Nisan ayında Adana’da 2 493, Mersin’de 2 955 konut satıldı

Ana Sayfa » Güncel » İktidarların bürokrasiyle imtihanı; muktedir olma mücadelesi... Abdullah Ayan yazdı

İktidarların bürokrasiyle imtihanı; muktedir olma mücadelesi... Abdullah Ayan yazdı

Türkiyede iktidarların muktedir olma çabalarının yakın dönemine bakış...

 
 
İktidarların bürokrasiyle imtihanı; muktedir olma mücadelesi... Abdullah Ayan yazdı

17-25 Aralık operasyonları adıyla anılan ve ülke siyasi tablosunu deyim baştan aşağı değiştirme girişimlerinin yaşandığı 2014’lerin başında hayli uzun bir makale kaleme almış ve dört bölüm halinde yayınlanan o makaleye “Türkiye’ yi kim yönetecek?” sorusunu başlık olarak seçmiştim.

O yazı dizisinde cevabını aradığım sorunun kapsadığı muhteviyatın ne kadar önemli olduğunu, 15 Temmuz kalkışması ve şu an kanlı darbe girişiminde rol alan faillerin yakalanmasıyla ortaya çıkan tablonun anlattığı gibi; karşılaşacağımız faturanın boyutlarını tam olarak kestiremesek te uzun yıllar çok acı bedeller ödemek zorunda kalacağız. Travmanın nesiller boyu etkisini sürdüreceğine, pek çok kurumun yakalandığı deprem sonucu yıkılıp yeniden kurulması gerekecek hiç şüphe yok.

Türkiye gibi ülkelerde iktidar olmakla muktedir olmanın ne kadar birbirinden farklı kavramlar olduğunu anlamak için böylesine ağır bedelin ödenmesi mi gerekiyordu?

Sistemlerin oturduğu, iktidarların sandıkta belirlendiği ve ülkeleri yönetecek olanların seçimle gelip seçimle gittikleri ortalama demokrasilerde neden bu türlü kalkışmalar olmaz da, Türkiye gibi 66 yıldır iyi kötü demokratik kuralları yerleştirmeye çalışan bir ülkenin ensesinde boza pişiren iktidara el koyma girişimleri son bulmaz?

“ülkeyi kimin yöneteceği” meselesi yukarıdakilere benzer daha pek çok soruya yanıt araması nedeniyle önemli.

Yazıyı kaleme aldığım günlerde gözden kaçmış, pek te önemsenmemiş düşüncesiyle yazı dizisini özellikle de devletin tüm kadrolarının baştan aşağı gözden geçirildiği bugün, yeniden yayınlamanın yararlı olacağına inanıyorum.

Toplumun hayli geniş bir kesiminde ve özellikle de AK Parti cephesinde bürokrasiye yönelik operasyonlar karşısında duyulan şaşkınlığa karşı da farklı bir bakış açısı yaratması umuduyla…

“Türkiye’ yi kim yönetecek -1-

Kimler yönetecek derken seçimle iş başına gelen ve bundan sonra da sandıktan çıkacak sonuca göre belirlenmesi muhtemel bugün veya yarın ki iktidar sahiplerinden söz etmiyorum.

Sorunun o kısmının yanıtı üç aşağı beş yukarı belli...

Ama asıl üzerinde durmamız gereken daha derinlerde yattığını bildiğimiz, yüz yıldır bitmeyen bir kavganın yeni versiyonu nedeniyle de son dönemde ortaya çıkan kavgayla gündeme oturan iktidarı muktedir yapan gücün kimler eliyle kullanılacağı...

Daha açık anlatayım: İktidara sahip olanlar yürütme erkini ellerine aldıklarını düşünürler ama pratik olarak ve vatandaşın günlük hayatının her anında bu yürütme işi bürokratik kadrolarla yürür.

Hatta bu çoğu zaman adı koyulmamış bir koalisyona kadar varır.

Yıllarca ülke yönetmeyi sınırlı ama daha çok ekonomik kimi kararlarla (bazen hortumlamalara varan adımlarla), günlük suya sabuna dokunmayan uygulamalardan ibaret sanan, yakıcı konuları bırakın hayata geçirmeyi iş anlatmaya geldiğinde işaret dilini deneyen bir alandan ibaret sandı siyaset sahnesinde arz-ı endam eden aktörler.

Bu konuda hafızalara kazınmış o kadar çok örnek var ki ama çok gerilere gitmeye gerek yok. 1990’ lar iktidar olmakla, muktedir olma arasındaki makasın uçurumlara dönüştüğü yıllardır. “Kürt sorunun çözümü Diyarbakır’dan geçer” diyenlerin askeri bürokrasiden yedikleri fırçalar sonucu dillerinin tutulduğu, gazetecilere meramlarını işaretlerle anlattığına tanık olmadık mı?

Ve yine o günlerde uçakta topladığı medya mensuplarına “BASK modelini” anlatan Başbakanın bir süre sonra Cumhuriyet tarihinin en çok faili meçhul cinayetlerinin işlendiği dönemle anılmasına mı?

Diyelim ki, siz seçimi kazanıp iktidar oldunuz, iyi de Milli Eğitim, Emniyet, Tarım veya Sağlık Müdürlüğüne partinizin il, ilçe yöneticilerinden birini atayamayacağınıza göre tercihinizi başka alanlardan yapmak zorundasınız.

Mevcut kadrolar içinden kendinize yakın bulduğunuz veya partinizin etkili, yetkili kimi isimlerince önerilen, kefil olunan, ricada bulunulan birini görevlendirebilirsiniz. (Bürokrat ta sistemi siyasetçiden daha iyi bildiği için seçim sonuçları belli olur olmaz, durumdan vazife çıkarır, bıyıklarından başlayarak hemen araziye uyar, Türkiye gibi sistem yerine adam kayırmanın öne çıktığı ülke bürokratları oldukça yeteneklidir bu alanda)

Bakmayın 12 yıldır Türkiye’ yi tek başına yöneten bir partiyle yürüdüğümüz için eski yöntemlerin neredeyse hafızalardan silindiğine. Örneğin 70' li veya daha yakın olması nedeniyle canlılığını koruyan özellikle 90’ ların zayıf koalisyonlu yıllarında tanık olduklarımız ve o yıllardaki sürekli değişen iktidar dönemleri; aynı zamanda nice bürokratın cepheler arasında cirit atma öyküleri, efsaneleriyle doludur...

Bürokrat partilerin iktidara yürüyüşlerini iyi izler ve daha siyasetçi görev almak üzere Çankaya’ ya çıkmadan önce nasıl tavır alacağını, hangi cepheden kopup nereye koşacağını, hangi cümlelere konuşmaya başlayacağını, hatta nasıl giyinip kuşanacağını, sakalından bıyığına nasıl bir yüzle yola çıkacağını bile çok iyi bilir.

70’ li yıllardaki Ecevit-Demirel ile simgelenen iktidar dönemlerinde gerek bürokrat gerekse de ona işi düşen çoğu insan için “hayırlı sabahlar” yerine “ak günler” sözcüğü her kapıyı açacak sihirli şifre kadar geçerli anahtardır.

Peki, bürokratik kadrolar nasıl oluşur?

Sorunun günümüzdeki hizmet hareketi olarak adlandırılan cemaat ile AK Parti arasında patlayan kavgayla da yakından ilgisi var. O nedenle konuyu geçmişten günümüze sadece siyasal değil sosyal yanlarıyla da ele almak gerekiyor.

Türkiye 70’ li yıllarda sola karşı ortaya çıkan (veya kimi güç merkezlerince oluşturulan) milliyetçi akımla birlikte “kutsal devlete sadık” genelde orta ve alt gelir düzeyindeki ailelerin büyük kentlere okumak üzere kopup gelen genç kesimle tanıştı.

O gençlerin bir kısmı komando kamplarında iç düşmanlara! karşı eğitilirken daha büyük bölümü okudu, bir yerleri bitirdi, onları var eden “kutsal devlet” te itiraf etmek gerekirse kendisine sadık tebaanın bu “vatana canını fedaya hazır” gençlerini unutmadı, ağır ağır devletin âli kapısından girip, merdivenleri hayli hızlı tırmandılar.

 

O gençler zamanla “devletin bekasının” en önemli alanlarını, çeşitli kademelerini doldurdular, göze girenler merdivenleri hızla tırmanırken altta onlarla aynı görüşü paylaşan eski ülküdaşlarını da unutmadı. (Mehmet Ağar’ ın bürokrasi basamaklarını hangi hızla çıktığı ve ulaştığı yerden sonra atladığı siyasi kulvardaki performansı bu konuda ders olarak okutulacak örneklerle doludur, kaldı ki Ağar bu ülkenin bürokrasi merdivenlerini tırmanan tek örnek te değildir)

80 darbesiyle iş başına gelen darbeciler, toplumda “bir sağdan, bir soldan” algısı için kimi sağ görüşlüleri de solcularla aynı hücrelere koyarken, geride kalan ve devletle iş birliğine, hizmete hazır ve radikal yanları törpülenmiş pek çok ülkücü kökenli ismin devlet kademelerine yerleştirilmesi projesini de başarıyla hayata geçirdi. (Ülkücü hareketin ideologlarından ve Alpaslan Türkeş’le yargılanan önde gelen isimlerden Agâh Oktay Güner’ in yargılama sırasında Mahkeme heyetine söylediği; “biz zindandayız, fikrimiz iktidarda” cümlesi tam da bunu anlatıyordu aslında)

Evren diktası ardından iktidara gelen Özal’ da bürokrasiye fazla dokunamadı. Nasılsa dört eğilimi tek şemsiye altında toplamayı amaçlamıştı, o dört eğilim içinde varsın ülkücüler daha fazla yer tutsun, günlük gaile ve gelecek kaygısı zamanla onları da merkeze yaklaştıracaktı nasılsa.

Öyle de oldu, 70’ lerin nice ülkücüsü ANAP döneminde hem bürokraside hem siyasetin tüm kademelerinde hayli önemli yerlere geldiler.

Bunda Özal’ ın herkesi geçmişinden çok o günüyle değerlendirmeyi yeğleyen pragmatik görüşlerinin de rolü vardı ve geçmişte ister sağ ister solda yer alsın çevresindeki tüm insanlara bakışını hiç değiştirmedi.

Özal ve yakın çevresindeki ülkücü kökenlilerin kadrolaşmasından DYP-SHP koalisyonuna ve SHP’nin soldan çok, bir an önce zenginleşme derdine düşen müteahhit partisine dönüştüğü yılları anlatarak sürdüreceğim konuyu...”

Abdullah Ayan

 
 
28 Temmuz 2016 Perşembe 09:11
 
 
(0 Yorum Yapıldı)Yorumlar
<p>Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.</p>
 
Bu Kategorideki Diğer Haberler
 
Yurt içinde ikamet eden 24 milyon 804 bin kişi seyahate çıktıTrafiğe kayıtlı araç sayısı Aralık ayı sonu itibarıyla 22 218 945 oldu
Ocak ayı enflasyon rakamları belli olduKDV sistemi değişiyorToroslarda yüzme kursları başladıToroslar’da, Yapılandırma Başvuruları BaşladıGüneş Doğarken İşçilerle Sabah MesaisindeTarih, doğa, deniz, güneş, müzik ve dans kansere karşı birleştiİçel Soroptimist Kulübü, 'Obezite ile Savaş' semineri düzenledi.Bisiklet durursa hayat dururTarsus Sev’in Robotik Takımı’na İki Ödül BirdenMobbing ve Hukuksal Boyutu Ele Alındı
 
 
Yazarlar
Yazarlar RSS Beslemesi
 
 
 
 
Gazete Manşetleri
 
Namaz Vakitleri
 
  • İmsak03:22
  • Güneş05:20
  • Öğlen12:49
  • İkindi16:40
  • Akşam19:58
  • Yatsı21:41
 
 
Anket
.
 
İddaa
 
Lig Puan Durumu
 
Takımlar
O
G
B
M
P
1
Galatasaray
34
24
3
7
75
2
Fenerbahçe
34
21
9
4
72
3
Başakşehir
34
22
6
6
72
4
Beşiktaş
34
21
8
5
71
5
Trabzonspor
34
15
10
9
55
6
Göztepe
34
13
10
11
49
7
Sivasspor
34
14
7
13
49
8
Kasımpaşa
34
13
7
14
46
9
Kayserispor
34
12
8
14
44
10
Malatyaspor
34
11
10
13
43
11
Akhisar Bld.Spor
34
11
9
14
42
12
Alanyaspor
34
11
7
16
40
13
Bursaspor
34
11
6
17
39
14
Antalyaspor
34
10
8
16
38
15
Konyaspor
34
9
9
16
36
16
Osmanlıspor
34
8
9
17
33
17
Gençlerbirliği
34
8
9
17
33
18
Karabükspor
34
3
3
28
12
 
Şampiyonlar Ligi
 
UEFA Avrupa Ligi
 
Alt Lig
 
 
Tarihte Bugün
1647 - Alse Young adındaki bir kadın Amerikan kolonilerinde cadılık suçlamasıyla idam edilen ilk şahıs olmuştur. Young Hartford, Connecticut'ta asılarak idam edilmişti.
1832 - Quebec'te Asya kolerası salgını: yaklaşık 6000 kişi öldü.
1889 - Eyfel Kulesi'nin ilk asansörü halka açıldı.
1894 - Rusya'nın son çarı II. Nikola taç giydi.
1926 - Milli Mücadele'ye katılmayan memurların görevlerine son verilmesine ilişkin kanun kabul edildi.
1938 - Amerikan Karşıtı Faaliyetleri İzleme Komitesi (HUAC)ilk oturumunu yaptı.
1938 - Atatürk, Ankara'dan son kez ayrıldı.
1946 - Belediye seçimleri olaylı geçti. Demokrat Parti, iktidarın seçimde yanlı davrandığı ve seçim güvenliği olmadığı gerekçesiyle seçimlere katılmadı.
1957 - Abant'ta meydana gelen 7,1 büyüklüğündeki depremde 52 kişi öldü.
1963 - İskenderun Gazeteciler Cemiyeti kuruldu.
1966 - Denizli' de gerçekleşen genel kurul toplantısında Çelik Yeşilspor Gençlik ve Pamukkale Gençlik kulüplerinin katılımlarıyla Denizlispor profesyonel futbol kulübü kuruldu.
1968 - Başbakan Süleyman Demirel, "düzeni değiştirmek isteyenler meczuptur, anarşisttir" dedi.
1970 - Sovyetler Birliği yapımı Tupolev Tu-144 süpersonik uçağı, Mach 2 hızını aşabilen ilk ticari hava taşıt aracı oldu.
1972 - ABD ve SSCB arasında balistik füzelerin sınırlandırılması antlaşması imzalandı.
1982 - Yılmaz Güney'in senaryosunu yazdığı Şerif Gören'in yönettiği 'Yol' filmi Cannes Film Festivali'nde büyük ödülü Costa Gavras'ın 'Kayıp' filmiyle paylaştı.
1983 - Sosyal Demokrasi Partisi (SODEP) kuruldu Genel Başkanlığa Erdal İnönü seçildi.
1993 - Salman Rüşdi'nin 'Şeytan Ayetleri' kitabını yayımlamaya başlayan Aydınlık gazetesi toplatıldı.
1997 - Susurluk'taki kazanın duruşmasında, kamyon şoförü Hasan Gökçe, 6 milyon 420 bin lira para cezası ile DYP Şanlıurfa Milletvekili Sedat Edip Bucak'ın ailesine 100 milyon lira manevi tazminat ödemeye mahkum edildi.
1999 - Danıştay Sekizinci Dairesi, başı açık görev yapmayı kabul etmeyen türbanlı memurların, uyarı cezası verilmeden işten çıkarılmasına karar verdi.
2003 - Ukrayna Havayolları'na ait uçak, Trabzon'un Maçka ilçesi yakınlarında düştü. İspanyol Barış Gücü askerlerini taşıyan uçakta 62 asker ile 13 kişilik mürettebat öldü.
2006 - 6.3 büyüklüğündeki Mayıs 2006 Cava Depremi meydana geldi. Depremde en az 5749 kişi öldü, 38,568 kişi yaralandı ve 600,000 kişi evsiz kaldı.
 
Arşiv
 
Bumerang - Yazarkafe
 
Süper Loto
24.05.2018 Tarihli Çekiliş Sonucu061134404950
 
On Numara
21.05.2018 Tarihli Çekiliş Sonucu01020406122428323341445153585965686973757678
 
Sayısal Loto
19.05.2018 Tarihli Çekiliş Sonucu030405212434
 
Şans Topu
23.05.2018 Tarihli Çekiliş Sonucu060910242712
 
 
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji