10 Şubat’ta Dünya ‘Bakliyat Günü’nü Kutlayacak

Ana Sayfa » Güncel » İlkokul çocuklarını mabede götüren kardeşlik projesi ve laiklik... Abdullah Ayan yazdı

İlkokul çocuklarını mabede götüren kardeşlik projesi ve laiklik... Abdullah Ayan yazdı

ilkokul çocuklarına yönelik 'AR-GE destekli kardeşlik projesi' ve laiklik...

 
 
İlkokul çocuklarını mabede götüren kardeşlik projesi ve laiklik... Abdullah Ayan yazdı

Önce şu dillere pelesenk olmuş laiklik kavramının ne olduğuna bir kere daha bakmakta yarar var.

Yarar var çünkü her alanda gittikçe ayrışan ve karpuz gibi ikiye ayrılmayı hızla sürdüren Türkiye de bu hayli hassas konuda da fikir ayrılığı içinden çıkılmaz hal almakta.

Bir kesime göre laiklik din ile devlet işlerinin birbirinden ayrılması, bir başka kesime bakılırsa dinsizlik.

Oysa iki kavram da kendi cephesinde yeterince taraftar bulsa da laikliği tam olarak anlatmıyor…

Her şeyden önce laiklik mezhepler savaşı ve Katolik kilisesinin baskıları sonucu yüz yıllarca çile çekmiş, birbirini boğazlamış Avrupa merkezli batının kurumsallaştırdığı bir kavram.

Ve Lâiklik bizdeki yaygın algıya karşı, din özgürlüğünü aşırı sınırlamak veya yok saymak isteyen tüm akımların aksine din özgürlüğünün en önemli koruyucusudur.

Neden mi? Ortaçağda kilisenin dayattığı ve insanı belli dine iman etmeye, o dinin emrettiği ibadete zorlanamayacağını belirterek, din özgürlüğünün ana öğesi olmuştur.

Lâiklik din karşısında aklın zaferini aramaz. Bu nedenle Lâiklik aslında dinin de güvencesidir…

Lâiklik kuramının en eski ve temel ilkesi dinler arasında göreceli eşitlik hükmünü getirmektedir. Örnek Türkiye’den getirilecek olursa, devlet Sünniliğe, Aleviliğe, Hıristiyanlığa, Museviliğe vs. eşit uzaklıkta olacaktır.

Dine dayalı ilkelerle yönetilen İmparatorluğun külleri üzerinde doğan Türkiye’nin kendine özgü fazla deneyimi olmasa da, girmeyi hedeflediği AB’ nin köklerini oluşturan batı uygarlığı yeterince rehberlik verebilir.

AB hayatın çoğu alanında Roma İmparatorluğunu örnek almakta ve Roma’da geçerli olan “Ubi bene ibi patria” (vatanım mutlu olduğum veya iyi yaşadığım yerdir) ilkesi aslında bugünlerde tartışıp durduğumuz serbest dolaşım hakkının da nüvesini oluşturmaktadır.

AB üyesi tüm devlet vatandaşları, vatandaşı olmadıkları birlik üyesi bir başka ülkeye yerleşme hakkına sahiptir ve bu kazanım aynı zamanda “devlet dinlere eşit uzaklıktadır” yolundaki lâiklik ilkesinin de anahtarıdır.

AB üyesi ve ahalisinin çoğunluğu Hıristiyan olan devlet, ülkesinde bulunan ve fakat vatandaşı olmayan Müslüman’ın din özgürlüğünü, azınlık hakkı olarak değil çoğunluğun din özgürlüğünü korurken uyguladığı ilkelere ve kurallara bağlı olarak korumaya özen göstermektedir.

Bakmayın siz AB “Hıristiyan kulübüdür” safsatalarına. AB tüm yaşayanların inançlarını özgürce yaşamalarına saygı duymakla kalmaz, bu konuda her türlü tedbiri de alır.

Aslında laiklik kavramını devletin kurumlarına yerleştirme ve devleti din işlerinden uzak tutma gayreti yeni de değildir. AB’ nin en önemli iki aktörü ve bir zamanların kanlı düşmanları Almanya ve Fransa’ nın iki asır önce başlayan değişim ve dönüşümün de temelini oluşturur.

Türkiye Osmanlı küllerinden doğarken, azınlık haklarını da düzenleyen Lozan anlaşmasının özellikle 41. , 42. ve 43. Maddeleri herkesin inancını özgürce yaşamasına ilişkin hayli iddialı hükümler içermekte:

“Azınlıklara mensup Türk vatandaşlarının, önemli oranda bulundukları il ve ilçelerde, söz konusu azınlıklara devlet bütçesi, belediye ya da diğer bütçelerce, eğitim, din ya da hayır için ayrılan tutarlardan, hakkaniyete uygun pay ayrılacaktır.” (madde 41)

“Müslüman olmayan azınlıklara mensup Türk vatandaşları, inançlarına ya da dinsel ayinlerine aykırı herhangi bir davranışta bulunmaya zorlanamayacakları gibi, dini istirahat günlerinde mahkemelerde bulunmadıkları ya da kanunun öngördüğü herhangi bir işlemi yerine getirmemeleri yüzünden haklarını yitirmeyeceklerdir. “ (Madde 43)

Yazılı hükümlere bağlanan ve teorik olarak hayata da yansıması beklenen sistemin pratikte nasıl geliştiğini sanırım anlatmaya gerek yok.

Bırakın hakkaniyete göre bütçelerden pay almalarını, tekleştirme politikaları çerçevesinde önce Ermeni, ardından Rum kiliselerinin akıbetine bir bakın… (Az kişi bilir ama hatırlatayım: 1940’ların Mersin Valilerinden T.S.Gür’ ün en önemli eserim dediği Cumhuriyet meydanındaki Halkevi’ nin duvarları bitpazarına çevrilen Rum Kilisesinin taşlarıyla örülmüştür)

Azınlıkların evrensel anlaşmayla elde ettiği hakları böyle de Aleviler ne durumda?

Türkiye kuruluşundan beri hiçbir zaman çağdaş sayılan laikliğe sahip olamadı. Buna en özgürlükçü diye tanımlanan 1961 anayasası da dâhil. O anayasanın başlangıç maddesi “Türk milliyetçiliğinden hız ve ilham alan lâik ve sosyal bir hukuk devleti” diye başlar. “Türk milliyetçiğinden hız alan lâikliğin” aslında Müslüman, Sünni ve hatta Hanefi mezhebinden hız alan laiklik anlayışına dayandığını yaşayarak görüyoruz yıllardır.

Darbecilerin dayattığı ve hayatımızı karartan 82 anayasasının Türkçesi de bozuk “Atatürk milliyetçiliğine bağlı laiklik” ifadesini ele almaya bile gerek yok. Gerek yok çünkü bugünlerde gündemden düşen AB yolculuğumuzun “milliyetçiliğe bağlı laiklik” ilkesiyle bir yere gitmeyeceğini çocuklar bile anlıyor artık.

Azınlıklar bir yana inanç özgürlüğü ilkesini çok gördüğümüz Alevilerin bugünkü durumuna ne demeli?

AB ile balayının revaçta olduğu günlerde Cemevleri sözü verenlerin 14 yıllık süreçte nasıl ayak sürüdüklerini, hele bugün artık kendi sistemlerini, hatta kendi anayasalarını dayatma eşiğine gelmiş yeni muktedirlerin her seçim arifesinde söz verdikleri ama bir türlü hayata geçirmedikleri vaatlerini anlatmanın boşa gayret olduğunun da farkındayım.

Ama itiraf etmeliyim. Mersin’ de Milli Eğitim ile il Müftülüğünün hayata geçirmeye hazırlandığı ilkokul çocuklarının düzenli bir takvim içinde haftanın belli günlerinde camilere götürme projesini bin yıl düşünsem aklıma bile getiremezdim.

Zaten projeyi (proje deyimi bana ait değil, kurumların resmi yazışmalarında var) oturup kağıda dökenler de epeyi çaba göstermiş. Öyle olmasa Mersin Valiliğinin “olur” verdiği projeye* “Minik yürekler kardeşlik bilincinin farkında” adı verilip Milli Eğitim Müdürlüğünün AR-GE bölümü seferber edilir miydi?

Yanlış duymadınız. Başlığına bakıldığında göz yaşartması kaçınılmaz projeyi hazırlayan Müdürlüğün AR-GE birimi…

AB, Laiklik, tüm inançlara eşit davranma ve özgürlük mü dediniz?

Allah aşkına ağlanacak halimize bari güldürmeyin insanları…

*11.3.2016 tarihinde üst yazıyla Mersin Valiliğine MEB Mersin il müdürü imzasıyla sunulan proje 15.3.2016 tarihinde Valiliğin “acele ve günlüdür” yazısıyla onaylanıp dağıtıma çıkarılıyor.

 Abdullah Ayan

 
4 Nisan 2016 Pazartesi 08:29
 
 
(1 Yorum Yapıldı)Yorumlar
<p>AHmet Arabulucu</p> <p>2016-04-04 10:49:22</p> <p>Aliye Pozcu Ortaokulunda benim oğlum ve sınıf arkadaşları Cemevine de Kilisye de gittiler .. </p>
 
Bu Kategorideki Diğer Haberler
 
KDV sistemi değişiyorToroslarda yüzme kursları başladıToroslar’da, Yapılandırma Başvuruları BaşladıGüneş Doğarken İşçilerle Sabah MesaisindeTarih, doğa, deniz, güneş, müzik ve dans kansere karşı birleştiİçel Soroptimist Kulübü, 'Obezite ile Savaş' semineri düzenledi.Bisiklet durursa hayat dururTarsus Sev’in Robotik Takımı’na İki Ödül BirdenMobbing ve Hukuksal Boyutu Ele AlındıGüzel Konuşma ve Diksiyon
MTSO’ya teşekkür belgesiMenderes Gönüllü Evi, Mezitli'nin Filizleri ailesine katıldı
 
 
Yazarlar
Yazarlar RSS Beslemesi
 
 
Get our toolbar!
 
Gazete Manşetleri
 
 
Namaz Vakitleri
 
  • İmsak03:40
  • Güneş05:35
  • Öğlen12:58
  • İkindi16:48
  • Akşam20:03
  • Yatsı21:41
 
Anket
.
 
İddaa
 
Lig Puan Durumu
 
Takımlar
O
G
B
M
P
1
Akhisar Bld.
0
0
0
0
0
2
Antalyaspor
0
0
0
0
0
3
Konyaspor
0
0
0
0
0
4
Alanyaspor
0
0
0
0
0
5
Beşiktaş
0
0
0
0
0
6
Bursaspor
0
0
0
0
0
7
Evkur Yeni Malatyaspor
0
0
0
0
0
8
Fenerbahçe
0
0
0
0
0
9
Galatasaray
0
0
0
0
0
10
Gençlerbirliği
0
0
0
0
0
11
Göztepe
0
0
0
0
0
12
K.D.Ç. Karabük
0
0
0
0
0
13
Kasımpaşa
0
0
0
0
0
14
Kayserispor
0
0
0
0
0
15
Başakşehir
0
0
0
0
0
16
Osmanlıspor FK
0
0
0
0
0
17
Sivasspor
0
0
0
0
0
18
Trabzonspor
0
0
0
0
0
 
Şampiyonlar Ligi
 
UEFA Avrupa Ligi
 
Alt Lig
 
 
Tarihte Bugün
1795 - Galata Kulesi'nin ahşap kubbesi yandı.
1814 - George Stephenson'ın yaptığı lokomotif çalıştı.
1909 - Louis Blériot'nun uçağı ile ilk kez Manş denizi aştı.
1920 - Yunanistan, Edirne başta olmak üzere bütün Doğu Trakya'yı işgal etti.
1931 - Cumhuriyet döneminin ilk basın yasası olan Matbuat Kanunu kabul edildi.
1933 - Lev Troçki sığınmacı olarak Fransa'ya gitti.
1934 - Avusturya başbakanı Engelbert Dollfuss ülkesindeki Naziler tarafından Viyana'da öldürüldü.
1936 - Adolf Hitler İtalya'nın Habeşistan'ı ilhakını tanıdı.
1943 - Benito Mussolini'nin iktidardan düşürülmesiyle faşizm İtalya'da yasadışı ilan edildi.
1950 - Bakanlar Kurulu Kore'ye 4500 kişilik bir askeri birlik göndermeye karar verdi.
1951 - Atatürk Kanunu Meclis'te kabul edildi. Amaç, Atatürk devrimlerini korumak, Atatürk heykel ve anıtlarına saldırıların önüne geçmek.
1951 - Türk şair Nazım Hikmet'in Bakanlar Kurulu tarafından Türk vatandaşlığından çıkarılmasına karar verildi
1957 - Bursa'da askeri uçak düştü: 15 ölü, 19 yaralı.
1958 - Sovyetler Birliği Türkiye'ye nota verdi: "Türkiye'nin Irak'a girmesi kötü sonuçlar doğurur."
1959 - Türkiye Kerkük Türkmenleri için Irak'tan teminat istedi.
1967 - Anayasa Mahkemesi sosyalizmin Anayasa'ya aykırı olmadığına karar verdi.
1968 - İstanbul'da polis öğrencilere müdahale etti; 30 öğrenci ve 20 polis yaralı.
1973 - Türkiye Barolar Birliği Genel Başkanı Profesör Faruk Erem Üniversite özerkliğinin gasp edildiği gerekçesiyle öğretim üyeliğinden istifa etti.
1975 - Türkiye İncirlik dışındaki bütün Amerikan üslerine el koydu.
1978 - Dünyanın ilk tüp bebeği Louise Brown doğdu.
1981 - DİSK İlerici Deri-İş Sendikası Genel Başkanı Kenan Budak İstanbul Yedikule'de polisler tarafından vurularak öldürüldü.
1984 - Salyut 7 kozmonotu Svetlana Savitskaya, uzayda yürüyen ilk kadın ünvanını aldı.
1992 - Kürdistan Demokrat Partisi lideri Mesut Barzani ve Kürdistan Yurtseverler Birliği lideri Celal Talabani'ye diplomatik Türk pasaportu verildiği açıklandı.
1992 - Türkiye'de Atatürk Barajı'nın iki ünitesi açıldı.
1994 - Ürdün Kralı Hüseyin ile İsrail Başbakanı İzak Rabin savaş durumunu sona erdiren deklarasyonu imzaladılar.
2000 - Concorde uçağı Paris'ten kalkıştan kısa bir süre sonra düştü; 100 yolcu ve 9 mürettebattan kurtulan olmadı.
2009 - Kürdistan (Irak)ta Parlemento ve bölge başkanlık seçimleri yapıldı.
 
 
Arşiv
 
Bumerang - Yazarkafe
 
Süper Loto
20.07.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu020327515354
 
On Numara
24.07.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu07080911121314171924293133364447515356667278
 
Sayısal Loto
22.07.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu011314192930
 
Şans Topu
19.07.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu082224283006
 
 
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji