Mersin'in Yeni Valisi Ali İhsan Su Oldu

Ana Sayfa » Gündem » Kadının makus talihi yenilmeli... Prof.Dr.Ahmet Özer yazdı

Kadının makus talihi yenilmeli... Prof.Dr.Ahmet Özer yazdı

Toros Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof.Ahmet Özer, 8 mart dünya kadınlar günü için yazdığı yazıda kadınların sorunlarının çözümünde yeni bir zihni yapıyı; yeni bir anlayışı ve yeni bir modeli gerektirdiğine dikkat çekiyor.

 
 
Kadının makus talihi yenilmeli... Prof.Dr.Ahmet Özer yazdı
Toros Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof.Ahmet Özer, 8 mart dünya kadınları gününe ilişkin kaleme aldığı yazı ise şöyle:

8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü kutlanıyor. Kutlanıyor da gelin biz kadının hali pürmelaline bir mercek tutalım, bakalım ne göreceğiz. Dünya nüfusunun % 51 kadarı, diğer bir deyişle 7 milyar insanın yaşadığı dünyamızın 3.57 milyarı kadındır. Dünya kadınlarının % 55 kadarı; güney Amerika’da, Asya’da ve Afrika’da yaşamaktadırlar. Bunların da kahir ekseriyeti açlık ve yoksulluk sınırının altında bir yaşama mahkum edilmiştir. Çoğu eğitimsizdir, eğitimli olanların çoğu nitelikli bir eğitim alamamıştır. O nedenle Dünya Emekçi Kadınlar Gününün farkında bile değildir çoğu.   Ya da kaç tanesi; bir “dünya kadınlar günü” olduğunu biliyor orası da meçhul.

Dünya Emekçi Kadınlar Günü
Dünyada uzun bir dönemden beri üç temel sorun yaşanagelmektedir. Bunlar sınıf ayırımı, ırk ayırımı ve cins ayırımıdır. Cins ayrımın mağduru hep kadınlar olagelmiştir. Buna çeşitli vesilelerle itiraz edilmişse de sonuç alınamamıştır. Uzun süreli ve zor çalışma koşulları nedeni ile ve ilk kez; tekstil sektöründe çalışan yüzlerce kadın; 8 Mart 1857 tarihinde; Amerika Birleşik Devletleri’nin New York kentinde; çalışma koşullarının iyileştirilmesi nedeni ile eylem yaptı. Bu eylemde ortaya çıkan bir çok kayıba rağmen mücdeleci kadınlar yılmadı. Nihayet “8 Mart” tarihi; 1975 yılında; “Uluslararası Kadınlar Yılı” olarak kutlandı. Birleşmiş milletler örgütü; kadınlara daha geniş ve eşit haklar verilmesinin; dünya barışına da bir katkı sağlayacağı düşüncesi ile “8 Mart” tarihini; “Dünya Kadınlar Günü” olarak ilan etti ve her yıl da kutlanılmasını kararlaştırdı. O günden beri dünyanın heryerinde bu gün çeşitli etkinliklerle kutlanmakatadır. Ne yazık ki çoğu yerde etkinlikler bittiğinde hayat gene kadınlar aleyhine ayniyle, şiddet, sömürü, cinsel taciz, ötekileştirme, angaryalı işlerde çalıştırma, cinsel obje olarak nesneleştirme olarak devam etmektedir. Kadınlara ilişkin cins ayırımcılığına karşı mücdele bu yüzyılın da en büyük sorunu olmaya devam etmektedir.

Türkiyede durum
1926 yılında, Türk Medeni yasası ile hukuk bakımından kadın çağdaş hakların bir çoğuna sahip olmasına  Anayasaya eşitlik ilkesi girmesine rağmen, maalesef bunlar çoğu zaman sadece kağıt üstünde kalmıştır. Ancak 1930 yılında, yerel seçimlere katılma hakkı; 1933 yılında,  muhtarlık ve ihtiyar heyeti seçimlerine katılma hakkı, 1934 yılında ise milletvekili seçimlerine katılma hakkı kazınımlar arasındadır. Buna karşın kadın nüfusumuzun okuma yazma oranı, %70 kadardır. Üniversite mezunu kadınlarımızın oranı ise; sadece, %4 kadardır. Çoğu kdın ya çalıştırılmamakta ya da çalışanlar gayrı ekonomik işlerde çalışmaktadır. Bu da kadının kalkınma sürecinin dışında kalmasına yol açmakatadır. Türkiye’de işgücüne katılım oranı erkeklerde %72 iken kadınlarda % 30. Bu da demektir ki çalışan her 10 kişiden 7’si erkek, 3’ü kadın. Böylece gelişmemeişliğin en önemli dinamiklerinden biri olarak kadının kalkınma sürecine entegre edilememsi olarak söyleyebiliriz.  Oysa Türkiye’nin gelişmesi, kalkınması; çağdaş, laik, demokratik bir sosyal hukuk devleti olması kadın haklarının korunması ve geliştirilmesi ile  mumkün olacaktır.
Çünkü Türkiye’de kadınların sorunları yaşamın her alanında kendini gösteriyor. Bu noktada Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TUİK) en çarpıcı verilerine kısaca göz atacak olursak; Türkiye’de her 3 kadından 1’i şiddet görüyor. Günde beş kadın şiddet kurbanı olurken sadce 106 sığınma evi bulunması, hala 35 ilimizde şiddete uğrayan kadınların sığınacakları bir yerin olmaması manidardır. Yapılan araştırmalar şiddetin uygulandığı kadınların eğitim durumlarıyla şiddet görme yaygınlıkları arasında ilişki olduğunu ortaya koyuyor. Bu bağlamda kadınların eğitim durumuna göre fiziksel şiddet yaygınlığı, eğitimi olmayan/ilköğretimi bitirmeyenlerde %52, lise ve üzerinde ise %25. Tabi eğitimsizliğe bağımlı değişken olarak işsizlik geliyor.

Aile ve evlilik kurumu
Aile toplumun en küçük yapı birimidir. Aile bozulursa toplum bozulur klişesi klişenin ötesinde bir realiteyi de işaret ediyor. 1997 yılında ABD’ye gitmiştim. ABD, o yıllarda kendi  toplumundaki çözülmenin nedenini araştıryordu. Araştırmalar sonucunda çarpıcı bir sonuca ulaşılmıştı: o da ailenin bozulması ve dağılması idi. Çünkü geleneksel toplumdaki “geniş aile”, sanayi toplumunda yerini “çekirdek aileye” bırakırken, ABD gibi küreselleşmiş, aşırı bireyci toplumlar artık giderek dağılan hatta yeni bir kavramla “olmayan aileye” yerini bırakıyor. Evli insanlar çoğunlukla ayrılıyor, evli olmadan birlikte yaşanıyor, çocuk yapılmıyor veya ayrı evlerde sadece belli ihtiyaçlar için bir araya geliniyor. Bu süreç devam ederken 11 Eylül saldırısı oldu. Bu saldırı ABD’de evlenmeler, aileyi tekarar ön plana çıkardı. Öyle ki araştırmalar 11 Eylülden sonra “seni seviyorum” lafında bile iki kat artış olduğunu tespit etmişlerdir.
Türkiyede hala geniş ve çekirdek aileyle birlikte bu üç süreç birlikte yaşanıyor. Bir çeşit geçiş süreci yaşanıyor denebilir. Ancak ne yazık ki 14 milyon kız çocuğu, 18 yaşından küçükken evlendirilmiş. Yine TUİK verilerine göre ortalama evlilik yaşı İstanbul’da 25 iken Güneydoğu’da 22. Batı’da yaşayan kadınların istihdam oranıyla, doğu ve güneydoğuda yaşayan kadınlar arasında büyük fark var. Akraba evliliği yapanların oranı Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde %40 iken Batı Marmara’da %4.8dir. Başlık parası ise %44 ile Ortadoğu Anadolu, Kuzeydoğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgelerinde karşımıza ciddi bir sorun olarak çıkarken, bu rakam Ege’de %6’ya düşüyor. Kadın intiharları hala yüksek düzeyde. Kadınlar en çok 15-24 yaş arasında ve %50 oranında da “bilinmeyen” nedenlerle intihar etmiş. Denebilir ki artık bu sorunların çözümü  yeni bir zihni yapıyı; yeni bir anlayışı ve yeni bir modeli gerektiriyor. Bu nasıl bir model olacak biraz da ona bakalım.

Bu model, her safhada kadınların yanındadır:
Bugünkü yaşam pratikleri ve bu paratiğin içinde gerçekleştiği kentler kadınların sorunlarını göz önünde bulundurmayan bir zihniyetle örgütlenmiştir. Kırsal alanlarda durum kimi bakınlardan daha vahimdir. Kadınların ev içi tutsaklığa mahkûm edildiği bir yaşam yerine; kadınların var olabildiği, kendilerini özgürce ifade edebilecekleri kentler ve yaşam alanları şekillenmelidir. Nüfusumuzun yarısını oluşturan kadın gerçeği dikkate alınmadan yapılan girişimlerin başarı şansı yok denecek kadar azdır.
İnsan onurunu zedelemeyen çağdaş kadın sığınma evleri olmalı, büyük resmi dairelerde, alışveriş merkezlerinde, konser, tiyatro veya halka açık tüm mekanlarda, tuvaletlerin yanı sıra, çocuk emzirme odalarının yer alması ve bunların hijyenik koşullarının yerine getirilmesi; hamile, özürlü, yaşlı kadın ve çocuklara özel yerlerin hazırlanması; kaldırımların bebek arabalı kadınlar için uygun olarak yapılması; kadınların uğradıkları fiziksel ve cinsel şiddetten zarar görmelerini önleyici tedbirlerin alınması şarttır. Başta eğitim sistemi olmak üzere, kadınlara özgü sorun ve gereksinimlere yönelik düzenlemelerin yapılması 8 Martı sembolok söylevlerle kutlamaktan çok daha önemlidir.
Kadınlara sadece yardım edilen cinsiyet olarak bakmamak; aynı zamanda kadınların kalkınma sürecine entegrasyonu başta olmak üzere, yerel yönetimlerde görev ve sorumluluk almalarının önünü açmak, sivil toplum örgütlenmelerinde bilgi, birikim ve deneyimlerinden etkin bir biçimde faydalanmak, çağdaş kentleşme ve kalkınma sürecinde aktif bir rol oynamalarını sağlamak esas olmalıdır.

Kadına ilişkin, hak ve görevler birlikte ele alınmalı:
Çağdaş kent anlayışında hak ve görevler bir madalyonun iki yüzü gibidir. Biri olmadan diğeri olmaz. Kentte yaşayan kentaşlar olarak kadınların  görevlerini yerine getirmelerini istiyorsak onların ketsel haklarını vermeli ve bundan yararlanmaları için gerekli olanakları sunmalıyız. Örneğin kentte yaşayan kadınlara barınma,  iş, aş, eğitim, sağlık, konut temin etmezsek ve  dinlence yerleri, yeşil alanları olan, ulaşımı ve imarı düzgün bir kent sunamazsak (ki bunlar onların hakkıdır) onlardan sağlıklı nesiller yetiştirmelerini, vergilerini vermelerini, kenttin dokusuna karşı sorumlu davranmalarını, kentte sahip çıkmalarını nasıl bekleyebiliriz? Peki bu hakları kim sağlayacak? Elbette yerel yönetimler ve tabi bazı alanlarda merkezi idari de bu konuda üstüne düşen sorunlulukları yerine getirmeye mecburdur. Bugün bu hakların tanınmaması sonucu bir yandan evine ekmek götüremeyenlerin yaşadığı varoşlar, öbür yandan milyar dolarla satılan lüks daireler aynı kentte yer alıyor. Bu durum çözüme kavuşturulmadığı  taktirde adalet duygularını zedelediği gibi sosyal barışı da tehdit etmektedir.

Modelin uygulamayı esas aldığı projeler
Bu nedenle yeni bir zihniyet ve yeni bir modele ihtiyaç vardır. Bu model hedefleri olan, bu hedefleri gerçekleştirmek için projeler geliştiren ve bu projeleri nitelikli kadrolar yoluyla uygulayan bir pratikle işlemeli. Bunun için, kadına değer veren, sivil toplum yapısını geliştiren projeleri geliştirmek; katılım ve denetim için kent konseyleri içinde kadın forumu oluşturmak, kent şuraları içinde kadın temsilciliklerini, kadın birliklerini, halk meclisleri kurmak; kendi kendini yönetme pratiğine ilişkin uygulamaları geliştirmek; yönetenleri izleme ve denetleme komiteleri kurmak; halkı pratik uygulamaya katan proje demokrasisini uygulamak esas olmalıdır.
Ayrıca sosyal ve kültürel faaliyetler alanında, eğitim faaliyetlerini (okul ve kurs); sağlık hizmetlerini (geçici ve kalıcı sağlık hizmetleri); yoksul kız öğrencilere burs vermeyi; kimsesizlere ve yoksullara yardım etmeyi; aş evleri, sığınma evleri, dayanışma evleri kurmayı; tiyatro, sinema, resim kursları ve kitap fuarları açmayı; bilgisayar, saz ve halk oyunları kursları açmayı;  biçki-dikiş kursları, kilim atölyelerini oluşturmayı; ana- çocuk sağlığı projelerini önemser.
Her türlü altyapı projeleri; üst yapıyı güzelleştirme projeleri; işsizlikle mücadele bu modelin önem verdiği temel projeler olmalıdır. Bu hizmetlerin belediye eliyle yürütülmesi; muhtaç ailelere iş ve aş verilmesi; yeni iş alanları yaratılması; yerel işsizlik sigortası; ara elaman kursları; iş anları yaratılması; üretim erbabına yardımcı olunması temel prensiplerdendir.


Sonuç
Sorunlar sıkıntılardaha da anlatılabir. Ama önemli olan bu konuda bir zihniyet değişimi gerçekleştirmek ve kadın sorunlarının hatırlanmasını sadece bir güne sığdırmamaktir. Bu vesileyle “ana olan, yar olan, evinde üreten, işinde üreten, merhameti yüreğinin her daim bir köşesinde tutan, inanan, inandıkları uğruna yüreklice mücadele eden, şiddet gören ve gidecek yeri çalacak kapısı olmayan, evlatları için kan kusup kızılcık şerbeti içtim diyen ve her daim ayakta dimdik durmak için mücadele eden tüm kadınlarımızın 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü kutlu olsun.”
 
7 Mart 2013 Perşembe 19:55
 
 
(0 Yorum Yapıldı)Yorumlar
<p>Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.</p>
 
Bu Kategorideki Diğer Haberler
 
Toroslarda yüzme kursları başladıToroslar’da, Yapılandırma Başvuruları BaşladıGüneş Doğarken İşçilerle Sabah MesaisindeTarih, doğa, deniz, güneş, müzik ve dans kansere karşı birleştiİçel Soroptimist Kulübü, 'Obezite ile Savaş' semineri düzenledi.Bisiklet durursa hayat dururTarsus Sev’in Robotik Takımı’na İki Ödül BirdenMobbing ve Hukuksal Boyutu Ele AlındıGüzel Konuşma ve Diksiyon
MTSO’ya teşekkür belgesiMenderes Gönüllü Evi, Mezitli'nin Filizleri ailesine katıldıMiniklerden Büyük Nağmeler
 
 
Yazarlar
Yazarlar RSS Beslemesi
 
 
 
Get our toolbar!
 
Gazete Manşetleri
 
 
Namaz Vakitleri
 
  • İmsak03:13
  • Güneş05:17
  • Öğlen12:54
  • İkindi16:46
  • Akşam20:12
  • Yatsı21:59
 
Anket
.
 
İddaa
 
Lig Puan Durumu
 
Takımlar
O
G
B
M
P
1
Beşiktaş
34
23
8
3
77
2
Başakşehir
34
21
10
3
73
3
Fenerbahçe
34
18
10
6
64
4
Galatasaray
34
20
4
10
64
5
Antalyaspor
34
17
7
10
58
6
Trabzonspor
34
14
9
11
51
7
Akhisar Bld.
34
14
6
14
48
8
Gençlerbirliği
34
12
10
12
46
9
Kasımpaşa
34
12
7
15
43
10
Konyaspor
34
11
10
13
43
11
K.D.Ç. Karabük
34
12
7
15
43
12
Alanyaspor
34
12
4
18
40
13
Osmanlıspor FK
34
9
11
14
38
14
Kayserispor
34
10
8
16
38
15
Bursaspor
34
11
5
18
38
16
Ç. Rizespor
34
10
6
18
36
17
Gaziantepspor
34
7
5
22
26
18
Adanaspor
34
6
7
21
25
 
Şampiyonlar Ligi
 
UEFA Avrupa Ligi
 
Alt Lig
 
 
Tarihte Bugün
1691 - II. Ahmet padişah oldu.
1868 - ABD'li mucit Latham C. Sholes, daktilonun patentini aldı.
1894 - Uluslararası Olimpiyat Komitesi Paris'te kuruldu.
1920 - Çerkez Ethem, Yozgat'a girdi.
1939 - Hatay'ın Türkiye'ye katılmasına ilişkin antlaşma, Ankara'da imzalandı.
1950 - Türkiye Cumhuriyeti Turizm Bankası kuruldu.
1954 - Türkiye, ilk kez katıldığı Dünya Futbol Kupası finallerinde Federal Almanya'ya yenilerek elendi.
1954 - İstanbul Üniversitesi Fen Fakültesi Dekanlığına seçilen Prof.Dr. Nüzhet Gökdoğan, ilk kadın dekan oldu.
1983 - Doğru Yol Partisi (DYP) kuruldu.
 
 
Arşiv
 
Bumerang - Yazarkafe
 
Süper Loto
22.06.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu030520374448
 
On Numara
19.06.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu04050709101315243233344244484952606271737679
 
Sayısal Loto
17.06.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu050825284549
 
Şans Topu
21.06.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu030417193310
 
 
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji