Hazar, 'Dünyadaki başarılarımızın mimarları çalışanlarımızdır'

Ana Sayfa » Gündem » İlber Ortaylı Mersinlilerle buluştu.

İlber Ortaylı Mersinlilerle buluştu.

Toros Üniversitesi ve Türk Arap İşadamları Derneği ile birlikte düzenlenen konferans son yılların en ilgi gören konferansı oldu.

 
 
İlber Ortaylı Mersinlilerle buluştu.
Toros Üniversitesi konferans salonunu dolduran Mersinliler çok büyük ilgi gösterdiler.
TURAB Başkanı Emin Ucuz açılış konuşmasında TURAB’ın çalışmaları hakkında kısa bir bilgi verdi ve "Yaşayan tarih olarak da tanımlanabilecek Prof. Dr. İlber Ortaylı’nın gerek Türkiye, gerekse dünya için önemli bir değer olduğunu kaydeden Ucuz, zengin bir hazine niteliğindeki bu bilgi ve birikimlerden fazlasıyla istifade çabasında olunması gerektiğini aktardı. "
Toros Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Ahmet Özer ise, İlber Ortaylı’nın Türkiye’nin önde gelen bilim adamlarından biri olduğunu ifade etti.
Vali Hasan Basri Güzeloğlu da konuşmasında “Profesör Dr. Ortaylı; tarihi sadece doğrudan ve yalın bir anlatımla değil, bugünle ilişkilendirerek ve geleceğe dönük çıkarsamalarıyla anlaşılır bir dille, deneyimi, zenginliği ve birikimiyle yorumlayarak aktaran yaşayan bir kültür değeridir."dedi.

Prof.Dr. İlber Ortaylı "Türkiye'nin yakın tarihi" konulu sunumunu görkemli kalabalığa sundu. Ortaylı, Türkiye'nin kendisine düşman olan dünyanın ortasında yaşamak zorunda olduğunu, çünkü Türklerin sonradan geldiğini vurgulayarak, "Ama burası bizim" dedi.Ortaylı, sunumunda 19. ve 20. yüzyıldaki, Avrupayı ve Türkiye'yi ve Türkiye'nin demokrasiye geçiş süreci olan 1940'lar ve 1950'li yılları anlattı.



Ortaylı, Türkiye’nin yakın tarihi ile ilgili bir konferans verdi. Anadolu’da tesadüfü kazıların bile tarihi değiştirecek hakikatleri ortaya çıkardığını işaret eden Ortaylı, “Bu da gösteriyor ki kimseye Anadolu’ya sonradan gelmiş değildir. Yerleşen yerleşmiştir. Türkiye ya da Türklerin tarihi şuna dayanır; Türkler, birçok milletin aksine buluşmayı, kaynaşmayı, kullanmayı, istihdam etmeyi bilen bir kavimdir. 15 yüzyılda gelen Yahudileri istihdam ettik. Bizim diplomatlarımız, hekimlerimiz, sarrafımız oldular ve bu ülkede yerleşip kaldılar. Ermenilerle, Rumlarla birlikte çalıştık, bir şeyler yarattık. Bu emperyal özellik dolayısıyla da Türklerin kurdukları imparatorluk başarılı olmuştur. Bölücü davransalardı iktidarları uzun ömürlü olmazdı. 19 yüzyıl Türkiyesi de, dünyadaki büyük devletlerden biri olduğu anlaşmalarla kabul edilen bir ülkedir. Birinci cihan harbinden sonra küçülen ve fakirleşen Türkiye, bu yapısını yinede korumuştur. O dönemde Türkiye’nin iktisadi yapısı geriledi. Britanya’nın becerdiği endüstri devrimine ayak uyduramadı. Britanya ise bunu çok küçük yaştaki çocukları zorla madenlerde çalıştırıp, köyleri boşaltarak, birçok insanı mağdur ederek başarmıştır. Köylerden büyük şehirlere göç ederken yollarda açlıktan ölen insanlar olmuştur. Bedeli çok ağır ödenen sanayi devrimi ile İngiltere kıtanın en öncü devleti olmuştur. Fransa onu takip etmeye çalışmış ancak köylü nüfusunun fazla olması nedeniyle edememiştir” dedi





19’UNCU YÜZYILA DAİR İNANÇLARINIZI TASFİYE EDİN

19’uncu yüzyıla dair inançların tasfiye edilmesi için çağrı da yapan Prof. Dr. İlber Ortaylı, “Türkler sanayiden anlamazlar, hiçbir şey icat etmezler, bunların üçte biri memur, üçte biri asker ve üçte biri de şairdir” gibi anlayışların gerçeği yansıtmadığını işaret etti. “Bu manzara ile bir memleketin ayakta durması mümkün değildir” diyen Ortaylı, Türkiye’nin daha 18’inci yüzyılda öncelikle ordusunu ıslah etmek ve geliştirmek için mühendislik öğrendiğini söyleyerek, “Önce ordu için geliştirilen tıbbi gelişim veya mühendislik sonra diğer alanlarda da kullanılıyor. Yavaş bir gelişme sergileyen Türkiye’ye 20’inci yüzyılın başında bir sanayi ülkesi demek de mümkün olmuyor. Çünkü nüfusunun yüzde 80’i köylü ve köylülerin çok önemli bir kısmında da ciddi bir tüketim var. Örneğin 1930’larda Hitler’den kaçarak Türkiye’ye sığınan doktorlardan bazıları, o zamanın akıllı devlet adamları görevlendirmiştir. Ders vermenin yanı sıra ülkedeki sağlık şartlarını araştıran bu doktorlar, Anadolu’da açlık yok, iyi-kötü üretim var ve bu durum değişime açık. İşte bu değişim o zaman başarılabilirdi. Ancak Türkiye’de hala şöyle bir algı var, ‘1950’lardaki Amerikan yardımı gelene kadar ülkede çivi çakılmamış’. Böyle bir şey yok. O dönemde dünyanın maruz kaldığı ciddi problemler vardı. Örneğin bunların en önemlisi 19’uncu yüzyılda Akdeniz ülkelerinin maruz kaldığı önemli salgın hastalıklar vardı. Bunların başında verem, sıtma ve tüberküloz geliyordu ama onun kadar yaygın bir diğer hastalık ise frengiydi. Bu hastalık şehirleşmenin, dış temasın yoğun olduğu yerlerde görülüyordu. Hatta cüzam bile önemli bir sorundu. Tüm bunların kalıntıları Türkiye Cumhuriyeti mücadele etmek zorunda kalmıştır” diye konuştu.



TÜRKİYE HAYAL PEŞİNDE KOŞMADI

Türkiye’de demokrasinin, daha sonra esas bir rejim haline geldiğini de dile getiren Ortaylı, 19’uncu yüzyılda mahalli idarelerde, belediyelerde yetkililerin seçimlerle göreve geldiğini anımsatarak, ilk Meclis’in dünya kafa gözün yarılacağı bir buluşma olarak beklendiğini ancak böyle olmadığını bildirdi. “Tartışma kültürü oturmuştu. İdareciler İngiltere parlamentosunda ki karşılıklı tartışırlardı” diyen Ortaylı, hakaret içerikli konuşmalar olsa bile politikacıların hiddetlenmemeye çalıştığını, bugün ise Meclis’te yumruklu kavgaların çıktığını işaret etti. “Ayrıca şunu da söylemek gerekir ki; Türkiye büyük veya ham hayallerin peşinde koşan bir devlet olmamıştır” diyen Ortaylı, açıklamasını şöyle sürdürdü; “Yani, ‘Nazilerle ahbap olup, Yunanistan’dan 12 adaları alır, Kafkasya’dan malı götürürüz’ dememiştir. Bu bir tedbirdir. Çünkü çok yakın bir gelecekte bunların hepsinin bedelinin ödeneceği bilinmektedir. Ayrıca, o dönemde Türkleri tutmak demek, Rusya’ya karşı Britanya’yı tutmak demekti ve bu durum İngiltere’de modaydı. ‘Balkanları Rusya’nın kurtarıcılığından korumak için Türk süngüsüne muhtacız’ diye makaleler yayınlamışlardır. Türkler tarihte hep muhafazakarlardan destek görmüştür.



MEZHEP ÇATIŞMALARI DESTEKLENMEMELİ

İkinci cihan harbinin kendine göre çok sakat tarafları vardır. Türkiye halkı çok ağrı angaryanın altına girmiştir. Köylülerin elinden son kuruşuna kadar vergi alınmış, ambarındaki buğdaya el konulmuştur. ‘Zaten bir öküzün var, ikincisi yok’ deyip köylünün elindeki öküzünü alıp, koyacak yer kalmayınca da eski camilerin medreselerine koymuşlardır ki, ‘Camileri ahır yaptınız’ lafı buradan gelmektedir. ‘Sırf köylü mü bunu çekecek, biraz da şehirli versin’ diyerek de varlık vergisi alınmıştır. Ankara’da bu zihniyetle konan varlık vergisi eyaletteki komisyonlarca keyfi uygulamalarla hayata geçirilmiştir. Düzenli bir vergi kaydı olmadığı için, ‘Karısı kürk giymiş yazın 5 bin lira’ gibi dayanaklarla vergiler yazılmıştır. Bunun gibi pek çok münasebetsizlikler, sürgünler olmuştur. 1946’da ki çok partili dönem demokrasiye geçiştir, dış dünyanın baskısı vardır ancak Türkiye buna zaten açıktı. Ayrıca Türkiye’de ki ihtilal ve darbelerin süreklilik sağlayamamasının en büyük nedeni de ordudaki sıkı terfi sistemidir. Türkiye’nin aksaklıklara rağmen kendine özgün bir yapısı vardır. Öte yandan Türkiye, İslam dünyasının kılıcıdır. Türkler Anadolu’ya girdikleri vakit, İslam coğrafyası gerilime sürecindedir. Birçok bölge kaybedilmiştir. Bugünkü coğrafyanın içerisinde yeniden İslam’ın bu topraklarda tutunması ve gelişmesi söz konusu olmuştur. İslam medeniyeti ve tarihi için Türkiye’nin önemi çok büyüktür.  Ne olursa olsun Türkiye’nin Arap dünyasına, Ortadoğu’da yabancı olacağını zannetmiyorum. Bu bölgenin değişiminde en önemli partner Türkiye olacaktır. Ancak hükümetlerin ve politikaların hayalperestlikten uzak durmaları gerekir. Mezhep çatışmalarını desteklemekten uzak durulmalıdır. Bu durum kimseye hayır getirmez”.

Konferansın ardından Toros Üniversitesi Mütevelli Heyeti Başkanı Ali Özveren ve TURAB Genel Başkan Emin Ucuz, tarafından Prof. Dr. İlber Ortaylı’ya teşekkür plaketi takdim edildi.

Editör notu:
Konferansa ilgi çok iyiydi. Böyle kalabalık konferansları az gören Mersin'in bunu çok iyi değerlendirdiğini söyleyebiliriz. Burada TURAB ve Toros Üniversitesi'ni de konferansın tanıtımı için gösterdikleri çabadan dolayı kutlamak gerek. Mersin Üniversitesi'nin düzenlediği ve çok az katılımlı etkinliklerinin yanında bu konferans Mersin adına gerçekten çok faydalı olmuştur.Tanıtım iyi yapıldığında böyle mükemmel sonuç alınabileceğini bu konferans göstermiştir.



























 
 
25 Şubat 2013 Pazartesi 10:11
 
 
(0 Yorum Yapıldı)Yorumlar
<p>Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.</p>
 
Bu Kategorideki Diğer Haberler
 
Tarih, doğa, deniz, güneş, müzik ve dans kansere karşı birleştiİçel Soroptimist Kulübü, 'Obezite ile Savaş' semineri düzenledi.Bisiklet durursa hayat dururTarsus Sev’in Robotik Takımı’na İki Ödül BirdenMobbing ve Hukuksal Boyutu Ele AlındıGüzel Konuşma ve Diksiyon
MTSO’ya teşekkür belgesiMenderes Gönüllü Evi, Mezitli'nin Filizleri ailesine katıldıMiniklerden Büyük Nağmeler Mezitli’de 26. Jakaranda koruluğu açıldı Çalgı Çengi’nin Ünlü Oyuncuları Forum Mersin’de Hayranlarıyla Buluşuyor Çocukların isteğiyle Mezitli'ye kar yağdı
 
 
Yazarlar
Yazarlar RSS Beslemesi
 
 
 
Get our toolbar!
 
Gazete Manşetleri
 
Bumerang - Yazarkafe
 
Namaz Vakitleri
 
  • İmsak05:38
  • Güneş07:13
  • Öğlen13:05
  • İkindi16:13
  • Akşam18:37
  • Yatsı20:02
 
Anket
.
 
İddaa
 
Lig Puan Durumu
 
Takımlar
O
G
B
M
P
1
Beşiktaş
21
14
5
2
47
2
Başakşehir
21
12
7
2
43
3
Galatasaray
21
12
4
5
40
4
Fenerbahçe
21
10
7
4
37
5
Antalyaspor
21
10
5
6
35
6
Trabzonspor
21
9
4
8
31
7
Osmanlıspor FK
21
7
9
5
30
8
Konyaspor
21
7
7
7
28
9
Bursaspor
21
8
4
9
28
10
K.D.Ç. Karabük
21
8
3
10
27
11
Gençlerbirliği
20
6
8
6
26
12
Kasımpaşa
21
7
4
10
25
13
Akhisar Bld.
21
6
6
9
24
14
Alanyaspor
21
6
4
11
22
15
Kayserispor
21
6
4
11
22
16
Ç. Rizespor
21
5
5
11
20
17
Adanaspor
21
4
5
12
17
18
Gaziantepspor
20
4
3
13
15
 
Şampiyonlar Ligi
 
UEFA Avrupa Ligi
 
Alt Lig
 
 
Tarihte Bugün
1653 - Batı Anadolu'daki şiddetli depremde, Denizli, Nazilli, Tire ve Uşak'ta evler yıkıldı, binlerce kişi öldü ve yaralandı.
1660 - XI. Karl, İsveç kralı oldu.
1893 - Rudolf Diesel, dizel motorun patentini aldı.
1898 - Émile Zola, Fransız hükümetini anti-semitist tutumundan dolayı eleştirdiği için hapse girdi.
1903 - Küba, Guantanamo Körfezini ABD'ye kiraladı.
1904 - ABD 10 milyon dolar karşılığında Panama Kanalı bölgesinin kontrolünü aldı.
1919 - Benito Mussolini İtalya'da Faşist Partisini kurdu.
1921 - Ardahan'ın Kurtuluşu.
1934 - III. Léopold, Belçika kralı oldu.
1940 - "Pinokyo" adlı animasyon filmi gösterime girdi.
1941 - Plütonyum, Dr. Glenn T. Seaborg tarafından ilk defa ayrıştırıldı ve üretildi.
1942 - Avusturyalı yazar Stefan Zweig, Brezilya'da karsıyla birlikte intihar etti.
1944 - Büyük Çeçen Sürgünü bu sürgünle 500 bin Çeçen-İnguş insan Anavatanlarından Orta Asya'ya sürüldü.
1945 - Türkiye Büyük Millet Meclisi, Almanya ve Japonya'ya savaş ilan etti.
1945 - Türkiye-ABD ikili yardım antlaşması imzalandı.
1945 - Sevr Antlaşmasının değiştirilmesi için Londra'da toplanan konferans (23 Şubat-12 Mart), bir anlaşmaya varılamadan dağıldı.
1945 - II. Dünya Savaşı Doğu Cephesi'nde Posen'deki Alman garnizonu teslim oldu.
1945 - II. Dünya Savaşı Pasifik Cephesi'nde Manila ABD'nin eline geçti.
1945 - II. Dünya Savaşı Pasifik Cephesi'nde Iwo Jima Muharebesi sırasında Suribachi Tepesine ABD bayrağı dikildi.
1947 - Uluslararası standardizasyon organizasyonu (ISO) kuruldu.
1954 - Çocuk felci enfeksiyonuna karşı Salk aşısıyla yapılan ilk kitlesel aşılama programı Pittsburgh'da başlatıldı (Sabin aşısı ise 1962'de gelecektir)
1955 - Edgar Faure, Fransa başbakanı seçildi.
1966 - Suriye'de askeri darbe oldu, hükümet devrildi.
1978 - Çağdaş Gazeteciler Derneği (ÇGD) kuruldu.
1980 - Ayetullah Humeyni, ABD elçiliğindeki rehinelerin akıbetine İran parlamentosunun karar vereceğini belirtti.
1981 - Yaklaşık 200 kişilik isyancı ordu mensubu paramilis güçler, Antonio Tejero Molina liderliğinde İspanya parlamentosunu bastı ve milletvekillerini rehin aldı.
1987 - Büyük Macellan Bulutu içinde bir süpernova gözlendi.
1991 - Körfez Savaşı: ABD kara kuvvetleri Suudi Arabistan sınırını geçerek Irak topraklarına girdiler.
1991 - Tayland'da general Sunthorn Kongsompong, kansız bir darbe ile başbakan Chatichai Choonhavan'ı görevden alarak yönetimi ele geçirdi.
1994 - Cep telefonu şebekeleri hizmete açıldı.
1997 - Rus uzay istasyonu Mir'de büyük bir yangın çıktı.
1997 - Genetik kopyalama yöntemiyle üretilen ilk memeli hayvan olan ve 14 Şubat 2003 tarihinde ölen Dolly adlı koyunun, İskoçya'daki Roslin Enstitüsü'nde klonlandığı duyuruldu.
1998 - Usame bin Ladin bir fetva yayımlayarak bütün yahudi ve haçlılara karşı cihad ilan etti.
1998 - Fazilet Partisi (FP) kuruldu.
1998 - İstanbul Üniversitesi rektörlüğü; sakallı, türbanlı ve kimliksiz öğrencilerin yerleşke ve binalara girişini yasakladı.
1999 - Avusturya'da Galtür köyüne çığ düştü: 31 kişi öldü.
632 - Muhammed Peygamber'in Veda Hutbesi
 
Arşiv
 
Süper Loto
16.02.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu061028294753
 
On Numara
20.02.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu04091215171926282932333540424546525559656976
 
Sayısal Loto
18.02.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu021828333640
 
Şans Topu
22.02.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu162027283105
 
 
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji