Hazar, 'Dünyadaki başarılarımızın mimarları çalışanlarımızdır'

Ana Sayfa » Güncel » İlyas Halil ve 'Baharı yitirdiğim bahçe'... Abdullah Ayan yazdı

İlyas Halil ve 'Baharı yitirdiğim bahçe'... Abdullah Ayan yazdı

İlyas Halil'in rüya şehri Mersin ve "Baharı yitirdiğim Bahçe" kitabı üzerine...

 
 
İlyas Halil ve 'Baharı yitirdiğim bahçe'... Abdullah Ayan yazdı

Geç tanıdım kendisini ama dolu dolu tanıdım.

Yazışıyoruz yıllardır ve ben eski Mersin’i onun şiir tadındaki hikâyeleriyle daha bir sevdim, sevmekten de öte, âşık oldum.

Dünyanın en büyük martılarının yaşadığı kent diye tanımladığı Mersin’ i dünya üzerinde onun kadar içten, dinleyeni ağlatacak kadar dokunaklı kim anlatabilir ki?

Bana İlyas Halil’ i soranlara onun Mersin kokan dizelerini okuyorum sonrası nemli gözlerin suskunluğu…

Mersin’ i anlat diyenlere de onun duygu dolu çocukluğunun masal şehrini anlatıyorum ve gerisi yine kaçamak yağmur bulutları…

Dünyada Halil’ den başka kim bu kenti böylesine duygu sağanağı eşliğinde anlatabilir ki?

““Mersin neresi?” dedi. Cevap vermedim. Daha doğrusu verdiğim karşılık değildi. “Ne bileyim Mersin nerede? Bilsem yitirir miydim Mersin’ i” dedim herhalde.

Mersin kent değildi ki, bir ruh haletiye idi. Mersin aşk yeri, aşkın ilk doğduğu yerdi herhalde. Her nasılsa âşık olunacak tüm kızlar orada toplanmıştı. Mersin Nirvana yeri… Mersin elli yıl önce sevdiğim kadın, şiir kitabımın sarı sayfaları arasında hala on dokuz yaşında…

Mersin taştan, yoldan, sokaktan olsaydı, çamurdan sivrisinekten olsaydı “Deniz çekildi, ay sahilde su birikintisi” der miydim hiç?”

Eski bir yazımda aziz dostumu anlatırken şöyle demiştim:

“İlyas Halil’ in Mersini; akşamları hüzzam, sabah şafağında sabâ makamında bestelenmeyi hasretle bekleyen mısralar tadındadır aslında”

İşte o hasreti hafifletecek son güfteyi, “Baharı yitiren bahçe”* adını verdiği son kitabını yollamış bana. “Mutluluğun resmini” yapmaktan beter bir işe koyulmuş ve kokularla eski Mersin’ e ağıtlar yaktığı öyküler çıkmış ortaya. Öykü dediğime bakmayın, tıpkı bugüne kadar okuduğum yüzlercesi gibi aslında şiir tadında.

“… Babama göre zor bir yıldı 1941. Topaldı.

(…) Oysa sokağımızda güzel bir haziran vardı. Ben on bir yaşında bir afacan. Aklım dut ağaçlarında, karadut benekli dallarda…

(…) 1942 ve 1943 kışı zor geçmişti. İnsafsız soğuklar kasabayı vurmuştu. Sular donmuş, bahçelerde portakal ağaçları kavrulmuş, çarşıda 20 portakal 5 kuruşa gidiyordu.

Fakir fukara aç biilaç. Şeker bayramında ağızlarda acı biber. Sabah güneşi kara. Akşam karanlığı yine karaya dönüyordu sabaha.

(…) 1945, aylardan Eylül. Savaş bitmişti. Bundan böyle cephede asker, şehirde insan ölmeyecek, dediler. Boyacı Ramazan “Acaba ben de ölmeden ucuz ekmek bulacak mıyım?” diyordu.

Aç olmayanlar gülümsüyordu bu söze:

“Taze ekmeği sen, Hâl’ in ağzındaki Dinç’ lerin fırınında koklarsın ancak” dediler.

Ramazan 5 yıldır ilk defa güldü. “Boya sandığım Soğuksu caddesinin girişindeki fırının önünde. Taze ekmeğin kokusunu kimse benden iyi bilmez” “Ama tadına gelince, o konu başka. Onu Vali beye sorun. Benim haddime mi, sıcak ekmeğin tadını bilmek anlatmak… Bildiğimi söylesem ‘ulan çingene, ekmeği alacak parayı nereden çaldın?’ diye yakama yapışırlar.”

Ve 1950’ leri eski öykülerinden tanıdığımız Boyacı Ramazan’ ın bu kez oğlunu konuşturur Halil:

“Menderes demokrasisi o yıllar ağzımızda horoz şekeri. Mersin halkı hepten çocuk. Şekeri dişimizle kırar, sevinirdik, yalar mutlu olurduk.

(…) Bahçeciler sebze halinin ortasında Arapça kavga etti. Dönüp bakan olmadı. Madam Mari Giritli kasap Hüseyin’e “bana iki taşak sarar mısın?” dedi.

Oradakiler kızmadığı gibi aldırmadı da.

Hüseyin “buyur madam” diyerek iki koç yumurtasını sarıp uzattı.

Fransızca bilenler çarşıda pazarda yüksek sesle dedikodu yapıyordu. Gavuru, Arap’ ı, Giritlisi güzel Mersin çocuklarıydı artık. Dillere ve dinlere demokrasi gelmişti. Mersin giderek varlıklı bir kasaba olma yoluna girmişti.”

Ve aşkını kara kalem Mersin dekoruyla dillendirdiği satırlar:

“Mevsim bahar, günlerden pazardı. Mari salına salına kiliseye gidiyordu. Burnuma halka takmış gibi, beni peşinden sürüklüyor.

Ay nisandı, eminim/püfür püfür iyot esiyor.

Sen bir sanıyorsun/oysa bin çiçek kokusu geliyordu denizden.

Kilisenin kubbesinde/güvercinlerde keman

Kapıda yedi tavşan.”

An gelir tuvale resmeder Mersin’ i:

“(…) Fındıkpınarı Beşgöz’ den denize hep bahar. Her mahallede başka bir ay. Kuzeyde Mart limon çiçekleri ve kokular. Ovada Nisan. Papatya sarı bir güneş. Güneyde Kıbrıs’ tan gelen menekşe Haziran dalgaları. Kıyı yasemin kolye, Anamur’ a kadar…”

(…) Güneş âşık. Toprak maşuk. Kadın çırılçıplak uzanacak çiçeklerin arasına. Arılar çiçekte bal.”

Ve yine savaş acıları içinde çocukça sevinçlerin bahar tomurcukları gibi patladığı yıllar:

“(…) Nedim amcanın bisikletçi dükkânı büyük konağın arkasında, karanlık toprak zemin ve yağdan kara bir arsa üzerinde idi. Karşısında İdmanyurdu futbol sahası.

(…) O yıl Mersin savaştan habersiz bir çocuk cenneti idi. Her ev, her okul, tıka basa çocuk. Sokaklarda, parklarda gürültünün çoğu onların şarkısından.

Martta yaprak altında ak çiçek çocuk. Nisanda yeşil tomurca velet. Haziranda ham ekşi elma dalda. Eylülde kızıl yanaklı elma, dal arasında. Yine aynı yumurcak.

Bütün bir kasaba hep çocuktuk.

Arı kovanı idi o yıllar. Ekmek karne ile, ama aç değildik. Şeker karaborsada. Yine de mutlu idik. Pekmez vardı”

Gelecekte geçmişin Mersin’ ini solumak isteyenlere rehberlik edecek yol gösterecek dizeler:

“(…) Mersin, doğuda tren istasyonundan başlar, Müftü köprüsünde sona ererdi. İstasyonun doğusu gelincik, papatya ovası. Batıda Müftü köprüsünden güneşin battığı yere kadar bahçelik.

… İnek inekle, keçiler birbiriyle bildikleri sesle anlaşır, bahçeciler susardı, çünkü Arapça konuşmak yasaktı.

... Kasabanın kuzeye bakan bahçe Mahallesinde yer, gök ve dağ hep deniz yeşili…

…Akdeniz’ in en güzel yeşili mavisi. Bahçe mahallesinde, bahçelerde idi. Çoğu portakal, limon ekili. Yeşil ağaçlar hep portakal lekeli. Dağların zirvesi sisli. Mavi dumanlı. Baharda rüzgar limon kokardı.

…

…Yazın temmuzunda, ağustosunda batıda, Silifke’ de güneş kızıl bir tünelde batar. Sonra tünelin kapısını kapatacak karanlık mavi olurdu.”

İlyas Halil anlatıp ta Ak Kahve’ yi yazmamak, Mersin’ i yad ellerde yetim bırakmaktı. İyisi mi bugünlerde taşlaşmış yüreğimizle “taş bina” adını reva gördüğümüz o sanat mabedini, Halil’in gözüyle görmek:

“(…) Akkahvedeyiz. Mavi, iki karış ötemizde. İçi, altı su. Akdeniz bu. Yanıbaşımızda.

… Mersin’ in mor akşam yaz aydınlığı. Adsız beş kişiyiz biz, ıraktan yabandan… Beş ayrı dil.

… Hafta yedi, ebemkuşağı renkli günlerimiz. Pazartesi güneş Zeytinlibahçe mahallesinden zeytin yeşili. Göğü kaplardı. Salı sarı. Cumaya mor olur kara. Solar. Nuri’ nin fırçasında bilinçaltı öcü böcü renkleri. Bizdik, insandı Nuri’ nin tuvalinde renkler. Abaç, dışı başka insan. İçinde hâlâ mağara. İnsanı anlatırdı resimleri. Yoğurt pazarında. Gümrük meydanında.*

Çarşamba güneşi batıda. Mersin sarhoş. Doğduğu renkte al battı batıda. Şarap kızıldı. Üstü başı ve urbası sırtında uyuyakalmış ayyaştı.

(…) Cuma menekşeye özenen gün. Akdeniz’ in uzak moru. Kıyıda su. Palyaçonun renk renk yamalı ceketi sırtında. Resim Mersin, fırça Abaç’ ın.”

İtiraf etmeliyim; her cümlesi vurgun yemiş misali insanı çarpan İlyas Halil’ i anlatmaya çalışmak beyhude çaba ve ben bunun farkındayım.

İyisi mi, Nuri Abaç’ ın tuvalinden çıkma resmin süslediği kapağından, son noktasına kadar Mersin kokan, yer yer masal tadında olsa da, belgesele kaynaklık edecek değerde öykülerden oluşan “Baharı Yitirdiğim Bahçe” kitabını edinin ve sindirerek dolaşın eski zamanların rüya kentinde.

*İlyas Halil, Baharı Yitirdiğim Bahçe, Ürün yayınları Ocak 2015

Abdullah Ayan

 
 
12 Mart 2015 Perşembe 10:11
 
 
(0 Yorum Yapıldı)Yorumlar
<p>Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.</p>
 
Bu Kategorideki Diğer Haberler
 
Tarih, doğa, deniz, güneş, müzik ve dans kansere karşı birleştiİçel Soroptimist Kulübü, 'Obezite ile Savaş' semineri düzenledi.Bisiklet durursa hayat dururTarsus Sev’in Robotik Takımı’na İki Ödül BirdenMobbing ve Hukuksal Boyutu Ele AlındıGüzel Konuşma ve Diksiyon
MTSO’ya teşekkür belgesiMenderes Gönüllü Evi, Mezitli'nin Filizleri ailesine katıldıMiniklerden Büyük Nağmeler Mezitli’de 26. Jakaranda koruluğu açıldı Çalgı Çengi’nin Ünlü Oyuncuları Forum Mersin’de Hayranlarıyla Buluşuyor Çocukların isteğiyle Mezitli'ye kar yağdı
 
 
Yazarlar
Yazarlar RSS Beslemesi
 
 
 
Get our toolbar!
 
Gazete Manşetleri
 
 
Namaz Vakitleri
 
  • İmsak05:33
  • Güneş07:08
  • Öğlen13:05
  • İkindi16:16
  • Akşam18:41
  • Yatsı20:05
 
Bumerang - Yazarkafe
 
Anket
.
 
İddaa
 
Lig Puan Durumu
 
Takımlar
O
G
B
M
P
1
Beşiktaş
21
14
5
2
47
2
Başakşehir
22
13
7
2
46
3
Galatasaray
21
12
4
5
40
4
Fenerbahçe
22
10
8
4
38
5
Antalyaspor
22
10
5
7
35
6
Trabzonspor
22
9
5
8
32
7
Osmanlıspor FK
22
7
9
6
30
8
K.D.Ç. Karabük
22
9
3
10
30
9
Konyaspor
22
7
8
7
29
10
Bursaspor
22
8
4
10
28
11
Kasımpaşa
22
8
4
10
28
12
Akhisar Bld.
22
7
6
9
27
13
Gençlerbirliği
21
6
8
7
26
14
Kayserispor
22
7
4
11
25
15
Alanyaspor
22
7
4
11
25
16
Ç. Rizespor
22
5
5
12
20
17
Adanaspor
22
4
5
13
17
18
Gaziantepspor
21
4
4
13
16
 
Şampiyonlar Ligi
 
UEFA Avrupa Ligi
 
Alt Lig
 
 
Tarihte Bugün
1594 - IV. Henry, Fransa kralı oldu.
1844 - Dominik Cumhuriyeti, Haiti'den bağımsızlığını ilan etti.
1863 - Türkiye'de bilinen ilk resim sergisi İstanbul Atmeydanı'nda açıldı. Serginin açılmasına Sultan Abdülaziz destek verdi.
1879 - Yapay tatlandırıcı sakarin keşfedildi.
1880 - Haydarpaşa-İzmit demiryolu işçileri greve çıktı.
1917 - Rus Çarlığı çöktü.
1918 - Çaykara'nın kurtuluşu.
1921 - Şavşat'ın kurtuluşu.
1932 - Halkevleri kuruldu.
1933 - Reichstag yangını
1937 - Özel teşebbüsçe inşa edilen ilk Türk gemisi Belkıs, Haliç'te törenle denize indirildi.
1942 - II. Dünya Savaşı: Amerika Birleşik Devletleri'nin ilk uçak gemisi USS Langley, Japon savaş uçakları tarafından batırıldı.
1943 - Amerika Birleşik Devletleri'nin Montana eyaletinde bir maden ocağında patlama meydana geldi: 74 işçi öldü.
1948 - Çekoslovakya'da komünist parti yönetimi ele aldı.
1955 - Türk boksör Garbis Zaharyan, Yunanlı rakibi Emanuel Zambidis'i sayıyla yendi.
1963 - Dominik Cumhuriyeti'nde ilk demokratik seçimler yapıldı: başkan Juan Bosch oldu. Rafael Trujillo'nun diktatörlüğü sona erdi.
1964 - Coca-Cola'nın dünya üzerindeki 1109'uncu fabrikası İstanbul'da açıldı. Tamamıyla yerli yatırımla kurulan şirketin sermayesi 14 milyon liraydı.
1971 - TRT bir açıklama yaparak, parasızlık nedeniyle radyo yayınlarını 18,5 saatten 8 saate indirmek zorunda kalacağını bildirdi.
1973 - MHP senatörü Kudret Bayhan 15 yıl hapse mahkûm oldu. Bayhan Fransa'ya uyuşturucu madde sokmaktan yargılanıyordu.
1975 - Tüm Öğretmenler Birleşme ve Dayanışma Derneği (Töb-Der) ve çeşitli devrimci kuruluşlar tarafından " Hayat Pahalılığı ve Faşizmi Protesto " mitingleri düzenlendi. Malatya, Tokat, Kahramanmaraş, Erzincan ve Adıyaman'da ki mitingler saldırıya uğradı.
1976 - Hayali mobilya ihracatı ve vergi iadesi yolsuzluğundan sanık Yahya Demirel için tutuklama kararı verildi. Gelişen olaylar üzerine Ecevit "Demirel'in siyasi hayatta kalma hakkı yoktur " dedi.
1978 - Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Kenan Evren Genelkurmay Başkanlığına atandı.
1985 - Bazı Ege illerindeki okulların "Devrim" olan adları değiştirildi.
1988 - Türkiye'de ilk yapay kalp ameliyatı, Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi İbni Sina Hastanesi'nde yapıldı. Hasta, gerçek kalp bulunamaması yüzünden bir süre sonra öldü.
1993 - İnsan Hakları Derneği Elazığ şubesi başkanı Avukat Metin Can ve Dr. Hasan Kaya öldürülmüş olarak bulundu.
1995 - Kuzey Irak'ın Zaho kentinde bir ticaret merkezinde bomba patladı; 76 kişi öldü, 83 kişi yaralandı.
1995 - Mercedes kaçakçılığından hükümlüyken yeniden yargılanan milli futbolcu Tanju Çolak "suçu ihbar ettiği" gerekçesiyle mahkeme tarafından serbest bırakıldı.
1999 - Olusegun Obasanjo, Nijerya'nın seçimle işbaşına gelen ilk başkanı oldu.
2001 - Başbakan Bülent Ecevit, Dünya Bankası Başkan Yardımcısı Kemal Derviş'i istişarelerde bulunmak üzere Türkiye'ye çağırdı.
2002 - Hindistan'da Müslümanların Hindu milliyetçileri taşıyan bir treni ateşe vermesi sonucu 60 kişi öldü.
2004 - Filipinler'de bir feribotta patlama meydana geldi: 116 kişi öldü.
2010 - Şili de 8.8 büyüklüğünde deprem oldu.
 
Arşiv
 
Süper Loto
23.02.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu051920293640
 
On Numara
20.02.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu04091215171926282932333540424546525559656976
 
Sayısal Loto
25.02.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu132025283048
 
Şans Topu
22.02.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu162027283105
 
 
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji