5
5
7
20
14
Alanyaspor
17
5
3
9
18
15
Ç. Rizespor
17
4
4
9
16
16
Kayserispor
17
3
3
11
12
17
Gaziantepspor
17
3
2
12
11
18
Adanaspor
17
2
5
10
11
 
Şampiyonlar Ligi
 
UEFA Avrupa Ligi
 
Alt Lig
 
Tarihte Bugün
1535 - İspanyol fatih (Konkistador) Francisco Pizarro Peru'nun başkenti Lima'yı keşfetti.
1778 - İngiliz kaşif James Cook, Hawaii'ye ulaştı.
1886 - Kadınlar, Şükufezar dergisinde "saçı uzun aklı kısa" deyimine karşı mücadele başlattı.
1896 - X-ışınları cihazı ilk kez New York'ta halka tanıtıldı. "X" adı, ne tür bir ışın olduğunun bilinmeyişini simgeliyordu.
1903 - Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Theodore Roosevelt'in Birleşik Krallık Kralı VII. Edward'a gönderdiği radyo mesajı, Birleşik Devletlerden radyo ile yapılan ilk okyanus aşırı iletişim olmuştur.
1910 - Çırağan Sarayı yandı. Saray 1865'te Sultan Abdülaziz tarafından inşa ettirilmişti.
1911 - İlk defa bir uçak, bir geminin güvertesine iniş yaptı. Pilot Eugene B. Ely, San Francisco limanında bulunan USS Pennsylvania gemisine indi.
1912 - Kaptan Robert Scott Güney Kutbuna ulaştı. Bunu başaran ilk insan olmayı hayal ediyordu ancak Roald Amundsen ondan yaklaşık bir ay önce bunu başarmıştı.
1919 - I. Dünya Savaşı'nda yenik düşen devletlerle anlaşmalar yapmak üzere, İtilaf Devletleri temsilcilerinin oluşturduğu Paris Barış Konferansı açıldı. Avrupa'nın haritası yeniden çizildi.
1924 - İstanbul'da Milli Türk Ticaret Birliği Kongresi toplandı.
1927 - Lozan Antlaşması, Amerikan Senatosu tarafından reddedildi.
1928 - Çerkez Hacı Sami çetesinden 3 kişi Eminönü Meydanı'nda idam edildi. Bu kişiler Atatürk'e suikast iddiasıyla idama mahkum edilmişlerdi.
1931 - Cumhuriyet gazetesinin düzenlediği Türkiye Güzellik Kraliçesi yarışmasını, Naşide Saffet Hanım kazandı.
1940 - Milli Koruma Kanunu kabul edildi.
1943 - Sovyetler, Leningrad'da hüküm süren Nazi kuşatmasını kırdıklarını açıkladı.
1944 - Trak adlı yolcu vapuru, Çanakkale'den Bandırma'ya giderken kayalara bindirerek battı: 24 kişi öldü.
1946 - Madam Butterfly operası, Ankara'da sahnelendi.
1947 - İstanbul'da Muallimler Birliği kuruldu.
1950 - Demokrat Parti (DP) işçiye grev hakkı istedi.
1951 - Vietnam Kurtuluş Cephesi gerillaları Hanoi'den geri çekildi; şehir Fransız'ların eline geçti.
1954 - Yabancı Sermaye Yasası Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde kabul edildi.
1966 - Vefa Poyraz İstanbul valiliğine atandı.
1966 - Ankara Cezaevi'nde af isteyen mahkumlar isyan etti. İstanbul Üsküdar Toptaşı Cezaevi'nde 260 mahkum açlık grevine başladı.
1969 - ABD'li bilim insanlarınca, düzenli elektromanyetik dalgalar yayan ilk pulsarlar bulundu.
1977 - Zatürreye yol açan gizemli Lejyoner hastalığı'nın amili olan bakteri bulundu ve Legionella pneumophila olarak adlandırıldı.
1983 - Kültür Bakanlığı'nca Sinema Yasa Tasarısı hazırlandı. Bakanlık tasarıyla filmlere denetim getiriyordu.
1984 - -Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK) davası duruşmasında sanıklara tek tip elbise giydirildi.
1989 - Kıbrıslı işadamı Asil Nadir, Günaydın gazetesinden sonra Gelişim Yayınları'nı da satın aldı.
1991 - Irak, İsrail'in Tel Aviv ve Hayfa şehirlerine Scud füzesi attı.
1991 - Hükümet, TBMM'den gerektiğinde Türk Silahlı Kuvvetleri'nin yurt dışında görevlendirilmesi ve yabancı askerlerin Türkiye'de bulundurulması konusunda yetki aldı.
1993 - Bayburt'un Üzengili köyü üzerine çığ düştü; 56 kişi öldü, 22 kişi yaralandı.
1996 - Michael Jackson ile Lisa Marie Presley'nin iki yıl süren evlilikleri boşanma ile sona erdi.
2005 - 800 yolcu kapasiteli yolcu uçağı Airbus A380, Toulouse'da (Fransa) basına tanıtıldı.
532 - Konstantinopolis (günümüzde İstanbul)'te başlayan Nika ayaklanması tamamen bastırıldı. 30.000 kişinin öldüğü tarihin bu en kanlı ayaklanması 13 Ocak'ta başlamıştı.
 
Arşiv
 
Süper Loto
12.01.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu081315212246
 
On Numara
16.01.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu04060711131823272934414550515259676973747579
 
Sayısal Loto
14.01.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu052629343536
 
Şans Topu
11.01.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu020308202608
 
 
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji