Özdemir,'İhracat Yarışında Mersin 20 Yıldır Geriliyor'

Ana Sayfa » Güncel » İlyas Halil ve 'Baharı yitirdiğim bahçe'... Abdullah Ayan yazdı

İlyas Halil ve 'Baharı yitirdiğim bahçe'... Abdullah Ayan yazdı

İlyas Halil'in rüya şehri Mersin ve "Baharı yitirdiğim Bahçe" kitabı üzerine...

 
 
İlyas Halil ve 'Baharı yitirdiğim bahçe'... Abdullah Ayan yazdı

Geç tanıdım kendisini ama dolu dolu tanıdım.

Yazışıyoruz yıllardır ve ben eski Mersin’i onun şiir tadındaki hikâyeleriyle daha bir sevdim, sevmekten de öte, âşık oldum.

Dünyanın en büyük martılarının yaşadığı kent diye tanımladığı Mersin’ i dünya üzerinde onun kadar içten, dinleyeni ağlatacak kadar dokunaklı kim anlatabilir ki?

Bana İlyas Halil’ i soranlara onun Mersin kokan dizelerini okuyorum sonrası nemli gözlerin suskunluğu…

Mersin’ i anlat diyenlere de onun duygu dolu çocukluğunun masal şehrini anlatıyorum ve gerisi yine kaçamak yağmur bulutları…

Dünyada Halil’ den başka kim bu kenti böylesine duygu sağanağı eşliğinde anlatabilir ki?

““Mersin neresi?” dedi. Cevap vermedim. Daha doğrusu verdiğim karşılık değildi. “Ne bileyim Mersin nerede? Bilsem yitirir miydim Mersin’ i” dedim herhalde.

Mersin kent değildi ki, bir ruh haletiye idi. Mersin aşk yeri, aşkın ilk doğduğu yerdi herhalde. Her nasılsa âşık olunacak tüm kızlar orada toplanmıştı. Mersin Nirvana yeri… Mersin elli yıl önce sevdiğim kadın, şiir kitabımın sarı sayfaları arasında hala on dokuz yaşında…

Mersin taştan, yoldan, sokaktan olsaydı, çamurdan sivrisinekten olsaydı “Deniz çekildi, ay sahilde su birikintisi” der miydim hiç?”

Eski bir yazımda aziz dostumu anlatırken şöyle demiştim:

“İlyas Halil’ in Mersini; akşamları hüzzam, sabah şafağında sabâ makamında bestelenmeyi hasretle bekleyen mısralar tadındadır aslında”

İşte o hasreti hafifletecek son güfteyi, “Baharı yitiren bahçe”* adını verdiği son kitabını yollamış bana. “Mutluluğun resmini” yapmaktan beter bir işe koyulmuş ve kokularla eski Mersin’ e ağıtlar yaktığı öyküler çıkmış ortaya. Öykü dediğime bakmayın, tıpkı bugüne kadar okuduğum yüzlercesi gibi aslında şiir tadında.

“… Babama göre zor bir yıldı 1941. Topaldı.

(…) Oysa sokağımızda güzel bir haziran vardı. Ben on bir yaşında bir afacan. Aklım dut ağaçlarında, karadut benekli dallarda…

(…) 1942 ve 1943 kışı zor geçmişti. İnsafsız soğuklar kasabayı vurmuştu. Sular donmuş, bahçelerde portakal ağaçları kavrulmuş, çarşıda 20 portakal 5 kuruşa gidiyordu.

Fakir fukara aç biilaç. Şeker bayramında ağızlarda acı biber. Sabah güneşi kara. Akşam karanlığı yine karaya dönüyordu sabaha.

(…) 1945, aylardan Eylül. Savaş bitmişti. Bundan böyle cephede asker, şehirde insan ölmeyecek, dediler. Boyacı Ramazan “Acaba ben de ölmeden ucuz ekmek bulacak mıyım?” diyordu.

Aç olmayanlar gülümsüyordu bu söze:

“Taze ekmeği sen, Hâl’ in ağzındaki Dinç’ lerin fırınında koklarsın ancak” dediler.

Ramazan 5 yıldır ilk defa güldü. “Boya sandığım Soğuksu caddesinin girişindeki fırının önünde. Taze ekmeğin kokusunu kimse benden iyi bilmez” “Ama tadına gelince, o konu başka. Onu Vali beye sorun. Benim haddime mi, sıcak ekmeğin tadını bilmek anlatmak… Bildiğimi söylesem ‘ulan çingene, ekmeği alacak parayı nereden çaldın?’ diye yakama yapışırlar.”

Ve 1950’ leri eski öykülerinden tanıdığımız Boyacı Ramazan’ ın bu kez oğlunu konuşturur Halil:

“Menderes demokrasisi o yıllar ağzımızda horoz şekeri. Mersin halkı hepten çocuk. Şekeri dişimizle kırar, sevinirdik, yalar mutlu olurduk.

(…) Bahçeciler sebze halinin ortasında Arapça kavga etti. Dönüp bakan olmadı. Madam Mari Giritli kasap Hüseyin’e “bana iki taşak sarar mısın?” dedi.

Oradakiler kızmadığı gibi aldırmadı da.

Hüseyin “buyur madam” diyerek iki koç yumurtasını sarıp uzattı.

Fransızca bilenler çarşıda pazarda yüksek sesle dedikodu yapıyordu. Gavuru, Arap’ ı, Giritlisi güzel Mersin çocuklarıydı artık. Dillere ve dinlere demokrasi gelmişti. Mersin giderek varlıklı bir kasaba olma yoluna girmişti.”

Ve aşkını kara kalem Mersin dekoruyla dillendirdiği satırlar:

“Mevsim bahar, günlerden pazardı. Mari salına salına kiliseye gidiyordu. Burnuma halka takmış gibi, beni peşinden sürüklüyor.

Ay nisandı, eminim/püfür püfür iyot esiyor.

Sen bir sanıyorsun/oysa bin çiçek kokusu geliyordu denizden.

Kilisenin kubbesinde/güvercinlerde keman

Kapıda yedi tavşan.”

An gelir tuvale resmeder Mersin’ i:

“(…) Fındıkpınarı Beşgöz’ den denize hep bahar. Her mahallede başka bir ay. Kuzeyde Mart limon çiçekleri ve kokular. Ovada Nisan. Papatya sarı bir güneş. Güneyde Kıbrıs’ tan gelen menekşe Haziran dalgaları. Kıyı yasemin kolye, Anamur’ a kadar…”

(…) Güneş âşık. Toprak maşuk. Kadın çırılçıplak uzanacak çiçeklerin arasına. Arılar çiçekte bal.”

Ve yine savaş acıları içinde çocukça sevinçlerin bahar tomurcukları gibi patladığı yıllar:

“(…) Nedim amcanın bisikletçi dükkânı büyük konağın arkasında, karanlık toprak zemin ve yağdan kara bir arsa üzerinde idi. Karşısında İdmanyurdu futbol sahası.

(…) O yıl Mersin savaştan habersiz bir çocuk cenneti idi. Her ev, her okul, tıka basa çocuk. Sokaklarda, parklarda gürültünün çoğu onların şarkısından.

Martta yaprak altında ak çiçek çocuk. Nisanda yeşil tomurca velet. Haziranda ham ekşi elma dalda. Eylülde kızıl yanaklı elma, dal arasında. Yine aynı yumurcak.

Bütün bir kasaba hep çocuktuk.

Arı kovanı idi o yıllar. Ekmek karne ile, ama aç değildik. Şeker karaborsada. Yine de mutlu idik. Pekmez vardı”

Gelecekte geçmişin Mersin’ ini solumak isteyenlere rehberlik edecek yol gösterecek dizeler:

“(…) Mersin, doğuda tren istasyonundan başlar, Müftü köprüsünde sona ererdi. İstasyonun doğusu gelincik, papatya ovası. Batıda Müftü köprüsünden güneşin battığı yere kadar bahçelik.

… İnek inekle, keçiler birbiriyle bildikleri sesle anlaşır, bahçeciler susardı, çünkü Arapça konuşmak yasaktı.

... Kasabanın kuzeye bakan bahçe Mahallesinde yer, gök ve dağ hep deniz yeşili…

…Akdeniz’ in en güzel yeşili mavisi. Bahçe mahallesinde, bahçelerde idi. Çoğu portakal, limon ekili. Yeşil ağaçlar hep portakal lekeli. Dağların zirvesi sisli. Mavi dumanlı. Baharda rüzgar limon kokardı.

…

…Yazın temmuzunda, ağustosunda batıda, Silifke’ de güneş kızıl bir tünelde batar. Sonra tünelin kapısını kapatacak karanlık mavi olurdu.”

İlyas Halil anlatıp ta Ak Kahve’ yi yazmamak, Mersin’ i yad ellerde yetim bırakmaktı. İyisi mi bugünlerde taşlaşmış yüreğimizle “taş bina” adını reva gördüğümüz o sanat mabedini, Halil’in gözüyle görmek:

“(…) Akkahvedeyiz. Mavi, iki karış ötemizde. İçi, altı su. Akdeniz bu. Yanıbaşımızda.

… Mersin’ in mor akşam yaz aydınlığı. Adsız beş kişiyiz biz, ıraktan yabandan… Beş ayrı dil.

… Hafta yedi, ebemkuşağı renkli günlerimiz. Pazartesi güneş Zeytinlibahçe mahallesinden zeytin yeşili. Göğü kaplardı. Salı sarı. Cumaya mor olur kara. Solar. Nuri’ nin fırçasında bilinçaltı öcü böcü renkleri. Bizdik, insandı Nuri’ nin tuvalinde renkler. Abaç, dışı başka insan. İçinde hâlâ mağara. İnsanı anlatırdı resimleri. Yoğurt pazarında. Gümrük meydanında.*

Çarşamba güneşi batıda. Mersin sarhoş. Doğduğu renkte al battı batıda. Şarap kızıldı. Üstü başı ve urbası sırtında uyuyakalmış ayyaştı.

(…) Cuma menekşeye özenen gün. Akdeniz’ in uzak moru. Kıyıda su. Palyaçonun renk renk yamalı ceketi sırtında. Resim Mersin, fırça Abaç’ ın.”

İtiraf etmeliyim; her cümlesi vurgun yemiş misali insanı çarpan İlyas Halil’ i anlatmaya çalışmak beyhude çaba ve ben bunun farkındayım.

İyisi mi, Nuri Abaç’ ın tuvalinden çıkma resmin süslediği kapağından, son noktasına kadar Mersin kokan, yer yer masal tadında olsa da, belgesele kaynaklık edecek değerde öykülerden oluşan “Baharı Yitirdiğim Bahçe” kitabını edinin ve sindirerek dolaşın eski zamanların rüya kentinde.

*İlyas Halil, Baharı Yitirdiğim Bahçe, Ürün yayınları Ocak 2015

Abdullah Ayan

 
 
12 Mart 2015 Perşembe 10:11
 
 
(0 Yorum Yapıldı)Yorumlar
<p>Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.</p>
 
Bu Kategorideki Diğer Haberler
 
Son 24 Saat
Haberler RSS Beslemesi
 
Facebook messenger'de sohbet odaları başlıyorBu bilgisayar saniyede 93 trilyon işlem yapıyorGalaxy S7 dört farklı versiyonla geliyorLamborghini mi, Ferrari mi?Facebook'un karı %52 artışla 5,84 milyar dolarDengede durarak felç olma riskinizi ölçünSamsung Galaxy S6 ve Galaxy S6 Edge'yi tanıttıDünyanın en çok turist alan şehirleriAvşar Kızı, Ilıcalı'ya Fark AttıTelefonlarda 'keşke yazmasaydım' mesajları geri alınabiliyor2014 en sıcak yıl olduMicrosoft’tan Windows 10.. İlk yıl ücretsiz
 
Yazarlar
Yazarlar RSS Beslemesi
 
Bumerang - Yazarkafe
 
 
Get our toolbar!
 
Gazete Manşetleri
 
 
Namaz Vakitleri
 
  • İmsak05:55
  • Güneş07:37
  • Öğlen12:45
  • İkindi15:18
  • Akşam17:33
  • Yatsı19:03
 
Anket
.
 
Lig Puan Durumu
 
Takımlar
O
G
B
M
P
1
Başakşehir
13
9
4
0
31
2
Beşiktaş
13
8
5
0
29
3
Galatasaray
13
8
2
3
26
4
Fenerbahçe
13
7
4
2
25
5
Bursaspor
13
7
3
3
24
6
Konyaspor
13
5
5
3
20
7
Osmanlıspor FK
13
4
7
2
19
8
Gençlerbirliği
13
4
6
3
18
9
Trabzonspor
14
5
3
6
18
10
K.D.Ç. Karabük
13
5
2
6
17
11
Akhisar Bld.
13
4
4
5
16
12
Antalyaspor
13
4
4
5
16
13
Alanyaspor
13
4
2
7
14
14
Kasımpaşa
13
3
3
7
12
15
Gaziantepspor
13
3
2
8
11
16
Ç. Rizespor
13
2
4
7
10
17
Kayserispor
13
2
3
8
9
18
Adanaspor
14
1
3
10
6
 
Şampiyonlar Ligi
 
UEFA Avrupa Ligi
 
Alt Lig
 
Tarihte Bugün
1774 - Kazak isyanı önderi Pugaçev idam edildi.
1817 - Mississippi, A.B.D. nin 20. eyaleti olarak birliğe katıldı.
1863 - Londra metrosu açıldı.
1898 - İspanyol-Amerikan savaşı sonrası Küba İspanya'dan bağımsızlığını kazandı.
1901 - İlk Nobel ödülleri verildi.
1902 - Mısır'da Nil nehri üzerinde inşa edilen Aswan Barajı hizmete girdi.
1906 - Theodore Roosevelt, Rus-Japon Savaşının sona ermesinde oynadığı arabuluculuk rolünden dolayı, Nobel Barış Ödülü'nü alan ilk Amerikalı oldu.
1923 - İrlandalı şair William Butler Yeats Nobel Edebiyat Ödülü'nü aldı.
1927 - Fransız filozof Henri Bergson Nobel Edebiyat Ödülü'nü aldı.
1929 - Alman yazar Thomas Mann Nobel Edebiyat Ödülü'nü aldı.
1941 - Malaya açıklarında Prince of Wales ve Repulse olmak üzere Kraliyet Donanmasına ait iki zırhlı Japon İmparatorluk Deniz Kuvvetleri'ne bağlı torpido bombardıman uçakları tarafından batırıldı.
1948 - Birleşmiş Milletler Meclisi, İnsan Hakları Bildirgesini kabul etti. Türkiye İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi'ne kabul oyu verdi.
1956 - Macaristan'da çatışmalar başladı, sıkıyönetim ilan edildi.
1964 - Martin Luther King Nobel barış Ödülü'nü aldı.
1970 - Rus yazar Aleksandr Soljenitsin Nobel Edebiyat Ödülü'nü aldı.
1971 - Aralarında Türkiye İşçi Partisi Genel Sekreteri Tarık Ziya Ekinci'nin de bulunduğu 26 sanıklı Devrimci Doğu Kültür Ocakları davasına Diyarbakır'da başlandı.
1975 - Rus bilim insanı Andrey Saharov Nobel Barış Ödülü'nü aldı.
1977 - Uluslararası Af Örgütü Nobel Barış Ödülü'nü aldı.
1977 - İstanbul Toptaşı Cezaevi'nden 9 siyasi tutuklu kaçtı.
1978 - Enver Sedat ve Menahem Begin Nobel Barış Ödülü'nü aldı.
1979 - Devlet Opera ve Balesi Genel Müdürü Gürer Aykal görevinden alınmıştı. 10 Aralık günü bu göreve İsmet Kurt'un atanması üzerine Devlet Opera ve Balesi çalışanları Carmina Burana'nın sahnelenmesine katılmama kararı aldı. Kurt iki gün sonra istifa etti.
1979 - Rahibe Teresa Nobel Barış Ödülü'nü aldı.
1982 - Günaydın gazetesi yayın hayatına başladı.
1983 - Arjantin'de askeri rejim sona erdi; Arjantin'in 8 yıldan sonra ilk sivil başkanı Raul Alfonsin oldu.
1983 - Polonyalı Dayanışma Sendikası lideri Lech Walesa Nobel Barış Ödülü'nü aldı.
1984 - Güney Afrika'lı Piskopos Desmond Tutu Nobel Barış Ödülü'nü aldı.
1987 - Sedat Simavi Basın Ödülü Uğur Mumcu'ya verildi.
1987 - İnsan Hakları Derneği "Genel Af ve Ölüm Cezalarının Kaldırılması" talepli 130 bin imzalı dilekçeyi Meclis Genel Sekreterliği'ne sundu.
1988 - Türkiye'de ilk karaciğer nakli ameliyatı yapıldı. Ameliyatı, Ankara Hacettepe Üniversitesi'nden Prof.Dr. Mehmet Haberal gerçekleştirdi.
1988 - Cumhurbaşkanı Kenan Evren'in veto ettiği öğrenci affı yasası Meclis'te tekrar kabul edildi. Yasa, üniversitelerde türbana izin veriyordu.
1988 - Mısırlı Necip Mahfuz Nobel Edebiyat Ödülü'nü aldı.
1989 - Aliağa'da çevre şenliği yapıldı.
1993 - Güvenlik kuvvetleri Özgür Gündem gazetesinin İstanbul Kadırga'daki merkezini bastı ve tüm çalışanları gözaltına aldı.
1994 - Yaser Arafat, Shimon Perez ve Yitzhak Rabin Nobel Barış Ödülü'nü aldılar.
1994 - TBMM TV ( Meclis Tv) kuruldu.
2002 - Stanford Üniversitesi insan embriyosu klonlayacağını açıkladı.
2002 - Eski Amerikan Başkanı Jimmy Carter, 1970 lerde Orta Doğu'da sürdürdüğü diplomatik arabuluculuklarından dolayı Nobel Barış Ödülü'nü aldı.
2002 - Kuzey Kore`den gelen Scud füzeleri taşıyan bir gemi Umman denizinde İspanyol donanması tarafından durduruldu.
2002 - Bangladeş gözaltına aldığı iki Avrupalı gazeteciyi serbest bıraktı.
2003 - İranlı Shirin Ebadi, Nobel Barış Ödülü'nü alan ilk müslüman kadın oldu.
2005 - 10 Aralık Hareketi ilk toplantısını İstanbul Dedeman Oteli'nde gerçekleştirdi.
 
Arşiv
 
Süper Loto
08.12.2016 Tarihli Çekiliş Sonucu040619233854
 
On Numara
05.12.2016 Tarihli Çekiliş Sonucu06071115171923242931323440435154596166737677
 
Sayısal Loto
03.12.2016 Tarihli Çekiliş Sonucu242636434446
 
Şans Topu
07.12.2016 Tarihli Çekiliş Sonucu061017243004
 
 
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji